Amerika
Beyaz Saray’dan müzelere ‘Amerikan istisnacılığını’ övme talimatı

Beyaz Saray, ülkenin 250. kuruluş yıldönümü öncesinde sergilerinin yönetimin Amerikan tarihi hakkındaki görüşlerini yansıtmasını sağlamak için Smithsonian Enstitüsünde kapsamlı bir inceleme planlıyor.
Bu adım, Başkan Donald Trump’ın ülkenin kültür kurumlarını daha geniş çapta ele geçirmesinin bir parçası olarak atılıyor.
Smithsonian Enstitüsü Sekreteri Lonnie Bunch’a gönderilen ve ardından salı günü Beyaz Saray’ın web sitesinde yayınlanan bir mektupta, üç yönetim yetkilisi, “Amerikan tarihini tanımlayan birlik, ilerleme ve kalıcı değerleri yansıtmak” amacıyla inceleme ve revizyona tabi alanları özetledi.
“Bu girişim, Amerikan istisnacılığını kutlamak, bölücü veya partizan anlatıları ortadan kaldırmak ve ortak kültür kurumlarımıza olan güveni yeniden tesis etmek için Başkanın talimatıyla uyum sağlamak amacıyla başlatılmıştır,” diye yazan mektupta, kıdemli sekreter yardımcısı Lindsey Halligan, İç Politika Konseyi Direktörü Vince Haley ve Yönetim ve Bütçe Ofisi Direktörü Russ Vought’un imzası yer aldı.
Gözden geçirme, müzelerin halka açık sergileri, planlaması ve küratörlüğünün yanı sıra anlatım standartları ve koleksiyonların kullanımını da düzenlemeyi amaçlıyor.
Bu adım, Trump yönetiminin, üniversitelerden müzelere ve Washington’daki Kennedy Center sahne sanatları merkezine kadar ülke çapındaki kurumlarda Amerikan tarihi ve kültürünün öğretilme ve sunulma şeklini yeniden düzenlemek için başlattığı kapsamlı çabaların en sonuncusu.
Mektupta, 30 gün içinde sekiz Smithsonian müzesinin, yönetimle irtibat kuracak bir temsilci seçmesi ve inceleme için seçilen materyallerin bir listesini sunması gerektiği belirtiliyor.
120 gün içinde müzeler, yönetimin istediği değişiklikleri uygulamak için belirli bir süreye sahip olacak ve “bölücü veya ideolojik amaçlı ifadeleri, birleştirici, tarihsel olarak doğru ve yapıcı açıklamalarla” değiştirecek.
Bütün bunlara rağmen yönetim yetkilileri, amaçlarının “küratörlerin veya personelin günlük işlerine müdahale etmek değil, Amerika’nın mirasını tarihsel olarak doğru, ilham verici ve kapsayıcı bir şekilde yansıtan daha geniş bir mükemmellik vizyonunu desteklemek” olduğunu savundu.
Projenin ilk aşaması, Amerikan Tarihi Ulusal Müzesi, Ulusal Doğa Tarihi Müzesi, Afro-Amerikan Tarihi ve Kültürü Ulusal Müzesi, Amerikan Yerlileri Ulusal Müzesi, Ulusal Hava ve Uzay Müzesi, Smithsonian Amerikan Sanat Müzesi, Ulusal Portre Galerisi ve Hirshhorn Müzesi ve Heykel Bahçesini hedef alacak.
Yönetim yetkilileri, müze ağının “Smithsonian’ın dünyanın önde gelen müze kurumu olarak rolünü yenilemek” için “Amerikanizm; ulusumuzu tanımlayan insanlar, ilkeler ve ilerleme” fikrini teşvik etmesi gerektiğini söyledi.
Mektupta, incelemenin ikinci aşamasında ek bir müze listesinin yer alacağı belirtildi.
Trump, “Amerikan tarihine gerçeği ve akıl sağlığını geri kazandırmak” için mart ayında yayınladığı bir başkanlık kararnamesinde Smithsonian Enstitüsünü özellikle hedef almıştı.
Başkan, müze ağını “bölücü, ırk merkezli bir ideolojinin etkisi altına girdiğini” ve çeşitli şubelerinin “Amerikan ve Batı değerlerini doğası gereği zararlı ve baskıcı olarak gösterdiğini” söyleyerek eleştirmişti.
Amerikan tarihini daha olumlu bir şekilde yeniden anlatma çabası içinde olan Trump, Başkan Yardımcısı JD Vance’i kurumun müzelerinden, eğitim merkezlerinden ve hayvanat bahçesinden “uygunsuz ideolojiyi” kaldırmakla görevlendirdi.
Bu talimat, çeşitlilik, eşitlik ve kapsayıcılık, trans bireyler veya ABD’deki sistemik ırkçılığın tarihini tartıştığı düşünülen her türlü ifadenin sorgulanmasını içeriyordu.
Avukat olan Halligan da bu başkanlık kararnamesinde Vance ile “istişare içinde” çalışmak üzere doğrudan görevlendirildi.
Halligan, nisan ayında yayınlanan bir profilde Washington Post’a “Uygunsuz ideoloji, tarihi silah olarak kullanmak olur. Ulusumuzun tarihinin bazı yönlerinin kötü olabileceğini insanlara öğretmek için olumsuzlukları aşırı vurgulamaya gerek yok,” demişti.
Salı günkü mektup, kurumun faaliyetlerine ve personeline yönelik en son müdahale.
Trump, mayıs ayında Smithsonian Ulusal Portre Galerisinin uzun süredir direktörlüğünü yapan Kim Sajet’i kovduğunu açıklamıştı.
Kurum, başkanın onu görevden alma yetkisi olmadığını savunurken, bu göreve gelen ilk kadın olan Sajet, haziran ayında görevinden istifa etti.
Bu ayın başlarında, Smithsonian, sergilerinden Trump’ın 2019 ve 2021’deki azil süreçlerine ilişkin bir referansı kaldırdığını açıkladı. Kurum, bu kararın yönetimden gelen baskıya yanıt olarak alındığını yalanladı ve daha sonra serginin bir versiyonunu geri yükledi.
Amerika
Maine’deki ICE operasyonu Senatör Collins’i hedef yaptı

ABD Göçmenlik ve Gümrük Muhafaza Bürosunun (ICE) Maine eyaletinde Kolombiyalı bir erkeği vurarak öldürmesi, Cumhuriyetçi Senatör Susan Collins üzerindeki siyasi baskıyı artırdı. Demokrat Partili senatör adayları, Collins’in Trump yönetiminin göçmenlik politikalarına ve kurum bütçelerine verdiği onayları hedef alarak tepki gösterdi.
ABD Göçmenlik ve Gümrük Muhafaza Bürosu (ICE) ajanının Maine eyaletinde Kolombiyalı bir erkeği vurarak öldürmesi, Cumhuriyetçi Senatör Susan Collins üzerindeki siyasi baskıyı artırdı.
Collins’e rakip olmak isteyen Demokrat adaylar, senatörün Donald Trump yönetiminin göçmenlik gündemine verdiği destekleri eleştirerek olayı gündeme taşıdı.
Senatör Collins, salı günü yaptığı açıklamada, olayın ardından İç Güvenlik Bakanı Markwayne Mullin’e “acil olmayan tüm araç durdurma işlemlerini askıya alma” çağrısı yaptığını duyurdu.
Yetkililer, Trump yönetiminin daha sonra bu yönde adım attığını bildirdi.
Buna karşın, beş dönemdir görev yapan ve pozisyonu hassas görülen Cumhuriyetçi Collins’e meydan okumaya hazırlanan Demokrat adaylar, senatörün ICE ile ABD Gümrük ve Sınır Muhafaza Birimine bütçe sağlanması yönündeki oylarını hatırlattı.
Adaylar ayrıca Collins’in, Trump’ın ikinci döneminde atadığı İç Güvenlik Bakanı Mullin ile selefi Kristi Noem’in bakanlık onay süreçlerindeki olumlu oylarına dikkat çekti.
Demokrat Senato adaylarından Troy Jackson, sosyal medya hesabından yaptığı paylaşımda, ICE’ın lağvedilmesi gerektiğini belirterek, “Susan Collins bu terörü finanse ettiği için hesap vermelidir” ifadesini kullandı.
Bir diğer aday Dr. Nirav Shah ise dün Biddeford kentindeki Collins’in ofisi önünde düzenlediği basın toplantısında, “Senatör Collins ile dün tanık olduğumuz trajedi arasında doğrudan bir bağ var. Collins, ICE’a defalarca açık çek verdi. Senatörün tavrında sistematik bir kolaylaştırıcılık görüyoruz” dedi.
Maine’deki Senato yarışı, eski Demokrat aday Graham Platner’ın tecavüz suçlamasıyla karşı karşıya kalıp adaylıktan çekilmesinin ardından yeni aday belirleme süreciyle meşguldü.
Ancak geniş çaplı protestolara yol açan bu son ölüm, göçmenlik konusunu eyaletteki seçim yarışının merkezine taşıdı.
Hükümet harcamalarını denetleyen Senato komisyonunun başkanı olan Collins, ICE fonlarını desteklerken suiistimalleri önleyecek koruyucu tedbirleri de savunduğunu belirtiyor.
Demokrat aday adaylarından Jordan Wood, New York Times gazetesine yaptığı açıklamada, bu olayın seçimlerin önemini bir kez daha gösterdiğini belirterek, “Maine halkının, Collins’i mağlup etme mücadelesinin neden bu kadar kritik olduğunu hatırlamaya ihtiyacı vardıysa, bu hatırlatmayı almış olduk. Susan Collins, sorumluluk alma cesaretini hiçbir zaman gösteremedi” diye konuştu.
Pazartesi günü Biddeford’da bir aracın içinde gerçekleşen ve ölümle sonuçlanan olayla ilgili pek çok ayrıntı belirsizliğini koruyor.
Trump yönetiminin göçmenlik operasyonlarını sıkılaştırdığı bu süreçte, söz konusu olay araç durdurma işlemleri sırasında yaşanan ve bir hafta içinde ölümle sonuçlanan ikinci hadise oldu.
Collins’in rakipleri, senatörün İç Güvenlik bakanları Markwayne Mullin ve Kristi Noem için verdiği onay oylarını eleştirmeyi sürdürüyor.
Collins, ocak ayında Minnesota’da iki ABD vatandaşının ICE ajanlarınca öldürülmesinin ardından Noem’in istifasını istememiş, bu tutumuyla partidaşı merkez sağ senatörler Lisa Murkowski ve Thom Tillis’ten ayrışmıştı.
Collins ise salı günü Kongre binasında gazetecilere yaptığı açıklamada, Demokratların bu trajediyi siyasi çıkarları için kullandığını savunarak suçlamaları “akıl dışı” olarak nitelendirdi.
Collins, pazartesi günü Bakan Mullin ile üç kez görüştüğünü ve ICE memurlarının araç durdurma işlemlerini durdurması yönünde talimat verilmesini istediğini kaydetti.
Salı günü itibarıyla federal hükümet, istisnai durumlar hariç bu durdurma işlemlerini yasakladı.
Collins ayrıca ICE personeline yönelik vücut kameraları, gerilimi azaltma eğitimleri ve görevi kötüye kullanma soruşturmaları için bütçe ayrılmasını bizzat kendisinin sağladığını belirterek, “Tüm bu koruyucu tedbirleri savunan kişi benim” dedi.
Collins’in sözcüsü Blake Kernen, yazılı açıklamasında, ICE’ın lağvedilmesinin ülkeyi daha güvensiz hale getireceğini, insan kaçakçılığı, çocuk istismarı, zorla çalıştırma ve uluslararası uyuşturucu kaçakçılığıyla mücadeleyi sekteye uğratacağını ifade etti.
University of Maine Siyaset Bilimi Profesörü Mark Brewer, Collins’in göçmenlik konusunda uzun süredir temkinli ve ortada duran bir çizgi izlediğini, bunun da her iki taraftan eleştiri almasına yol açtığını söyledi.
Brewer, “Bu durum onun için iyi değil. Platner krizinin ve Demokratların yeni planının kendi kendine netleşmesini beklemeyi tercih ederdi” değerlendirmesinde bulundu.
Collins geçmişte göçmenlik konusunda Trump ile fikir ayrılıkları yaşamıştı. Trump’ın ilk dönemindeki nüfusunun çoğunluğu Müslüman yedi ülkeye yönelik seyahat yasağını “aşırı geniş” ve “sorunlu” bulduğunu açıklamıştı.
Geçen kış ise Maine’deki ICE operasyonlarının genişletilmesine tepki göstererek, federal kurumlar ile eyalet halkı arasındaki tansiyonun yükselmesinden endişe duyduğunu belirtmiş, “Ülkede yasal olarak bulunan kişilerin hedef alınmaması gerektiğini” kaydetmişti.
Bu tepkilerin ve ofisleri önündeki protestoların ardından federal kurumlar operasyonları durdurmuş, Collins ise ICE’a yaklaşımını gözden geçirmesi yönünde baskı yaptığını ifade etmişti.
Demokrat eğilimli Maine eyaletinde siyasi gücünü uzun süredir koruyan Collins hakkında geçen ay yapılan New York Times/Portland Press Herald/Siena anketi, seçmenlerin çoğunluğunun Collins’in yeniden seçilmesi halinde Trump’a çok fazla destek vereceğine inandığını gösteriyor.
Ankete katılanların yüzde 56’sı Trump’ın göçmenlik politikasını onaylamazken, onaylayanların oranı yüzde 42’de kaldı.
Amerika
ABD’de Cumhuriyetçiler 80 milyar dolarlık pakette uzlaşı arıyor

ABD Temsilciler Meclisi liderleri ve Beyaz Saray yetkilileri, parti çizgisindeki bütçe düzenleme yasasını geçirmek amacıyla yaklaşık 80 milyar dolarlık paket üzerinde ortak zemin arıyor. Taslak kapsamında Pentagon programlarına 67 milyar dolar, tarım desteğine ise 11 milyar dolar ayrılması planlanırken harcama kesintisi dengelenmesi öngörülmüyor.
ABD Temsilciler Meclisi’ndeki Cumhuriyetçi liderler ve Beyaz Saray yetkilileri, yaz döneminin sonundaki yasama çalışmalarında parti çizgisindeki bütçe düzenleme mevzuatını yasalaştırmak amacıyla yaklaşık 80 milyar dolarlık bir politika paketi üzerinde ortaklaşıyor.
Temsilciler Meclisi Silahlı Hizmetler Komisyonu Başkanı Cumhuriyetçi Mike Rogers, hazırlanan tasarı çerçevesinde Pentagon programlarına 67 milyar dolar, tarım yardımlarına ise 11 milyar dolar aktarılacağını açıkladı.
Rogers, bu harcamaları dengeleyecek herhangi bir bütçe kesintisinin ise taslakta yer almadığını kaydetti.
Görüşmelerin ana hatlarını doğrulayan ve isimlerinin açıklanmasını istemeyen konuya vakıf üç kaynak, Politico’ya yaptıkları açıklaamda, pakette ABD Başkanı Donald Trump’ın teşvik ettiği SAVE America Act yasa tasarısının belirli unsurlarını yansıtacak birkaç milyar dolarlık seçim hibelerinin de yer almasının muhtemel olduğunu bildirdi.
Bütçede dengeleyici kesintilerin yapılmaması, tarım yardımına ayrılan payın en azından bir kısmının karşılanmasını isteyen Cumhuriyetçi mali şahinlerin tepkisini çekme riski barındırıyor.
Ancak bu mali kaygılar dikkate alınarak, daha önceki müzakerelerde 20 milyar dolara kadar çıkması öngörülen tarımsal destek tutarı 11 milyar dolara indirildi.
Temsilciler Meclisi Başkanı Mike Johnson, tasarının detaylarına girmekten kaçınarak adım adım uzlaşı inşa etmeye odaklandığını ifade etti.
Salı günü boyunca önemli Cumhuriyetçi yetkililer arasında bir dizi toplantı gerçekleştirilirken Johnson, Rogers ve diğer önde gelen Cumhuriyetçiler Beyaz Saray’da düzenlenen toplantıya katıldı.
Savunma için ayrılması planlanan 67 milyar dolarlık bütçe, Beyaz Saray’ın yakın zamanda sunduğu acil ek finansman paketindeki talebe yakın bir seviyede yer alıyor.
Buna karşın bu miktar, Trump’ın ordu için çağrısını yaptığı 350 milyar dolarlık bütçe artışı hedefinin oldukça gerisinde kalıyor.
Temsilciler Meclisi Bütçe Komisyonu, bütçe düzenleme sürecini başlatacak taslağı görüşmek üzere perşembe sabahı bir oturum düzenleyeceğini duyurdu.
Komisyon kuralları uyarınca ilgili taslağın en geç çarşamba günü saat 10.00 itibarıyla kamuoyuna açıklanması gerekiyor.
Sürece ilişkin değerlendirmede bulunan Johnson, “Çok sayıda farklı fikir üzerinde çalışıyoruz ve detayları kamuoyuyla paylaşmaya hazır hale geldiğinde açıklayacağız. Şu anda milletvekilleri arasında görüşmeler sürüyor ve Beyaz Saray da sürece doğrudan katılım sağlıyor. Bu ortak bir çaba olduğu için memnunuz” dedi.
Temsilciler Meclisi Çoğunluk Lideri Steve Scalise ise gazetecilere yaptığı açıklamada, bütçe taslağının perşembe günü Bütçe Komisyonu’ndan geçmesi halinde gelecek hafta genel kurulun gündemine gelebileceğini bildirdi.
Scalise, parti içi muhalefet nedeniyle geçen ay ertelenen yıllık savunma politikası tasarısının da önümüzdeki hafta yeniden genel kurula getirilebileceğini sözlerine ekledi.
Amerika
ABD’de Adalet Bakanı adayı Blanche için zorlu sınav

ABD’de Başkan Trump’ın Adalet Bakanı adayı Todd Blanche, Senato onay oturumunda zorlu sorularla karşılaşacak. Blanche’ın geçmişte Trump’ın avukatlığını yapması, Epstein davasındaki hatalar ve 1,8 milyar dolarlık fon girişimi oturumun merkezinde yer alıyor. Komisyondaki bazı Cumhuriyetçilerin mesafeli duruşu nedeniyle adaylığın genel kurula taşınması için firesiz destek gerekiyor.
Cumhuriyetçilerin çoğunlukta olduğu ABD Senatosu Adalet Komisyonunun, ABD Başkanı Donald Trump’ın Adalet Bakanı adayı Todd Blanche için normal şartlarda dostane bir yer olması beklense de Blanche adeta bir mayın tarlasına adım atıyor.
Demokratlar, Blanche’ın çarşamba günü yapılacak onay oturumunu, onun geçmişte Trump’ın kişisel avukatlığı dönemindeki siciliyle hesaplaşma zeminine dönüştürmeyi vadediyor.
Ayrıca son dönemde Jeffrey Epstein dosyalarının düzensiz şekilde kamuoyuna açıklanması ve muhaliflerin Trump’ın müttefiklerine yönelik bir rüşvet fonu olarak nitelendirdiği “yargısal savaş” kurbanlarına ödeme yapılması amaçlanan 1,8 milyar dolarlık fonun iptal edilen lansmanı da mercek altına alınacak.
Senato Adalet Komisyonunun en kıdemli Demokrat üyesi Illinois Senatörü Dick Durbin, Blanche’ı “tarihin en yozlaşmış yönetimini desteklemek ve buna yardım etmekle” suçladı.
Durbin; Epstein dosyalarının hatalı şekilde yayımlanması, “polisleri darp edenler için kurulan MAGA rüşvet fonu”, Trump ile ABD Vergi Dairesi (IRS) arasındaki ayrıcalıklı anlaşma ve kripto para yolsuzluğu konularında Blanche’ın üzerine gitmeyi planlıyor.
Cumhuriyetçi kanatta ise bu dönem sonunda görevden ayrılacak olan ve bu nedenle Trump’a karşı çıkmaktan çekinmeyen Texas Senatörü John Cornyn ve North Carolina Senatörü Thom Tillis yer alıyor.
Her iki senatör de Blanche’a verecekleri desteğin, “devlet mağdurları fonu” kurulmasına yol açan tartışmalı uzlaşma hakkındaki sorulara vereceği yanıtlara bağlı olduğunun işaretini verdi.
Senatörler özellikle bu fonun tamamen sonlandırıldığına dair kesin güvence istiyor.
Federal mahkemenin pazartesi günü açıkladığı ve Blanche’ın söz konusu uzlaşma sürecini yönetme biçimi nedeniyle disiplin cezasıyla karşı karşıya kalabileceğini belirten kararı, Cornyn için riskleri daha da artırdı.
Cornyn, “Doğru olanı yapmak istiyorum ancak sadece başkanın avukatlığını yapacak birini değil, yasaları uygulayacak bir adalet bakanı görmek istiyorum. Henüz nihai kararımı vermedim” dedi.
Tillis ise şu anki eğiliminin “evet” oyu vermek yönünde olduğunu belirtmekle birlikte fonla ilgili çözülmesi gereken sorunlar olduğunu vurguladı.
Adalet Komisyonu üyelerinin Blanche’ın adaylığını parti sınırlarına göre oylayarak Senato Genel Kuruluna sevk edeceği varsayıldığında, Cumhuriyetçi kanattan gelecek tek bir fire bile süreci sekteye uğratabilir. Bu durum, Blanche üzerinde çarşamba günkü oturumda hata yapmadan performans göstermesi yönünde büyük bir baskı oluşturuyor.
Olası bir hata, Cumhuriyetçi liderlerin onay sürecini ağustos ayındaki bir aylık resesyon öncesinde tamamlamasını zorlaştırabilir.
Son günlerde Blanche’ın onay oturumu öncesinde işleri kolaylaştırmaya çalıştığına dair işaretler görülüyor. Salı günü Kongre binasında temaslarda bulunan Blanche, Durbin dahil birçok milletvekiliyle bir araya geldi.
Durbin, Blanche’ın artık feshedilen “mağdur fonu” konusundaki yönetim biçiminde “hata yaptığını” kendisine itiraf ettiğini aktardı.
Blanche ayrıca Adalet Komisyonu dışındaki Cumhuriyetçi senatörlerle de bağ kurmaya çalışıyor. Geçen hafta Alaska’ya çok günlük bir ziyaret gerçekleştiren Blanche, ılımlı Cumhuriyetçi Senatör Lisa Murkowski’nin eyaletinde, Adalet Bakanlığı ile Anchorage yönetimi arasında liman genişletme projesine dair yaklaşık 200 milyon dolarlık bir uzlaşma anlaşması sağlandığını duyurdu.
Murkowski salı günü yaptığı açıklamada, Blanche için hala bazı özel takip soruları olduğunu ifade etti.
Bu kasım ayında zorlu bir yeniden seçim kampanyasıyla karşı karşıya olan Maine Senatörü Susan Collins de Blanche hakkında henüz bir karar vermediğini, oturumun sonuçlarını beklediğini dile getirdi.
Oylamanın parti sınırlarına göre yapılması durumunda Senato Genel Kurulunda sadece iki Cumhuriyetçi üyenin oyunu kaybetme lüksü olan Blanche, çarşamba günü senatörlerin sorularını yanıtlayacak. Perşembe günü ise dışarıdan davet edilen tanıklar Blanche’ın karakteri hakkında ifade verecek.
Komisyonda dinlenecek tanıklar
Cumhuriyetçiler tanık olarak, George W. Bush döneminde Adalet Bakanlığı yapan John Ashcroft’u, Federal Kolluk Kuvvetleri Memurları Derneği Başkanı John Adler’ı ve kızı belgesiz bir göçmen tarafından öldürüldükten sonra sert göçmenlik politikalarını savunan Jennifer Bos’u davet etti.
Demokratlar ise Epstein dosyalarının yayımlanması sırasında adı yanlışlıkla ifşa edilen Epstein’ın cinsel istismar mağdurlarından Danielle Bensky ile eski Adalet Bakanlığı Af Avukatı Liz Oyer’ı tanık olarak çağırdı.
Demokratlar çarşamba günkü oturumda, Blanche’ın Adalet Bakanı Yardımcısı olduğu dönemde Epstein davası dosyalarının kamuoyu açıklanması sürecini yönetme biçimine yönelik eleştirileri yoğunlaştırmayı hedefliyor.
Halefi Pam Bondi’nin gerçekleştirdiği bir dizi hatanın ardından Blanche, sansür hatalarıyla gölgelenen ve bazı milletvekilleri ile Epstein mağdurları tarafından Trump ve dosyalarda adı geçen diğer güçlü erkekleri korumaya yönelik olduğu gerekçesiyle eleştirilen sürecin kamuoyundaki yüzü olmuştu.
Adalet Komisyonunda görev yapan bir Demokrat senatörün özel stratejileri paylaşmak üzere isminin açıklanmaması koşuluyla konuşan yardımcısı, Demokratların Blanche’a geçen yaz Florida’ya giderek Epstein’ın mahkum edilmiş tek suç ortağı olan ve şu anda 20 yıllık hapis cezasını çeken Ghislaine Maxwell ile yaptığı görüşmeyi sormayı planladıklarını aktardı.
Maxwell, Blanche ile yaptığı görüşmelerin ardından daha düşük güvenlikli bir hapishaneye sevk edilmişti.
Blanche bu nakli güvenlik gerekçeleriyle savunsa da diğer kesimler bunun, Maxwell’in Trump ile Epstein arasındaki geçmiş dostluk süresince Trump’ın herhangi bir usulsüzlüğüne tanık olmadığını söylemesinin bir ödülü olduğunu öne sürüyor.
Senatör Richard Blumenthal, Blanche’a 6 Ocak 2021’deki Kongre baskınına katılan isyancıların affedilmesindeki rolünü ve bu aflarla ilgili yasa ihlallerini soruşturmadaki başarısızlığını sormayı planlıyor.
Blanche ayrıca Adalet Bakanlığının, Trump’ın muhalifi olarak görülen eski FBI Direktörü James Comey, eski Federal Rezerv Başkanı Jerome Powell ve New York Başsavcısı Letitia James gibi isimlere yönelik siyasi nitelikli kovuşturma ve soruşturmaları nedeniyle de inceleme altında kalabilir.
Senato Adalet Komisyonundaki Demokratların stratejisi Temsilciler Meclisindeki meslektaşları tarafından da desteklenebilir.
Temsilciler Meclisi Adalet Komisyonunun en kıdemli Demokrat üyesi Jamie Raskin, salı günü Blanche’a gönderdiği mektupta, federal yargıçların Trump dönemi Adalet Bakanlığı avukatlarının mahkeme kararlarını ihlal ettiği, yanıltıcı veya yanlış bilgi verdiği ya da hassas davalarda kritik bilgileri gizlediği yönündeki iddialarına yanıt vermesini talep etti.
Adalet Komisyonu Başkanı Cumhuriyetçi Chuck Grassley ise çarşamba günü yapacağı açılış konuşmasında Demokratların karalama taktiklerine karşı Blanche’ın adaylığına yönelik iki partili geniş desteği vurgulamaya hazırlanıyor.
Demokratların bu sorgulama hatları Blanche için zorlayıcı olsa da asıl dikkatler komisyondaki Cumhuriyetçi üyeler John Cornyn ve Thom Tillis üzerinde olacak.
Blanche, Senato Cumhuriyetçilerinin özel itirazları ve kamuoyu tepkisinin ardından “mağdur fonu” planlarından neden vazgeçtiği ve bu girişimle aslında neyi amaçladığı konusunda hassas bir denge kurmak zorunda kalacak.
Blanche’ın bu fonu ilerleyen süreçte yeniden canlandırmayacağına dair yazılı bir beyanda bulunmayı reddetmesi, şüpheyle yaklaşan Cumhuriyetçiler için sorun teşkil edebilir.
Tillis salı günü yaptığı açıklamada, “Bu fonun tamamen sonlandırıldığını kesin olarak bilmek zorundayım. Bu kötü bir imaj ve kötü bir politika, ortadan kalkmalı” dedi.
Görüş2 hafta önceZirve Salonunda Konuşulmayacak Hikâye: NATO Üyeliğinin Gerçek Bedeli
Diplomasi1 hafta önceNATO ülkeleri, milyarlarca dolarlık savunma anlaşması açıkladı
Görüş1 hafta önceAnkara’nın ikinci zirvesi: 22 yılın ardından NATO, kuralları yeniden yazan bir Türkiye’ye dönüyor
Amerika1 hafta önceNATO 3.0’un mucidi: Elbridge Colby
Dünya Basını2 hafta önceİran Ali Hamaney’e veda ediyor: Yas, hafıza ve sessizlik
Asya7 gün önceXi, bilim ve teknoloji inovasyonuyla Çin modernleşmesinin ilerletilmesi çağrısı yaptı
Dünya Basını1 hafta önceABD, Venezuela’daki depremi fırsata çeviriyor
Diplomasi7 gün önceNATO liderleri Ankara Deklarasyonu’nu kabul etti








