Diplomasi
Ukrayna, Rusya’nın dondurulan varlıklarına erişim için Trump’ın desteğini istiyor

Ukrayna, Donald Trump’ın yeniden göreve gelmesiyle birlikte, silah tedariklerini finanse etmek amacıyla Rusya’nın dondurulan varlıklarına erişim sağlamak için girişimlerini yoğunlaştırdı. Kiev, Trump’ın desteğiyle Avrupa’nın bu konudaki çekincelerini aşmayı umuyor.
Washington Post (WP) gazetesinin ismi belirtilmeyen yetkililere dayandırdığı haberine göre, Donald Trump’ın yeniden başkanlık koltuğuna oturmasıyla birlikte Ukrayna, silah tedariklerini finanse etmek için Rusya’nın dondurulan varlıklarına erişme çabalarını artırdı.
Kiev, bu konuda Avrupa’nın direncini kırmak için ABD’nin yeni başkanının desteğini almayı umuyor.
Ukrayna tarafı, dış yardımları azaltma hedefi olan Trump yönetiminin, bu alternatif finansman kaynağına ilgi göstereceğini düşünüyor.
Fakat bu girişimin hayata geçirilmesi, Avrupa Birliği’nin (AB) geniş çaplı desteği olmadan pek olası görülmüyor.
WP, Almanya ve Fransa gibi bazı ülkelerin, finans sistemlerine olan güveni zedeleyeceği endişesiyle varlıkların müsaderesine kesinlikle karşı çıktığını belirtiyor.
Bununla birlikte, bazı Avrupalı yetkililer, Ukrayna’ya yeni finansman kaynakları bulmada zorluk yaşanması hâlinde veya Rus varlıklarının savaşın sona ermesi için yapılacak müzakerelerin konusu olması durumunda pozisyonlarının değişebileceğini de göz ardı etmiyor.
Habere göre, Ukrayna Devlet Başkanı Vladimir Zelenskiy ve yakın çevresi, Moskova’ya baskı uygulama çabaları kapsamında bu konuda özellikle aktif rol alıyor.
Ukraynalı yetkililer, yeni ABD yönetiminin bu konudaki pozisyonu hakkında net bir fikirleri olmadığını belirtirken, Biden ekibinden bazı isimlerin bu tür bir uygulamayı desteklediğini hatırlatıyorlar.
WP’nin aktardığına göre, AB Dış İlişkiler Yüksek Temsilcisi Kaja Kallas dahil bazı Avrupalı yetkililer de bu adımı desteklese de Trump’ın tavrı temel belirleyici olarak öne çıkıyor.
Ukrayna Devlet Başkanı Zelenskiy’in danışmanlarından İrina Mudra, “Trump’ın daha şüpheci olan ülkelerin fikrini değiştirebilecek potansiyeli var,” dedi.
Mudra, Ukrayna’nın Rus varlıklarının devredilmesinin savaşın sona ermesi için önemli bir araç olduğu konusunda ortakları ikna etmede Trump’ın yardımına ihtiyacı olduğunu belirtti ve “Başkan Trump’ın değişim getirebilecek kişi olduğuna kesinlikle inanıyoruz,” ifadelerini kullandı.
Bazı Ukraynalı yetkililer, Trump’ın uluslararası politikadaki “sert yaklaşımına” başarı umudu bağlıyor.
Gizliliği koşuluyla konuşan bir Ukraynalı yetkili, “Bütün Grönland’ı almak isteyen bir kişi için bunun sorun olmaması gerekir,” değerlendirmesini yaptı.
Peterson Uluslararası Ekonomi Enstitüsü kıdemli araştırmacısı Jacob Kirkegaard ise, Ukraynalı yetkililerin Trump’ı Rusya’nın dondurulan varlıklarını Amerikan silahları satın almak için kullanarak etkilemeye çalıştıklarını ifade etti ve “Bu doğrudan bir takas: Hizmet karşılığında hizmet. Ukraynalılar, Trump’ın bu argümanı Avrupalılara karşı kullanmasını istiyor: ‘Ukrayna’ya silah sevkiyatına devam etmemi istiyorsanız, bunu Rus parasından yapalım,’” diye konuştu.
Daha önce Vladimir Zelenskiy, Lex Fridman’a verdiği mülakatta, Rusya’nın varlıklarına el konulması konusunda Trump’a başvurduğunu ve bu varlıkların ABD’den silah almak için kullanılabileceğini kabul etmişti.
Mülakattan, bu görüşmelerin doğrudan mı yoksa aracılar yoluyla mı yapıldığı net olarak anlaşılmıyor. Zelenskiy, “Biz ABD’den hediye istemiyoruz. Bu Amerikan endüstrisi için kârlı bir durum. Biz para yatıracağız. Rus parası, Ukrayna veya Avrupa parası değil,” demişti.
Rusya’nın Ukrayna’ya askeri müdahalesinin başlamasının ardından, AB ve G7 ülkeleri Rusya’nın yaklaşık 300 milyar avro döviz rezervini dondurmuştu; bunun 200 milyar avrosundan fazlası AB’de ve büyük bir kısmı da Brüksel merkezli Euroclear takas sisteminde bulunuyor.
Şimdiye kadar Kiev’e yardım için yalnızca bu fonların getirisi kullanılıyordu. Bloomberg, Rusya’nın dondurulan varlıklarından elde edilen gelirin yıllık 3 ila 5 milyar avro olduğunu tahmin ediyor.
G7 ülkeleri, daha önce Rus varlıklarından elde edilen gelirle ödenmek üzere Ukrayna’ya 50 milyar avroluk bir kredi verme olasılığını tartışmışlardı.
ABD ve AB’nin 20 milyar avro, kalan 10 milyar avronun ise İngiltere, Japonya ve Kanada arasında paylaşılacağı düşünülüyordu. Ancak Washington, Rus varlıklarının AB’de uzun bir süre boyunca dondurulmuş kalacağının garantisini istiyordu.
Diplomasi
Reuters: Çin, Suudi Arabistan’ın talebiyle İran’dan Husileri dizginlemesini istedi

Reuters’a konuşan kaynaklara göre Çin, Suudi Arabistan’ın yardım istemesi üzerine Tahran’dan Yemen’deki Husileri kontrol altına almasını özel olarak talep etti.
Kaynaklara göre Riyad, Husilerin Kızıldeniz kıyısı boyunca ve Bab el-Mendeb Boğazı çevresinde hızla ilerlemesinin ardından Çin’e başvurdu. Bu gelişmeler, Suudi petrol ihracatını ve deniz taşımacılığını daha fazla risk altında bıraktı.
Kaynaklar, Çin’in kamuoyu önünde itidal, diyalog ve güvenli deniz ulaşımının yeniden sağlanması çağrısı yaptığını, ancak özel mesajının bu açıklamaların ötesine geçtiğini iddia etti.
Pekin, İran’ın Husiler üzerindeki etkisini kullanarak dünyanın en büyük ikinci ekonomisi olan Çin’in bağımlı olduğu enerji rotalarında çatışmanın daha fazla yayılmasını önlemeye yardımcı olmasını istiyor.
Görüşmeler hakkında bilgilendirilen ve kimliklerinin açıklanmaması şartıyla konuşan kaynaklar, mesajın nasıl iletildiğine veya İran Dışişleri Bakanı Abbas Arakçi’nin çarşamba günü Çin’e yaptığı ziyaret sırasında aktarılıp aktarılmadığına ilişkin ayrıntı vermedi.
Kaynaklara göre Tahran’ın yanıtı, bölgedeki istikrar ve barışın ABD-İsrail’in İran’a yönelik savaşının sona ermesine bağlı olduğu yönünde oldu.
Reuters’ın konuyla ilgili yorum talebine yanıt veren Çin Dışişleri Bakanlığı şu açıklamayı yaptı:
“Çin, bölgesel gerilimlerin Yemen ve Kızıldeniz’e daha fazla yayılmasını görmek istemiyor. Bölgesel istikrarsızlığın tırmanması hiçbir tarafın çıkarına değildir.”
Bakanlık ayrıca şu ifadeleri kullandı:
“Tüm ülkelerin egemenliğine ve güvenliğine saygı gösterilmeli, insanların yaşamı için hayati öneme sahip tesisler hedef alınmamalıdır. Çin, durumu daha karmaşık hale getiren eylemlere son verilmesi çağrısında bulunuyor ve sorunların diyalog ve müzakere yoluyla çözülmesini destekliyor.”
Üç İranlı kaynağa göre Tahran’ın Pekin tarafından dile getirilen kaygılar doğrultusunda hareket edip etmeyeceği belirsizliğini koruyor.
Ancak kaynaklar, ABD ile süren gerilimler karşısında Çin ile ilişkilerin İran için önemli ekonomik ve stratejik ağırlık taşıdığını belirtti.
Çin, savaş ve yaptırımlar nedeniyle ağır baskı altında olan İran ekonomisini desteklemek ve petrol sektörünün sürdürülebilirliğini sağlamak için gerekli yatırımları yapabilecek mali kapasiteye sahip az sayıdaki ülkeden biri.
Pekin ayrıca diplomatik etkisini de göstermiş durumda. Çin, 2023 yılında İran ile Suudi Arabistan arasında yıllarca süren düşmanlığın ardından ilişkilerin yeniden kurulmasını sağlayan anlaşmaya arabuluculuk etmişti.
Ancak bu etkinin sınırları bulunuyor. İran’daki eleştirmenler, iki ülke arasında 2021 yılında imzalanan 25 yıllık iş birliği anlaşmasına rağmen Çin’in petrol dışı ticaret ve yatırım seviyesinin görece sınırlı kalmasından şikâyet ediyor. Özellikle Çin’in Körfez Arap ülkelerine yönelik artan yatırım taahhütleriyle karşılaştırıldığında bu durum dikkat çekiyor.
İki İranlı kaynak, Pekin’in çıkarlarının İran’ın karar alma sürecindeki birçok unsurdan yalnızca biri olduğunu söyledi.
Kaynaklara göre İran’ın kararları; stratejik, ekonomik ve siyasi öncelikler arasındaki dengeler tarafından şekilleniyor.
Diplomasi
Kanada, “light” AB üyeliğini memnuniyetle karşıladı

Kanada Başbakanı Mark Carney, ülkesinin AB ile “demokrasiler için bir yol gösterici” olarak hareket edecek bir “geleceğin ittifakı” kurmaya hazır olduğunu söyledi.
Dün yaptığı konuşmada Avrupa Komisyonu Başkanı Ursula von der Leyen, AB’nin Kanada’nın bloğun ilk “ortak üyesi” olması için kapıyı açacağını belirtti.
Von der Leyen’in konuşmasının hemen ardından, Kanada’nın AB Büyükelçisi bu terimle arasında mesafe koymuş gibi göründü ve “henüz o noktada olmadıklarını” söyledi.
Fakat bugün (17 Eylül) Avrupa Parlamentosu’nda konuşan Carney bu fikri destekledi.
Carney, “Bu hedefi memnuniyetle karşılıyoruz; anketler, Kanadalıların ezici çoğunluğunun çok daha yakın bağları desteklediğini gösteriyor,” dedi ve şöyle devam etti:
“Kanada ve Avrupa coğrafya ile bağlı değil. Bizi birbirimize bağlayan şey bir yakınlıktır; bu, iradi, seçilmiş ve yenilenen bir yakınlıktır ve bu özelliği sayesinde daha da güçlenmektedir.”
Carney, Avrupa ile Kanada’nın ilişkilerini derinleştirmesi gereken alanlar arasında kritik mineraller, savunma sanayi kapasitesi, yapay zeka ve bilgi işlem, enerji güvenliği, uzay ve ödemelerin yer aldığını sıraladı.
Başbakan, “Cesur ve kararlı olursak, işlev bazında ittifak kurabiliriz,” dedi ve AB ile Kanada arasındaki bir ittifakın “diğer demokrasiler için bir yol gösterici olacağını” ekledi.
Öte yandan gece boyunca, ABD Başkanı Donald Trump bu öneriyle alay etti. Ama fikri reddederken, Ottawa ve Brüksel’e, Washington’a karşı birleşmeleri halinde ticaret gümrük vergileri uygulama tehdidini dile getirdi.
Perşembe günü Carney yanıt verdi. Kanadalı, “Ne önermediğim konusunda net olmak istiyorum. Daha iyi tavırlara sahip bir büyük güç rakibi olmak amacıyla üçüncü bir blok önermiyorum,” dedi ve şöyle devam etti:
“Kimsenin açık pazarlarımızı kontrol edememesi, egemenliğimizi zedeleyememesi, toprak bütünlüğümüzü tehdit edememesi veya özgürlüklerimizi, demokrasilerimizi ve hukukun üstünlüğünü baltalayamaması için dayanıklılık peşindeyiz.”
Diplomasi
ABD ve Japonya, çip fabrikası kurmak üzere görüşüyor

ABD ve Japonya, iki ülke arasındaki gümrük vergisi anlaşması kapsamında ABD’de bir yarı iletken fabrikası inşa etmek üzere görüşüyor.
Müzakerelere aşina olan her iki hükümetten yetkililer Nikkei’ye verdikleri bilgiye göre, projenin toplam değeri 2 trilyon ila 3 trilyon yen (12,8 milyar ila 19,3 milyar dolar) arasında olabilir. Gümrük vergisi anlaşması kapsamında Japonya’nın yatırımları şu ana kadar enerji projeleriyle sınırlı kalmıştı.
Yeni girişim ise teknoloji ve imalat alanlarını da kapsıyor. Bu, Japonya’nın toplamda 550 milyar doları bulan yatırım projelerinden biri.
Kaynaklara göre Washington, bir çip üretim projesinin kurulma olasılığını gündeme getirdi ve iki taraf, diğer konuların yanı sıra yatırımın geri kazanılmasına ilişkin beklentileri de görüşüyor.
Pazartesi ve Salı günleri çalışma düzeyinde görüşmeler yapıldı. Plana göre, ABD merkezli sözleşmeli çip üreticisi GlobalFoundries, mantık yarı iletkenlerinin üretilmesinin beklendiği yeni fabrikayı işletecek.
Taraflar halen müzakere aşamasında ve işletme kuruluşu, yatırım tutarı, üretim teknolojisi ve tesisin yeri gibi önemli ayrıntılar henüz kesinleşmedi.
Japon hükümeti daha önce, 550 milyar dolarlık yatırım çerçevesinin Tayvanlı çip üreticileri de dahil olmak üzere şirketlerin ABD’de tesis kurmalarını desteklemek için kullanılabileceğini belirtmişti.
Fakat münferit projelerin yine de ABD-Japonya ortak danışma mekanizması aracılığıyla incelenmesi ve onaylanması gerekiyor.
Çip fabrikası yatırımı, ABD-Japonya ticaret anlaşmasının bir devamı olarak değerlendiriliyor.
Japonya, geçen yılın Temmuz ayında ABD ile bir ticaret anlaşması imzaladı. Bu anlaşma kapsamında Washington, Japon otomobil ithalatına uygulanan gümrük vergilerini %27,5’ten %15’e düşürmeyi kabul ederken, diğer Japon mallarına uygulanan gümrük vergileri de %25’ten %15’e indirildi.
Buna karşılık Japonya, ABD’de toplam 550 milyar dolarlık yatırım taahhüdünde bulundu.
Bu yatırımın kapsamı geniş olup, sadece yarı iletkenleri değil, yapay zeka, enerji, kritik mineraller ve ileri imalat gibi stratejik sektörleri de içeriyor.
Finansman mekanizmaları arasında doğrudan sermaye yatırımları, krediler ve devlet kredi garantileri yer alıyor.
Piyasa analistleri, ABD ve Japonya’nın yeni bir yonga fabrikası kurulması yönündeki ortak çabalarının, tek bir Asya üretim üssüne olan bağımlılığı azaltma konusundaki ortak stratejik hedefi yansıttığını belirtiyor.
ABD açısından bu adım, Trump yönetiminin yerli üretimi genişletme ve ekonomik güvenliği güçlendirme yönündeki politika çizgisiyle de uyumlu.
gelgelelim projenin gerçekten hayata geçirilip geçirilemeyeceği konusunda hâlâ pek çok belirsizlik bulunuyor.
Yatırım getirisi, teknik personel bulma imkânı ve ABD’deki yerli çip fabrikalarının nispeten yüksek işletme maliyetleri, müzakere masasında aşılması gereken engeller.
Ayrıca, Japonya’da büyük ölçekli yurt dışı yatırımların getireceği mali yükle ilgili endişeler, ilerleyen görüşmelerde odak noktası haline gelebilir.
Avrupa2 hafta önceAvrupa savunma sanayii Ukrayna’ya yetişemiyor
Avrupa1 hafta önceKoçbaşı olarak AfD
Avrupa2 hafta önceCDU, AfD’yi durdurmak için yeni göç planı hazırlıyor
Asya1 hafta önceÇin’in HQ-17AE kısa menzilli hava savunma sistemi Pakistan’ın İHA savunmasını güçlendirecek
Ortadoğu1 hafta önceİsrail Deniz Kuvvetleri Komutanı, Türkiye’yi tehdit etti
Asya3 gün önceDeepSeek mühendisi: “Gelecek ya komünizm olacak ya Cyberpunk”
Dünya Basını1 hafta önceProf. Hanke: Washington’dan gelen hiçbir açıklamaya güvenemezsiniz
Avrupa2 hafta önceAfD, Saksonya-Anhalt’ta büyük bir farkla kazandı










