Bizi Takip Edin

Diplomasi

BRICS dışişleri bakanları, Trump’ın ticaret savaşının ortasında çok taraflılığı savundu

Yayınlanma

Başlangıçta Brezilya, Rusya, Hindistan ve Çin tarafından oluşturulan genişletilmiş BRICS grubu ülkelerinin dışişleri bakanları, ABD’nin ticaret politikaları nedeniyle yoğunlaşan küresel çatışmalar ve artan ekonomik türbülansın ortasında çok taraflılığı güçlendirme ve barışı teşvik etme sözü verdi.

Pazartesi günü Rio de Janeiro’da düzenlenen toplantının açılışında Brezilya Dışişleri Bakanı Mauro Vieira, bloğun giderek parçalanmakta olan dünyada “iyilik için bir güç” olarak hizmet etmesi gerektiğini söyledi.

Vieira, “Barışa giden yol ne kolay ne de düz bir yol” dedi. “BRICS, güvenliğin herkesin hakkı, azınlığın ayrıcalığı olmadığı çok kutuplu bir dünyaya olan inancımızı yeniden teyit ederek örnek olmalıdır” diye ekledi.

Vieira, grubun son genişlemesiyle 11 tam üyeye ulaşarak dünya nüfusunun yaklaşık yarısını ve küresel GSYİH’nın yaklaşık yüzde 40’ını temsil eden genişletilmiş rolünü vurguladı.

“Coğrafi ve kültürel çeşitliliğiyle BRICS, diyalog, kalkınma ve istikrarı teşvik etmek için eşsiz bir konumda bulunuyor” dedi.

Zirve, ABD Başkanı Donald Trump’ın öncülüğünde uygulanan agresif ticaret önlemleri sebebiyle uluslararası kurumlara olan güvenin azaldığı ve silahlı çatışmaların yaygınlaştığı bir dönemde gerçekleşti.

BRICS bakanları, ticaretle ilgili “tek taraflı önlemleri” eleştiren ve önde gelen gelişmekte olan pazarlar bloğunun uzun süredir savunduğu çok taraflı müzakerelerin merkezi rolünü yeniden teyit eden bir ortak bildiri üzerinde müzakere ediyordu.

Çin’in, ABD’nin Çin mallarına uyguladığı ve son olarak %145’e varan gümrük vergisine yanıt olarak daha sert bir dil kullanılması için baskı yaptığı bildirilse de, bir kaynak South China Morning Post‘a, nihai bildiride bu hamlenin eleştirileceğini ancak “çatışmacı bir üslup kullanılmayacağını” söyledi.

Bu arada Reuters’a göre, Brezilya yetkililerinin tek para birimi planlarını rafa kaldırarak, ABD dolarına bağımlılığı azaltmak için yerel para birimleriyle ticareti teşvik etmeye odaklanmaları bekleniyor.

Zirve öncesinde Çin Dışişleri Bakanlığı, BRICS’i Küresel Güney için yeni bir “işbirliği omurgası” olarak nitelendirdi.

Çarşamba günü Pekin’de Dışişleri Bakanlığı sözcüsü Guo Jiakun, Çin’in BRICS üyeleriyle “daha kapsamlı” bir ortaklık kurmak, çok taraflılığı teşvik etmek ve küresel düzende “adalet ve eşitlik”i desteklemek için çalışacağını söyledi.

Guo, “BRICS işbirliği mekanizması, küresel Güney’in kolektif yükselişi sırasında ortaya çıktı ve dünya barışını korumak, ortak kalkınmayı teşvik etmek ve küresel yönetişimi iyileştirmek için uluslararası toplumun beklentilerini karşılıyor” dedi.

Pazartesi günkü toplantıda Vieira, Gazze’deki şiddeti kınadı, İsrail’in askeri operasyonlarını “yıkıcı” olarak nitelendirdi ve İsrail güçlerinin tamamen çekilmesini, rehinelerin serbest bırakılmasını ve insani yardımın engellenmeden ulaştırılmasını istedi.

Ukrayna konusunda Brezilya’nın en üst düzey diplomatı, “BM Şartı’nın ilkelerine dayalı diplomatik bir çözüm” çağrısında bulundu.

Çin Dışişleri Bakanı Wang Yi ve Rus mevkidaşı Sergey Lavrov, zirve sırasında bir araya gelerek, küresel düzenin yeniden şekillenmesini hızlandırmak için BRICS aracılığıyla işbirliğini güçlendirme sözü verdi.

Wang, BRICS üyelerinin “birlik ve işbirliğini” övdü ve grubun “daha adil ve rasyonel bir küresel yönetişim sisteminin” inşasına katkıda bulunacağını söyledi.

Lavrov da bu görüşe katılarak, Çin, Rusya, diğer BRICS üyeleri ve Şanghay İşbirliği Örgütü’nün “bu dönüşümün aktif katılımcıları olduğunu ve adalet ve eşitlik hareketinin ön saflarında yer aldığını” söyledi.

Ayrıca, iklim finansmanı pazartesi günkü görüşmelerin odak noktalarından biri oldu. Brezilya, finansal yükümlülükleri gelişmekte olan ülkelere kaydırma girişimlerini reddederek, zengin ülkelerin iklim uyum ve azaltım çabalarını finanse etme sorumluluğunu yerine getirmeleri gerektiğini vurguladı.

Gün, yetkililerin Brezilya’nın Rio’daki tarihi dışişleri bakanlığı binası Itamaraty Sarayı’na varışıyla başladı.

Rusya ve Çin en üst düzey diplomatlarını gönderirken, bir kişinin yokluğu dikkat çekti: Hindistan Dışişleri Bakanı Subrahmanyam Jaishankar toplantıya katılmadı.

Başbakan Narendra Modi hükümeti 22 Nisan’da Hindistan yönetimindeki Keşmir’de 25’ten fazla kişinin öldüğü silahlı terör saldırısına nasıl yanıt vereceğini değerlendiriyor.

Hindistan, olaydan Pakistan’ı sorumlu tuttu ve “uygun bir yanıt” vereceğini açıkladı. Jaishankar’ın yerine, Yeni Delhi’yi BRICS şerpası Dammu Ravi temsil etti.

Pakistan’ın yakın müttefiki ve BRICS’in kurucu üyesi olan Çin, tarafsız bir soruşturma çağrısında bulunarak Güney Asya ülkelerine gerilimi azaltma çağrısında bulundu.

ABD merkezli kar amacı gütmeyen bir kuruluş olan Asia Society’den Farwa Aamer, Jaishankar’ın BRICS toplantısına katılmamasının hem pratik hem de stratejik nedenleri olabileceğini öne sürdü.

Aamer, Keşmir saldırısının ardından yerinde kalmasının bir faktör olabileceğini belirtirken, “bunun bir kısmı, konunun Hindistan’ın bakış açısından diğer BRICS üyeleri ve uluslararası topluma, özellikle de yakın zamanda Pakistan’a destek veren Çin’e ciddiyetini iletmek olabilir” dedi.

Hindistan ve Çin arasındaki gerilimler, BRICS dinamiklerini uzun süredir karmaşıklaştırıyor ve ikili sorunların bloğun gündemine sıçrayabileceği endişeleri var.

Yine de Aamer, “grubun mümkün olduğunca uyum içinde hareket etmesine yönelik bir ilgi” olduğunu ve bunun büyük ölçüde temmuz ayında Rio’da yapılacak 17. BRICS liderler zirvesine bağlı olacağını söyledi.

BRICS bakanları, Salı gününe kadar ikili istişarelere devam edecek ve sonuçların temmuz ayındaki tartışmaları şekillendirmesi bekleniyor.

Diplomasi

AB’nin LNG ithalatının yüzde 60’ından fazlası ABD’den

Yayınlanma

ABD, şu anda Avrupa’nın toplam LNG ithalatının yaklaşık %60’ını oluşturuyor ve bu oran tüm zamanların en yüksek seviyesine yakın.

Bu rakam, Katar ve BAE’den gelen tedarikin kesilmesine yol açan Hürmüz Boğazı’nın kapatılmasının ardından nisan ayında yaklaşık %64’e ulaşarak zirveye çıkmıştı.

Bu oran, 2022’de Rusya’nın Ukrayna’yı işgal etmesinden bu yana %20 artmıştı. Avrupa ayrıca Ukrayna savaşından sonra Rus boru hattı gazını ABD’den sevk edilen LNG ile ikame etmeye zorlanmıştı.

Ayrıca, ABD, LNG ve boru hattı gazı dahil olmak üzere toplam AB doğalgaz ithalatının %26’sını oluşturuyor ve bu alanda Norveç’ten sonra ikinci sırada yer alıyor.

Avrupa, kış öncesi depolama tanklarını doldurmak için de ABD’den gelen gaza ihtiyaç duyuyor; bu da söz konusu bağımlılığın önümüzdeki aylarda daha da derinleşeceği anlamına geliyor.

LNG’nin en büyük avantajı, gazın yaklaşık eksi 160 santigrat dereceye kadar aşırı soğutulduktan sonra sıvıya dönüşmesi ve tıpkı petrol gibi tankerlere yüklenip dünyanın dört bir yanına sevk edilebilmesi. Bu da boru hatlarına olan ihtiyacı ortadan kaldırıyır ve böylece Amerikan LNG’si Avrupa kıyılarına ulaşıyor. 

Bloomberg’e göre büyük emtia piyasalarında, toplam alımların %30 ila %40’undan fazlasını tek bir kaynağa bağlamak yaygın değil; %60’tan fazlasını tek bir tedarikçiye bağlamak ise son derece nadir.

Avrupa’nın tek bir kaynağa bu kadar bağımlı olduğu durumlar yalnızca bazı “niş” piyasalarda (örneğin nadir toprak elementleri, galyum veya tungsten gibi ikincil metaller) görülüyor.

Avrupalı yetkililer, bir süredir kapalı kapılar ardında ABD’den gelenLNG konusunda endişe duyuyorlardı.

Bu endişe, 28 Şubat’ta İsrail ve ABD’nin İran’a saldırmasından hemen önce, özel görüşmelerden kamuoyu tartışmalarına taşındı.

AB’nin rekabetten sorumlu baş yetkilisi Teresa Ribera, ocak ayında “Rus gazına güvenemeyeceğimizi ve Amerikan gazına fazla bağımlı olmamaya dikkat etmemiz gerektiğini biliyoruz,” demişti.

Birkaç gün sonra, AB Enerji Komiseri Dan Jorgensen daha da açık sözlü oldu ve “Bir bağımlılığı başka bir bağımlılıkla değiştirme riskiyle karşı karşıyayız,” dedi.

Öte yandan iktisadi açıdan bakıldığında, akışları hükümetler değil, piyasa belirliyor.

New York’taki Küresel Enerji Politikası Merkezi’nde gaz uzmanı olan Anne-Sophie Corbeau, “ABD’den Avrupa’ya LNG geliyorsa, bunun nedeni İktisat 101’dir: Fiyat açısından bakıldığında, bu Amerikan üreticiler için en iyi varış noktasıdır,” diyor.

Bloomberg yazarına göre ideal olarak, Avrupa’nın ABD’den gelen LNG’nin payını daha güvenli seviyelere, kesinlikle %50’nin altına indirmesi gerekiyor. 

Fakat mevcut piyasa ve siyasi dinamikler göz önüne alındığında, tam tersinin gerçekleşme riski bulunuyor.

Avrupa, Trump’a daha fazla Amerikan malı satın alacağına söz verdi; 2027’den itibaren Rus LNG’sini yasaklıyor ve Katar ile BAE’den gelecek tedarikler hâlâ belirsiz görünüyor.

Bölge dikkatli davranmazsa, çok da uzak olmayan bir gelecekte LNG ihtiyacının %75’inden fazlasını ABD’ye bağımlı hale gelebilir.

Okumaya Devam Et

Diplomasi

Vişegrád Dörtlüsü yeniden bir araya geldi

Yayınlanma

Visegrád Dörtlüsü liderleri salı günü bölgesel ittifaklarını yeniden canlandırdıklarını açıkladı.

Çekya, Macaristan, Polonya ve Slovakya’dan oluşan bölgesel ittifak, göç, endüstriyel rekabet gücü ve AB’nin bir sonraki uzun vadeli bütçesi konularında daha sıkı bir koordinasyon içinde olacaklarına söz verdi.

Gödöllő’de düzenlenen zirvede Macaristan Başbakanı Péter Magyar, 65 milyonluk bloğun iktisadi gücünü vurgulayarak, dört ülkenin Almanya ile toplam ticaret hacminin Fransa’nınkini aştığını belirtti.

Yenilenen işbirliğinin bir sembolü olarak, Macyar, Çekya, Polonya ve Slovakya liderlerine Budapeşte, Bratislava, Prag ve Varşova’yı birbirine bağlayacak bir yüksek hızlı demiryolu ağı projesinin taslağını sundu ve Slovakya’nın yaklaşan V4 başkanlığı döneminde proje için AB fonu talep etmeleri konusunda liderleri teşvik etti.

Magyar, ittifakın son dönemdeki zorluklarını önceki Macar hükümetine yükleyerek, eski Başbakan Viktor Orbán’ın “Rusya yanlısı” tutumu ve aranan Polonyalı siyasetçilere sığınma hakkı verme kararının Budapeşte ile Varşova arasındaki ilişkileri ciddi şekilde zedelediğini savundu.

“Artık geçmişi geride bırakmanın zamanı geldi,” diyen Magyar, grubun 35 yıl önce Lech Wałęsa, Václav Havel ve József Antall tarafından kurulduğunu hatırlattı.

Polonya Başbakanı Donald Tusk, Macaristan’ın diplomatik ilişkileri yeniden canlandırmasını memnuniyetle karşıladı ve Magyar’ın seçim zaferini övdü.

Otuz yıldır tanıdığını söylediği Orbán ile bir karşılaştırma yapan Tusk, eski Macar liderin jeopolitik bakış açısının kökten değiştiğini, bu nedenle işbirliğinin imkansız hale geldiğini savundu.

Slovakya, 1 Temmuz’da V4’ün dönem başkanlığını devralmaya hazırlanırken, Slovakya Başbakanı Robert Fico, endüstriyel rekabet gücünün en önemli önceliği olacağını belirtti.

Fico, yüksek elektrik fiyatlarının Avrupa sanayisini zayıflattığı uyarısında bulunarak, dört ülkenin AB’nin emisyon ticareti sisteminde değişiklik yapılması için ortaklaşa baskı uygulayacağını söyledi.

Liderler ayrıca, bloğun 2028-34 bütçesi üzerindeki müzakerelerde, sosyal uyumun korunması ve tarım fonlarına odaklanarak yakın işbirliği içinde hareket etme konusunda anlaştılar.

Dört hükümet, bloğun dış sınırlarının güçlendirilmesinin öncelik olmaya devam etmesi gerektiğini savunarak, AB’nin yeni Göç Paktı’na karşı olduklarını yineledi.

Genişleme konusunda liderler, Batı Balkanlara yönelik AB genişlemesini destekledi. Fakat jeopolitik hususların bazı aday ülkeler için daha hızlı entegrasyonu haklı kılıp kılmadığına dair blok içinde daha geniş bir tartışma sürerken, Ukrayna da dahil olmak üzere tüm aday ülkelerin mevcut katılım kriterlerini karşılaması gerektiği konusunda ısrar ettiler.

Çek Cumhuriyeti Başbakanı Andrej Babiš, ortak çıkarları savunma konusunda bölge liderlerinin “yine aynı gemide” olduklarını söyledi.

Liderler, V4’ü dört üyeli bir yapı olarak sürdürme konusunda mutabık kalırken, belirli politika konularında diğer ülkeleri de sürece dahil etmek için daha geniş kapsamlı “V4+” çerçevesini kullanmaya karar verdiler.

Fico ve Babiš, bütçe müzakerelerine İrlanda’yı, endüstriyel rekabet gücü ve karbon fiyatlandırma politikalarına ise Avusturya ve Almanya’yı dahil etmek için V4+ formatının kullanılmasını önerdiler.

Okumaya Devam Et

Diplomasi

Taliban, Brüksel’de 15 AB ülkesiyle bir araya geldi

Yayınlanma

15 AB üyesi ülke, 23 Haziran günü Brüksel’de Taliban ile bir araya gelerek Afganları Afganistan’a sınır dışı etme konusunu görüştü.

Avrupa Komisyonu’ndan bir sözcü salı günü yaptığı açıklamada, toplantının İsveç ile ortak başkanlıkta yürütüldüğünü belirtti. Belçika ve Hollanda da toplantıya katıldı.

Komisyon, toplantının öncelikle sabıka kaydı bulunan ve güvenlik tehdidi oluşturan Afgan vatandaşlarının geri dönüşüyle ilgili olduğunu vurguladı.

Görüşmelerde, geri gönderilecek kişilerin kimlik tespiti, seyahat belgelerinin düzenlenmesi ve geri dönüş süreçleri gibi her türlü konu ele alındı.

Fakat ocak ayında Kabil’e giden üst düzey bir AB Komisyonu yetkilisi olan Johannes Luchner, daha önce bu kapsamın suçlu olmayan Afganları da içerebileceğini belirtmişti.

Ocak ayı sonunda Avrupalı milletvekillerine yaptığı açıklamada, “Öncelikli ilgilendiğimiz konu suçluların geri dönüşü, fakat geri dönüş emri bulunan suçlu olmayan Afganların sayısı da giderek artıyor,” demişti.

Başka bir AB kaynağı da şimdi aynı görüşü dile getiriyor. Bu kaynak, salı günü ve toplantı öncesinde EUobserver’a yaptığı açıklamada, görüşmelerin sığınma başvurusunda bulunup reddedilenlerin geri dönüşünü de kapsayacağını belirtti.

Komisyon, günün erken saatlerinde toplantıyla ilgili herhangi bir ayrıntı vermeyi reddetmişti.

Bu da Taliban heyetinin seyahat masraflarını kimin karşıladığı, toplantının nerede yapılacağı, toplantıya kadınların katılıp katılmayacağı ve Taliban’ın AB’nin Afgan vatandaşlarını sınır dışı etmesine yardım etmenin karşılığında ne istediği gibi soruların cevapsız kalmasına neden oldu.

AB ve üye ülkeleri, beş yıl önce yeniden iktidara gelmesinden bu yana Taliban hükümetini tanımıyor.

Brüksel, suç işleyen veya tehlikeli olduğu değerlendirilen sığınma başvurusu reddedilen kişilerin sınır dışı edilmesi için gerekli olduğu gerekçesiyle, Afganistan’ın “fiili yetkilileriyle” sınırlı görüşmeler yapma kararını savundu.

Avrupa Komisyonu’nun bir sözcüsü, Komisyon ve 15 AB üye ülkesinden yetkililerin, ocak ayında Kabil’de düzenlenen bir önceki toplantının devamı niteliğindeki Brüksel toplantısına katıldığını belirtti.

Komisyon sözcüsü, “Komisyon birimleri ve İsveç, bugün Brüksel’de, geri dönüş ve yeniden kabul konularından sorumlu Afganistan’ın fiili yetkililerinin teknik düzeydeki temsilcileriyle birlikte teknik düzeyde bir toplantıya eş başkanlık etti” dedi.

Afganistan Dışişleri Bakanlığı sözcüsü ise gündemin daha geniş olduğunu belirterek, bunun AB’de olası bir konsolosluk varlığını, orada yaşayan Afganlar için konsolosluk hizmetlerinin yeniden başlatılmasını ve “güven oluşturma tedbirlerine duyulan ihtiyacı” içerdiğini söyledi.

Sözcü Abdülkahar Balki, toplantının “yurtdışında ikamet eden Afganların konsolosluk haklarını korumak için olumlu bir ivme yaratma umudu” uyandırdığını da sözlerine ekledi.

Balki’ye hitaben yazılan ve Reuters tarafından incelenen bir Komisyon mektubunda, görüşmelerin “AB’de ikamet hakkı bulunmayan Afgan vatandaşlarının geri dönüşü ve yeniden kabulü” üzerine odaklanacağı belirtildi.

Okumaya Devam Et

Çok Okunanlar

English