Ortadoğu
BCG’nin Gazze’deki yardım projesini dört çalışan daha en başta terk etmiş

Boston Consulting Group’un (BCG) dört çalışanının, Gazze için geliştirilen bir yardım projesinden daha en başında endişelerini dile getirerek ayrıldığı ortaya çıktı. Firma, itibar krizine dönüşen ve sonradan iptal edilen projeyle ilgili süreçteki usulsüzlükleri soruştururken, projeyi yöneten ortakların istifaların nedenini “örtbas ettiği” belirtildi.
Boston Consulting Group‘un (BCG) dört çalışanı, Gazze için yeni bir yardım sistemi konusunda danışmanlık yapan ekipten projenin ilk aşamalarında ayrıldı. Çalışanların, projenin firma için bir itibar krizine dönüşmesinden aylar önce endişelerini dile getirdiği ortaya çıktı.
BCG, yüzlerce Filistinlinin öldürüldüğü İsrail-ABD güdümlü Gazze İnsani Yardım Vakfı (GHF) girişiminin yüklenici firmalarındandı ve Filistinlilerin Somali ve Somaliland’a tehcir edilmesi planınının “modellenmesinde” adı geçiyordu.
Financial Times (FT) gazetesine konuşan kaynaklara göre, bu istifalar, BCG’nin süreçteki usulsüzlüklerini inceleyen soruşturmacıların odak noktası haline geldi. Firma, projeyi yöneten ortakların, ekip üyelerinin ayrılma nedenlerini “örtbas ettiğini” belirtti.
BCG, geleneksel Birleşmiş Milletler (BM) öncülüğündeki yardım çabalarının yerini alan ve uluslararası kınamalara maruz kalan İsrail destekli bir gıda dağıtım planı olan Gazze İnsani Yardım Vakfı’nın (GHF) kurulmasına yardımcı olmak için yedi ay çalıştı.
BCG yönetimi, projeyi mayıs ayında GHF’nin faaliyete geçmesinin arifesinde durdurdu. Yönetim, sorumlu ABD’li ortakların resmi onay süreçlerini aştığını ve üstlerini yanılttığını açıkladı.
İlk ekip bir günde istifa etti
Projenin ilk aşamaları hakkında bilgi sahibi olan kaynaklar, projede görevlendirilen üç ABD’li personelin, katıldıktan sadece bir gün sonra ayrılma kararı aldığını söyledi.
Bu üç kişiyle konuşan kaynaklar, personelin diğer çekincelerinin yanı sıra İsrail makamlarıyla koordinasyon ihtiyacı konusunda endişelerini dile getirdiğini belirtti.
BCG’nin “Proje Aurora” kod adını verdiği çalışma, firmanın ABD savunma biriminden oluşturulan farklı bir ekiple yeniden başladı.
Kaynaklara göre, bu yeni ekibin bir üyesi de Orbis ile çalışmaya başladıktan sadece birkaç hafta sonra, askeri geçmişe sahip özel güvenlik yüklenicilerinin kullanılmasından duyduğu rahatsızlığı ve projenin uygulanabilirliğine dair şüphelerini gerekçe göstererek istifa etti.
Bu erken dönemde BCG ekibi, özel güvenlik yüklenicileriyle çalışmanın getireceği itibar riskini ve GHF’nin geniş destek bulamaması durumunda ortaya çıkabilecek sorunları tartıştı.
Projeyi yöneten ortağın talebi üzerine endişelerini bir liste halinde hazırlayan ABD’li askeri gazi danışman, bu çalışmadan kısa bir süre sonra projeden ayrıldı.
Tony Blair ekibinden İsrailli iş insanlarıyla birlikte ‘Gazze Rivierası’ projesi
Hukuk firması istifaları inceliyor
Bu dört erken ayrılık ve endişe listesi, BCG tarafından Proje Aurora’yı soruşturmak üzere görevlendirilen hukuk firması WilmerHale tarafından incelendi.
Firmanın avukatlarının, dile getirilen sorunların uygun şekilde ele alınıp alınmadığına dair sorular sorduğu öğrenildi.
BCG’den yapılan açıklamada, “Gazze’deki çalışmalara dahil olmamız, ekibin ayrılma nedenlerinin örtbas edilmesi de dahil olmak üzere, kasıtlı bireysel suistimallerin bir sonucudur,” denildi.
Açıklamada, “Kontrollerimizin aşılmamasını sağlamak ve ses yükseltme kültürümüzü güçlendirmek için firma çapında bir çaba başlattık,” ifadeleri kullanıldı.
Yardım kuruluşları “ilke ihlali” olarak niteledi
GHF, önde gelen yardım grupları tarafından insani yardımın bağımsızlık ilkelerini ihlal ettiği gerekçesiyle reddedildi ve BM tarafından İsrail’in savaş hedeflerine yardımcı olduğu için kınandı.
Vakfın az sayıdaki dağıtım noktasının bölgedeki açlık korkusunu gideremediği ve yüzlerce Filistinlinin gıda almak için yola çıktıklarında öldürüldüğü biliniyor.
BCG, apolitik olmaya ve insani yardım ilkelerini savunmaya kararlı olduğunu ve projedeki iki ortağın GHF’nin geniş çok taraflı desteğe sahip olduğunu yanlış bir şekilde iddia ettiğini savunuyor.
Kaynaklara göre, ortaklar proje etrafında Gazze’ye seyahat edilmesini engellemek ve BCG’nin Orta Doğu veya İsrail ofislerinden personel dahil etmeme sözü gibi “koruma mekanizmaları” oluşturdu.
BCG, haziran ayında iki ortağı işten çıkardı ve projeden haberdar olan iki üst düzey yönetici de idari görevlerinden ayrıldı.
Financial Times‘ın haberine göre, BCG ekibi ayrıca GHF’nin geliştirilmesine yardımcı olan İsrailli iş insanları için savaş sonrası Gazze’ye yönelik bir finansal model oluşturdu.
Bu model, yüz binlerce Filistinlinin Somali de dahil olmak üzere başka ülkelere tehcir edilmesinin maliyetlerini ve ekonomik etkisini tahmin ediyordu.
Geçmişte BCG ile çalışmış olan pek çok yardım kuruluşu, WilmerHale soruşturmasının sonucu belli olana kadar ortaklıklarını askıya aldı.
BCG CEO’su Christoph Schweizer, yaşanan olayın “derinden acı verici ve son derece hayal kırıklığı yarattığını” söyledi.
BCG, Gazze savaşının başlamasından sonra Gazze ile ilgili birden fazla projeye onay verdi.
Bir danışman ekibi, ABD’li askeri gaziler tarafından kurulan özel bir şirket olan Fogbow ve Kıbrıs’tan bölgeye deniz yoluyla yardım ulaştırmayı amaçlayan ilgili bir hayır vakfı ile çalıştı.
Danışmanlık firması ayrıca, BM Filistinli mültecilere yardım kuruluşu UNRWA’ya Filistin’e yönelik yardım çabalarını ve bağış toplama faaliyetlerini organize etme konusunda teklif sundu, ancak herhangi bir çalışma üzerinde anlaşmaya varılmadı.
Gazze’de yardım adı altında ölüm tuzağı: Paralı askerler, CIA bağlantılı paravan şirketler…
Ortadoğu
Trump: Hamas tamamen silahsızlanmayı kabul etti

ABD Başkanı Donald Trump, “Barış Kurulu”nun Hamas ve Gazze’deki diğer silahlı grupların “tamamen silahsızlandırılması” konusunda bir anlaşmaya vardığını söyledi.
Barış Kurulu yaptığı açıklamada, anlaşmanın aylar süren “yoğun ve iyi niyetli müzakerelerin” sonucu olduğunu ve kurulun artık uygulamanın gerçekleştirilmesine odaklandığını belirtti.
“Hamas’tan üst düzey bir yetkili” BBC’ye yaptığı açıklamada, örgütün Gazze’de tamamen silahsızlandırılmasını öngören Barış Kurulu’nun planını kabul ettiğini ve yakında resmi bir açıklama yapılacağını belirtti.
Bu anlaşma, ABD’nin arabuluculuğunda hazırlanan Gazze ateşkes planının ikinci aşamasının bir parçası ve Hamas’ın silahsızlandırılması, İsrail birliklerinin çekilmesi ve Gazze’nin yeniden inşasını içeriyor.
ABD Başkanı, “silahsızlandırma tamamlandıkça” İsrail’in Gazze’den çekileceğini belirterek, anlaşmayı “Gazze’nin nihayet yeni bir Filistin hükümeti tarafından yönetilmesine doğru atılmış kritik bir adım” olarak nitelendirdi.
Trump, Truth Social’da paylaştığı bir gönderide, “Uluslararası İstikrar Gücü, Gazze’nin sakinleri ve komşuları için güvenli olmasını sağlamak üzere yeni bir Filistin polis gücüyle birlikte çalışacak,” dedi.
Trump, anlaşmanın “Trump 20 Madde Planı’nın uygulanmasında önemli bir dönüm noktası” olduğunu belirtti ve arabulucular olan Mısır, Katar ve Türkiye’ye teşekkür etti.
Bir ABD’li yetkili, gazetecilerle yaptığı telefon görüşmesinde, Hamas’ın silahsızlandırılmasının ardından İsrail’in Gazze’den çekilmeyi kabul edeceğine dair ABD’nin ne kadar umutlu olduğu sorulduğunda, “İsrail’den, başlangıçta kabul ettikleri 20 madde planına uymaktan başka bir şey istemiyoruz. Bu nedenle, İsrail’in bu plana uyacağından çok eminiz,” dedi.
Yetkili, İsrail’in geri çekilmeme kararı alması halinde Trump’ın “çok hayal kırıklığına uğrayacağını” belirtti. Yetkili, ABD’nin İsrail’in iyi bir ortak olmaya devam edeceğine inandığını da ekledi.
BBC, Hamas’ın elinde kalan ağır silahların Filistin denetimi altında envanterinin çıkarılması ve depolanmasını öngören anlaşmayı inceledi.
Bu anlaşma, Trump’ın desteklediği Gazze barış girişiminin ilerlemesindeki en önemli engeli ortadan kaldırabilir.
ABD’li yetkililer, Hamas’ın tüneller, silah depoları ve üretim tesislerinden oluşan ve “devlet benzeri” olarak tanımladıkları askeri altyapısını sökmeye başlamadan önce, Gazze’deki daha küçük grupların silahsızlandırılacağını belirtti.
Yetkililer, bu sürecin çok daha uzun süreceğini kabul etti.
Yetkililer , planın kasıtlı olarak “sıfır güven” prensibine dayandığını ve doğrulama mekanizması içerdiğini, ne Hamas ne de İsrail’in karşı taraf taahhütlerini yerine getirene kadar bir sonraki aşamaya geçeceğini belirtti.
Devlete bağlı Al-Qahera News’in bildirdiğine göre, Kahire “yakında” ABD, Katar ve Türkiye’nin de dahil olduğu Gazze ateşkes arabulucularının bir toplantısına ev sahipliği yapacak.
Günün erken saatlerinde Reuters’a konuşan isimsiz kaynaklar, Kahire’de arabulucular ile Hamas liderleri arasında ABD’nin arabuluculuğunda hazırlanan Gazze barış planının uygulanmasına ilişkin görüşmelerde nadir görülen bir ilerleme kaydedildiğini bildirmiş ama bir İsrailli yetkili önerilen şartların tatmin edici olmadığını söylemişti.
Trump’ın açıklamasının ardından Times of Israel, ismi açıklanmayan bir kaynağa atıfta bulunarak, anlaşmanın Hamas’tan müzakereciler ile yönetim kurulu ve arabulucu ülkeler arasında imzalandığını bildirdi.
Fakat gazete, “bir İsrail makamının” silahsızlanma önerisinin Kudüs’ün taleplerini karşılamadığını belirten bir açıklama yayınladığını aktardı.
Günün erken saatlerinde İsrail medyası, İsrail’in Hamas ile görüşülmekte olan bir anlaşmaya karşı çıktığını bildirmişti.
Ortadoğu
Körfez zenginleri miras konusunda “şeriat” ile “İngiliz hukuku” arasında kaldı

Körfez bölgesindeki varlıklı kişiler, şeriat hukukunun getirdiği kısıtlamaları hafifletmek amacıyla vasiyetnamelerini düzenlerken giderek daha fazla İngiliz hukukunu kullanıyor.
Mishcon de Reya hukuk bürosunun ortağı Charlie Sosna, Financial Times’a (FT) verdiği demeçte, Körfez bölgesindeki zenginlerin bu stratejiyi sevdiğini, çünkü bu stratejinin onlara “şeriatın ruhu içinde kalarak servet ve miras konusunda istediklerini elde etmelerine” olanak tanıdığını söyledi.
Bu, çocuklar arasında daha eşit bir dağılımı da içerebiliyor. Sosna, bu stratejiye “şüphesiz” daha fazla ilgi gösterildiğini ileri sürdü.
İngiliz hukukunda vasiyet özgürlüğü, vasiyetname düzenleyenlerin varlıklarını neredeyse hiçbir kısıtlama olmaksızın istedikleri kişiye bırakabilmeleri anlamına gelir.
Buna karşılık şeriat hukuku, akrabaların ne kadar miras alacağına dair kesin kurallara sahip. Örneğin, bir kız çocuğu genellikle bir erkek çocuğun payının yarısını miras alır.
Ne var ki Withers hukuk bürosunun ortağı Hannah Wailoo, daha “eşitlikçi” bir yaklaşıma doğru bir kayma gözlemlediğini belirtti:
“Oğullarından daha fazla kızı olan, hatta sadece kızları olan Körfez ailelerinin, kızlarının korunmasını ve servetlerinin iyi bir şekilde yönetilmesini sağlamak için küresel bir bakış açısıyla hareket etmek istediklerine dair örnekler gördük.”
Danışmanlar, Körfez ailelerinin İngiliz vasiyetnamelerini giderek daha fazla kullanmasının kısmen çocuklarının artan küreselleşmesinin bir sonucu olduğunu belirtti.
Sosna, “bazen yeni neslin biraz daha Batılılaştığını” ve ayrılıklar ya da boşanmalar gibi daha karmaşık medeni durumlara sahip olabileceğini belirtti.
Müvekkillerinden birinin servetini oğluna bırakmak istediğini fakat şeriat kurallarına göre oğlunun vefatı halinde servetin, müvekkilin ayrıldığı eşine kalacağını örnek olarak gösterdi.
İngiliz hukukuna uygun bir vasiyetname ise bu durumu önleyebilir.
Farrer & Co’nun ortağı Oliver Piper, İngiliz vasiyetnamelerini kullanarak şeriat kurallarını hafifletme yaklaşımını “hafif şeriat” olarak nitelendiriyor.
Charles Russell Speechlys’in ortağı Jonathan Burt, İran’daki savaşın Orta Doğulu miras sahiplerini “varlık tutma yapıları ve planlamasına biraz daha odaklanmaya” teşvik eden bir etken olduğunu söyledi.
Körfez ülkeleri, yabancı sakinlerin şeriat kanunlarıyla karşı karşıya kalma endişelerini hafifletmek için, Abu Dabi’de boşanma için paralel bir yol gibi “batı tarzı mahkeme” sistemlerini uygulamaya koyuyor.
LEK Consulting’in ortağı Andreas Buelow ise şöyle konuştu:
“Nesiller arası servet devrinin temel zorluğu, servetin eskisinden daha geniş bir mirasçı grubu arasında paylaştırılması gerekliliği.”
Bu da danışmanların “yasal yapıların dikkatli bir şekilde yönetilmesini, iş sürekliliğini ve aile uyumunu” denetlemeleri gerektiği anlamına geliyor.
Addleshaw Goddard’ın ortağı Laura Uberoi, bu stratejinin “muhtemelen yaklaşık bir nesil önce ciddi bir şekilde başladığını” ve bölgedeki varlıklı kadın sayısının artmasına şimdiden yol açtığını belirtti.
İngiliz hukukunun yurtdışında ikamet eden vasiyet sahiplerine yönelik yaklaşımı göz önüne alındığında, tüm avukatlar bu stratejinin etkinliğine ikna olmuş değil.
Vasiyetçinin kendi ülkesinin hukuku genellikle Birleşik Krallık dışındaki varlıklar için geçerli.
Howard Kennedy’nin ortağı Simon Malkiel, bu vasiyetlerin “özellikle itiraz edilmediği durumlarda bazen pratikte işe yarayabileceğini” fakat “güvenilir bir çözüm yolu” olmadığını belirtti:
“Durum büyük ölçüde varlıklara ve varlık sahiplerine, ayrıca memnuniyetsiz mirasçıların muhtemel tutumuna bağlı.”
Özellikle Jersey’de tröstler, bir mirastan kimin yararlanacağını belirlemenin bir başka popüler yolu.
Jersey Finansal Hizmetler Komisyonu’nun verilerine göre, 2024 yılında Jersey dışındaki müşterilerin veya Jersey tröstlerinin gerçek sahiplerinin %11,8’ini Orta Doğulu müşteriler oluşturuyordu.
Bu oran 2020’de %10,6’ydı.
Wailoo, “Çoğu tröst yapısı içinde, mirasçılarınızın kimler olacağını, kimin neyi ne zaman alacağını seçebilirsiniz. Bu, söz konusu varlıkları fiilen şeriat rejiminin dışına çıkarır,” dedi.
Ortadoğu
İran, Umman’ın Hürmüz Boğazı için yaptığı teklifi reddetti

İran, Umman’ın Hürmüz Boğazı’nın kolektif yönetimine dair hazırladığı planı reddetti. Reuters’a konuşan üst düzey bir İranlı yetkili, boğazda eşit kontrol öngören anlaşmanın Tahran’ın çıkarlarına uygun olmadığını bildirdi. Yetkili, Umman’ın sunduğu bu planın “başarı şansı olmadığını” vurguladı.
İran, Umman’ın Hürmüz Boğazı’nın ortak yönetimine ilişkin teklifini geri çevirdi. Reuters haber ajansı, gelişmeyi üst düzey bir İranlı yetkiliye dayandırarak duyurdu.
Ajansa konuşan kaynak, söz konusu planın “başarı şansı olmadığını” kaydetti.
Kaynak; Tahran ve Maskat’ın boğazı başka ülkelerin katılımı olmadan, yalnızca kendi sorumluluk alanları sınırları dahilinde denetlemesi gerektiğini savundu.
Reuters’ın daha önceki haberinde, Umman’ın sunduğu teklifin İran’ın deniz yolu üzerindeki tek taraflı denetimini ortadan kaldırdığı aktarılmıştı.
İran tarafı, İslam Cumhuriyeti’nin Umman’a saygı duyduğunu vurgulamakla birlikte, her iki ülkenin stratejik boğaz üzerinde eşit kontrole sahip olacağı bir anlaşmanın Tahran’ın çıkarlarına uygun düşmediği görüşünü dile getirdi.
Boğazdan geçiş rejimi ve Malakka modeli gündemde
Çatışma öncesinde gemiler, İran ve Umman’ın karasularında yer alan ancak genel kabul itibarıyla uluslararası su yolu sayılan boğazdan serbestçe geçiyordu.
ABD ile askeri çatışmanın başlamasından kısa süre sonra Tahran, boğazı denetleme ve Umman ile ortaklaşa gemilerden harç alma hakkına sahip olduğunu ilan etmişti.
İranlı yetkili, Tahran’ın boğazın tüm giriş rotasını ve çıkış rotasının bir bölümünü denetlemesi gerektiğini, Umman’ın ise kendi kontrolündeki sahayı yönetmesi gerektiğini söyledi.
Reuters kaynakları bir gün önce verdikleri bilgide, Basra Körfezi ülkelerinin Umman’ın boğazın bölgesel yönetimine ilişkin planını desteklediğini bildirmişti.
Bu plan; seyrüsefer, çevre tedbirleri, arama-kurtarma faaliyetleri ve diğer hizmetleri finanse etmek amacıyla gemilerden gönüllülük esasına dayalı harç alınmasını öngörüyordu. Öneri, Malakka Boğazı’ndaki benzer bir yönetim modelini temel alıyordu.
Bloomberg’in aktardığına göre Umman ve İran, hafta sonunda yaptıkları görüşmelerde Hürmüz Boğazı’nın “orta koridor” olarak adlandırılan hattının yeniden trafiğe açılması önerisini ele aldı.
Dünya Basını7 gün önceGlazyev yazdı: Hibrit dünya savaşının devam etmesinin nedenleri üzerine – 1
Diplomasi4 gün öncePaşinyan’dan Moskova’ya demiryolu resti
Avrupa2 hafta önceBurnham resmen Birleşik Krallık Başbakanı oluyor
Dünya Basını6 gün önceGlazyev yazdı: Hibrit dünya savaşının devam etmesinin nedenleri üzerine – 2
Avrupa2 hafta önceAlmanya, silahlanmak için borçlanıyor
Dünya Basını7 gün önceEski NATO yetkilisi Kujat’tan nükleer kış uyarısı
Asya2 hafta önceDeepSeek kullanıcılarının özel sohbetleri Google’a sızdı
Dünya Basını2 hafta önceProf. Pape: İran savaş öncesinden daha güçlü











