Bizi Takip Edin

Avrupa

Avrupa’da muhafazakârlardan Brüksel’in ‘yeşil’ planına itiraz

Yayınlanma

Avrupa’nın en büyük siyasi partisi Avrupa Halk Partisi (EPP), gıda üretimini ve çiftçilerin geçim kaynaklarını tehdit ettiği gerekçesiyle Brüksel’in ‘çevreye verilen zararı tersine çevirme’ planına karşı çıkıyor.

Avrupa Parlamentosu’nda en fazla sandalyeye sahip olan ve AB genelinde dokuz ülkede iktidarda bulunan EPP, Cuma günü Avrupa Komisyonu Başkanı Ursula von der Leyen tarafından öne sürülen iki önemli mevzuatın kaldırılması çağrısında bulunacak.

Komisyon, pestisit kullanımını yarı yarıya azaltmayı ve 2030 yılına kadar birlik genelinde zarar görmüş habitatların beşte birini yeniden doğaya kazandırmayı hedefliyor.

Tarımsal üretimde azalma korkusu

EPP delegelerinin Münih’te Perşembe günü başlayacak olan iki günlük siyasi toplantılarında bir karar tasarısını desteklemeleri bekleniyor.

Financial Times tarafından elde edilen kararda, “Seçilen kesinti hedefleri uygulanabilir olmadığı ve teklif çiftçilere uygulanabilir alternatifler sunmadığı için pestisitlerle ilgili teklifi reddediyoruz,” deniliyor.

AB üye ülkeleri, pestisit kullanımının azaltılmasının mahsul verimini düşüreceğinden endişe ettiği için Avrupa Komisyonu yeni bir etki değerlendirmesi yapılmasını kabul etti.

EPP, planların tarıma yapılan yatırımları güvensiz hale getireceğini savunuyor. Parti belgesinde, “Gerçekçi alternatifler olmaksızın mahsul koruma ürünlerinde sürdürülebilir olmayan kesintiler, verimde önemli bir düşüş anlamına gelir,” ifadeleri kullanılıyor.

Yeni bir ‘çitleme’ hareketi mi?

Taslak metin aynı zamanda komisyonun ‘doğa restorasyonuna’ ilişkin yasa önerisini de reddederek, mevcut mevzuatın ‘bürokratik bir kabus ve planlama çıkmazı yaratarak gıda güvenliğini, yenilenebilir enerji üretimini kritik altyapıyı tehlikeye attığını’ savunuyor.

EPP, komisyonun planının yasalaşması halinde, çalı çitlerin dikilmesi ve mera olarak kullanılan drene edilmiş turbalık alanların sular altında bırakılması da dahil olmak üzere, tarım arazilerinin yüzde 10’unu üretimden çıkaracağını söyledi.

Avrupa Parlamentosu EPP tarım sözcüsü Herbert Dorfmann, her iki planın birlikte ele alındığında ‘zaten çok zayıf olan çiftçi bütçelerinde büyük bir delik açacağını, Avrupa’da gıda tedarikini tehlikeye atacağını ve enflasyonu arttıracağını’ söyledi.

Ukrayna savaşı etkisi

Leyen’in de aralarında bulunduğu 9 Avrupa Komisyonu üyesi, aynı zamanda EPP mensubu. Fakat Leyen, şimdiye kadar AB’nin ‘yeşil’ gündeminden taviz vermeye yanaşmadı.

Başkan Manfred Weber’in de aralarında bulunduğu diğer EPP’li politikacılar, Ukrayna’da enflasyonu körükleyen ve gıda üretimini azaltan savaşın, çiftçilerin üretimi en üst düzeye çıkarmak için serbest bırakılması gerektiği anlamına geldiğini savunuyor.

705 üyeli Avrupa Parlamentosu’nda 176 koltuğa sahip EPP’nin ve 126 üyeye sahip daha sağ grupların yasalara desteği bir hayli önemli.

Bazı solcu milletvekilleri de karbon emisyonlarını azaltmanın maliyetinin orantısız bir şekilde yoksullara yüklendiğini savunarak iklim mevzuatına karşı çıkıyor.

Üye ülkelerden de itiraz var

Bu arada, üye devletler pestisit yönetmeliğinin bazı kısımlarını reddetti ve komisyon, kamusal alanlarda ve doğa rezervlerinde tüm mahsul koruma ürünlerine yönelik önerilen yasağı yumuşatmayı kabul etti.

Diplomatlar geçen hafta yapılan bir toplantıda doğa restorasyonuna ilişkin endişelerini de dile getirdiler ve bazıları bunun karbon azaltma hedefleriyle çatışabileceğini söylediler. Diplomatlar deniz tabanının onarılmasının açık deniz rüzgar türbini çiftliklerinin inşasını engellemeyeceğine dair güvence istiyorlar.

Avrupa

Volkswagen CEO’su Blume “alarm veriyor”

Yayınlanma

Volkswagen CEO’su Oliver Blume, otomobil üreticisinin “kritik sınırın ötesinde” bir durumda olduğu uyarısında bulundu.

Şirketin intranetinde yayınlanan ve AFP’ye gönderilen bir röportajda Blume, Volkswagen ve Alman otomotiv endüstrisinin, küresel olumsuzluklar ve Çinli rakipler nedeniyle “tarihlerinin en büyük sarsıntısıyla” karşı karşıya olduğunu söyledi.

Otomobil üreticisi, büyük çaplı işten çıkarmaları değerlendiriyor ve önümüzdeki günlerde Blume, şirketin planları hakkında güncel bilgiler vermek üzere Volkswagen’in Wolfsburg’daki genel merkezinde ve Zwickau ile Emden’deki tesislerinde çalışanlarla bir araya gelecek.

Blume röportajda, fabrika kapatmalarına ilişkin henüz bir karar alınmadığını belirtmekle birlikte, “Emden, Hannover, Zwickau ve Neckarsulm’daki fabrikaların 2030’larda kârlı kalabilmelerine yönelik şu anda herhangi bir yol göremedikleri” şeklindeki şirketin tutumunu yineledi.

Volkswagen, 100.000 kişiyi işten çıkarmayı planlıyor

Şirketin ayrıca Avrupa’da yıllık 500.000 araçlık bir üretim fazlasıyla başa çıkmak zorunda olduğunu da sözlerine ekledi.

Blume, fabrikaların kapatılmasının her zaman “en son ve en pahalı çözüm” olacağını belirtti.

Otomobil üretiminin durdurulabileceği tesislerde Volkswagen’in başka “endüstriyel çözümler” araştırdığını da ekleyen Blume, Osnabrück’teki fabrikasının kullanımı konusunda savunma sanayinden şirketlerle ileri aşamadaki görüşmelere işaret etti.

Temmuz ayında Blume, Volkswagen denetim kuruluna tasarruf planlarını sunmuş fakat herhangi bir karar alınmamıştı.

Alman basını o dönemde, Volkswagen Grubu’nun ana hissedarı olan ve oy haklarının %20’sine sahip Aşağı Saksonya eyalet hükümetinin planları onaylamayı reddettiğini bildirmişti.

Grup halihazırda 50.000 kişilik işten çıkarma kararı almıştı ve Blume, 37.000 çalışanla anlaşmaya varıldığını belirtti.

Blume, otomotiv devi adına çalışanlara “el ele vermeleri” çağrısında bulundu ve “Şirketteki herkes bu planı desteklerse başarılı olabiliriz,” dedi.

IG Metall sendikasının başkanı cuma günü yönetimi sert bir şekilde eleştirdi ve fabrika kapanmalarına direneceğine söz verdi.

Christiane Benner, Wirtschaftswoche haftalık dergisine verdiği demeçte, “Volkswagen çalışanları zaten ağır ve acı verici kesintileri kabul etmek zorunda kaldı ve şimdi de bir tokat daha yiyorlar,” dedi.

Okumaya Devam Et

Avrupa

AB, Ukrayna’ya 6,1 milyar avroluk desteği onayladı

Yayınlanma

AB, Ukrayna’nın hava savunma sistemlerinin artan Rus füze ve insansız hava aracı saldırılarını püskürtmekte zorlandığı bir ortamda, ülkeye 6,1 milyar avroluk yeni bir fon tahsis etmeyi onayladı.

Ukrayna, AB destek kredisinden sağlanan bu parayı, zor durumda olan hava savunmasını güçlendirmek ve diğer askeri ihtiyaçlarını karşılamak için kullanabilir.

Ukrayna Cumhurbaşkanı Volodimir Zelenskiy, hafta sonu yaptığı açıklamada, ülkesinin bu yıl AB’den toplam 30 milyar avroluk destek beklediğini belirtti.

Avrupa Komisyonuna göre, yeni fon hava ve füze savunma sistemleri, füzeler, mühimmat ve radarları karşılamak üzere ayrıldı.

Rus hava saldırılarıyla ağır darbe alan Ukrayna’nın hava savunma sistemlerinde özellikle balistik füze önleyiciler konusunda eksiklik yaşanıyor.

6,1 milyar avro, 90 milyar avroluk Ukrayna Destek Kredisi’nin bir parçası ve gelecekteki silah alımları için halihazırda onaylanmış olan 16 milyar avroya ekleniyor.

Bu 16 milyar avronun 8,35 milyar avrosu, her bir ödemenin AB’nin somut satın alma sözleşmelerini onaylamasına bağlı olması nedeniyle, şu ana kadar ödenmiş durumda.

Komisyon Başkanı Ursula von der Leyen bugün (24 Ağustos) yaptığı basın açıklamasında, “Rusya saldırılarını yoğunlaştırırken, Ukrayna’nın halkını koruması ve hava sahasını savunmasına yardımcı olmak için adımlar atıyoruz. Avrupa, Ukrayna’nın yanındadır ve ihtiyaç duyduğu anda ihtiyaç duyduğu her şeyi sağlayacağız,” dedi.

Komisyon, fonun büyük bir kısmının Avrupa yapımı savunma teçhizatına harcanacağını belirtti. 

AB yürütme organı, “stokların eritilmesi, siparişlerin önceliklerinin yeniden belirlenmesi ve üretimin artırılması yoluyla AB tedariklerinde önemli bir artışa” ihtiyaç olduğunu vurguladı.

Zelenskiy, sosyal medyada yaptığı açıklamada, Ukrayna’nın gelecek yılın başında ordusuna yeterli teçhizat sağlamak için 7 milyar ila 9 milyar avroya ihtiyacı olacağını söyledi. Maaşlar ve diğer harcamalar için ise 17 milyar avro daha gerekecek.

Avrupa Konseyi Başkanı António Costa’nın da aralarında bulunduğu “İstekliler Koalisyonu” temsilcileri, Ukrayna’ya ek destek konusunu görüşmek üzere şu anda Kiev’de toplanıyor.

Fransa Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron ise önleme sistemlerinin teslimatını hızlandıracağına dair taahhütte bulundu.

Okumaya Devam Et

Avrupa

İsviçreli bankaya göre Avrupa yapay zeka trenini kaçırdı

Yayınlanma

Financial Times, ABD’nin yapay zeka gelişimine Avrupa’dan katbekat fazla yatırım yaparak teknolojik ilerlemedeki farkı açtığını aktardı. İsviçreli özel banka J Safra Sarasin Başekonomisti Karsten Junius, Avrupa’nın son ileri teknoloji dalgasını kaçırdığını ve ABD’yi yakalayamazsa refah seviyesinin gerileyeceğini belirtti.

ABD, yapay zeka alanındaki gelişimini Avrupa’ya kıyasla katbekat yüksek yatırımlarla sürdürürken iki taraf arasındaki teknolojik ilerleme farkı giderek açılıyor.

Financial Times’ın (FT) haberine göre, İsviçreli özel banka J Safra Sarasin’in Başekonomisti Karsten Junius, Avrupa’nın en son ileri teknoloji dalgasını kaçırdığını belirtti.

Junius, Avrupa ile ABD arasındaki devasa yatırım farkının en azından kısmen geçici bir durum olduğunu savundu. Junius konuya ilişkin değerlendirmesinde, “ABD’deki yapay zeka yatırımları bu ölçekte sonsuza kadar sürmeyecektir” ifadelerini kullandı.

Bununla birlikte Avrupa’da yenilikçilik ve esneklik düzeyinde bir gerileme görüldüğüne işaret eden ekonomist, bu tablonun kısmen iş gücü piyasalarındaki katılıktan kaynaklanabileceğine dikkati çekti.

Junius ayrıca, “Avrupa ileri teknolojiler alanında ABD’yi yakalayamazsa ABD’ye kıyasla göreli yaşam standardımız düşmeye devam edecektir” uyarısında bulundu.

Daha önce, 21 Ağustos’ta Bloomberg tarafından yayımlanan haberde, Çin’in yapay zeka alanındaki liderlik yarışında ABD ile arasındaki farkı hızla kapattığı bildirilmişti.

Çin modellerinin kullanım ölçeği ve maliyet gibi temel göstergelerde şimdiden öne geçmeye başladığı, bu durumun da OpenAI ve Anthropic dahil olmak üzere ABD’li şirketlerde endişeye yol açtığı kaydedilmişti.

Bundan önce ise ABD Başkanı Donald Trump, yapay zekanın petrol sektöründen daha büyük bir endüstri haline gelebileceğini ve bu alandaki yarışı kazanan tarafın belirleyici bir üstünlük elde edeceğini ifade etmişti.

Nisan ayında Uluslararası Para Fonu (IMF) ve Dünya Bankası’nın bahar toplantıları kapsamında maliye bakanları, merkez bankası başkanları ve ilgili düzenleyici kurum temsilcileri en yeni yapay zeka modellerinin barındırdığı tehditleri ele almıştı.

Toplantılar marjında İngiltere Merkez Bankası Başkanı Andrew Bailey, düzenleyici kurumların küresel finans sistemine yönelik siber riskleri hızlandırılmış bir süreçle değerlendirmek zorunda kalacağını açıklamıştı.

Okumaya Devam Et

Çok Okunanlar

English