Bizi Takip Edin

Ortadoğu

Ateşkesi geciktiren İsrail kışkırtma peşinde

Yayınlanma

İsrail ile Hamas arasında Katar arabuluculuğunda varılan kısa süreli ateşkes ve rehine takası anlaşması beklenen zamanda yürürlüğe girmedi. Yapılan son açıklamalar ateşkes için yarına işaret ederken İsrail, Gazze’deki bombardımanın dozunu artırdı. Şifa Hastanesi müdürünü alıkoyan İsrail güçleri, kuşatma altındaki Endonezya Hastanesi’nin de dört saat içinde boşaltılmasını istedi.

İsrail, Hamas ile çatışmalara insani ara verilmesi kapsamında bugün uygulamaya girmesi yönünde beklenti oluşan rehine takası sürecinin cuma gününden önce başlamayacağını açıkladı.

İsrail Ulusal Güvenlik Konseyi Başkanı Tzachi Hanegbi, rehinelerin serbest bırakılmasına yönelik müzakerelerin “sürekli ilerleme kaydettiğini” ifade eden Hanegbi, “Serbest bırakılma, taraflar arasındaki anlaşmanın orijinaline göre başlayacak ve bu cumadan önce olmayacak” ifadesini kullandı.

İsrail basını, söz konusu duyuruyu “gecikme” olarak değerlendirdi. İsrail devlet televizyonu KAN’ın haberinde, “Anlaşmanın uygulanmasındaki gecikme hakkında basına duyuru yapılmadan önce İsrailli esirlerin ailelerine bilgi verilmediği” belirtildi. İsrail Dışişleri Bakanı Eli Cohen, İsrail Ordu Radyosunda katıldığı programda, anlaşma kapsamında ilk İsrailli rehine grubunun 23 Kasım’da teslim alınacağını söylemişti. İsrail devlet televizyonu da Gazze Şeridi’ndeki İsrailli esirlerden ilk grubun perşembe günü saat 10.00’dan itibaren serbest bırakılacağını duyurmuştu. Ayrıca Hamas’ın Uluslararası İlişkiler Ofisi Başkanı Musa Ebu Merzuk da İsrail ile çatışmalara insani ara verecek uzlaşının 23 Kasım saat 10.00’da başlayacağını açıklamıştı.

“Savaş devam edecek”

İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu ise Savunma Bakanı Yoav Galant ile ortak basın toplantısında yaptığı açıklamada ateşkesin “İsraillileri öldürenleri kapsamayacağını” söyledi. Netanyahu, başbakan olarak rehineler konusunda zor tercihlerle karşı karşıya kaldığını, tüm zamanını rehinelerin İsrail’e dönmesi için çabalayarak geçirdiğini iddia etti. İsrail’in tarihi boyunca askeri operasyonlarla rehineleri kurtarmayı başardığını belirten Netanyahu, “Ancak bu her zaman başarılı olmuyor, bu yüzden beklemedik ve rehinelerimizi serbest bırakmak için her fırsatı değerlendiriyoruz” diye konuştu. Güvenlik kurumları ve İsrail ordusunun rehine takası anlaşmasına onay verdiğini kaydeden Netanyahu, “Geçici ateşkes süresi içinde güvenlik güçlerimiz bunun güvenliğini sağlayacak, bu sırada istihbarat çabası devam edecek, ordu da savaşa hazır olmayı sürdürecek” ifadesini kullandı.

“Açık olmak istiyorum” diyen Netanyahu, şunları kaydetti: “Hamas’ı yok etmek ve tüm rehinelerimizi geri almak olan tüm hedeflerimizi gerçekleştirene kadar savaş devam edecek. Savaştan sonraki günde de terörü destekleyen hiçbir unsurun Gazze’yi yönetmemesi garanti altına alınacak. Gazze, İsrail’in geleceğinde bir tehdit oluşturmayacak. Siyasi ve askeri çabalar, rehinelerin geri dönüşü için gerekli koşulları olgunlaştırdı. Bu durumun, sonraki aşamalarda daha fazla rehinenin serbest bırakılmasına da olanak sağlayacağına inanıyorum.”

Hava saldırıları yoğunlaştı

Öte yandan İsrail savaş uçakları, gece boyunca kuzeyde Beyt Lahiye’den güneyde Mısır sınırında bulunan Refah kentine kadar Gazze Şeridi’nin birçok bölgesinde sivil yerleşim yerlerini bombaladı.

Filistin resmi haber ajansı WAFA’ya göre, Gazze’nin güneyindeki Han Yunus bölgesine dün akşam saatlerinden itibaren yoğun saldırılar yapılırken, Beni Suheyla semtinde sivillerin yaşadığı 3 konuta düzenlenen hava saldırılarında bir kişi hayatını kaybetti, yaralanan bir çocuk Nasır Hastanesine kaldırıldı. Yoğun bombardımandan dolayı bölgeye sivil savunma, arama-kurtarma ekiplerinin ulaşımında sıkıntı yaşandığı, harap olan 3 evin enkazında onlarca kişinin bulunduğu belirtildi.

Gazze’nin kuzeyindeki Beyt Lahiye, Beyt Hanun ve Cibaliya bölgelerindeki yerleşim yerlerine düzenlenen hava bombardımanlarında onlarca kişinin öldüğü ve yaralıların olduğu ifade edildi. Yerleşim yerlerinin savaş uçaklarının yanı sıra topçu atışlarıyla da gece boyunca vurulduğu, İsrail askerleri tarafından hareket eden her şeye ateş edildiği belirtildi.

Gazze’nin orta kesimindeki Deyr Belah bölgesinde Ebu er-Rus ve el-Kürd ailelerinin evlerine düzenlenen hava bombardımanında 7 kişi hayatını kaybetti. Yine kentin orta kesimindeki Nusayrat Mülteci Kampı’nda bir apartman dairesinin roketle vurulduğu, ölen ve yaralananların olduğu ifade edildi.

Şeyh Rıdvan Mahallesi’nde de sivillere ait evlerin İsrail uçakları tarafından hedef alındığı kaydedildi.

Mısır sınırına paralel Refah kentinde bulunan Kuveyt Hastanesi yakınındaki hayır cemiyetine yönelik hava saldırısında da hayatını kaybedenler ve yaralananlar oldu.

Hastanesinin Müdürü alıkondu

Öte yandan İsrail güçlerinin saldırı ve ablukaları altındaki Gazze’de, Şifa Hastanesinin Müdürü Muhammed Ebu Silmiyye’yi alıkoyduğu bildirildi.

İsrail ordusu, 15 Ekim sabahı Gazze’de binlerce hasta ile yerinden edilmiş sivilin bulunduğu, bölgenin en büyük sağlık tesisi Şifa Hastanesine baskın düzenlemişti. İsrail’in, baskının ardından tüneller ve cephanelikler yerine binada bulduğunu iddia ettiği paslı silahlar ve birkaç kamerayı kanıt olarak sunması, eleştirilere neden olmuştu.

Endonezya için 4 saat süre verdi

İsrail ablukasındaki diğer bir hastanenin de boşaltılması istendi. Gazze’deki Sağlık Bakanlığı Genel Müdürü Münir Abdullah el-Berş, İsrail’in Endonezya Hastanesinin 4 saat içinde boşaltılmasını istediğini belirtti. Berş, İsrail ordusunun hastaneye herhangi bir yardımın girmesine izin verilmediğini ifade etti.

El Cezire’ye konuşan konuşan Berş, İsrail ordusunun, “askeri operasyonlar” için Endonezya Hastanesine girmek istediğini ve 4 saat içinde hastanenin boşaltılması uyarısında bulunduğunu söyledi. Hastanede yaklaşık 200 kişinin bulunduğunu aktaran Berş, dün 450 hastanın hastaneden ayrıldığını bildirdi. Berş, hastanede defnedilemeyen 65 cenazenin de bulunduğunu, bunların 50’sinin 10 günden uzun süredir hastane bahçesinde beklediğini ifade etti. İsrail güçlerinin hastaneye ateş açarak kendilerini hedef aldığını belirten Berş, hastane içinde yaralıları ellerinde ve omuzlarında taşıyabildiklerini anlattı.

Ortadoğu

ABD ve İsrail, ara seçimlerin ardından İran’ı vurmayı planlıyor

Yayınlanma

New York Times gazetesinin haberine göre ABD ve İsrail savunma bakanlıkları, İran’daki nükleer tesisleri, enerji altyapısını ve cephanelikleri hedef alan yeni bir askeri harekat planı hazırladı. Kongre ara seçimlerinin ardından başlatılması gündemde olan operasyon için ABD üç uçak gemisi dahil geniş bir askeri gücü bölgeye sevk ediyor.

ABD ve İsrail savunma bakanlıkları, İran’a yönelik yeni bir saldırı planı hazırladı. Planlanan harekatın ABD’de 3 Kasım’da yapılacak Kongre ara seçimlerinin ardından başlaması gündemde yer alıyor.

The New York Times gazetesinin kaynaklara dayandırdığı habere göre, hazırlıkları yapılan plan kısa süreli ancak yoğun bir operasyonu öngörüyor.

Askeri birimlerin tatbikatlarını artırdığı bu süreçte, ABD Savunma Bakanı Pete Hegseth olası saldırı senaryolarını İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu ile ele aldı.

Hedef listesinde İran’ın nükleer tesisleri, enerji altyapısı ile füze ve insansız hava aracı cephanelikleri var.

Gazeteye konuşan bazı yetkililer, yeni saldırı dalgasının İran ekonomisine ağır zarar verebileceğini ve Tahran yönetimini taviz vermeye zorlayabileceğini öne sürüyor.

Buna karşılık bazı kaynaklar, çatışmaların yeniden başlamasının şubat ile nisan ayları arasındaki önceki harekattan daha başarılı olacağından şüphe duyuyor.

Söz konusu önceki harekat, enerji fiyatlarının yükselmesine ve ABD’nin önleme füzeleri stoklarının tükenmesine yol açmıştı.

ABD Başkanı Donald Trump’ın bu operasyonu onaylayıp onaylamayacağı henüz netlik kazanmadı.

Planların seyrinde İsrail’deki iç siyasi durumun da etkili olabileceği değerlendiriliyor; zira ülkede genel seçimler 27 Ekim’de yapılacak.

Gazeteye görüş veren bazı uzmanlar, Netanyahu’nun savaş tehdidini ulusal birlik hükümeti kurmak amacıyla kullanabileceğini savunurken, diğerleri muhalefetin başbakana yönelik güvensizliğine dikkat çekiyor.

Washington bölgesel yayılmadan çekiniyor

Washington yönetimi, çatışmaların bölge geneline yayılma ihtimalinden de endişe duyuyor. ABD Dışişleri Bakanlığı, İran destekli Husilerin saldırıları nedeniyle Çarşamba günü Suudi Arabistan’daki zorunlu olmayan kamu personelinin ve ailelerinin ülkeden ayrılması talimatını verdi.

Üç uçak gemisi, savaş uçakları ve özel kuvvet birliklerini kapsayan ABD askeri gücünün kasım ayı başına kadar bölgeye tamamen konuşlandırılması planlanıyor.

Masadaki hedefler arasında “Pickaxe” adlı yer altı nükleer tesisi de yer alıyor. Trump bu tesise karşı “tüm bombaların anası” olarak bilinen yüksek tahrip gücüne sahip GBU-43/B bombasının kullanılabileceğini dile getirdi; ancak uzmanlar bu mühimmatın yerin derinliklerindeki kompleksi imha edebileceğinden şüphe ediyor.

Tahran yönetimi ise gerilimin olası tırmanışına karşı kendi hazırlıklarını yürütüyor ve hedef listesini genişletme tehdidinde bulunuyor. İran’ın olası karşı saldırılarında gemiler ve enerji altyapısının yanı sıra veri merkezleri ile deniz altı internet kablolarının da hedef alınabileceği belirtiliyor.

İranlı müzakerecinin danışmanı Mehdi Muhammedi, ABD’nin yeni harekatı 72 saat içinde bitirme hesabını “hayal” olarak nitelendirdi. Muhammedi, Tahran’ın vereceği yanıtın daha şiddetli ve beklenmedik olacağını kaydetti.

Financial Times ise daha önce İsrail’in 10 Ekim için planladığı İran operasyonunun, ABD Başkanı’nın Kongre ara seçimleri öncesinde geniş çaplı çatışmalara dönmek istememesi nedeniyle iptal edildiğini aktarmıştı.

Habere göre ordu, Netanyahu’nun talimatıyla nükleer tesislere, İran yönetimine, elektrik santrallerine ve sivil altyapıya yönelik çok günlük bir saldırı hazırlamıştı. Bu harekatın şubatta başlayan operasyondan daha yoğun olması tasarlanmıştı.

Washington yönetimi Tahran’dan Hürmüz Boğazı ve nükleer program konularında bir anlaşma koparmayı hedefliyor.

Financial Times‘a konuşan bir kaynak, “Ya bir anlaşma olacak ya da bir saldırı” diyerek önümüzdeki haftalarda operasyonun başlayabileceğini ifade etti.

Aynı gazeteye konuşan bir başka yetkili, İsrail’in hazırlıklarının müzakerelerde İran üzerinde baskı kurma amacı taşıyabileceğini dile getirdi.

Axios da Pentagon’un saldırıların yeniden başlatılması için hazırlık emri verdiğini, ancak belgede belirli bir tarihin yer almadığını ve Trump’ın nihai kararı henüz vermediğini bildirmişti.

ABD ve İsrail, İran’a karşı operasyonu 28 Şubat’ta başlatmıştı. İran bu hamleye bölgedeki ABD ve İsrail tesislerine saldırarak ve Hürmüz Boğazı’ndaki gemi geçişlerini kısıtlayarak karşılık vermişti.

Taraflar haziran ayında ateşkesi ve Hürmüz Boğazı’ndaki ablukanın kaldırılmasına yönelik müzakereleri öngören bir mutabakat zaptı imzalamış, ancak ABD ile İran arasındaki karşılıklı saldırılar devam etmişti.

Okumaya Devam Et

Ortadoğu

İsrail’in İran bombardımanı Trump’ın Kongre seçimi hesabına takıldı

Yayınlanma

Financial Times gazetesinin haberine göre İsrail ordusunun 10 Ekim için hazırladığı çok günlük İran bombardımanı, ABD Başkanı Trump’ın 3 Kasım’daki Kongre ara seçimleri öncesinde çatışmayı büyütmek istememesi nedeniyle rafa kalktı. Güncellenen hedef listesinde nükleer tesislerin yanı sıra elektrik santralleri gibi sivil yapılar da yer aldı.

İsrail ordusunun 10 Ekim için planladığı kapsamlı İran operasyonu, ABD Başkanı Donald Trump’ın 3 Kasım’daki Kongre ara seçimleri öncesinde geniş çaplı savaştan kaçınma kararı nedeniyle gerçekleşmedi.

Financial Times gazetesinin konuya aşina kaynaklara dayandırdığı habere göre, Başbakan Binyamin Netanyahu’nun talimatıyla günlerce sürecek bir bombardıman hazırlığı yapılmıştı.

Hedef listesinde nükleer tesisler ve İran liderliğine ait noktaların yanı sıra elektrik santralleri ile diğer sivil altyapı tesisleri de yer aldı.

Planlanan saldırıların yoğunluk bakımından ABD ve İsrail’in şubat ayında başlattığı ortak harekatı geride bırakması öngörülüyordu.

Beyaz Saray Sözcü Vekili Anna Kelly, gazeteye yaptığı açıklamada, “Birleşik Devletler ara seçimlerden önceki herhangi bir tarihte İran’a saldırmayacak” ifadesini kullandı.

Kelly, Tahran yönetiminin hem ekonomik hem de askeri açıdan zor durumda olduğunu, İran limanlarına uygulanan abluka ile ABD’nin Hürmüz Boğazı üzerinden petrol sevkiyatını güvenceye alma çabalarının sonuç verdiğini savundu.

Gazeteye konuşan kaynaklardan biri, saldırıların önümüzdeki haftalarda yeniden başlama ihtimaline değinerek “Ya bir anlaşma olacak ya da saldırı” değerlendirmesinde bulundu.

Aynı kaynak, Washington’ın Hürmüz Boğazı ve nükleer program başlıklarında çatışmayı tamamen bitirecek bir uzlaşma hedeflediğini aktardı; iptal edilen operasyona ABD’nin doğrudan katılıp katılmayacağı ise netleşmedi.

Bir diğer kaynak ise operasyon hazırlığının müzakerelerde Tahran üzerinde baskı kurma aracı olarak kullanılmış olabileceğini, yeni bir askeri adımda nihai kararın ABD Başkanına ait olduğunu ifade etti.

Hegseth İsrail’de güncellenen hedef listesini görüştü

İsrailli bir yetkili, ABD Savaş Bakanı Pete Hegseth’in 19 Ekim’de İsrail’i ziyaret ederek Netanyahu ve üst düzey temsilcilerle bir araya geldiğini aktardı.

Bir başka kaynak, İsrail tarafının yeni istihbarat verileriyle hazırladığı ve bu yıl daha önce vurulmamış sivil altyapı unsurlarını da içeren güncel hedef listesini Amerikalı muhataplarına sunduğunu belirtti.

Söz konusu temaslara ilişkin soruları Pentagon yanıtlamadı; Netanyahu’nun ofisi ve İsrail ordusu da açıklama yapmaktan kaçındı.

Operasyonun ertelenmesine rağmen Trump ve Netanyahu kamuoyu önünde İran’a yönelik askeri uyarılarda bulunmayı sürdürdü.

Netanyahu 19 Ekim’de yayımlanan videoda Trump’a hitaben “Donald, bu işi bitirmemiz gerektiğini söyledin ve bunu birlikte bitireceğiz” dedi; Trump ise hoparlör üzerinden “Sen büyük bir savaşçısın ve bunu çok yakında kanıtlayacağız” karşılığını verdi.

Liderlerin bu temasları iki ülkedeki kritik seçim süreçleriyle kesişiyor.

İsrail’de parlamento seçimleri ABD’deki oylamadan bir hafta önce, 27 Ekim’de düzenlenecek.

Ülkedeki kamuoyu yoklamalarının büyük kısmı muhalefet bloğunu Netanyahu koalisyonunun az farkla önünde gösterse de tarafların net bir çoğunluğu bulunmuyor.

ABD merkezli yayın organı Axios da Pentagon’un İran’a dönük saldırı hazırlıklarını tamamlama talimatı verdiğini, ancak direktifte belirli bir tarihin yer almadığını ve Trump’ın kesin kararını vermediğini aktarmıştı.

15 Ekim’de CNN kanalı, “tüm bombaların anası” olarak bilinen GBU-43/B tipi mühimmatın İran nükleer tesislerine karşı kullanım planını haberleştirdi; yayına konuşan Amerikalı yetkililer bombanın derindeki sığınakları imha kapasitesine şüpheyle yaklaştı.

Tahran yönetimi diplomatik çözüme açık olduğunu duyururken olası bir operasyona sert karşılık verileceğini bildirdi.

İran Dışişleri Bakanı Abbas Arakçi, rakiplerinin askeri çatışmayı seçmesi halinde yanıtın “öncekinden çok daha sert” olacağını vurguladı.

ABD ve İsrail’in 28 Şubat’ta başlattığı operasyona karşılık İran bölgedeki hedefleri vurmuş, Hürmüz Boğazı’ndaki gemi geçişlerini sınırlandırmıştı.

Taraflar haziran ayında ateşkesi ve boğazdaki ablukanın kaldırılmasına dönük müzakereleri içeren bir mutabakata varsa da ABD ile İran arasındaki karşılıklı saldırılar kesilmedi.

Okumaya Devam Et

Ortadoğu

Trump desteği yetmedi: Netanyahu muhalefet lideri Eisenkot’un gerisinde

Yayınlanma

İsrail’de 27 Ekim seçimleri öncesinde yayımlanan anketler, eski Genelkurmay Başkanı Gadi Eisenkot liderliğindeki muhalefetin Başbakan Binyamin Netanyahu’nun önünde olduğunu gösteriyor. Ancak iki blok da 120 sandalyeli Knesset’te hükümet kurmak için şart olan 61 vekile ulaşamıyor.

İsrail’de 27 Ekim’de yapılması planlanan genel seçimler yaklaşırken eski Genelkurmay Başkanı Gadi Eisenkot liderliğindeki muhalefet cephesi, kamuoyu yoklamalarında Başbakan Binyamin Netanyahu’nun önünde yer almayı sürdürüyor.

İsrail basınında 19 ve 20 Ekim tarihlerinde yayımlanan anket verileri, ABD Başkanı Donald Trump’ın açık desteğine rağmen iktidar koalisyonunun muhalefeti yakalayamadığını ortaya koyuyor.

Ancak mevcut oy dağılımı, iki kanadın da tek başına hükümet kurma çoğunluğuna erişemediğini belgeliyor.

Hiçbir blok hükümet kurmak için gereken 61 sandalyeye ulaşamıyor

Kanal 13 tarafından yapılan ankete göre sandık bugün kurulsa Eisenkot’un bloku 51, Netanyahu koalisyonu ise 50 sandalye kazanıyor.

Kanal 12 araştırması ise farkın biraz daha açıldığına işaret ediyor; bu yoklamada Eisenkot ittifakı 55, iktidar bloku 51 milletvekiline ulaşıyor. Toplam 120 sandalyeli İsrail parlamentosu Knesset’te hükümet kurabilmek için asgari 61 sandalye gerekiyor.

Siyasi aritmetiği kilitleyen temel etkenlerden biri, her iki kanadın da İsrail vatandaşı Filistinlilerin partileriyle koalisyon kurmayı reddetmesi oluyor. Bu yaklaşım, seçim sonrasında meclis çoğunluğunun sağlanmasının önündeki en somut engel olarak duruyor.

Kanal 12 verilerine göre genel seçmen katılımının yüzde 72 seviyesinde kalması bekleniyor. Sandığa gitme eğilimi muhalefet seçmeninde yüzde 81’e kadar tırmanırken Netanyahu destekçilerinde bu oran yüzde 74 olarak ölçülüyor.

Aynı yoklama, başbakanlık tercihlerinde Eisenkot’un Netanyahu karşısındaki puan farkını iki puan daha açtığını kayda geçiriyor.

Gantz’ın çekilmesiyle Yashar Partisi yükselişe geçti

Walla sitesinde yer alan anket ise Benny Gantz’ın Mavi Beyaz partisini yarıştan çekme kararının ardından dengelerin değiştiğini gösteriyor. Bu kararla birlikte Eisenkot’un Yashar Partisi sandalye sayısını 23’e çıkarırken Netanyahu’nun Likud Partisi bir kayıpla 19 sandalyeye indi.

Eisenkot’un partisi ve çatısı altında yer aldığı “Siyonist Muhalefet” bloku birkaç aydır yoklamaların zirvesinde kalmayı sürdürüyor.

Trump, daha önceki destek mesajında Netanyahu’yu “harika bir savaşçı başbakan ve barış için daha da büyük bir ortak” sözleriyle övmüştü. Kamuoyu yoklamaları, bu diplomatik ve siyasi desteğin İsrail seçmeninin tercihini iktidar lehine çevirmeye yetmediğini belgeliyor.

Genç seçmenler arasında Ben Gvir’in desteği yükseliyor

Netanyahu’nun ittifakı toplam güç bazında geride kalsa da koalisyon ortağı aşırı sağcı aktörlerin tabanlarını genişlettiği görülüyor. Özellikle genç seçmenler arasında İsrail Ulusal Güvenlik Bakanı Itamar Ben Gvir’in Yahudi Gücü Partisine ilginin arttığı ölçülüyor.

Kudüs’teki İbrani Üniversitesine bağlı Agam Labs tarafından yürütülen araştırmada konuşan 18 yaşındaki bir öğrenci tercihindeki değişimi, “Eskiden biraz deli olduğunu düşünüyordum ama sonra söylediklerine gerçekten baktım ve hepsi anlamlı geldi” sözleriyle aktardı.

Bir diğer İsrail vatandaşı ise Ben Gvir’in Batı Şeria’daki yerleşimcileri silahlandırma hamlesinin kendisine “nefes aldırdığını” ifade etti.

Ben Gvir, yerleşimcilerin Mescid-i Aksa’ya yönelik baskınlarına öncülük etmesi ve 7 Ekim 2023’ten bu yana on binlerce yerleşimciye askeri nitelikli tüfek dağıtmasıyla biliniyor.

Filistinlilere yönelik şiddeti tırmandırmakla eleştirilen Ben Gvir; Gazze’nin aç bırakılması, Lübnan’daki askeri harekatın sürmesi ve Beyrut’un bombalanması çağrıları yapıyor. Aşırı sağcı bakanın bu askeri yaklaşımları İsrail’deki birçok muhalefet partisinde de siyasi taban buluyor.

Okumaya Devam Et

Çok Okunanlar

English