Bizi Takip Edin

Diplomasi

Rusya ile Çin arasındaki Sibirya’nın Gücü-2 anlaşmasının detayları

Yayınlanma

Rus enerji şirketi Gazprom, Çin Ulusal Petrol Şirketi (CNPC) ile Sibirya’nın Gücü-2 boru hattının inşası ve Moğolistan üzerinden geçecek Soyuz Vostok transit hattı için bağlayıcı bir mutabakat zaptı imzaladığını duyurdu.

Boru hattının inşası Eylül 2020’de duyurulmuş, ülkeler projenin koşulları üzerinde Aralık 2023’te nihai anlaşmaya varmıştı.

Anlaşmanın detayları

Toplam uzunluğu 6 bin 700 kilometre olacak boru hattının 2 bin 700 kilometrelik kısmı Rusya topraklarından geçecek. Yeni hat üzerinden gaz tedarikine yönelik anlaşma 30 yıllık bir süreyi kapsıyor.

Projenin hayata geçirilmesiyle Rusya’dan Moğolistan’a transit olarak yılda 50 milyar metreküp gaz sevk edilecek.

Gazprom Yönetim Kurulu Başkanı Aleksey Miller, fiyatı açıklamamakla birlikte, Sibirya’nın Gücü-2 üzerinden yapılacak sevkiyatların fiyatının Avrupa Birliği ülkelerine göre daha düşük olacağını bildirdi.

Gazprom ve CNPC ayrıca, mevcut Sibirya’nın Gücü boru hattı üzerinden yapılan sevkiyatların yılda 38 milyar metreküpten 44 milyar metreküpe çıkarılması konusunda da anlaştı.

Uzmanlar ne diyor?

Rusya Bilimler Akademisi Dünya Ekonomisi ve Uluslararası İlişkiler Enstitüsünden (IMEMO RAN) Sergey Lukonin, Vedomosti’ye yaptığı açıklamada, “Rusya kendi zararına ticaret yapmayacak, ancak fiyatın Avrupa yönündeki seviyede olmayacağı açık,” dedi.

İnşaatın kim tarafından finanse edileceği sorusunun da önemli olduğunu belirten Lukonin, Sibirya’nın Gücü-2’yi bir Rus-Çin konsorsiyumunun inşa etme ihtimali üzerinde durdu.

Moskova Devlet Üniversitesi Asya ve Afrika Ülkeleri Enstitüsü Direktörü Aleksey Maslov ise boru hattının Rusya topraklarındaki kısmının kredi kullanılmadan Rusya tarafından, Çin’deki kısmının ise Çin tarafından finanse edilmesini beklediğini ifade etti.

Lukonin, ABD ve AB’nin politikalarının anlaşmanın zamanlamasında rol oynadığını belirterek, ticaret savaşlarının devam edeceğinin açık olduğunu söyledi.

Uzman, bu koşullarda enerji kaynakları tedarikinin, ekonominin rekabet gücü açısından çok önemli bir faktör olduğunu düşünüyor.

Maslov, Sibirya’nın Gücü-2’nin inşası görüşmelerinde gaz fiyatının en önemli konu olduğunu, ancak mevcut durumda kilit faktörün genel siyasi durumdaki değişiklik olduğunu kaydetti.

Maslov, “Şanghay İşbirliği Örgütü (ŞİÖ) zirvesinde Çin, Küresel Güney’in lideri konumunu aldı ve ABD’ye olan eski bağımlılık politikasından kopmaya yönelik giderek daha fazla adım atıyor,” diye konuştu.

Maslov, Pekin’in daha önce Amerikalıları rahatsız etmemek için birçok sözleşmeyi ertelediğini, ancak şimdi bu faktörün ortadan kalktığını belirtti.

Moğolistan güzergahı Kazakistan planını rafa kaldırdı

Lukonin, Moğolistan üzerinden geçecek projenin, Kazakistan üzerinden bir boru hattı planını büyük olasılıkla ortadan kaldırdığına dikkat çekti.

Nisan ayında Çin’in Rusya Büyükelçisi Çjan Hanhuey, Pekin’in Rus gazının Kazakistan üzerinden tedarik edilmesini ekonomik olarak uygun bulmadığını açıklamıştı.

Büyükelçi, Batı ve Doğu Sibirya ile Moğolistan’dan geçecek olan Sibirya’nın Gücü-2 boru hattının daha umut verici bir güzergah olduğunu söylemişti.

Maslov, Moğolistan’ın uzun süre yapıcı olmayan bir tutum sergilediğini ancak bu sorunun da artık çözüldüğünü belirtti.

Mutabakat zaptı ne anlama geliyor?

Öte yandan Forward Legal hukuk bürosundan avukat Oles Gruzdev, “yasal olarak bağlayıcı mutabakat zaptı” teriminin, hem tarafların gelecekte müzakere edeceği anlaşmaları hem de karşılıklı hak ve yükümlülükler içeren tam teşekküllü bir sözleşmeyi ifade edebileceğini söyledi.

Gruzdev, bu zaptın sevkiyatların genel yapısını, boru hattının işletilmesinden sorumlu olacak kuruluşları, gazın ve taşımacılığının fiyatlandırma modelini içerebileceğini belirtti.

Avukat, tarafların mutabakata varamaması durumunda sonuçların belgenin kendi koşullarına bağlı olacağını açıkladı.

Gruzdev, belgenin hiçbir şey öngörmeyebileceği gibi, müzakerelerden kaçınan taraf için belirli yaptırımlar da getirebileceğini ve bu tür anlaşmalar için genel bir kural olmadığını ekledi.

Fiyat ne olabilir?

Rusya Hükümeti Maliye Üniversitesinden uzman İgor Yuşkov, boru hattına ilişkin sözleşmenin 2025 Doğu Ekonomik Forumu’nda imzalanma olasılığının yüksek olduğunu düşünüyor.

Yuşkov’un tahminlerine göre, gaz sevkiyat maliyeti 1000 metreküp başına yaklaşık 350 dolar olacak. Uzman, inşaat hemen başlasa bile boru hattının proje kapasitesine 2030’ların ortalarından önce ulaşamayacağını kaydetti.

Yuşkov, bu sözleşmenin Rusya için bütçeye yeni vergi gelirleri ve boru üreticileri için siparişler anlamına geldiğini belirtti.

Enerji ve Finans Enstitüsü Enerji Direktörü Aleksey Gromov, tarafların boru hattının inşası konusunda taahhütte bulunmalarının başlı başına bir atılım olduğunu söyledi.

Gromov, sözleşmenin imzalanmasının, Batı Sibirya’daki gaz rezervlerinden gelir elde etmesi gereken Gazprom için daha da büyük bir başarı olacağını ifade etti.

Uzman, projeye ilişkin sözleşmenin bu yıl sonuna kadar imzalanmasını bekliyor.

Gromov, tarafların yeni boru hattı üzerinden yapılacak gaz sevkiyatlarının fiyatı konusunda henüz bir uzlaşmaya varmaları gerektiğini belirtti.

Gromov, Çin’in başlangıçta Sibirya’nın Gücü-2 için Rusya’nın iç piyasa fiyatları seviyesinde bir maliyet talep ettiğini, bunun da artan tarifelerle 1000 metreküp başına 120-130 dolar olduğunu hatırlattı.

Rusya ise gazı, Sibirya’nın Gücü-1’deki gibi Asya petrol ürünleri sepetinin maliyetine endeksli bir fiyatla (şu anda yaklaşık 265-285 dolar) tedarik etmek istiyordu.

Gromov, kaynak sahalarının hazırlanması dahil Sibirya’nın Gücü-1’in inşasının beş yıl sürdüğünü belirtti. Uzman, Sibirya’nın Gücü-2 için kaynak üssünün (Batı Sibirya) zaten hazır olduğunu, bu nedenle inşaatın yaklaşık üç yıl süreceğini tahmin ediyor.

Gromov, yine de birçok şeyin Çin’in kendi tarafındaki inşaatı ne kadar hızlı yürüteceğine bağlı olacağını ekledi.

Proje müzakereleri nasıl ilerledi?

Sibirya’nın Gücü-2’nin projelendirilmesine Eylül 2020’de başlandığı duyuruldu. Bu duyuru, “doğu” güzergahı (Sibirya’nın Gücü boru hattı) üzerinden yıllık 38 milyar metreküp kapasiteli 30 yıllık Rus gazı tedarik sözleşmesinin imzalanmasından altı yıl sonra geldi.

Yeni boru hattı ilk olarak 2015’te gündeme gelmişti. Rusya, 2020’de Moğolistan hükümetiyle transit boru hattı projesini uygulamak için ortak bir girişim kurulmasına yönelik bir mutabakat zaptı da imzalamıştı.

Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin, Ekim 2023’te tüm tarafların Rusya’dan Moğolistan üzerinden Çin’e uzanan boru hattı projesine onay verdiğini bildirmiş, ancak o dönemde bir anlaşma imzalandığı açıklanmamıştı.

Kremlin Sözcüsü Dmitriy Peskov, 2024 sonbaharında yaptığı açıklamada, Sibirya’nın Gücü-2 boru hattı müzakerelerinin ticari olduğunu ve belirli bir tarihe bağlı olmadığını söylemişti.

Bu yılın haziran ayında Rusya Başbakan Yardımcısı Aleksandr Novak, Sibirya’nın Gücü-2 projesinin güncelliğini koruduğunu belirtmişti.

Novak, yenilenebilir enerjinin aktif gelişimine rağmen Çin’in doğal gaz tüketimini artırmaya devam ettiğini söylemişti.

Başbakan Yardımcısı, Çin’deki gaz tüketiminin 2024’te 430 milyar metreküpe ulaştığını ve bunun 2021’e göre yüzde 15’lik bir artış anlamına geldiğini ifade etmişti.

Diplomasi

Trump, Musk’tan Ukrayna için Starshield sınırlamasını kaldırmasını istedi

Yayınlanma

Wall Street Journal’ın haberine göre ABD Başkanı Trump’ın SpaceX yöneticisi Elon Musk’ı arayarak askeri Starshield sistemindeki yavaşlatmayı kaldırmasını istemesinin ardından, Ukrayna ordusunun uydu iletişiminde toparlanma görüldü. Terminallerin saatte 60 kilometre hıza ulaştığında dahi kesilmesiyle insansız hava aracı operasyonlarında aksamalar yaşandı.

ABD Başkanı Donald Trump, SpaceX’in kurucusu Elon Musk ile bir telefon görüşmesi yaparak uydu internet ağı Starlink’in askeri sürümü Starshield üzerindeki kısıtlamaların Ukrayna için kaldırılmasını istedi.

The Wall Street Journal’ın (WSJ) haberine göre ABD’li ve Ukraynalı yetkililer, telefon görüşmesinden kısa bir süre sonra, 22 Ekim’de sistemin daha kararlı çalışmaya başladığını aktardı.

Ukraynalı bazı temsilciler altyapının henüz tam kapasiteye ulaşmadığını, ancak bağlantının terminallerin daha yüksek hareket hızlarında kısıtlama dönemine kıyasla daha verimli çalıştığını kaydetti.

Yetkililerin paylaştığı bilgilere göre Trump, görüşmede hız sınırının sürmesinden duyduğu rahatsızlığı Musk’a iletti.

Gazete, söz konusu yavaşlatma yüzünden Ukrayna ordusuna ait bazı insansız hava araçlarının görevlerini eksiksiz yerine getiremediğini yazdı.

ABD’li yetkililer ayrıca Trump’ın bir hafta boyunca yardımcılarına ve müttefiklerine Starlink’teki hız kesintisini sonlandırmak istediğini söylediğini aktardı.

Terminal hızı sınırlandırılınca cephedeki İHA operasyonları aksadı

İletişim kısıtlamalarına dair ilk haberler 14 Ekim gecesi gündeme geldi. Ukrayna Savunma Bakanının eski danışmanı Serhiy Sternenko, terminaller saatte 160 kilometreden daha hızlı hareket ettiğinde bağlantının koptuğunu açıkladı.

Sternenko daha sonra kısıtlamaların sertleştiğini duyurarak ordudan gelen verilere göre bağlantının artık saatte 60 ila 70 kilometre hızda dahi kesildiğini belirtti.

Financial Times’ın Ukraynalı yetkililer ve askerlere dayandırdığı haberine göre yaşanan aksaklıklar; insansız hava araçlarının yönetimini, cephedeki birliklerin ikmalini ve geri hatlardaki hedeflere yönelik saldırıları zorlaştırdı.

Ukrayna Devlet Başkanı Volodimir Zelenskiy, 16 Ekim’de Starlink altyapısının kısmen toparlandığını duyurdu.

Brüksel’deki basın toplantısında konuşan Zelenskiy, eski hız parametrelerine kademeli olarak dönüldüğünü fakat Ukrayna ordusuna yönelik sınırlandırmaların henüz tamamen kalkmadığını ifade etti.

Gelişmeler üzerine Rusya cephesinden de açıklama geldi. Kremlin Sözcüsü Dmitriy Peskov, 14 Ekim’de yaptığı açıklamada, “Starlink gibi parlak teknolojilerin askeri amaçlarla hiç kullanılmaması daha iyi olurdu” diyerek sistemin ordunun hizmetine sunulmasına karşı olduklarını bildirdi.

Kısıtlama talimatının kaynağına dair çelişkili açıklamalar yapıldı

Musk, Starshield üzerindeki kısıtlamalara ilişkin sorumluluğu reddetti. Sistemin mülkiyetinin ve yönetiminin ABD hükümetine ait olduğunu belirten Musk, kullanım koşullarını da Washington’ın belirlediğini dile getirdi.

Ticari Starlink ağını SpaceX’in işlettiğini hatırlatan girişimci, bu hizmetin taarruz amaçlı askeri operasyonlar için tasarlanmadığını savundu.

Reuters’a konuşan iki ABD’li yetkili, Pentagon’a Starlink ile ilgili talimatın Beyaz Saray’dan gittiğini ileri sürdü.

Öte yandan üst düzey bir Amerikalı yetkili, Trump’ın şahsen böyle bir emir vermediğini savundu. The Telegraph gazetesi ise kısıtlamaları başlatan kişinin Musk olduğunu öne sürdü; kaynaklardan biri Trump’ın bu öneriyi kabul etmesiyle kısıtlamanın Pentagon tarafından devreye sokulduğunu aktardı.

20 Ekim’de WSJ, kaynaklarına dayanarak Musk’ın Ukrayna’daki Starshield faaliyetini durdurma yönünde bizzat emir verdiğini, ardından Musk ile Trump’ın kararı telefonda ele aldığını yazdı.

Trump, 16 Ekim’de yaptığı açıklamada kendisinin veya Musk’ın kısıtlamalarla bağı bulunduğu iddialarını reddetti. Trump, “Kimin yaptığını bilmiyorum, en azından ben değilim. Elon’ın da olduğunu pek sanmıyorum” dedi.

ABD Dışişleri Bakanı Marco Rubio ise 18 Ekim’de ABD’nin Starlink’i yavaşlatma yönünde bir talimat vermediğini ve hızın yeniden sağlandığını savundu.

Rubio ayrıca Ukrayna’nın Starshield sistemine erişimi olmadığını, sistemin Kiev tarafından kullanımı konusunun halen müzakere edildiğini öne sürdü.

Karar ABD Kongresinde de yankı buldu. Cumhuriyetçi Temsilciler Meclisi Üyesi Brian Fitzpatrick, Washington yönetiminin parmağı olduğunun kanıtlanması halinde ilgili kurumların bütçesini durdurmaya çalışacağını belirtti.

Okumaya Devam Et

Diplomasi

Barrack: Şara, İsrail ile normalleşmek istiyor

Yayınlanma

ABD’nin Türkiye Büyükelçisi ve Suriye Özel Temsilcisi Tom Barrack, Suriye’nin geçici Cumhurbaşkanı Ahmed Şara’nın İsrail ile ilişkileri normalleştirmek istediğini belirtti.

Aynı zamanda İsrail’in Suriye’deki askeri operasyonlarına son verilmesi çağrısında bulunarak, Washington’un bu operasyonları durdurmak için müdahale edip etmemesi gerektiğini sorguladı.

Katar’ın Doha kentinde düzenlenen Küresel Güvenlik Forumu’nda konuşan Barrack, Şara’nın zorlu koşulları iyi idare ettiğini ve hükümetinin bir tehdit oluşturmadığını İsrail’e temin etmeye çalıştığını söyledi.

“Bence Cumhurbaşkanı Şara, çok zor koşullar altında çok iyi bir iş çıkardı,” diyen Barrack, Suriye liderinin İsrail’e ilettiğini düşündüğü mesajı şöyle aktardı: “Ben saldırgan değilim, İsrail ile bir sorunum yok, İsrail ile ilişkilerin normalleşmesini istiyorum.”

Barrack ayrıca İsrail’i Suriye’deki operasyonlarını durdurmaya çağırırken, ABD’nin bu operasyonları sona erdirmek için müdahale edip etmemesi gerektiği konusunda belirsizliğini dile getirdi:

“Bunu [İsrail’in Suriye’deki eylemlerini] durdurmanın zamanı geldi. ABD’nin bunu durdurmak için müdahale etme zamanının gelip gelmediğini bilmiyorum.”

İsrail, 8 Aralık 2024’te Beşar Esad’ın devrilmesinin ardından Suriye’deki askeri operasyonlarını yoğunlaştırdı. İsrail güçleri, Golan Tepeleri boyunca uzanan askerden arındırılmış “tampon bölgeye” girdi ve Şeyh Dağı’nın (Hermon) Suriye tarafında mevzilenirken, İsrail bu konuşlandırmayı geçici bir güvenlik önlemi olarak nitelendirdi.

İsrail’in hava saldırıları ayrıca ülke genelindeki askeri tesisleri ve silah depolarını da hedef aldı.

Barrack, bir zamanlar düşman olarak görülen grupların yeni siyasi ve güvenlik yapılarına nasıl dahil edilebileceğinin bir örneği olarak Suriye’deki siyasi geçiş sürecini gösterdi.

ABD’li diplomat, “Bir zamanlar yabancı terör örgütü olarak nitelendirilen Nusra’yı ele alabilirsiniz; 8 Aralık’ta yaşanan dönüşümün ardından bugün pek çok kişi bu örneği ‘işte bir model’ diye değerlendiriyor,” dedi.

Nusra Cephesi, Suriye iç savaşı sırasında ortaya çıkan ve El Kaide’ye bağlılık yemini ettikten sonra bu ağdan ayrıldığını ilan eden bir cihatçı gruptu. Örgüt, başta ABD ve BM olmak üzere birçok ülke ve kurum tarafından “terörist” kabul ediliyordu.

Grubun lideri Ahmed Şara (Ebu Muhammed el-Colani), daha sonra Esad’ı deviren saldırıyı yöneten Heyet Tahrir eş-Şam’ın (HTŞ) başına geçti.

Barrack ayrıca, Suriye Demokratik Güçleri’nin (SDG) Suriye ulusal ordusuna entegrasyonunu, daha önce pek çok kişinin olası görmediği bir sonuç olarak gösterdi.

ABD’li, “Hiç kimse, bu Kürt oluşumu olan SDG’yi ulusal bir orduya yeniden entegre edebileceğinizi düşünmemişti, ama bu gerçekleşti,” dedi.

Şam ile Kürt liderliğindeki güçler, 10 Mart 2025 tarihinde SDG’nin askeri ve sivil kurumlarını Suriye devletine entegre etmek üzere bir anlaşma imzalamıştı.

Fakat entegrasyon şartları ve bölgedeki özyönetimin geleceği konusundaki anlaşmazlıklar nedeniyle anlaşmanın uygulanmasında gecikmeler yaşandı.

Bununla birlikte Barrack, Washington’un geniş bölgede gerçekleşen ve kendisinin “23 rejim değişikliği” olarak nitelendirdiği olaylara müdahalesine atıfta bulunarak, ABD’nin Orta Doğu’daki önceki müdahalelerinin etkinliği konusunda şüphelerini dile getirdi.

“Ne zaman müdahale etmeye, bir kişiyi ya da rejimi değiştirmeye çalışsak, bu bir hata olmuş gibi görünüyor,” diyen Barrack ayrıca Yemen’deki ABD müdahalesinin değerini de sorgulayarak, bunu görünüşe göre “anlamsız” olarak nitelendirdi.

Okumaya Devam Et

Diplomasi

Çin, AB’ye yapay zeka ittifakına katılmasını teklif etti

Yayınlanma

Çin, Avrupa Komisyonu’na, kendi uluslararası yapay zeka ittifakında bir yer teklif etti.

Rapporteur’ün edindiği bilgiye göre, Brüksel kısa süre önce AB hükümetlerine Pekin’in teklifini bildirdi.

Çin ve ABD, bu teknolojiyi yönlendirmek için yeni siyasi yapılar tasarlayarak, daha güçlü yapay zeka modelleri geliştirme yarışındaki liderliklerini pekiştirmeye çalışıyor.

Bu yarışta en iyi ihtimalle orta düzey bir güç olan Avrupa ise, kendi yapay zeka rotasını nasıl çizeceğine karar veriyor.

Bu yaz Çin, yapay zeka konusunda uluslararası işbirliğini teşvik etmeyi amaçlayan Dünya Yapay Zeka İşbirliği Örgütü’nü (WAICO) kurdu.

Başlangıçta 28 ülke daha bu örgüte katıldı; bildirildiğine göre bu ülkeler arasında Rusya, Endonezya ve Kazakistan da yer alıyor.

Şimdi ise WAICO’nun destekçileri arasında AB yürütme organının da yer alabileceği ortaya çıktı.

Görüşmeler hakkında bilgilendirilen üç diplomata göre, salı günü Komisyon, ulusal uzmanlara Pekin’in kendisine bu girişime katılma teklifi sunduğunu bildirdi.

Rapporteur, Pekin’in teklifini doğrulamak için Komisyon’a başvurduğunda, Komisyon yorum yapmadı ve teklife yanıt verip vermediğini de belirtmedi.

Şu ana kadar hiçbir AB ülkesinin WAICO’ya katıldığı bildirilmedi. Almanya’nın dijital bakanlığı, Ağustos ayında Rapporteur’e bu konuda herhangi bir planı olmadığını belirtmişti.

Avrupa’nın WAICO’ya yönelik şüpheci tutumu şaşırtıcı değil; özellikle de yapay zeka konusunda Çin ile uyum sağlama yönündeki herhangi bir adımın Washington tarafından düşmanca bir hareket olarak değerlendirileceği düşünülürse.

ABD, geçen yılın sonlarında kendi uluslararası teknoloji örgütü olan Pax Silica’yı kurdu. Resmi olarak bu girişim, yapay zeka için karmaşık küresel tedarik zincirini güvence altına almayı amaçlıyor; ancak pratikteki amacı hâlâ belirsizliğini koruyor.

Avrupa Komisyonu, bu yaz tüm AB adına Pax Silica’yı imzaladı.

ABD Dışişleri Bakanlığı da Finlandiya, Almanya, Yunanistan, İtalya, Hollanda ve İsveç gibi birkaç Avrupa hükümetini imza sahibi olarak listeliyor.

Pax Silica’nın ayrıca, tamamen yapay zeka fırsatlarına odaklanan ikincil bir girişimi de bulunuyor.

Bu girişimin imza sahipleri arasında 20 AB hükümeti yer alıyor ama Komisyon’un kendisi yer almıyor.

Ağustos ayında, Reuters bir haberinde, Washington’un Pax Silica’nın yapay zeka fırsatları kısmına imza atanlara, Çin’in WAICO’suna da katılamayacakları konusunda uyarıda bulunmaya hazırlandığını bildirdi.

Bu durum, her iki grubu da potansiyel olarak birbirine zıt yapay zeka blokları olarak resmileştirecek.

Okumaya Devam Et

Çok Okunanlar

English