Ortadoğu
BAE, İsrail ile Ürdün arasındaki su krizini çözmek için üçlü zirve önerdi

İsrail’in Ürdün’e sağladığı ek su tahsisini yenilemeyi reddetmesi iki ülke arasında diplomatik krize yol açtı. Birleşik Arap Emirlikleri, gerilimi düşürmek ve yeni bir su-enerji anlaşması müzakere etmek amacıyla Abu Dabi’de üçlü bir zirve düzenlenmesini önerdi.
İsrail’in Ürdün’e sağladığı ilave su tahsisini yenilemeyi reddetmesi iki ülke arasında diplomatik kriz oluşturdu. İsrail basınına göre Birleşik Arap Emirlikleri (BAE), iki ülke arasında derinleşen bu su krizini çözmek ve yeni bir bölgesel su-enerji anlaşmasını müzakere etmek amacıyla Abu Dabi’de üçlü bir zirve düzenlenmesini önerdi.
Önerilen zirvede, İsrail’in Ürdün’e yeniden ilave su satmasını güvence altına alacak resmi bir anlaşmanın yapılması hedefleniyor. Girişimin bir diğer amacını ise iki ülke arasındaki diplomatik ilişkilerin yeniden normalleştirilmesi oluşturuyor. İsrail ve Ürdün, 2023 yılının sonundan bu yana karşılıklı olarak büyükelçi bulundurmuyor.
Su krizinin temelini, 2021 yılında yapılan ek anlaşmanın yenilenmemesi oluşturuyor. Bu düzenleme kapsamında İsrail, Ürdün’e üç yıl boyunca, 1994 barış anlaşmasında öngörülen miktara ek olarak yılda 50 milyon metreküp su sağlamayı kabul etmişti. 1994 tarihli İsrail-Ürdün barış anlaşması uyarınca İsrail, her yıl Ürdün’e 50 milyon metreküp su sağlamakla yükümlü bulunuyor. 2021 anlaşmasıyla Ürdün’ün İsrail’den aldığı yıllık su miktarı 50 milyon metreküpten 100 milyon metreküpe çıkmıştı.
Ürdün, bu ek düzenlemenin beş yıl daha uzatılmasını ve ilave su miktarının yılda 80 milyon metreküpe çıkarılmasını talep etti. Bu talep kabul edilseydi İsrail’in Ürdün’e sağlayacağı toplam yıllık su miktarı 130 milyon metreküpe ulaşacaktı. Ancak İsrail, 1994 barış anlaşmasından doğan 50 milyon metreküplük yükümlülüğünü sürdürürken, 2021’deki ek su düzenlemesini yenilemeyi reddetti.
Ürdün sekiz aydır ek sudan yararlanamıyor
Yedioth Ahronoth gazetesinin haberine göre İsrail Enerji Bakanı Eli Cohen, ek su düzenlemesini daha önce altı aylık dönemler halinde uzattı. Bu uzatmalarda ABD’nin baskısı ve Ürdün’ün İran’a ait insansız hava araçlarını (İHA) engellemedeki rolü etkili oldu. Ancak Cohen, düzenlemenin Kasım 2025’te sona ermesine izin verdi. Bu nedenle Ürdün, sekiz aydır barış anlaşmasında öngörülen miktarın üzerindeki ilave suyu alamıyor.
Yedioth Ahronoth gazetesine konuşan ve ismi açıklanmayan bir İsrailli yetkili, İsrail’in barış anlaşması kapsamındaki yükümlülüklerini yerine getirdiğini, ancak bunun ötesinde su sağlamak zorunda olmadığını ifade etti. Yetkili, ilave su tahsisinin iki ülke arasındaki iyi niyete bağlı olduğunu belirtti. İsrailli yetkililer ayrıca 2025 yılının son yüzyılın en kurak yıllarından biri olduğunu, bu durumun İsrail’i özellikle tarım alanında kendi iç su ihtiyacına öncelik vermeye zorladığını ileri sürdü.
Amman yönetiminde karara yönelik tepki yükseliyor
İsrail devlet televizyonu KAN’ın haberine göre Ürdün, İsrail’in genişletilmiş su düzenlemesini yenilemeyi reddetmesine tepki gösteriyor. Habere göre İsrail, ilave su tedarikinin yeniden başlamasını Amman’ın Tel Aviv’e yönelik eleştirel tutumunu yumuşatmasına ve tam diplomatik ilişkilerin yeniden tesis edilmesine bağlıyor.
KAN’a konuşan Ürdün Kraliyet Divanı’na yakın bir kaynak, su meselesinin kendileri için çok önemli olduğunu ve barış anlaşmasının bir parçasını oluşturduğunu kaydetti.
Sınır hattındaki yeni yerleşim planı
İki ülke arasındaki diplomatik gerilim, İsrail Savunma Bakanlığı’nın Ürdün sınırı boyunca yaklaşık 40 yerleşim noktası kurulmasına yönelik planları ilerletmek amacıyla Doğu Bölgesi Direktörlüğü adlı yeni bir yapı oluşturduğu döneme denk geliyor. Planın silahlı yerleşimciler tarafından destekleneceği bildiriliyor. Söz konusu yerleşim hattı, kuzeydeki Tzemach kavşağından güneydeki Hevel Eilot bölgesine kadar uzanıyor ve işgal altındaki Batı Şeria’dan geçiyor.
İsrail Savunma Bakanlığı Genel Direktörü Amir Baram, girişimin bölgede devlet faaliyetlerini koordine etmeyi amaçladığını ifade etti. Baram, doğudan gelebilecek potansiyel tehdit gerekçesini öne sürerek çok katmanlı bir sınır savunma sistemine yatırım yapıldığını söyledi.
Ortadoğu
Suriyeli yetkililer: Türk heyeti İsrail saldırılarından saatler önce Suriye hava üssünü ziyaret etti
Ortadoğu
Filistin kökenli ABD’li, İsrailli yerleşimciler tarafından kuşatılan evine ABD bayrağı astı

Bir Filistinli-Amerikalı, Yahudi yerleşimciler tarafından kuşatılan evine ABD bayrağı astı.
Bu arada ABD, dünya çapında kınamaya yol açan bu kuşatmaya yönelik eleştirilerini yineledi.
İşgal altındaki Batı Şeria’nın Nablus yakınlarındaki Kusra’da bulunan üç evden birinin sahibi olan Luay Ebu Ridi, yerleşimciler tarafından kuşatıldıktan ve bir haftadan fazla bir süredir gıda ve diğer ihtiyaç malzemelerinin girişinin engellenmesinden sonra, pazartesi günü ikinci vatanı Ohio’dan geri döndü.
Salı günü evinin önünde ABD bayrağını dalgalandıran Ebu Ridi, ABD Büyükelçiliği’nden bu konuyu gündemde tutmasını istediğini belirtti.
Ebu Ridi, evinin içinde AFP muhabirlerine yaptığı açıklamada, “Bu, ABD’deki tüm Amerikalılara, Batı Şeria’da neler olup bittiğini, yerleşimcilerin Batı Şeria’daki kendi evimi ele geçirmeye çalışarak bizi nasıl kuşattığını görmeleri için gönderdiğim bir mesaj,” dedi.
ABD’nin baskısı altında, İsrail ordusu geçen hafta yerleşimcileri uzaklaştırma emri verdiğini açıklamıştı.
Askerler yerleşimcilerin çadırını kaldırdı ve bir İsrailliyi gözaltına aldı; fakat yerleşimciler yaya olarak ya da araçlarla defalarca geri döndü.
Ebu Ridi, “Askerler evime serbestçe giriyorlar ama hiçbir şey yapmıyorlar. Hatta yerleşimcilerle el sıkışıyorlar. Sanki arkadaşlar gibiler,” dedi.
Batı Şeria’daki İsrailli yerleşimciler, son aylarda Filistinli sakinlere, genellikle mülklerini ele geçirmek amacıyla, giderek artan bir şekilde tacizde bulunuyor ve saldırıyor.
Binyamin Netanyahu’nun hükümeti, 27 Ekim’de yapılacak seçimler öncesinde Yahudi sağının desteklediği yerleşim yerlerinin oylarını almak istiyor.
Uzun süredir yerleşimcileri destekleyen evanjelik papaz ve ABD’nin İsrail Büyükelçisi Mike Huckabee, Kusra kuşatmasıyla ilgili nadir görülen bir eleştiride bulunarak İsrail’den müdahale etmesini istedi.
Salı günü İsrail televizyonunda yayınlanan röportajlarda Huckabee, ABD’nin kendi vatandaşlarını korumaya kararlı olduğunu belirtti.
Huckabee, Kanal 13’e verdiği demeçte, “Terörist faaliyetlerde bulunan kişilere –bu terimi kullanacağım– ağır sonuçlar uygulanmasını istiyoruz,” dedi.
Büyükelçi olmadan önce “Filistinli” terimini reddetmiş olan Huckabee, “Bu, evlerinin sahibi olan ve korkusuzca ailelerini yetiştirme hakkına sahip Filistinli aileler için adil değil,” dedi.
Aşırılıkçı yerleşimcilerle ilgili olarak Huckabee, “Eğer bu küçük azınlık, davalarına bir iyilik yaptıklarını düşünüyorsa, korkunç bir hata yapıyorlar,” ifadelerini kullandı.
Uluslararası hukuka göre yasadışı sayılan yerleşim yerlerinde, üç milyon Filistinlinin arasında yaklaşık 500.000 İsrailli yaşıyor.
İsrail, 1967 Altı Gün Savaşı’ndan bu yana Batı Şeria’yı işgal altında tutuyor.
Ortadoğu
BAE, İran ile tüm ticareti durdurdu

Birleşik Arap Emirlikleri (BAE), salı günü Tahran’ın Körfez ülkesine doğru iki balistik füze fırlattığını açıklamasının ardından İran ile ticari ve iktisadi ilişkilerini askıya aldı.
BAE Savunma Bakanlığı, hava savunma sistemlerinin İran’dan kendi topraklarına doğru fırlatılan iki balistik füzeyi tespit ettiğini belirtti.
Bu olay, mayıs ayından bu yana Tahran’ın Körfez ülkesine yönelik ilk doğrudan saldırısı olarak değerlendiriliyor.
Olay, BAE’de ikamet edenlere acil durum telefon uyarısı gönderilmesine neden oldu.
Savunma Bakanlığı, değerlendirmelerin füzelerin deniz trafiğini hedef aldığını gösterdiğini belirtirken, füzelerden birinin BAE karasuları dışındaki denize, diğerinin ise karasuları içine düştüğünü de ekledi.
BAE Dışişleri Bakanlığı daha sonra, “bölgesel ve uluslararası barış ve güvenliği zedeleyen bölgesel gerginlikler ışığında, İran ile tüm ticaret, ticari ilişkiler ve finansal işlemlerin bir sonraki duyuruya kadar durdurulduğunu” açıkladı.
İran, füze saldırılarıyla herhangi bir ilgisi olduğunu reddetti. İran Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü İsmail Bekai, bu iddianın “iyi komşuluk ilkesine aykırı olduğunu ve bölge ülkeleri arasında güveni güçlendirmeye yönelik devam eden çabaları baltaladığını” söyledi.
Füze saldırıları, BAE ve Tahran’ın iki ülke arasındaki gerginliği azaltmaya çalıştıkları bir dönemin ardından gerçekleşti.
Tahran’ın askeri misillemelerinin büyük kısmı, İran’ın ABD-İsrail saldırılarına zemin hazırladıkları iddiasıyla suçladığı komşu Körfez ülkelerini hedef aldı.
BAE, İran’ın ABD’nin Körfez müttefiklerine yönelik saldırılarının en ağır yükünü üstlendi ve yaklaşık 3.000 füze ve insansız hava aracı saldırısına maruz kaldı.
BAE, Körfez komşuları arasında Tahran’a karşı en şahin tutumu sergileyerek İran’a karşı onlarca saldırıyla karşılık verdi.
Fakat haziran ayında Washington ile Tahran arasında imzalanan mutabakat metninin ardından BAE ile İran arasındaki gerginlikler azaldı.
Anlaşmanın temmuz başında bozulmaya başlamasının ardından İran, saldırılarını çoğunlukla Bahreyn, Kuveyt ve Ürdün’e yöneltti.
Son aylarda BAE, İran ile diplomatik ve iktisadi kanalları yeniden faaliyete geçirirken, İsrail ve ABD ile askeri bağlarını da güçlendirdi.
Salı günü gerçekleşen füze saldırıları, BAE’ye geri dönen normalleşme havasını bozma tehdidi oluşturuyor.
Dubai’nin finans bölgesi yeniden bankacılarla dolmaya başlamışken, emirlik ile İran limanları arasında bazı ticari faaliyetler yeniden başlamıştı.
Ayrıca, BAE’ye yönelik bazı İran uçuşları da sessizce yeniden başlamıştı.
BAE yetkilileri ayrıca, savaş başladığında ülke dışında bulunan ve BAE’de ikamet izni bulunan yaklaşık 20.000 İranlının ülkeye dönüşüne izin vermeye başlamıştı.
BAE yetkilileri, ülkenin daha geniş çaplı bir bölgesel savaşa daha fazla sürüklenmekten kaçınmak istediğini defalarca vurguladı.
Ne var ki BAE ile İran arasındaki gerilimi azaltmaya yönelik çabalar, son haftalarda artan bir baskı altındadır.
BAE, bu ay İran’ı Hürmüz Boğazı’nda Abu Dabi Ulusal Petrol Şirketi’ne ait gemilere saldırmakla suçladı.
Ortadoğu1 hafta önceMısır, üçlü pakta neden katılmadı?
Dünya Basını1 hafta önceThe Jerusalem Post: Suudi Arabistan-Türkiye-Pakistan savunma anlaşması İsrail’e tehdit
Görüş1 hafta önceTürkiye ve İsrail ilişkilerinin geleceği
Dünya Basını2 hafta önceYen müdahalesinin asıl mesajı: Doların rezerv para statüsü artık eskisi kadar güçlü değil
Rusya2 hafta önceRusya’nın buğday ihracatı temmuzda yüzde 17,7 geriledi
Dünya Basını2 hafta önceForeign Affairs: Amerika Ortadoğu’dan Vazgeçmeli
Diplomasi1 hafta önceUkrayna, Türkiye’den 70 ATACMS ve diğer ABD menşeli silah satın aldı
Rusya2 hafta önceRusya, yolları insansız hava aracı saldırılarına karşı koruyacak











