Bizi Takip Edin

Asya

Çin, Japonya ve Güney Kore dışişleri bakanları buluştu

Yayınlanma

Pazar günü Güney Kore’nin Bushan kentinde düzenlenen Çin, Japonya ve Güney Kore arasındaki üçlü dışişleri bakanları toplantısında üçlü liderler görüşmesi için gerekli koşulların yaratılması konusunda anlaşmaya varıldı.

Çin Dışişleri Bakanı Wang Yi toplantıda, Çin’in üçlü işbirliğinin yeniden başlatılmasını teşvik etmek için hem Güney Kore hem de Japonya ile çaba göstermeye istekli olduğunu söyledi.

Çin Dışişleri Bakanlığı tarafından pazar gecesi yapılan açıklamaya göre, üç taraf Çin, Japonya ve Güney Kore liderlerinin üçlü toplantısı için gerekli koşulların yaratılması ve hazırlıkların hızlandırılması konusunda mutabık kaldı.

Çinli uzmanlar dört yıl aradan sonra yapılacak toplantının sadece üç Asya ülkesi arasında üst düzey görüşmelerin önünü açmakla kalmayacağını, aynı zamanda bölgeye istikrar getireceğini ve küresel çalkantılardan kaynaklanan mevcut zorlukların olumsuz sonuçlarını telafi etmek için üç ülkenin işbirliğini güçlendireceğini düşünüyor.

‘Bölgedeki cepheleşmenin önüne geçelim’

Üçlü dışişleri bakanları toplantısına katılan Çin Komünist Partisi Merkez Komitesi Siyasi Büro üyesi de olan Çin Dışişleri Bakanı Wang Yi, CGTN’nin aktardığına göre Wang, bu yıl Çin, Japonya ve Güney Kore arasındaki üçlü dışişleri bakanları toplantısının dört yıllık bir aradan sonra yeniden başladığını, yakın komşular olarak Çin’in komşularıyla dostluk ve işbirliği ilkelerine bağlı kalmaya devam edeceğini ve üçlü işbirliğinin yeniden başlamasını teşvik etmek için Güney Kore ve Japonya ile birlikte çalışacağını söyledi.

Wang, Asya-Pasifik bölgesinin önemli ülkeleri olarak üç ülkenin Asya-Pasifik bölgesinin barış ve kalkınması ile bölge halkının çıkarlarını temel alması, bölgesel işbirliğini derinleştirmesi, risk ve zorlukları ortaklaşa ele alması ve bölgesel barış ve refahı sürdürmesi gerektiğini söyledi. Üç ülkenin ideolojik çizgiler çizilmesine karşı çıkması ve bölgesel blok oluşumuna direnmesi gerektiğini vurguladı.

“Pekin, Tokyo ve Seul bölgesel barış ve güvenliği korumak için dengeleyici olarak hareket etmeli, ortak, kapsamlı, işbirliğine dayalı ve sürdürülebilir bir güvenlik konsepti uygulamalı ve farklılıkları ve anlaşmazlıkları diyalog ve barışçıl yollarla çözme konusunda ısrarcı olmalıdır” diyen Çinli diplomat, ayrıca ülkeler arasındaki sıcak nokta sorunlarının çözümü için “basınç tahliye vanaları” olarak hareket etmeleri gerektiğini söyledi. Wang, Kore Yarımadasında devam eden gerginliğin hiçbir tarafın çıkarına olmadığını belirtti, “Acil görev, durumu soğutmak, diyaloğun yeniden başlatılması için gerekli koşulları yaratmak ve bunu başarmak için anlamlı adımlar atmaktır” dedi.

Wang üçlü toplantı öncesinde pazar günü Güney Kore Dışişleri Bakanı Park Jin ve cumartesi günü de Japonya Dışişleri Bakanı Yoko Kamikawa ile görüşmelerde bulundu.

Wang, Park ile yaptığı görüşmede Çin ve Güney Kore’nin komşu ülkeler olduğunu ve bu gerçeğin asla değişmeyeceğini söyledi: “Her iki ülke de olumlu bir ilişkiden fayda sağlayabilirken, ilişkilerin bozulması halinde her iki taraf da zarar görecektir.”

Wang ayrıca, istikrarlı ve sorunsuz tedarik zincirlerini korumak ve ikili ekonomik ve ticari işbirliğinde daha fazla gelişmeyi teşvik etmek için her iki tarafın da ekonomik meseleleri siyasileştirme, teknolojik meseleleri araçsallaştırma ve ekonomik ve ticari meseleleri aşırı güvenlikleştirme eğilimine ortaklaşa direnmesi gerektiğini vurguladı.

Wang ve Park’ın Kore Yarımadasındaki durum hakkında görüş alışverişinde bulunduğu kaydedildi.

Wang, Kamikawa ile yaptığı görüşmede, Çin ve Japonya’nın ikili ilişkileri doğru gelişme yolunda ilerletmek için iki ülke liderleri tarafından varılan mutabakatı ciddiyetle uygulamaları gerektiğini söyledi.

Kamikawa’ya her iki tarafın da birbirlerinin meşru kaygılarına saygı göstermesi gerektiğini söyleyen Wang, “Japonya Tayvan sorununa ilişkin taahhütlerini yerine getirmeli, tek Çin ilkesine sıkı sıkıya bağlı kalmalı ve Çin’in içişlerine karışmaktan kaçınmalıdır” dedi.

Japonya’nın Fukushima’nın nükleer kirlenmiş suyunu okyanusa boşaltmasının deniz güvenliği ve kamu sağlığını ilgilendirdiğini kaydeden Wang, Çin’in “Japonya’nın sorumsuz eylemine karşı çıktığını” kaydetti.

Uzmanlar, üç ülkenin dışişleri bakanları arasındaki toplantının yakın gelecekte daha üst düzey üçlü toplantıların önünü açabileceğini belirtiyor. Uzmanlar ayrıca toplantının, Pekin, Tokyo ve Seul arasındaki mevcut görüş ayrılıklarının kontrol altına alınmasına ve üç ülkenin ortak çıkarlarının bulunduğu alanlarda işbirliğinin genişletilmesine yardımcı olacağı görüşünde.

Son toplantı 2019’da idi

Üç Kuzeydoğu Asya ülkesinin liderleri arasında 2019 yılında Çin’in Chengdu kentinde yapılan son toplantıdan bu yana üç ülke arasındaki bağlar yıpranmış durumda.

Tokyo ve Seul’ün ABD’nin bölgedeki Çin’i çevrelemeye yönelik stratejileri doğrultusunda hareket etmeleri Pekin’le bağları önemli ölçüde zedeledi.

Liaoning Sosyal Bilimler Akademisi’nde Kore Yarımadası uzmanı olan Lü Chao Global Times’a yaptığı açıklamada, Güney Kore ve Japonya’nın Çin ile ilişkilerini düzeltmeye istekli olmalarının tek nedeninin Çin ile işbirliği yapma ihtimalinin ulusal çıkarlarına uygun olması değil, aynı zamanda bu ayın başlarında iki ülke liderleri arasında San Francisco’da yapılan zirvenin ardından Çin-ABD ilişkilerinin ısınmasının Seul ve Tokyo’yu ellerini uzatmaya itmesi olduğunu söyledi.

AP’nin haberine göre Kamikawa cuma günü gazetecilere yaptığı açıklamada, “Uluslararası toplum büyük zorluklar ve değişimlerle karşı karşıya olduğu tarihi bir dönüm noktasında olduğundan, Japonya-Çin-Güney Kore işbirliğinin stratejik önemini tartışmayı umuyoruz” dedi.

Geçtiğimiz hafta İngiltere Başbakanı Rishi Sunak ile görüşen ve Downing Street Anlaşmasını imzalayan Güney Kore Devlet Başkanı Yoon Suk-yeol, Çin’in Tayvan ve Güney Çin Denizi ile ilgili açıklamalarda bulunmuştu. Çin Dışişleri Bakanlığı sözcüsü Mao Ning cuma günü yaptığı açıklamada “Çin, ilgili tarafları Çin’in temel ve büyük endişelerini taşıyan konularda sorumsuzca yorum yapmaktan vazgeçmeye ve söyledikleri ya da yaptıkları konusunda çok ihtiyatlı olmaya çağırıyor” ifadelerini kullanmıştı.

Lü, ABD’ye benzer şekilde Japonya ve Güney Kore’nin de Çin ile işbirliğinden bahsederken Çin’in temel çıkarlarına saygısızlık etme eğiliminde olduklarını ve bunun da üç ülkenin işbirliği yapmasının önünde engel oluşturduğunu söyledi. Lü, Çin’in işbirliğini genişletmek için Japonya ve Güney Kore ile yarı yolda buluşmaya istekli olduğunu, ancak aynı zamanda Çin’e yönelik herhangi bir tek taraflı baskıya ve Çin’in temel çıkarlarına aykırı saygısız söz ve davranışlara karşılık vermekten de çekinmeyeceğini belirtti.

Lü, “Üç ülkenin işbirliğini derinleştirmede ivme kazanması için hem Tokyo hem de Seul’den daha fazla eylem, daha fazla samimiyet görmemiz gerekiyor” dedi.

Asya

Japonya ve Filipinler’in deniz sınırı görüşmeleri Çin’i neden öfkelendirdi?

Yayınlanma

Tokyo ve Manila’nın, Japonya ile Filipinler arasındaki münhasır ekonomik bölgelerin (MEB) ve kıta sahanlığının deniz sınırını belirlemek üzere resmî müzakerelere başlayacaklarını açıklamasının ardından, Tayvan’ın doğusundaki sular yeni bir gerilim noktası hâline geldi.

Batı Pasifik Okyanusu’nda yeni bir gerilim noktası ortaya çıkarken, Pekin’in Tayvan’ın doğusundaki sulardaki varlığını güçlendirmesi bekleniyor.

Pazartesi günü Çin Sahil Güvenliği bölgede kolluk devriyeleri gerçekleştirdi ve Pekin’in hem iç hukuk hem de uluslararası hukuk kapsamında kendi MEB ve kıta sahanlığı haklarını koruma iddiasını uygulamaya koydu.

Tayvan Sahil Güvenliği, pazartesi günü saat 11.00 sularında ana adanın güneydoğu kıyısından yaklaşık 64 km açıkta yer alan Orchid Adası’nın yaklaşık 51 ila 52 deniz mili güneydoğusunda tespit edilen iki Çin gemisini izlediğini ve takip ettiğini açıkladı.

South China Morning Post, Japonya ile Filipinler arasındaki sınır görüşmeleri ve bunların uluslararası hukuk ile jeopolitik açısından sonuçları hakkında bilinmesi gerekenleri derledi:

Tokyo ve Manila neden sınırlandırma görüşmeleri istiyor?

Japonya ve Filipinler’in ortak kara sınırı yok. Ancak kıyı devletleri olarak, kıyılarından itibaren 200 deniz mili —370 km ya da 230 mil— genişliğinde bir münhasır ekonomik bölge ilan etme hakkına sahipler.

Okinawa Adası’nın yaklaşık 400 km güneybatısındaki Yaeyama Adaları ile Filipinler’in en kuzeyindeki Mavulis Adası esas alınarak ölçüm yapıldığında, iki ülkenin MEB’leri Batı Pasifik Okyanusu’nda birbirine temas ediyor; hatta örtüşüyor.

Ayrıca bu alan, Çin’e bağlı olan ve Pekin’in egemenliği için ‘kırmızı çizgi’ olarak gördüğü ve gerekirse güç kullanarak yeniden birleştirmeyi hedeflediği Tayvan adasının 200 deniz millik MEB’iyle de örtüşüyor.

Amerika Birleşik Devletleri ve müttefikleri Japonya ile Filipinler dâhil çoğu ülke, Tayvan’ı bağımsız bir devlet olarak tanımıyor ve Çin’e bağlı olduğunu Birleşmiş Milletler kararıyla kabul ediyor. Ancak Washington, Tayvan’ı Çin’e karşı bir koz olarak kullanarak adaya silah tedarik etmeyi taahhüt ediyor ve müttefiklerini de buna teşvik ediyor.

Görüşmeler hakkında ne biliyoruz?

Japonya Başbakanı Sanae Takaichi ve Filipinler Devlet Başkanı Ferdinand Marcos Jr., perşembe günü Tokyo’da gerçekleştirdikleri zirvenin ardından yayımlanan ortak açıklamaya göre, “münhasır ekonomik bölgenin ve kıta sahanlığının deniz sınırını belirlemek üzere resmî müzakerelere başlamayı” kabul etti.

Açıklamada, bu kararın “uluslararası hukuka, özellikle Birleşmiş Milletler Deniz Hukuku Sözleşmesi’nin —UNCLOS— ilgili hükümlerine uygun olarak ve bölgedeki hukuki kesinliği artırmak amacıyla ilgili uluslararası içtihatlar rehberliğinde” alındığı belirtildi.

Ancak iki taraf, müzakerelerin kesin coğrafi kapsamını açıklamadı. Bu da, eğer Pekin ya da Taipei tarafından talep edilen alanları kesecek şekilde ikili bir hat çizerlerse, söz konusu sınırın dışarıda bırakılan hak sahiplerine karşı hukuken ileri sürülemeyeceği anlamına geliyor.

Buna bir örnek, Doğu Çin Denizi’nde Pekin’in kıta sahanlığı iddialarını devre dışı bırakan 1974 tarihli Japonya-Güney Kore ortak kalkınma anlaşmasıdır. Pekin, bu anlaşmayı derhâl tamamen yasadışı ve geçersiz ilan etmişti; bu tutumunu bugün de sürdürüyor.

Tokyo ve Manila sınırlandırmadan ne elde eder?

UNCLOS’a göre bir kıyı devleti, 200 deniz millik MEB’i içinde tüm doğal kaynakları araştırma, işletme ve yönetme konusunda münhasır haklara sahiptir. Bu haklar, deniz yatağı ve deniz altı toprağındaki petrol, doğal gaz ve diğer mineralleri kapsar ve kıta sahanlığı haklarıyla büyük ölçüde örtüşür.

Uluslararası hukuk ayrıca bir kıyı devletine, MEB içinde tüm yapay tesislerin inşasını ve işletilmesini, ayrıca deniz bilimsel araştırmalarını yetkilendirme, düzenleme ve denetleme yönünde yürütme yetkileri tanır.

Hainan Adası merkezli Güney Çin Denizi Çalışmaları Ulusal Enstitüsü’ndeki Uluslararası ve Bölgesel Meseleler Araştırma Merkezi Direktörü Ding Duo, Tokyo ve Manila’nın deniz sınırı görüşmelerinin kapsadığı alanlarda güvenlik işbirliğini artırmayı ve ortak kaynak geliştirme faaliyetleri yürütmeyi de hedefleyebileceğini söyledi.

Dikkat çekici biçimde, Yaeyama Adaları Japonya’nın en güneybatıdaki takımadalarını oluşturuyor ve Çin’in Batı Pasifik’e askerî erişimini kısıtlamayı amaçlayan, Doğu Asya kıyı şeridi boyunca uzanan takımadalar dizisi olarak bilinen “birinci ada zinciri” üzerinde yer alıyor.

Ding, “Sınırlandırma aynı zamanda Çin’in birinci ada zinciri içindeki operasyon alanını daraltmayı da hedefleyebilir” dedi.

Pekin ve Taipei nasıl tepki verdi?

Pekin, cuma günü müzakereleri “tamamen yasadışı ve hükümsüz” olarak kınadı.

Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü Mao Ning, Pekin’in iki hükümete protesto girişiminde bulunduğunu söyledi.

Pazartesi günü yaptığı açıklamada Çin Sahil Güvenliği Sözcüsü Jiang Lue, sahil güvenliğin ilgili sulardaki kontrol ve yönetimini güçlendirmeye devam edeceğini ve “Çin’in toprak egemenliğini ve denizlerdeki hak ve çıkarlarını kararlılıkla korumak” için somut önlemler alacağını belirtti.

Salı sabahı düzenlenen olağan basın toplantısında Tayvan Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü Hsiao Kuang-wei, Japonya ve Filipinler’den açıklamalarında bahsettikleri deniz sınırı belirleme sürecine ilişkin ayrıntı vermelerini istediklerini söyledi.

Japonya ve Filipinler’in müzakere ettiği suların Tayvan’ın sularıyla önemli ölçüde örtüştüğünü dikkate alan bakanlık, iki ülkeyi süreç boyunca bu gerçeği göz önünde bulundurmaya çağırdı.

Hsiao, Tokyo ve Manila’nın Tayvan’ın hak ve çıkarlarını dışlamaması ya da ihlal etmemesi gerektiğini belirterek, Tayvan ile istişarelerde bulunmaları gerektiğini söyledi.

Çin’deki gözlemciler, Pekin’in Tayvan’ın doğusundaki sulardaki varlığını güçlendirmesini beklediklerini ifade etti.

Çin’in en üst düzey devlet bağlantılı düşünce kuruluşu olan Çin Sosyal Bilimler Akademisi’nde araştırmacı Yang Xiao, “Onlar [Japonya ve Filipinler] üç taraflı örtüşen bir bölgede müzakere ettiklerine göre, biz de Tayvan’ın doğusundaki sular üzerindeki yetki alanımızı ilerletmek için daha ileri adımlar atabiliriz” dedi.

Devlet yayıncısı CCTV ile bağlantılı bir sosyal medya hesabı olan Yuyuan Tantian’ın aktardığına göre Yang, “Karşı taraf pervasız ve yıkıcı adımlar atacağına göre, biz de kaçınılmaz olarak yeni karşı önlemler devreye sokacağız” ifadelerini kullandı.

Okumaya Devam Et

Asya

Güney Kore borsası Hindistan’ı geride bırakarak dünya altıncısı oldu

Yayınlanma

Güney Kore hisse senedi piyasası, yapay zeka sektörüne yönelik güçlü küresel ilginin etkisiyle Hindistan’ı geride bırakarak dünyanın en büyük altıncı borsası konumuna yükseldi. Bloomberg verilerine göre, Kospi endeksinin piyasa değeri 2026 başından itibaren yüzde 86’dan fazla artarak 5 trilyon dolara ulaşırken, Hindistan borsası gerileyerek yedinci sıraya yerleşti.

Güney Kore hisse senedi piyasası, Hindistan’ı geride bırakarak dünyanın en büyük altıncı borsası unvanını elde etti.

Seul yönetimindeki piyasalar, mayıs ayının başında da Kanada’yı geride bırakarak yedinci sıraya yerleşmişti.

Borsadaki bu yukarı yönlü ivmenin temel itici gücü olarak yapay zeka teknolojilerine yönelik devam eden yüksek küresel ilgi gösteriliyor.

Bloomberg tarafından yapılan hesaplamalara göre, Güney Kore hisse senedi piyasasının ana endeksi Kospi’nin toplam kapitalizasyonu, 2026 yılının başından bu yana yüzde 86’nın üzerinde bir artış kaydederek 5 trilyon dolara ulaştı.

Aynı dönemde Hindistan hisse senedi piyasasını temsil eden Nifty 50 endeksinin toplam hacmi ise gerileyerek 4,8 trilyon dolar seviyesine düştü.

Dünya borsaları sıralamasında güncel verilere göre ilk sırada 79,47 trilyon dolar piyasa değeriyle ABD yer alıyor. ABD’yi sırasıyla 15,09 trilyon dolarla Çin, 8,63 trilyon dolarla Japonya ve 7,24 trilyon dolar değerindeki Hong Kong piyasası takip ediyor.

Tayvan 5,15 trilyon dolarlık piyasa değeriyle listenin beşinci sırasında konumlanırken, hemen ardından 5,04 trilyon dolarla Güney Kore geliyor.

Hindistan ise bu gelişmeler neticesinde altıncı sıradan yedinci sıraya gerilemiş bulunuyor. Güney Kore, mayıs ayının başında da bu sıralamada Kanada piyasasını geride bırakmıştı.

Bloomberg, Güney Kore piyasasında gözlenen bu büyümenin arkasında, küresel yapay zeka endüstrisinin gelişimini sağlayan en büyük mikroçip üreticilerinin hisselerine yönelik yoğun talebin bulunduğunu aktardı.

Bununla birlikte analizde, yatırımcıların bahislerini ağırlıklı olarak yapay zeka sektöründe yoğunlaştırmasının, piyasada aşırı ısınma risklerine dair endişeleri de beraberinde getirdiği ifade edildi.

Reed Capital Partners Yatırım Direktörü Gerald Gan gelişmeye ilişkin yaptığı değerlendirmede, “Bu büyüme, sonraki teknolojik inovasyon dalgasında Güney Koreli teknoloji şirketlerinin süregelen önemini vurguluyor. Aynı zamanda bu durum, küresel sermaye akışlarının bir zamanlar Batı piyasalarının gölgesinde kalan ancak günümüzde teknolojinin ve büyümenin geleceğini şekillendirmede giderek daha belirgin bir rol oynayan büyük Asya ekonomilerine doğru geniş çaplı kayışını yansıtıyor” ifadelerini kullandı.

Diğer taraftan Asset Value Investors Kıdemli Yatırım Analisti Ross McGarry, Güney Kore için asıl sınavın, bu büyüme performansını kurumsal yönetim alanında gerçekleştirilecek gerçek reformlar ve yapısal değişikliklerle koruyup koruyamayacağı olacağını ekledi.

Bloomberg analizine göre Hindistan, para birimi rupinin zayıflaması, rekor düzeydeki yabancı sermaye çıkışları ve doğrudan yapay zeka altyapısıyla ilişkili şirketlerin eksikliği nedeniyle küresel sıralamadaki konumunu kaybediyor.

Enerji kaynaklarının fiyatlarındaki artışın da enflasyon endişelerini tetikleyerek Hindistan piyasası üzerinde baskı oluşturduğu kaydedildi.

Gerald Gan, konuya ilişkin olarak “Yatırımcıların gözünde Hindistan’ın büyüme hikayesi, ülkenin artan iç ve dış siyasi zorluklarla karşı karşıya kalması nedeniyle dinamizmini giderek yitiriyor” değerlendirmesinde bulundu.

Güney Kore’nin piyasa kapitalizasyonunda öne geçmesine rağmen Hindistan ekonomisi, toplam gayrisafi yurtiçi hasıla (GSYİH) büyüklüğünde Güney Kore’nin önünde yer almaya devam ediyor.

Uluslararası Para Fonu (IMF) verilerine göre Güney Kore’nin GSYİH’si 1,93 trilyon dolar seviyesinde bulunuyor.

Okumaya Devam Et

Asya

Çinli yapay elmas üreticileri yapay zeka ile yükselişte

Yayınlanma

Yapay zeka teknolojilerindeki küresel yükseliş, gelişmiş mikroçip üretiminde kritik bir soğutma bileşeni haline gelen Çinli yapay elmas üreticilerine rekor büyüme getirdi. Bloomberg’ün haberine göre sektördeki talep kaymasıyla birlikte Çinli laboratuvar üreticilerinin hisseleri hızla yükselirken, geleneksel metal üreticilerinin hisselerinde sert düşüşler kaydedildi.

Geleneksel olarak çoğunlukla mücevher sektörüyle ilişkilendirilen Çin üretimi sentetik elmaslar, yapay zeka çiplerinin soğutulmasında etkili bir malzeme olarak kullanılmaya başlandı.

Bloomberg’ün haberine göre, yapay elmaslar yapay zeka alanında daha güçlü yarı iletkenlerin üretilmesini sağlayan kritik bir bileşene dönüştü ve Çinli üreticiler bu yapay zeka patlamasının önemli yararlanıcıları haline geldi.

Bu gelişmenin ardından geçtiğimiz hafta sentetik elmas üreticilerinden Zhecheng Huifeng Diamond Technology Co. şirketinin hisseleri yüzde 51, SF Diamond Co. şirketinin hisseleri ise yüzde 40 oranında değer kazandı.

Yükseliş eğilimi bu hafta da devam etti. Söz konusu hisselerin gösterdiği performans, Şanghay ve Şençen menkul kıymetler borsalarında işlem gören en büyük ve en likit 300 hisse senedinin performansını takip eden CSI 300 endeksinin yüzde 1 seviyesindeki artışını geride bıraktı.

Bloomberg, baskı devre kartları ve optik modüller gibi donanım alanlarının aşırı yoğunlaştığı bir dönemde, yapay zeka yarı iletkenlerinde sentetik elmas kullanımının yeni ve niş bir segment olarak öne çıktığını bildirdi.

Sentetik elmaslar, mikroçiplerin soğutulmasında geleneksel olarak kullanılan bakır ve alüminyum malzemelerine alternatif bir çözüm sunuyor.

Huayuan Securities analistleri konuya ilişkin değerlendirmelerinde, “Elmas ile soğutma sektörel bir fikir birliği haline geliyor ve bu yöntemin yapay zeka ile veri merkezleri alanındaki uygulamasının genişlemesi bekleniyor” ifadelerini kullandı.

Elmas laboratuvarlarının hisselerindeki artışla eş zamanlı olarak, yapay zekaya yönelik iyimserlik ve renkli metallere olan talep nedeniyle daha önce yükseliş gösteren metal üreticileri Aluminum Corp. of China şirketinin hisselerinde yüzde 25, Jiangxi Copper Co. şirketinin hisselerinde ise yüzde 28 oranında düşüş kaydedildi.

Nomura’nın Çin teknoloji ve telekomünikasyon analisti Duan Bing, mevcut piyasa koşullarının sentetik elmaslar için avantajlı bir tablo ortaya koyduğunu belirtti.

Sentetik elmas üreticisi SF Diamond, Çin dışındaki müşterileri tarafından gerçekleştirilen testlerin ardından, kendi ürettiği malzemelere dayalı ısı emicilerin küçük partiler halinde sevkiyatına başladı.

Benzer şekilde, Henan Liliang Diamond Co. da yüksek güçlü ısı emici üretim projesinin ilk aşamasını başlattığını duyurdu.

Diğer taraftan, Rusya’nın en büyük elmas madenciliği şirketi Alrosa, 2025 yılının sonunda yayımladığı öngörüde dünyadaki doğal elmas üretiminin son 30 yılı aşkın sürenin en düşük seviyesine yaklaştığını bildirdi.

Söz konusu öngörüye göre, üretimin 150 milyon karata ulaştığı 2017-2018 dönemindeki seviyelerin ardından, düşüş eğiliminin 2026 yılında da devam ederek yıllık 95 milyon karata kadar gerileyebileceği tahmin ediliyor.

Okumaya Devam Et

Çok Okunanlar

English