Diplomasi
Trump’tan Çin, Kanada ve Meksika’ya yeni gümrük tarifeleri

ABD Başkanı Donald Trump, cumartesi günü süredir vaat ettiği ekonomi politikasını yürürlüğe sokarak Meksika, Kanada ve Çin’e yönelik olağanüstü yeni gümrük tarifelerini açıkladı.
Trump yönetimi gümrük vergilerinin uyuşturucu ve belgesiz göçmenlerin ABD’ye girişini engellemeyi amaçladığını söyledi fakat önlemlerin avokadodan spor ayakkabıya ve arabaya kadar bir dizi yaygın üründe Amerikalı tüketiciler için önemli fiyat artışları riski taşıdığı belirtiliyor.
Trump’ın geçtiğimiz aylarda defalarca söz verdiği üzere, gümrük vergileri Meksika’dan ithal edilen tüm ürünlere ve Kanada’dan ithal edilen çoğu ürüne %25’lik bir vergi ve ABD’ye ithal edilen Çin mallarına %10’luk bir gümrük vergisi anlamına gelecek.
Tarifelerde herhangi bir muafiyet olmayacak ve Trump’ın cumartesi günü imzaladığı başkanlık emri, 800 dolar veya altındaki sevkiyatların ABD’ye vergisiz girmesine izin veren de minimis boşluğunu kapatacak.
Bu “boşluk”, birçok Amerikalı küçük işletme ve aynı zamanda Shein ve Temu gibi Çinli e-ticaret şirketleri tarafından kullanılan önemli bir hüküm. Trump yönetimi yetkilileri, bu boşluğun gümrük yetkililerinin bu paketleri düzgün bir şekilde denetlemesini engellediğini söyledi.
Yeni vergiler önemli bir ayrımı da içeriyor: Kanada enerji ürünlerine uygulanan tarife %10 olacak. Birçok Amerikalı, yakıt ve ev ısıtması için petrol, elektrik ve doğalgaz dahil olmak üzere Kanada enerji ürünlerine güveniyor. Tarifeler yürürlüğe girdiğinde bu ürünlerin maliyeti artabilir.
Trump cuma günü gazetecilerin gümrük vergilerinin ithalatçılara ve dolayısıyla tüketicilere yansıyan maliyeti konusundaki soruları üzerine, “Geçici, kısa vadeli bazı aksaklıklar olabilir ve insanlar bunu anlayacaktır. Fakat gümrük vergileri bizi çok zengin ve çok güçlü kılacak ve diğer ülkelere çok adil davranacağız,” dedi.
Trump’ın başkanlık emri, bir ülkenin ABD’ye yeni tarifeler uygulaması halinde Başkanın tarifeleri genişletmesine izin veren bir madde içeriyor.
ABD’nin en büyük ticaret ortakları
Meksika, Çin ve Kanada ABD’nin en büyük üç ticaret ortağı.
2023’te Meksika, ABD’ye en çok mal ihraç eden ülke olarak, 20 yılın ardından Çin’i geride bıraktı.
İlk Trump yönetiminin uygulamaya koyduğu ve Joe Biden yönetiminin de büyük ölçüde devam ettirdiği gümrük vergileri, ABD’nin Çin’den ithal ettiği mal miktarını olumsuz etkiledi.
Meksika ve Kanada malları, Trump’ın ilk yönetimi sırasında ABD’nin sınır komşularıyla müzakere ettiği ABD-Meksika-Kanada Anlaşması’nın bir sonucu olarak ABD’ye neredeyse gümrüksüz olarak ithal ediliyordu.
Meksika geçen yıl da ABD’ye 467 milyar dolar değerinde mal ihraç ederek ilk sıradaki yerini korurken, onu sırasıyla 401 milyar dolar ve 377 milyar dolar değerinde mal ihraç eden Çin ve Kanada takip etti.
Bu rakamlar Ticaret Bakanlığının geçen yıldan kasım ayına kadar olan döneme ait verilerine dayanıyor. Bu üç ülke toplamda ABD’nin geçen yıl dünya genelinde ithal ettiği yaklaşık 3 trilyon dolar değerindeki malın %42’sini oluşturdu.
ABD’nin geçen yıl en çok mal ihraç ettiği ülke 322 milyar dolarla Kanada olurken, bu ülkeyi ABD’den sırasıyla 309 milyar dolar ve 131 milyar dolar değerinde mal alan Meksika ve Çin izledi.
ABD’nin bu üç ülkeye ihracatı, geçen yıl ülkenin küresel olarak ihraç ettiği 1,9 trilyon dolar değerindeki malların %40’ından fazlasını oluşturdu.
Ticaret Bakanlığı verilerine göre, ABD geçen yıl Meksika’dan aralık ayı hariç 87 milyar dolar değerinde motorlu taşıt ve 64 milyar dolar değerinde taşıt parçası ithal etti.
Meksika’nın ABD’ye otomobil ihracatını etkileyecek herhangi bir yeni gümrük vergisinden hemen sonra her iki ürünün de daha pahalı hale gelmesi muhtemel.
ABD’deki otomobil fabrikalarında monte edilen araçlarda bile hem Meksika hem de Kanada’dan gelen parçalar bulunuyor ve bu iki ülkede monte edilen araçlarda da ABD’deki fabrikalardan gelen parçalar var.
Bir endüstri ticaret grubu olan Amerikan Demir Çelik Enstitüsü tarafından sağlanan hükümet verilerine göre, Kanada şu anda Amerikan işletmeleri tarafından ithal edilen çeliğin ağırlık olarak yaklaşık dörtte birini oluştururken, Meksika yaklaşık %12’sini oluşturuyor.
Kanada’dan misilleme geldi
Trump’ın emrinden saatler sonra Kanada Başbakanı Justin Trudeau, ABD’nin vergi koyması halinde ülkesinin “güçlü ve hızlı bir şekilde” misilleme yapacağına dair verdiği sözü yerine getirerek, ABD mallarına “geniş kapsamlı ve günlük ürünleri de kapsayacak” %25’lik misilleme gümrük vergisi uygulayacağını duyurdu.
Ülkenin ticaret temsilcileri, tarifeleri engellemek amacıyla cuma günü Trump yönetimi yetkilileriyle bir araya gelmişti.
Kanada lideri cumartesi gecesi düzenlediği basın toplantısında, “Bu gece, Kanada’nın ABD’nin ticaret eylemine 155 milyar dolar değerinde Amerikan malına karşı %25 ticaret tarifesiyle karşılık vereceğini duyuruyorum. Bu kapsamda salı gününden itibaren 30 milyar dolar değerinde ürüne derhal gümrük vergisi uygulanacak, ardından Kanadalı şirketlerin ve tedarik zincirlerinin alternatifler bulmasına olanak tanımak için 21 gün içinde 125 milyar dolarlık Amerikan ürününe daha fazla gümrük vergisi uygulanacak,” dedi.
Trudeau, etkilenen ürünler arasında Amerikan alkolü, ürünleri, giysileri, ayakkabıları, ev aletleri, mobilyaları, kereste gibi malzemeler ve “çok daha fazlasının” yer alacağını söyledi.
Meksika liderinden Beyaz Saray’a “kartel” tepkisi
Saatler sonra Meksika Devlet Başkanı Claudia Sheinbaum ülkesinin misilleme gümrük vergileri uygulayacağını söyledi.
Ülkenin başkentinin doğusundaki Chicoloapan de Juárez’de konuşan başkan, başka ülkelerle müzakere ederken “başlarını her zaman dik tuttuklarını, asla boyun eğmeyeceklerini” söyledi.
Daha sonra X’te yaptığı açıklamada Sheinbaum, Ekonomi Bakanını bir süredir üzerinde çalıştıkları “B planını” uygulamakla görevlendirdiğini söyledi.
Sheinbaum plan konusunda ayrıntı vermese de bunun “tarifeleri ve tarife olmayan yaptırımları” içerdiğini söyledi.
Beyaz Saray’ın tarifelerle ilgili bilgi notunda, Meksika’daki uyuşturucu kartellerinin hükümet ile “kabul edilemez bir ittifakı” olduğu ileri sürüldü ve hükümet kartellere “güvenli bir sığınak” sağlamakla suçlandı.
Sheinbaum “suç örgütleriyle ittifak yaptığını” şiddetle reddetti ve suçlamayı “iftira” olarak nitelendirdi.
Çin, DTÖ’ye şikayet edecek
Çin Ticaret Bakanlığı, Dünya Ticaret Örgütüne (DTÖ) şikayette bulunacağını ve ayrıntı vermeden “ilgili karşı önlemleri alacağını” söyledi.
Bakanlık, gümrük vergisi uygulamasının Dünya Ticaret Örgütü kurallarını “ciddi şekilde ihlal ettiğini” söyledi ve “Çin DTÖ’ye şikayette bulunacak ve haklarını kararlılıkla savunmak için ilgili karşı tedbirleri alacaktır,” dedi. Önlemlerin ne olacağı belli değil.
Çin Dışişleri Bakanlığı da gümrük vergilerinin “yapıcı olmadığını” ve her iki ülkenin de narkotikle mücadele çalışmalarını “baltalayacağını” söyledi.
Bakanlık, Çin’in “fentanil konusunda ABD’ye destek verdiğini” fakat nihayetinde “fentanilin Amerika’nın sorunu olduğunu” söyledi.
İş dünyasından Trump’ın vergilerine tepkiler
Öte yandan şirketler ve iş grupları cumartesi günü gümrük vergilerine tepki gösterdi.
ABD Ticaret Odası, tüketici fiyatlarını yükselteceği uyarısında bulunarak vergileri eleştirdi.
Güçlü iş dünyası grubu yaptığı açıklamada Trump’ın sınırın güvenliğini sağlamaya ve yasadışı fentanil akışıyla mücadeleye odaklanmakta haklı olduğunu kabul etti.
Odanın başkan yardımcısı ve uluslararası başkanı John Murphy, “Fakat IEEPA [Uluslararası Acil Ekonomik Güç Yasası] kapsamında gümrük vergilerinin uygulanması emsalsizdir, bu sorunları çözmeyecek ve sadece Amerikalı aileler için fiyatları artıracak ve tedarik zincirlerini alt üst edecektir,” dedi.
Murphy, odanın Amerikalılara ekonomik zarar gelmesini önlemek için atılacak adımları belirlemek üzere, bu hamleden etkilenen ülke genelindeki işletmelerdeki üyelerine danışacağını da sözlerine ekledi.
Ulusal İmalatçılar Birliği (NAM), gümrük vergilerinin Amerikan fabrikalarına ve çalışanlarına zarar vereceğini söyledi.
NAM CEO’su Jay Timmons, “Dalgalanma etkileri, özellikle hızla alternatif tedarikçiler bulma ya da hızla artan enerji maliyetlerini karşılama esnekliği ve sermayesi olmayan küçük ve orta ölçekli üreticiler için ciddi olacaktır. Milyonlarca Amerikalı işçiyi istihdam eden bu işletmeler önemli aksamalarla karşı karşıya kalacak. Nihayetinde bu gümrük vergilerinin yükünü üreticiler çekecek, ürünlerimizi rekabetçi bir fiyatla satma kabiliyetimizi zayıflatacak ve Amerikan istihdamını riske atacak,” diye konuştu.
ABD Distile Alkollü İçkiler Konseyi, Meksika Tekila Endüstrisi Odası ve Spirits Canada, cumartesi günü CNN ile paylaştıkları ortak açıklamada, “ABD’nin Kanada ve Meksika’dan ithal edilen alkollü içkilere yönelik gümrük vergilerinin her üç ülkeye de önemli ölçüde zarar vereceğinden derin endişe duyduklarını” belirtti.
ABD Tarım Bakanlığı verilerine göre, ABD geçen yıl Meksika’dan 46 milyar dolarlık tarım ürünü ithal etti. Buna 8,3 milyar dolarlık taze sebze, 5,9 milyar dolarlık bira ve 5 milyar dolarlık distile alkollü içki dahil.
Enerji sektörü vergilere temkinli yaklaşıyor
Öte yandan enerji endüstrisi de Kanada petrol, gaz ve elektriğine uygulanan indirimli tarifelerden memnun değil. Büyük petrol ve doğal gaz şirketlerini temsil eden Amerikan Petrol Enstitüsü yaptığı açıklamada, tarifelerin tamamen dışında bırakılmak istediklerini söyledi.
Enstitü, her yıl Kanada’dan ithal edilen 14,4 milyar dolarlık petrol ve doğalgaz için yakıt fiyatlarının artacağını belirtti.
Amerikan Petrol Enstitüsü CEO’su Mike Sommers yaptığı açıklamada, “Tüketiciler için enerji satın alınabilirliğini koruyan, ülkenin enerji avantajını genişleten ve Amerikan istihdamını destekleyen tam istisnalar konusunda Trump yönetimiyle birlikte çalışmaya devam edeceğiz,” dedi.
Elektrik sektörünü temsil eden NEMA ise Trump yönetimini gümrük tarifeleri konusunda daha temkinli bir yaklaşım benimsemeye çağırarak elektrik ve elektronik sektörlerinin Amerika’nın ithal ve ihraç ettiği malların büyük bir bölümünü oluşturduğuna dikkat çekti.
Çiftçi temsilcileri mutsuz
Çiftçileri temsil eden Western Growers, gümrük vergilerinin Amerika’nın gıda üreticilerine zarar vereceğini söyledi.
CEO Dave Puglia yaptığı açıklamada, “Trump Yönetimini motive ettiği anlaşılan sınır güvenliği sorunlarını takdir etmekle birlikte, ABD dışındaki rakip özel ürün yetiştiricileri, Kanada, Meksika ve Çin pazarlarına satış yapmak için bu tarifelerin yarattığı yeni iş fırsatlarını değerlendirmek üzere hızla hareket edecektir,” dedi.
Tüketici savunma grupları da Trump’ın planlarının Amerikalılar için maliyetleri arttıracağı uyarısında bulundu.
Ulusal Vergi Mükellefleri Birliği Başkanı Pete Sepp yaptığı açıklamada, “Tarifeler Amerikan hane halkları ve üreticileri üzerinde bir vergi artışıdır,” dedi.
Diplomasi
Trump, Musk’tan Ukrayna için Starshield sınırlamasını kaldırmasını istedi

Wall Street Journal’ın haberine göre ABD Başkanı Trump’ın SpaceX yöneticisi Elon Musk’ı arayarak askeri Starshield sistemindeki yavaşlatmayı kaldırmasını istemesinin ardından, Ukrayna ordusunun uydu iletişiminde toparlanma görüldü. Terminallerin saatte 60 kilometre hıza ulaştığında dahi kesilmesiyle insansız hava aracı operasyonlarında aksamalar yaşandı.
ABD Başkanı Donald Trump, SpaceX’in kurucusu Elon Musk ile bir telefon görüşmesi yaparak uydu internet ağı Starlink’in askeri sürümü Starshield üzerindeki kısıtlamaların Ukrayna için kaldırılmasını istedi.
The Wall Street Journal’ın (WSJ) haberine göre ABD’li ve Ukraynalı yetkililer, telefon görüşmesinden kısa bir süre sonra, 22 Ekim’de sistemin daha kararlı çalışmaya başladığını aktardı.
Ukraynalı bazı temsilciler altyapının henüz tam kapasiteye ulaşmadığını, ancak bağlantının terminallerin daha yüksek hareket hızlarında kısıtlama dönemine kıyasla daha verimli çalıştığını kaydetti.
Yetkililerin paylaştığı bilgilere göre Trump, görüşmede hız sınırının sürmesinden duyduğu rahatsızlığı Musk’a iletti.
Gazete, söz konusu yavaşlatma yüzünden Ukrayna ordusuna ait bazı insansız hava araçlarının görevlerini eksiksiz yerine getiremediğini yazdı.
ABD’li yetkililer ayrıca Trump’ın bir hafta boyunca yardımcılarına ve müttefiklerine Starlink’teki hız kesintisini sonlandırmak istediğini söylediğini aktardı.
Terminal hızı sınırlandırılınca cephedeki İHA operasyonları aksadı
İletişim kısıtlamalarına dair ilk haberler 14 Ekim gecesi gündeme geldi. Ukrayna Savunma Bakanının eski danışmanı Serhiy Sternenko, terminaller saatte 160 kilometreden daha hızlı hareket ettiğinde bağlantının koptuğunu açıkladı.
Sternenko daha sonra kısıtlamaların sertleştiğini duyurarak ordudan gelen verilere göre bağlantının artık saatte 60 ila 70 kilometre hızda dahi kesildiğini belirtti.
Financial Times’ın Ukraynalı yetkililer ve askerlere dayandırdığı haberine göre yaşanan aksaklıklar; insansız hava araçlarının yönetimini, cephedeki birliklerin ikmalini ve geri hatlardaki hedeflere yönelik saldırıları zorlaştırdı.
Ukrayna Devlet Başkanı Volodimir Zelenskiy, 16 Ekim’de Starlink altyapısının kısmen toparlandığını duyurdu.
Brüksel’deki basın toplantısında konuşan Zelenskiy, eski hız parametrelerine kademeli olarak dönüldüğünü fakat Ukrayna ordusuna yönelik sınırlandırmaların henüz tamamen kalkmadığını ifade etti.
Gelişmeler üzerine Rusya cephesinden de açıklama geldi. Kremlin Sözcüsü Dmitriy Peskov, 14 Ekim’de yaptığı açıklamada, “Starlink gibi parlak teknolojilerin askeri amaçlarla hiç kullanılmaması daha iyi olurdu” diyerek sistemin ordunun hizmetine sunulmasına karşı olduklarını bildirdi.
Kısıtlama talimatının kaynağına dair çelişkili açıklamalar yapıldı
Musk, Starshield üzerindeki kısıtlamalara ilişkin sorumluluğu reddetti. Sistemin mülkiyetinin ve yönetiminin ABD hükümetine ait olduğunu belirten Musk, kullanım koşullarını da Washington’ın belirlediğini dile getirdi.
Ticari Starlink ağını SpaceX’in işlettiğini hatırlatan girişimci, bu hizmetin taarruz amaçlı askeri operasyonlar için tasarlanmadığını savundu.
Reuters’a konuşan iki ABD’li yetkili, Pentagon’a Starlink ile ilgili talimatın Beyaz Saray’dan gittiğini ileri sürdü.
Öte yandan üst düzey bir Amerikalı yetkili, Trump’ın şahsen böyle bir emir vermediğini savundu. The Telegraph gazetesi ise kısıtlamaları başlatan kişinin Musk olduğunu öne sürdü; kaynaklardan biri Trump’ın bu öneriyi kabul etmesiyle kısıtlamanın Pentagon tarafından devreye sokulduğunu aktardı.
20 Ekim’de WSJ, kaynaklarına dayanarak Musk’ın Ukrayna’daki Starshield faaliyetini durdurma yönünde bizzat emir verdiğini, ardından Musk ile Trump’ın kararı telefonda ele aldığını yazdı.
Trump, 16 Ekim’de yaptığı açıklamada kendisinin veya Musk’ın kısıtlamalarla bağı bulunduğu iddialarını reddetti. Trump, “Kimin yaptığını bilmiyorum, en azından ben değilim. Elon’ın da olduğunu pek sanmıyorum” dedi.
ABD Dışişleri Bakanı Marco Rubio ise 18 Ekim’de ABD’nin Starlink’i yavaşlatma yönünde bir talimat vermediğini ve hızın yeniden sağlandığını savundu.
Rubio ayrıca Ukrayna’nın Starshield sistemine erişimi olmadığını, sistemin Kiev tarafından kullanımı konusunun halen müzakere edildiğini öne sürdü.
Karar ABD Kongresinde de yankı buldu. Cumhuriyetçi Temsilciler Meclisi Üyesi Brian Fitzpatrick, Washington yönetiminin parmağı olduğunun kanıtlanması halinde ilgili kurumların bütçesini durdurmaya çalışacağını belirtti.
Diplomasi
Barrack: Şara, İsrail ile normalleşmek istiyor

ABD’nin Türkiye Büyükelçisi ve Suriye Özel Temsilcisi Tom Barrack, Suriye’nin geçici Cumhurbaşkanı Ahmed Şara’nın İsrail ile ilişkileri normalleştirmek istediğini belirtti.
Aynı zamanda İsrail’in Suriye’deki askeri operasyonlarına son verilmesi çağrısında bulunarak, Washington’un bu operasyonları durdurmak için müdahale edip etmemesi gerektiğini sorguladı.
Katar’ın Doha kentinde düzenlenen Küresel Güvenlik Forumu’nda konuşan Barrack, Şara’nın zorlu koşulları iyi idare ettiğini ve hükümetinin bir tehdit oluşturmadığını İsrail’e temin etmeye çalıştığını söyledi.
“Bence Cumhurbaşkanı Şara, çok zor koşullar altında çok iyi bir iş çıkardı,” diyen Barrack, Suriye liderinin İsrail’e ilettiğini düşündüğü mesajı şöyle aktardı: “Ben saldırgan değilim, İsrail ile bir sorunum yok, İsrail ile ilişkilerin normalleşmesini istiyorum.”
Barrack ayrıca İsrail’i Suriye’deki operasyonlarını durdurmaya çağırırken, ABD’nin bu operasyonları sona erdirmek için müdahale edip etmemesi gerektiği konusunda belirsizliğini dile getirdi:
“Bunu [İsrail’in Suriye’deki eylemlerini] durdurmanın zamanı geldi. ABD’nin bunu durdurmak için müdahale etme zamanının gelip gelmediğini bilmiyorum.”
İsrail, 8 Aralık 2024’te Beşar Esad’ın devrilmesinin ardından Suriye’deki askeri operasyonlarını yoğunlaştırdı. İsrail güçleri, Golan Tepeleri boyunca uzanan askerden arındırılmış “tampon bölgeye” girdi ve Şeyh Dağı’nın (Hermon) Suriye tarafında mevzilenirken, İsrail bu konuşlandırmayı geçici bir güvenlik önlemi olarak nitelendirdi.
İsrail’in hava saldırıları ayrıca ülke genelindeki askeri tesisleri ve silah depolarını da hedef aldı.
Barrack, bir zamanlar düşman olarak görülen grupların yeni siyasi ve güvenlik yapılarına nasıl dahil edilebileceğinin bir örneği olarak Suriye’deki siyasi geçiş sürecini gösterdi.
ABD’li diplomat, “Bir zamanlar yabancı terör örgütü olarak nitelendirilen Nusra’yı ele alabilirsiniz; 8 Aralık’ta yaşanan dönüşümün ardından bugün pek çok kişi bu örneği ‘işte bir model’ diye değerlendiriyor,” dedi.
Nusra Cephesi, Suriye iç savaşı sırasında ortaya çıkan ve El Kaide’ye bağlılık yemini ettikten sonra bu ağdan ayrıldığını ilan eden bir cihatçı gruptu. Örgüt, başta ABD ve BM olmak üzere birçok ülke ve kurum tarafından “terörist” kabul ediliyordu.
Grubun lideri Ahmed Şara (Ebu Muhammed el-Colani), daha sonra Esad’ı deviren saldırıyı yöneten Heyet Tahrir eş-Şam’ın (HTŞ) başına geçti.
Barrack ayrıca, Suriye Demokratik Güçleri’nin (SDG) Suriye ulusal ordusuna entegrasyonunu, daha önce pek çok kişinin olası görmediği bir sonuç olarak gösterdi.
ABD’li, “Hiç kimse, bu Kürt oluşumu olan SDG’yi ulusal bir orduya yeniden entegre edebileceğinizi düşünmemişti, ama bu gerçekleşti,” dedi.
Şam ile Kürt liderliğindeki güçler, 10 Mart 2025 tarihinde SDG’nin askeri ve sivil kurumlarını Suriye devletine entegre etmek üzere bir anlaşma imzalamıştı.
Fakat entegrasyon şartları ve bölgedeki özyönetimin geleceği konusundaki anlaşmazlıklar nedeniyle anlaşmanın uygulanmasında gecikmeler yaşandı.
Bununla birlikte Barrack, Washington’un geniş bölgede gerçekleşen ve kendisinin “23 rejim değişikliği” olarak nitelendirdiği olaylara müdahalesine atıfta bulunarak, ABD’nin Orta Doğu’daki önceki müdahalelerinin etkinliği konusunda şüphelerini dile getirdi.
“Ne zaman müdahale etmeye, bir kişiyi ya da rejimi değiştirmeye çalışsak, bu bir hata olmuş gibi görünüyor,” diyen Barrack ayrıca Yemen’deki ABD müdahalesinin değerini de sorgulayarak, bunu görünüşe göre “anlamsız” olarak nitelendirdi.
Diplomasi
Çin, AB’ye yapay zeka ittifakına katılmasını teklif etti

Çin, Avrupa Komisyonu’na, kendi uluslararası yapay zeka ittifakında bir yer teklif etti.
Rapporteur’ün edindiği bilgiye göre, Brüksel kısa süre önce AB hükümetlerine Pekin’in teklifini bildirdi.
Çin ve ABD, bu teknolojiyi yönlendirmek için yeni siyasi yapılar tasarlayarak, daha güçlü yapay zeka modelleri geliştirme yarışındaki liderliklerini pekiştirmeye çalışıyor.
Bu yarışta en iyi ihtimalle orta düzey bir güç olan Avrupa ise, kendi yapay zeka rotasını nasıl çizeceğine karar veriyor.
Bu yaz Çin, yapay zeka konusunda uluslararası işbirliğini teşvik etmeyi amaçlayan Dünya Yapay Zeka İşbirliği Örgütü’nü (WAICO) kurdu.
Başlangıçta 28 ülke daha bu örgüte katıldı; bildirildiğine göre bu ülkeler arasında Rusya, Endonezya ve Kazakistan da yer alıyor.
Şimdi ise WAICO’nun destekçileri arasında AB yürütme organının da yer alabileceği ortaya çıktı.
Görüşmeler hakkında bilgilendirilen üç diplomata göre, salı günü Komisyon, ulusal uzmanlara Pekin’in kendisine bu girişime katılma teklifi sunduğunu bildirdi.
Rapporteur, Pekin’in teklifini doğrulamak için Komisyon’a başvurduğunda, Komisyon yorum yapmadı ve teklife yanıt verip vermediğini de belirtmedi.
Şu ana kadar hiçbir AB ülkesinin WAICO’ya katıldığı bildirilmedi. Almanya’nın dijital bakanlığı, Ağustos ayında Rapporteur’e bu konuda herhangi bir planı olmadığını belirtmişti.
Avrupa’nın WAICO’ya yönelik şüpheci tutumu şaşırtıcı değil; özellikle de yapay zeka konusunda Çin ile uyum sağlama yönündeki herhangi bir adımın Washington tarafından düşmanca bir hareket olarak değerlendirileceği düşünülürse.
ABD, geçen yılın sonlarında kendi uluslararası teknoloji örgütü olan Pax Silica’yı kurdu. Resmi olarak bu girişim, yapay zeka için karmaşık küresel tedarik zincirini güvence altına almayı amaçlıyor; ancak pratikteki amacı hâlâ belirsizliğini koruyor.
Avrupa Komisyonu, bu yaz tüm AB adına Pax Silica’yı imzaladı.
ABD Dışişleri Bakanlığı da Finlandiya, Almanya, Yunanistan, İtalya, Hollanda ve İsveç gibi birkaç Avrupa hükümetini imza sahibi olarak listeliyor.
Pax Silica’nın ayrıca, tamamen yapay zeka fırsatlarına odaklanan ikincil bir girişimi de bulunuyor.
Bu girişimin imza sahipleri arasında 20 AB hükümeti yer alıyor ama Komisyon’un kendisi yer almıyor.
Ağustos ayında, Reuters bir haberinde, Washington’un Pax Silica’nın yapay zeka fırsatları kısmına imza atanlara, Çin’in WAICO’suna da katılamayacakları konusunda uyarıda bulunmaya hazırlandığını bildirdi.
Bu durum, her iki grubu da potansiyel olarak birbirine zıt yapay zeka blokları olarak resmileştirecek.
Asya2 hafta önceGüney Kore, Kiev Büyükelçisini geri çağırdı
Amerika4 gün önceSenatör Sanders: Silikon Vadisi zenginleri “korkunç bir plan” üzerinde çalışıyor
Dünya Basını2 hafta önceNükleer bilimci Hughes: Bölgesel nükleer savaş bile dünya genelinde üç milyar insanı aç bırakır
Dünya Basını1 hafta önceİngiliz diplomat Crooke: Suudi Arabistan’da asıl çöküş içeriden gelecek
Dünya Basını2 hafta önceBrezilya’da Bolsonaro rüzgarı ve Lulismonun sınırları
Dünya Basını2 hafta önceRay Dalio: ABD için 3 yıl içinde borç krizi görüyorum
Rusya2 hafta önceRusya, Trump ile varılan mutabakatla dizel ihracatını kısmen serbest bıraktı
Avrupa2 hafta önceBerlin’de Sol Parti, SPD-Yeşiller koalisyonu için “İsrail’in var olma hakkı”nın altını çizdi









