Bizi Takip Edin

Diplomasi

Çin ve AB, ekonomik çıkmazı çözmek için kritik ticaret görüşmeleri yapacak

Yayınlanma

Çin ve AB, gelecek ay yapılacak üst düzey liderler zirvesinin önünü açmak için yeni bir ticaret müzakereleri turu düzenlemeyi kararlaştırdı, ancak analistler, iki tarafın ikili ekonomik ilişkilerindeki çıkmazı çözüp çözemeyeceğinin henüz belli olmadığını belirtti.

Görüşmeler, Çin Ticaret Bakanı Wang Wentao ile Avrupa Birliği (AB) Ticaret Komiseri Maros Sefcovic’in salı günü Paris’te düzenlenen Dünya Ticaret Örgütü etkinliği sırasında yaptıkları görüşmenin ardından Avrupa Komisyonu tarafından duyuruldu.

Görüşmelerin, Avrupa liderlerinin Başkan Xi Jinping ile bir araya geleceği temmuz ayı sonunda Pekin’de düzenlenecek üst düzey zirveye zemin hazırlaması bekleniyor.

Çin Ticaret Bakanlığı çarşamba günü yaptığı açıklamada, “İki taraf, Çin-AB ekonomik ve ticari işbirliği ile ilgili acil ve önemli konular hakkında odaklanmış, samimi ve derinlemesine görüşmelerde bulundu” dedi.

Açıklamada, “Ayrıca, her iki tarafın çalışma ekipleri, ekonomik ve ticari alanda bu yılın önemli ikili gündemine hazırlık çalışmalarını yoğunlaştırmakla görevlendirildi” ifadesi yer aldı.

Öte yandan, bir AB sözcüsü salı günü yaptığı açıklamada, bloğun “genel hedefinin Çin ile ticaret ve yatırım ilişkilerini yeniden dengelemek ve rekabet koşullarını eşitlemek” olduğunu söyledi.

Salı günkü açıklama, AB’nin Çinli tıbbi cihaz üreticilerinin bloğun geniş tedarik pazarına erişimini kısıtlama kararını almasından sadece bir gün sonra geldi. Bu karar, AB firmalarının Çin’de ihalelere katılmalarında karşılaştıkları kısıtlamalara yanıt olarak alınan bir misilleme önlemiydi.

Fransız yatırım bankası Natixis’in Asya-Pasifik baş ekonomisti Alicia Garcia-Herrero, “Bu, Avrupa’ya bu tur müzakerelerde biraz avantaj sağlıyor” dedi.

South China Morning Post’a konuşan Garcia-Herrero, AB’nin Avrupa şirketlerinin ihale pazarlarına erişimini kısıtlayan ülkelere karşı önlem almasına olanak tanıyan yeni Uluslararası İhale Aracı’na atıfta bulunarak, “Bu, yeni mevzuat kapsamında ilk vaka. Bundan sonra pek çok vaka daha olacak” dedi.

Çin’deki Avrupa Ticaret Odası Başkanı Jens Eskelund çarşamba günü yaptığı açıklamada, “Çin’de kamu ihalelerine adil erişimin olmaması, ülkede faaliyet gösteren Avrupa şirketleri için uzun süredir devam eden bir sorun” dedi.

“Ticaret savunma araçlarının uygulanmasında ihtiyatlı olunmasını tavsiye etmekle birlikte, Avrupa Ticaret Odası, Avrupa şirketlerinin Çin’in ihale pazarına Çinli şirketlerin Avrupa’da sahip olduğu erişim imkanlarına eşit erişimini sağlamak olan bu önlemin nihai hedefini destekliyor” Eskelund dedi.

Çin’in nadir toprak elementleri ihracat kısıtlamaları Avrupa otomotiv sektörünü vurdu

Garcia-Herrero, Avrupa tarafının Çin ile ekonomik ilişkilerinde “uzun bir şikayet listesi” olduğunu ve bunların en sonuncusunun, nisan ayında ABD’nin gümrük vergisi artışlarına misilleme olarak açıklanan, ancak Avrupalı şirketlerin faaliyetlerini de aksatan nadir toprak ihracat kontrollerinin olduğunu söyledi.

“[Avrupa] Çin’in bunu müzakere için bir koz olarak kullandığını fark etmeye başlıyor” dedi.

AB’nin Çin Büyükelçisi Jorge Toledo, geçen ay, iki taraf arasında bazı zorlu sorunları çözmeyi amaçlayan görüşmelerin “ilerleme kaydetmediğini” söyledi.

“İyileştirme için çok fazla alan var. Korkarım ki her geçen gün bu alan daha da genişliyor, çünkü durum gittikçe kötüleşiyor. Bu yüzden ilerleme kaydetmemiz, somut sonuçlar almamız gerekiyor, ancak bunu başaramıyoruz” dedi Toledo.

Pekin için Brüksel ile ilişkilerinde başlıca endişe kaynağı, AB’nin geçen yıl Çin’in elektrikli araçlarına uyguladığı yüksek gümrük vergileri olmaya devam ediyor. Çin ise buna karşılık Avrupa marka brendi ve süt ürünlerini hedef alan bir dizi misilleme önlemi açıkladı.

Pekin Dış İlişkiler Üniversitesi AB Çalışmaları Bölüm Başkanı Cui Hongjian, Çin tarafının temmuz zirvesi öncesinde elektrikli araçlara uygulanan gümrük vergileri konusunda AB ile ortak bir zemin bulmak istediğini, bu nedenle konunun bu ayki görüşmelerde önemli bir gündem maddesi olacağını söyledi.

Cui, “Şu anda Çin’in ikili ilişkilerde daha iyimser bir bakış açısı oluşturmaya yardımcı olabilecek önemli politika sinyalleri verip vermeyeceğini izliyoruz” dedi ve ekledi: “Çin tarafı, uluslararası tedarik gibi konuları temelde aşılmaz sorunlar olarak görmüyor.”

Bloomberg çarşamba günü, konuyla ilgili kaynaklara dayanarak, Çin’in Avrupa liderlerinin Pekin’i ziyaret edeceği önümüzdeki ay içinde yüzlerce Airbus uçağı siparişi vermeyi düşündüğünü bildirdi.

Ancak Cui, hem Çin’in hem de AB’nin birbirlerinin şikayetlerini hızlı bir şekilde çözmek için motivasyon ve kapasiteden yoksun olabileceğini, her iki tarafın da Trump’ın gümrük vergilerine karşı koyma çabalarına odaklanmış olduğunu söyledi.

Cui, daha fazla ilerlemenin önündeki en büyük engelin AB kurumlarındaki “siyasi atalet” olduğunu ekledi ve blok içindeki birçok grubun Çin’e yönelik “risk azaltma” politikasını sürdürmekte ısrarcı olduğunu belirtti.

Diplomasi

ABD, yapay zeka yatırımlarında Avrupa ile arasındaki farkı artırıyor

Yayınlanma

ABD’deki yatırımların, Avrupa’dakinden üç kat daha hızlı artma eğiliminde olduğu görülüyor.

Son altı yıl göz önüne alınarak yapılan tahminler, iki ekonomi arasında yapay zeka kaynaklı bir uçurumun açıldığını vurguluyor.

Oxford Economics’in tahminlerine göre, ABD’de yeni ekipman ve tesislere yönelik kurumsal harcamaların 2021 ile gelecek yılın sonu arasında reel olarak yüzde 40 artması öngörülüyor.

Danışmanlık şirketi, yapay zeka ekipmanlarına yönelik artan harcamaların tahminlerindeki temel itici güçler olduğunu belirtti.

ABD’deki bu artış, Avro bölgesindeki sadece yüzde 12’lik reel artışla karşılaştırılırken, aynı dönemde Almanya’daki kurumsal yatırımların neredeyse durma noktasına gelmesi bekleniyor.

Bu rakamlar, yüksek teknolojili ekipman ve tesislere yönelik Amerikan harcamalarındaki patlamaya ayak uydurmakta zorlanan Avrupa’nın karşı karşıya olduğu zorluğu vurguluyor.

Kıta, 2022’nin sonlarında ChatGPT’nin piyasaya sürülmesiyle başlayan büyük dil modellerinin yükselişinden önce bile, ABD’nin hızla artan BT yatırımlarının gerisinde kalmıştı.

Fakat bu rakamlar, Uluslararası Ödemeler Bankası ve diğer kurumlar maliyetli bir “yatırım çöküşü” riskinin arttığı konusunda uyarıda bulunurken, yapay zekaya riskli bir bahis oynayan ABD için de soru işaretleri yaratıyor.

Mario Draghi’den AB için kritik konuşma: Radikal bir değişime ihtiyacımız var

Google, Meta, Microsoft ve Amazon, daha fazla yapay zeka altyapısı kurmak için yarışırken, yalnızca 2026 yılında 725 milyar dolardan fazla yatırım yapmaya hazırlanıyor.

Oxford Economics’in tahminleri, eski Avrupa Merkez Bankası Başkanı Mario Draghi’nin Eylül 2024’te rekabet gücü üzerine dönüm noktası niteliğinde bir rapor yayınlamasından bu yana, Avrupa’nın yatırım açığını kapatma konusunda çok az ilerleme kaydettiğini, hatta hiç ilerleme kaydetmediğini gösteriyor.

Draghi, dijitalleşme, karbonsuzlaşma ve artan savunma harcamalarının, yatırımlarda “1960’lar ve 70’lerde son kez görülen” seviyelere “benzeri görülmemiş” bir artış gerektirdiği konusunda uyarıda bulunmuştu.

Draghi, gerekli artışın İkinci Dünya Savaşı’nın ardından Marshall Planı’nın sağladığı yatırım artışından daha büyük olduğunu belirtmişti.

Oxford Economics’te ekonomist olan Daniel Harenberg, “ABD daha dinamik ve girişimci bir ekonomiye sahip; bu nedenle daha hızlı ilerliyor ve yapay zeka yarışında daha fazla kazanç elde ediyor. Avrupa ise çok daha yavaş,” dedi.

Avrupa ayrıca ABD ile arasında büyük ve giderek artan bir verimlilik açığıyla karşı karşıya. 

Manchester Üniversitesi’nden Profesör Bart van Ark, bu yaz Sintra’da düzenlenen ECB Forumu’nda ECB politika yapıcılarına, “ABD son dönemde Avrupa’nın daha da önüne geçti” dedi.

Van Ark’ın analizine göre, 2018 ile 2025 yılları arasında ABD’de çalışılan saat başına GSYİH 14 dolar artarken, Avrupa’da bu artış sadece 2 dolar oldu.

“Bu fark sadece dijital sektörle sınırlı değil,” diye ekleyen van Ark, ABD’nin üstün performansının toptan ve perakende ticaretin yanı sıra profesyonel hizmetler dahil diğer sektörlere de yayıldığını vurguladı.

Gelgelelim van Ark, daha fazla yatırımın tek başına Avrupa’nın verimlilik sorunlarını çözmesinin pek olası olmadığını savundu.

Avrupa’nın “daha derin sorunu”, inovasyonun farklı sektörlerdeki işletmelerin yeni fikir ve araçları benimsemesiyle “uygun şekilde bağlantılı olmaması”ydı.

Draghi raporu ve Avrupa’nın Bush momenti

Avrupa Merkez Bankası (ECB) Başkanı Christine Lagarde, geçen yıl yaptığı bir konuşmada, bölgenin imalat sektörüne dayalı büyümesinin “yavaş yavaş ortadan kaybolan bir dünyaya yönelik” olduğu konusunda uyarıda bulunmuştu.

Avrupa Komisyonu’na göre, Avrupa, yapay zeka (AI) kullanımını düzenleyen katı yasalar çıkaran dünyadaki ilk ülkelerden biri oldu ve 2024 Yapay Zeka Yasası, bu teknolojiye ilişkin “tarihteki ilk yasal çerçeve” haline geldi.

Eleştirmenler, katı kuralların inovasyonu engelleyebileceği ve yapay zeka yatırımlarını caydırabileceği konusunda uyarıda bulunuyor.

Fransa Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron, iki yıl önceki bir konuşmasında “Değişen dünyaya ayak uyduramıyoruz” diyerek, Avrupa’nın “aşırı düzenleme” yaptığı ve “yeterli yatırım yapmadığı” uyarısında bulunmuştu.

Bank J Safra Sarasin’in baş ekonomisti Karsten Junius, “Avrupa, en son teknoloji dalgasını kaçırdı,” dedi.

Bununla birlikte, ABD’deki yatırım patlaması büyük ölçüde yapay zekaya yönelik harcamaların devam etmesine bağlı ve bu durum, getirilerin beklentileri karşılayamaması halinde bir düzeltmeye açık hale getirir.

Merkez bankalarına danışmanlık yapan Uluslararası Ödemeler Bankası, Haziran ayında yapay zeka harcamalarından elde edilen getirilerin beklentileri karşılamaması halinde uzun süreli bir “yatırım çöküşü” yaşanabileceği konusunda uyarıda bulunmuştu.

Junius, Avrupa’nın ABD ile arasındaki muazzam yatırım açığının en azından kısmen geçici bir fenomen olduğuna inandığını belirtti.

“ABD’deki yapay zeka yatırımları bu ölçekte sonsuza kadar devam etmeyecek,” diyen Junius, geçmişte de bilgi teknolojisi ve yarı iletken teknolojisi alanlarında yatırım döngülerinin yaşandığını ve “bunların devam edeceğini” ekledi.

Fakat sorun, Avrupa’daki inovasyon ve hızın yetersizliği nedeniyle daha da kötüleşti. Junius, bunun kısmen katılaşmış işgücü piyasalarına bağlı olduğunu belirtti:

“Avrupa, en son teknolojilerde arayı kapatamazsa, ABD’ye kıyasla göreli yaşam standartlarımız düşmeye devam edecek.”

Okumaya Devam Et

Diplomasi

Ermenistan’ın yeni anayasasında bağımsızlık bildirgesi yer almayacak

Yayınlanma

Ermenistan Başbakanı Nikol Paşinyan, önümüzdeki aylarda yayımlanacak yeni anayasa metninde Bağımsızlık Bildirgesi’ne herhangi bir atıf bulunmayacağını açıkladı. Bildirgenin anayasadan çıkarılması, Azerbaycan ile barış anlaşması imzalanması için Bakü’nün temel talepleri arasında yer alıyor.

Ermenistan’ın yeni anayasa metninin önümüzdeki aylarda yayımlanacağı ve bu metinde Bağımsızlık Bildirgesi’ne yer verilmeyeceği bildirildi.

Armenpress’in aktardığına göre Ermenistan Başbakanı Nikol Paşinyan, “Daha önce de söylediğim gibi, yeni anayasada 1990 tarihli Bağımsızlık Bildirgesi’ne hiçbir atıf yer almamalıdır” dedi.

Söz konusu düzenleme, cumhuriyetin mevcut anayasasının birinci maddesini kapsıyor. Bu madde, cumhuriyetin Yüksek Konseyi tarafından 23 Ağustos 1990 tarihinde kabul edilen Bağımsızlık Bildirgesi’ne atıf içeriyor.

Bildirgenin giriş kısmında ise Ermenistan SSC ile Dağlık Karabağ’ın 1989 tarihli “Yeniden Birleşme Hakkında” başlıklı ortak kararına gönderme yapılıyor.

Bildirgeye yapılan atfın Ermenistan Anayasası’ndan çıkarılması, Azerbaycan’ın barış anlaşmasını imzalamak için öne sürdüğü temel şartlardan biriydi.

“Karabağ hareketine dönüşe izin veremeyiz”

Başbakan Paşinyan, yeni anayasada bildirgeye atıf yapılmasının Karabağ hareketine geri dönülmesi anlamına geleceğini ifade etti.

Karabağ hareketini Ermenistan için vahim bir hata olarak niteleyen Paşinyan, “Halkımızın barış için oy kullandığı 2026 ulusal seçimlerinin ardından, barış gündeminin artık ulusal bir gündem haline geldiği bir dönemde buna kesinlikle izin veremeyiz” diye konuştu.

Paşinyan ayrıca, Azerbaycan ile barışı korumanın ve güçlendirmenin hükümet için öncelikli görev olduğunu kaydetti.

Paşinyan, Azerbaycan ile barış anlaşması imzalamak amacıyla anayasayı değiştirmeye hazır olduğunu 2024 sonbaharında dile getirmişti. Barış anlaşmasının metni Mart 2025’te uzlaşmaya bağlanmış ve aynı yılın ağustos ayında paraf edilmişti.

Okumaya Devam Et

Diplomasi

The Economist: Ukrayna seçkinleri arasındaki bölünme derinleşebilir

Yayınlanma

İngiliz The Economist dergisi, kaynaklarına dayandırdığı haberinde Ukrayna’daki yönetici kadrolar ve seçkinler arasındaki bölünmenin önümüzdeki haftalarda derinleşebileceğini bildirdi. Haberde, yolsuzluk skandalları ve hava savunma füzesi eksikliği nedeniyle ülkenin bu kış her zamankinden daha kırılgan bir duruma geleceği vurgulandı.

İngiliz The Economist dergisi, çeşitli kaynaklara dayandırdığı değerlendirmesinde, Ukrayna’daki seçkinler arasındaki bölünmenin önümüzdeki haftalarda daha da derinleşebileceğini yazdı.

Dergiye konuşan üst düzey bir Ukraynalı yetkili, “Ekim ayı gelip havalar soğuduğunda her şey bir anda ters gitmeye başlayacak. Buradaki kilit figürlerin çoğu aptal ve pek çok kişi de bunun farkında” ifadelerini kullandı.

Aynı yetkili, Ukrayna Devlet Başkanı Vladimir Zelenskiy’nin halen iyimserliğini korumasına rağmen ülkedeki tablonun kendi aleyhine kötüleştiğini “anlamaya başladığını” belirtti.

The Economist, ülkenin bu kış aylarında özellikle yolsuzluk ve hava savunma füzelerinin yetersizliği sebebiyle her zamankinden çok daha savunmasız kalacağını kaydetti.

Haberde, Ukrayna Ulusal Yolsuzlukla Mücadele Bürosu (NABU) ile Yolsuzlukla Mücadele Özel Savcılığının (SAP) 19 Ağustos’ta Ukraynalı üst düzey yetkililere ait yeni telefon dinleme kayıtlarını yayımladığı hatırlatıldı.

Söz konusu kayıtlarda, Devlet Başkanlığı Ofisi Başkan Yardımcısı İrina Mudra’nın sesine sahip olduğu belirtilen bir kadının yolsuzlukla mücadeleyi “yanlış bir yaklaşım” olarak nitelendirdiği ve sistemin “sistematik hale getirilerek kontrol edilmesi gerektiğini” söylediği duyuluyor.

Dergi, kayıtlardaki görüşmelerde yolsuzluğun bir skandal gerekçesi olarak değil, sıradan bir çalışma süreci gibi algılandığına dikkat çekti.

Öte yandan, temmuz ayında görevden alınan Ukrayna eski Savunma Bakanı Mihail Fedorov’un, yeni soruşturmanın kamuoyuna duyurulmasının hemen öncesinde Zelenskiy’ye seçim yapılması çağrısında bulunduğu aktarıldı.

Derginin haberinde bu çağrının “muhtemelen tesadüf olmadığı” değerlendirmesine yer verildi.

Daha önce, 17 Ağustos tarihinde Zerkalo Nedeli gazetesi, NABU’nun iktidardaki Halkın Hizmetkarı partisi meclis grubu başkanı David Arahamiya hakkında ilk suçlama bildirimini, Devlet Başkanlığı Ofisi eski Başkanı Andriy Yermak hakkında ise ikinci suçlama bildirimini hazırladığını duyurmuştu.

Bu gelişmeden iki gün sonra, 19 Ağustos’ta NABU, “Forrest Gump” adı verilen özel bir operasyon icra edildiğini açıkladı. Operasyon kapsamında, görevdeki ve eski milletvekillerinin liderliğinde, Devlet Başkanlığı Ofisi yetkilileri ile diğer bazı şahısların katılımıyla faaliyet gösteren bir suç örgütünün deşifre edildiği duyuruldu.

Bu kapsamda özellikle İrina Mudra ve parlamento milletvekili Vadim Stolar’ın adreslerinde aramalar gerçekleştirildi.

Bunun yanı sıra Ukrayinska Pravda gazetesi de kaynaklarına dayandırdığı haberinde, Mudra’ya iletilen suçlama bildiriminde Devlet Başkanlığı Ofisi Başkanı Kirill Budanov’un adının geçtiğini aktardı.

Habere göre Budanov’un, hakkında yolsuzluk suçlaması bulunan eski Enerji Bakanı German Galuşçenko adına kefalet bedeli toplanması sürecini yönettiği ileri sürülüyor.

Okumaya Devam Et

Çok Okunanlar

English