Diplomasi
Çin’in nadir toprak elementleri ihracat kısıtlamaları Avrupa otomotiv sektörünü vurdu

Çin’in kritik mineral ihracatına getirdiği kısıtlamaların yol açacağı zararlara ilişkin endişeler derinleşirken, bazı Avrupalı otomobil üreticileri nadir toprak elementleri kıtlığına karşı önlemler almayı düşünüyor.
Çin’in nisan ayında, ABD Başkanı Trump’ın aşırı gümrük vergilerine karşı, çok çeşitli nadir toprak elementleri ve ilgili mıknatısların ihracatını askıya alma kararı, dünya çapında otomobil üreticileri, havacılık ve uzay üreticileri, yarı iletken şirketleri ve askeri müteahhitler için hayati öneme sahip tedarik zincirlerini sarstı.
Bu hamle, yeşil enerjiye geçişin anahtarı olan kritik mineral endüstrisinde Çin’in hakimiyetini vurguluyor ve Çin’in ABD ile ticaret savaşında bir koz olarak görülüyor. Çin, dünyadaki nadir toprak elementlerinin yaklaşık %90’ını üretiyor.
Mayıs ayında, ABD’li otomobil üreticisi Ford, Chicago fabrikasında Explorer modelinin üretimini birkaç gün süreyle durdurmak zorunda kalmıştı.
Avrupa Birliği Ticaret Komiseri Maros Sefcovic çarşamba günü yaptığı açıklamada, Çinli mevkidaşıyla nadir toprak elementleri konusunu mümkün olan en kısa sürede netleştirmek için anlaştıklarını söyledi.
AB Sanayi Stratejisi Komiseri Stephane Sejourne, “Tüm ülkelere, özellikle de %100’den fazla bağımlı olduğumuz Çin gibi bazı ülkelere olan bağımlılığımızı azaltmalıyız” dedi.
Brüksel, metal ve mineral tedarikini artırmayı amaçlayan 13 yeni projeyi belirledikten sonra Sejourne, “İhracat (kısıtlamaları) çeşitlendirme isteğimizi artırıyor” dedi.
Çarşamba günü erken saatlerde, Mercedes-Benz üretim şefi Joerg Burzer, tedarikteki olası tehditlere karşı korunmak için nadir toprak stokları gibi “tamponlar” oluşturulması konusunda otomobil üreticisinin en büyük tedarikçileriyle görüşmelerde bulunduğunu söyledi. Mercedes şu anda kıtlıktan etkilenmiyor.
BMW tedarikçi ağının bir kısmının kıtlıktan etkilendiğini, ancak kendi fabrikalarının normal şekilde çalıştığını söyledi.
Avrupa otomotiv tedarikçileri birliği CLEPA, tedariklerin tükenmesi nedeniyle birkaç üretim hattının kapatıldığını belirtti ve kontrollerin üretim için artan tehdidi konusunda uyarıda bulundu.
CLEPA, nisan başından bu yana otomotiv tedarikçileri tarafından yapılan yüzlerce ihracat lisansı başvurusunun sadece dörtte birinin kabul edildiğini, bazı başvuruların ise birliğin “yüksek prosedür gerekçeleri” ile reddedildiğini ekledi.
Şirketlerin isimlerini açıklamayan CLEPA, yeni kesintiler olabileceği konusunda uyarıda bulundu.
Çin’in nisan ayında yaptığı duyuru, Washington’un gümrük vergilerine karşı daha geniş bir misilleme paketiyle aynı zamana denk gelse de, önlemler küresel olarak uygulanıyor ve dünya çapında iş dünyası yöneticileri arasında endişe yaratıyor.
Alman ve ABD’li otomobil üreticileri, geçen hafta Hindistanlı bir elektrikli araç üreticisinin benzer şikayeti üzerine, Çin’in getirdiği kısıtlamaların üretimi tehdit ettiğinden şikayet etti.
Birçoğu, hızlı bir çözüm bulmak için hükümetlerine baskı yapıyor ve alternatifler bulmak için çabalıyor.
Almanya’nın elektrik ve dijital endüstri birliği ZVEI’nin CEO’su Wolfgang Weber, e-posta ile yaptığı açıklamada, bazı şirketlerin sadece birkaç hafta veya ay yetecek kadar tedarikleri olduğunu söyledi.
“Şirketler şu anda politikacılar tarafından terk edilmiş hissediyor ve Çin’deki zor durumlarına kısmen kendi başlarına çözüm arıyor” dedi.
Dünyanın en büyük hava yastığı ve emniyet kemeri üreticisi İsveçli Autoliv faaliyetlerinin etkilenmediğini açıkladı, ancak CEO Mikael Bratt, durumu yönetmek için bir görev gücü kurduğunu söyledi.
ABD’de de acil olarak ihtiyaç duyulan nadir toprak elementlerini veya en azından bunlardan üretilen bileşenleri elde etmek için alışılmadık girişimler olduğu bildiriliyor. Buna göre, özellikle otomotiv üreticileri, ilgili bileşenlerin üretimini Çin’e kaydırmayı veya hatta elektrik motorları gibi parçaları neredeyse bitmiş halde Çin’e göndererek, vazgeçilmez olan nadir toprak elementlerinden üretilen mıknatısların orada takılmasını düşünmeye başladı. Daha sonra bu parçalar Batı ülkelerine geri gönderilebilir.
ÇİN’E BAĞIMLILIK
General Motors ve BMW gibi otomobil üreticileri ile ZF ve BorgWarner gibi büyük tedarikçiler, Çin’e bağımlılıklarını azaltmak amacıyla nadir toprak içeriği düşük veya sıfır olan motorlar araştırıyor veya geliştiriyor, ancak çok azı maliyetleri düşürmek için üretimi ölçeklendirmeyi başardı.
BMW, en yeni nesil elektrikli otomobillerinde mıknatıssız elektrik motoru kullanmaya başladı, ancak ön cam silecekleri ve araba camı silindirleri gibi bileşenleri çalıştıran daha küçük motorlar için hala nadir topraklara ihtiyaç duyuyor.
Alman otomobil üreticisi Volkswagen şu anda herhangi bir kıtlık görmediğini açıkladı.
ABD’nin ticaret savaşı başlatması sonrası Çin’in kritik mineral ihracat kontrollerini yavaşlatması, Trump’ın Pekin’e yönelik eleştirilerinin odak noktası haline geldi.
Trump, ticaret açığını azaltmak ve kaybedilen imalat sektörünü geri kazanmak umuduyla milyarlarca dolarlık ithal ürüne yüksek gümrük vergileri uygulayarak, ABD’nin en büyük ekonomik rakibi ile ticari ilişkilerini yeniden tanımlamaya çalışıyor.
Trump, Çin’e %145’e varan gümrük vergileri uyguladı, ancak bu vergilerin kapsamlı niteliği nedeniyle hisse senedi, tahvil ve döviz piyasalarında yaşanan satış dalgasının ardından vergileri geri çekti. Çin, kendi gümrük vergileriyle yanıt verdi ve Trump’ı geri adım atmaya ikna etmek için önemli tedarik zincirlerindeki hakimiyetini kullanıyor.
ABD Başkanı, Çin’in geçen ay gümrük vergileri ve ticaret kısıtlamalarını geri çekmek için Cenevre’de varılan ateşkes anlaşmasını ihlal ettiğini söylüyor. Pekin de Washington’ı ihlalle suçluyor.
Trump yönetimi, Pekin’in “aşırı baskı önlemleri” olarak nitelendirdiği, ABD’deki Çinli öğrencilerin vizelerini iptal etme tehdidi ve jet motoru yarı iletken tasarımıyla ilgili bazı temel teknolojilerin Çin’e satışını durdurma gibi önlemlerle çatışmayı tırmandırdı.
Trump ve Çin Devlet Başkanı Xi Jinping’in bu hafta görüşmesi bekleniyor. İki liderin, aralarındaki farklılıkları gidermeye çalışması ve ihracat kısıtlamalarının gündemin üst sıralarında yer alması bekleniyor.
Çarşamba günü sosyal medyada yaptığı bir paylaşımda Trump, Xi’nin “ÇOK SERT VE ANLAŞMA YAPMASI ÇOK ZOR” olduğunu belirterek anlaşmanın kırılganlığını vurguladı.
Diğer seçenek ekonomik savaşı bitirmek
Öte yandan Çin’e karşı ekonomik savaşın sona ermesi de bir çıkış yolu olabilir: Kuzey Amerika ve Avrupa ülkeleri Çin’e yönelik ihracat kısıtlamalarını kaldırırsa, Batı’nın ekonomik savaşına yanıt olarak getirilen Çin kısıtlamalarından muaf tutulmayı umabilirler. Ancak mevcut durumda böyle bir adımın atılması öngörülmüyor.
Sanayi temsilcileri, AB’nin ABD’ye danışmadan kendi başına da harekete geçebileceğini belirtiyor. Örneğin, Hollanda şirketi ASML’nin yarı iletken üretiminde kullanılan son teknoloji makinelerinin Çin’e ihracatına getirilen yasağı kaldırabilir.
Bu, ekonomik savaştaki gerginliği azaltacaktır. Ancak AB içinde böyle bir adımın atılacağına dair herhangi bir işaret yok.
Diplomasi
Avrupa savunmada ABD olmadan yol almaya hazırlanıyor

Donald Trump’ın Beyaz Saray’a dönüşü Avrupa ülkelerini kendi güvenlik mimarilerini yeniden şekillendirmeye yönlendirirken, askeri harcamalarda ve yerli savunma sanayisinde kapsamlı bir dönüşümü beraberinde getiriyor. Kamuoyu araştırmaları, Avrupa genelinde Washington’a olan güvenin çarpıcı biçimde gerilediğini ve askeri harcamaların artırılmasına yönelik desteğin yükseldiğini ortaya koyuyor.
Donald Trump’ın Beyaz Saray’a dönüşü, Avrupa ülkelerini kendi güvenlik politikalarını köklü bir biçimde gözden geçirmeye sevk ederken, kıta genelindeki silahlanma ve savunma hazırlıklarına ivme kazandırdı.
Amerikan düşünce kuruluşu Dış İlişkiler Konseyi’nin (CFR) yayını Foreign Affairs dergisinde yayımlanan analiz, Avrupa’nın olası bir tehdit anında ABD’nin askeri desteğine bütünüyle güvenemeyeceği yönündeki endişelerin derinleştiğini ortaya koyuyor.
Bu çerçevede Avrupa Birliği (AB) üyesi ülkeler savunma bütçelerini artırırken, kendi askeri-endüstriyel altyapılarını güçlendiriyor ve Amerikan silah sistemlerine olan bağımlılıklarını kademeli olarak azaltıyor.
Yapılan kamuoyu araştırmaları, AB ülkelerinde yaşayanların yüzde 77’sinin Ukrayna’daki savaşı doğrudan Avrupa’nın güvenliğine yönelik bir tehdit olarak algıladığını gösteriyor.
Buna karşın, incelenen 15 Avrupa ülkesindeki katılımcıların yalnızca yüzde 11’i ABD’yi güvenilir bir müttefik olarak nitelendiriyor.
Katılımcıların büyük çoğunluğu, silahlı bir çatışma çıkması durumunda Washington’ın Avrupa’nın yardımına koşacağı konusunda şüphe taşıyor.
Bu toplumsal algı paralelinde, birçok Avrupa ülkesinde askeri harcamaların artırılması, yerli savunma sanayisinin geliştirilmesi ve Amerikan teçhizatı yerine Avrupa yapımı askeri donanımların tercih edilmesi yönündeki eğilim güç kazanıyor.
Bazı üye ülkelerde zorunlu askerlik hizmetine geri dönülmesi fikri de kamuoyunda zemin buluyor.
Analizde, Avrupa’nın yeniden silahlanma sürecindeki en önemli lokomotiflerden birinin Almanya olduğu belirtiliyor.
Berlin yönetimi, askeri harcamalarını 2022 yılına kıyasla yaklaşık üç katına çıkarmayı planlarken, Avrupalı savunma şirketleri insansız hava araçları, zırhlı araçlar, tanklar ve diğer mühimmatların üretim kapasitesini genişletiyor.
Uzmanlar, ABD’de gelecekte yönetim değişse bile Washington ile Avrupa arasındaki ilişkilerin eski seyrine dönmeyeceğini öngörüyor.
ABD’nin stratejik odağının her halükarda Çin ile rekabete kayacağı, bu nedenle Avrupa ülkelerinin kendi güvenliklerinin sorumluluğunu üstlenmek zorunda kalacağı belirtiliyor.
Trump’ın yeniden seçilmesiyle birlikte Washington ile Avrupalı müttefikleri arasındaki ilişkiler daha karmaşık bir evreye girdi.
Beyaz Saray, Avrupalı ortaklarından savunma harcamalarını kararlılıkla artırmalarını talep ediyor.
Trump, geçmiş dönemlerinde de NATO müttefiklerini yeterli yük paylaşımı yapmamakla eleştirmiş ve ABD’nin ittifaktaki rolünü gözden geçirebileceği yönünde işaretler vermişti.
Bu gelişmelerin ışığında, Avrupa’da kendi savunma kapasitesini güçlendirme ve Washington’a olan bağımlılığı azaltma arayışları daha yüksek sesle dile getiriliyor.
AB Güvenlik Çalışmaları Enstitüsü tarafından hazırlanan “Avrupa’yı Savunmak, Rusya’yı Caydırmak” başlıklı raporda da Avrupa ülkelerine NATO bünyesinde daha fazla sorumluluk üstlenme, askeri harcamaları artırma, ortak tedarik mekanizmalarını genişletme ve yerli savunma sanayisini geliştirme çağrısı yapıldı.
Raporda, Avrupa’nın artık ABD’den gelecek askeri desteğe eski düzeyde bel bağlayamayacağı vurgulandı.
Estonya Başbakanı Kristen Mihal de konuya ilişkin değerlendirmesinde, Avrupa’nın geçmişte silahsız bir barış projesi olarak tasarlandığını, ancak mevcut konjonktürde silahlı bir barış projesine dönüşmesi gerektiğini ifade etti.
Mihal, savunma alanındaki işbirliğinin geliştirilmesinin ve askeri kapasitenin artırılmasının, Avrupa ülkelerinin küresel sahnedeki nüfuzunu korumasının tek yolu olduğunu belirtti.
Diplomasi
Çin, Venezuela’ya deprem yardımı için 14,7 milyon dolar ek destek sözü verdi

Çin, geçen hafta meydana gelen iki depremin en az 1.450 kişinin ölümüne yol açmasının ardından Venezuela’ya 100 milyon yuan, yani 14,7 milyon ABD doları değerinde ek yardım malzemesi sağlayacak. Ölenler arasında sekiz Çin vatandaşı da bulunuyor.
Çin Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü Guo Jiakun pazartesi günü yaptığı açıklamada, Pekin’in ülkeye daha önce sağlanan nakit yardıma ek olarak söz konusu yardım malzemelerini gönderme kararı aldığını söyledi.
Guo, Çin’in Venezuela’nın yardım operasyonlarını desteklemek amacıyla etkilenen bölgelerin uydu görüntülerini de sağladığını belirtti. Venezuela’daki Çinli şirketlerin ve denizaşırı Çinli toplulukların acil ihtiyaç duyulan mühendislik makineleri ve tıbbi malzemeler temin ettiğini, ayrıca arama-kurtarma çalışmalarına aktif biçimde katılmak üzere kurtarma ekipleri oluşturduğunu kaydetti.
Guo, “Çin, afet durumunun değişen ihtiyaçlarına göre Venezuela’ya daha fazla destek sağlamaya hazırdır,” dedi.
Nakit yardım, Çin Uluslararası Kalkınma İşbirliği Ajansı tarafından cuma günü duyurulmuştu. Ancak yardımın miktarı belirtilmemişti.
Yine cuma günü Çin Devlet Başkanı Xi Jinping, Venezuela’nın geçici lideri Delcy Rodríguez’e bir taziye mesajı gönderdi.
Yerel saatle çarşamba akşamı, 39 saniye arayla meydana gelen 7,2 ve 7,5 büyüklüğündeki depremler, Güney Amerika ülkesini son yüzyılı aşkın sürede vuran en güçlü depremler oldu.
Rodríguez ülke genelinde olağanüstü hal ilan etti ve kıyı eyaleti La Guaira’yı afet bölgesi olarak belirledi.
Birleşmiş Milletler raporuna göre, pazar günü itibarıyla 27 ülkeden 2.245 uzman personel ve 140 köpekten oluşan 44 arama-kurtarma ekibi bölgeye konuşlandırıldı. Ekipler, yıkılan yapılarda hayatta kalanları kurtarma ve acil tıbbi yardım sağlama çalışmaları yürütüyor.
Uluslararası Göç Örgütü’nün (IOM) cumartesi günü yayımladığı ön değerlendirmeye göre, afetten 2 milyona yakını başkent Caracas’ta olmak üzere 6,76 milyona kadar kişi etkilenmiş olabilir.
IOM, evlerini kaybeden ailelerin acil olarak geçici barınağa, güvenli içme suyuna, sanitasyon ve halk sağlığı hizmetlerine, tıbbi bakıma, koruma desteğine ve temel ev eşyalarına ihtiyaç duyduğunu bildirdi.
Çin’in Venezuela Büyükelçiliği, ülkedeki Çin vatandaşlarına yerel deprem uyarılarını yakından takip etmeleri, kıyı bölgelerinden uzaklaşmaları ve güvenli bölgelere geçmeleri yönünde uyarıda bulundu.
Büyükelçilik ayrıca, yerel Çinli şirketler ve Çin derneklerinin afet yardımı için mühendislik makineleri ve tıbbi malzemeler sağlamasına ve kurtarma ekipleri oluşturmasına rehberlik ettiğini cumartesi günü devlet haber ajansı Xinhua’ya bildirdi.
Xinhua’nın haberine göre, cumartesi öğleden sonra itibarıyla Venezuela’daki Çin dernekleri ve Çin toplumu; şişelenmiş su, bisküvi, bebek bezi, süt, pirinç, şeker ve et dahil olmak üzere 500 tondan fazla yardım malzemesi bağışladı.
Diplomasi
AB, Çin ithalatına karşı korumacı önlemleri hızlandırıyor

Avrupa Birliği, genişleyen ikili ticaret açığı ve Avrupalı sanayicilerin maruz kaldığı yoğun rekabet karşısında Çin’e yönelik yeni ticari önlemler hazırlıyor. Brüksel, bir yandan yerli üreticiyi koruyacak adımları hızlandırırken diğer yandan Pekin ile diyalog kanallarını açık tutmayı hedefliyor.
Avrupa Birliği (AB), Çin’den gelen artan ithalat dalgasına karşı Avrupa sanayisini korumak amacıyla yeni ticari önlemlerin hazırlığını hızlandırıyor.
South China Morning Post (SCMP) gazetesinin Avrupalı yetkililere dayandırdığı haberine göre Brüksel, bu süreçte Pekin ile doğrudan diyalog zeminini de muhafaza etmek istiyor.
Geçtiğimiz hafta bir araya gelen AB ülke liderleri, Avrupa Komisyonuna Çin’in ihracat artışından kaynaklanan ekonomik etkilerle mücadele çalışmalarını yoğunlaştırma talimatı verdi.
Bu gelişmenin ardından AB Komisyonunun ticaretten sorumlu üyesi Maros Sefcovic, Çin Ticaret Bakanı Wang Wentao ile görüşerek ticaret ve yatırım konularında istişarelerde bulunmak üzere yeni bir ortak platform kurulması hususunda mutabakata vardı.
Kapsamlı bir anlaşma beklenmiyor
SCMP’ye konuşan Brüksel kaynakları, AB ile Çin arasında geniş kapsamlı bir ticaret anlaşmasına varılmasına ihtimal vermiyor.
Avrupalı bir yetkili, mevcut duruma ilişkin gerçekçi olunması gerektiğini belirterek “Çin’in aşırı üretim kapasitesine dayalı ekonomik modelinin değişmeyeceğini kabul etmek zorundayız. Bu gerçekle yaşamak ve kendimizi buna göre dönüştürmek durumundayız” ifadelerini kullandı.
Çin gümrük verileri üzerinden yapılan hesaplamalar, AB’nin Çin ile olan ticaret açığının mayıs ayında yıllık bazda yüzde 15 arttığını, Almanya’nın bu ülkeye karşı verdiği dış ticaret açığının ise yüzde 31,6 yükseldiğini ortaya koyuyor.
Gazete, Çinli üreticilerin baskısı altındaki Alman otomotiv üreticisi Volkswagen’in, artan rekabet koşulları nedeniyle yaklaşık 100 bin çalışanın istihdamını azaltmayı değerlendirdiğine dikkat çekiyor.
Brüksel’deki karar mercileri, tek bir tedarikçiye olan bağımlılığı azaltacak yeni mekanizmalar üzerinde çalışırken Çin’in olası misilleme adımlarına maruz kalabilecek Avrupalı şirketler için de telafi edici destek yapıları geliştiriyor.
Avrupa Komisyonu ise atılan adımların doğrudan Çin’i hedef almadığını, yalnızca Avrupa ekonomisinin güvenliğini sağlamayı amaçladığını vurguluyor.
Pekin’den adil rekabet savunması
Pekin yönetimi ise Avrupa kanadından yöneltilen haksız rekabet suçlamalarını reddediyor.
Çin Başbakanı Li Qiang, Çin teknolojisinin ve ürünlerinin küresel pazar için bir tehdit değil, aksine bir gelişim kaynağı ve fırsat teşkil ettiğini belirtti.
Çin’in AB Nezdindeki Büyükelçisi Cai Run ise Brüksel’in “risk azaltma” gerekçesiyle kısıtlayıcı önlemler uygulamaya devam etmesi halinde Çin’in gerekli karşı adımları atacağı uyarısında bulundu.
İki taraf arasındaki ticari ilişkiler, AB’nin korumacı politikalarını artırmasıyla birlikte daha karmaşık bir hal alıyor.
Brüksel’in, Çinli firmaların Avrupa pazarına erişim sağlayabilmesi için özellikle otomotiv ve batarya üretimi gibi stratejik sektörlerde teknoloji transferini zorunlu kılacak düzenlemeleri gündemine aldığı belirtiliyor.
Çin Ticaret Bakanlığı, bu tür girişimlerin serbest ve adil rekabet ilkelerine aykırı olduğunu, küresel tedarik zincirlerinin istikrarını tehlikeye attığını duyurdu.
Ayrıca AB’nin yerli üretimi teşvik etmeyi amaçlayan yasa tasarılarının, kamu finansmanından yararlanmak isteyen yabancı ortaklı firmalara yerli parça kullanım zorunluluğu getirmesi de Pekin ile Brüksel arasındaki ticari anlaşmazlığı derinleştiren unsurlar arasında yer alıyor.
Amerika2 hafta öncePeter Thiel’in gizli cemiyeti: “Dialog”
Avrupa6 gün önceKuzey Akım sabotajında ‘porno filmi kılıfı’ iddiası
Asya2 hafta önceÇKP, ‘Xi Jinping’in Parti İnşası Üzerine Düşüncesi’ni resmi doktrin ilan etti
Ortadoğu2 hafta önceİran, ABD ile varılan anlaşmanın detaylarını açıkladı
Görüş1 hafta önceHeidegger’in kulübesindeki Avrupa solu
Dünya Basını2 hafta önceİngiliz iktisatçı Pettifor: Yapay zeka çöküşü kaçınılmaz bir krize yol açacak
Dünya Basını2 hafta önceForeign Policy: İran, Vietnam’dan Daha Ağır Bir Yenilgi
Dünya Basını2 hafta önceİran savaşı küresel güç dengelerini nasıl yeniden şekillendirdi?










