Bizi Takip Edin

Rusya

Avrupa’nın Türk Akımı üzerindeki hukuki baskısı nasıl aşıldı?

Yayınlanma

Rus gazını Avrupa’ya taşıyan Türk Akımı boru hattının işletmecisi, Hollanda mahkemesinin haciz kararının ardından merkezini Macaristan’a taşıma kararı aldı. Budapeşte yönetimi, Rus gazının sevkiyatı için Türkiye’den güvenlik garantisi aldığını ve hattın işleyişinin süreceğini duyurdu.

Avrupa’nın Rusya’dan doğalgaz akışını sağlayan ve faaliyette kalan tek boru hattı olan Türk Akımı üzerindeki hukuki baskı, işletmeci şirketin merkezini taşıma kararıyla yeni bir boyut kazandı.

Boru hattının Avrupa topraklarına girmemesi ve deniz kısmının Ankara’nın kontrolünde olması nedeniyle fiziksel müdahalede bulunamayan Avrupa ülkeleri, süreci hukuki yollarla zorlamayı deniyor.

Türk Akımı’nın işletmecisi, Hollanda’daki varlıklarına yönelik haciz kararının ardından şirketin merkezini Macaristan’a taşımak üzere harekete geçti.

Macaristan hükümeti, şirketin taşınma sürecine ev sahipliği yapacağını resmen duyurdu. Budapeşte yönetimi ayrıca, Rus gazının tedariki konusunda Türkiye’nin desteğini aldı ve Ankara’nın bu güzergâhın güvenliği için garanti verdiğini açıkladı.

Rusya’nın Anapa bölgesinden başlayarak Karadeniz’in altından geçen ve Türkiye topraklarına ulaşan Türk Akımı, buradan Avrupa sınırına uzanıyor ve gaz sevkiyatı Avrupa içindeki boru hatlarıyla devam ediyor.

Amsterdam Mahkemesi varlıklara haciz koydu

Avrupa’nın boru hattını fiziksel olarak durdurma imkânının bulunmaması, süreci yargı koridorlarına taşıdı.

Lahey’deki Daimi Tahkim Mahkemesi, 1 Kasım 2023 tarihinde aldığı kararla, Rusya’nın Ukraynalı milyarder Rinat Ahmetov’un sahibi olduğu DTEK holdinge bağlı DTEK Kırımenergo şirketine, Kırım’daki varlık kayıpları ve faizler dahil olmak üzere 207,8 milyon dolar tazminat ödemesine hükmetmişti.

Rusya makamları, tahkimin yetkisine itiraz ederek kararın iptali veya yürütmenin durdurulması talebiyle Londra Yüksek Mahkemesi’ne başvurdu.

Londra Yüksek Mahkemesi, Rusya’nın Lahey tahkim kararını geçici olarak uygulamama talebini kabul etti. Ancak Amsterdam, Türk Akımı üzerindeki baskıyı sürdürmeye devam etti.

Amsterdam Bölge Mahkemesi, 8 Aralık 2025 tarihinde, DTEK Kırımenergo’nun talebi üzerine Türk Akımı boru hattını işleten South Stream Transport şirketinin varlıklarına el konulmasına karar verdi.

South Stream Transport şirketinin Gazprom’un bir iştiraki olarak Hollanda’da kayıtlı bulunması, hukuki sürecin temelini oluşturuyor.

Ukraynalı şirketlerin Kırım’daki varlıklarla ilgili talepleri doğrudan Rusya devletine yönelik olsa da Hollanda yargısı, Gazprom’u Rus devletiyle ilişkilendirerek şirketin devlet adına ödeme yapması gerektiğine hükmediyor.

Söz konusu 200 milyon dolarlık tutar, Gazprom veya Rusya devleti için finansal açıdan büyük bir yük teşkil etmiyor. Ancak ödemenin kabul edilmesi, benzer davalar için emsal oluşturma riski taşıyor.

Ukrayna devlet şirketi Naftogaz’ın tazminat taleplerinin 2023 yılında 5 milyar dolara ulaştığı ve bu miktarın her yıl arttığı göz önüne alındığında, Rusya bu hukuki yolu kapatmayı hedefliyor.

Lahey’deki Tahkim Mahkemesi, Ukrayna tarafının bu taleplerini de daha önce haklı bulmuştu.

Rusya Devlet Başkanlığı Akademisi Ekonomi, Matematik ve Bilgi Teknolojileri Enstitüsü Doçenti Tamara Safonova, konuya ilişkin Vzglad’a verdiği demeçte “Rusya’nın varlıklarına el konulmasına yönelik her türlü girişim, mülkiyet haklarının ve uluslararası işbirliği normlarının ihlali anlamına gelen bir emsal oluşturuyor, ayrıca bu tür el koymalara izin veren ülkelerdeki yatırım ortamının bozulmasına yol açıyor” dedi.

Operasyon merkezi Budapeşte’ye taşınıyor

Rusya, uluslararası mahkemelerden kaynaklanan benzer sorunlarla daha önce de karşılaştı ancak bu durum boru hattının veya işletmecisinin çalışmalarını kesintiye uğratmadı.

Macaristan, Türkiye’nin de desteğini alarak Türk Akımı’nın yanında yer aldı. Macaristan Dışişleri ve Dış Ticaret Bakanı Péter Szijjártó, varlıklarına el konulmasıyla karşı karşıya kalan boru hattı işletmecisinin merkezinin Macaristan’a taşınmaya başladığını açıkladı.

Szijjártó, yaptığı açıklamada “Bazıları Türk Akımı boru hattını işleten şirket hakkında korkutucu hikayeler yaymaya çalıştı. Ancak şimdi iyi haber şu: Şirketin Hollanda’dan Macaristan’a taşınma süreci başladı ve faaliyetleri herhangi bir yaptırımla kısıtlanmış değil” ifadelerini kullandı.

Yargı yetkisi değişikliği kararının, şirketin faaliyetlerini uluslararası yaptırımlardan koruma amacı taşıdığı belirtiliyor.

Tamara Safonova, boru hattının önemine dikkat çekerek “Türk Akımı doğalgaz boru hattı, Macaristan’ın yakıt ve enerji kompleksi için kilit öneme sahip. Ukrayna’yı bypass ederek Rus gazının istikrarlı bir şekilde alınmasını sağlıyor. Macar yönetiminin Rus gazı tedariki konusunda uzun vadeli işbirliğine duyduğu ilgi göz önüne alındığında, şirket merkezi için Macaristan yargı yetkisinin seçilmesi en uygun seçeneklerden biridir” diye konuştu.

Yaptırım riskine karşı yeni koruma

İşletmeci şirketin merkezinin değişmesi, operasyonel süreçleri kolaylaştırmayı hedefliyor. Budapeşte yönetimiyle iletişim kurmanın, Hollanda makamlarına kıyasla daha hızlı sonuç vereceği öngörülüyor.

Bu hamleyle Hollanda’nın tek taraflı olarak uygulayabileceği yaptırımlar, yeni haciz kararları veya işletmeci şirkete yönelik diğer kısıtlama riskleri ortadan kalkıyor.

Avrupa Birliği genelindeki yaptırımlar tüm üye ülkelerin oybirliğini gerektirirken, Macaristan ve Slovakya bu konuda Avrupa Komisyonu’na karşı direnç gösteriyor.

Ancak Hollanda’nın ulusal düzeydeki kararlarına karşı tek güvencenin şirketin taşınması olduğu vurgulanıyor.

Macaristan Başbakanı Viktor Orbán, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ile düzenlediği ortak basın toplantısında, Türkiye’nin Rus gazı güzergâhı için güvenlik garantisi verdiğini açıkladı.

Rusya’dan yılda 8 milyar metreküp gaz satın alan Macaristan, bu ticareti sürdürme niyetinde.

Orbán, “Macaristan adına Sayın Cumhurbaşkanı’na bu güzergâhın garantisi için teşekkür ediyorum. Kuzey Akım’ı düşünün. Bu garanti ciddi bir meseledir” dedi.

Gazprom’un boru hattı gazının ikinci büyük alıcısı konumundaki Slovakya da Macaristan ile birlikte, 2027 yılında Avrupa’da Rus gazının yasaklanması girişimlerine karşı çıkmaya devam ediyor.

Tamara Safonova, projenin hukuki statüsüne dair “Şu anda Türk Akımı operatörü South Stream Transport şirketinin faaliyetleri, uluslararası hukuka ve Rus gazının tedarikine ilişkin mevcut anlaşmalara uygun olarak yürütülüyor. Türk Akımı, bölgenin enerji güvenliğinin sağlanması açısından büyük önem taşıyan stratejik bir altyapı projesi. Proje, hem Türkiye’nin ulusal gaz iletim sistemine gaz sağlanmasına hem de Balkan Akım boru hattı üzerinden Güney ve Güneydoğu Avrupa ülkelerine gaz transitine imkân tanıyor” değerlendirmesinde bulundu.

Sevkiyat hacmi proje kapasitesini aştı

Türk Akımı’nın iki hattının toplam proje kapasitesi yıllık 31,5 milyar metreküp düzeyinde bulunuyor.

15,75 milyar metreküp kapasiteli birinci hat Türkiye iç pazarına gaz sağlarken, ikinci hat Avrupa ülkelerine gaz sevk ediyor.

İkinci hattın Avrupa’ya yönelik sevkiyatı, 15,75 milyar metreküplük proje kapasitesinin üzerine çıktı.

Verilere göre 2024 yılında bu hat üzerinden 16,25 milyar metreküp gaz sevkiyatı gerçekleşti. Bu yılın ilk 11 ayında ise sevkiyat miktarı 15,93 milyar metreküpe ulaştı ve yıl sonu itibarıyla bu rakamın 17,5 milyar metreküpe çıkması bekleniyor.

Boru hattı üzerinden gelen Rus gazının ana alıcıları Macaristan ve Slovakya olmaya devam ediyor.

Rusya

Rusya Maden Rezervleri Komisyonu Başkanı rüşvetten mahkemeye çıkıyor

Yayınlanma

Rusya Devlet Maden Rezervleri Komisyonu Genel Müdürü İgor Şpurov hakkında yaklaşık 3 milyon ruble rüşvet aldığı iddiasıyla ceza davası açıldı. Soruşturma Komitesinin yürüttüğü dosya kapsamında mahkeme Şpurov’un tutuklanma talebini görüşürken, ilgili maddeden 15 yıla kadar hapis cezası istenebiliyor.

Rusya Devlet Maden Rezervleri Komisyonu (GKZ) Genel Müdürü İgor Şpurov hakkında yaklaşık 3 milyon ruble rüşvet aldığı iddiasıyla ceza davası açıldı.

RBK medya kuruluşuna konuşan kolluk kuvvetlerindeki kaynaklar, Moskova’daki Basmannıy Bölge Mahkemesinin 2 Ekim günü müfettişlerin Şpurov hakkında talep ettiği tutuklama başvurusunu değerlendireceğini aktardı.

Rusya Ceza Kanunu’nun 290. maddesinin 6. fıkrası uyarınca suçlanan GKZ başkanının karşı karşıya olduğu en yüksek ceza 15 yıl hapis olarak öngörülüyor.

Federal Maden Kullanım Ajansı (Rosnedra), Şpurov hakkında soruşturma işlemlerinin sürdüğünü doğruladı.

Kurumdan yapılan açıklamada, “Şu anda soruşturma işlemleri yürütülüyor. Rosnedra, kolluk kuvvetlerine gerekli yardımı sağlıyor” ifadelerine yer verildi.

Maden rezervlerinin onayından sorumlu tepe kurum

Rosnedra bünyesinde devlet ekspertiz organı olarak faaliyet gösteren GKZ, kullanıma sunulan maden sahalarının rezervleri ile jeolojik, ekonomik ve çevresel verilerinin resmi incelemesini yürütüyor.

Kurum aynı zamanda maden rezervlerini inceleyen ve onaylayan yetkili komisyonlara organizasyonel ve metodolojik destek veriyor.

1964 yılında Tümen’de doğan İgor Şpurov, 1987’de Tümen Endüstri Enstitüsünden maden mühendisi olarak mezun oldu.

1985 ile 1999 yılları arasında SibNİİNP bünyesinde Samotlor petrol sahasının geliştirilmesi projelerinde görev alan Şpurov, 1999 ve 2000 yıllarında aynı sahanın jeoloji ve geliştirme departmanı direktörlüğünü yürüttü. Şpurov, Aralık 2013’te GKZ genel müdürlüğü görevine atanmıştı.

Uzak Doğu’da da maden yetkilileri tutuklanmıştı

Rusya’da maden sahalarına ilişkin rüşvet soruşturmaları daha önce de üst düzey bürokratları hedef almıştı.

Şubat ayında Primorskiy Krayı’ndaki mahkeme, Uzak Doğu Federal Bölgesi Maden Kullanım Departmanı Başkanı Dmitriy Tsukanov ile yardımcısı Artem Neveselıy hakkında rüşvet suçlamasıyla tutuklama kararı vermişti.

Soruşturma makamlarına göre Tsukanov, değeri 17,5 milyon rubleyi aşan bir Lexus LX600 marka otomobili rüşvet olarak kabul etti. Tsukanov’un ticari bir şirketin temsilcisine kurumsal bilgileri aktardığı ve Magadan bölgesindeki maden arama ile işletme ruhsatının lehte koşullarla verilmesini sağladığı öne sürülüyor.

Yardımcısı Neveselıy ise jeolojik araştırma lisansının uzatılmasına aracılık etmek ve gizli bilgileri sızdırmak karşılığında aracılar üzerinden 350 bin ruble almakla suçlanıyor. Söz konusu davada rüşveti veren kişinin de tutuklandığı bildirildi.

Okumaya Devam Et

Rusya

Rusya: Saldırıya uğrayan rafinerilerin yüzde 10’unda onarım sürüyor

Yayınlanma

Rusya Başbakan Yardımcısı Aleksandr Novak, petrol şirketlerinin Ukrayna saldırıları sonrası rafinerileri daha hızlı devreye aldığını ve hasarın azaldığını açıkladı. Rusya Savunma Bakanlığı bir gecede 646 İHA’nın düşürüldüğünü duyururken dört rafinerinin hedef alındığı bildirildi.

Rusya Başbakan Yardımcısı Aleksandr Novak, petrol şirketlerinin Ukrayna saldırılarının ardından rafinerileri işletmeye alma süresini kısalttığını ve tesislerdeki hasarın belirgin ölçüde azaldığını öne sürdü.

TASS haber ajansının aktardığına göre Novak, bu durumun şirketler, Enerji Bakanlığı ve Savunma Bakanlığının ortaklaşa yürüttüğü savunma önlemleri sayesinde sağlandığını söyledi.

Novak, rafinerilere yönelik tehdit modellerine uygun pasif koruma sistemleri kurulduğunu ve hava savunma araçlarıyla aktif korumanın güçlendirildiğini belirterek “Tesislerimize yönelik sürekli akınlardan kaynaklanan hasarın son dönemde çok daha düşük olduğunu gözlemliyoruz” dedi.

Novak ayrıca petrol şirketlerinin, üretimin durmasından kaynaklanan yüksek zararlar sebebiyle güvenlik önlemlerini kendi bütçelerinden finanse ettiğini kaydetti.

Dört rafineriye saldırı düzenlendi

Novak, 2 Ekim gecesi Ukrayna ordusunun Rusya topraklarındaki dört petrol rafinerisini hedef aldığını, saldırıların tümünün püskürtüldüğünü iddia etti. Teknolojik ekipmanın zarar görmediğini savunan Novak, yalnızca bir tesiste hasar tespit çalışmalarının devam ettiğini açıkladı.

Rusya Savunma Bakanlığı ise aynı gece Rusya bölgeleri, Kırım, Karadeniz ve Azak Denizi üzerinde toplam 646 insansız hava aracının düşürüldüğünü duyurdu. Volgograd Bölge Valisi Andrey Boçarov da gece saatlerinde bir sanayi altyapısına yönelik saldırı gerçekleştiğini kaydetti.

Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin, 1 Eylül’de yaptığı açıklamada hasar gören rafinerilerin yaklaşık yüzde 10’luk kısmının onarılmayı beklediğini bildirmişti.

Novak ise bu açıklamanın hemen ertesinde, bakımdan çıkan tesislerin tedariki artırmasıyla yakıt piyasasının daha istikrarlı hale geldiğini savunmuştu.

Başbakan Birinci Yardımcısı Denis Manturov da rafinerilerdeki onarım ve restorasyon sürelerini asgariye indirmeye çalıştıklarını, çalışmaların hasarın boyutuna ve parça ihtiyacına göre değiştiğini fakat önceliğin tesisleri hızla devreye almak olduğunu ifade etmişti.

Manturov, kapasitelerin korunması, yedeklenmesi ve onarım sürelerinin kısaltılması talimatını vermişti.

Putin, rafinerilerin güvenliğini ağustos ayı sonunda sanayi ve enerji tesisleri dahil kritik altyapıların korunmasına yönelik imzaladığı kararnameyle ilişkilendirmişti.

Tesislerin teçhizat ve korunması için on milyarlarca ruble ayrıldığını kaydeden Putin, kararnamede yer alan geçici yönetim uygulamasının bir kamulaştırma anlamına gelmediğini vurgulamıştı.

Novak, şirketlerin savunma önlemlerini Savunma Bakanlığı ve Ulusal Muhafızlar (Rosgvardiya) ile koordineli yürüttüğünü aktardı.

Okumaya Devam Et

Rusya

Schröder Rusya’da 22 mağazalı hipermarket zincirinin yönetimine geçti

Yayınlanma

Almanya’nın eski Başbakanı Gerhard Schröder, Rusya’da faaliyet gösteren perakende zinciri Globus’un stratejik yönetimini üstlendi. Ülkede sekiz bölgede 22 hipermarketi kapsayan ağda görev alan Schröder, gıda tedarikinde ekonomik bağların korunması gerektiğini savundu.

Almanya’nın eski Başbakanı Gerhard Schröder, Rusya’da faaliyet gösteren perakende zinciri Globus’un stratejik gelişim süreçlerini yönetecek.

Rus medya kuruluşu RBK’ya konuşan şirket temsilcisi, OOO Giperglobuş Genel Kurulu kararıyla Schröder’in denetim kurulu üyeliğine getirildiğini duyurdu.

Temsilcinin verdiği bilgiye göre Schröder, Rusya pazarındaki genel yönetim süreçlerine dahil olacak ve şirketin uzun vadeli planlamasına katkı sunacak.

Globus Holding hissedarı ve OOO Giperglobuş’un sahibi Thomas Bruch, basın servisi aracılığıyla yaptığı değerlendirmede, atamanın şirketteki uzmanlık desteğini artırma ihtiyacından kaynaklandığını bildirdi.

Bruch, eski başbakanın Rusya’nın siyasi ve iktisadi hayatındaki uzun yıllara dayanan tecrübesinin, mevcut koşullarda “diyalog odaklı bir yaklaşım” izlemeyi ve yapıcı çözümler geliştirmeyi kolaylaştıracağını kaydetti.

Gerhard Schröder ise ekonomik temasların ve yatırımların sürdürülmesinin önemini vurgularken, gıda tedarik sektörünü temel bir işbirliği alanı olarak niteledi.

Basın servisinin aktardığına göre Schröder, “Kriz dönemlerinde bu bağlar birbirini dinlemeyi ve geleceğe dönük yollar belirlemeyi mümkün kılması açısından ayrı bir değer taşıyor” ifadesini kullandı.

Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin, daha önce yaptığı bir değerlendirmede, Avrupa tarafından Rusya ile yürütülecek diyalog zemini için Schröder’in tercih edilen bir müzakereci olduğunu dile getirmiş ve bu öneriyi kendisine duyduğu yüksek güvenle gerekçelendirmişti.

Putin, 2026 yılında St. Petersburg Uluslararası Ekonomi Forumu (SPIEF) marjında uluslararası haber ajanslarının temsilcileriyle gerçekleştirdiği toplantıda, Schröder’in tutumunu savunma cesaretine sahip bir siyasetçi olduğunu söylemişti.

Rusya Devlet Başkanı, eski başbakanın Kuzey Akım gibi altyapı projelerini hayata geçirerek Almanya sanayisine uygun maliyetli ve güvenilir sevkiyat sağlamayı amaçladığını da anımsatmıştı.

Rusya’daki perakende yapısı OOO Giperglobuş, Ocak 2025’te Almanya merkezli Globus Holding bünyesinden ayrıldı.

Rusya’nın Merkez Federal Bölgesi’ndeki sekiz bölgede faaliyet gösteren ağın bünyesinde, 2025 yılı sonu itibarıyla 22 hipermarket yer alıyor. Şirket, faaliyetlerini doğrudan ana şirketin finansmanına bağlı kalmaksızın kendi öz kaynaklarıyla yürüttüğünü açıklıyor.

Almanya kökenli zincir, gıda odaklı hipermarket segmentinde orta ve üst gelir grubuna hitap ediyor.

Rusya pazarına 2006 yılında Moskova bölgesindeki Şçyolkovo kentinde açtığı ilk mağazayla giren Globus, 2022 yılı sonrasında ülkeden ayrılmayan az sayıdaki yabancı perakendeci arasında yer alıyor.

Ülkedeki varlığını sürdüren yabancı şirketler arasında Alman Metro Cash & Carry, Fransız Auchan ve eski adı Leroy Merlin olan Lemana PRO da bulunuyor.

Rusya’da yabancı şirketlerin mülkiyet yapısına dönük idari adımlar ise genişliyor.

Vladimir Putin, eylül ayı ortasında imzaladığı kararnameyle Auchan, Lemana PRO, lojistik şirketi FM Logistic ve Nestle’nin Rusya operasyonlarının yönetimini L.E.V. Management şirketine devretti. 28 Eylül’de ise Metro’nun ülkedeki ticari varlıkları UK Torg Rus yönetiminin idaresine verildi.

Okumaya Devam Et

Çok Okunanlar

English