Bizi Takip Edin

Avrupa

Bulgaristan’da erken seçim gündemi

Yayınlanma

Bulgaristan’da İlerici Bulgaristan lideri ve eski Cumhurbaşkanı Rumen Radev, geçici hükümetin Ukrayna ile imzaladığı 10 yıllık güvenlik anlaşmasına tepki göstererek, kabineyi ulusal güvenliği riske atmakla suçladı. 19 Nisan erken genel seçimleri öncesinde siyasi gerilim yükselirken, son anket verileri Radev’in partisinin en yakın rakibi GERB-UDF karşısında yaklaşık 9 puanlık bir üstünlük sağladığını ortaya koyuyor.

İlerici Bulgaristan lideri ve eski Cumhurbaşkanı Rumen Radev, Bulgaristan ile Ukrayna arasında imzalanan 10 yıllık güvenlik anlaşmasına sert bir karşılık vererek, Başbakan Andrey Gyurov liderliğindeki geçici hükümeti hedef aldı.

Savunma sektöründe işbirliğini ve Belene nükleer santralindeki reaktörlerin olası satışına dair görüşmeleri de içeren anlaşma hakkında değerlendirmelerde bulunan Radev, kabinenin ulusal güvenlik risklerini artıran uzun vadeli taahhütler altına girdiğini kaydetti.

Sosyal medya üzerinden yaptığı paylaşımda Radev, bir geçici hükümetin görevinin stratejik dış politika kararları almak değil, adil seçimleri sağlamak ve artan fiyatlarla mücadele etmek olduğunu belirtti.

Radev’e göre Bulgaristan halkı, ülkeyi askeri bir çatışmaya dahil edebilecek adımlar yerine, enflasyona karşı koruma ve seçim sürecinde şeffaflık bekliyor. Radev ayrıca hükümeti, ulusal çıkarlar pahasına dış onay arayışında olmakla ve anayasal sınırları hiçe saymakla suçladı.

Pleven’de yaptığı konuşmada eleştirilerinin dozunu artıran Radev, Bulgaristan’ın tarihi ve ekonomik gerçeklerinin inkar edilmesine karşı uyarıda bulundu.

Dış ideolojik baskılara uyum sağlamak adına ülkenin enerji sektörünü ve sanayisini baltaladığını belirttiği politikalardan duyduğu endişeyi dile getirdi. Bulgaristan’ın Rusya ile tarihi bağlarına da değinen Radev, ülkenin kurtuluşu sırasında verilen fedakarlıkları vurguladı ve siyasi mesajlardan bağımsız olarak Bulgar toplumunun Rusya’yı bir düşman olarak görmediğini kaydetti.

Gyurov’un Kiev’de Ukrayna Devlet Başkanı Vladimir Zelenskiy ile bir araya gelerek imzaladığı anlaşma, Bulgaristan’ın Ukrayna’nın Avrupa Birliği ve NATO yolundaki desteğini teyit etti.

Başbakan Gyurov, Sofya’nın kalıcı ve adil bir barış arayışında Kiev’in yanında durmaya devam edeceğini saptadı. Bu duruş, son aylarda hükümetin tutarlı bir politikası olarak varlığını koruyor.

İlerici Bulgaristan anketlerde yüzde 30 barajını aşarak liderliğini korudu

Öte yandan Alpha Research kuruluşu tarafından 29 Mart’ta paylaşılan anket sonuçlarına göre, bugün seçim olsa Rumen Radev’in İlerici Bulgaristan partisi sandığa gideceklerin yüzde 30,8’inin desteğini alıyor.

Boyko Borisov liderliğindeki GERB-UDF koalisyonu ise yüzde 21,2 ile ikinci sırada kalarak rakibinin oldukça gerisinde bulunuyor. 19 Nisan’da yapılacak erken genel seçimlere üç hafta kala yayınlanan veriler, liderlik yarışındaki makasın açıldığını gösteriyor.

Anket sonuçlarına göre Değişime Devam Ediyoruz-Demokratik Bulgaristan (WCC-DB) yüzde 11,1 ile üçüncü sırada yer alırken, Magnitsky Yasası kapsamında yaptırıma uğrayan Delyan Peevski liderliğindeki Hak ve Özgürlükler Hareketi-Yeni Başlangıç yüzde 9,8 oy oranına ulaştı.

Vazrajdane yüzde 6,9 seviyesinde kalırken, Bulgaristan Sosyalist Partisi – Birleşik Sol koalisyonu yüzde 3,9 ile parlamentoya girmek için gereken yüzde 4 barajının hemen altında gözüküyor.

Seçmenin önceliği enflasyon ve yolsuzlukla mücadele

Diğer siyasi oluşumlardan milliyetçi-popülist Mech yüzde 3, Siyana koalisyonu yüzde 2,8, Velichie yüzde 2,7, sağcı Mavi Bulgaristan yüzde 1,6, popülist ITN yüzde 1,4 ve Ahmed Doğan sadıklarının oluşturduğu Hak ve Özgürlükler İttifakı yüzde 1,2 oy oranına sahip.

Alpha Research’ten Boryana Dimitrova, Bulgaristan Ulusal Radyosu’na yaptığı açıklamada, Radev’in seçim kampanyası etkinliklerinin başlamasıyla birlikte İlerici Bulgaristan cephesinde bir mobilizasyon gözlendiğini ifade etti.

GERB-UDF’nin de konumunu güçlendirdiğini ancak birinci ve ikinci sıradaki partiler arasında 8 ila 9 puanlık bir fark olduğunu kaydetti.

Ankete katılanların yüzde 55,8’i 19 Nisan’da oy kullanma niyetinde olduğunu beyan etti. Dimitrova, WCC-DB’nin 2025 sonundaki sokak protestoları dönemindeki enerjiye henüz ulaşamadığını saptadı.

Seçmenlerin yüzde 47’si kurulacak hükümetin ilk çözmesi gereken sorunu gelir adaleti ve enflasyon olarak tanımlarken, yüzde 33’ü yolsuzlukla mücadele ve yargı reformunu, yüzde 11,3’ü ekonomik kalkınmayı, yüzde 7’si sağlık hizmetlerini ve yüzde 1,2’si altyapı çalışmalarını önceliklendirdi.

Stratejik ortaklık tercihinde Bulgaristan halkının yüzde 56,3’ü Avrupa Birliği’ni seçerken, Rusya yüzde 19,5, Amerika Birleşik Devletleri yüzde 7,8, Çin yüzde 6,4 ve Türkiye yüzde 1,8 oranında destek buldu.

19 ile 26 Mart 2026 tarihleri arasında bin kişiyle gerçekleştirilen anket, Bulgaristan Sosyalist Partisi’nin de adım adım oy artırdığını ortaya koydu. Dimitrova, enflasyon hayaletinin 1997-98 krizinden bu yana ilk kez bu kadar güçlü hissedildiğini vurguladı.

Cumhurbaşkanlığı Seçim Kanunu’nu veto ederek sandık tarihini ilan etmişti

Bulgaristan’da siyasi istikrarsızlık sürerken, Cumhurbaşkanlığı makamı şubat ayında yaptığı açıklamayla 19 Nisan’da erken genel seçimlerin yapılacağını ilan etmişti.

Cumhurbaşkanı Yardımcısı Iliana Yotova, Bulgaristan Merkez Bankası Başkan Yardımcısı Andrey Gyurov’un geçici kabine listesini sunmasının ardından gerekli kararnameleri imzalayacağını belirtmişti.

Yotova, Gyurov’u geçici hükümeti kurmakla görevlendirirken, kabinenin birincil sorumluluğunun dürüst, şeffaf ve iyi hazırlanan bir seçim sürecini yönetmek olduğunu vurgulamıştı.

Bu süreçte Yotova, parlamentonun 5 Şubat 2026’da kabul ettiği Seçim Kanunu değişikliklerini, AB dışındaki ülkelerde kurulacak sandık sayısını 20 ile sınırladığı gerekçesiyle veto etmişti.

Yotova, bu düzenlemenin yurt dışında yaşayan vatandaşların anayasal oy kullanma hakkını kısıtlayacağını değerlendirmişti. Bulgaristan, 2021 yılından bu yana parçalı parlamento yapıları ve başarısız koalisyon görüşmeleri nedeniyle son üç yıl içinde beşinci kez sandığa gitmeye hazırlanıyor.

Yargı reformu, yolsuzlukla mücadele ve enerji politikaları üzerindeki anlaşmazlıklar, ülkede kalıcı bir hükümet kurulmasını engellemeye devam etmişti.

Avrupa

BP, Birtanya’daki Kuzey Denizi faaliyetlerini satışa çıkardı

Yayınlanma

BP, Birleşik Krallık’taki Kuzey Denizi faaliyetlerini satışa çıkardı; bu hamle, dev petrol şirketinin bu havzada 60 yılı aşkın süredir devam eden üretimine son verecek.

Genel müdür Meg O’Neill şunları söyledi:

“Kuzey Denizi, Birleşik Krallık’ın enerji sistemi için hâlâ vazgeçilmez bir unsurdur. Fakat portföyümüzü odaklayıp sermayemizi en yüksek değerli fırsatlara yönlendirirken, Kuzey Denizi faaliyetlerimizin başka bir şirketin bünyesinde daha iyi bir konuma geleceğine inanıyoruz.”

Bu yılın başlarında BP, faaliyetleri için yaklaşık 2 milyar sterlinlik bir anlaşma konusunda Ithaca Energy ile ileri düzey görüşmeler yürütmüş ama bir anlaşmaya varılamamıştı.

İngiliz petrol devi şu anda Kuzey Denizi’nde beş merkez işletiyor, 1.100 kişiyi istihdam ediyor ve günde 100.000 varilin biraz altında petrol ve gaz üretiyor.

BP, bölgede önemli bir bağımsız faaliyete sahip son büyük petrol şirketlerinden biri; diğerleri ise varlıklarını ya birleştirdi ya da satışa çıkardı.

Bu haber, yeni başbakan Andy Burnham’ın ABD Başkanı Donald Trump ile yaptığı telefon görüşmesinin ardından Kuzey Denizi’ndeki sondaj çalışmalarına “pragmatik” bir yaklaşım sergileyeceğine söz vermesinin ardından geldi.

Burnham bu hafta yaptığı açıklamada, “Orada bir kaynak var. İnsanlar zor durumda iken bunu görmezden gelemeyiz,” dedi.

O’Neill, göreve başladıktan kısa bir süre sonra Kuzey Denizi’nde “henüz kullanılmamış bir potansiyel” gördüğünü belirtmişti.

Fakat BP, resmi bir satış süreci başlatma kararının “sermaye tahsisine yönelik disiplinli yaklaşımını yansıttığını” açıkladı.

Şirket, küresel genel merkezinin Birleşik Krallık’ta kalacağını belirtti. O’Neill, “Birleşik Krallık 100 yılı aşkın süredir bizim yuvamız olmuştur ve gelecekte de önemli bir rol oynamaya devam edecek,” dedi.

Okumaya Devam Et

Avrupa

AB yetkilisi: Tüm Avrupa alevler içinde kalabilir

Yayınlanma

AB Acil Durum Koordinasyon Merkezi yetkilisi Maria Zuber, uzun süren sıcak hava ve yetersiz müdahale durumunda tüm Avrupa’nın yangınlarla kaplanabileceği uyarısında bulundu. Yunanistan, İtalya ve Orta Avrupa ülkeleri önümüzdeki haftalarda en büyük risk altında. Bu yılki yangın sezonunun geçen yılın rekorunu aşması bekleniyor.

Avrupa Birliği Acil Durum Koordinasyon Merkezi (ERCC) yetkilisi Maria Zuber, Financial Times gazetesine yaptığı açıklamada, önümüzdeki haftalarda Yunanistan, İtalya ve bazı Orta Avrupa ülkelerinin orman yangınlarının yayılmasına karşı en savunmasız bölgeler olduğunu söyledi.

Eş zamanlı çıkan yangınların söndürme çalışmalarını zorlaştırdığını belirten Zuber, uzun süren sıcak hava nedeniyle yangın sayısının artması ve müdahale edecek yeterli gücün bulunmaması durumunda “tüm Avrupa’nın alevler içinde kalması” riski olduğunu ifade etti.

Zuber, AB kriz merkezinin böyle bir senaryoyla başa çıkabileceği güvencesini verdi. Geçen yıl çok sayıda yangınla karşılaştıklarını ancak hepsinin üstesinden geldiklerini hatırlatan yetkili, “Tüm taleplere yanıt vereceğimizi düşünüyorum, yerine getiremesek bile..” dedi.

AB üyesi ülkeler arasında İspanya ve Fransa orman yangınlarından en ağır şekilde etkilenen ülkeler oldu.

Avrupa Orman Yangın Bilgi Sistemi’nin (EFFIS) 27 Temmuz verilerine göre İspanya’da 207 bin hektar, Fransa’da ise 90 bin hektardan fazla alan yangınlar nedeniyle kül oldu. Her iki ülkede de yangınlar halen devam ediyor.

Financial Times’ın aktardığına göre Yunanistan’ın Girit Adası’ndaki orman yangınları iki itfaiye görevlisinin hayatını kaybetmesine ve 8 bin kişinin tahliye edilmesine yol açtı.

Kuvvetli rüzgarlar nedeniyle yangınlar Kiklad Adaları’na da sıçrarken, burada da birkaç köy tahliye edildi.

Zuber, yangınların Yunanistan’a da sıçrayacağını ve Ağustos başında İtalya için tehdit oluşturacağını belirtti. ERCC verilerine göre 2026 yazı, yangın yoğunluğu açısından rekor seviyedeki 2025 yılını geride bırakabilir.

Zuber, geçen yıl yangın sezonunda 19 yardım talebi aldıklarını ve bu rekoru kırmayı beklediklerini ekledi.

World Weather Attribution araştırma grubunun verilerine göre insan kaynaklı iklim değişikliği nedeniyle Fransa’daki aşırı hava olaylarının olasılığı en az iki kat, İspanya’da ise en az 20 kat arttı.

Zuber, tehdidin boyutu nedeniyle Avrupa Birliği’nin 12 Canadair amfibi yangın söndürme uçağı sipariş ettiğini, ancak ilk teslimatların 2028’den önce beklenmediğini söyledi.

Londra Ekonomi ve Siyaset Bilimi Okulu’ndan bilim insanı Thomas Smith, “İklim ısınmaya devam ettikçe yangınları tetikleyen aşırı hava koşulları daha sık ve şiddetli hale geliyor. Bu da bu yaz gözlemlediğimize benzer büyük ve yoğun orman yangınlarının olasılığını artırıyor” açıklamasında bulundu.

Avrupa Orta Vadeli Hava Tahmin Merkezi ise önümüzdeki on yıllarda yangın riskinin hem ılıman kuşak ormanlarında hem de kuzey ormanlarında artacağını öngörüyor.

Fransa Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron daha önce ülkesinin İkinci Dünya Savaşı’ndan bu yana en ağır durumla karşı karşıya olduğunu ve benzeri görülmemiş orman yangınlarıyla mücadele ettiğini açıklamıştı.

AFP haber ajansı daha sonra Fransa’nın güneybatısındaki Gironde bölgesinde bulunan Atom ve Alternatif Enerji Komiserliği’ne (CEA Cesta) bağlı nükleer araştırma merkezi yakınlarında yangınlar çıktığını duyurdu.

Okumaya Devam Et

Avrupa

Polonya’da Morawiecki’nin yeni hareketi ilk adımını atıyor

Yayınlanma

Hukuk ve Adalet’ten (PiS) kopan Mateusz Morawiecki’nin siyasi çevresi tarafından düzenlenen ilk büyük etkinlik, Varşova’nın Praga semtinde yapılacak.

Bu etkinlik, eski başbakan ve onlarca müttefikinin “milliyetçi-muhafazakâr” PiS ile yollarını ayırmasından sadece birkaç gün sonra gerçekleşiyor.

Bu hamle, Morawiecki’nin Avrupa Parlamentosu’ndaki (AP) Avrupa Muhafazakârları ve Reformistleri (ECR) grubunun başkanlığından da istifa etmesine yol açtı.

Kömür ateşinde pişirilmiş Kiełbasa sosislerinin önemli bir yer tutacağı için “Morawiecki’nin barbeküsü” olarak adlandırılan ve onun Rozwój Plus (Kalkınma Plus) hareketi tarafından düzenlenen konferans, Polonya muhafazakâr siyasetinde önemli bir an olacak.

Etkinlik, yeni ortaya çıkan hareketin kilit isimlerini, eski dünya satranç şampiyonu Garry Kasparov ve Polonya silahlı kuvvetlerinin eski başkomutanı General Rajmund Andrzejczak gibi konuklarla bir araya getirecek.

Etkinlik, Morawiecki’nin kampına mevcut PiS liderliğinden farklı bir siyasi vizyon sunma fırsatı verecek.

Morawiecki bu hafta şunları söyledi:

“Polonyalılar, güçlü bir Polonya için verilen mücadeleye, cüzdanlarına, işlerine, konutlarına, kalkınmaya, kimliklerine, kültürlerine, Hıristiyan inancına ve Sejm’de asılı duran haçın savunulmasına önem veriyorlar. Bunlar bizim ilkelerimiz, bu bizim inancımız.”

Tartışmalar demografi, güvenlik ve tarih politikası üzerine odaklanacak. Bu konular, Polonya-Ukrayna ilişkilerindeki son gerginlikler nedeniyle giderek daha hassas hale geliyor.

Morawiecki, Rozwój Plus’ı “uzman ve düşünce kuruluşu” olarak tanımlıyor ama bu oluşumun siyasi hedefleri giderek daha net hale geliyor.

Çarşamba günü kurulan yeni bir parlamento grubu, 40 milletvekili ve bir senatörü bir araya getirerek, müttefiklerine parlamentoda resmi bir platform ve PiS’e karşı mücadele edebilecekleri bir üs sağlıyor.

PiS’li siyasetçi ve Przemysław Czarnek’in başbakanlık kampanyasının sözcüsü Mateusz Kurzejewski, Euractiv’e verdiği demeçte, “Bu bizim için bir tehdit. Sonuçta bu, zafer şansımızı azaltan bir girişim ama bu şansı tamamen ortadan kaldırmıyor. Bu nedenle sıkı çalışmaya devam edeceğiz,” dedi.

Öte yandan Morawiecki’nin Polonya’nın sağını yeniden şekillendirip şekillendiremeyeceği henüz belirsiz.

Onet tarafından yaptırılan bir SW Research anketi, ankete katılanların %32,9’unun eski başbakanın liderliğindeki bir partiye oy vermeyi düşünebileceğini ortaya koydu.

En güçlü potansiyel destek, halihazırda sağda yer alan seçmenlerden geliyor. Şu anda PiS’e yakın olan katılımcıların %14’ü Morawiecki’yi desteklemeyi düşünebileceğini söylerken, daha sağdaki Konfederasyon’a yakın olanların %7,1’i de aynı görüşü paylaştı.

Bu girişim, iktidar kampından da sınırlı bir destek alabilir. Şu anda Donald Tusk’un AB yanlısı Yurttaş Koalisyonu’nu, Sol’u, Polonya 2050’yi veya Polonya Halk Partisi’ni destekleyen seçmenlerin yaklaşık %7,4’ü, Morawiecki liderliğindeki bir partiye oy vermeyi göz ardı etmeyeceklerini belirtti.

Başbakan Tusk’un hükümetindeki kaynaklar, PiS’teki bölünmenin kısa vadede iktidar koalisyonuna yardımcı olabileceğine inanıyor.

Bir kaynak Euractiv’e verdiği demeçte, “Özellikle de bu durum hastane skandalının etkisini hafifletmeye yardımcı olduğu için. Bugün artık kimse bundan bahsetmiyor ve neyse ki yeni bir açıklama da yapılmadı,” dedi.

Tartışma, Varşova’daki bir hastanenin şu anda ülkeyi yöneten Sivil Koalisyon’a mensup siyasetçiler için özel bir kabul süreci uyguladığı ve bu sayede söz konusu kişilerin diğer hastalardan önce VIP salonuna girip tedavi görmelerine imkân sağladığı iddialarıyla ilgili.

Ayrıca, Tusk’un partisiyle bağlantılı olduğu belirtilen ve hastanenin acil servisini yöneten doktorun maaşı konusunda da sorular gündeme geldi.

Fakat aynı kaynak, Morawiecki’nin ayrılmasının Sivil Koalisyon üzerinde uzun vadede pek bir etkisi olmayabileceği konusunda uyarıda bulundu.

PiS’in son derece sadık bir seçmen kitlesine sahip olduğunu, Rozwój Plus’a yönelik coşkunun ise geçici olabileceğini savundular.

Bir başka kaynak, “Rzeczpospolita için yapılan IBRiS anketine bakın. PiS seçmenlerinin yüzde 70’i, ideal partilerine oy verdiklerini söylüyor. Bu çekirdek seçmen kitlesi, PiS’in mevcut seçmenlerinin yaklaşık yüzde 70’ini oluşturuyor,” dedi.

PiS içinde de benzer bir görüş hakim. Buradaki siyasetçiler, Morawiecki’nin yeni bir partiyi ayakta tutmak için çok küçük olabilecek bir seçmen kitlesinin peşinde olduğunu savunuyor.

Kurzejewski Euractiv’e verdiği demeçte şunları söyledi:

“İnsanlar, PiS’ten dışlanan siyasetçilere oy vermek istemiyor. Hukuk ve Adalet Partisi seçmenlerine gelince, onlar da kendilerine ihanet edenlere oy vermek istemiyor. İşte bu yüzden bu proje, Rozwój Plus’ın seçim barajını aşamayacağı anlamına geliyor.”

Dolayısıyla bugün yapılacak etkinlik, Morawiecki’nin merak ve kurumsal desteği kalıcı bir siyasi güce dönüştürebilip dönüştüremeyeceğinin –ya da ayrılmasının Polonya’nın kalabalık sağ kanadında kısa ömürlü bir başka kopma hareketi olup olmayacağının– erken bir testi olacak.

Okumaya Devam Et

Çok Okunanlar

English