Rusya
Çin rafinerileri Rusya’dan petrol alımını neredeyse yarı yarıya kesti

ABD’nin Rosneft ve Lukoil’i hedef alan yaptırımları, Çin’deki petrol rafinerilerinin Rusya’dan ithalatı ciddi ölçüde azaltmasına neden oldu. Rystad Energy’ye göre bu, Rusya’nın Çin’e petrol ihracatının yaklaşık yüzde 45’ini etkilerken, Hindistan ve Türkiye’deki rafineriler de benzer adımlar atıyor.
Çinli petrol rafinerileri, Donald Trump yönetiminin Rus enerji şirketleri Rosneft ve Lukoil’i hedef alan yaptırımları nedeniyle Rusya’nın petrolü ithalatını azaltıyor.
Bloomberg haber kuruluşunun tüccarlara dayandırdığı habere göre, devlet şirketleri Sinopec ve PetroChina, Rusya’dan yapılan ham petrol alımlarının bir kısmını iptal etti ve yeni sipariş vermekten kaçınıyor.
İngiltere ve Avrupa Birliği’nin yaptırım listesine aldığı Shandong Yulong Petrochemical gibi küçük özel rafineriler de yaptırımlardan çekinerek bu adımı izledi.
Rusya’nın ihracatının yüzde 45’i etkilendi
Rystad Energy’nin değerlendirmesine göre, bu “alıcı grevi” Rusya’nın Çin’e yaptığı petrol ihracatının yaklaşık yüzde 45’ini etkiliyor.
Boykotun merkezinde Uzak Doğu menşeli ESPO tipi petrol yer alıyor. Bu nedenle fiyatlar düşüşe geçti ve üreticiler artık Brent petrolüne kıyasla varil başına 0,5 dolar indirimle satış yapıyor.
Oysa ekim ayı başında ESPO için 1 dolarlık prim talep ediliyordu.
Yaptırımların etkisi Hindistan ve Türkiye’ye de yayıldı
ABD’nin iki büyük Rus petrol şirketine uyguladığı yaptırımlar, Hindistan’daki rafinerileri de Rusya’nın ham petrolü alımlarını durdurmaya yöneltti.
Mangalore Refinery and Petrochemicals, HPCL-Mittal Energy ve Reliance Industries alımları askıya aldı.
Bununla birlikte, ülkenin en büyük rafinerisi Indian Oil, kısa bir aranın ardından yaptırım kapsamına girmeyen şirketlerden Ural tipi petrol ithalatını yeniden başlattı.
Türkiye pazarında da benzer zorluklar yaşanıyor. Ülkenin en büyük rafinerisi STAR, neredeyse bütünüyle Rusya’nın petrolüne bağımlı çalışmasına rağmen aralık teslimatı için Irak ve Kazakistan petrolü alımına yöneldi.
Diğer büyük üretici Tüpraş ise Avrupa Birliği’ne yakıt satışını sürdürebilmek amacıyla tesislerinden birinde Rusya’nın ham petrolünü kullanmaktan tamamen vazgeçme kararı aldı.
Rusya’nın ham petrol ihracatının neredeyse tamamı Çin, Hindistan ve Türkiye tarafından satın alınıyor.
Bu yıl deniz yoluyla yapılan sevkiyatlar Çin’e günde 1 ila 1,5 milyon varil, Hindistan’a 1,2 ila 1,8 milyon varil ve Türkiye’ye ise yaklaşık 300 bin varil seviyesinde gerçekleşti.
Bloomberg‘in tahminine göre, dördüncü alıcı konumundaki Suriye’ye gönderilen miktar ise günde yalnızca 35 bin varil ile oldukça düşük düzeyde kalıyor.
Rusya
Rusya’da özel akaryakıt istasyonları satışa çıkarılıyor

Rusya genelinde özel akaryakıt istasyonları, artan tedarik maliyetleri ve düşen karlılık oranları nedeniyle sahipleri tarafından yoğun şekilde satışa çıkarılıyor. Ülkedeki ilan sitelerinde ve ticari gayrimenkul platformlarında son bir ayda 150’den fazla akaryakıt istasyonu satış ilanı yayımlandı. Sektör temsilcileri ve uzmanlar, borç yükü altındaki bağımsız bayilerin büyük petrol şirketleriyle rekabet edemeyerek piyasadan çekilmeye başladığını belirtiyor.
Rusya’da özel akaryakıt istasyonu sahiplerinin, kötüleşen mali durumlar ve artan toptan yakıt alım fiyatları nedeniyle işletmelerini yoğun şekilde satışa çıkarmaya başladığı bildirildi.
İzvestiya gazetesinin sektör temsilcilerine dayandırdığı haberine göre, bağımsız akaryakıt ağlarının piyasadan çekilme eğilimi hız kazandı.
Son bir ay içinde internet üzerindeki ilan sitelerinde, ticari gayrimenkul platformlarında ve kurumsal kaynaklarda 150’den fazla akaryakıt istasyonu satış ilanı yer aldı.
Satışa çıkarılan tesislerin fiyatları 1 milyon ruble ile 150 milyon ruble arasında değişirken, Ufa kentinde 13 istasyondan oluşan bir ağ için 350 milyon ruble talep ediliyor.
Özel akaryakıt istasyonlarının satışa sunulduğu bölgeler arasında Bryansk, Kursk, Samara, İvanovo, Tambov, Ryazan, Vladimir ve Orenburg bölgeleri öne çıkıyor.
Mülk sahipleri, satış kararlarının arkasında biriken borçlar ve mali yapının bozulması olduğunu ifade ediyor. Satıştan elde edilecek gelirlerin öncelikle yükümlülüklerin kapatılmasında kullanılması planlanırken, işletmecilerin büyük kısmı bu sektörde faaliyet göstermeye devam etmek istemediğini belirtiyor.
Öncelik büyük şirketlerin kendi istasyonlarında
Sektör kaynakları, özel akaryakıt istasyonlarının yakıt tedarik zincirinde arka planda kaldığına dikkat çekiyor. İzvestiya gazetesine konuşan bir kaynak, “Özel istasyonlarda ciddi sorunlar yaşandığı bir gerçek çünkü yakıt dağıtımı onlara artıkların aktarılması prensibiyle yapılıyor. Bu durum kasıtlı bir kötü niyetten kaynaklanmıyor; büyük petrol üreticileri öncelikle kendi istasyon zincirlerinin ihtiyacını karşılıyor, kalan hacim ise büyük bölgesel ağlara ulaştırılıyor” değerlendirmesinde bulundu.
St. Petersburg Petrol Kulübü Birliği Başkanı Marat Murtazin, özel istasyonların petrol ürünlerini çok yüksek fiyatlarla satın almak zorunda kaldığını, bu durumun işletme karlılığını imkansız hale getirdiğini ve bayilerin piyasada rekabetçi fiyatlar sunmasını engellediğini vurguladı.
“Kapatmaktan başka çare kalmadı”
Gayneful adlı yakıt şirketinin genel müdür yardımcısı Anastasiya Bunina, bağımsız operatörlerin yakıtı St. Petersburg Uluslararası Emtia ve Hammadde Borsasından veya aracılardan yüksek fiyatlarla tedarik etmek zorunda kaldığını açıkladı.
Bunina, “Sonuç olarak bazı özel istasyon sahipleri, işletmelerini satmak ya da faaliyetlerini tamamen durdurmak dışında hiçbir seçeneklerinin kalmadığı bir çıkmaza girdi” dedi.
İzvestiya gazetesinin paylaştığı verilere göre, 2026 yılının başı itibarıyla Rusya genelinde yaklaşık 27,7 bin akaryakıt istasyonu işletiliyor ve bunlardan yaklaşık 19,8 bini bağımsız bayilerden oluşuyor.
Tesislerin hedef alınması arzı etkiliyor
Hükümet kanadı ise piyasadaki sıkışıklığın geçici olduğunu savunuyor. Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin, hafta içinde yaptığı açıklamada, ülkedeki akaryakıt durumunun kademeli olarak düzeleceğini beyan etti.
Ukrayna ordusunun Rus altyapı tesislerine yönelik saldırılarına değinen Putin, Rusya’nın bu eylemlere vereceği yanıtın “ayniyle karşılık verme” şeklinde olacağını ve “birkaç kat daha güçlü” gerçekleşeceğini söyledi.
Temmuz ayının başında Putin, iç akaryakıt piyasasının güvence altına alınmasına yönelik ek tedbirleri içeren bir yasayı onaylamıştı.
Söz konusu yasa, ithalat sübvansiyon mekanizmasının ayarlanmasını, düz damıtma benzinin karıştırılmasının yüksek oktanlı yakıt üretimiyle eşdeğer sayılmasını ve petrol rafinerileri için yatırım anlaşmalarının sürelerinin uzatılmasını öngörüyor.
Rusya Başbakan Yardımcısı Aleksandr Novak ise daha önce yaptığı açıklamada, petrol rafinerilerine yönelik insansız hava aracı saldırılarının üretim kapasitelerinde kısmi kayıplara yol açtığını ve bu durumun iç akaryakıt piyasasında geçici arz açığı yarattığını kaydetmişti.
Rusya
Rusya nükleer enerji projelerini erteleme kararı aldı

Rusya devlet nükleer enerji kuruluşu Rosatom, ekonomideki olumsuz gelişmeler nedeniyle bazı büyük projelerini erteleyerek bu yılki yatırım programını yaklaşık yüzde 46 azaltma kararı aldı. Şirketin genel müdürü Aleksey Lihaçev, geçen yıl 1,66 trilyon ruble olan yatırım bütçesinin bu yıl 900 milyar rublenin üzerine çekildiğini açıkladı.
Rusya nükleer enerji sektörünün tekel konumundaki devlet kuruluşu Rosatom, ekonomideki olumsuz gelişmeler nedeniyle bazı büyük projelerinin uygulamasını ertelemek zorunda kaldı.
Konuya ilişkin açıklama, şirketin Genel Müdürü Aleksey Lihaçev tarafından yapıldı.
Lihaçev, Rosatom’un yatırım programını keskin bir şekilde azaltma kararı aldığını belirtti. Buna göre şirketin cari yıldaki yatırım bütçesi, geçen yılki 1,66 trilyon rublelik seviyeye kıyasla yüzde 46 oranında azalarak 900 milyar rublenin biraz üzerinde kalacak.
Reuters’ın aktardığı bilgilere ve şirketin kurumsal yayın organında yer alan ifadelere göre Lihaçev, şu değerlendirmede bulundu:
“Mevcut koşullarda Rosatom yatırım programının önemli bir kısmını koruyor. Çeşitli kriterleri göz önünde bulundurarak bazı projelerden hemen vazgeçtik veya bunların uygulanma sürelerini daha ileri bir tarihe kaydırdık. Buradaki temel kriterimiz, 2030 yılına kadar olan süreçteki verimlilik, yani yatırılan her bir ruble başına daha fazla kâr ve gelir elde etmektir. Bunu yaparken elbette devlet tarafından verilen görevlerin yerine getirilmesine zarar vermemeyi de gözettik.”
Maliyetler kademeli olarak düşürülecek
Üst yönetici Lihaçev, genel ekonomik olumsuzluklar karşısında iş gücü verimliliğini ve karlılığı artırmak amacıyla harcamaları kısmayı hedeflediklerini bildirdi.
Bu kapsamda Rosatom, maliyetlerini cari yılda yüzde 5, 2028 yılında ise 2025 yılı seviyesine kıyasla kümülatif olarak yüzde 10 oranında azaltmayı planlıyor.
Rusya, 2042 yılına kadar yaklaşık 29 gigavatı nükleer güç santrallerinden oluşmak üzere toplamda 88 gigavatın üzerinde yeni enerji kapasitesi inşa etmeyi hedefliyor.
Lihaçev, nükleer enerji alanında planlanan yeni güç ünitelerinin yaklaşık yarısının yapım sürecine şimdiden başlandığını açıkladı.
Şirket, gelecek yıl üç ayrı santralde önemli adımlar atmayı planlıyor. Bu kapsamda, iki adet VVER-1000 reaktörüne sahip olacak Primorsk Nükleer Güç Santrali’nde, 2,4 gigavat planlanan kapasiteli Smolensk Nükleer Güç Santrali’nde ve yeni BN-1200 hızlı nötron reaktörünün inşa edileceği Beloyarsk Nükleer Güç Santrali’nde ilk beton döküm işlemlerinin gerçekleştirilmesi hedefleniyor.
Planlamaya göre Primorsk ve Smolensk santrallerindeki ilk ünitelerin 2033 yılında, Beloyarsk santralindeki yeni ünitenin ise 2034 yılında devreye alınması öngörülüyor.
Aynı zamanda Kuzey Deniz Rotası’nın operatörlüğünü yürüten Rosatom, bu güzergah üzerinden yapılan taşımacılıkta cari yılda 40 milyon tonla rekor seviyeye ulaşmayı bekliyor.
Sivil nükleer alanların yanı sıra nükleer silah kompleksinin savunma işletmelerini de bünyesinde barındıran Rosatom, 2025 yılında elde ettiği 3,3 trilyon rublelik gelirin ardından, cari yılda halka açık faaliyet alanlarından 3,4 trilyon ruble gelir elde etmeyi hedefliyor.
Rusya
Rusya’da lojistik maliyetleri akaryakıt kriziyle arttı

Ukrayna’nın Rus petrol rafinelerine yönelik saldırılarının tetiklediği akaryakıt krizi, Rusya genelindeki karayolu yük taşımacılığı tarifelerinde sert yükselişe yol açtı. Sektör endekslerine yansıyan tarihi artışlar, başta gıda ve inşaat malzemeleri olmak üzere tüketim malları üzerinde yeni bir enflasyon baskısı oluşturuyor.
Ukrayna’nın Rusya’daki petrol rafinerilerine düzenlediği saldırıların yol açtığı akaryakıt krizi, Rusya içindeki karayolu yük taşımacılığı fiyatlarında keskin bir artışa neden oldu.
Rus medya kuruluşu RBK’nın aktardığı verilere göre, mayıs ayının sonundan temmuz ayının ortasına kadar olan son 1,5 aylık dönemde, karayoluyla yük teslimatına yönelik ortalama tarifeler yüzde 17,5 oranında yükseldi. Söz konusu hesaplama, nakliye borsası ATI.SU tarafından derlenen FTL (tam kamyon yükü) endeksine dayanıyor.
Forbes dergisinin ATI.SU verilerine dayandırdığı haberinde ise tarifelerdeki yıllık artış oranının yüzde 28,8’i bulduğu belirtildi.
En popüler 100 güzergahtaki nakliye maliyetlerini yansıtan bu gösterge, temmuz ayında 2086 puana ulaşarak tarihi bir rekor kırdı.
Vedomosti gazetesinin aktardığına göre ise Velikiy Novgorod – St. Petersburg, İrkutsk – Novosibirsk ve Yekaterinburg – Kazan gibi belirli rotalardaki nakliye ücretleri bir yıl içinde 1,5 kattan fazla artış gösterdi.
Yakıt sıkıntısı sefer sürelerini uzatıyor
Lojistik platformu Umnaya Logistika’nın Pazarlama Direktörü Aleksandr Pleşıvıh, maliyet artışlarının arkasındaki temel nedenin akaryakıt krizi olduğunu kaydetti.
Pleşıvıh, ana hat seferlerindeki maliyetlerin yaklaşık yüzde 30’unu yakıtın oluşturduğunu belirtti. Dizel yakıt sıkıntısının sefer sürelerini de uzattığını ifade eden Pleşıvıh, sürücülerin akaryakıt istasyonlarındaki kuyruklarda beklemek zorunda kaldığını ve bunun da zaman kaybına yol açtığını ekledi.
Pleşıvıh, en zorlu durumun şu sıralar hasat döneminin başladığı Rusya’nın güney kesimlerinde yaşandığını aktardı. Belirli bölgelerde dizel yakıtın litre fiyatının 90 ila 100 rubleye kadar ulaştığını belirten Pleşıvıh, Krasnodar – Moskova güzergahındaki nakliye ücretinin son bir ayda yüzde 21, geçen yılın aynı dönemine göre ise yüzde 18 arttığını söyledi.
Rostov-na-Donu – Moskova hattındaki yıllık ücret artışı ise yüzde 20 olarak kayıtlara geçti.
Ulaşım maliyetleri tüketici fiyatlarına yansıyacak
Freedom Global analisti Vladimir Çernov, mevcut durumun ekonomi için oldukça önemli bir sinyal olduğunu ifade etti. Çernov, nakliye giderlerinin neredeyse her ürünün nihai fiyatına dahil olduğunu belirterek şu değerlendirmede bulundu:
“Taşımacı yakıt istasyonu ararken daha fazla zaman harcıyorsa, kuyrukta bekliyorsa, sefer sırasında zaman kaybediyor ve yakıtı daha yüksek fiyattan satın alıyorsa, bu maliyetler kademeli olarak teslimat ücretlerine yansır.”
Akaryakıt fiyatlarındaki artışın güçlü bir pro-enflasyonist faktör olduğunu vurgulayan Çernov, taşımacılık giderlerindeki yükselişin gıda ürünleri, inşaat malzemeleri, ev aletleri ve diğer tüketim mallarının fiyatlarına aynı ölçüde yansıyacağını sözlerine ekledi.
Görüş2 hafta önceZirve Salonunda Konuşulmayacak Hikâye: NATO Üyeliğinin Gerçek Bedeli
Diplomasi1 hafta önceNATO ülkeleri, milyarlarca dolarlık savunma anlaşması açıkladı
Görüş1 hafta önceAnkara’nın ikinci zirvesi: 22 yılın ardından NATO, kuralları yeniden yazan bir Türkiye’ye dönüyor
Amerika1 hafta önceNATO 3.0’un mucidi: Elbridge Colby
Dünya Basını2 hafta önceİran Ali Hamaney’e veda ediyor: Yas, hafıza ve sessizlik
Asya1 hafta önceXi, bilim ve teknoloji inovasyonuyla Çin modernleşmesinin ilerletilmesi çağrısı yaptı
Dünya Basını2 hafta önceABD, Venezuela’daki depremi fırsata çeviriyor
Diplomasi1 hafta önceNATO liderleri Ankara Deklarasyonu’nu kabul etti










