Diplomasi
Çin, askeri ve diplomatik gövde gösterisi yaptı

Çin, İkinci Dünya Savaşı’nda Japonya’ya karşı kazandığı zaferin 80. yıl dönümünü kutlamak için, Pekin’in merkezindeki Changan Caddesi’nde büyük bir askeri geçit töreni düzenleyerek ülkenin en yeni ve en gelişmiş silahlarını sergiledi.
Başkan Xi Jinping, Tiananmen kürsüsünden bir konuşma yaptı ve ardından geçit arabasından Halk Kurtuluş Ordusu (PLA) birliklerini teftiş etti. Bu, Xi’nin cumhurbaşkanı olarak denetlediği Tiananmen Meydanı’ndaki üçüncü büyük askeri geçit töreniydi. Xi konuşmasında, dünyanın bir kez daha “barış ve savaş arasında bir seçim” ile karşı karşıya olduğunu söyledi.
Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin, Kuzey Kore lideri Kim Jong-un, Belarus Devlet Başkanı Alexander Lukaşenko ve Malezya Başbakanı Enver İbrahim de dahil olmak üzere dünya liderleri, görevdeki ve eski üst düzey yetkililer ve generallerle birlikte tribünde yer aldı.
Küba Devlet Başkanı Miguel Mario Díaz-Canel Bermúdez, İran Cumhurbaşkanı Mesud Pezeşkiyan, Pakistan Başbakanı Şahbaz Şerif, Özbekistan Cumhurbaşkanı Şevket Mirziyoyev, Kazakistan Cumhurbaşkanı Kasım Cömert Tokayev, Azerbaycan Cumhurbaşkanı İlham Aliyev de törene katılan liderler arasındaydı. Türkiye’yi ise Dışişleri Bakanı Hakan Fidan temsil etti.
Geçit töreninin sonunda, Tiananmen Meydanı’na 80.000 barış güvercini ve balon uçuruldu.

Xİ: BARIŞ VE SAVAŞ ARASINDA BİR SEÇİMLE KARŞI KARŞIYAYIZ
Xi açılış konuşmasında, “Yoldaşlar ve dostlar, Çin ulusu, kaba güçten korkmayan ve kendi kendine yeterlilik sayesinde güçlü duran büyük bir ulustur” dedi. “Bugün, insanlık yine barış ve savaş, diyalog ve çatışma, kazan-kazan işbirliği veya sıfır toplamlı rekabet arasında bir seçimle karşı karşıya” diye ekledi.
“Çin ulusunun büyük canlanması durdurulamaz ve insanlığın barış ve kalkınması için yürütülen asil mücadele mutlaka galip gelecektir” diyen Xi, silahlı kuvvetlere “ulusal egemenliği, birliği ve toprak bütünlüğünü kararlılıkla korumaları” çağrısında bulundu.
Konuşmasının ardından Xi, siyah bir limuzinin açık tavanından Halk Kurtuluş Ordusu askerlerini teftiş etti. Ardından Xi, Putin ve Kim’in yanında durarak geçit törenini izlemeye devam etti.
ASKERİ ŞOV
Bu, insansız hava araçları, hipersonik füzeler ve savaş uçakları gibi gelişmiş askeri teçhizatın koreografi eşliğinde sergilendiği Çin’in askeri gücünün bir gösterisiydi.
Çin, karadan, denizden ve havadan aynı anda fırlatılabilen nükleer başlıklı füzeleri tanıttı ve nükleer hazırlık kapasitesinin “üçlüsünü” ilk kez kamuoyuna sergiledi. Bunlar arasında hava tabanlı uzun menzilli füze Jinglei-1, Julang-3, denizaltı tabanlı kıtalararası füze; ve Dongfeng-31 ve Dongfeng-61, kara tabanlı kıtalararası füzeler.
Çin ayrıca, ABD uçak gemilerinin prototiplerine karşı test ettiği hipersonik gemi savar füzeleri Yingji-17, Yingji-19 ve Yingji-20’yi de tanıttı.
Devlet medyası CCTV, bu füzelerin DF-61 ve DF-31 ile birlikte PLA’nın “kara, deniz ve hava üçlüsü stratejik nükleer kuvvetlerinin” “ilk yoğun sergisini” temsil ettiğini ve “ulusal egemenliği korumak ve ulusal onuru savunmak için stratejik bir koz” oluşturduğunu belirtti.
Çin, Çin Halk Cumhuriyeti’nin kuruluşunun 70. yıldönümünü kutlayan 2019 yılından bu yana böyle bir geçit töreni düzenlememişti. Bu yılki etkinliğin, Pekin’in “Japon Saldırganlığına Karşı Direniş Savaşı ve Dünya Anti-Faşist Savaşı”nda kazandığı zaferi onurlandırmak amacıyla yapıldığı kaydedildi.
Tiananmen Meydanı ve çevresinde sıkı güvenlik önlemleri alındı. Salı gecesi bazı metro ve otobüs hatları askıya alınırken, Yasak Şehir ve parklar gibi popüler turistik yerler geçici olarak kapatıldı. Hatta bazı hastaneler de faaliyetlerini sınırladı.

‘ÇİN, DAHA BÜYÜK BİR ROL OYNAMAYA HAZIR’
Hong Kong Asya Araştırmaları Merkezi eski müdür yardımcısı Ghulam Ali, “Çin için bu etkinlik, savunma kapasitesini ve özellikle ABD-Çin geriliminin tırmanması ve Ukrayna’daki çatışmaların ortasında, küresel ve bölgesel düzenin şekillenmesinde daha büyük bir rol oynamaya hazır olduğunu gösterme fırsatı sundu” dedi. Ayrıca, “halkı ulusal güvenlik hedefleri etrafında birleştirmek” amacını da taşıdığını ekledi.
Çin ayrıca, pazar ve pazartesi günleri yakınlardaki Tianjin’de Şanghay İşbirliği Örgütü (ŞİÖ) zirvesine ev sahipliği yaptı. Xi, bu zirvede Putin ve Hindistan Başbakanı Narendra Modi gibi yabancı liderlerle bir araya geldi.
ŞİÖ zirvesinde Xi, küresel düzeni yeniden şekillendirme hedefini vurgulayan bir Küresel Yönetişim Girişimi önerdi. Xi, uluslararası hukukun üstünlüğü, çok taraflılık, eşitlik ve adalet gibi ilkeleri vurguladı. ŞİÖ ülkelerinin liderlerini “hegemonyacılığa karşı durmayaya” çağırdı.
ŞİÖ zirvesi sonrası bazı liderler askeri geçit törenine de kaldı. Katılımcılar arasında Myanmar’ın askeri rejiminin başkanı Min Aung Hlaing, Laos Cumhurbaşkanı Thongloun Sisoulith ve Malezya Başbakanı Enver İbrahim gibi birçok Güneydoğu Asya lideri de yer aldı. Vietnam Cumhurbaşkanı Luong Cuong’u, Kamboçya ise Kral Norodom Sihamoni’yi gönderdi. Ülkesindeki protestolar nedeniyle Çin gezisini iptal etmeye hazır görünen Endonezya Cumhurbaşkanı Prabowo Subianto, kısa bir ziyaret gerçekleştirmeye karar verdi.
Analist Ghulam Ali, “Bu kadar güçlü bir katılım daha önce görülmemişti ve Çin’in bölgedeki diplomatik ve ekonomik etkisinin arttığını gösteriyor” dedi.
Hindistan Başbakanı Modi ise, ŞİÖ zirvesinin ardından geçit törenini es geçerek Hindistan’a geri döndü.
Çin ile Batı ve müttefikleri arasındaki ayrılık da belirgindi: ABD temsilci göndermezken, Sırbistan Cumhurbaşkanı Aleksandar Vucic ve Slovakya Başbakanı Robert Fico, Avrupa’dan katılan tek devlet başkanlarıydı. Japonya’dan eski Başbakan Yukio Hatoyama katıldı ve Xi ile tokalaşan konuklar arasındaydı. Güney Kore, Ulusal Meclis Başkanı Woo Won-shik’i gönderdi.

Diplomasi
Ermenistan’da balık üreticileri ihracat krizi nedeniyle ayakta

Ermenistan’daki balık üreticileri, Rusya pazarının kapanması ve AB pazarına ihracatın henüz fiilen mümkün olmaması nedeniyle hükümet binası önünde protesto düzenledi. Ellerinde kalan 15 bin ton canlı balık ve Rusya sınırından dönen ürünler için vize başvurusunda bulunan üreticiler, acil destek talep ediyor.
Ermenistan’da faaliyet gösteren balık üreticileri, Rusya pazarının tamamen kapanması ve yeni açıldığı duyurulan Avrupa Birliği (AB) pazarına fiilen ihracat yapılamaması gerekçesiyle başkent Erivan’daki hükümet binası önünde protesto gösterisi başlattı.
Taleplerini iletmek üzere başbakan yardımcılarından biriyle görüşmek isteyen üreticiler, sektörün büyük bir çıkmaza girdiğini belirtiyor.
Ermenistan Balıkçılık Birliği Başkanı Gor Grigoryan, konuya ilişkin yaptığı açıklamada, AB pazarının kendileri için şu aşamada ulaşılamaz olduğunu kaydetti.
Grigoryan, “Elimizde şu anda 15 bin ton canlı balık stoğu var ve bu hacmin Avrupa pazarında eritilmesi gerçekçi değil. Ayrıca Rusya sınırından geri çevrilen ve soğuk hava depolarında bekletilen ürünlerimiz bulunuyor” dedi.
Yeni pazarlara açılma adımlarını olumlu bulduklarını ancak bu pazarlarda kalıcı olana kadar ayakta kalabilmek için devlet desteğine ihtiyaç duyduklarını belirten Grigoryan, Avrupa’daki tüketicilerin Ermenistan balığını hazırda beklemediğini ve bunun için titiz bir çalışma yürütülmesi gerektiğini vurguladı.
Grigoryan, bazı balıkçılık işletmelerinin 2025 yılında AB pazarına ihracat yapabilmek amacıyla başvuru gerçekleştirdiğini, fakat şu ana kadar herhangi bir tescil veya onay işleminin yapılmadığını aktardı.
Ermeni ihracatçıların uzun yıllar boyunca yaptıkları pazar analizleri sonucunda Rusya yönüne odaklandıklarını belirten birlik başkanı, bu ana rotanın artık tamamen kapalı olduğunu hatırlattı.
Rusya Federal Veterinerlik ve Bitki Sağlığı Gözetim Servisi (Rosselhoznadzor), haziran ayı başında Ermenistan’dan yapılan balık ve balık ürünleri ithalatına yönelik sertifikasyon işlemlerini geçici olarak askıya almış, 26 Haziran itibarıyla da kısıtlamaları sektörün tamamını kapsayacak şekilde genişletmişti.
Rusya Tüm Balıkçılık İşletmeleri, Girişimcileri ve İhracatçıları Birliği Başkanı German Zverev, Ermenistan’ın Rusya için önemli bir alabalık tedarikçisi olduğunu ancak bu kısıtlamaların Rusya içinde bir arz sıkıntısı yaratmayacağını belirtmişti. Zverev, Erivan için ise Rusya pazarının hayati önem taşıdığına dikkat çekmişti.
Buna karşın Ermenistan Ekonomi Bakanı Gevorg Papoyan, sosyal medya hesabından yaptığı açıklamada, AB pazarının Ermeni balıklarına açıldığını ve Ermeni şirketlerin tarihte ilk kez AB ülkelerine balık ile balık ürünleri gönderme hakkı elde ettiğini duyurmuştu.
Ermenistan, son yıllarda AB ile yakınlaşma politikasını sürdürüyor. Ülke parlamentosu 2025 yılında Avrupa entegrasyon sürecini başlatan yasayı kabul etmiş olsa da hükümet yetkilileri, üyeliğin ülke ekonomisi için taşıdığı önem nedeniyle Avrasya Ekonomik Birliği’nden (AEB) şu aşamada çıkmayı planlamadıklarını defalarca yineledi. Başbakan Nikol Paşinyan ise AB üyeliğini stratejik bir hedef olarak tanımlamaya devam ediyor.
Ermenistan’ın Batı ile entegrasyon adımlarının hız kazanması, Moskova ile ilişkilerde soru işaretlerini beraberinde getirdi.
Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin, Ermenistan tarafının AB ile AEB arasında bir an önce net bir seçim yapması gerektiğini belirterek, bu durumda “yumuşak ve medeni bir ayrılığın” mümkün olabileceğini ifade etmişti.
Mayıs ayında ise AEB üyesi Rusya, Belarus, Kazakistan ve Kırgızistan liderleri, Ermenistan’a AB ile birlik arasında seçim yapacağı bir referandumu gecikmeden düzenlemesi çağrısında bulunmuştu.
Rusya, son aylarda balık ürünlerinin yanı sıra Ermenistan’dan ithal edilen taze sebze, meyve, çiçek ve alkollü içecekler gibi diğer ürün gruplarına da çeşitli kısıtlamalar getirdi.
Rosselhoznadzor Başkanı Sergey Dankvert, bu kararların arkasında siyasi nedenler bulunmadığını, sorunun Ermenistan’daki üretim süreçlerindeki yapısal aksaklıklardan kaynaklandığını savundu.
Dankvert, ülkede çok sayıda küçük üretici bulunmasına rağmen etkin bir kooperatifleşme ve iç denetim mekanizmasının bulunmadığını işaret etti.
Avrupa Komisyonu ise Rusya’nın attığı bu adımları “ekonomik baskı” olarak nitelendirerek, Ermenistan için bir destek paketi hazırladıklarını ve Ermeni ürünlerinin Avrupa pazarına erişimini kolaylaştıracak önlemler üzerinde çalıştıklarını açıkladı.
Reuters’ın aktardığı resmi istatistiklere göre, 2025 yılında Ermenistan’ın dış ticaretinin yaklaşık yüzde 35’i Rusya ile gerçekleştirilirken, Avrupa Birliği’nin payı yüzde 11 civarında kaldı.
Diplomasi
Panama ile Çin denizcilik anlaşmasını yeniliyor

Panama, Çin limanlarında kendi bandırasını taşıyan gemilere gümrük tarifelerinde öncelik ve bürokratik kolaylık sağlayan deniz taşımacılığı anlaşmasını yenilemek üzere Pekin yönetimiyle uzlaştı. Panama Dışişleri Bakanlığının resmi açıklamasıyla duyurulan gelişme, Panama Kanalı’ndaki iki limanın işletme hakkına sahip Hong Kong merkezli bir şirketin imtiyaz sözleşmesinin iptal edilmesinin ardından yaşanan gerilimi takip ediyor.
Panama hükümeti, Çin limanlarında Panama bandıralı gemilere çeşitli avantajlar sunan deniz taşımacılığı anlaşmasının yenilenmesi konusunda Çin yönetimiyle mutabakata varıldığını açıkladı.
Söz konusu uzlaşı, Panama Kanalı bünyesindeki iki limanın işletme imtiyazına sahip olan Hong Kong merkezli bir şirketin sözleşmesinin iptal edilmesini takiben, Panama bandıralı gemilerin Çin limanlarında daha sıkı denetimlerle karşı karşıya kaldığı yönündeki şikayetlerin ardından geldi.
Panama Dışişleri Bakanlığı tarafından yapılan yazılı açıklamada, geçen hafta Pekin’de gerçekleştirilen müzakerelerin ardından iki ülkenin “uzlaşıya vardığı” ve anlaşmanın “yenilenme prosedürlerinin başlatılacağı” ifade edildi.
Bu yıl süresi dolacak olan mevcut anlaşma, Çin limanlarında Panama bayrağı taşıyan gemilere yönelik gümrük tarifelerinde tercihli kolaylıklar ve daha sade bürokratik kurallar sunuyor.
Yerel basında çıkan haberlere göre, 2026 yılında yaklaşık 500 Panama gemisi Çin limanlarında denetlenmek üzere alıkonulmuştu.
Ancak Dışişleri Bakan Vekili Carlos Hoyos pazartesi günü yaptığı açıklamada, bu denetim sayılarının artık “tarihi seviyelere” geri döndüğünü belirtti.
Çin’in Panama gemilerine yönelik denetimleri sıkılaştırması, Orta Amerika ülkesindeki bir mahkemenin, kanal bünyesindeki iki terminali işleten Hong Kong merkezli CK Hutchison şirketinin iştiraki Panama Ports Company’nin sözleşmesini iptal etme kararının ardından yoğunlaşmıştı.
Öte yandan, ABD Başkanı Donald Trump, Panama Kanalı’nın Çin tarafından yönetildiği argümanıyla bu kritik su yolu üzerinde kontrol sağlama girişimlerinde bulunmuştu.
Buna karşın Panama Kanalı, Panama hükümetinden özerk olan bağımsız bir devlet kurumu tarafından idare ediliyor.
Diplomasi
Ukrayna askeri komutasında idari kriz

Ukrayna Devlet Başkanı Volodimir Zelenskiy, eski Savunma Bakanı Mihaylo Fedorov’un hükümete dönmeyi reddetmesi üzerine askeri komuta kademesinde derinleşen bir krizle karşı karşıya kaldı. Financial Times’ın batılı yetkililere dayandırdığı habere göre, Kiev’e destek veren ülkeler orduda acilen istikrar sağlanmasını ve güvenilir isimlerin göreve getirilmesini talep ediyor.
Ukrayna Devlet Başkanı Volodimir Zelenskiy, eski Savunma Bakanı Mihaylo Fedorov’un hükümete geri dönmeyi kabul etmemesiyle birlikte askeri komuta kademesinde derinleşen bir krizle karşı karşıya.
Financial Times (FT) gazetesinin konuya vakıf kaynaklara dayandırdığı haberine göre, bu durum Zelenskiy’nin Genelkurmay Başkanı Oleksandr Sırskiy’nin geleceğine yönelik karar alma sürecini daha da zorlaştırıyor.
Ukrayna’ya destek veren batılı ortaklar, Zelenskiy yönetimine silahlı kuvvetlerle ilgili sorunları bir an önce çözüme kavuşturma çağrısı yaptı. Gazeteye konuşan batılı bir yetkili, “Biz sizin ana finansörünüzüz ve bize istikrar gerekiyor. Tanıdığımız, güvendiğimiz ve birlikte çalışabileceğimiz insanlara ihtiyacımız var” ifadesini kullandı.
Protestolar 16 şehre yayıldı
Fedorov’a destek amacıyla 16 Temmuz Perşembe günü Kiev’de başlayan protestolar en az 16 şehre yayıldı. Yaşanan bu süreç, Zelenskiy’nin Genelkurmay Başkanı Sırskiy ile ilgili kararsızlığını derinleştirdi.
FT, bu düzeyde bir askeri yöneticinin görevden alınmasının devletin savunma kabiliyetine zarar verme riski taşıdığını, ancak değişim taleplerinin yanıtsız bırakılmasının da Zelenskiy’nin halk desteğini daha fazla düşürebileceğini belirtiyor.
Ayrıca, Rusya ile yaşanan silahlı çatışma döneminde kariyer basamaklarını tırmanan genç subayların üst kademelerde görev alma talebi her geçen gün artıyor.
Gazeteye konuşan kaynaklar, bu yeni nesil komutanların muharebe sahasının değişen gerçeklerini ve yeni teknolojileri daha iyi kavradığını aktarıyor.
Zelenskiy’nin Fedorov’a geniş yetkiler sunmak istediği, ancak eski bakanın sadece Savunma Bakanlığı görevine dönmeye sıcak baktığı ifade ediliyor.
Ukrayna lideri, Fedorov’a doğrudan devlet başkanına bağlı çalışabileceği, savunmada inovasyon ve askeri reform süreçlerini denetleyebileceği Ulusal Güvenlik ve Savunma Konseyi (SNHB) bünyesinde bir pozisyon önerdi.
Bu formüle göre Fedorov, Savunma Bakanlığı ve ordunun idari yapısı dışında kalarak savunma teknolojileri programlarını yönetebilecek, uzun menzilli silah üretimini artırma çabalarını koordine edebilecek ve askeri sanayiye yabancı yatırım çekme görevini üstlenebilecekti.
Kaynaklar, Zelenskiy’nin Fedorov ile hafta sonu görüştüğünü ve istifasından bu yana kendisiyle neredeyse her gün temas halinde olduğunu belirtiyor. Devlet başkanının sunduğu diğer alternatif görevlerin tamamı da Fedorov tarafından geri çevrildi.
Sırskiy ve Fedorov arasındaki doktrin ayrılığı
Eski Savunma Bakanı Fedorov geçen hafta görevinden ayrılmış, yerine bu yılın başından beri Ukrayna Güvenlik Servisini (SBU) yöneten Yevgeniy Hmara atanmıştı.
İstifasının ardından Fedorov, Genelkurmay Başkanı Sırskiy’i yolsuzluk ve “stratejik öngörüsüzlükle” suçlayarak görevden alınması çağrısı yapmıştı. Fedorov ayrıca, genelkurmay başkanının Zelenskiy’e bir “ültimatom” vererek kendisinin görevden alınmasını talep ettiğini öne sürmüştü.
FT’nin analizine göre iki isim arasında ciddi bir askeri doktrin ayrılığı bulunuyor. Sırskiy ordunun “mümkün olduğunca uzun süre mevzilerini koruması ve daha fazla insanı seferber etmesi” gerektiği yönündeki yaklaşıma dayanırken, Fedorov askeri yapıda teknolojik inovasyonların uygulanmasını, robotik sistemlerin ve insansız hava araçlarının kullanımına öncelik verilmesini ve ordunun genel bir reform sürecinden geçirilmesini savunuyordu.
Ukrayna merkezli Insider.ua internet sitesi ve gazeteci Vitaliy Glagola, 20 Temmuz’da devlet başkanlığı ofisi ile savunma bakanlığındaki kaynaklarına dayanarak Sırskiy’nin o gün görevden alınacağını iddia etmişti.
Ukrayna Silahlı Kuvvetleri Genelkurmay Başkanlığı ise daha sonra yaptığı açıklamada generalin görevden alındığı yönündeki iddiaların gerçeği yansıtmadığını ve Sırskiy’nin görevine devam ettiğini duyurmuştu.
Ukrayna’da kabine revizyonu: Savunma Bakanı Fedorov görevden alındı
Görüş2 hafta önceAnkara’nın ikinci zirvesi: 22 yılın ardından NATO, kuralları yeniden yazan bir Türkiye’ye dönüyor
Diplomasi2 hafta önceNATO ülkeleri, milyarlarca dolarlık savunma anlaşması açıkladı
Amerika2 hafta önceNATO 3.0’un mucidi: Elbridge Colby
Asya2 hafta önceXi, bilim ve teknoloji inovasyonuyla Çin modernleşmesinin ilerletilmesi çağrısı yaptı
Diplomasi1 hafta önceFT: Çin’e bağımlılığı azaltmanın Batı’ya maliyeti 23 trilyon doları aşabilir
Diplomasi2 hafta önceNATO liderleri Ankara Deklarasyonu’nu kabul etti
Diplomasi2 hafta önceAnkara’daki NATO zirvesinde hangi silah anlaşmaları yapıldı?
Görüş1 hafta önceTahran’da iki kritik isimle konuştum: İran kendisini nasıl görüyor?










