Diplomasi
Çin, ABD’yi gümrük vergilerinin fentanil işbirliğini vuracağı konusunda uyardı

Çin Kamu Güvenliği Bakanlığı, ABD’nin tüm Çin ithalatına yüzde 10 vergi koyma kararına karşı çıktı – Kanada ve Meksika için daha büyük tarifelerle birlikte – bunun fentanil kontrolü konusunda ikili işbirliğine zarar vereceği uyarısında bulundu.
Washington’a göre gümrük vergileri, fentanil de dahil olmak üzere opioid ve diğer uyuşturucuların akınına karşı koymayı amaçlıyor.
Çin bakanlığı Pazar gecesi yaptığı açıklamada, “ABD’deki fentanil krizinin temel nedeni kendi içinde yatmaktadır. Yurtiçi uyuşturucu talebinin azaltılması ve kolluk kuvvetleriyle işbirliğinin güçlendirilmesi temel çözümlerdir,” dedi.
Açıklamada ayrıca, “Suçu başka ülkelere atmak sorunun gerçekten çözülmesine yardımcı olmayacağı gibi, Çin ve ABD arasında uyuşturucu kontrolü alanındaki işbirliği ve güvene de ciddi zarar verecektir” ifadelerine yer verildi.
Açıklamada iki ülkenin uyuşturucu kontrolü konusundaki “kapsamlı pratik işbirliğine” ve istihbarat ve uyuşturucu tespit teknolojisi alışverişi de dâhil olmak üzere son yıllarda kaydedilen “somut ilerlemeye” işaret edildi. Kontrollü maddelerin listelenmesi, vaka işbirliği ve online reklamcılığın temizlenmesinin ortak çabalardan yararlanan alanlar olduğu vurgulandı. Bakanlık “Sonuçlar herkes için aşikâr” dedi.
Açıklamaya göre Çin, uyuşturucunun ülke içinde yaygın bir şekilde kötüye kullanımı olmamasına rağmen, 2019 yılında fentanil ile ilgili tüm maddeleri kontrollü madde sınıfına sokan dünyadaki ilk ülke oldu.
Bakanlık, bu adımın henüz benzer bir adım atmamış olan ABD’nin talebi üzerine atıldığını belirtti. “Tüm kategorinin listelenmesinin ardından Çin, ABD’den bu tür maddelerin Çin’de ele geçirildiğine dair herhangi bir bildirim almamıştır” denildi.
Bakanlık, “Çin, ABD’yi yanlış uygulamalarını düzeltmeye, Çin-ABD uyuşturucuyla mücadele işbirliğinde zor kazanılan elverişli atmosferi sürdürmeye ve Çin-ABD ilişkilerinin istikrarlı, sağlıklı ve sürdürülebilir gelişimini teşvik etmeye çağırıyor” dedi.
‘Manipülasyon’
Çin’in devlet medyası da konuya müdahil oldu ve devlet yayın kuruluşu CCTV’ye bağlı bir sosyal medya hesabı olan Yuyuan Tantian, ABD’yi gümrük vergilerini haklı göstermek için fentanil meselesini kullanmakla eleştirdi. “Bu aslında iç gerilimleri başka yöne çekmek için yapılan siyasi bir manipülasyondur” denildi.
“Bu sadece gerçeklere aykırı değil ve inandırıcı bir tehdit de olmayacak. Sadece ABD’nin kendi ekonomik çıkarlarına ve küresel uyuşturucu kontrol işbirliğine geri tepecektir” ifadelerine yer verildi.
Konuyla ilgili bilgi sahibi kişilerden alıntı yapılan sosyal medya paylaşımında, Çin’in fentanil sorununu kontrol altına almak için ABD’ye aktif olarak yardım ettiği ve Çin-ABD uyuşturucu kontrol işbirliğinde kayda değer sonuçlar elde ettiği belirtildi.
Kamu Güvenliği Bakanlığı’nın açıklamasını detaylandıran paylaşım, ABD’deki fentanil sorununun kökeninde “yerli ilaç endüstrisinin aşırı pazarlamasının, tıbbi denetimdeki boşlukların ve toplumsal uyuşturucu kültürünün yattığını” söyledi.
Ayrıca “ABD adli istatistiklerine göre, 2023 mali yılında fentanil kaçakçılığından hüküm giyenlerin yüzde 86’sının ABD vatandaşı olduğu” kaydedildi.
Narkotik işbirliği
Artan gerilime rağmen, narkotik kontrolü iki güç arasındaki az sayıdaki işbirliği alanlarından biri olmuştur. 2019 yılında Çin ve ABD kolluk kuvvetleri bir kaçakçılık çetesini çökertmek için birlikte çalıştıklarını duyurdular.
İşbirliği yaklaşımı Covid-19 salgını sırasında, jeopolitik rüzgarların ikili ilişkileri son on yılların en düşük seviyesine indirmesi nedeniyle söndü, ancak Joe Biden ve Xi Jinping arasındaki 2023 zirvesinden sonra yeniden canlandı.
Bunun sonucunda iki ülke arasında geçen yıl yeniden başlayan görüşmeler, Çin bakanlığı tarafından başarılı bir narkotikle mücadele ve kolluk kuvvetleri işbirliği örneği olarak övüldü.
Haziran ayındaki üst düzey görüşmeler, uyuşturucu bağlantılı büyük bir kara para aklama operasyonunun ortaklaşa başarılı bir şekilde çökertildiği ikili uyuşturucu karşıtı çabalarda bir atılımın ardından geldi.
Diplomasi
Ukrayna Savunma Bakanlığına geçici olarak Hmara getirildi

Ukrayna Devlet Başkanı Volodimir Zelenskiy, Genelkurmay Başkanı ve başkomutanın görevden alınmasını talep eden Savunma Bakanı Mihaylo Fedorov’un parlamento tarafından azledilmesinin ardından boşalan göreve geçici olarak Evgeniy Hmara’yı atadı. Zelenskiy, resmi atama prosedürleri tamamlanana kadar bakanlığa vekalet edecek Hmara’nın teknolojik saldırı operasyonlarındaki deneyimine ve uzun menzilli askeri etkinliğe odaklanacağını açıkladı.
Ukrayna Devlet Başkanı Volodimir Zelenskiy, Ukrayna Güvenlik Servisi (SBU) Başkan Vekili Evgeniy Hmara’yı, resmi atama süreçleri tamamlanana kadar geçici olarak Ukrayna Savunma Bakanlığı liderliğine getirdi.
Zelenskiy, 16 Temmuz Perşembe günü resmi Telegram kanalı üzerinden yaptığı açıklamada, Ukrayna Parlamentosu Verhovna Rada’nın aynı gün içinde Savunma Bakanı Mihaylo Fedorov’u görevden aldığını bildirdi.
Ukrayna lideri, hukuki prosedürlerin tamamlanmasının ardından Hmara’nın daimi bakanlık adaylığını parlamentonun onayına sunacağını kaydetti.
Yeni Savunma Bakanı’nın askeri alandaki reform sürecini sürdürmesi gerektiğini belirten Zelenskiy, “Evgeniy Hmara, teknolojik saldırı operasyonlarının yürütülmesinde büyük ve pek çok açıdan emsalsiz bir deneyim kazandı. Bu savaşta savunmamızın odaklanması gereken temel alan tam olarak budur” ifadelerini kullandı.
Zelenskiy, Hmara’nın göreve gelişinin uzun menzilli operasyonlarda gerçek bir etkinlik ve Savunma Kuvvetleri birimlerinde verimli bir yönetim sağlayacağını ekledi.
Görevi sona eren Fedorov ise bakanlık dönemine dair düzenlediği basın toplantısında, ülke yönetimiyle askeri kadrolaşma konusunda derin fikir ayrılıkları yaşadığını açıkladı.
Fedorov, Ukrayna Silahlı Kuvvetleri Başkomutanı Oleksandr Sırskiy ile Genelkurmay Başkanı Andriy Gnatov’un görevden alınmasını Zelenskiy’e teklif ettiğini ancak Devlet Başkanı’nın bu girişimi desteklemediğini ifade etti.
Eski Bakan Fedorov, konuya ilişkin şu açıklamayı yaptı:
“Hangi kararlar önerildi? Hem başkomutanın hem de genelkurmay başkanının değiştirilmesini içeren köklü kadro kararları sunuldu. Düşmanı asimetrik yöntemlerle ve en az kayıpla mağlup etmek istiyorsak başka çıkış yolumuz yok.”
Ukrayna’da kabine revizyonu: Savunma Bakanı Fedorov görevden alındı
Yeni başkomutanı seçme yetkisinin devlet başlanına ait olduğunu vurgulayan Fedorov, Zelenskiy’nin Sırskiy’yi değiştirme talebini reddetmesine rağmen mevcut ordu yönetimiyle çalışmaya hazır olduğunu belirtti.
Fedorov, “Devlet Başkanı, Sırskiy’yi değiştirmeyi planlamadığını söylediğinde bu onun başkomutan olarak kendi kararıydı. Bu kararı tamamen kabul ettim ve kendisiyle çalışmayı öğreneceğimi belirttim” dedi.
Buna karşın, kendi ekibinin geliştirdiği projelerin Genelkurmay Başkanlığı tarafından sistematik olarak engellendiğini öne süren eski Bakan, Başkomutan Sırskiy’yi sorunları açıkça konuşmaya hazır olmamak ve kulis faaliyetleri yürütmekle suçladı.
Fedorov, “Böyle bir yapı içinde bu savaşı nasıl kazanabileceğimizi şahsen ben bilmiyorum” diyerek Zelenskiy’nin kendisine sunduğu devlet başkanlığı danışmanlığı teklifini de geri çevirdiğini açıkladı.
Diplomasi
İngiltere, Arjantinli futbolcuların pankartını FIFA’ya taşıdı

Arjantinli futbolcuların İngiltere’yi eledikleri Dünya Kupası yarı final maçının ardından açtığı “Falkland Adaları Arjantin’indir” yazılı pankart iki ülke arasında diplomatik kriz yarattı. İngiltere İş Dünyası Bakanı Peter Kyle, futbolcuların davranışını tamamen uygunsuz bulduğunu belirterek FIFA’yı olayla ilgili kapsamlı bir soruşturma açmaya çağırdı.
İngiliz hükümeti, Arjantin milli takımı oyuncularının İngiltere ile oynanan Dünya Kupası yarı final maçının ardından egemenliği ihtilaflı olan Falkland Adaları üzerinde hak iddia eden bir pankartla poz vermesi üzerine uluslararası futbolun yönetim organı FIFA’ya soruşturma çağrısında bulundu.
İngiltere İş Dünyası Bakanı Peter Kyle, perşembe günü Times Radio ve BBC’ye yaptığı açıklamalarda, Arjantinli bazı futbolcuların galibiyet sevincinde açtığı pankartı “tamamen uygunsuz” olarak nitelendirdi ve dünya futbolunun yönetim organının bu olaya ilişkin “düzgün bir soruşturma” yürütmesini beklediğini dile getirdi.
Siyasetin futboldan ayrı tutulması gerektiğini vurgulayan Kyle, İngiliz futbolcuların sergilediği ağırbaşlı duruşun, Arjantin takımının tavrıyla tam bir tezat oluşturduğunu söyledi.
“Malvinas Arjantin’indir”
Arjantin, çarşamba günü ABD’nin Atlanta kentinde oynanan Dünya Kupası yarı final maçında İngiltere’yi 2-1 mağlup etti. Karşılaşmanın ardından futbolcular, tribündeki taraftarların uzattığı ve üzerinde İspanyolca “Las Malvinas son Argentinas” (Falkland Adaları Arjantin’indir) yazılı pankartı taşıdı.
Arjantin, İngiltere’nin denizaşırı toprağı olan bu takımadaları “Islas Malvinas” olarak adlandırıyor.
Söz konusu pankartı taşıyan futbolcular arasında İngiliz kulüplerinde oynayan Manchester United savunma oyuncusu Lisandro Martinez, Liverpool orta sahası Alexis Mac Allister ve Tottenham stoperi Cristian Romero da yer aldı.
Konuya ilişkin değerlendirmede bulunan Lisandro Martinez, bu pankartın derin duyguları harekete geçirdiğini belirterek “Bir Malvinas gazisinin bunu görerek ağladığını hayal edebiliyorum. Cezai bir yaptırım uygulanır mı bilemiyorum ancak bizim yaptığımız o pankartı açmak ve adaların bize ait olduğunu ilan etmekti” dedi.
Arjantinli futbolcu Leandro Paredes ise konunun geçmişteki sancılı bir döneme dayandığını ifade ederek “Maalesef bu olay, o dönemi yaşayan herkes için tarihimizin üzüntü verici bir parçası. Bu durum canımızı yakıyor. Onlar için de oynadığımızı biliyorduk” diye konuştu.
FIFA disiplin yönetmeliği, stadyumlarda spor etkinliklerine uygun olmayan siyasi, ideolojik, dini veya saldırgan mesajlar içeren her türlü pankart, bayrak, afiş ve kıyafetin kullanımını kesin olarak yasaklıyor.
Bu kuralların ihlali durumunda Arjantin Futbol Federasyonuna 5 bin ila 20 bin İsviçre frangı arasında değişen para cezaları verilebiliyor. FIFA yetkilileri ise perşembe günü konu hakkındaki sorulara henüz yanıt vermedi.
Geçmişte benzer siyasi mesajlar içeren olaylarda FIFA disiplin kurulu cezai işlemler uygulamıştı.
2012 Londra Olimpiyat Oyunları’nda Güney Koreli futbolcu Park Jong-woo, Japonya’ya karşı kazanılan üçüncülük maçının ardından tribünden aldığı “Dokdo bizim toprağımızdır” yazılı pankartı taşıdığı için iki milli maçtan men edilmişti. FIFA, o dönem futbolcunun davranışının “tolere edilemeyeceğini” açıklamıştı.
Benzer şekilde, Arjantin milli takımı Haziran 2014’te Buenos Aires’te oynanan bir hazırlık maçında aynı pankartı açmış ve FIFA, turnuva sonrasında Arjantin Futbol Federasyonuna 30 bin İsviçre frangı para cezası kesmişti.
En son 2022 Dünya Kupası’nda ise Sırbistan Futbol Federasyonuna, Brezilya maçı öncesinde soyunma odasına Kosova haritasını Sırbistan sınırları içinde gösteren ve üzerinde “Teslim Olmak Yok” yazan bir bayrak asılması nedeniyle 20 bin İsviçre frangı ceza verilmişti.
Tarihsel ve siyasi arka plan
Güney Atlantik’te yer alan, yaklaşık 3 bin 500 nüfuslu Falkland Adaları, İngiltere’ye yaklaşık 13 bin kilometre, Arjantin kıyılarına ise yaklaşık 500 kilometre uzaklıkta.
Londra ve Buenos Aires yönetimleri, 1982 yılında bu takımadaların egemenliği için savaşa girdi.
Arjantin’deki askeri diktatörlüğün talimatıyla 1982’de başlatılan işgal girişimi, İngiltere’nin askeri karşılık vermesiyle 10 hafta süren bir savaşa dönüştü. Savaş, İngiltere’nin askeri zaferiyle sonuçlandı.
Çatışmalarda 649 Arjantin askeri, 255 İngiliz askeri personeli ve 3 ada sakini hayatını kaybetti. Savaşın sona erdiği dönem, İspanya’da düzenlenen 1982 Dünya Kupası ile aynı günlere denk gelmiş, İngiliz televizyon kanalları Arjantin’in turnuvadaki açılış maçını yayımlamayı reddetmişti.
Arjantin, adaların 1833 yılında İngiltere tarafından kendisinden hukuka aykırı şekilde alındığını savunuyor. Toprak iddiasının 1765 yılına dayandığını belirten İngiltere ise egemenlik kurmak isteyen Arjantin güçlerini uzaklaştırmak için 1833’te adalara savaş gemisi gönderdiğini kaydediyor.
Sahanın dışındaki siyasi gerilim, çarşamba günkü yarı final öncesinde de kendini gösterdi. Arjantin Cumhurbaşkanı Yardımcısı Victoria Villarruel, maç öncesindeki açıklamasında İngiltere’yi “işgalci” olarak nitelendirdi.
Öte yandan, FIFA’nın siyasi tarafsızlık ilkesi bu turnuvada daha önce de tartışma konusu oldu. FIFA Başkanı Gianni Infantino ve disiplin kurulunun, ABD’li forvet Folarin Balogun’un son 16 turundaki kırmızı kart cezasının ertelenmesi konusunda ABD Başkanı Donald Trump’ın baskılarına boyun eğdiği yönünde eleştiriler yapılmıştı.
Cezası bir yıl süreyle ertelenen Balogun, Belçika karşısında forma giymiş ve Belçika karşılaşmayı 4-1 kazanarak çeyrek finale yükselmişti.
FIFA Başkanı Infantino’nun, pazar günü New Jersey’deki MetLife Stadyumu’nda oynanacak Arjantin-İspanya final müsabakasını, yakın siyasi müttefikler olan Donald Trump ve Arjantin Cumhurbaşkanı Javier Milei ile birlikte izlemesi bekleniyor.
Diplomasi
Economist: Trump İran karşısında çıkmaza girdi

ABD Başkanı Donald Trump, İran ile yaşanan çatışmayı kayıpsız sonlandıracak bir planı olmadığı için askeri eylemleri sürdürmek zorunda kalacağı bir çıkmaza girdi. Bir ay önce imzalanan uzlaşı muhtırasının tarafların farklı yorumlamaları ve karşılıklı saldırılar nedeniyle çöktüğü belirtilirken, ABD’nin yaptırımları genişlettiği aktarıldı. The Economist dergisinin analizinde, olası bir savaşın Washington’a maliyetinin 100 milyar doları bulabileceği ifade edildi.
ABD Başkanı Donald Trump, İran ile yaşanan çatışmanın çözümü konusunda iyi seçeneklerin bulunmadığı bir çıkmazla karşı karşıya kaldı.
The Economist dergisinin analizine göre Trump, Tahran yönetimine “cömert bir anlaşma” sundu. Bu teklif kapsamında Hürmüz Boğazı’nın açılması ve nükleer hırslardan vazgeçilmesi karşılığında ABD yüz milyarlarca dolar yatırım vadetti ancak bu kaynak İran için yeterli olmadı.
Bir ay önce imzalanan ve 60 günde barışı sağlamayı hedefleyen uzlaşı muhtırası, taraflar arasında yeni bir çatışma konusuna dönüştü. İran bu belgeyi boğazı kontrol etme hakkı olarak yorumlarken, ABD ise seyrüsefer serbestisinin engellenmemesi taahhüdü olarak görüyor.
Bu görüş ayrılıklarının sonucu olarak taraflar karşılıklı saldırılarına yeniden başladı, petrol tankerleri Hürmüz Boğazı’ndan geçmekten kaçınmaya yöneldi, petrol fiyatları yükseldi ve nükleer programa ilişkin müzakerelerde ilerleme kaydedilemedi.
“Trump’ın bir planı yok”
Dergide yer alan bilgilere göre, İran’ın yeni dini lideri Moctaba Hamaney’in ya ABD’den taviz koparma fikrini onayladığı ya da savaş isteyenlerin etkisi altında yer aldığı belirtiliyor.
The Economist, Trump’ın ise bir planı olmadığını kaydediyor. Trump bu hafta boğazdan geçen gemilerden yüzde 20 oranında harç alınmasını önerdi ancak bu stratejiden hemen sonra vazgeçti.
ABD liderinin İran tesislerini yok etme yönündeki tehditlerinin başarı vadetmediği vurgulanıyor. Rejimi devirmeyi amaçlayan önceki bombardımanlar, nihayetinde yalnızca rejimin destekçilerini bir araya getirdi.
Analizde, Hark Adası’nı ele geçirme planlarının da riskli olduğu, çünkü Amerikan güçlerinin adada İran füzeleri ve insansız hava araçları için “kolay hedef” haline geleceği aktarılıyor.
Washington için İran’a taviz verme seçeneğinin müttefikleri korumasız bırakacağı ve kötü bir mesaj vereceği için “korkunç” olacağı belirtiliyor.
Bu durumda ABD için geriye kalan tek yolun, kasım ayındaki başkanlık seçimleri öncesinde benzin fiyatlarını artıracak olsa bile İran ihracatına yönelik ablukayı sürdürme kararlılığını göstermek olduğu ifade ediliyor. Analizde, Trump ne kadar manevra yapmaya çalışırsa çalışsın, askeri eylemleri sürdürmekten başka seçeneğinin kalmadığı vurgulanıyor.
New York Times gazetesinin 13 Temmuz tarihli haberine göre Trump, Kongre’ye İran’daki askeri faaliyetlerin yeniden başladığını bildirdi.
Bu gelişmenin ardından ABD, Tahran’a yönelik yaptırımları genişleterek listeye 50 gerçek kişi ile ondan fazla şirket ve gemiyi dahil etti.
Karşılıklı saldırıların tekrarlanması üzerine İran Dışişleri Bakan Yardımcısı Kazım Garibabadi, İran ile ABD arasında bir aydan kısa süre önce imzalanan uzlaşı muhtırasının artık geçerliliğini yitirdiğini açıkladı.
NBC televizyonunun aktardığı verilere göre, İran ile girilecek bir savaşın ABD’ye maliyeti 100 milyar doları bulabilir. Kanalın kaynakları ayrıca, Bahreyn’de saldırılardan hasar gören ABD askeri tesislerinin onarımının 1 milyar dolara mal olabileceğini hesaplıyor.
Görüş2 hafta önceZirve Salonunda Konuşulmayacak Hikâye: NATO Üyeliğinin Gerçek Bedeli
Diplomasi1 hafta önceNATO ülkeleri, milyarlarca dolarlık savunma anlaşması açıkladı
Görüş1 hafta önceAnkara’nın ikinci zirvesi: 22 yılın ardından NATO, kuralları yeniden yazan bir Türkiye’ye dönüyor
Amerika1 hafta önceNATO 3.0’un mucidi: Elbridge Colby
Dünya Basını2 hafta önceİran Ali Hamaney’e veda ediyor: Yas, hafıza ve sessizlik
Asya1 hafta önceXi, bilim ve teknoloji inovasyonuyla Çin modernleşmesinin ilerletilmesi çağrısı yaptı
Dünya Basını2 hafta önceABD, Venezuela’daki depremi fırsata çeviriyor
Diplomasi1 hafta önceNATO liderleri Ankara Deklarasyonu’nu kabul etti










