Asya
Lai, Tayvan’ın “özgürlüğünden vazgeçmeyeceğini” söyledi, yeni İHA bütçeleri sözü verdi

Tayvan lideri Lai Ching-te, dört yıllık görev süresinin yarı noktasına gelmesini vesile eden çarşamba günkü konuşmasında, Pekin’i kızdıracak sözler söyledi. Tayvan’ın “bağımsız bir ülke” olduğunu savunan Lai, İHA programları için yeni bir bütçeyi ilerletme sözü verdi.
Tayvan’ın muhalefet kontrolündeki yasama organı, bu ayın başlarında onayladığı uzun süredir beklenen savunma bütçesinden yerli İHA üretimini çıkarmıştı.
Lai ayrıca, ABD Başkanı Donald Trump’ın Çinli mevkidaşı Xi Jinping ile görüşmesinden günler sonra, Tayvan’ın statüsüne ilişkin tutumunu yineleme fırsatı buldu. Xi, görüşmede Tayvan’ın kırmızı çizgi olduğunu hatırlatarak, ABD’ye bu kırmızı çizgiyi aşmaları halinde ‘çatışma çıkabileceği’ uyarısında bulunmuştu.
Trump ise sonrasında “hiçbir taahhütte” bulunmadığını, ancak Taipei için yeni bir silah paketini onaylayıp onaylamama konusunda hâlâ karar aşamasında olduğunu söyledi; ayrıca ABD’nin “birilerinin ‘Hadi bağımsız olalım’ demesini istemediğini” vurguladı.
Lai, Tayvan için anakaradan ayrı olarak kullandıkları adı söyleyerek: “Çin Cumhuriyeti, Tayvan egemen ve bağımsız bir ülkedir” dedi.
Lai, son iki yılda yaptığı savunma hamlelerine değinerek, “Savunma reformu, silahların güncellenmesinden ibaret değildir; personel, eğitim, lojistik, kurumlar ve toplumsal desteğin kapsamlı biçimde güçlendirilmesini içerir,” dedi.
Savunmaya odaklanmasının amacının “kışkırtmak değil, savaşı önlemek” olduğunu iddia etti.
“Benzer düşünen ülkelerle birlikte çalışıyoruz; kimseye karşı olmak için değil, Tayvan Boğazı’nda ve Hint-Pasifik bölgesinde barış ve istikrarı korumak için,” diye savundu.
İlk sunduğu 40 milyar dolarlık savunma bütçesinde yasama organının yaptığı kesintilerden yakınan Lai, yerli İHA tedarik zincirini inşa etmek için başka bir yol izleyeceğini söyledi.
“Yasama Yuanı’nın özel savunma bütçesine ilişkin yasa tasarısını tam olarak kabul etmemesi, Tayvan Boğazı’nda barış ve istikrar statükosu üzerinde kaçınılmaz olarak ağır bir etki yaratacaktır. Bunu düzeltmek için hükümet alternatif bir özel yasa çıkaracak ve yıllık bütçemizdeki artışların yanı sıra ek bütçeleri de kullanarak ‘akıllı ve sürdürülebilir ulusal savunma kabiliyetleri’ oluşturacaktır” dedi.
Ana muhalefet partisi Kuomintang ve Tayvan Halk Partisi, Lai’nin aşırı savunma harcamalarına ve adayı silahlandırma çabalarına karşı çıkarak, bunun adayı tehlikeye atacağını ve Çin’in tepkisini doğuracağını söylüyorlar. Muhalefet ayrıca sık sık, yolsuzluk ve kayırmacılığa karşı önlem alınması çağrısı yapıyor.
Lai, konuşması sırasında ABD’nin Tayvan’a süregelen desteğinden duyduğu memnuniyeti dile getirdi ve “fırsatı olsa” Trump’a, bölgesel istikrarı bozan tarafın Çin olduğunu söyleyeceğini ima etti.
Pekin’den Lai’ye tepki: Tayvan halkının çıkarlarını tehlikeye atıyor
Lai’nin konuştuğu aynı sabah, Çin’in Tayvan İşleri Ofisi açıklama yaparak Tayvan halkının “yeniden birleşme ve ulusal canlanma” için çalışmasını umduğunu söyledi.
Açıklamada, Tayvan lideri Lai Ching-te’nin son iki yıldaki eylemleri kınanarak bunların Tayvan’daki halkın çıkarlarını ve refahını zayıflattığı ve kamuoyunda artan hoşnutsuzluğa yol açtığı belirtildi.
Devlet Konseyi Tayvan İşleri Ofisi Sözcüsü Zhu Fenglian, olağan basın toplantısında, Lai’nin 2024’te göreve gelmesinden bu yana ısrarla “Tayvan bağımsızlığı” çizgisine bağlı kaldığını, ayrılıkçı ideolojileri teşvik ettiğini ve Boğaz’ın iki yakası arasındaki temasları ve işbirliğini kasıtlı olarak engellediğini belirtti.
Zhu, Lai yönetimini “demokrasi” ve “barış” kisvesi altında “demokrasiye karşı otoriterlik” anlatısı uydurarak Boğaz’ın iki yakası arasında cepheleşmeyi kışkırtmakla suçladı. Boğaz’ın iki yakası arasındaki ticareti birbirinden koparma ve sanayi ile tedarik zincirlerini kesme çabalarını eleştiren Zhu, bu adımların Demokratik İlerleme Partisi’nin siyasi gündemine hizmet etmek için kamu refahını ve ekonomik gerçekleri görmezden geldiğini savundu.
Zhu ayrıca Lai yönetiminin Tayvan’ın yargı sistemini siyasi muhalifleri bastırmak için kötüye kullandığını ve siyasi iç çekişmeleri organize ettiğini söyledi. Yetkilileri, kamu kaynaklarını israf etmekle ve “Tayvan bağımsızlığı” arayışı için dış destek ve askeri araçlar peşinde koşmakla da eleştirdi.
Zhu’nun açıklamaları, Tayvan merkezli TVBS tarafından kısa süre önce yayımlanan bir anketle aynı döneme denk geldi. Ankete göre katılımcıların yüzde 45’i Lai’nin performansından memnun olmadığını belirtirken, yüzde 38’i memnun olduğunu söyledi. Geleceğe bakıldığında, yüzde 51 Lai’nin ilerideki performansına güven duymadığını ifade ederken, yüzde 41 güven duyduğunu belirtti.
Zhu, “Lai yönetiminin gerici eylemleri, Tayvan’da barış, kalkınma, temaslar ve işbirliğinden yana olan ana akım kamuoyundan ciddi biçimde sapmıştır,” dedi ve bu eylemlerin Boğaz’ın iki yakası arasındaki barış ve istikrarı ağır biçimde zayıflattığını, Tayvan’ı askeri çatışma riskiyle karşı karşıya bıraktığını ekledi.
Salı günü, Lai’nin görev süresinin ikinci yıl dönümünün arifesinde Tayvan’ın “Yasama Yuanı”nda bir azil oylaması yapıldı; bu, bir Tayvan liderini hedef alan bu tür ilk oylamaydı. Önerge başarısız olsa da muhalefet partileri, bunun Lai’ye yönelik kamuoyu hoşnutsuzluğunu yansıttığını söyledi.
Tayvan, Birleşmiş Milletler ve ABD tarafından da resmi olarak Çin’in bir parçası olarak kabul ediliyor. Ancak ABD, Çin’e karşı Tayvan’ı bir koz olarak kullanıyor ve adayı silahlandırıyor. Çin, Washington’ın da resmi olarak kabul ettiği ‘tek Çin’ ilkesi doğrultusunda Tayvan’ın bağımsızlığına yönelik girişimlere karşı çıkıyor ve gerekirse ada ile ‘zorla yeniden birleşmeyi’ savunuyor.
Asya
Tokyo’dan Rusya açılımı

Japonya federal hükümeti, Rusya’ya yönelik G7 yaptırımlarını desteklemeyi sürdürürken, ulusal çıkarları doğrultusunda Moskova ile ikili ilişkileri korumanın gerekli olduğunu açıkladı.
Japonya federal hükümeti, Rusya’ya yönelik uygulanan uluslararası yaptırımlara bağlı kalırken, ulusal çıkarlarını korumak adına Moskova ile ikili ilişkileri sürdürmeyi hedefliyor.
Japonya Kabine Başsekreteri Minoru Kihara, düzenlediği basın toplantısında Tokyo’nun Rusya politikasındaki bu hassas dengeye dikkat çekti. Kihara, konuya ilişkin açıklamasında şu ifadeleri kullandı:
“Rusya’ya yönelik adımlarımız bağlamında, yaptırımların uygulanması hususunda G7 dahil uluslararası toplumla işbirliği içindeyiz. Diğer yandan Rusya komşu bir ülkedir ve ikili ilişkilerin sürdürülmesi önem taşımaktadır. Ülkemizin ulusal çıkarlarına uygun olan esaslar çerçevesinde, dış politikamız doğrultusunda gereken adımları atmaya devam edeceğiz.”
Japonya, Rusya’nın Ukrayna’ya yönelik askeri operasyonunun başlamasının ardından uluslararası yaptırım kararlarına katılım sağlamıştı.
Moskova ise bu yaptırımlara, Tokyo’nun kısıtlamalarının “dostane olmayan niteliğini” gerekçe göstererek Güney Kuril Adaları’na ilişkin barış antlaşması müzakerelerini tek taraflı olarak sonlandırarak yanıt vermişti.
Görüşmelerin geleceğine dair Rusya cephesinden de ihtiyatlı açıklamalar geliyor. Kremlin Sözcüsü Dmitri Peskov, Nisan 2025’te yaptığı açıklamada, Tokyo’nun mevcut tutumu sebebiyle Japonya ile müzakerelerin yürütülmesinin ve bir barış antlaşması imzalanmasının şu aşamada pek olası görünmediğini ifade etmişti.
Şirket varlıklarını koruma çabası
Diplomatik ilişkilerdeki tıkanıklığa rağmen iki ülke arasında teknik düzeydeki temaslar sürüyor. Japon hükümet yetkilileri, Mayıs 2026’da gerçekleştirdikleri Rusya ziyareti kapsamında Rusya Ekonomik Kalkınma Bakanlığı ile Sanayi ve Ticaret Bakanlığı temsilcileriyle bir araya geldi.
Bu resmi ziyaretin amacının, Rusya’da faaliyet gösteren Japon şirketlerinin ticari varlıklarının korunması için Rus makamlarıyla koordinasyon sağlamak olduğu bildirildi.
Japonya’da yayımlanan Sankei Shimbun gazetesi, hükümet heyetinin Moskova’ya gerçekleştirdiği bu ziyaretin hazırlık aşamasında Japon kamuoyunda farklı tepkilere yol açtığını aktardı.
Yükselen eleştiriler üzerine Japonya Ekonomi Bakanlığı tarafından yayımlanan açıklamada, heyet gönderilmesinin Rusya’ya yönelik yaptırım politikasının esnetildiği anlamına gelmediği vurgulandı.
Bakanlık açıklamasında, “Ülkemiz, G7 ile koordinasyon halinde Rusya karşıtı yaptırımları uygulamaya devam etme kararlılığını sürdürmektedir; şu aşamada Rusya ile yeni bir işbirliği geliştirilmesi için uygun koşullar oluşmamıştır” denildi.
Asya
Rusya’daki yakıt krizi Orta Asya’yı da etkiliyor

Ukrayna’nın insansız hava aracı saldırıları sonucu Rusya’nın petrol rafineri kapasitesinin önemli bölümünün devre dışı kalması, Orta Asya’da akaryakıt piyasalarını da etkilemeye başladı. Kırgızistan alternatif tedarik arayışına girerken, Özbekistan’da benzin fiyatları yükseldi, Kazakistan ise iç piyasada arz sıkıntısı yaşanmaması için sınır kontrollerini sıkılaştırdı.
Ukrayna’nın insansız hava aracı saldırıları sonucu Rusya’nın petrol rafineri kapasitesinin dörtte birinden fazlasının devre dışı kalmasının yol açtığı yakıt sıkıntısı, Orta Asya piyasalarına da yansımaya başladı.
Benzinin yüzde 90’dan fazlasını Rusya’dan temin eden Kırgızistan’da, Rusya’nın neredeyse tüm bölgelerinde yürürlüğe giren yakıt satış kısıtlamalarının ardından arz sorunu yaşanıyor.
Kırgızistan Petrol Tüccarları Birliği Başkanı Kanatbek Eşatov, haziran ayı sonunda yaptığı açıklamada, Rusya’dan yapılan sevkiyatların sınırlandırılması ve mevsimsel talep artışı nedeniyle Ai-95 ve Ai-98 benzin türlerinde kıtlık oluştuğunu bildirdi.
Bunun ardından Bişkek yönetimi, istikrarlı yakıt tedarikinin sağlanmasına destek verilmesi amacıyla Kazakistan, Belarus, Azerbaycan, Özbekistan ve Türkmenistan’a başvurdu.
Kırgızistan Enerji Bakanlığı bu girişimi duyururken, hükümetin akaryakıt fiyatlarını devlet denetimine alma sürecini de başlattığını açıkladı.
Rusya nisan ayından bu yana benzin ihracatına ambargo uyguluyor. Moskova’nın dizel ihracatını da yasaklaması ihtimali değerlendiriliyor.
Resmi olarak bu ambargo, Kırgızistan’ın da üyesi olduğu Avrasya Ekonomik Birliği ülkelerine ya da Özbekistan örneğinde olduğu gibi hükümetler arası anlaşmalar kapsamında yapılan sevkiyatları kapsamıyor. Ancak ülkedeki yakıt açığı nedeniyle Rusya’nın yurt dışına akaryakıt göndermesi giderek zorlaşıyor.
Tersine, Rusya artık Belarus ve Hindistan’dan ek yakıt alımı yapıyor. Kazakistan da insani yardım kapsamında Rusya’ya 50 bin ton benzin göndermeyi kabul etti.
Bu miktarın Rusya’nın yaklaşık yarım günlük benzin tüketimine karşılık geldiği belirtiliyor.
Rusya’da “fiziksel yakıt yetersizliği” oluştu
Eski Gazprom Neft yöneticisi, bugün ise Berlin Carnegie Rusya ve Avrasya Merkezi’nde kıdemli araştırmacı olarak görev yapan Sergey Vakulenko’nun değerlendirmesine göre, 20 Haziran itibarıyla Rusya’daki petrol rafineri kapasitesinin yaklaşık yüzde 28’i devre dışı kaldı.
Vakulenko, The Wall Street Journal’a yaptığı açıklamada, “Bütün bunlar, Ukrayna’nın gönderebildiği insansız hava araçlarının sayısındaki keskin artışla bağlantılı. [Rusya’nın yakıt piyasasındaki] sorun artık lojistik güçlükler ya da piyasa dengesizlikleri değil, fiziksel yakıt yetersizliği” ifadelerini kullandı.
Rusya’dan gelen sevkiyatların azalması Özbekistan’da da etkisini gösterdi. Bloomberg’in, yerel yayın organı Spot.uz‘a dayandırdığı habere göre, Ai-92 benzininin emtia borsasındaki fiyatı haziran ayının başından bu yana yüzde 11,8 arttı.
Kazakistan önlem aldı
Orta Asya’nın en büyük petrol üreticisi Kazakistan ise demir yoluyla belirli petrol ürünleri ve hafif distilatların ihracatını yasakladı.
Bloomberg’in aktardığına göre ülke ayrıca, Rusya’ya yakıt taşıyarak fiyat farkından yararlanmaya çalışan spekülatörlerin iç piyasada sıkıntı yaratmasını önlemek amacıyla sınır kontrollerini sıkılaştırdı ve araçların sınırı günde yalnızca bir kez geçmesine izin verdi.
Başbakan Oljas Bektenov, 20 Haziran’da hükümete yakıt kıtlığının önlenmesi için gerekli tüm tedbirlerin alınması talimatını verdi. Bu önlemler arasında sınır denetimlerinin daha da sıkılaştırılması da yer aldı.
Haziran ayı sonunda Kazakistan, Karaçaganak petrol ve doğal gaz sahasındaki üretimi de dörtte birden fazla azaltmak zorunda kaldı.
Bu sahadan çıkarılan doğal gaz, Ukrayna’nın insansız hava aracı saldırısının ardından faaliyetini durduran Rusya’nın Orenburg kentindeki gaz işleme tesisine gönderiliyor, işlendiikten sonra yeniden Kazakistan’a aktarılıyor.
Karaçaganak sahası, Kazakistan’ın toplam petrol üretiminin yaklaşık yüzde 10’unu karşılıyor.
Sahada petrol ve doğal gaz birlikte üretildiği için, doğal gaz üretimini önemli ölçüde azaltmadan petrol üretimini aynı seviyede sürdürmek teknik olarak mümkün olmadı. Bu nedenle gaz üretimindeki kesinti, petrol üretiminin de azaltılmasını beraberinde getirdi.
Rus tarım şirketleri, yakıt krizi nedeniyle dizel yerine gaza yöneliyor
Asya
Kırgızistan akaryakıt arzı için altı ülkeden destek istedi

Kırgızistan hükümeti, olası yakıt sıkıntısını önlemek amacıyla Rusya, Kazakistan, Belarus, Azerbaycan, Özbekistan ve Türkmenistan’dan akaryakıt sevkiyatlarının artırılmasını talep etti. Enerji Bakanlığı, Ortadoğu’daki jeopolitik gerilim, uluslararası lojistik riskleri ve küresel petrol fiyatlarındaki artışın ülkenin yakıt arzı üzerinde baskı oluşturduğunu bildirdi.
Kırgızistan, ülkede olası yakıt sıkıntısının önüne geçebilmek amacıyla Rusya, Kazakistan, Belarus, Azerbaycan, Özbekistan ve Türkmenistan’dan benzin ile diğer akaryakıt ürünlerinin sevkiyatını artırmalarını talep etti.
Ülkenin Enerji Bakanlığı, bu adımın ülkedeki yakıt arzının kesintisiz sürdürülmesini amaçladığını açıkladı.
Bakanlığın açıklamasında, “Yakıt arzının sürdürülebilirliğini korumak amacıyla Rusya Federasyonu, Kazakistan Cumhuriyeti, Belarus Cumhuriyeti, Azerbaycan Cumhuriyeti, Özbekistan Cumhuriyeti ve Türkmenistan’ın yetkili devlet kurumlarına resmi başvurular gönderildi. Aynı zamanda tedarik kaynaklarının çeşitlendirilmesi ve bu alandaki uluslararası işbirliğinin genişletilmesi için görüşmeler yürütülüyor” ifadeleri kullanıldı.
Kırgızistan Enerji Bakanlığı, ülkenin akaryakıt ihtiyacının büyük bölümünü ithalat yoluyla karşıladığını hatırlattı. Açıklamada, olası arz sıkıntısının başlıca nedenleri arasında Ortadoğu’daki jeopolitik gerilim, uluslararası lojistikte ortaya çıkan riskler ve dünya petrol fiyatlarındaki yükseliş gösterildi.
Bakanlık ayrıca, ülkenin ham petrolü akaryakıta dönüştürme kapasitesini artırmaya yönelik çalışmaların da sürdüğünü bildirdi.
Kırgızistan Ulusal İstatistik Komitesi verilerine göre, ülkede tüketilen benzin ve motorinin büyük bölümü ithalat yoluyla sağlanıyor.
Rusya Başbakan Yardımcısı Aleksandr Novak ise 1 Temmuz’da yaptığı açıklamada, Rusya’nın iç piyasasında benzin ve motorin arzının yeterli olduğunu söyledi.
Novak, Rusya Merkez Bankası Finans Kongresi’nin genel oturumunda yaptığı konuşmada, “Genel olarak söylemek isterim ki, bazı rafinerilerde bakım çalışmaları sürmesine rağmen iç piyasa hem benzin hem de dizel yakıt açısından yeterli düzeyde arz ediliyor” ifadelerini kullandı.
Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin de 28 Haziran’da, ülkede sürücüler ile işletmelerin yakıta erişiminde yaşanan sorunların devam ettiğini belirterek piyasanın istikrara kavuşturulması için sistematik önlemler alınmasını istedi.
Putin, en büyük rafinerilerin azami kapasiteyle çalıştığını, planlı bakım çalışmalarının ertelendiğini ve benzin stoklarının 1,7 milyon ton seviyesinde bulunduğunu, bunun geçen yılın aynı dönemine göre yüzde 4 daha düşük olduğunu söyledi.
RBK’nın haberine göre, Rusya’da merkezi yönetim ya da bazı akaryakıt istasyonu zincirlerinin yakıt satışına yönelik çeşitli sınırlamalar uyguladığı bölgelerin sayısı yaklaşık 60’a ulaştı.
Avrupa1 hafta önceKuzey Akım sabotajında ‘porno filmi kılıfı’ iddiası
Görüş2 hafta önceHeidegger’in kulübesindeki Avrupa solu
Rusya4 gün önce“Planlarımızda Kiev rejimini kurtarmak yok”
Dünya Basını2 hafta önceVaroufakis: Avrupa Birliği liderleri kesik başlı tavuk gibi
Söyleşi5 gün önce“Kapitalizmin özgürlükçü bir toplumsal düzene ihtiyacı yoktur”
Dünya Basını2 hafta önceİran savaşı küresel güç dengelerini nasıl yeniden şekillendirdi?
Dünya Basını2 hafta önceProf. Diesen: ABD sadece zaman kazanıyor, İran’ı yok etme hedefi değişmedi
Dünya Basını1 hafta önceCSIS: Ankara Zirvesi ‘NATO 3.0’ın Sahadaki Yansıması









