Bizi Takip Edin

Diplomasi

Trump’tan Çin, Kanada ve Meksika’ya yeni gümrük tarifeleri

Yayınlanma

ABD Başkanı Donald Trump, cumartesi günü süredir vaat ettiği ekonomi politikasını yürürlüğe sokarak Meksika, Kanada ve Çin’e yönelik olağanüstü yeni gümrük tarifelerini açıkladı.

Trump yönetimi gümrük vergilerinin uyuşturucu ve belgesiz göçmenlerin ABD’ye girişini engellemeyi amaçladığını söyledi fakat önlemlerin avokadodan spor ayakkabıya ve arabaya kadar bir dizi yaygın üründe Amerikalı tüketiciler için önemli fiyat artışları riski taşıdığı belirtiliyor.

Trump’ın geçtiğimiz aylarda defalarca söz verdiği üzere, gümrük vergileri Meksika’dan ithal edilen tüm ürünlere ve Kanada’dan ithal edilen çoğu ürüne %25’lik bir vergi ve ABD’ye ithal edilen Çin mallarına %10’luk bir gümrük vergisi anlamına gelecek.

Tarifelerde herhangi bir muafiyet olmayacak ve Trump’ın cumartesi günü imzaladığı başkanlık emri, 800 dolar veya altındaki sevkiyatların ABD’ye vergisiz girmesine izin veren de minimis boşluğunu kapatacak.

Bu “boşluk”, birçok Amerikalı küçük işletme ve aynı zamanda Shein ve Temu gibi Çinli e-ticaret şirketleri tarafından kullanılan önemli bir hüküm. Trump yönetimi yetkilileri, bu boşluğun gümrük yetkililerinin bu paketleri düzgün bir şekilde denetlemesini engellediğini söyledi.

Yeni vergiler önemli bir ayrımı da içeriyor: Kanada enerji ürünlerine uygulanan tarife %10 olacak. Birçok Amerikalı, yakıt ve ev ısıtması için petrol, elektrik ve doğalgaz dahil olmak üzere Kanada enerji ürünlerine güveniyor. Tarifeler yürürlüğe girdiğinde bu ürünlerin maliyeti artabilir.

Trump cuma günü gazetecilerin gümrük vergilerinin ithalatçılara ve dolayısıyla tüketicilere yansıyan maliyeti konusundaki soruları üzerine, “Geçici, kısa vadeli bazı aksaklıklar olabilir ve insanlar bunu anlayacaktır. Fakat gümrük vergileri bizi çok zengin ve çok güçlü kılacak ve diğer ülkelere çok adil davranacağız,” dedi.

Trump’ın başkanlık emri, bir ülkenin ABD’ye yeni tarifeler uygulaması halinde Başkanın tarifeleri genişletmesine izin veren bir madde içeriyor.

ABD’nin en büyük ticaret ortakları

Meksika, Çin ve Kanada ABD’nin en büyük üç ticaret ortağı.

2023’te Meksika, ABD’ye en çok mal ihraç eden ülke olarak, 20 yılın ardından Çin’i geride bıraktı.

İlk Trump yönetiminin uygulamaya koyduğu ve Joe Biden yönetiminin de büyük ölçüde devam ettirdiği gümrük vergileri, ABD’nin Çin’den ithal ettiği mal miktarını olumsuz etkiledi.

Meksika ve Kanada malları, Trump’ın ilk yönetimi sırasında ABD’nin sınır komşularıyla müzakere ettiği ABD-Meksika-Kanada Anlaşması’nın bir sonucu olarak ABD’ye neredeyse gümrüksüz olarak ithal ediliyordu.

Meksika geçen yıl da ABD’ye 467 milyar dolar değerinde mal ihraç ederek ilk sıradaki yerini korurken, onu sırasıyla 401 milyar dolar ve 377 milyar dolar değerinde mal ihraç eden Çin ve Kanada takip etti.

Bu rakamlar Ticaret Bakanlığının geçen yıldan kasım ayına kadar olan döneme ait verilerine dayanıyor. Bu üç ülke toplamda ABD’nin geçen yıl dünya genelinde ithal ettiği yaklaşık 3 trilyon dolar değerindeki malın %42’sini oluşturdu.

ABD’nin geçen yıl en çok mal ihraç ettiği ülke 322 milyar dolarla Kanada olurken, bu ülkeyi ABD’den sırasıyla 309 milyar dolar ve 131 milyar dolar değerinde mal alan Meksika ve Çin izledi.

ABD’nin bu üç ülkeye ihracatı, geçen yıl ülkenin küresel olarak ihraç ettiği 1,9 trilyon dolar değerindeki malların %40’ından fazlasını oluşturdu.

Ticaret Bakanlığı verilerine göre, ABD geçen yıl Meksika’dan aralık ayı hariç 87 milyar dolar değerinde motorlu taşıt ve 64 milyar dolar değerinde taşıt parçası ithal etti.

Meksika’nın ABD’ye otomobil ihracatını etkileyecek herhangi bir yeni gümrük vergisinden hemen sonra her iki ürünün de daha pahalı hale gelmesi muhtemel.

ABD’deki otomobil fabrikalarında monte edilen araçlarda bile hem Meksika hem de Kanada’dan gelen parçalar bulunuyor ve bu iki ülkede monte edilen araçlarda da ABD’deki fabrikalardan gelen parçalar var.

Bir endüstri ticaret grubu olan Amerikan Demir Çelik Enstitüsü tarafından sağlanan hükümet verilerine göre, Kanada şu anda Amerikan işletmeleri tarafından ithal edilen çeliğin ağırlık olarak yaklaşık dörtte birini oluştururken, Meksika yaklaşık %12’sini oluşturuyor.

Kanada’dan misilleme geldi

Trump’ın emrinden saatler sonra Kanada Başbakanı Justin Trudeau, ABD’nin vergi koyması halinde ülkesinin “güçlü ve hızlı bir şekilde” misilleme yapacağına dair verdiği sözü yerine getirerek, ABD mallarına “geniş kapsamlı ve günlük ürünleri de kapsayacak” %25’lik misilleme gümrük vergisi uygulayacağını duyurdu.

Ülkenin ticaret temsilcileri, tarifeleri engellemek amacıyla cuma günü Trump yönetimi yetkilileriyle bir araya gelmişti.

Kanada lideri cumartesi gecesi düzenlediği basın toplantısında, “Bu gece, Kanada’nın ABD’nin ticaret eylemine 155 milyar dolar değerinde Amerikan malına karşı %25 ticaret tarifesiyle karşılık vereceğini duyuruyorum. Bu kapsamda salı gününden itibaren 30 milyar dolar değerinde ürüne derhal gümrük vergisi uygulanacak, ardından Kanadalı şirketlerin ve tedarik zincirlerinin alternatifler bulmasına olanak tanımak için 21 gün içinde 125 milyar dolarlık Amerikan ürününe daha fazla gümrük vergisi uygulanacak,” dedi.

Trudeau, etkilenen ürünler arasında Amerikan alkolü, ürünleri, giysileri, ayakkabıları, ev aletleri, mobilyaları, kereste gibi malzemeler ve “çok daha fazlasının” yer alacağını söyledi.

Meksika liderinden Beyaz Saray’a “kartel” tepkisi

Saatler sonra Meksika Devlet Başkanı Claudia Sheinbaum ülkesinin misilleme gümrük vergileri uygulayacağını söyledi.

Ülkenin başkentinin doğusundaki Chicoloapan de Juárez’de konuşan başkan, başka ülkelerle müzakere ederken “başlarını her zaman dik tuttuklarını, asla boyun eğmeyeceklerini” söyledi.

Daha sonra X’te yaptığı açıklamada Sheinbaum, Ekonomi Bakanını bir süredir üzerinde çalıştıkları “B planını” uygulamakla görevlendirdiğini söyledi.

Sheinbaum plan konusunda ayrıntı vermese de bunun “tarifeleri ve tarife olmayan yaptırımları” içerdiğini söyledi.

Beyaz Saray’ın tarifelerle ilgili bilgi notunda, Meksika’daki uyuşturucu kartellerinin hükümet ile “kabul edilemez bir ittifakı” olduğu ileri sürüldü ve hükümet kartellere “güvenli bir sığınak” sağlamakla suçlandı.

Sheinbaum “suç örgütleriyle ittifak yaptığını” şiddetle reddetti ve suçlamayı “iftira” olarak nitelendirdi.

Çin, DTÖ’ye şikayet edecek

Çin Ticaret Bakanlığı, Dünya Ticaret Örgütüne (DTÖ) şikayette bulunacağını ve ayrıntı vermeden “ilgili karşı önlemleri alacağını” söyledi.

Bakanlık, gümrük vergisi uygulamasının Dünya Ticaret Örgütü kurallarını “ciddi şekilde ihlal ettiğini” söyledi ve “Çin DTÖ’ye şikayette bulunacak ve haklarını kararlılıkla savunmak için ilgili karşı tedbirleri alacaktır,” dedi. Önlemlerin ne olacağı belli değil.

Çin Dışişleri Bakanlığı da gümrük vergilerinin “yapıcı olmadığını” ve her iki ülkenin de narkotikle mücadele çalışmalarını “baltalayacağını” söyledi.

Bakanlık, Çin’in “fentanil konusunda ABD’ye destek verdiğini” fakat nihayetinde “fentanilin Amerika’nın sorunu olduğunu” söyledi.

İş dünyasından Trump’ın vergilerine tepkiler

Öte yandan şirketler ve iş grupları cumartesi günü gümrük vergilerine tepki gösterdi.

ABD Ticaret Odası, tüketici fiyatlarını yükselteceği uyarısında bulunarak vergileri eleştirdi.

Güçlü iş dünyası grubu yaptığı açıklamada Trump’ın sınırın güvenliğini sağlamaya ve yasadışı fentanil akışıyla mücadeleye odaklanmakta haklı olduğunu kabul etti.

Odanın başkan yardımcısı ve uluslararası başkanı John Murphy, “Fakat IEEPA [Uluslararası Acil Ekonomik Güç Yasası] kapsamında gümrük vergilerinin uygulanması emsalsizdir, bu sorunları çözmeyecek ve sadece Amerikalı aileler için fiyatları artıracak ve tedarik zincirlerini alt üst edecektir,” dedi.

Murphy, odanın Amerikalılara ekonomik zarar gelmesini önlemek için atılacak adımları belirlemek üzere, bu hamleden etkilenen ülke genelindeki işletmelerdeki üyelerine danışacağını da sözlerine ekledi.

Ulusal İmalatçılar Birliği (NAM), gümrük vergilerinin Amerikan fabrikalarına ve çalışanlarına zarar vereceğini söyledi.

NAM CEO’su Jay Timmons, “Dalgalanma etkileri, özellikle hızla alternatif tedarikçiler bulma ya da hızla artan enerji maliyetlerini karşılama esnekliği ve sermayesi olmayan küçük ve orta ölçekli üreticiler için ciddi olacaktır. Milyonlarca Amerikalı işçiyi istihdam eden bu işletmeler önemli aksamalarla karşı karşıya kalacak. Nihayetinde bu gümrük vergilerinin yükünü üreticiler çekecek, ürünlerimizi rekabetçi bir fiyatla satma kabiliyetimizi zayıflatacak ve Amerikan istihdamını riske atacak,” diye konuştu.

ABD Distile Alkollü İçkiler Konseyi, Meksika Tekila Endüstrisi Odası ve Spirits Canada, cumartesi günü CNN ile paylaştıkları ortak açıklamada, “ABD’nin Kanada ve Meksika’dan ithal edilen alkollü içkilere yönelik gümrük vergilerinin her üç ülkeye de önemli ölçüde zarar vereceğinden derin endişe duyduklarını” belirtti.

ABD Tarım Bakanlığı verilerine göre, ABD geçen yıl Meksika’dan 46 milyar dolarlık tarım ürünü ithal etti. Buna 8,3 milyar dolarlık taze sebze, 5,9 milyar dolarlık bira ve 5 milyar dolarlık distile alkollü içki dahil.

Enerji sektörü vergilere temkinli yaklaşıyor

Öte yandan enerji endüstrisi de Kanada petrol, gaz ve elektriğine uygulanan indirimli tarifelerden memnun değil. Büyük petrol ve doğal gaz şirketlerini temsil eden Amerikan Petrol Enstitüsü yaptığı açıklamada, tarifelerin tamamen dışında bırakılmak istediklerini söyledi.

Enstitü, her yıl Kanada’dan ithal edilen 14,4 milyar dolarlık petrol ve doğalgaz için yakıt fiyatlarının artacağını belirtti.

Amerikan Petrol Enstitüsü CEO’su Mike Sommers yaptığı açıklamada, “Tüketiciler için enerji satın alınabilirliğini koruyan, ülkenin enerji avantajını genişleten ve Amerikan istihdamını destekleyen tam istisnalar konusunda Trump yönetimiyle birlikte çalışmaya devam edeceğiz,” dedi.

Elektrik sektörünü temsil eden NEMA ise Trump yönetimini gümrük tarifeleri konusunda daha temkinli bir yaklaşım benimsemeye çağırarak elektrik ve elektronik sektörlerinin Amerika’nın ithal ve ihraç ettiği malların büyük bir bölümünü oluşturduğuna dikkat çekti.

Çiftçi temsilcileri mutsuz

Çiftçileri temsil eden Western Growers, gümrük vergilerinin Amerika’nın gıda üreticilerine zarar vereceğini söyledi.

CEO Dave Puglia yaptığı açıklamada, “Trump Yönetimini motive ettiği anlaşılan sınır güvenliği sorunlarını takdir etmekle birlikte, ABD dışındaki rakip özel ürün yetiştiricileri, Kanada, Meksika ve Çin pazarlarına satış yapmak için bu tarifelerin yarattığı yeni iş fırsatlarını değerlendirmek üzere hızla hareket edecektir,” dedi.

Tüketici savunma grupları da Trump’ın planlarının Amerikalılar için maliyetleri arttıracağı uyarısında bulundu.

Ulusal Vergi Mükellefleri Birliği Başkanı Pete Sepp yaptığı açıklamada, “Tarifeler Amerikan hane halkları ve üreticileri üzerinde bir vergi artışıdır,” dedi.

Diplomasi

Five Eyes, gelişmiş yapay zeka için acil önlem çağrısı yaptı

Yayınlanma

ABD, Birleşik Krallık, Kanada, Avustralya ve Yeni Zelanda’dan oluşan Five Eyes istihbarat ittifakı, hükümetlerin ve şirketlerin savunmalarını aşabilecek yapay zeka modellerinin yıllar değil, aylar içinde ortaya çıkabileceği uyarısında bulundu. İttifak, hükümetler ile şirket yöneticilerini “hemen harekete geçmeye” çağırdı.

ABD, Birleşik Krallık, Kanada, Avustralya ve Yeni Zelanda’nın oluşturduğu Five Eyes (FVEY) istihbarat ittifakı, geniş ölçekli siber saldırılar gerçekleştirebilen ve hükümetler ile şirketlerin savunmalarını aşabilen yapay zeka modellerinin yıllar içinde değil, birkaç ay içinde ortaya çıkmasının beklendiğini açıkladı.

İttifakın ortak açıklamasında, hükümetler ve şirket yöneticileri “hemen harekete geçmeye” çağrılırken, “Gelişmiş yapay zeka modellerinin mevcut sektör beklentilerini aşması bekleniyor. Bu sürecin zaman çizelgesi yıllar değil, aylardır” ifadelerine yer verildi.

ABD yönetimi haziran ayının başında, ulusal güvenliğe yönelik olası tehditler nedeniyle Anthropic tarafından geliştirilen Mythos modeline yabancı ülke vatandaşlarının erişiminin durdurulmasını istemişti.

ABD makamlarının talebinin ardından şirket, en güçlü yapay zeka modelleri olarak tanımlanan Mythos 5 ve Fable 5’i tüm kullanıcılar için devre dışı bıraktı.

The New York Post’un haberine göre Anthropic, ABD makamlarıyla işbirliği yapmayı kabul etti.

ABD Senatosu İstihbarat Komisyonu Başkan Yardımcısı Mark Warner da haziran ayında yaptığı açıklamada, Mythos’un ABD Ulusal Güvenlik Ajansının (NSA) gizli sistemlerinin neredeyse tamamını “haftalar içinde değil, saatler içinde” aştığını söyledi.

Daha önce Financial Times, kaynaklarına dayandırdığı haberinde NSA’nın siber operasyonlarda Claude Mythos’u kullanabileceğini yazmıştı.

Gazeteye konuşan kaynaklardan biri, bu teknolojinin Çin ve İran gibi ülkelerin ağlarına sızmak için kullanılabileceğini belirtmişti.

OpenAI ise mayıs ayında, yapay zekanın yönetimi ve düzenlenmesi için ABD liderliğinde, Çin’in de katılımıyla küresel bir yapı oluşturulmasını savundu.

Şirket, söz konusu yapının işleyiş ve amaç bakımından, nükleer silahların yayılmasını önlemek amacıyla küresel güvenlik standartları belirleyen Uluslararası Atom Enerjisi Ajansına (UAEA) benzer şekilde tasarlanabileceğini ifade etmişti.

Okumaya Devam Et

Diplomasi

NATO yeni bir ‘Baltık Muharebesi’ne hazırlanıyor

Yayınlanma

The Telegraph, ABD ve NATO ülkelerinin Baltık bölgesinde olası bir Rusya çatışmasına karşı lojistik hazırlıklarını yoğunlaştırdığını yazdı. Gazeteye göre BALTOPS tatbikatı kapsamında ABD birlikleri hızlı üs konuşlandırma ve ikmal altyapısı kurma kabiliyetlerini test etti.

The Telegraph gazetesi, ABD ve diğer NATO ülkelerinin Baltık bölgesinde olası bir çatışmaya yönelik lojistik hazırlıklar yürüttüğünü ve bölgenin Rusya ile yaşanabilecek yeni bir küresel karşılaşmanın merkezlerinden biri olarak değerlendirildiğini yazdı.

Gazetenin aktardığına göre, 4-19 Haziran tarihleri arasında düzenlenen BALTOPS tatbikatı kapsamında ABD Deniz Kuvvetleri’nin mühendis birlikleri Seabees, Baltık kıyısında tekne rampaları ve çeşitli yapılar inşa ederek üslerin hızlı şekilde konuşlandırılmasına yönelik çalışmalar gerçekleştirdi.

ABD’li Teğmen Cody Robertson, “Belirlenen bir bölgeye ulaşma, kamp kurma ve bu merkezi savaş gücümüzü yansıtabileceğimiz bir nokta olarak kullanma kabiliyetimizi test ediyoruz” dedi.

The Telegraph, 1942 yılında kurulan Seabees birliğinin, eski ABD Başkanı ve General Dwight Eisenhower’ın “Muharebeler, harekatlar ve hatta savaşlar öncelikle lojistik nedeniyle kazanıldı ya da kaybedildi” sözüyle özetlenen anlayış doğrultusunda faaliyet gösterdiğini belirtti.

Haberde, Baltık Denizi’nin sekiz NATO ülkesi ile Rusya tarafından çevrelendiği ve İsveç’e bağlı Gotland ile Danimarka’ya bağlı Bornholm gibi stratejik öneme sahip adalarla çevrili olduğu kaydedildi.

Gazeteye göre NATO, bu adaları olası bir saldırının püskürtülmesinde ve karşı harekatlar için ileri üs olarak kullanmayı planlıyor.

Baltık’ın doğu kıyısında ise Rusya Baltık Filosu’nun konuşlu bulunduğu Kaliningrad bölgesi yer alıyor.

The Telegraph, Finlandiya ve İsveç’in 2023 ve 2024 yıllarında NATO’ya katılmasının ardından bölgenin kolektif savunmasının daha da öncelikli hale geldiğini yazdı.

Robertson da gazeteye yaptığı açıklamada, “Finlandiya ve İsveç’in NATO’ya katılması, buradaki koşulları iyi tanımamızı daha da önemli hale getiriyor” ifadelerini kullandı.

Bununla birlikte gazetenin aktardığına göre, Letonya Güvenlik Kurumu’nun (SAB) eski başkanı Janis Kazocins, Rusya ile NATO arasında tam ölçekli bir çatışma yaşanma ihtimaline kuşkuyla yaklaştı.

Kazocins, Rusya’nın Ukrayna’daki savaşının henüz sona ermediğine işaret etti ancak Baltık ülkelerinin enerji altyapısına yönelik olası sabotajlara karşı kırılgan olmaya devam ettiği uyarısında bulundu.

Baltık Denizi’nde Kasım 2024 ile Şubat 2026 arasında bir dizi denizaltı kablosu arızası ve hasarı meydana geldi. Finlandiya ile Almanya arasındaki C-Lion1 kablosu Kasım 2024, Aralık 2024 ve Şubat 2026’da olmak üzere üç kez koptu. EstLink 2 enerji kablosu Ocak ve Aralık 2025’te devre dışı kaldı.

Litvanya ile İsveç arasındaki BCS East-West Interlink Kasım 2024’te, Letonya ile İsveç arasındaki fiber optik kablo Ocak 2025’te ve Rusya’ya ait Baltika kablosu ise Şubat 2026’da zarar gördü. Avrupa’daki bazı yetkililer bu olaylarda Rusya’dan şüphelendiklerini açıklamıştı.

Rus yetkililer ise kablo kopmaları ve NATO ülkelerindeki diğer sabotaj eylemleriyle bağlantılı oldukları yönündeki tüm suçlamaları reddediyor. Kremlin, Rusya’nın başka ülkelerin iç işlerine müdahale etmediğini belirtiyor.

Washington Post, 19 Ocak’ta yayımladığı haberinde ABD ve bazı Avrupa ülkelerinin istihbarat servislerinin, Moskova’nın söz konusu olaylarla bağlantılı olmadığı yönündeki değerlendirmeye eğilim gösterdiğini yazmıştı.

Letonya Dışişleri Bakanı Bayba Braze de gazeteye yaptığı açıklamada, Baltık’taki tatbikatların ABD’nin müttefiklerine bağlılığını ortaya koyduğunu belirterek, “BALTOPS-26’nın ölçeği her şeyi anlatıyor. Güçlü transatlantik işbirliği NATO’nun kolektif savunmasının temelini oluşturuyor ve mevcut güvenlik ortamında her zamankinden daha önemli” dedi.

Daha önce The Economist de Baltık Denizi’nin Rusya ile NATO arasında yaşanabilecek olası bir karşılaşmanın kilit alanlarından biri haline geldiğini yazmış, denizaltı altyapısının kırılganlığına ve bunun korunmasının ittifak açısından yarattığı zorluklara dikkat çekmişti.

Politico ise İsveç’in Gotland Adası’nı güçlendirerek adayı bir savunma merkezine dönüştürmeye çalıştığını aktarmıştı.

Rusya Devlet Başkanı Yardımcısı ve Denizcilik Kurulu Başkanı Nikolay Patruşev, Baltık bölgesinde çok uluslu NATO grubunun ortaya çıkmasının ardından bölgede “karmaşık bir durum” oluştuğunu söylemişti.

Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin ise birçok kez Rusya’nın NATO ile savaşmak için herhangi bir nedeni ya da çıkarı bulunmadığını ifade etti.

Putin, “Rusya’nın NATO’ya saldırmak istediğini uydurdular. Aklınızı mı kaçırdınız? Şu masa kadar bile akıllı değil misiniz?” sözlerini kullanmıştı.

Okumaya Devam Et

Diplomasi

Hindistan, Rusya’dan petrol alımında rekor kırdı

Yayınlanma

Kpler verilerine göre Hindistan’ın Rusya’dan petrol ve kömür ithalatı, Ortadoğu’daki savaş ve sevkiyat aksaklıkları nedeniyle haziran ayında rekor seviyelere ulaştı. Rusya’dan yapılan günlük petrol sevkiyatının haziranda 2,55 milyon varile çıkması beklenirken, Moskova Avustralya’yı geride bırakarak Hindistan’ın ikinci en büyük kömür tedarikçisi konumuna yükseliyor.

Hindistan, İran’da yaşanan gerilim nedeniyle tedarik zincirinde meydana gelen aksamalar ve yükselen fiyatlar karşısında Rusya’dan petrol ve kömür ithalatını artırıyor.

Reuters haber ajansının uluslararası analiz şirketi Kpler verilerine dayandırdığı habere göre, Rusya’dan Hindistan’a yapılan sevkiyatlar haziran ayında rekor düzeylere ulaştı.

Kpler tahminlerine göre, Rusya’nın Hindistan’a petrol sevkiyatı haziran ayında günlük 2,55 milyon varille rekor düzeye yükselecek.

Bu miktar, mayıs ayındaki günlük 2,13 milyon varillik sevkiyatı ve Mayıs 2023’teki günlük 2,16 milyon varillik düzeyi geride bırakıyor.

Rusya’nın Hindistan’ın haziran ayındaki toplam ithalatı içindeki payı ise yüzde 50’nin hemen altında gerçekleşecek. Bu oran, Ortadoğu’daki çatışmanın başladığı 28 Şubat öncesindeki üç aylık dönemde ortalama yüzde 23 seviyesindeydi.

Hindistan’ın Rus petrolüne yönelmesi, İran’ın Hürmüz Boğazı’nı fiilen kapatmasının ardından piyasadaki arzı artırmak amacıyla ABD Başkanı Donald Trump yönetiminin alımlara yönelik yaptırımları geçici olarak kaldırmasını izledi.

Ancak yaptırımlardan muafiyet süresi 17 Haziran’da sona erdi ve ABD Hazine Bakanlığı tarafından uzatılmadı.

Reuters, bu durumun Rus petrolü alımlarında azalmaya yol açabileceğini, ancak sürecin gidişatının Hindistan rafinerilerinin ve yetkililerinin Ortadoğu ülkelerinden sevkiyatlara dönme konusundaki istekliliğine bağlı olacağını belirtiyor.

Kpler öngörülerine göre, Suudi Arabistan’dan yapılan ithalatın haziran ayında günlük 349 bin varil seviyesinde kalması bekleniyor. Bu miktar, savaş öncesindeki üç aylık dönemde günlük ortalama 832 bin varil düzeyindeydi.

İthalat artışı Rus kömüründe de gözleniyor. Haziran ayında tüm kalitelerde Rus kömürü ithalatının, mayıs ayındaki 3,27 milyon tona kıyasla 3,16 milyon ton olarak gerçekleşmesi bekleniyor.

Her iki ay da geçen yılın mayıs ayında kaydedilen 3,76 milyon tonluk zirvenin ardından sırasıyla tarihin en yüksek ikinci ve üçüncü değerleri olarak kayda geçecek.

Rusya’nın haziran ayında Avustralya’yı geride bırakarak, Çin’den sonra dünyanın en büyük ikinci kömür ithalatçısı olan Hindistan’a en çok kömür sağlayan ikinci ülke konumuna geleceği tahmin ediliyor.

Ajansın değerlendirmesine göre Rusya, Hindistan’ın temel kömür tedarikçisi olma rolünü korumaya devam edecek; ancak Rus petrolünün gelecekteki alımları, ABD’nin Moskova’ya yönelik yaptırım politikasını olası sıkılaştırma adımlarına bağlı olacak.

Yeni Delhi petrol sevkiyatının yaptırımlardan etkilenmeyeceğini açıkladı

Hindistan Dışişleri Bakanı Subrahmanyam Jaishankar, haziran ayı ortasında yaptığı açıklamada, ülkesinin 2022 yılından bu yana küresel fiyatları dizginlemek amacıyla ABD’nin talebi doğrultusunda Rus petrolü alımlarını artırdığını belirtmişti.

Jaishankar, Rus hammaddesine yönelik Amerikan kısıtlamalarını eleştirerek, bu önlemlere büyük ilkeler süsü verilmemesi çağrısında bulunmuştu.

Hindistan Petrol ve Doğalgaz Bakanlığı Temsilcisi Sujata Sharma da mayıs ayında yaptığı açıklamada, Rusya’dan sevkiyatların devam ettiğini ve ABD’nin yaptırım muafiyetlerine ilişkin kararlarından bağımsız olarak süreceğini kaydetmişti.

Hindistan rafinerileri, 2025 yılında ABD baskısı ve Hindistan mallarına yönelik yüzde 25’lik gümrük tarifesi tehdidi nedeniyle Rusya’dan yaptıkları ithalatı azaltarak Suudi Arabistan ve Irak’a yönelmişti.

Ancak Reuters’ın verilerine göre, Ortadoğu’daki savaşın ve Hürmüz Boğazı’ndaki ablukanın ardından Hindistan firmaları mart ayı başında Rus petrolü alımlarını yeniden artırdı.

Rusya’nın Yeni Delhi Büyükelçisi Denis Alipov nisan ayı sonunda yaptığı açıklamada, Hindistan’ın kabul etmeye hazır olduğu miktarda hammaddeyi tedarik etmeye hazır olduklarını duyurmuştu.

Rusya Dışişleri Bakanı Sergey Lavrov da daha sonra yaptığı açıklamada, Moskova’nın Hindistan’a enerji taşıyıcıları sevkiyatına ilişkin anlaşmalara bağlı kaldığını doğrulamıştı.

Okumaya Devam Et

Çok Okunanlar

English