Asya
Çin, Japon şirketlerine yönelik ihracat kısıtlamalarını genişletti

Çin, Japon şirketleri ve kuruluşlarının yer aldığı ihracat kontrol listesini genişletti. Bu adım, Pekin’in Başbakan Sanae Takaichi Sanae hükümetinin politikalarından kaynaklandığını savunduğu “yeni tür militarizmi” sınırlamaya yönelik son hamlesi oldu.
Pazartesi günkü karar, hem sivil hem de askeri amaçlara hizmet edebilecek “çift kullanımlı” ürünlerin Çin’den ihracatını kısıtlıyor. Bu karar, Japonya-Çin ilişkilerini son on yılı aşkın sürenin en kötü seviyesine sürükleyen gerilimdeki son tırmanış niteliğinde.
Pekin, Takaichi’nin geçen yıl Çin’in Tayvan’a müdahale etmesi halinde Japonya’nın bölgesel bir çatışmaya askeri olarak dahil olabileceği yönündeki sözlerine tepki göstermişti. Çin, Takaichi yönetimini defalarca “saldırgan yeniden silahlanma” ile ve Japonya’nın pasifist anayasasını ihlal etmekle suçladı.
Japonya’nın İkinci Dünya Savaşı’ndan bu yana en ağır güvenlik ortamıyla karşı karşıya olduğunu iddia eden Takaichi ise açıklamalarını geri çekmeyi reddetti.
İhracat kontrol listesine eklenen Japon şirketler arasında Mitsubishi Electric ve Mitsubishi Heavy Industries’in iştirakleri de bulunuyor. Kısıtlamalar, Japon hükümetine bağlı bazı araştırma kuruluşlarını da kapsayacak. Bunlar arasında Ulusal Savunma Araştırmaları Enstitüsü de yer alıyor.
Çinli ihracatçıların, kısıtlı listedeki kuruluşlara satış yapması yasaklandı. Yabancı kuruluşların veya bireylerin de Çin’de üretilmiş ya da Çin menşeli çift kullanımlı ürünleri satması yasaklandı.
Çin, listeyi son olarak şubat ayında 40 şirketi kapsayacak şekilde genişletmişti.
Genişletilen ihracat kontrol listesine paralel olarak, Çin Ticaret Bakanlığı pazartesi günü 20 Japon şirket ve kuruluşunu izleme listesine aldı. Bu, söz konusu şirketlerin potansiyel çift kullanımlı teknolojilerle bağlantılı her konuda daha yakından denetleneceği anlamına geliyor. Listede Fujitsu, Mitsui E&S, Hitachi, Komatsu ve Terra Drone’un iştirakleri bulunuyor.
Çin Ticaret Bakanlığı yaptığı açıklamada, “Japonya pişmanlık göstermemiş, aksine yanlış yolda daha da ilerleyerek yeni tür militarizmini hızlandırmış, yeniden silahlanmayı süratlendirmiş, saldırı silahları konuşlandırmış ve denizaşırı ülkelere saldırı füzeleri yerleştirmiştir,” ifadelerini kullandı.
Geçen hafta Çin Dışişleri Bakanlığı da Japonya’nın ölümcül silah ihracatına yönelik kendi koyduğu yasağı kaldırma kararına ve Pekin’in bölgesel istikrara tehdit olarak nitelendirdiği “muharebe kabiliyetine sahip” bir askeri sistem inşa etme çabalarına dikkat çekti.
Pazartesi günü Japonya hükümetinin en üst düzey sözcüsü, Çin Sahil Güvenlik gemilerini Tayvan’ın doğusundaki bir bölgede Japonya’nın münhasır ekonomik bölgesi içinde zaman zaman seyretmekle suçladı ve gemilerin “bu sulara ilişkin tek taraflı iddialarda” bulunduğunu söyledi.
Japonya Kabine Baş Sekreteri Kihara Minoru, “Çin’in bu tür faaliyetleri Japonya açısından kabul edilemez ve diplomatik kanallar aracılığıyla defalarca protestoda bulunduk,” dedi.
Asya
Modi’nin üst düzey danışmanı: Hindistan yüzde 8 büyümeye çok yakın

Hindistan Başbakanı Narendra Modi’nin üst düzey danışmanına göre, büyük yeni küresel çatışmalar yaşanmazsa Hindistan yıllık yüzde 8 ekonomik büyümeye dönüşe “çok yakın” olacak.
Modi’nin baş sekreterlerinden Shaktikanta Das, Financial Times’a yaptığı açıklamada, Hindistan ekonomisinin son yıllarda Kovid pandemisi, Ukrayna savaşı ve ABD-İsrail’in İran’a karşı savaşı nedeniyle zorlandığını, ancak ivmeyi artırmaya dönük yeni reformların planlandığını söyledi.
IMF, nisan ayında Hindistan’ın büyümesinin mart ayında sona eren yıldaki yüzde 7,6 seviyesinden bu mali yıl ve gelecek mali yılda yüzde 6,5’e düşeceğini öngörmüştü.
Bu oran yine de Hindistan’ı dünyanın en hızlı büyüyen büyük ekonomisi konumunda tutacak. Ancak Yeni Delhi’deki bazı yetkililer, ABD ile İran arasında bu ay varılan kırılgan ateşkes anlaşmasının ardından 2026-27’de yüzde 7 büyümenin ulaşılabilir olduğuna inanıyor.
2018’den 2024’e kadar Hindistan Merkez Bankası’nın başkanlığını yapan, kariyer bürokratı 69 yaşındaki Das, “Jeopolitik durumda makul düzeyde bir normalleşme ve başbakan tarafından yürütülen reformlarla, yüzde 8 büyüme erişilebilir mesafede olmalı,” dedi.
Yüzde 8 eşiği önemli; zira ekonomistler, Hindistan’ın Modi’nin açıkladığı, İngiltere’den bağımsızlığın yüzüncü yılı olan 2047’ye kadar gelişmiş ülke statüsüne ulaşma hedefini gerçekleştirebilmesi için ortalama reel GSYH büyümesini yaklaşık bu seviyede sürdürmesi gerektiğini tahmin ediyor.
Hindistan bu yıl, enflasyonu farklı biçimde hesaba katan ve ilave veri kaynakları kullanan yeni bir GSYH veri serisi uygulamaya koydu. Yeni metodolojiye göre büyüme 2023-24’te yüzde 7,2, 2024-25’te ise yüzde 7,1 oldu.
Hindistan borsası bu yıl, yatırımcıların Tayvan ve Güney Kore gibi borsalarda yapay zekâ odaklı kazançların peşine düşmesi nedeniyle yoğun bir satış dalgasına maruz kaldı.
Analistler ayrıca yapay zekânın Hindistan’ın devasa dış kaynak kullanımı ve bilişim teknolojileri sektörleri üzerindeki etkisine ilişkin kaygılarını dile getirdi. Ancak üst düzey yetkililer, yeni teknolojinin ülkenin ekonomik büyümesini sınırlamayacağına inanıyor.
Bir yetkili, “Yapay zekânın Hindistan’ın GSYH büyümesi üzerindeki etkisi gelişmiş ekonomilere kıyasla çok daha az olacak,” dedi ve ekledi: “Hindistan’ın büyümesi yapay zekâya bağımlı değil; çok sayıda sektöre yayılmış daha çeşitlendirilmiş bir büyüme.”
Modi, 12 yıllık iktidarı döneminde büyük altyapı yatırımlarına öncülük ettiği için yabancı yatırımcılardan övgü aldı. Hindistan havalimanı sayısını iki kattan fazla artırdı ve binlerce kilometre otoyol inşa etti. Ayrıca geniş demiryolu ağını elektriklendirdi; bu, birçok Avrupa ülkesinin başaramadığı bir kazanım.
Başbakan geçen yıl ayrıca Hindistan’ın işgücü piyasasını liberalleştirmek, karmaşık mal ve hizmet vergisi rejimini uyumlu hale getirmek ve yabancı yatırımcıları çekmek amacıyla bir dizi reform başlattı.
Morgan Stanley, hükümet ile merkez bankasının yakın dönemde açıkladığı yatırımcı teşvik paketinin 40 milyar ila 60 milyar dolar arasında ek sermaye girişi sağlayabileceğini ve bunun gelecek yıl Hindistan’ın ödemeler dengesinin açık vermemesine yardımcı olacağını tahmin etti. Das, piyasa dostu daha fazla girişimin “boru hattında” olduğunu söyledi, ancak ayrıntı vermedi.
Das, “Başbakan, iş yapma kolaylığını artıracak reformlara tamamen odaklanmış durumda,” dedi. “Son altı-yedi yılda dört büyük uluslararası kriz yaşadık. Hindistan her seferinde daha güçlü çıktı; çünkü her krizi daha fazla reformu ilerletmek için bir fırsat olarak gördü” dedi.
ABD-İsrail’in İran’a karşı savaşının başlangıcında analistler, Hindistan’ın ithal petrol ve gaza yüksek bağımlılığı konusunda endişelerini dile getirmişti. Ancak Yeni Delhi, Rusya ve Venezuela’dan petrol alımlarını artırdı ve ciddi kıtlıkları önledi.
Modi kriz sırasında büyük ölçüde “işler olağan seyrinde” tutumunu yansıtmaya çalıştı. Ancak geçen ay bir noktada vatandaşlara evden çalışarak ve toplu taşıma kullanarak yakıt tasarrufu yapmaları, zorunlu olmayan altın alımlarını askıya almaları ve tatil ile düğünler için yurt dışına seyahat etmekten kaçınmaları çağrısında bulundu.
Bununla birlikte, başbakanın çağrısı büyük ölçüde karşılık bulmadı. Hükümet yetkilileri, Hindistan’ın ekonomisini Körfez’deki çatışmanın en kötü etkilerinden korumakta görece başarılı olduğunu söylüyor.
Yakıt ve gübre fiyatları, çatışmanın büyük bölümünde savaş öncesi seviyelerde tutuldu; yakıt fiyatlarında yalnızca mayıs ortasından itibaren küçük bir artış başladı. Bu durum tüketicilerin harcama gücünü korudu. Ancak yetkililerin özel olarak yaptığı tahminlere göre, bunun maliyeti bu yıl GSYH’ye oranla kamu mali açığında fazladan yarım puanlık bir artış olabilir.
Yetkililer ayrıca bu yıl İngiltere ve AB ile sonuçlandırılan ticaret anlaşmalarının ve ABD ile müzakere edilmekte olan geçici anlaşmanın yabancı fon girişini artırmaya yardımcı olacağına inanıyor.
Resmî verilere göre, aylar süren çıkışların ardından net doğrudan yabancı yatırım nisan ayında 6,6 milyar dolara yükseldi; bu, son beş yılın en yüksek seviyesi oldu.
Asya
Güney Kore, 520 milyar dolarlık kurumsal yatırımla yarı iletken kümesi kuracak

Güney Kore Sanayi Bakanı Kim Jung-kwan pazartesi günü yaptığı açıklamada, Güney Kore’nin ülkenin güneybatı bölgesinde 800 trilyon wonluk (517,9 milyar ABD doları) kurumsal yatırımla yeni bir yarı iletken üretim üssü geliştirmeyi planladığını ve bu yatırımın dört bellek çipi üretim tesisi kurulmasını sağlayacağını duyurdu.
Kim, Gwangju ve Jeolla bölgelerini, Seul metropolitan bölgesindeki mevcut merkezin yanında ülkenin ikinci büyük yarı iletken kümesine dönüştürmeyi hedefleyen yatırım planını, Devlet Başkanı Lee Jae Myung başkanlığında Cheong Wa Dae’de düzenlenen ulusal yatırım bilgilendirme toplantısında açıkladı.
Kim, “Artan yarı iletken talebini karşılamak için yalnızca Seul metropolitan bölgesindeki tek bir üretim üssüne dayanmak artık yeterli değil,” dedi. Mevcut planlar kapsamında elektrik ve su kaynaklarına ilişkin kısıtların daha fazla genişlemeyi sınırladığını belirtti.
Yarı iletken yatırımı, hükümetin “üç mega proje” girişiminin bir parçası. Bu girişim; Samsung Electronics Co. ve SK hynix Inc. gibi çip devlerinin yanı sıra diğer şirketlerin yarı iletkenler, fiziksel yapay zekâ ve yapay zekâ veri merkezleri alanlarında büyük ölçekli yatırımlar yapmasını öngörüyor.
Kim, çip üretimi genişledikçe artan paketleme talebini karşılamak amacıyla Chungcheong bölgesinin 81 trilyon wonluk yatırımla ileri yarı iletken paketleme merkezi haline getirileceğini söyledi. Daegu ve Kuzey Gyeongsang bölgelerinin ise yarı iletken malzemeleri, bileşenleri ve ekipmanları için inovasyon merkezleri olarak geliştirileceğini ekledi.
Kim ayrıca hükümetin, yeni üretim tesislerinin inşaat takvimini 12 yıla kadar öne çekerek şirketlerin yarı iletken yatırımlarını hızlandırmasına yardımcı olacağını belirtti. Buna göre tesislerin inşası, 2040’ların ortası ve sonları yerine 2030’ların ortalarına alınacak.
Bu genişlemeyi desteklemek için hükümet, izin ve inşaat süreçlerini sadeleştirme; elektrik ve sanayi suyu tedariki dahil kritik altyapıya yatırım yapma taahhüdünde bulundu.
Samsung Electronics Yönetim Kurulu Başkanı Lee Jae-yong ve SK Group Başkanı Chey Tae-won’un da katıldığı toplantıda Kim, araştırma-geliştirme ve çip tasarımından test ve üretime kadar tüm yarı iletken değer zincirini desteklemek için hükümet ve sanayi tarafından önümüzdeki 15 yılda 30 trilyon won yatırım yapılmasını öngören planı sundu.
İddialı sanayi yol haritası, ülkeyi küresel bir üretim gücü olmaktan yapay zekâ çağında lider bir aktöre dönüştürmeyi amaçlıyor. Stratejinin merkezinde yarı iletkenler, yapay zekâ altyapısı ve fiziksel yapay zekâ yer alıyor.
Robotik sektörüyle ilgili olarak Kim, hükümetin küresel rekabetin yoğunlaştığı ortamda Güney Kore’nin imalat rekabetçiliğini güçlendirmek için yapay zekâ destekli robotik endüstrisini geliştireceğini söyledi.
Kim, Çin’in bölgesel üretim merkezleri üzerinden insansı robotların seri üretimine şimdiden başladığı uyarısında bulunarak, Güney Kore’nin kendi insansı robotlarının ticarileştirilmesini ve seri üretimini hızlandırması gerektiğini vurguladı.
Kim, “Seri üretimin temelini hızlandırmalıyız,” dedi. Hükümetin eğitim, savunma ve afet müdahalesi alanlarında insansı robot tedarik ederek erken aşamada iç talep oluşturmayı planladığını ekledi.
Girişim, Güney Kore’nin küresel insansı robot pazarındaki payını geçen yılki yalnızca yüzde 1 seviyesinden uzun vadede yüzde 20’ye çıkarmayı hedefliyor.
Stratejinin üçüncü ayağı olarak hükümet, ülkenin yapay zekâ veri merkezi altyapısını genişletmeye yönelik iddialı bir plan açıkladı.
Hükümet, SK Group, GS Group ve portal işletmecisi Naver ile birlikte 2029’a kadar toplam 8,4 gigavat (GW) kapasiteli yapay zekâ veri merkezleri inşa etmek için yaklaşık 550 trilyon won yatırım yapmayı planlıyor. Toplam yatırımın 2035’e kadar 1.000 trilyon wonu aşması ve kapasitenin 18,4 GW’ye çıkarılması bekleniyor.
Bu girişimi desteklemek amacıyla hükümet, yeterli elektrik ve sanayi suyu tedarikini güvence altına alma ve mevcut yarı iletken kümelerinin çevresindeki enerji altyapısını güçlendirme sözü verdi.
Asya
Apple, Pentagon’un kara listesindeki firmadan çip istiyor

ABD’li teknoloji devi Apple, bellek çipi fiyatlarındaki artışın yarattığı maliyet baskısını hafifletmek amacıyla Pentagon’un kara listesinde yer alan Çinli çip üreticisi CXMT’den alım yapabilmek için Beyaz Saray nezdinde lobi faaliyetleri yürütüyor. Financial Times gazetesinin konuya aşina kaynaklara dayandırdığı haberine göre şirket, CXMT’nin sevkiyatları tamamen engelleyecek olan ticaret kara listesine alınmaması yönünde güvence elde etmeye çalışıyor.
Financial Times (FT) gazetesinin konuya aşina altı kaynağa dayandırdığı haberine göre Apple, Çin Halk Kurtuluş Ordusu ile bağlantıları olduğu gerekçesiyle Pentagon’un kara listesine alınan Çinli bellek çipi üreticisi CXMT’den ürün tedarik edebilmek için ABD yönetimi nezdinde yoğun lobi faaliyetleri yürütüyor.
Apple, yapay zeka alanındaki hızlı büyümenin etkisiyle küresel ölçekte artan bellek çipi fiyatlarının yarattığı maliyet baskısını hafifletmeyi amaçlıyor.
Artan maliyetler nedeniyle MacBook ve iPad fiyatlarını yükseltmek durumunda kalan şirketin piyasa değeri, geçtiğimiz perşembe günü 263 milyar dolar eridi. Şirket, bu mali baskıyı kırmak adına bir ayı aşkın süredir Beyaz Saray’ın onayını almaya çalışıyor.
Hukuki açıdan Apple’ın şu an için CXMT veya bir diğer Çinli üretici YMTC’den alım yapmasının önünde doğrudan herhangi bir engel yok.
Ancak teknoloji devi, ABD yönetiminin bu şirketleri gelecekte ihracatı tamamen engelleyecek olan “Varlık Listesi”ne (Entity List) dahil etmeyeceğine dair güvenceler elde etmeye çalışıyor.
Pentagon, CXMT ve YMTC şirketlerini, ABD’nin ulusal güvenliğini tehdit eden ve Çin ordusuyla bağlantılı olduğu değerlendirilen grupların yer aldığı 1260H listesine dahil etmişti.
Bu listede yer almak doğrudan hukuki yaptırım getirmese de ciddi düzeyde prestij riski yaratıyor.
Öte yandan kaynaklar, Beyaz Saray’ın daha önce Çin ile yürütülen müzakereler sırasında Çinli firmalara yönelik yeni ihracat kısıtlamalarını askıya aldığını hatırlatıyor.
Pentagon’un şubat ayında 1260H listesini güncellediği, ancak Beyaz Saray’ın CXMT ve YMTC’nin listeden çıkarılmasından rahatsız olması üzerine güncellemeyi bir saat içinde geri çektiği biliniyor. Her iki şirket de bu ay içinde listeye yeniden eklendi.
Kongre Çinli şirketlerden çip alımına karşı çıkıyor
ABD Kongresi’nin Apple’ın bu talebine karşı çıkması bekleniyor. Temsilciler Meclisi Çin Komisyonu Başkanı John Moolenaar konuyla ilgili olarak FT’ye yaptığı açıklamada, “Apple, Çinli askeri bir şirketle ortaklık kurmayı seçerek büyük bir hata yapacaktır” ifadelerini kullandı.
Apple, benzer muhalefetle daha önce de karşı karşıya kaldı. Şirket, 2022 yılında Çinli çip üreticisi YMTC’den alım yapma girişiminde bulunduğunda yoğun eleştirilere maruz kalmıştı.
Dönemin senatörü, günümüzün ise ABD Dışişleri Bakanı olan Marco Rubio, o süreçte FT’ye verdiği demeçte, “Apple ateşle oynuyor” diyerek şirketin federal hükümet tarafından benzeri görülmemiş denetimlerle karşı karşıya kalacağını belirtmişti.
Pentagon’un Çin askeri şirketleri listesinde Çin’in en büyük e-ticaret platformu Alibaba, teknoloji şirketi Baidu, elektrikli araç ve batarya üreticisi BYD gibi devlerin yanı sıra Huawei Technologies, Tencent Holdings ve elektrikli araç üreticisi NIO da yer alıyor.
Daha önce bu listede yer alan akıllı telefon üreticisi Xiaomi ise kararın ardından hisselerinde yüzde 11 değer kaybı yaşamış, ancak daha sonra hukuki yollara başvurarak listeden çıkmayı başarmıştı.
Amerika2 hafta öncePeter Thiel’in gizli cemiyeti: “Dialog”
Avrupa5 gün önceKuzey Akım sabotajında ‘porno filmi kılıfı’ iddiası
Asya2 hafta önceÇKP, ‘Xi Jinping’in Parti İnşası Üzerine Düşüncesi’ni resmi doktrin ilan etti
Ortadoğu2 hafta önceİran, ABD ile varılan anlaşmanın detaylarını açıkladı
Görüş1 hafta önceHeidegger’in kulübesindeki Avrupa solu
Dünya Basını2 hafta önceİngiliz iktisatçı Pettifor: Yapay zeka çöküşü kaçınılmaz bir krize yol açacak
Dünya Basını2 hafta önceForeign Policy: İran, Vietnam’dan Daha Ağır Bir Yenilgi
Rusya2 hafta önceRFKP Lideri Zyuganov: Rusya’da sol dönüş kaçınılmaz










