Bizi Takip Edin

Avrupa

Almanya’da Kuzey Akım davasında ilk sanık hâkim karşısında

Yayınlanma

Almanya’da Kuzey Akım doğal gaz boru hatlarına yönelik sabotajla ilgili davada tutuklanan ilk ve tek şüpheli hakkında iddianame kabul edildi. Federal Başsavcılık, 50 yaşındaki Ukrayna vatandaşını sivil enerji altyapısına saldırı düzenlemekle ve bunun uluslararası ceza hukuku kapsamında “savaş suçu” oluşturduğu gerekçesiyle yargılıyor.

Almanya’da Kuzey Akım doğal gaz boru hatlarına yönelik sabotajla ilgili soruşturmada tutuklanan ilk ve tek şüpheli mahkeme önüne çıktı. Federal Başsavcılık, 50 yaşındaki Ukrayna vatandaşı Sergey K.’yı sivil enerji altyapısına saldırı düzenlemekle suçluyor.

Savcılığa göre bu eylem, uluslararası ceza hukuku kapsamında “savaş suçu” niteliği taşıyor. Sanık ayrıca patlayıcı kullanarak sabotaj düzenlemek ve altyapı tesislerini tahrip etmekle de yargılanıyor.

İddianameye göre Sergey K., yaklaşık 2015 yılına kadar Ukrayna Güvenlik Servisi’nde (SBU) görev yaptı.

Federal Başsavcılığın değerlendirmesine göre daha sonra yedi kişilik gruba liderlik eden Sergey K., Eylül 2022’de Baltık Denizi’nin tabanındaki Kuzey Akım boru hatlarına yönelik sabotaj operasyonunu organize etti.

Savcılığın anlatımına göre sanık, 2022 yazının sonlarında “Andromeda” adlı Bavaria Cruiser 50 sınıfı kiralık yelkenliyle olay yerine ulaştı.

Teknede dört profesyonel dalgıç, patlayıcı uzmanı ve bir kaptan yer alıyordu. İddianameye göre ekip, yaklaşık 80 metre derinlikte boru hatlarına heksojen ve oktojen karışımından oluşan yüksek etkili patlayıcılar yerleştirdi. Patlamalar sonucunda 26 Eylül 2022’de Kuzey Akım’ın üç hattı tahrip oldu.

Soruşturma kapsamında Rügen Adası’nda kışlama alanında bulunan “Andromeda” yatında heksojen ve oktojen karışımına ait izler tespit edildi.

Savcılığa göre bu örnekler, hasar gören Kuzey Akım boru hatlarından alınan numunelerle eşleşti. Yatta ayrıca parmak izleri, üzerinde saç telleri bulunan siyah tişört, beyzbol şapkası, termos ve kullanılmış kahve fincanları bulundu.

Federal Başsavcılığa göre sabotajı gerçekleştirdiği öne sürülen özel timde yedi Ukrayna vatandaşı yer alıyordu.

ARD, Die Zeit ve Süddeutsche Zeitung’un haberine göre bu kişilerden biri daha sonra Rusya’ya karşı yürütülen savaşta hayatını kaybetti.

Die Zeit’in incelediği askeri kimlik belgesine göre Sergey K., sabotajın gerçekleştirildiği dönemde Ukrayna Silahlı Kuvvetleri mensubuydu.

Kasım ayından bu yana Almanya’da tutuklu bulunan sanığın, 2025 yazında İtalya’da tatil yaptığı sırada gözaltına alındığı belirtildi.

Almanya Federal Yüksek Mahkemesi’nin (BGH) açıklamasına göre Sergey K., Ukrayna ordusunun seçkin birliklerinden birinde subay rütbesiyle görev yaptı.

Mahkemenin Aralık 2025 tarihli değerlendirmesinde, Kuzey Akım boru hatlarına yönelik sabotajın “yüksek olasılıkla yabancı bir devletin talimatıyla” ve bir istihbarat operasyonu kapsamında gerçekleştirildiği ifade edildi.

Deutsche Welle’nin aktardığına göre mahkeme belgesinde bu operasyonlardan Kiev’deki devlet kurumlarının sorumlu olduğu değerlendirmesi yer aldı.

Federal Başsavcılığın yayımladığı açıklamada da sabotaj emrinin “Ukrayna devlet kurumlarından” geldiği belirtildi. Açıklamaya göre sanığın suç ortaklarından, “bu boru hatları üzerinden doğal gaz sevkiyatını tamamen durdurmaları ve Rusya’nın doğal gaz ticaretinden elde ettiği gelirleri savaşın finansmanında kullanmasını engellemeleri” amacıyla patlamayı gerçekleştirmeleri istendi. Sergey K. ise hakkındaki suçlamaları kabul etmiyor.

Avrupa

AB, savunma politikaları için yeni grup kuruyor

Yayınlanma

AB’nin baş diplomatı Kaja Kallas, değişen ABD varlığı karşısında bloğun kendini nasıl savunabileceğini değerlendirecek, eski siyasi ve askeri liderlerden oluşan üst düzey bir grubun kurulacağını duyurdu.

İrlanda’da düzenlenen gayri resmi savunma bakanları toplantısının açılışında yaptığı açıklamada, önümüzdeki hafta faaliyete geçecek olan bu yeni yapının, Avrupa Birliği’nin yanı sıra Birleşik Krallık ve Ukrayna’dan da önde gelen isimleri içereceğini belirtti.

Kallas şöyle konuştu:

“Elbette NATO, Avrupa güvenliğimizin temel taşı olmaya devam ediyor. Aynı zamanda ABD de Avrupalı müttefiklerden kendi savunmamız konusunda daha fazla sorumluluk üstlenmelerini istiyor. Neden bu siyasi ve askeri liderler? Çünkü onlar, kurumlar olarak bizim söyleyemeyeceğimiz şeyleri de söyleyebilirler.”

Kallas’ın sözcüsü, gruba kimlerin katılacağı konusunda ayrıntı vermedi.

Eski Estonya başbakanı, grubun amacının ABD’nin savunma kapasitesini taklit etmek değil, “benzersiz güçleri” kullanarak Avrupa topraklarını savunmaya odaklanmak ve aynı zamanda “Ukrayna’nın kapsamlı operasyonel deneyimini” kullanarak “geleneksel düşünceye meydan okumak” olduğunu da sözlerine ekledi.

Okumaya Devam Et

Avrupa

Letonya’da 12 bin NATO askerinin katıldığı Namejs tatbikatı başladı

Yayınlanma

Letonya’da 12 bin askerin katıldığı kapsamlı devlet savunma tatbikatı Namejs başladı. NATO müttefiklerinin yer aldığı ve 8 Ekim’e kadar sürecek manevralarda “Ukrayna’daki savaştan çıkarılan dersler” ile insansız hava araçlarına karşı savunma faaliyetleri ön plana çıkıyor.

Letonya’da 2 Eylül itibarıyla başlayan “Namejs” adlı kapsamlı devlet savunma tatbikatı 8 Ekim’e kadar devam edecek.

Delfi portalının haberine göre manevralarda Letonya’nın yanı sıra Kanada, ABD, Estonya ve Litvanya dahil olmak üzere diğer NATO üyesi ülkelerden toplam 12 bin asker görev alıyor.

Tatbikat, NATO’nun Çok Uluslu Kuzey Tümeni Karargahı ile müşterek olarak icra ediliyor. Manevraların planlama aşamasında güncel silahlı çatışmalardan ve Ukrayna’daki muharebelerden elde edilen tecrübeler ile dersler dikkate alındı.

Bu kapsamda özellikle insansız hava aracı sistemlerinin kullanımı ile insansız hava araçlarına karşı savunma kapasitesinin geliştirilmesine ağırlık verilecek.

Letonya’nın sınır bölgelerini de kapsayan doğu kesiminde yoğun insansız hava aracı uçuşları planlanırken, askeri unsurlar bu araçların tespiti, teşhisi ve etkisiz hale getirilmesi üzerine eğitim icra edecek.

Manevralarda Devlet Savunma Hizmeti personeli ve yedek askerler de dahil olmak üzere tüm birliklerden unsurlar görev alıyor. Askeri personel tatbikat boyunca sivil kurumlar, devlet güvenlik organları, yerel yönetimler ve işletmelerle koordinasyon ve işbirliği süreçlerini de uygulayacak.

Letonya Devlet Güvenlik Hizmeti, geçtiğimiz Temmuz ayında Ventspils kentinde yaklaşık 600 kişinin katılımıyla tarihinin en büyük terörle mücadele tatbikatı olan “Vindau 2026″yı düzenlemişti.

Söz konusu tatbikatta, senaryo gereği limana ve bir yolcu feribotuna saldıran silahlı teröristlere müdahale edilmişti.

Letonya’nın Omega ve Sigma birimleri ile Finlandiya Ulusal Ordusu’nun özel harekat taburunun yer aldığı tatbikata Estonya, Letonya, Kanada, Ukrayna ve Polonya’dan temsilciler katılmıştı.

Okumaya Devam Et

Avrupa

Deutsche Bank CEO’sundan “popülizm” uyarısı

Yayınlanma

Deutsche Bank CEO’su Christian Sewing, AfD’nin kazanmaya çok yakın olduğu Saksonya-Anhalt seçimleri öncesinde “popülizm” uyarısında bulundu.

Sewing, Frankfurt’ta Handelsblatt’ın ev sahipliğinde düzenlenen bir konferansta, Almanya için Alternatif’in (AfD) adını anmadan, “Popülist partiler basit çözümleri varmış gibi davranıyorlar. Gerçekte ise, başarılarımızın temelini oluşturan değerlerle çelişen kavramları yayıyorlar: açıklık, çeşitlilik, güçlü bir Avrupa, güvenilir kurumlar ve uluslararası işbirliği,” dedi.

Almanya’nın en büyük kredi kuruluşunun CEO’su, “aşırıcı” partilerin politika belirleme sürecinde söz sahibi olması halinde ortaya çıkacak olumsuz iktisadi sonuçlar konusunda daha önce de uyarıda bulunan şirket liderleri arasında yer alıyor.

Anketlerde önde giden AfD, ortak para birimi olarak avrodan vazgeçilmesini ve göçün sıkı bir şekilde engellenmesini savunuyor.

Sewing’in yorumları, Infineon Technologies CEO’su Jochen Hanebeck’in birkaç gün önce LinkedIn’de yayınladığı bir gönderide “sahte tartışmalar, sembolik siyaset ve popülizm” konusunda uyarıda bulunmasının ardından geldi.

Bundesbank Başkanı Joachim Nagel de Le Monde’a verdiği röportajda, avronun ortadan kaldırılması çağrısının “sorumsuzca ve son derece tehlikeli” olduğunu söyledi.

Nagel, “Almanya, tıpkı Fransa ve para birliği genelinde olduğu gibi, tek para birimi sayesinde muazzam bir refah elde etti,” dedi.

Kamu yayıncısı ARD tarafından yaptırılan en son Infratest Dimap anketine göre, 6 Eylül’deki seçimler öncesinde AfD, Saksonya-Anhalt eyaletinde %42 civarında oy alıyor.

Bu, Temmuz ayındaki ankete kıyasla bir puanlık artışa karşılık gelirken, iktidardaki Hıristiyan Demokrat Birliği’nin (CDU) desteği ise 2 puan düşüşle %22’ye geriledi.

Sol Parti (Die Linke), SPD ve Yeşiller, sırasıyla %11, %8 ve %6 oranlarıyla eyalet parlamentosuna girmek için yeterli oy oranına sahip olacak.

Büyük çaplı sınır dışı etmeleri savunan AfD’nin ezici bir zaferi, ülkenin İkinci Dünya Savaşı sonrası siyasi düzeniyle bir kopuşu işaret edecek.

Bu durum, halkın desteğini kazanmak için zorluklar yaşayan Şansölye Friedrich Merz’in Berlin’deki federal hükümetine özellikle ağır bir darbe vuracak.

Sewing Çarşamba günü yaptığı açıklamada şöyle devam etti:

“Böyle bir gidişatın nereye varacağını açıkça ortaya koymalıyız. İzolasyonizm, milliyetçilik ve güvensizliğin körüklenmesi sorunlarımızın hiçbirini çözmeyecek. Aksine, tüm bunlar Almanya’yı bir iş merkezi olarak zayıflatır, yatırımları ve vasıflı işçileri caydırır ve büyümeyi tehlikeye atar.”

Birkaç partinin Saksonya-Anhalt eyalet parlamentosuna girmek için gerekli %5 barajını aşamaması nedeniyle, AfD %50’nin altında bir oy oranıyla bile sandalye çoğunluğunu elde edebilir.

Eğer bu hedefe az da olsa ulaşamazsa, AfD ile işbirliği yapmayı reddeden diğer partilerin oylarına da güvenmeye çalışabilir.

Okumaya Devam Et

Çok Okunanlar

English