Bizi Takip Edin

AVRUPA

Berlin’de antifaşist anıta karşı kutsal ittifak

Yayınlanma

Almanya’nın başkenti Berlin’deki Tempelhof-Schöneberg bölgesine, Alman antifaşist direnişçi Charlotte Uhrig için konulmak istenen anma levhasına engel olundu.

Sol Parti (Die Linke) meclis grubu adına verilen önerge, aralarında AfD ve Yeşiller’in de bulunduğu tüm diğer partiler tarafından reddedildi.

Sol Parti, Uhrig’in 1945 öncesindeki antifaşist direnişte oynadığı rolü onurlandırmak istediklerini söylerken, önergeyi reddeden partiler Alman Demokratik Cumhuriyeti’nde (DDR) devlet görevinde bulunmasını gerekçe gösterdiler.

Junge Welt’e konuşan Tempelhof-Schöneberg bölge meclisi Sol Parti grubu lideri Elisabeth Wissel, DDR geçmişini hatırlatan partilerin esas olarak SPD ve Yeşiller olduğunu, AfD’nin de buna sessiz kalara iştirak ettiğini söyledi.

Wissel, diğer partilerin herhangi bir somut kanıt ortaya koymadan Charlotte Uhrig’in DDR İçişleri Bakanlığı’nda çalışmasının anma levhasına karşı yeterli olduğunu düşündüklerini aktardı.

Köken itibariyle sosyal demokrat partiden (SPD) gelen Charlotte Uhrig, Naziler iktidara geldikten sonra Almanya Komünist Partisi’ne (KPD) üye oldu. 1940’ta Robert Uhrig ile evlendi; Uhrig, o sırada Berlin’de geniş bir komünist yeraltı direnişi örgütlüyordu. Uhrig ve yoldaşları, 1942 yılında Gestapo tarafından yakalandı ve Uhrig, 1944 yılında idam edildi.

Eşiyle birlikte Gestapo’nun eline düşen Charlotte Uhrig hakkındaki suçlamalar kanıtlanamasa da komünist direnişçi, özgürleştirilene kadar Ravensbrück toplama kampında hapsedildi. 1945’ye kadınlardan oluşan antifaşist bir örgüt kuran Uhrig, Alman Demokratik Cumhuriyeti’nin iktidardaki Sosyalist Birlik Partisi’nin (SED) üyesi oldu.

AVRUPA

Orbán, Kickl ve Babiš’ten yeni grup: “Avrupa için Vatanseverler”

Yayınlanma

Pazar sabahı Avusturya Özgürlük Partisi (FPÖ) Genel Başkanı Herbert Kickl, Macaristan Başbakanı Viktor Orbán ve ANO Partisi Genel Başkanı ve eski Çekya Başbakanı Andrej Babiš partilerinin güçlerini birleştirerek “Avrupa için Vatanseverler” isimli bir ittifak kuracaklarını açıkladılar.

Viyana’da düzenlenen basın toplantısında FPÖ lideri, yeni ittifakın amacını “Avrupa için daha iyi bir gelecek sağlamak” olarak tanımladı.

Avrupa kamu yönetiminin düzene sokulması gerektiğini ve “bir Avrupa süper devletinin ortaya çıkışını pasif bir şekilde izlemediklerini” söyleyen Kickl, “kıtanın tüm vatandaşları için barış, özgürlük ve refah” vurgusu yaptı.

Kickl diğer partilerin de bu ittifaka katılmasının beklendiğini söyledi.

Başbakan Orbán ise, “Bugün Avrupa siyasetinin değişeceği gündür,” dedi.

Son 25 yılın siyasi olaylarını takip ettiğini belirten Macar lider, “Avrupa siyasetinde yeni bir dönem 1989’da başladı ve şimdi seçimlerle sona erdi. Bugün, Avrupa siyasetini değiştirecek yeni bir grup yaratılacak …. [Bu grup] çok hızlı bir şekilde Avrupa Sağının en büyük grubu haline gelecek. Bu birkaç gün içinde gerçekleşecek,” iddiasında bulundu.

27 ülkenin 20’sinde değişimi temsil eden partiler kazandığını ve “Brüksel’deki elit kesim”in buna direndiğini ve değişim istemediğini öne süren Orbán, bu nedenle bu platformu oluşturduklarını ifade etti ve  “Değişimi sağlamak için. Avrupa kriz içinde; terörizm, göç ve savaş tehdidi komşularımızı tehdit ediyor. Avrupa halkı barış, düzen ve refah istiyor ama Brüksel’deki elitlerden savaş, göç ve durgunluk görüyorlar,” dedi.

ANO Başkanı Andrej Babiš ise, “yasadışı göçü durdurmaya kararlı” yeni bir siyasi grup kurmaya karar verdiklerini vurguladı.

Ulusal sınırları korumak ve insan kaçakçılığını durdurmak için düzenlemeler geliştirilmesi gerektiğini savunan Çek siyasetçi, planlarının “ulus devletlere saygı duyan bir Avrupa” olduğunu sözlerine ekledi.

Yeni grubun manifestosunda neler var?

Avrupa uluslarının “tarihi bir dönüm noktasında” olduğu iddiasıyla açılan manifesto, bir zamanlar iki dünya savaşı ve onlarca yıllık bölünmüşlüğün yol açtığı yıkımın ardından “uzlaşma arzusundan” kaynaklanan bir rüya proje olan Avrupa Birliği’nin artık Avrupalıların aleyhine döndüğünü iddia ediyor.

AB’nin “Avrupa evini” oluşturan ulusların, bölgelerin ve küçük toplulukların iradesine aykırı çıkarlar peşinde koştuğunu kaydeden manifesto, “Çoğunluğun sesini ve halk demokrasisini küçümseyen güçlü küreselci güçler, seçilmemiş bürokratlar, lobiler ve çıkar gruplarıyla birlikte, Avrupa vatandaşları tarafından büyük ölçüde bilinmeyen ve onlardan uzak kurumlar, Ulusların yerini almayı planlıyor,” diyor ve ulusların yerine bir “Avrupa merkezi devleti” kurulmak istendiğini savunuyor.

Haziran ayında yapılan yeni Avrupa Parlamentosu seçimlerinin “kuşaklar arası ve varoluşsal bir öneme” sahip olduğunu savunan Avusturyalı, Çek ve Macar partiler, “Bugün siyasi fay hattı artık muhafazakârlar ile liberaller ya da sağ ile sol arasında değil, yeni bir Avrupa ‘süper devleti’nin müjdesini veren Merkeziyetçiler ile değer verdiğimiz Uluslar Avrupasını korumak ve güçlendirmek için mücadele eden Vatanseverler ve Egemenlikçiler arasında uzanmaktadır,” iddiasında bulunuyorlar.

Manifesto, kıta genelinde “vatansever ve egemenlikçi partilerin zaferi ve işbirliği sayesinde” çocuklarının mirasını garanti altına alabileceklerini savunuyor.

Manifestoyu ilan eden partiler, aşağıdaki “Avrupa”ya inandıklarını söylediler:

“- Birbirleriyle uyum içinde yaşama ve işbirliği yapma kararlılıklarında özgür, güçlü, gururlu ve bağımsız Milletlerden oluşan

– Avrupa halkları tarafından yetkilendirilen ve bu halklara karşı sorumlu tutulan, meşruiyeti Uluslara dayanan kurumlar aracılığıyla birleşmiş

– Ulusal topluluklarının iradesinin yurtiçinde ve yurtdışında yerine getirilmesini engelleyen bağımlılıklardan arınmış, çıkarlarının peşinde egemen ve kararlı;

– Her türlü tehdide karşı kendini savunmaya hazır olmakla birlikte barış ve diyaloğa bağlı

– Greko-Romen ve Yahudi-Hıristiyan mirasının meyveleri olan Avrupalı kimliğini, gelenek ve göreneklerini koruyan ve kutlayan

– Ulusları arasındaki doğal çeşitliliğe, tarihlerine ve yaşam tarzlarına değer verirken, günün modasına göre değişmek için ültimatomlara direnen

– Gerçek özgürlükleri, temel hakları ve insan onurunu savunurken, bu özgürlükleri sınırlama veya yeniden tanımlama girişimlerine şiddetle direnen

– rekabetçi, üretken, verimli ve yenilik, mükemmellik ve ilerlemenin kıtası olarak entelektüel, bilimsel ve ekonomik başarılarıyla gurur duyan

– Avrupa vatandaşlarının büyük çoğunluğunun iradesine uyarak sınırlarını korumaya, yasadışı göçü durdurmaya ve kültürel kimliğini muhafaza etmeye kararlı;

– Siyasi, iktisadi, dini ve kültürel alanlardan gelebilecek her türlü potansiyel tehdide karşı halklarını korumaya hazır uluslardan oluşan

– Kendi yetki ve kurallarına saygı duyan, yetkilerinin ötesinde hareket etmeyen, ikincillik ve orantılılık ilkelerine uyan ve Avrupa bütçesi aracılığıyla baskı uygulayarak ulusal egemenliğe yönelik saldırılarını meşrulaştırmaktan vazgeçen

– Ulusal egemenliğin Avrupa kurumlarına daha fazla devredilmesini reddeden Ulusların

– Ulusların veto hakkına saygı duyan

– Diplomasiyi Üye Devletlerin egemenliğinin temel bir unsuru ve her bir Ulusun, diğerlerini aynı hareket tarzına bağlamaksızın özgürce karar verebileceği bir konu olarak kabul eden

Bir Avrupa’ya inanıyoruz.”

Manifesto şu sözlerle sona eriyor:

“Bizler, Avrupa’nın vatansever güçleri, kurumlarımızı yeniden ele geçirerek ve Avrupa politikasını Uluslarımıza ve halklarımıza hizmet edecek şekilde yeniden yönlendirerek kıtamızın geleceğini Avrupa halklarına geri vermeye söz veriyoruz. Federalizm yerine egemenliğe, diktalar yerine özgürlüğe ve barışa öncelik vermek: işte Avrupa için Vatanseverler Manifestosu.”

Grubun 26 milletvekili var

Kurucu partiler olan FPÖ, AP’deki liberal Renew grubundan kısa bir süre önce ayrılan ANO ve Fidesz halihazırda 26 milletvekiline sahip. Bir grubun oluşabilmesi için yedi ülkeden en az 23 milletvekiline ihtiyaç var.

FPÖ lideri Herbert Kickl, “Bu başlangıç sinyalinden itibaren, bunu yapmak isteyen ve siyasi ve pozitif reform çabalarımıza katılmak isteyen tüm siyasi güçlere kapımız açıktır. Ve son birkaç gündür duyduklarıma bakılırsa, bunlardan daha fazlası da olacak,” dedi.

Avrupa Parlamentosu’ndaki sandalye sayısını ikiye katlayan ve eylül ayındaki Avusturya ulusal seçimlerini kazanma yolunda ilerleyen FPÖ, Kickl’in Brüksel’deki radikal değişim için bir “taşıyıcı roket” olduğunu söylediği ittifakın arkasındaki örgütleyici güç gibi görünüyor.

Duyuru, FPÖ ile Marine Le Pen liderliğindeki Fransa’nın RN partisi arasında Avrupa’da resmi bir kopuşa işaret ediyor. Bir önceki parlamentoda bu iki parti Kimlik ve Demokrasi (ID) grubunda yer alıyordu.

AfD yeni gruba katılacak mı?

Yeni grubun potansiyel adaylarından biri de AP’de 14 milletvekili bulunan Almanya için Alternatif (AfD).

Fakat Financial Times‘a (FT) konuşan bir AfD yetkilisine göre Fidesz, Alman partisiyle bir araya gelmeye karşı çıkıyor.

AfD lideri Alice Weidel de FT’ye yaptığı açıklamada seçeneklerini açık tutacağını ve “bir gruba sırf katılmış olmak için katılmayacaklarını” söyledi.

Konferansları sırasında Weidel gazetecilerin önünde, gelecekteki herhangi bir grup hakkında henüz bir karar verilmediğini söyledi. Weidel için ön koşullardan biri, “hiçbir antisemitin” böyle bir grubun parçası olmaması.

Öte yandan AfD’nin eş lideri Weidel’in sözcüsü ntv ‘ye yaptığı açıklamada, “ECR ve ID’deki parti yapısı bir bütün olarak hareket halinde olduğundan, bu durum AfD’nin diğer partilerle işbirliği yapması için yeni fırsatlar yaratıyor,” dedi.

Şimdiye kadar kendi başına bir grup oluşturmakta zorlanan AfD delegasyon lideri René Aust ise “Her şey [şimdi] akış halinde,” dedi ve  heyecan verici iki hafta geçireceklerini kaydetti.

Alman partisinin Herbert Kickl’in FPÖ’sü ile yakın ilişkileri var ve bu parti AfD’nin ID grubuna geri kabul edilmesi için yoğun lobi faaliyetlerinde bulundu.

Salvini’den yeni gruba destek, Fico da ilgileniyor olabilir

AP’deki yeni gruba bir başka destek de İtalyan sağ koalisyon hükümetinin küçük ortağı Lega’nın lideri Matteo Salvini’den geldi.

Le Pen’in liderlik ettiği ID’ye üye Salvini’nin Lega’sı, yeni girişimi “felaket” sola karşı mücadele etmek için yeni bir alternatif olarak memnuniyetle karşıladı.

Lega, “Güçlü, vatansever, uyumlu ve gizli anlaşmalara karşı çıkan bir grubun kapsamını genişletmek istiyoruz. Bugün isteklerini ifade eden diğer liderlerin açıklamalarını da olumlu buluyoruz,” dedi.

Lega’nın açıklamasında, “Matteo Salvini’nin defalarca umut ettiği gibi, Avrupalı vatanseverleri bir araya getirecek büyük bir grup artık ertelenemez,” denildi.

Budapeşte basını Lega’nın ilk açıklamasını Salvini’nin Orbán’ın yeni grubuna katılma isteği olarak yorumlarken, Çek Novinky dergisi Slovakya Başbakan Robert Fico’nun da ilgilenebileceğini yazdı.

Fico’nun Smer partisi resmi olarak AB sosyalist grubuna ait ancak üyeliği askıya alınmış durumda.

Öte yandan Euractiv, yeni “vatansever” grubun Le Pen’in Kimlik ve Demokrasi (ID) grubu ile yakın işbirliği içinde olacağını ileri sürdü.

Okumaya Devam Et

AVRUPA

Rusya ile rekabet Avrupalı ​​gübre üreticilerini yıkım korkusuna sürükledi

Yayınlanma

Financial Times (FT) gazetesinde yer alan makalede, Rusya ile rekabetin Avrupalı gübre üreticilerini yıkım korkusuyla karşı karşıya bıraktığı belirtildi.

Makaleye göre Avrupalı üreticiler, Rusya üretimi gübredeki fiyatların kendilerini Avrupa pazarından çıkmaya zorlamasından korkuyor.

Almanya’nın en büyük gübre tedarikçisi SKW Stickstoffwerke Piesteritz’in CEO’su Peter Zingr, gazeteye verdiği demeçte, “Rusya’dan gelen ve bizim gübrelerimizden çok daha ucuz olan gübrelerin akınına uğruyoruz; bunun basit bir nedeni var: Rusya’daki üreticiler doğalgazı bizim üreticilerimize kıyasla üç kuruşa satın alıyor,” dedi.

Zingr, politikacıların bu soruna karşı hiçbir şey yapmadıklarını, bunun da Avrupa’nın üretim kapasitesini azaltma riski yarattığını ve AB’nin gıda güvenliğini tehdit ettiğini belirtti.

Norveç’in en büyük tarımsal gübre üreticisi Yara’nın başkanı Svein Ture Holseter de Rus gübresine olası bağımlılık konusunda uyarıda bulundu.

Gazete, gübre sorununun Rusya’ya yönelik yaptırımların bir yan etkisi haline geldiğine işaret etti.

Ukrayna’ya dönük askeri müdahalenin ardından pek çok Avrupa ülkesi, Rusya’dan doğalgaz alımını durdurdu ve bu da enerji fiyatlarının artmasına neden oldu.

Aynı zamanda, olası kıtlıkları önlemek için Rusya’dan gübresi alımları da devam etti. Sonuç olarak, Avrupalı gübre üreticileri Rusya’dan ithal edilen gübrelerle rekabet etme fırsatını kaybetti.

AB’nin istatistik kurumu Eurostat’a göre Rusya, AB tarafından kullanılan ürenin yaklaşık üçte birini üretiyor.

AB, Rusya’dan gübre ithalatını Aralık 2022’den bu yana en yüksek seviyeye çıkardı

Okumaya Devam Et

AVRUPA

UK Defense Journal: NATO’nun keşif uçakları Ukrayna’ya istihbarat sağlıyor

Yayınlanma

NATO, Ukrayna semalarını izlemek üzere Havadan Uyarı ve Kontrol Sistemi (AWACS) uçaklarını Polonya üzerindeki hava sahasına konuşlandırdı.

UK Defence Journal portalına konuşan eski bir İngiliz Hava Kuvvetleri subayı, elde edilen verilerin ittifakın bölgedeki varlığını güçlendireceğini ve Rusya’nın faaliyetlerini takip etmeye olanak sağlayacağını belirtti.

NATO’nun bu bilgileri gayri resmi olarak Ukrayna ile paylaştığını kaydeden subay, “Resmi olarak toplanan tüm istihbarat sadece NATO ülkeleriyle paylaşılıyor, ancak herkes bu ülkelerden bazılarının Ukrayna ile hızlı bir şekilde bilgi paylaştığını ve yaklaşan saldırılara karşı koymalarını sağladığını biliyor. Batı istihbaratı, Ukrayna’ya biraz daha hızlı tepki verme olanağı sağlıyor,” dedi.

Öte yandan portal, NATO’nun AWACS uçaklarının Şubat 2022’den bu yana ittifakın doğu kanadı sınırları yakınındaki Rus savaş uçaklarını göetlemek üzere Doğu Avrupa ve Baltık Denizi bölgesi üzerinde düzenli devriyeler gerçekleştirdiğine işaret etti.

Geçen hafta Rusya Savunma Bakanlığı’nın Karadeniz suları üzerinde ABD’ye ait stratejik insansız hava araçlarının uçuş yoğunluğunun arttığını kaydetmiş, bu bağlamda ülkenin Savunma Bakanı Andrey Belousov’un Genelkurmay Başkanlığı’na operasyonel müdahale tedbirlerde için önerilerde bulunma talimatı verdiği bildirilmişti.

Politico: ABD Ukrayna’ya Rusya sınırları içindeki hedefleri vurma yetkisi verdi

Okumaya Devam Et

Çok Okunanlar

English