Avrupa
Almanya’nın BMGK fiyaskosu
Almanya’nın BM Güvenlik Konseyi’nde (BMGK) geçici üye koltuğu kazanma çabasının başarısız olması, Alman hükümetinin küresel siyasi hedeflerine ağır bir darbe vurdu.
Çarşamba günü New York’ta yapılan oylamada Almanya, yalnızca 104 oy alarak, kendisinden çok daha küçük olan Portekiz (134) ve Avusturya’nın (131) çok gerisinde kaldı.
Bu başarısızlığın ardından, iktidardaki SPD partisi bile artık gelecekte “uluslararası hukuka çifte standart uygulanmaması gerektiğini” söyledi.
Federal hükümet ancak 2035–36 dönemi için yeniden aday olmayı planladığını ima etti.
Üstelik Berlin’de, BMGK’da koltuk elde edilemezse BM’ye yapılan katkıların azaltılması yönünde sesler yükseliyor.
Wadephul, Almanya’nın hedeflerini ilan etmişti
Geçen yıl Dışişleri Bakanı Johann Wadephul, Federal Cumhuriyet’in BMGK’da geçici üye koltuğu için adaylığında izlediği hedefler hakkında açıkça konuşmuştu.
Ona göre BMGK, “dünya güvenliği için en üst düzeyde gerçek anlamda küresel bir organ”dı ve dünya çapındaki tüm çatışmalara rağmen “prensipte hâlâ herkesin mutabakatı ve desteği var”dı.
Wadephul, 8 Eylül 2025’te tüm Alman büyükelçilerinin katıldığı konferans öncesinde yaptığı açıklamada, “Avrupa’nın kilit güçlerinden biri olarak Almanya’nın bu masada yeri var,” demişti.
Dünyada “dış politikayı şekillendirmek istediklerini” ve bunun Almanya’nın çıkarına olduğunu savunan Wadephul, bir diğer neden olarak da “giderek sertleşen jeopolitik iklimde”, BMGK üyeliğinin, üyelik sona erdikten yıllar sonra bile açık kalacak kararlar, forumlar ve bilgilere erişim imkanı sunmasını gösterdi.
Wadephul ayrıca, “Tam da uluslararası hukukun saldırı altında olduğu ve çok taraflılığın sarsıldığı bir dönemde, buna şiddetle karşı çıkmak bizim sorumluluğumuzdur,” iddiasında bulunmuştu.
“Uluslararası hukuk ve çifte standart: İsrail’e hiç bitmeyen destek
German Foreign Policy’ye göre Alman hükümetinin sürekli olarak uluslararası hukuka soyut bir bağlılık vaaz etmesine rağmen, somut vakalarda müttefiklerine yönelik iddialar söz konusu olduğunda umursamaması, Almanya’nın adaylığının başarısız olmasının şu anda öne sürülen nedenlerinden biri.
Yıllardır Alman hükümeti, Gazze Savaşı da dahil olmak üzere, İsrail’in uluslararası hukuk ihlallerine karşı anlamsız klişelerden başka bir tavır almayı inatla reddetti.
Aralık 2025’te, İsrail’in baskısı altında, BM Filistin Mültecilerine Yardım ve Çalışma Örgütü’nün (UNRWA) görev süresinin uzatılmasını bile kabul etmedi.
Berlin’in, Ukrayna’daki savaşta işlendiği iddia edilen veya fiili savaş suçları nedeniyle düşmanı olan Rusya’yı düzenli olarak en sert ifadelerle eleştirdiği düşünülürse, bu durum daha da çarpıcı.
İsrail söz konusu olduğunda, Almanya’nın sessizliği özel bir ağırlık taşıyor çünkü Uluslararası Kriz Grubu’ndan BM uzmanı Daniel Forti’nin belirttiği gibi, “BM üye devletlerinin büyük çoğunluğu … Filistin’i desteklemiş ve İsrail’in Gazze ve Batı Şeria’daki savaşından büyük endişe duymaktadır.”
Almanya’da Filistinlilere ve İsrail’in savaşına karşı çıkanlara yönelik baskı da uluslararası alanda açıkça kınanıyor.
Atlantik ötesine tam bağlılık
Alman hükümeti, ABD’nin savaşlarını fiilen desteklemesi nedeniyle de birçok ülkede pek anlayışla karşılanmıyor.
Berlin, Ukrayna savaşı nedeniyle dünya çapındaki ülkelere yaptırım uygulamaları için baskı yapmaya devam ederken, ABD’nin İran’a karşı yürüttüğü saldırı savaşına ilişkin uluslararası hukuk çerçevesinde resmi bir değerlendirme sunamıyor.
Aynı durum, Ocak ayı başlarında ABD’nin Venezuela’ya yaptığı müdahale ve Venezuela Devlet Başkanı Nicolás Maduro’nun kaçırılması için de geçerli.
Şansölye Friedrich Merz, ABD operasyonunun hukuki sınıflandırmasının “karmaşık” olduğunu ve bu konuyu ele almak için “zamana” ihtiyaç olduğunu iddia etmişti.
Olayın üzerinden beş ay geçti ve konuyla ilgili herhangi bir kamuoyu açıklaması yapılmadı.
Bu durum artık Berlin’deki iktidar partilerinin içinden bile eleştiriler çekiyor. Federal Meclis’teki SPD milletvekili grubunun başkan yardımcısı Siemtje Möller’in yakın zamanda, federal hükümetin “bunu kim sorgularsa sorgulasın, gelecekte uluslararası hukuku ihlal eden davranışları bu şekilde tanımlaması” gerektiği yönünde bir açıklaması aktarıldı.
SPD parlamento grubunun dış politika sözcüsü Adis Ahmetovic de “uluslararası hukuk söz konusu olduğunda çifte standart uygulanmaması gerektiğini” talep etti.
Alman gücünün gerileyişi
Alman dış politikasındaki çifte standartlara yönelik yaygın eleştirilerin ötesinde, Almanya’nın adaylığının başarısızlığı, uluslararası politikadaki güç dengesindeki değişikliklere de atfedilebilir.
Son on yıllarda, Federal Cumhuriyet her sekiz yılda bir BM Güvenlik Konseyi’ne seçilme talebinde tutarlı bir şekilde başarılı olmuştu.
Her dönem iki yıl sürdüğü için, uzun vadede bakıldığında Almanya, sekiz yıllık dönemlerin dörtte birinde Güvenlik Konseyi’nde geçici üye koltuğuna sahip olmuştu.
Bu, önemli ölçüde orantısız bir durumdu. Berlin’de bu durum, Almanya’nın diğer çoğu devletten daha fazla BM üyelik aidatı ödediği ve büyük ve ekonomik açıdan güçlü bir ülke olarak, güçlü daimi üyelere karşı kendi ağırlığını koyabilecek kadar nüfuzlu olduğu gerçeğiyle gerekçelendiriliyordu.
Bu argümanın kabul görmesi giderek azalıyor gibi görünüyor; bu durum, iki küçük Batı Avrupa ülkesi olan Avusturya ve Portekiz’in aynı anda Almanya’ya karşı aday olmalarından da anlaşılıyor.
Federal Almanya Cumhuriyeti’nin oylamadaki başarısızlığı, büyük ve özellikle etkili güçlere karşı, en azından bir dereceye kadar, direnme ihtiyacının küresel olarak arttığını gösteriyor.
CDU kararı hazmedemedi: Almanya BM’ye para yardımı yapmayı bırakmalı
Bu, Alman hükümetinin küresel siyasi hırslarına acı bir darbe niteliğinde; zira Berlin aslında çok daha kapsamlı hedefler peşinde koşmakta ve hatta BMGK’da daimi bir koltuk hedefliyor.
Almanya’nın geçici üye koltuğu için yaptığı başvurunun başarısız olmasının ardından, bunun nasıl haklı gösterileceği her zamankinden daha açık hale geldi.
Buna bağlı olarak, Birleşmiş Milletler’e olan ilginin azaldığı artık belirginleşiyor.
Almanya’nın en büyük katkıda bulunan ülkelerden biri olduğu göz önüne alındığında (2025’te Berlin, New York’a 3,22 milyar avro aktardı) şu anda Hessen Eyaleti Uluslararası İlişkiler Bakanı olarak görev yapan CDU’lu siyasetçi Manfred Pentz şöyle dedi:
“Gelecekte orada hak ettiğimiz etkiye sahip olmazsak, şu soru ortaya çıkıyor: O zaman neden BM’ye bu kadar çok para yatırmaya devam edelim?”
Bir süredir Trump yönetimi de benzer nedenlerle Birleşmiş Milletler’e yaptığı ödemeleri askıya alıyor. Sonuç olarak, BM’nin konumu giderek daha da tehlikeli hale gelmektedir.
Avrupa
Avrupa’da doğalgaz fiyatları 2022’den bu yana en yüksek seviyeye çıktı

Avrupa’da vadeli doğalgaz fiyatları Hürmüz Boğazı’nın kapanması ve daralan LNG arzının etkisiyle megavatsaat başına 86,79 euroya kadar yükselerek Aralık 2022’den bu yana en yüksek seviyeyi gördü. Yeraltı depolama tesislerindeki doluluk oranı 12 Ekim itibarıyla yüzde 73,75’te kaldı.
Avrupa’da vadeli doğalgaz fiyatları, sıvılaştırılmış doğalgaz (LNG) arzındaki düşüş ve yeraltı depolama tesislerindeki düşük doluluk oranlarının piyasada uzun süreli açık endişesini artırmasıyla 2022’den bu yana görülen en yüksek düzeye çıktı.
Hollanda merkezli sanal ticaret noktası TTF’de işlem gören kasım vadeli doğalgaz kontratlarının fiyatı yüzde 2,89 artışla megavatsaat başına 86,79 euroya ulaştı.
Uluslararası piyasalardaki döviz kuru hesaba katıldığında bu tutar bin metreküp başına 1019,83 dolara karşılık geliyor. Avrupa pazarında doğalgaz, söz konusu seviyelerde en son 22 Aralık 2022’de işlem görmüştü.
Günün ilerleyen saatlerinde artış hızı yüzde 2,1’e geriledi; Türkiye saatiyle 13.11 itibarıyla gaz fiyatı megavatsaat başına 86,125 eurodan (bin metreküp için 1011,47 dolar) alıcı buldu.
Avrupa’da doğalgaz fiyatı eylül ayında da Aralık 2022’den bu yana ilk kez 1000 dolar barajını aşmış, ardından 870 dolara çekilmişti.
Fiyat artışının ekim ayında da sürmesinde, ABD ve İsrail’in İran’a açtığı savaşın tetiklediği küresel arz açığı endişeleri belirleyici rol oynuyor. Doğalgaz krizi, Hürmüz Boğazı’ndaki deniz trafiğinin sekiz aydan uzun süredir kapalı kalmasından kaynaklanıyor.
Savaşın başlamasıyla boğazın neredeyse tamamen ulaşıma kapatılması, dünya pazarına sunulan LNG hacminin yaklaşık yüzde 20 daralmasına yol açtı.
Ortadoğu kaynaklı sevkiyatın sekteye uğraması, mevcut LNG hacimleri üzerindeki uluslararası rekabeti hızlandırdı. Bu tablo, tüketim dalgalanmalarını ve ani tedarik kesintilerini dengeleyen Avrupa’daki yeraltı depolama tesislerinin yaz aylarında yeterince doldurulamamasına neden oldu.
Avrupa’daki depolama tesislerinin doluluk oranı 12 Ekim itibarıyla yüzde 73,75 düzeyinde kaldı. Tesislerin doluluk oranı geçen yılın aynı döneminde yüzde 83,03, Ekim 2024’te ise yüzde 94,89 seviyesindeydi.
ING analistleri piyasadaki görünüme ilişkin değerlendirmelerinde, “Piyasa, kışın büyük bölümünü Basra Körfezi’nden neredeyse hiç LNG almadan geçireceği gerçeğini kavramaya çalışıyor” ifadesine yer verdi.
Depolardaki yetersizlik ve stokları tamamlama zorunluluğu fiyatları yukarı taşırken, Asyalı alıcılarla rekabetin kış aylarında yeni bir fiyat sıçramasına yol açabileceği uyarısı yapılıyor.
Kış öncesinde stoklar beş yıllık ortalamanın gerisinde
Öte yandan Reuters’ın görüş aldığı sektör uzmanları ve analistler, enjeksiyon sezonunun resmi sonu kabul edilen 1 Kasım itibarıyla Avrupa’daki doğalgaz depolarının doluluk oranının yüzde 75 ila yüzde 78 arasında kalacağını öngörüyor.
Bu oran, son beş yılın ortalamasının yaklaşık 10 yüzde puan altına denk geliyor.
Avrupa Birliği’nin kış dönemi tüketiminin yüzde 25 ila 30’unu yeraltı depoları karşılıyor; bu durum bölgeyi özellikle Norveç ve ABD’den sağlanan boru hattı ve LNG teslimatlarına bağımlı kılıyor.
ABN Amro enerji uzmanı Mutaz Altaghlibi, tedarikte yaşanacak olası bir aksamanın Avrupa’da fiyatları daha da yukarı çekebileceğini, Asyalı alıcıların LNG talebinin de fiyat baskısını yüksek tutacağını belirtti.
Banka, sert geçebilecek bir kış mevsiminde Avrupa depolarındaki gaz rezervinin yüzde 10 ila 15 seviyesine kadar eriyebileceğini duyurdu.
Altaghlibi, söz konusu düşüşün bir sonraki dolum sezonu açısından oldukça kritik ve zorlu koşullar yaratacağını vurguladı.
Mevcut piyasa koşulları, fiyatların megavatsaat başına 350 euronun üzerine çıktığı 2021-2022 enerji krizini andırıyor.
Enerji analistlerinin büyük bölümü fiyatların yeniden o zirvelere tırmanmasını beklemiyor; ancak megavatsaat başına 100 euronun aşılarak yüzde 25’lik ek bir artış yaşanmasının muhtemel olduğunu kaydediyor.
AB kış aylarında 14 milyar metreküplük doğalgaz açığı riskiyle karşı karşıya
Avrupa
Fransa’da market soğutucuları hacklendi: Milyonlarca euroluk gıda çöpe gitti

Fransa’daki büyük süpermarket zincirlerinin soğutma sistemlerini hedef alan siber saldırıda yüzlerce mağazanın dolapları 50 dereceye kadar ısıtıldı. Saatlerce süren ısınma nedeniyle taze ve dondurulmuş ürünler bozulurken, sektördeki zararın milyonlarca euroya ulaştığı hesaplanıyor.
Fransa genelindeki büyük süpermarket zincirleri, soğutma ve dondurucu sistemlerini hedef alan kapsamlı bir siber saldırıya uğradı.
Bilgisayar korsanlarının uzaktan erişim sağlayarak soğutuculardaki sıcaklığı 50 dereceye kadar yükseltmesi sonucu yüzlerce mağazadaki taze ve dondurulmuş gıdalar bozuldu.
BBC ve Fransız haber kanalı BFMTV’nin aktardığı verilere göre perakendecilerin toplam zararı milyonlarca euroyu bulabilir.
Saldırının, Danimarka merkezli mühendislik şirketi Danfoss tarafından üretilen ve soğutma ekipmanlarının uzaktan idaresini sağlayan yazılımdaki bir güvenlik açığından kaynaklandığı bildirildi.
Normal şartlarda gece saatlerinde buz çözme işlemi için kısa süreliğine ısıtılan üniteler, korsanların müdahalesiyle saatlerce yüksek sıcaklıkta tutuldu.
Bazı noktalarda ekipmanın aşırı ısınması nedeniyle yangın çıktığı aktarıldı.
Fransa genelinde yüzlerce süpermarket etkilendi
Perakende zincirlerinden Coopérative U Genel Direktörü Dominique Schelcher, olayı “son derece ciddi ve benzeri görülmemiş” bir saldırı olarak nitelendirdi.
Zincir bünyesindeki 100’ü aşkın mağazanın etkilendiği açıklandı. Intermarché ve Netto markalarını bünyesinde barındıran Les Mousquetaires Grubu, 180 mağazanın hedef alındığını, yeni olayları önlemek amacıyla yaklaşık 100 satış noktasının internet bağlantısının acilen kesildiğini bildirdi.
Reuters ajansının haberine göre Intermarché bünyesindeki bazı soğutucularda sıcaklık altı saat boyunca 50 derecede kaldı.
Carrefour, ülke genelindeki 6 bin mağazasından 80’inde soğutuculara yetkisiz erişim sağlandığını duyurdu.
Monoprix zinciri ise 400’ü aşkın şubesinin yüzde 5’inin saldırıya maruz kaldığını kaydetti.
Leclerc mağazalarının da etkilendiği bildirilirken, Les Mousquetaires Grubu 12 Ekim öğle saatlerinde bazı reyonların devre dışı kalmayı sürdürdüğünü paylaştı.
Soruşturma başlatıldı, gözler eski yazılımlara çevrildi
Fransa Başbakanı Sébastien Lecornu, olayın aydınlatılması için Ulusal Siber Güvenlik Ajansını (ANSSI) görevlendirdi.
Paris savcılığı da soğutma sistemlerine yönelik siber saldırı hakkında adli soruşturma başlattı.
Danfoss şirketi, saldırıların güvenlik güncellemesi yapılamayan eski yazılımlara sahip üniteleri etkilediğini savundu.
Şirket, müşterilerine sistem yazılımlarını güncel tutmaları ya da yeni cihazlara geçmeleri yönünde uzun süredir tavsiyede bulunduğunu açıkladı.
Öte yandan Hollanda merkezli perakende grubu Ahold Delhaize de bünyesindeki Albert Heijn zincirinde bir siber güvenlik sorunu yaşandığını bildirdi.
Şirketin mobil uygulamasından yapılan duyuruda teslimatların durdurulduğu, fiziki mağazaların ise açık kaldığı belirtildi. Hollanda’daki aksaklığın Fransa’daki saldırıyla bağlantılı olup olmadığı henüz netlik kazanmadı.
Danimarka Savunma Bakanlığı İstihbarat Dairesi, geçtiğimiz ay yayımladığı değerlendirmede Rusya’nın Batı ülkelerine yönelik hibrit saldırılarını önümüzdeki aylarda artırmasının muhtemel olduğu uyarısını yapmıştı.
Avrupa
Almanya, Starlink istasyonunu kundaklama iddiasıyla 2 Türk vatandaşını gözaltına aldı

Polonya yetkilileri, Alman polisinin geçen ay Varşova yakınlarındaki bir Starlink istasyonunu ateşe verdiği şüphesiyle iki Türk vatandaşını gözaltına aldığını açıkladı.
Polonya’nın özel servislerini koordine eden Bakan Tomasz Siemoniak, pazartesi günü Varşova’da düzenlediği basın toplantısında, Polonya’nın şüphelilerin iadesini talep ettiğini ve kundaklama saldırısının arkasında Rus gizli servislerinin olduğundan “hiç şüphe duymadığını” belirtti.
Siemoniak, düzenlediği basın toplantısında, “Ayrıca, Rus istihbarat teşkilatlarının giderek daha fazla suç dünyasıyla bağlantılı kişilere yöneldiğini de belirtmek gerekir,” dedi.
Başbakan Donald Tusk, X’te paylaştığı bir gönderide, olayı bir başka “hibrit savaş eylemi” olarak nitelendirdi ve sabotajdan sorumlu olanların Polonya’da adalete teslim edileceğini söyledi.
İçişleri Bakanı Marcin Kierwinski, iki Türk vatandaşının Polonya’da yabancı bir istihbarat teşkilatının talimatıyla sabotaj eylemi gerçekleştirdikleri gerekçesiyle suçlanacaklarını söyledi.
Polonya ve Ukrayna dahil Doğu Avrupa’nın diğer bölgelerine hizmet veren bir Starlink yer istasyonundaki güç kaynağı ekipmanı, 23 Eylül gecesi alev aldı.
Olay, internet hizmetinde ciddi bir kesintiye yol açmadı. Öte yandan çıkan yangın, istasyonun elektrik sistemini ve yedek jeneratörünü tamamen tahrip etti.
Batı’nın Ukrayna’ya sağladığı yardımların önemli bir geçiş yolu olan Polonya, son dönemde bir dizi şüpheli olayla karşı karşıya kaldı.
Su ve enerji altyapısı ile hastaneler gibi kamu hizmetlerine yönelik çok sayıda siber saldırı gerçekleşti.
Ayrıca Varşova ile Ukrayna sınırı arasındaki bir demiryolu hattında meydana gelen hasar, yetkililer tarafından Rus sabotajına atfedildi.
Temmuz ayı sonlarında da bir Rus füzesi Polonya’ya düştü.
Görüş2 hafta önceEast-West Forum: Dünyanın artık kaçınamayacağı bir diyalog
Asya2 hafta önceÇin akaryakıt ihracatını durdurdu: Küresel pazarda tedarik daralıyor
Dünya Basını5 gün önceEski CIA analisti Johnson: Trump İran’a girerse Çanakkale’deki Churchill gibi yenilir
Dünya Basını2 hafta önceÇin büyük güç kavramının anlamını nasıl dönüştürmek istiyor?
Dünya Basını2 hafta önceYarım trilyon dolarlık balon: Süper zeka söylemi gerçek zararları gizliyor
Dünya Basını1 hafta önceİktisatçı Richard Wolff: ABD’de oligarklar devleti rehin alarak piyasayı yönetiyor
Görüş1 hafta önceOrtadoğu’da Koridor İttifakları Devri
Asya2 hafta önceJapon iş dünyası heyeti Pekin’i ziyaret ederken Çin ‘tarihten ders çıkarma’ uyarısı yaptı










