Diplomasi
Rusya ile Çin arasındaki Sibirya’nın Gücü-2 anlaşmasının detayları

Rus enerji şirketi Gazprom, Çin Ulusal Petrol Şirketi (CNPC) ile Sibirya’nın Gücü-2 boru hattının inşası ve Moğolistan üzerinden geçecek Soyuz Vostok transit hattı için bağlayıcı bir mutabakat zaptı imzaladığını duyurdu.
Boru hattının inşası Eylül 2020’de duyurulmuş, ülkeler projenin koşulları üzerinde Aralık 2023’te nihai anlaşmaya varmıştı.
Anlaşmanın detayları
Toplam uzunluğu 6 bin 700 kilometre olacak boru hattının 2 bin 700 kilometrelik kısmı Rusya topraklarından geçecek. Yeni hat üzerinden gaz tedarikine yönelik anlaşma 30 yıllık bir süreyi kapsıyor.
Projenin hayata geçirilmesiyle Rusya’dan Moğolistan’a transit olarak yılda 50 milyar metreküp gaz sevk edilecek.
Gazprom Yönetim Kurulu Başkanı Aleksey Miller, fiyatı açıklamamakla birlikte, Sibirya’nın Gücü-2 üzerinden yapılacak sevkiyatların fiyatının Avrupa Birliği ülkelerine göre daha düşük olacağını bildirdi.
Gazprom ve CNPC ayrıca, mevcut Sibirya’nın Gücü boru hattı üzerinden yapılan sevkiyatların yılda 38 milyar metreküpten 44 milyar metreküpe çıkarılması konusunda da anlaştı.
Uzmanlar ne diyor?
Rusya Bilimler Akademisi Dünya Ekonomisi ve Uluslararası İlişkiler Enstitüsünden (IMEMO RAN) Sergey Lukonin, Vedomosti’ye yaptığı açıklamada, “Rusya kendi zararına ticaret yapmayacak, ancak fiyatın Avrupa yönündeki seviyede olmayacağı açık,” dedi.
İnşaatın kim tarafından finanse edileceği sorusunun da önemli olduğunu belirten Lukonin, Sibirya’nın Gücü-2’yi bir Rus-Çin konsorsiyumunun inşa etme ihtimali üzerinde durdu.
Moskova Devlet Üniversitesi Asya ve Afrika Ülkeleri Enstitüsü Direktörü Aleksey Maslov ise boru hattının Rusya topraklarındaki kısmının kredi kullanılmadan Rusya tarafından, Çin’deki kısmının ise Çin tarafından finanse edilmesini beklediğini ifade etti.
Lukonin, ABD ve AB’nin politikalarının anlaşmanın zamanlamasında rol oynadığını belirterek, ticaret savaşlarının devam edeceğinin açık olduğunu söyledi.
Uzman, bu koşullarda enerji kaynakları tedarikinin, ekonominin rekabet gücü açısından çok önemli bir faktör olduğunu düşünüyor.
Maslov, Sibirya’nın Gücü-2’nin inşası görüşmelerinde gaz fiyatının en önemli konu olduğunu, ancak mevcut durumda kilit faktörün genel siyasi durumdaki değişiklik olduğunu kaydetti.
Maslov, “Şanghay İşbirliği Örgütü (ŞİÖ) zirvesinde Çin, Küresel Güney’in lideri konumunu aldı ve ABD’ye olan eski bağımlılık politikasından kopmaya yönelik giderek daha fazla adım atıyor,” diye konuştu.
Maslov, Pekin’in daha önce Amerikalıları rahatsız etmemek için birçok sözleşmeyi ertelediğini, ancak şimdi bu faktörün ortadan kalktığını belirtti.

Moğolistan güzergahı Kazakistan planını rafa kaldırdı
Lukonin, Moğolistan üzerinden geçecek projenin, Kazakistan üzerinden bir boru hattı planını büyük olasılıkla ortadan kaldırdığına dikkat çekti.
Nisan ayında Çin’in Rusya Büyükelçisi Çjan Hanhuey, Pekin’in Rus gazının Kazakistan üzerinden tedarik edilmesini ekonomik olarak uygun bulmadığını açıklamıştı.
Büyükelçi, Batı ve Doğu Sibirya ile Moğolistan’dan geçecek olan Sibirya’nın Gücü-2 boru hattının daha umut verici bir güzergah olduğunu söylemişti.
Maslov, Moğolistan’ın uzun süre yapıcı olmayan bir tutum sergilediğini ancak bu sorunun da artık çözüldüğünü belirtti.
Mutabakat zaptı ne anlama geliyor?
Öte yandan Forward Legal hukuk bürosundan avukat Oles Gruzdev, “yasal olarak bağlayıcı mutabakat zaptı” teriminin, hem tarafların gelecekte müzakere edeceği anlaşmaları hem de karşılıklı hak ve yükümlülükler içeren tam teşekküllü bir sözleşmeyi ifade edebileceğini söyledi.
Gruzdev, bu zaptın sevkiyatların genel yapısını, boru hattının işletilmesinden sorumlu olacak kuruluşları, gazın ve taşımacılığının fiyatlandırma modelini içerebileceğini belirtti.
Avukat, tarafların mutabakata varamaması durumunda sonuçların belgenin kendi koşullarına bağlı olacağını açıkladı.
Gruzdev, belgenin hiçbir şey öngörmeyebileceği gibi, müzakerelerden kaçınan taraf için belirli yaptırımlar da getirebileceğini ve bu tür anlaşmalar için genel bir kural olmadığını ekledi.
Fiyat ne olabilir?
Rusya Hükümeti Maliye Üniversitesinden uzman İgor Yuşkov, boru hattına ilişkin sözleşmenin 2025 Doğu Ekonomik Forumu’nda imzalanma olasılığının yüksek olduğunu düşünüyor.
Yuşkov’un tahminlerine göre, gaz sevkiyat maliyeti 1000 metreküp başına yaklaşık 350 dolar olacak. Uzman, inşaat hemen başlasa bile boru hattının proje kapasitesine 2030’ların ortalarından önce ulaşamayacağını kaydetti.
Yuşkov, bu sözleşmenin Rusya için bütçeye yeni vergi gelirleri ve boru üreticileri için siparişler anlamına geldiğini belirtti.
Enerji ve Finans Enstitüsü Enerji Direktörü Aleksey Gromov, tarafların boru hattının inşası konusunda taahhütte bulunmalarının başlı başına bir atılım olduğunu söyledi.
Gromov, sözleşmenin imzalanmasının, Batı Sibirya’daki gaz rezervlerinden gelir elde etmesi gereken Gazprom için daha da büyük bir başarı olacağını ifade etti.
Uzman, projeye ilişkin sözleşmenin bu yıl sonuna kadar imzalanmasını bekliyor.
Gromov, tarafların yeni boru hattı üzerinden yapılacak gaz sevkiyatlarının fiyatı konusunda henüz bir uzlaşmaya varmaları gerektiğini belirtti.
Gromov, Çin’in başlangıçta Sibirya’nın Gücü-2 için Rusya’nın iç piyasa fiyatları seviyesinde bir maliyet talep ettiğini, bunun da artan tarifelerle 1000 metreküp başına 120-130 dolar olduğunu hatırlattı.
Rusya ise gazı, Sibirya’nın Gücü-1’deki gibi Asya petrol ürünleri sepetinin maliyetine endeksli bir fiyatla (şu anda yaklaşık 265-285 dolar) tedarik etmek istiyordu.
Gromov, kaynak sahalarının hazırlanması dahil Sibirya’nın Gücü-1’in inşasının beş yıl sürdüğünü belirtti. Uzman, Sibirya’nın Gücü-2 için kaynak üssünün (Batı Sibirya) zaten hazır olduğunu, bu nedenle inşaatın yaklaşık üç yıl süreceğini tahmin ediyor.
Gromov, yine de birçok şeyin Çin’in kendi tarafındaki inşaatı ne kadar hızlı yürüteceğine bağlı olacağını ekledi.
Proje müzakereleri nasıl ilerledi?
Sibirya’nın Gücü-2’nin projelendirilmesine Eylül 2020’de başlandığı duyuruldu. Bu duyuru, “doğu” güzergahı (Sibirya’nın Gücü boru hattı) üzerinden yıllık 38 milyar metreküp kapasiteli 30 yıllık Rus gazı tedarik sözleşmesinin imzalanmasından altı yıl sonra geldi.
Yeni boru hattı ilk olarak 2015’te gündeme gelmişti. Rusya, 2020’de Moğolistan hükümetiyle transit boru hattı projesini uygulamak için ortak bir girişim kurulmasına yönelik bir mutabakat zaptı da imzalamıştı.
Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin, Ekim 2023’te tüm tarafların Rusya’dan Moğolistan üzerinden Çin’e uzanan boru hattı projesine onay verdiğini bildirmiş, ancak o dönemde bir anlaşma imzalandığı açıklanmamıştı.
Kremlin Sözcüsü Dmitriy Peskov, 2024 sonbaharında yaptığı açıklamada, Sibirya’nın Gücü-2 boru hattı müzakerelerinin ticari olduğunu ve belirli bir tarihe bağlı olmadığını söylemişti.
Bu yılın haziran ayında Rusya Başbakan Yardımcısı Aleksandr Novak, Sibirya’nın Gücü-2 projesinin güncelliğini koruduğunu belirtmişti.
Novak, yenilenebilir enerjinin aktif gelişimine rağmen Çin’in doğal gaz tüketimini artırmaya devam ettiğini söylemişti.
Başbakan Yardımcısı, Çin’deki gaz tüketiminin 2024’te 430 milyar metreküpe ulaştığını ve bunun 2021’e göre yüzde 15’lik bir artış anlamına geldiğini ifade etmişti.
Diplomasi
G20 ticaret bakanları açıklamasına tek itiraz Çin’den geldi

G20 ticaret yetkilileri bu hafta Milwaukee’de bir araya geldi ve küresel çelik arz fazlasıyla mücadeleye yönelik yeni bir anlaşma duyurdu.
“Milwaukee Çerçevesi”, ülkeleri piyasayı bozan sübvansiyonları kısıtlamaya ve çelik ithalatı ile ticaretin kuralları dışına çıkarılmasının izlenmesini artırmaya çağırıyor.
Ayrıca, olası gümrük vergileri de dahil olmak üzere, kapasite fazlasına karşı “kanıta dayalı önlemleri” destekliyor.
Bu anlaşma, Eylül ayında Kuzey Carolina’nın Asheville kentinde düzenlenen G20 maliye bakanları toplantısında varılan daha geniş kapsamlı bir mutabakatın ardından geldi.
Toplantıda ABD ve diğer neredeyse tüm G20 ekonomileri, büyük ve kalıcı ticaret dengesizliklerinin diğer ülkelere zarar verebileceği konusunda mutabık kaldı.
Büyük ticaret fazlası olan ülkelerden, büyüme için ihracata aşırı bağımlı hale getiren politikalarını gözden geçirmelerini isteyen bir bildirgeyi imzaladılar.
Çin, bu bildirgeye itiraz eden tek G20 üyesi oldu.
Axios’a göre giderek daha fazla ülke, Donald Trump’ın küresel ticaretteki sorunlara ilişkin argümanının temel bir unsurunu benimsiyor. Üstelik bu durum, Trump’ın uyguladığı gümrük vergilerinin dünya ekonomisini sarsmasına rağmen gerçekleşiyor.
On yıllardır hükümetler, aşırı çelik üretimi de dahil olmak üzere küresel ticaretteki dengesizlikler konusunda uyarıda bulunuyorlar.
Değişen şey ise, yerli sanayilere verilen zararı kabul etme ve onları koruma konusundaki istek.
ABD Ticaret Temsilcisi Jamieson Greer, konferansın aralarında gazetecilere yaptığı açıklamada, “Çoğu ülke bu küresel sorunlara katılıyor, insanlar teşhise katılıyor fakat harekete geçmekten çekiniyorlar,” dedi.
Greer’e göre Milwaukee anlaşmasının “2015 yılında gerçekleşmesi” mümkün değildi.
Greer şöyle konuştu:
“Diğer tüm ülkeler, ABD pazarına erişimlerini sürdürmek istiyorlarsa uluslararası sistemi yeniden düzenlememiz gerektiğini biliyorlar. Yaratıcı fikirler, yeni yapılar ve tutarlı planlar ortaya koydukça, onlar da bu sürece katılıyorlar.”
AB Ticaret Komiseri Maroš Šefčovič, salı günü Rockwell Automation’ın Milwaukee’deki genel merkezinde Greer ve imalat sektöründen CEO’larla düzenlenen yuvarlak masa toplantısında, yönetimin kapasite fazlası konusuna odaklanmasını olumlu karşıladı.
Greer, “Ticaret komiseri ve diğerleri de dahil olmak üzere Avrupa’daki pek çok kişinin bu konu hakkında oldukça net bir görüşe sahip olduğunu düşünüyorum… Onlar, bizim 10 yıl önce atmaya başladığımız bazı adımları atmaya başlıyorlar,” dedi ve Avrupa’nın kendisinin de küresel kapasite fazlasına katkıda bulunduğuna inandığını ekledi.
ABD’nin ticaret ortakları, Washington ile birlikte çözmeye çalıştıkları bazı sorunları hedef alan gümrük vergileriyle ya da bu vergilerin uygulanma olasılığıyla karşı karşıya kalıyor.
Kanada’nın ABD’ye yaptığı çelik ihracatının çoğu %50’lik bir gümrük vergisiyle karşı karşıya.
Ülkenin ticaret yetkililerinden biri Milwaukee’ye vardığında, belirli Kanadalı ürünlere yönelik bir ithalat yasağı yürürlüğe girdi.
Greer ayrıca 16 ekonomideki kapasite fazlası ve üretimi de soruşturuyor ve bu soruşturmalar nihayetinde yeni gümrük vergilerinin önünü açabilir.
Greer, yuvarlak masa toplantısındaki gerginliği kabul ederek, ABD ile ticaret ortakları arasında anlaşmazlıklar olabileceğini ama yine de başka yerlerdeki üretim fazlası konusunda ortak endişeleri paylaştıklarını belirtti.
Dış ticaret bakanları dün öğleden sonra, Rockwell Automation’ın Milwaukee’deki genel merkezine 1,5 mil (yaklaşık 2,4 km) uzunluğundaki bir yolculuk için otobüslere bindi ve burada fabrika tesisini gezdi.
Bu “saha gezisi”, Trump yönetiminin teşvik etmek istediği türden ileri düzey yerli üretimi sergilemeyi amaçlıyordu.
Rockwell, bakanlara gezi için çelik burunlu spor ayakkabılar hediye etti (bu ayakkabılar Vietnam’da üretilmişti).
Fabrikalarda kullanılan otomasyon teknolojisi üreten Rockwell, ABD’deki tesislerine, insan kaynağına ve teknolojiye 2 milyar dolarlık yatırım yapıyor.
Fakat gümrük vergileri de bu üreticinin maliyetlerini artırıyor. Rockwell, yaz aylarında yatırımcılara bazı müşterilerinin projelerini ertelediğini bildirdi.
CEO Blake Moret, şirketin kazanç açıklamasında, “Gümrük vergileri ve enflasyon açısından bu kadar dalgalı bir ortamda, müşteriler iş planlarının maliyet tarafının sağlam olduğundan emin olmak istiyorlar,” dedi.
Diplomasi
Tayvan, Xi-Trump zirvesinin ardından gelen F-16V teslimatını memnuniyetle karşıladı

Tayvan, ayrı bir milyarlarca dolarlık silah paketine ilişkin ABD başkanlığı tarafından getirilen askıya alma kararına rağmen, uzun süredir ertelenen iki adet F-16V savaş uçağının teslimatını, ABD’nin askeri desteğinin devam ettiğinin bir göstergesi olarak değerlendirdi.
Cuma günü doğudaki Taitung ilçesindeki Chihhang Hava Üssü’ne ulaşan iki tek kişilik uçak, 1997 yılında orijinal F-16A/B filosunun teslimatlarının başlamasından bu yana adanın aldığı ilk yeni F-16’lar.
Önceki versiyonlarla karşılaştırıldığında, F-16V konfigürasyonu Northrop Grumman APG-83 aktif elektronik taramalı dizi radarını, güncellenmiş aviyonik sistemleri ve geliştirilmiş hedef tespit ve izleme yeteneklerini içermektedir.
Bu iki uçak, ABD Başkanı Donald Trump’ın ilk görev dönemi sırasında, Ağustos 2019’da Washington tarafından onaylanan 247,2 milyar NT$ (7,76 milyar ABD doları) tutarındaki 66 adet F-16V satışının bir parçası.
İki uçağın, geçen hafta Çin Devlet Başkanı Xi Jinping’in ABD’ye yaptığı devlet ziyaretinden yaklaşık bir ay önce, ağustos ayı sonunda Tayvan’a ulaşması bekleniyordu. Ne Taipei ne de Washington, gecikmeyle ilgili kamuoyuna bir açıklama yapmadı.
Kongre’nin gayri resmi incelemesinden geçen, Taipei’ye yönelik yaklaşık 14 milyar ABD doları değerindeki ayrı bir silah paketi ise başkanın onayı beklenirken askıda kalmaya devam ediyor.
Trump’ın Xi’yi sıcak bir şekilde karşılamasının adada bir miktar belirsizliğe yol açmasının ardından, cuma günkü teslimat Tayvan’ın iktidar partisi Demokratik İlerleme Partisi (DPP) tarafından memnuniyetle karşılandı.
Tayvanlı lider William Lai Ching-te, Tayvan’ın kendini savunmasına yönelik “uzun vadeli desteği” ve iki taraf arasındaki güvenlik işbirliğini derinleştirmeye devam ettiği için Washington’a teşekkür etti. Ayrıca, bu teslimatı bölgesel istikrarla ilişkilendirerek, bunun ABD’nin “güvenliği ilerletmek için Tayvan dahil Hint-Pasifik ortaklarıyla birlikte çalışma” taahhüdünü gösterdiğini belirtti.
Demokrasi İlerleme Partisi (DPP) milletvekili Chen Kuan-ting de, bu teslimatın zirveden bu yana ABD’nin silah satışlarında “yapısal bir değişiklik” olmadığını gösterdiğini belirtti.
Buna karşılık, muhalefetteki Kuomintang milletvekili Ma Wen-chun, uçakların gelmesinin programdaki gecikmelerden dikkatleri başka yöne çekmemesi gerektiğini belirterek, savunma bakanlığını kalan uçaklar için net bir takvim sunmaya çağırdı. “İkisi geldi; kalan 64’ü de zamanında gelmelidir” dedi.
Tayvan Savunma Bakanlığı başlangıçta 66 savaş uçağının tamamını yıl sonuna kadar teslim almayı umuyordu, ancak program planlanan takvimin çok gerisinde kaldı. Tayvanlı yetkililer, takvimi etkileyen başlıca faktörler arasında üretim hattının yer değiştirmesini ve tedarik zincirindeki aksaklıkları gösterdi.
Savunma Bakanı Wellington Koo Li-hsiung cuma günü, yıl sonuna kadar daha fazla F-16V’nin teslim edileceğini söyledi, ancak kesin bir sayı vermedi.
İlk iki savaş uçağının teslim süreci de beklenmedik bir şekilde uzamıştı.
17 Ağustos’ta ABD anakarasından ayrılan uçaklar, Pasifik’i aşan yolculuklarında havada yakıt ikmali yaparak 21 Ağustos’ta Hawaii’deki Pearl Harbour-Hickam Ortak Üssü’ne ulaştı. Uçakların birkaç gün içinde Tayvan’a doğru yola devam etmeleri bekleniyordu, ancak bunun yerine üssünde neredeyse altı hafta kaldılar.
Tayvanlı medya ve askeri gözlemciler, teknik sorunlar, elverişsiz hava koşulları ve yakıt ikmal uçağının bulunmaması gibi çeşitli olası açıklamalar öne sürdü.
Nedeni açıklanamayan bu gecikme, Tayvan’da Washington’un, Xi’nin ABD’ye yapacağı devlet ziyaretinden kısa bir süre önce siyasi açıdan hassas bir teslimatı önlemek istemiş olabileceğine dair spekülasyonlara yol açtı.
Tayvan’ın United Daily News gazetesi, isimsiz bir kaynağa atıfta bulunarak, bu hafta bir ekipman sorununun uçağın Hawaii’de gecikmesine neden olmasının ardından Washington’un, teslimatın Xi’nin ziyareti etrafında daha fazla karmaşıklığa yol açmasını istemediğini bildirdi.
Ne ABD ne de Tayvanlı yetkililer, teslimatın zamanlamasını Xi’nin Washington ziyaretiyle ilişkilendirdi.
South China Morning Post, Xi’nin Washington ziyaretinden önce, yönetimin Tayvan’a yönelik büyük çaplı yeni silah satışlarını ertelemeyi değerlendirdiğini bildirmiş; kaynaklar, Pekin’in Xi’nin gezisi sırasında yeni anlaşmaların onaylanmamasını sağlamak için Washington’a gizlice baskı uyguladığını belirtmişti.
14 milyar ABD doları tutarındaki silah paketi, bu yılın başlarında zaten askıya alınmıştı. ABD Dışişleri Bakanı Marco Rubio, Washington’un silah satışlarını değerlendirirken kendi askeri ihtiyaçlarını, üretim kapasitesini ve silah stoklarını yenileme gerekliliğini de göz önünde bulundurması gerektiğini vurgulamıştı.
Geçen hafta Trump ile yapılan zirve sırasında Xi, ABD’nin “Tayvan bağımsızlığına” karşı çıkacağını ve Tayvan meselesini ihtiyatla ele alacağını umduğunu yineledi.
ABD Dışişleri Bakanlığı, zirvenin ardından Tayvan’a yönelik genel ABD politikasının değişmediğini vurgulamaya çalıştı.
Diplomasi
NATO’nun Kafkasya’daki genişlemesine Fransız-Türk anlaşmazlığı engel oluyor

NATO’nun Ermenistan ve Azerbaycan ile işbirliğini güçlendirme çabası, Fransa ile Türkiye arasındaki gerginlik nedeniyle tıkanma noktasına geldi.
POLITICO’ya konuşan üç NATO diplomatına göre, Fransa, bir Fransız vatandaşının tutuklanmasını temel gerekçe göstererek Bakü ile yeni bir ortaklık planını onaylamayı reddetti.
Buna karşılık Türkiye de, yakın müttefiki Azerbaycan’a dayanışma göstermek amacıyla Ermenistan’ın planının yenilenmesini engelledi.
Beş NATO diplomatı, iki Kafkas ülkesinin tatbikatlar, askeri eğitim ve diğer alanlarda NATO ile daha derin bir işbirliği arayışında olduğunu belirtti.
Sonuç olarak, her iki plan da bir yılı aşkın süredir belirsizlik içinde kaldı.
Aylar süren NATO anlaşmazlığı, geçen hafta Fransa’nın Rusya’ya yönelik AB yaptırımlarının yenilenmesini engellemesinin ardından yeni bir aciliyet kazandı.
Paris, Brüksel’in Rus-Özbek milyarder Alişer Usmanov’a yönelik kısıtlamaları kaldırmasının ardından itirazını geri çekti.
Bu da Azerbaycan’ı, bir Fransız vatandaşı da dahil olmak üzere birkaç tutukluyu serbest bırakmaya sevk etti.
Geçen çarşamba günü Azerbaycan Cumhurbaşkanı İlham Aliyev’in tutukluları serbest bırakmasının ardından Fransa, NATO ile Bakü arasındaki bağların güçlendirilmesine yönelik vetosunu kaldırması yönünde baskı altında bulunuyor.
NATO diplomatlarından biri, “Eğer veto hakkını kaldırmazlarsa, bu ne sağlam bir siyasi hamle olur ne de ittifakın çıkarları doğrultusunda hareket eden bir müttefik olarak kendilerini göstermiş olurlar. Ermenistan için bu çok tehlikeli; onların yakınımızda olmasının iyi olduğunu düşünüyoruz,” dedi.
İkinci bir NATO diplomatı ise şöyle konuştu: “Bir hayal kırıklığı var: İkili meseleler için NATO’yu kullanmayı bırakın.”
Hem Ermenistan hem de Azerbaycan, son yıllarda Rusya ile ilişkilerini soğutmuş durumda ve Avrupa ile bağlarını derinleştirmeye çalışıyor.
Erivan, Moskova liderliğindeki Kolektif Güvenlik Anlaşması Örgütü (CSTO) savunma ittifakındaki üyeliğini askıya aldı, AB üyeliği lehine bir yasa kabul etti ve buna karşılık Moskova’dan ticaret kısıtlamaları ve sert eleştirilerle karşı karşıya kaldı.
Fransa uzun süredir Ermenistan ile yakın ilişkiler sürdürürken, Bakü ise bölgedeki Rus etkisini dengelemek için Türkiye ile olan yakın ittifakına güveniyor.
Bir Türk yetkili, “Mesele kesinlikle bir Türkiye-Fransa ya da Türkiye-Ermenistan kavgası değil,” diyerek şunları ekledi:
“Her ikisinin de erken onaylanmasını sağlamak amacıyla, Ermenistan ve Azerbaycan’ın ITPP [Bireysel Olarak Uyarlanmış Ortaklık Programları] belgelerini birlikte onaylamaya oldukça uzun bir süredir hazırız.”
NATO’nun ITTP ortaklıkları, ittifakın NATO üyesi olmayan ülkelerle siyasi diyalog ve askeri işbirliği için kullandığı başlıca araç.
Bu programlar dört yılda bir yenilenir ve hedeflerinin düzeyi, yararlanıcı ülkelerin ittifakla entegre olma isteğine bağlı.
Üç diplomat, yeni planlara ilişkin müzakerelerin neredeyse sonuçlandırılmak üzere olmasına rağmen, yaşanan gecikme nedeniyle NATO’nun Ermenistan ve Azerbaycan’ın güncelliğini yitirmiş ortaklıklarını geçici olarak uzatmak zorunda kaldığını belirtti.
Yeni planlar, bu ülkelerin ortak askeri tatbikatlara katılımına olanak tanıyacak, ordular arası eğitimi artıracak ve yerel İngilizce derslerinin düzenlenmesine kadar uzanan kültürel işbirliğini yoğunlaştıracak.
Bazıları, Erivan’ın dış politikasını Rusya’dan uzaklaştırmak için aldığı riskler göz önüne alındığında, bu gecikmenin Ermenistan’ın Batı ile yeniden yakınlaşma çabasını da engelleyebileceğinden endişe duyuyor.
“Bu bir endişe kaynağı… Bazı ülkelerde beklentiler yaratıyoruz, sonra da bunları karşılayamıyoruz — bu da daha sonra kızgınlığa yol açabilir,” diyen üçüncü NATO diplomatı, Bakü ve Erivan’ı ittifaka yaklaştırmanın her iki ülke arasındaki kırılgan barışı pekiştirmeye yardımcı olabileceğini de sözlerine ekledi.
Diplomat, “Artık iki ülke arasında barış olduğu için, bu NATO’nun onları daha fazla kendi tarafımıza çekmesi için iyi bir fırsat,” diye ekledi.
Asya2 hafta önceJaponya Merkez Bankası faizleri 1995’ten bu yana en yüksek seviyeye çıkardı, yen değer kaybetti
Asya2 hafta önceGüney Kore lideri Lee, ABD baskısına rağmen Ortadoğu’da savaşa dahil olmayacaklarını söyledi
Diplomasi5 gün önceEast-West Forum İstanbul’da toplandı: Çok kutupluluk geri döndürülemez
Ortadoğu2 hafta önceEnsarullah lideri: Suudi Arabistan’ın Mekke iddiası ‘asrın yalanı’
Asya2 hafta öncePakistan’a Katar’dan ikinci LNG sevkiyatı yapılacak
Diplomasi1 hafta öncePalantir nasıl Ukraynalıları kobay faresine dönüştürdü?
Diplomasi1 hafta önceEast-West Forum İstanbul’da kapılarını açıyor
Asya2 hafta önceSoftBank, OpenAI yatırımı için 11 milyar dolar borçlanacak









