Bizi Takip Edin

Amerika

Banksy tablosu ABD’deki açık artırmada yaklaşık 18 milyon dolara satıldı

Yayınlanma

Sokak sanatçısı Banksy’nin “Bulunmuş Manzarada Kız ve Balon” adlı tablosu, New York’ta düzenlenen özel bir açık artırmada komisyon dahil 17,94 milyon dolara alıcı bularak sanatçının en pahalı ilk üç eseri arasına girdi. Bu satış, sanatçının gerçek kimliğinin kamuoyuna açıklanmasının ardından pazarın üst segmentinde talebin güçlü kalmaya devam ettiğini gösteren ilk büyük sınav olarak değerlendirildi.

Sokak sanatçısı Banksy’nin 2012 tarihli “Bulunmuş Manzarada Kız ve Balon” (Girl and Balloon on Found Landscape) adlı tablosu, New York’ta düzenlenen kapalı bir açık artırmada yaklaşık 18 milyon dolara alıcı buldu.

The Wall Street Journal gazetesi, müzayedeyi düzenleyen kuruluşa dayandırdığı haberinde, özel satışın Fair Warning adlı açık artırma platformunda gerçekleştiğini bildirdi.

Müzayede organizatörünün paylaştığı bilgilere göre, eser için ödenen nihai tutar alıcı komisyonu da dahil olmak üzere 17,94 milyon dolar olarak kaydedildi. Bu sonuçla birlikte çalışma, Banksy’nin bugüne kadar ikincil piyasada satılan en pahalı ilk üç eseri arasındaki yerini aldı.

Sanatçının “Crude Oils” (Ham Petrol) serisine ait olan yapıt, klasik bir manzara resminin üzerine Banksy’nin imzası niteliğindeki, elinden kalp şeklinde kırmızı bir balon kaçıran kız çocuğu motifinin eklenmesiyle oluşuyor. Eserin, ismi açıklanmayan ABD’li özel bir koleksiyoner tarafından satın alındığı kaydedildi.

Bu satış, sanatçının en pahalı yapıtları sıralamasını da değiştirdi. Yeni rekor, aynı seride yer alan ve 2021 yılında Christie’s müzayede evinde 14,5 milyon dolara satılan “Sunflowers From Petrol Station” (Benzin İstasyonundan Ayçiçekleri) tablosunu geride bıraktı.

Banksy’nin “Crude Oils” serisi, sanatçının 2005 yılında Londra’da gerçekleştirdiği ilk galeri sergisi için üretilmişti.

Proje kapsamında sanatçı, klasik yağlıboya manzara ve portre çalışmalarını, sokak sanatından aşina olunan satirik ögeler ve bilinen imgelerle yeniden yorumlamıştı.

The Wall Street Journal, söz konusu satışın, Banksy’nin gerçek kimliğinin ifşa edilmesinin ardından sanat pazarında karşılaştığı ilk büyük sınav olduğunu yazdı.

Gazetenin analizinde, elde edilen sonucun, pazarın üst segmentinde Banksy eserlerine yönelik talebin istikrarını koruduğunu gösterdiği belirtildi. Değerlendirmede ayrıca, sanatçının şahsiyetine yönelik algının değişmesine rağmen koleksiyonerlerin yapıtlara olan ilgisinin sürdüğü ifade edildi.

Sanatçının bugüne kadar gerçekleştirdiği en büyük iki satışın zirvesinde, 2021 yılında Londra’daki Sotheby’s müzayedesinde, canlı yayın sırasında kendi kendini kısmen imha etmesinin ardından yaklaşık 25 milyon dolara satılan “Love Is in the Bin” (Aşk Çöp Kutusunda) tablosu yer alıyor.

Aynı yıl Christie’s müzayede evinde satılan “Game Changer” (Oyunu Değiştiren) adlı eser ise yaklaşık 23 milyon dolara alıcı bulmuştu.

Mart ayının başında Reuters, uzun yıllardır gerçek kimliğini gizleyen Banksy takma isimli sanatçının asıl adının David Jones olduğunu bildirmişti.

Ajans, sanatçının muhtemel kimliğinin ilk kez 2008 yılında Mail on Sunday gazetesi tarafından Bristol doğumlu Robin Gunningham olarak açıklandığını hatırlattı.

Ancak haberde yer alan iddialara göre, sanatçı bu gelişmenin ardından resmi belgelerini değiştirdi ve Birleşik Krallık’ta en yaygın isimlerden biri olan David Jones adını aldı. Sanat piyasası uzmanları, kimlik ifşasının Banksy eserlerinin piyasa değerini daha da artırabileceğini öngörüyor.

Amerika

Microsoft’un veri merkezi yatırımı New York’un elektrik talebini aşacak

Yayınlanma

Microsoft, bulut ve yapay zeka hizmetlerindeki sunucu açığını kapatmak amacıyla veri merkezlerinin kapasitesini 2032’ye kadar üçe katlayıp 38 gigavatın üzerine çıkarmayı hedefliyor. Planlanan bu enerji miktarı, New York eyaletinin zirve dönemdeki elektrik tüketimini aşıyor.

Amerikan teknoloji şirketi Microsoft, veri merkezlerinin kapasitesini 2032 yılına kadar üç kattan fazla artırarak 38 gigavatın üzerine çıkarmayı planlıyor.

Bloomberg’in konuya aşina kaynaklara dayandırdığı haberine göre, hedeflenen bu kapasite, New York eyaletinin en yüksek tüketim dönemlerindeki elektrik ihtiyacını geride bırakıyor.

Kapasite artışı, Microsoft’un bulut hizmetleri ve yapay zeka operasyonlarında yaşadığı işlem gücü yetersizliğini aşmasını amaçlıyor.

Şirketin dünya genelindeki veri merkezi ağının mevcut elektrik kapasitesi yaklaşık 12 gigavat seviyesinde seyrediyor.

Gelecekteki kapasitenin yaklaşık üçte birinin yapay zeka donanımlarına ayrılması hedefleniyor. Bu alandaki güncel tüketim ise 2 gigavat civarında kalıyor.

Sunucu kapasitesindeki yetersizlik, Microsoft’u ABD ve Avrupa’daki bazı merkezlerinde yeni bulut aboneliklerini sınırlandırmak zorunda bıraktı. Bu durum nedeniyle müşterilerin bir bölümü rakiplerle sözleşme imzaladı.

Tesis inşasını hızlandıran şirket, Atlanta bölgesi dahil yeni merkezler kuruyor. Son mali yılda sermaye harcamaları 145 milyar dolara ulaşan şirketin harcamalarında, analistlerin değerlendirmelerine göre yükseliş sürecek.

Tesislerin inşasının yıllar alması, talep ve teknolojideki değişimlerin sürmesi sebebiyle mevcut planlar revizyona uğrayabilir.

Microsoft, programın ayrıntılarına dair henüz açıklama yapmadı.

Daha önce şirket içi değerlendirmelerde, yapay zeka merkezleri inşasının elektrik, su tüketimi ve karbon emisyonları nedeniyle çalışanlar arasında kaygı yarattığı kabul edilmişti.

Microsoft, su verimliliğini artırdığını ve yenilenebilir enerji kaynaklarını güçlendirdiğini savunuyor.

Veri merkezi krizi

Okumaya Devam Et

Amerika

“Teknoloji devleri gençlerin tepki odağında petrolün yerini aldı”

Yayınlanma

ABD’li kayaç petrolü üreticisi Diamondback Energy şirketinin yöneticisi Kaes Van’t Hof, teknoloji devlerinin petrol şirketlerinin yerini alarak kamuoyunun bir numaralı hedefi haline geldiğini söyledi. Van’t Hof, yüksek gelir ve kariyer arayışındaki gençlerin enerji sektörüne ilgisinin arttığını savundu. Bloomberg verileri ise sektörde üretimin rekor kırmasına karşın son on yılda 250 bin kişilik istihdam kaybı yaşandığını gösteriyor.

ABD merkezli kayaç petrolü üreticisi Diamondback Energy şirketinin tepe yöneticisi Kaes Van’t Hof, teknoloji devlerinin kamuoyu nezdinde petrol şirketlerinin yerini alarak “bir numaralı halk düşmanı” haline geldiğini söyledi.

Financial Times gazetesine konuşan Van’t Hof, iyi gelir ve güçlü kariyer fırsatları arayan gençlerin artık petrol sektörünü dışlanan bir alan olarak görmediğini vurguladı.

Teknoloji şirketlerinin, özellikle veri merkezlerinin inşası nedeniyle yoğun bir toplumsal baskıyla karşı karşıya kaldığını belirten Van’t Hof, enerji sektörüne yönelik yaklaşımın ise dönüştüğünü savundu.

The New York Times gazetesinin daha önce yer verdiği haberde, veri merkezlerine yönelik endişelerin çevreye dönük tehditler ve sohbet robotlarına olan bağımlılıkla bağlantılı olduğu aktarılmıştı.

Van’t Hof, toplumun enerjinin gündelik hayattaki vazgeçilmez rolünü artık çok daha iyi kavradığına dikkat çekti.

Gelişmeleri değerlendiren Diamondback yöneticisi, şu ifadeleri kullandı:

“Birkaç yıl öncesine kadar neredeyse her gün petrol sektörünün öldüğüne dair makaleler çıkıyordu. Ancak bugün insanların bunun saygın, iyi ödeme yapan, ayrıca yapay zeka ile enerjinin kesiştiği bir alan olduğunu anladığını düşünüyorum.”

Söz konusu dönüşümün istihdam piyasasına da yansıdığını kaydeden Van’t Hof, sektöre genç yetenek akışı yaşandığını ve staj başvurularında artış görüldüğünü dile getirdi.

Van’t Hof, değerlendirmesini şu sözlerle sürdürdü: “Enerji sektörü havalı olabilir mi? Evet, sanırım öyle. Artık asıl bilişimciler kötü adam olarak görülüyor.”

Teksas merkezli olan ve kayaç petrolü çıkaran Diamondback, 56 milyar dolarlık ciroya sahip. Şirket, ABD’nin güneyindeki geniş petrol ve doğalgaz bölgesi Permian Havzası’nın en büyük bağımsız petrol üreticisi konumunu elinde tutuyor.

Öte yandan Bloomberg, Temmuz ayında geçtiği haberde ABD petrol ve doğalgaz sektörünün son on yılda istihdamını yaklaşık yüzde 40 oranında azalttığını duyurmuştu.

Bu oran 250 bin kişilik iş kaybına denk gelirken, söz konusu pozisyonların büyük kısmının geri dönmeyeceği kaydedildi.

İstihdamdaki bu sert düşüşe rağmen, aynı dönemde ham petrol üretimi yüzde 50 artış kaydetti.

Bloomberg’in aktardığına göre 2014 yılındaki fiyat çöküşünün ardından yatırımcılar şirketlerden daha yüksek verimlilik ve kâr talep etmeye başladı.

Bu baskı; işten çıkarmaları, şirket birleşmelerini, ileri teknolojilerin kullanımını, otomasyonu ve robotik sistemleri beraberinde getirdi.

Ajansın hesaplamalarına göre sektörde 2023 yılının başından bu yana gerçekleşen birleşme ve devralma işlemlerinin toplam hacmi 500 milyar doları aştı ve önceki üç yıllık dönemin toplamını yüzde 20’den fazla geride bıraktı.

Güncel verilerle ABD’deki ham petrol üretimi günlük 13,8 milyon varille rekor seviyeye ulaşsa da sektördeki istihdam son üç yılın en düşük seviyesinde seyrediyor.

Ülkedeki enerji şirketleri, 2014 yılında çalışan sondaj kulelerinin üçte birinden daha azıyla faaliyet gösteriyor; ancak sahadaki her bir kule artık o döneme kıyasla yaklaşık dört kat daha fazla petrol üretiyor.

Okumaya Devam Et

Amerika

ABD, ismi açıklanmayan “büyük” bir bankaya yaptırım uygulayacak

Yayınlanma

ABD Hazine Bakanı Scott Bessent, Trump yönetiminin önümüzdeki hafta büyük bir bankaya yaptırım uygulayacağını söyledi.

Yeni yaptırım, yine İran’a karşı iktisadi abluka kapsamında ilan edilecek.

“Real America’s Voice” programına konuk olduğu sırada ne finans kurumunun adını ne de bulunduğu ülkeyi belirten Bessent, bu adımın pazartesi günü (14 Eylül) atılacağını ifade etti.

Bessent, bu adımın başlangıçta cuma günü gerçekleştirilmesinin planlandığını fakat 11 Eylül 2001 saldırılarının 25. yıldönümü anma törenleri nedeniyle ertelendiğini belirtti.

Bessent şöyle konuştu:

“Herkes bu rejimle ilişkisini kesene kadar bu sürece devam edeceğiz. Bunu o kadar kârsız hale getireceğiz ki, şirketinizin ya da kendinizin, kişisel mali durumunuzun yok olma tehlikesiyle karşı karşıya kalmasını göze almak istiyorsanız, buyurun deneyin. ⁠Ama peşinize düşeceğiz.”

ABD, Türkiye’deki bir bankaya “İran bağlantılı” olduğu iddiasıyla yaptırım uyguladı

ABD, Şubat ayında çatışmanın başlamasından bu yana İran’a karşı petrol ihracatı, nakliye ağları, silah tedarik kanalları, finansal aracılar, dijital varlık borsaları ve havacılık bağlantılarını hedef alan bir dizi ekonomik önlem uyguladı.

Trump yönetimi, geçen ay Bessent’in “Ekonomik Dışlama Operasyonu” olarak adlandırdığı girişimle kampanyasını tırmandırdı.

ABD, yaklaşık 60 kuruluş, kişi ve gemiye yaptırımlar uyguladı ve deniz taşımacılığı, havacılık, teknoloji, altın ve dijital varlıklar gibi sektörlerde İran’la iş yapanlara yönelik ikincil yaptırımların kapsamını genişletti.

Beyaz Saray geçen hafta İstanbul merkezli Golden Global Bank’ı, Çin’in İran petrolü karşılığında ödediği büyük meblağları Devrim Muhafızları’na aktardığı gerekçesiyle yaptırım kapsamına almıştı.

İran üzerindeki baskı giderek artmasına rağmen, ABD Başkanı Donald ​Trump savaşın Kasım ayındaki ABD ara seçimlerinden sonraya kadar sona ermeyeceğini öngördü.

Okumaya Devam Et

Çok Okunanlar

English