Asya
Lai, Tayvan’ın “özgürlüğünden vazgeçmeyeceğini” söyledi, yeni İHA bütçeleri sözü verdi

Tayvan lideri Lai Ching-te, dört yıllık görev süresinin yarı noktasına gelmesini vesile eden çarşamba günkü konuşmasında, Pekin’i kızdıracak sözler söyledi. Tayvan’ın “bağımsız bir ülke” olduğunu savunan Lai, İHA programları için yeni bir bütçeyi ilerletme sözü verdi.
Tayvan’ın muhalefet kontrolündeki yasama organı, bu ayın başlarında onayladığı uzun süredir beklenen savunma bütçesinden yerli İHA üretimini çıkarmıştı.
Lai ayrıca, ABD Başkanı Donald Trump’ın Çinli mevkidaşı Xi Jinping ile görüşmesinden günler sonra, Tayvan’ın statüsüne ilişkin tutumunu yineleme fırsatı buldu. Xi, görüşmede Tayvan’ın kırmızı çizgi olduğunu hatırlatarak, ABD’ye bu kırmızı çizgiyi aşmaları halinde ‘çatışma çıkabileceği’ uyarısında bulunmuştu.
Trump ise sonrasında “hiçbir taahhütte” bulunmadığını, ancak Taipei için yeni bir silah paketini onaylayıp onaylamama konusunda hâlâ karar aşamasında olduğunu söyledi; ayrıca ABD’nin “birilerinin ‘Hadi bağımsız olalım’ demesini istemediğini” vurguladı.
Lai, Tayvan için anakaradan ayrı olarak kullandıkları adı söyleyerek: “Çin Cumhuriyeti, Tayvan egemen ve bağımsız bir ülkedir” dedi.
Lai, son iki yılda yaptığı savunma hamlelerine değinerek, “Savunma reformu, silahların güncellenmesinden ibaret değildir; personel, eğitim, lojistik, kurumlar ve toplumsal desteğin kapsamlı biçimde güçlendirilmesini içerir,” dedi.
Savunmaya odaklanmasının amacının “kışkırtmak değil, savaşı önlemek” olduğunu iddia etti.
“Benzer düşünen ülkelerle birlikte çalışıyoruz; kimseye karşı olmak için değil, Tayvan Boğazı’nda ve Hint-Pasifik bölgesinde barış ve istikrarı korumak için,” diye savundu.
İlk sunduğu 40 milyar dolarlık savunma bütçesinde yasama organının yaptığı kesintilerden yakınan Lai, yerli İHA tedarik zincirini inşa etmek için başka bir yol izleyeceğini söyledi.
“Yasama Yuanı’nın özel savunma bütçesine ilişkin yasa tasarısını tam olarak kabul etmemesi, Tayvan Boğazı’nda barış ve istikrar statükosu üzerinde kaçınılmaz olarak ağır bir etki yaratacaktır. Bunu düzeltmek için hükümet alternatif bir özel yasa çıkaracak ve yıllık bütçemizdeki artışların yanı sıra ek bütçeleri de kullanarak ‘akıllı ve sürdürülebilir ulusal savunma kabiliyetleri’ oluşturacaktır” dedi.
Ana muhalefet partisi Kuomintang ve Tayvan Halk Partisi, Lai’nin aşırı savunma harcamalarına ve adayı silahlandırma çabalarına karşı çıkarak, bunun adayı tehlikeye atacağını ve Çin’in tepkisini doğuracağını söylüyorlar. Muhalefet ayrıca sık sık, yolsuzluk ve kayırmacılığa karşı önlem alınması çağrısı yapıyor.
Lai, konuşması sırasında ABD’nin Tayvan’a süregelen desteğinden duyduğu memnuniyeti dile getirdi ve “fırsatı olsa” Trump’a, bölgesel istikrarı bozan tarafın Çin olduğunu söyleyeceğini ima etti.
Pekin’den Lai’ye tepki: Tayvan halkının çıkarlarını tehlikeye atıyor
Lai’nin konuştuğu aynı sabah, Çin’in Tayvan İşleri Ofisi açıklama yaparak Tayvan halkının “yeniden birleşme ve ulusal canlanma” için çalışmasını umduğunu söyledi.
Açıklamada, Tayvan lideri Lai Ching-te’nin son iki yıldaki eylemleri kınanarak bunların Tayvan’daki halkın çıkarlarını ve refahını zayıflattığı ve kamuoyunda artan hoşnutsuzluğa yol açtığı belirtildi.
Devlet Konseyi Tayvan İşleri Ofisi Sözcüsü Zhu Fenglian, olağan basın toplantısında, Lai’nin 2024’te göreve gelmesinden bu yana ısrarla “Tayvan bağımsızlığı” çizgisine bağlı kaldığını, ayrılıkçı ideolojileri teşvik ettiğini ve Boğaz’ın iki yakası arasındaki temasları ve işbirliğini kasıtlı olarak engellediğini belirtti.
Zhu, Lai yönetimini “demokrasi” ve “barış” kisvesi altında “demokrasiye karşı otoriterlik” anlatısı uydurarak Boğaz’ın iki yakası arasında cepheleşmeyi kışkırtmakla suçladı. Boğaz’ın iki yakası arasındaki ticareti birbirinden koparma ve sanayi ile tedarik zincirlerini kesme çabalarını eleştiren Zhu, bu adımların Demokratik İlerleme Partisi’nin siyasi gündemine hizmet etmek için kamu refahını ve ekonomik gerçekleri görmezden geldiğini savundu.
Zhu ayrıca Lai yönetiminin Tayvan’ın yargı sistemini siyasi muhalifleri bastırmak için kötüye kullandığını ve siyasi iç çekişmeleri organize ettiğini söyledi. Yetkilileri, kamu kaynaklarını israf etmekle ve “Tayvan bağımsızlığı” arayışı için dış destek ve askeri araçlar peşinde koşmakla da eleştirdi.
Zhu’nun açıklamaları, Tayvan merkezli TVBS tarafından kısa süre önce yayımlanan bir anketle aynı döneme denk geldi. Ankete göre katılımcıların yüzde 45’i Lai’nin performansından memnun olmadığını belirtirken, yüzde 38’i memnun olduğunu söyledi. Geleceğe bakıldığında, yüzde 51 Lai’nin ilerideki performansına güven duymadığını ifade ederken, yüzde 41 güven duyduğunu belirtti.
Zhu, “Lai yönetiminin gerici eylemleri, Tayvan’da barış, kalkınma, temaslar ve işbirliğinden yana olan ana akım kamuoyundan ciddi biçimde sapmıştır,” dedi ve bu eylemlerin Boğaz’ın iki yakası arasındaki barış ve istikrarı ağır biçimde zayıflattığını, Tayvan’ı askeri çatışma riskiyle karşı karşıya bıraktığını ekledi.
Salı günü, Lai’nin görev süresinin ikinci yıl dönümünün arifesinde Tayvan’ın “Yasama Yuanı”nda bir azil oylaması yapıldı; bu, bir Tayvan liderini hedef alan bu tür ilk oylamaydı. Önerge başarısız olsa da muhalefet partileri, bunun Lai’ye yönelik kamuoyu hoşnutsuzluğunu yansıttığını söyledi.
Tayvan, Birleşmiş Milletler ve ABD tarafından da resmi olarak Çin’in bir parçası olarak kabul ediliyor. Ancak ABD, Çin’e karşı Tayvan’ı bir koz olarak kullanıyor ve adayı silahlandırıyor. Çin, Washington’ın da resmi olarak kabul ettiği ‘tek Çin’ ilkesi doğrultusunda Tayvan’ın bağımsızlığına yönelik girişimlere karşı çıkıyor ve gerekirse ada ile ‘zorla yeniden birleşmeyi’ savunuyor.
Asya
SoftBank, OpenAI yatırımı için 11 milyar dolar borçlanacak

SoftBank, yatırımcılara satılan en büyük yüksek getirili tahvil işlemlerinden biri olacak şekilde 11 milyar dolardan fazla borçlanmayı hedefliyor.
Yatırımcılara sunulan şartlara göre, Japon şirketi, önümüzdeki ay tamamlanması beklenen OpenAI yatırımının üçüncü dilimini finanse edecek bir anlaşmanın parçası olarak, kredi yatırımcılarına 10 milyar dolarlık ve 1 milyar avroluk tahvil satışı gerçekleştiriyor.
Tahvillerin fiyatının perşembe günü belirleneceği tahmin ediliyor.
SoftBank’ın bu son işlemi, yapay zeka alanında dünyanın en büyük yatırımcılarından biri olan şirketin halihazırda biriktirdiği borç yığınına ekleniyor.
Şirket, OpenAI’a ve daha geniş kapsamlı yapay zeka patlamasına yönelik yatırımlarını desteklemek için milyarlarca dolar borçlanmıştı.
Bu işlem, bu yıl büyük teknoloji grupları tarafından gerçekleştirilen ve kurumsal kredi piyasalarının sınırlarını zorlayan tahvil ihraç seline bir yenisini ekliyor.
Fakat bu ihraçlar çoğunlukla daha güvenli yatırım notu seviyesindeki borçlanma araçlarıyla sınırlı kalmıştı.
Konuya yakın kaynaklar, yatırımcılarla yapılan ilk görüşmelerin, vade süreleri 3,5 ila 7,5 yıl arasında değişen dolar cinsinden tahvillerin yüzde 9 ile 10 arasında getiri sunacağını gösterdiğini belirtti.
Finans direktörü Yoshimitsu Goto da dahil olmak üzere SoftBank’ın üst düzey yöneticileri, geçen hafta New York’taki Citi genel merkezinde yatırımcılarla yüz yüze görüşmeler gerçekleştirdi.
Kaynaklardan biri, işlemin pazartesi günü resmi olarak başlamadan önce 8 milyar dolardan fazla ön sipariş topladığını belirtti.
SoftBank, bu yılın başlarında OpenAI’a yapılacak yatırımları finanse etmek üzere Japon Mizuho Bankası da dahil olmak üzere çeşitli kredi kuruluşlarından 40 milyar dolara kadar köprü kredisi almak üzere bir anlaşma imzalamıştı.
Yatırımların Nisan, Temmuz ve Ekim aylarında üç taksitte gerçekleştirilmesi planlanıyordu.
Anlaşma, SoftBank’ın sektörü desteklemek için kendi belirlediği borçlanma sınırlarını zorlamaya hazır olduğunun bir göstergesiydi.
Grup, normal koşullarda kredi-değer oranını yüzde 25’in altında tutmayı hedeflediğini belirtmişti; fakat FT’ye verdiği demeçte, bu sınırın gelecekte geçici olarak aşılabileceğini de ifade etmişti.
Bu ayın başlarında SoftBank, 15 Eylül’de köprü kredilerindeki 25,9 milyar dolarlık bakiyeyi geri ödeyeceğini ve anlaşmayı daha uzun vadeli borçlarla yeniden finanse edeceğini açıklamıştı.
Grup, yatırımcılara, Ekim ayında tamamlanması planlanan ve tahvil ihracıyla finanse edilecek olan OpenAI’a yönelik üçüncü yatırım diliminin, köprü kredi anlaşması kapsamında kalan 10 milyar dolarlık yedek kapasitenin iptal edilmesiyle birlikte gerçekleşeceğini bildirdi.
FT’nin haberine göre, OpenAI, bilgi işlem gücüne erişimini genişletmek için agresif yatırımlar yaptığı için 2030 sonuna kadar yaklaşık 280 milyar doları harcamayı bekliyor ve yatırımcılardan bu agresif harcama planlarını desteklemelerini istiyor.
Şirketin finansman sağlama kabiliyeti, çip üreticisi Nvidia ve Oracle dahil olmak üzere diğer teknoloji gruplarıyla imzaladığı anlaşmalar ağı için hayati önem taşıyor.
SoftBank’ın veri merkezi işinin gelecekteki gelirleri de OpenAI ile yapılan sözleşmelere bağlı.
Ocak ayında OpenAI ve SoftBank, yapay zeka girişiminin veri merkezleri kurulumunu desteklemek amacıyla yapılan bir başka anlaşma kapsamında, Japon holdingin kısmen sahibi olduğu altyapı şirketi SB Energy’ye 1 milyar dolar yatırım yapmayı kabul ettiklerini duyurdu.
SoftBank’ın tahvil ihraçının dolar cinsinden kısmı üç vadeye, avro cinsinden kısmı ise iki vadeye yayılacak.
Citi, Goldman Sachs, JPMorgan ve Morgan Stanley gibi kredi kuruluşları bu ihraçın pazarlanmasını üstleniyor.
Asya
Güney Kore lideri Lee, ABD baskısına rağmen Ortadoğu’da savaşa dahil olmayacaklarını söyledi

Güney Kore Devlet Başkanı Lee Jae Myung, cuma günü yaptığı açıklamada ülkenin vatandaşlarını ve ulusal çıkarlarını Hürmüz Boğazı’nda koruma ihtiyacını vurguladı. Ancak ülkenin yurt dışındaki bir çatışmaya dahil olmasına yol açabilecek herhangi bir asker gönderiminin söz konusu olmayacağını söyledi.
Lee, televizyondan yayımlanan basın toplantısında, “Şunu açıkça belirtelim. Bir çatışmaya dahil olmamıza yol açacak hiçbir asker gönderimi olmayacak. Savaşa katılım veya müdahil olma söz konusu olmayacak” dedi.
Güney Kore lideri, “Herhangi bir savaşa dahil olmama ve müdahil olmama ilkesi bugüne kadar korundu ve bundan sonra da korunmaya devam edecek” ifadelerini kullandı.
Devlet başkanının açıklamaları, Seul yönetiminin ABD Başkanı Donald Trump’tan gelen artan baskı karşısında, kritik ticaret güzergâhında deniz ulaşımının serbestliğini güvence altına almak için “katkı” olarak adlandırdığı olası adımları değerlendirdiği bir dönemde geldi.
Güney Kore: Trump’ın itirazlarına rağmen ortak tatbikatlar devam ediyor
Güney Kore’nin bir saha inceleme ekibi, olası bir askeri görevlendirme hazırlıklarının işareti olarak değerlendirilen bir süreç kapsamında, Orta Doğu’daki genel güvenlik durumunu değerlendirmek üzere Birleşik Arap Emirlikleri’ne yaptığı ziyaretin ardından geçen hafta ülkeye döndü.
Lee, diğer ülkelerin yaptığı gibi Güney Kore’nin de bölgedeki vatandaşlarını, gemilerini ve ham petrol taşıma güzergâhını korumak için “en azından asgari düzeyde faaliyetler” yürütmesi gerektiğinin açık olduğunu söyledi.
Güney Kore’nin Çeonghae askeri birliğinin bölgedeki ilgili faaliyetleri yürütmek amacıyla görev kapsamını genişlettiğini belirten Lee, ancak “bu konuda önlemleri güçlendirme yollarını değerlendirdiğimiz ve düşündüğümüz de doğrudur” dedi.
Trump, Kim Jong Un ile yeni bir görüşme istiyor Kuzey Kore ise acele etmiyor
Kuzey Kore-ABD diyaloğu ihtimali
Kuzey Kore lideri Kim Jong Un ile ABD Başkanı Donald Trump arasında yeniden diyalog kurulması ihtimali sorulan Lee, “Bu ihtimal göz ardı edilemez ancak bunun zor olacağı da açık” dedi. Lee, olasılığın ne kadar yüksek olduğunu belirleyemeyeceğini ifade etti.
Lee, “Bu ihtimali gerçeğe dönüştürmek için elimizden gelenin en iyisini yapmamız gerektiği açık” dedi.
Yeniden başlayacak bir diyaloğun, Koreler arası ilişkilerin geliştirilmesi ve Kore Yarımadası’nda barış ve istikrarın sağlanması açısından önemli bir basamak olacağını belirten Lee, şunları söyledi:
“Kuzey Kore-ABD diyaloğunun yeniden başlaması, iki Kore arasındaki diyaloğun yeniden başlamasından çok daha kolay olacaktır ve iki Kore arasındaki görüşmelerin yeniden başlamasına yardımcı olacaktır.”
Lee ayrıca, “Kuzey Kore-ABD diyaloğunu mümkün kılmak için ön arabulucu olarak üzerime düşen rolü oynamaya devam ediyorum” dedi.
İç politikada düşen destek ve yeniden seçilme tartışması
Lee’nin göreve gelmesinden bu yana yedinci basın toplantısı, kamuoyu desteğinin son haftalarda yüzde 30’ların ortalarına kadar gerilediği bir dönemde gerçekleşti. Özellikle genç seçmenler arasında desteğin azalmasının başlıca nedenleri arasında hızla yükselen konut fiyatları ve diğer siyasi tartışmalar gösteriliyor.
İç meselelerle ilgili konuşan Lee, anayasa değişikliği yoluyla yeniden seçilmeye çalışmayacağını bir kez daha vurguladı. Ayrıca mevcut anayasa kapsamında yeniden seçilmesinin mümkün olmadığını belirtti.
Televizyondan yayımlanan basın toplantısında Lee, “Yeniden seçilmeyi amaçlamadığımı bir kez daha açıkça ifade ediyorum” dedi.
Lee’nin açıklaması, muhalefet bloğunun, cumhurbaşkanının yeniden seçilmek istediği iddiasıyla niyetini açıklaması yönündeki çağrılarının ardından geldi. Ancak anayasanın ilgili maddesi, cumhurbaşkanlığı sisteminde yapılacak değişikliklerin, değişiklik sırasında görevde bulunan cumhurbaşkanına uygulanamayacağını öngörüyor.
Lee, “Anayasa değişikliği yoluyla yeniden seçilmem anayasal olarak mümkün değildir” dedi. Mevcut anayasanın eskidiğini belirten Lee, makul tartışmalar ve toplumsal uzlaşı yoluyla değiştirilmesi gerektiğini vurguladı.
Güney Kore, Trump’la yaptığı 350 milyar dolarlık anlaşmanın gereğini yerine getirecek mi?
ABD ile yatırım görüşmeleri
Lee, Seul yönetiminin Trump yönetimiyle 2025 yılında varılan daha geniş kapsamlı gümrük vergisi azaltma anlaşması kapsamında ABD’deki ilk yatırım projesini sonuçlandırmak için yürüttüğü görüşmelere de değindi.
Lee, hükümetin Washington ile anlaşmayı her iki ülkeye de fayda sağlayacak şekilde sonuçlandırmak için “yoğun bir tartışma” yürüttüğünü söyledi.
Konut piyasası ve ETF tartışması
Lee ayrıca kontrolden çıkan konut piyasasını istikrara kavuşturma taahhüdünü yineledi ve konut arzını hızla artırmak da dahil olmak üzere gerekli tüm önlemleri alacağını belirtti.
Devlet başkanı, tek hisse senedine dayalı kaldıraçlı borsa yatırım fonlarının (ETF) uygulanmasında politika eksiklikleri bulunduğunu da kabul etti.
Hükümet, mayıs ayında piyasaya sürülen bu fonların borsa oynaklığını artırdığı yönündeki yoğun eleştirilerin hedefi olmuştu.
Asya
Japonya Merkez Bankası faizleri 1995’ten bu yana en yüksek seviyeye çıkardı, yen değer kaybetti

Japonya Merkez Bankası, enflasyon risklerine dikkat çekerek faiz oranını yüzde 0,25 artırdı ve politika faizini yüzde 1,25’e yükseltti.
Japonya Merkez Bankası (BoJ), faiz oranlarını 31 yılın en yüksek seviyesine çıkararak, Washington’dan gelen artan baskılar ve küresel enflasyonla mücadele sürecinin etkisiyle para politikasını normalleştirme sürecini hızlandırdı.
BoJ’un politika kurulu, 7’ye karşı 2 oyla faiz oranını yüzde 0,25 puan artırma kararı aldı. Böylece hedef politika faizi yaklaşık yüzde 1,25 seviyesine yükseldi.
Cuma günü açıklanan karar, piyasalar tarafından büyük ölçüde bekleniyordu. Bu adım, yükselen fiyatlar ve zayıf yenin Japon tüketiciler üzerindeki baskıyı artırdığı bir dönemde geldi.
Ancak karar, yılın başlarında dolar karşısında 40 yılın en düşük seviyelerine gerileyen yeni desteklemedi. Japon para birimi açıklamanın ardından sert biçimde değer kaybederek dolar karşısında 157 yen seviyesini aştı. Nikkei 225 hisse senedi endeksi ise yüzde 1,9 yükseldi.
Moody Analytics’in Asya-Pasifik Başekonomisti Stephen Angrick, “BoJ’un piyasa beklentilerini aşması her zaman zor olacaktı çünkü çeyrek puanlık faiz artışı neredeyse tamamen fiyatlanmıştı” dedi.
Faiz artışı, Avrupa Merkez Bankası ve ABD Merkez Bankası’nın (Fed) benzer adımlarının ardından geldi. Dünya genelindeki merkez bankaları, Orta Doğu’daki çatışmaların tetiklediği fiyat artışları ve yapay zekâ patlamasının ekonomik sonuçlarıyla mücadele ediyor.
Haziran ayında faizleri yüzde 1 seviyesine çıkaran BoJ, daha önce faiz artışlarını yaklaşık altı aylık aralıklarla gerçekleştirmeyi planladığını belirtmişti. Ancak daha hızlı sıkılaştırma süreci, Japon yetkililerin temmuz ve ağustos aylarında yeni desteklemek amacıyla gerçekleştirdiği 96 milyar dolarlık döviz piyasası müdahalesinin ve ABD Hazine Bakanı Scott Bessent’in faiz artışlarının hızlandırılması yönündeki çağrılarının ardından geldi.
BoJ’un karar metnine eşlik eden açıklamalar, yönetim kurulunun ekim ayındaki toplantıda yeni bir faiz artışını değerlendirdiğine dair güçlü bir işaret vermedi. Nomura’nın döviz analistleri, karar öncesinde piyasanın art arda faiz artırımlarına düşük ihtimal verdiğini belirtti.
Financial Times’a konuşan analistler, kurulda karara karşı çıkan iki üyenin de Japonya Başbakanı Sanae Takaichi tarafından atandığına dikkat çekti. Takaichi, kamu harcamaları yoluyla ekonomik canlanmayı destekleyen politikaları savunuyor ve geçmişte daha sıkı para politikalarına yönelik eleştirilerde bulunmuştu.
Capital Economics’in Asya-Pasifik Başkanı Marcel Thieliant, “En şahin iki Yönetim Kurulu üyesinin gelecek temmuz ayında görevden ayrılmasıyla birlikte kurulun yapısı muhtemelen daha güvercin bir hale gelecek” değerlendirmesinde bulundu.
Ancak analistlere göre bankanın açıklamalarındaki genel ton hâlâ şahin nitelikteydi ve aralık ayına kadar en az bir faiz artışı daha yapılması ihtimalini açık bıraktı.
Analistler, merkez bankasının yeni desteklemede kritik bir rol oynayacağı beklentisinin de BoJ üzerindeki baskıyı artırdığını belirtti. Japonya, ithal enerji, gıda ve diğer hammaddelerin maliyetlerindeki artışlarla mücadele ediyor.
BoJ açıklamasında, önceki toplantılarda dile getirilen endişeler tekrarlandı. Buna göre, işletmeler arası işlemlerden kaynaklanan fiyat baskılarının “tüketici fiyatlarına yansımaya başlaması” nedeniyle temel enflasyonun bankanın yüzde 2’lik hedefinin üzerine çıkabileceği belirtildi.
ABD Merkez Bankası (Fed) de çarşamba günü, 2023’ten bu yana ilk kez faiz artırarak oranı yüzde 3,75-4 aralığına yükseltti. Bu gelişme, piyasalarda merkez bankaları arasında bir “faiz artırımı yarışı” yaşanabileceği endişelerini artırdı.
Bu durum, Japon yenindeki düşük faizlerden yararlanarak daha yüksek getirili varlıklara yatırım yapılmasına dayanan “yen carry trade” işlemleri açısından sonuçlar doğuracak.
Japonya’nın gösterge 10 yıllık devlet tahvili getirisi kararın ardından fazla değişmedi ancak hâlâ yaklaşık yüzde 3 seviyesinde işlem görüyordu. Bu, son 30 yılın en yüksek seviyesine yakın bir düzeydi.
Avrupa Merkez Bankası da geçen hafta faiz oranlarını 0,25 puan artırarak yüzde 2,5 seviyesine çıkarmıştı. Bu, bankanın bu yıl gerçekleştirdiği ikinci faiz artışıydı.
ABD Hazine Bakanı Bessent’in bu ay yaptığı ve Japonya Merkez Bankası’nın “doğru şeyi yapacağı” ve para politikasının gelişmelerin gerisinde kalmasına izin vermeyeceği yönündeki açıklamaları, BoJ Başkanı Kazuo Ueda üzerindeki baskıyı daha da artırdı.
Avrupa2 hafta önceKoçbaşı olarak AfD
Ortadoğu2 hafta önceİsrail Deniz Kuvvetleri Komutanı, Türkiye’yi tehdit etti
Asya2 hafta önceÇin’in HQ-17AE kısa menzilli hava savunma sistemi Pakistan’ın İHA savunmasını güçlendirecek
Asya1 hafta önceDeepSeek mühendisi: “Gelecek ya komünizm olacak ya Cyberpunk”
Dünya Basını2 hafta önceProf. Hanke: Washington’dan gelen hiçbir açıklamaya güvenemezsiniz
Dünya Basını1 hafta önceİktisatçı Milanovic: Küresel neoliberalizm bitti, yeni bir evreye geçtik
Asya2 hafta önceİran ile Çin arasında milyarlarca dolarlık gizli ticaret ağı
Asya2 hafta önceYatırımcılar DeepSeek payı için yüksek komisyonları göze alıyor










