Bizi Takip Edin

Avrupa

Alman Savunma Bakanı Pistorius “savaş için sosyal uyum” çağrısı yaptı

Yayınlanma

Alman Savunma Bakanı Boris Pistorius olası bir savaşa hazırlık kapsamında eyaletlere “sosyal uyumu” güçlendirmeleri çağrısında bulundu.

German Foreign Policy’nin aktardığına göre Pistorius, geçen hafta sonu düzenlenen İçişleri Bakanları Konferansı’nda, “sivil savunma”nın orduyla “aynı hızda ilerlemesi” gerektiğini savundu.

Bakana göre devlet ve toplum ordunun arkasında durmalı; Alman toplumu bir bütün olarak Rusya’ya karşı bir savaşa hazırlanmalı.

Pistorius, Almanya’nın “İkinci Dünya Savaşı’ndan bu yana hiç olmadığı kadar büyük” bir tehditle karşı karşıya olduğunu savunurken, geçen yıl ordu, hükümet ve iş dünyasından uzmanlar, bir strateji belgesinde doğuya yönelik “planlanan konuşlandırma” için “sivil hizmet sunumunun en üst düzeye çıkarılması” çağrısında bulunmuştu.

Bu amaçla, itfaiyeden kritik altyapı işletmecilerine kadar siviller ve sivil kuruluşlar, uygun eğitim, öğretim ve mesleki gelişim programlarına sürekli olarak entegre edilecek.

Nisan ayında yapılan bir tatbikat sırasında Alman Silahlı Kuvvetleri (Bundeswehr), askeri konuşlandırmaya karşı halkın tepkisini analiz etmeye odaklandı.

Berlin, bir seferberlik durumunda yaygın protestoların yaşanacağını öngörüyor. Bu nedenle uzmanlar, baskı aygıtının genişletilmesini talep ediyor.

Pistorius sivil-asker işbirliği istiyor

Savunma Bakanı Boris Pistorius’un geçen cuma günü tüm Alman eyaletlerinden gelen içişleri bakanları konferansında yaptığı açılış konuşmasında, “etkili bir sivil taban” olmadan hiçbir “askeri gücün etkili olamayacağını” savundu.

Bakana göre tanklar, uçaklar veya gemiler kadar, en azından bunlar kadar önemli olan şey, “bir toplumdaki insanların inancı” ve bu nedenle sivil-askeri işbirliği temel önemde.

Bakanın sözlerine göre, her birey bir acil durumda –siyaset ve yönetimde, ekonomide ve toplumda– hangi rolü üstleneceğini bilmeli.

“Toplu savunma”nın, “kendi ülkesi için sorumluluk almaya yönelik ortak irade”nin ifadesi olduğunu söyleyen Pistorius, özellikle yeni askerlik programının ve yedek kuvvetlerin güçlendirilmesinın, halk arasında savaşa hazırlık bilincinin oluşturulmasına yardımcı olmayı amaçladığına işaret etti.

Almanya savaşa mı hazırlanıyor?

Pistorius, ulusal savunma ve NATO savunmasının silahlı kuvvetlerin temel görevi olsa da, savaş durumunda Bundeswehr’in çoğunluğunun doğu kanadında veya Kuzey Atlantik’te savaşacağını ve Almanya sınırları içinde hazır bulunmayacağını hatırlattı.

Dolayısıyla Almanya’nın Rusya ile olası bir savaşa yönelik planları, öncelikle bu bölgelerdeki yedek askerlere ve sivil güçlere dayanıyor.

Pistorius, Almanya’nın “NATO’nun lojistik kalbi” olduğunu ve bu nedenle savaş durumunda “düşmanlar için de potansiyel bir hedef” olduğunu belirtti.

SPD’li bakana göre ülke, “İkinci Dünya Savaşı’ndan bu yana hiç olmadığı kadar tehdit altında.”

Alman halkını “ulusal savunma”ya hazırlamak

Geçen yıl, ordu, hükümet ve iş dünyasından uzmanlar, bir strateji belgesinde (“Yeşil Kitap ZMZ 4.0”) Alman sivil nüfusunun savaşa daha yoğun bir şekilde hazırlanmasını talep etmişti.

O dönemde, “ulusal savunma çerçevesinde kendi sivil yükümlülüklerini yerine getirme konusunda birçok durumda bilgi ve isteklilik eksikliği”nden yakınıyorlardı.

Aynı zamanda, 1956 yılından beri ulusal krizlerde veya savunma durumunda devlet kurumlarına şirketlerden ve özel şahıslardan kaynak ve hizmetlere zorunlu olarak erişim yetkisi veren Federal Hizmetler Kanunu’na atıfta bulundular.

Ayrıca, tıbbi tedavide askerlere “gerekli öncelik verilmesi” sonucunda, örneğin sağlık sisteminde sivillere yönelik “bakım düzeyinin” azaltılması konusunda vatandaşların kamuoyu tartışmaları açısından hâlâ “yeterince hazırlıklı olmadığını” belirttiler.

Belgeye göre yıllar süren “ihtiyatlı tutum”un ardından, artık dışarıdan dayatılabilecek olası bir savaş karşısında “olağanüstü zorlu görevleri” yerine getirmek gerekli hale gelmişti.

Senaryo: 2030 Seferberliği

O dönemde uzmanlar, 2030 yılına ait ayrıntılı bir gelecek senaryosu ortaya koymuştu.

Bu senaryoya göre, Ukrayna’daki savaş bir çıkmaza girmişti. Rusya, birliklerini geri çekmişti. Almanya ve NATO, Moskova’nın ZAPAD askeri tatbikatını yeniden başlatmasını, Rusya’nın batı sınırına önemli miktarda kuvvet konuşlandırmak için bir fırsat olarak kullanıyordu.

Bu bağlamda, “Federal Hükümet, Federal Meclis ve NATO … Rusya’ya gerginliği tırmandırmak için bir bahane vermemek amacıyla, olağanüstü hal ilan edilmemesi konusunda mutabık kalmıştı.”

Bundeswehr, NATO birliklerinin Almanya üzerinden geçişini sağlarken başından itibaren “sivil halkın büyük desteğine” güvenecek.

Bu nedenle yedek askerleri ve sivil savunma güçlerini seferber ediyor ve federal hükümetten, eyaletlerden ve yerel yönetimlerden aktif destek istiyor.

WSJ, Almanya’nın Rusya’ya karşı gizli savaş planını yazdı

Senaryoda Bundeswehr, en başından itibaren özel kuvvetler ve entegre Hollanda birimleri de dahil olmak üzere yaklaşık 30.000 askeri Litvanya’ya konuşlandıracak.

Yaklaşık iki hafta sonra, “Federal Almanya Cumhuriyeti üzerinden geçen güzergâhlarla ittifakın doğu kanadına, toplamda yaklaşık 80.000” askerden oluşan “NATO birimlerinin kitlesel konuşlandırılması” başlayacak.

Bir ittifak taahhüdü durumunda, NATO planları, araçlarıyla birlikte toplam 800.000’e kadar askerin batıdan doğuya konuşlandırılmasını öngörüyor.

Aşılması gereken zorluklar arasında, “akla gelebilecek her güzergâh boyunca” askerler için yeterli sayıda dinlenme noktası kurmak üzere uygun sivil mülklerin bulunması yer alıyor.

Eyaletler arası tatbikatta siviller de yer aldı

Nisan ayında, Hessen ve Thüringen eyalet komutanlıkları, bu amaç için “Bundeswehr kaynaklarının mevcut olmaması” durumunda, yani birliklerin zaten doğu kanadında tam olarak görevlendirilmiş olması halinde, Rusya’ya yönelik NATO konuşlandırmasının nasıl sağlanabileceğini eğitmek amacıyla eyaletler arası bir askeri tatbikat düzenledi.

Bundeswehr’in yanı sıra katılımcılar arasında ABD birimleri, iki ilçe, polis, itfaiye ve “sivil hizmet sağlayıcılar” yer aldı.

“HETHEX 2026” adlı konuşlandırma tatbikatında tüm katılımcılar, sadece ordu, polis ve sivilleri değil, aynı zamanda federal, eyalet ve belediye düzeylerindeki sivil otoriteleri ve idareleri de daha fazla entegre etmek ve bunları sivil-askeri işbirliğine dahil etmek için çalıştı.

Bundeswehr’e göre, “askeriye ile siviller ve sivil kuruluşlar arasındaki temas noktaları”, eyalet ve il irtibat komutanlıklarında görev yapan yedek askerler. Bu kişiler, “afet müdahale karargahının operasyonlarına sıkı bir şekilde entegre edilmiştir” ve “temas noktalarını” bilmektedirler.

HETHEX 2026 tatbikatı, sorumlu komutanın vurguladığı üzere “gerçek dünya koşullarında” gerçekleştirildi.

Bundeswehr’e göre, “her şeyden önce halk arasında görünürlük … tatbikatın önemli bir bileşeniydi” ve bunun amacı “vatandaşların tepkilerini gerçekçi bir şekilde değerlendirebilmek”ti.

Alman medyasında “seferberlik” tartışmaları

Savaş karşıtlarına devlet baskısı artacak

Gerçek bir seferberlik durumunda, geçen yıl yayınlanan ZMZ 4.0 Yeşil Kitabı’nın yazarları, halk arasında yaygın bir direniş yaşanacağını öngörmüştü.

Senaryoda, “büyük çaplı sosyal medya kampanyalarının” ardından, “hem sol hem de sağ kanattan barış aktivistleri ve NATO karşıtları”nın “Rusya ile bir savaşı önlemek amacıyla gösteriler düzenlemeyi ve köprüleri ile sınır geçişlerini kapatmayı” talep ettikleri belirtildi.

Altyapı operasyonlarında her alanda grevler patlak verecekti. Protestocular sınır geçişlerini, yürüyüş güzergâhlarını, askeri dinlenme noktalarını ve lojistik merkezlerini bloke edecekti.

Buna ek olarak, yürüyüş güzergâhları boyunca “giderek şiddetlenen gösteriler” ve altyapıyı hedef alan “sabotaj eylemleri” yaşanacaktı.

“Kimliği bilinmeyen otonom bir solcu grup”, “Deutsche Bahn’ın elektrik dağıtım kutularına yönelik kundaklama saldırıları”nın sorumluluğunu üstleniyordu.

Fakat bu tür eylemlerin, senaryoda, “önleyici siyasi tedbirler” yoluyla “başında engellenebileceği” vurgulanıyor. Bu durum, halkın “propagandaya karşı duyarlılığı” için de geçerli.

İhtiyaç duyulan şey, “ek kapalı birimlerin kurulması yoluyla polis yapılarının güçlendirilmesi.”

Ayrıca, Almanya içindeki askeri polise (“Feldjäger”) yeni yetkiler verilmesi isteniyor. Bu kapsamda, “istihbarat servisleri, Bundeswehr ve polis arasında sistematik ve yakın bir koordinasyon” hayati önem taşıyor.

Avrupa

Almanya, Rusya’ya karşı binlerce yeni füze almaya hazırlanıyor

Yayınlanma

Bloomberg’ün haberine göre Almanya, Tomahawk sevkiyatında yaşanan gecikmeler üzerine savunma cephaneliğini binlerce hassas vuruş füzesiyle takviye etmeyi planlıyor. Berlin, Amerikan girişimi Covenant’tan 1,12 milyar doları aşan Anthem füzeleri almanın yanı sıra Ukrayna, Hollanda ve İngiltere ortaklı projeleri değerlendiriyor.

Almanya, savunma cephaneliğini genişletmek amacıyla binlerce hassas vuruş füzesi satın almayı planlıyor.

Almanya ordusunun envanterinde şu anda yalnızca havadan fırlatılan ve yaklaşık 500 kilometre gibi görece kısa bir menzile sahip olan Taurus seyir füzeleri yer alıyor.

Bloomberg’ün konuya aşina kaynaklara dayandırdığı haberinde, Berlin’in Amerikan Raytheon üretimi BGM-109 Tomahawk füzeleri ile Typhon fırlatma sistemlerini tedarik etme planının ise gecikmelerle karşılaştığı belirtildi.

Bu tablonun ardından Almanya Savunma Bakanlığı, çok sayıda üreticiyle binlerce hassas vuruş füzesi almak üzere görüşmelere başladı.

Berlin’in benimsediği strateji, görece düşük maliyetli füzeleri yüksek adetlerle temin ederek nicelik üstünlüğü kurmayı ve olası bir hasmın hava savunma sistemlerini doygunluğa ulaştırarak felce uğratmayı amaçlıyor.

Görüşme yürütülen taraflardan birini Amerikan savunma girişimi Covenant oluşturuyor.

Almanya, bu şirketten 1,12 milyar doları aşan bir maliyetle karadan fırlatılan binlerce Anthem seyir füzesi almayı değerlendiriyor.

Covenant şirketi ABD kökenli olmasına karşın projenin Avrupa ile doğrudan bağı sürüyor. Girişim, bu yıl Almanya’nın Leipzig kentinde bir fabrika açtı.

Fabrikadaki ilk füzelerin 2027 yılının başında üretim bandından çıkması hedefleniyor.

Gelecek yılın sonuna kadar bin adet üretmeyi planlayan şirket, bağımsız Avrupa tedarik zincirlerinden faydalanarak 2028 yılına gelindiğinde yıllık 5 bin füzelik azami kapasiteye ulaşmayı amaçlıyor.

Berlin tek bir tedarikçiye bağlı kalmamak için alternatifleri inceliyor

Berlin yönetimi tek bir şirkete bağımlı kalmaktan kaçınmak için farklı seçenekleri de gündemde tutuyor.

Bu kapsamda Ukrayna ile Bars seyir füzelerinin ortak üretimi ve satın alınması yönünde temaslar yürütülüyor.

Hollanda merkezli Destinus SA şirketinin geliştirdiği Ruta füzeleri de incelenen seçenekler arasında yer alıyor.

Almanya ve İngiltere ortak girişimi olan Hypersonica ile de yüksek hızlı HS1 füzelerinin geliştirilmesi konusu ele alınıyor.

Avrupa ülkeleri, Ukrayna’daki çatışmaların başlamasının ardından geniş kapsamlı bir yeniden silahlanma sürecine girdi.

Rusya’nın Berlin Büyükelçisi Sergey Neçayev ise mayıs ayında yaptığı açıklamada Almanya’nın Rusya ile askeri bir karşı karşıya gelişe hazırlandığını öne sürmüştü.

Neçayev, Almanya’nın Ukrayna’daki çatışmalara taraf olmama yönündeki resmi beyanlarına rağmen askeri harcamalarını artırdığını, ordu mevcudunu büyüttüğünü ve silahlanma adımlarını hızlandırdığını savundu.

Okumaya Devam Et

Avrupa

Avusturya, dört Rus diplomatı sınır dışı etti

Yayınlanma

Avusturya, üçü büyükelçilikte biri AGİT temsilciliğinde görevli dört Rus diplomatı casusluk şüphesiyle sınır dışı etti. Karara tepki gösteren Rusya Dışişleri Bakanlığı misillemenin kaçınılmaz olduğunu duyururken Viyana’nın 2022’den bu yana sınır dışı ettiği Rus görevli sayısı en az 18’e ulaştı.

Avusturya, dört Rus diplomatı “istenmeyen kişi” ilan ederek sınır dışı etti. Diplomatlardan üçü Viyana’daki Rusya Büyükelçiliğinde görev yaparken biri ülkenin Avrupa Güvenlik ve İşbirliği Teşkilatı (AGİT) Daimi Temsilciliğinde yer alıyordu.

Gelişmeyi cuma günü ilk olarak Avusturya dergisi Profil duyurdu; kamu yayıncısı ORF ve Die Presse gazetesi de Dışişleri Bakanlığına dayandırdıkları haberlerle bilgiyi teyit etti.

Bakanlık açıklamasında kararın güvenlik birimlerinden gelen veriler doğrultusunda alındığı belirtildi. Açıklamada, dört Rus görevlinin diplomatik statüleriyle bağdaşmayan faaliyetler yürüttüğü kaydedildi.

Moskova ise karara gecikmeden karşılık verileceğini duyurdu. Rusya Dışişleri Bakanlığı, Avusturya’nın bu adımına yönelik tepkinin “kaçınılmaz olarak geleceğini” açıkladı.

Avusturya Dışişleri Bakanlığı verilerine göre Viyana’daki Rusya Büyükelçiliğinde toplam 48 diplomat görev yapıyor. 23 Rus vatandaşı da ülkenin AGİT Daimi Temsilciliğinde yer alıyor.

Profil: Rus diplomatlar casuslukla suçlanıyor

Profil dergisi, sınır dışı edilen dört Rus diplomatın casusluk şüphesiyle hedef alındığını aktardı.

Bu isimlerin, araştırmacı yayın organı Agentstvo’nun ağustos başında yayımladığı ve istihbarat servisleriyle bağlantılı olabileceği öne sürülen 21 kişilik diplomat listesinde yer alıp almadığı ise henüz netleşmedi.

Profil, Avusturya Savunma Bakanlığının ağustos ayı ortasında askerlere olası Rus ajan devşirme girişimlerine karşı uyarı yazısı gönderdiğini ve şüpheli temasların bildirilmesini istediğini kaydetti.

Avusturya makamlarının gündemine giren bir diğer başlık ise Viyana sakinlerinin Rusya Büyükelçiliği çatısından gelen seslere yönelik şikayetleri oldu.

İngiliz The Financial Times gazetesi mart ayında kaynaklarına dayandırdığı haberinde, çatıdaki “anten ormanı” aracılığıyla NATO ve diğer uluslararası kuruluşların haberleşmelerinin dinlendiğini öne sürmüştü. Viyana yönetimi bu iddialar üzerine mayıs ayında üç Rus diplomatı sınır dışı etmişti.

Avusturya Dışişleri Bakanlığı eylül ayı ortasında yerel haber ajansı APA’ya yaptığı açıklamada, Rusya Büyükelçiliği temsilcilerinin çatıdaki havalandırma pervanelerinin arızalandığını savunarak gürültü için özür dilediğini bildirmişti.

Şubat 2022’de Ukrayna’da başlayan savaştan bu yana Avusturya, son kararla birlikte Rus temsilciliklerindeki en az 18 personeli sınır dışı etmiş oldu.

Okumaya Devam Et

Avrupa

Sırbistan’da öğrenci mitinginde yüzbinlerce kişi bir araya geldi

Yayınlanma

Sırbistan’da öğrencilerin öncülüğündeki hareketin son mitingi için perşembe günü yüz binlerce kişi Belgrad’ın merkezinde bir araya geldi.

25 Ekim’de yapılacak erken parlamento seçimleri öncesinde yapılan mitingin organizatörleri, mitinge en az 200.000 kişinin katıldığını belirtti.

Hareket, Aleksandar Vučić ve Sırp İlerleme Partisi’nin (SNS) 14 yıllık iktidarını sona erdirmeyi ve yaklaşık iki yıldır süren hükümet karşıtı protestoları bir seçim zaferine dönüştürmeyi hedefliyor.

Protesto hareketi, Kasım 2024’te kuzeydeki Novi Sad kentinde bir tren istasyonu kanopisinin çökmesi sonucu 16 kişinin hayatını kaybetmesi ve bunun ülke genelinde öğrenciler öncülüğünde kitlesel yolsuzluk karşıtı protestolara yol açmasının ardından ortaya çıktı.

Göstericiler, felaketin sorumlusu olarak hükümetin yolsuzluğunu gösterdi fakat henüz kimse cezai olarak sorumlu tutulmadı.

Öğrenci Listesi’nden birçok aday kalabalığa hitap etti. Aralarında, yargı ve savcılığın siyasi baskı ve kişisel çıkarların etkisinden arındırılması çağrısında bulunan tanınmış Sırp aktör Tihomir Stanić de vardı.

Stanić, “Hepimiz kanun önünde eşit olmamaktan bıktık. Sırbistan özgürlüğü, adaleti ve hesap verebilirliği hak ediyor,” dedi.

Miting, son iki yıldır öğrenci hareketinin harekete geçirdiği çok sayıda genç de dahil olmak üzere her yaştan insanı bir araya getirdi.

Belgrad’dan 26 yaşındaki Nađa, başından beri öğrencileri desteklediğini ve adalet ve daha iyi bir gelecek için mücadele eden insanların yanında yer almaktan gurur duyduğunu söyledi.

Rapporteur’e verdiği demeçte, “Öğrenci Listesi’nin seçimi kazanmasını bekliyorum fakat iktidar yetkililerinin sonuçları sorgulamak ve itibarsızlaştırmak için ellerinden gelen her şeyi yapacaklarına inanıyorum,” dedi.

Mitinge, siyasi değişim ve çocukları için daha iyi bir gelecek umduğunu belirten daha yaşlı destekçiler de katıldı.

61 yaşındaki Dragana, Rapporteur’e, “Umarım yeni hükümet, çocuklarımızın Sırbistan’ı terk etmek zorunda kalmadan geleceklerini kurabilecekleri bir ülke yaratır,” dedi.

Seçimler, Vučić’in iktidar partisinin yıllarca kendisiyle kıyaslanabilecek kadar güçlü bir seçim rakibiyle karşılaşmadığı 2012’de SNS’nin iktidara gelmesinden bu yana Sırbistan’da görülen en belirsiz seçimler olarak değerlendiriliyor.

Seçim kampanyası neredeyse bir referandum havasına büründü. Oylama, genel olarak SNS’nin iktidarının devamı ile siyasi değişim umudu arasında bir seçim olarak görülüyor.

Anketler, iktidar koalisyonu ile Öğrenci Listesi arasında başa baş bir yarışa işaret ediyor. Salı günü yayınlanan son ankete göre, kararını vermiş seçmenler arasında SNS liderliğindeki koalisyon %42,9, Öğrenci Listesi ise %42 oy oranına sahip.

Avrupa Parlamentosu heyeti de dahil olmak üzere uluslararası gözlemciler, seçimleri izleyecek.

Seçimlerin nasıl yürütüleceği, seçim koşulları, demokratik standartlar ve hukukun üstünlüğü konusundaki süregelen endişeler nedeniyle, uzun süredir durma noktasına gelen Sırbistan’ın AB üyelik süreci üzerinde önemli etkiler yaratabilir.

Okumaya Devam Et

Çok Okunanlar

English