Bizi Takip Edin

Diplomasi

AGİT gözlemcileri Ermenistan seçimlerindeki ihlalleri açıkladı

Yayınlanma

Avrupa Güvenlik ve İşbirliği Teşkilatı gözlem misyonu, Ermenistan’da yapılan parlamento seçimlerinin ardından yayımladığı ön raporda, Başbakan Nikol Paşinyan’ın seçim kampanyası sürecinde muhalefete yönelik tehditlerde bulunduğunu bildirdi. Raporda ayrıca seçim kampanyası söylemlerinin çatışmacı bir nitelik taşıdığı, kamu yayıncısının iktidar lehine taraflı yayın yaptığı ve seçim sürecine Rusya tarafından baskı uygulandığı belirtildi.

Avrupa Güvenlik ve İşbirliği Teşkilatı (AGİT) gözlem misyonu, Ermenistan’da gerçekleştirilen parlamento seçimlerinin ardından hazırladığı ön raporda, Başbakan Nikol Paşinyan’ın seçim kampanyası sürecinde muhalefete yönelik tehditlerde bulunduğunu bildirdi.

Teşkilatın internet sitesinde yayımlanan raporda, hem iktidar partisinin hem de muhalefetin açıklamalarının seçim dönemindeki çatışmacı söylemleri körüklediği kaydedildi.

Raporda, seçim kampanyası dönemindeki hitabetin sıklıkla çatışmacı bir karakter sergilediği ifade edildi.

Belgede, bazı durumlarda Başbakanın muhalif adayları kamuoyu önünde soruşturmalar yürütmekle ve şirketlerini kamulaştırmakla açıkça tehdit ettiği, bazı kamulaştırma prosedürlerinin ise seçim kampanyası başlamadan önce fiilen yürürlüğe konduğu aktarıldı.

AGİT raporunda, bazı muhalif figürlerin de iktidardaki Sivil Sözleşme partisinin zafer kazanması durumunda çok sayıda Azerbaycan vatandaşının Ermenistan’a yerleştirileceğine dair asılsız iddialarda bulunduğu vurgulandı.

Gözlemcilerin aktardığı verilere göre, bazı Avrupa Birliği ve ABD liderlerinin Paşinyan’a kamuoyu önünde destek vermesi, muhalefet partilerinin çoğunluğu tarafından iktidar partisi lehine yapılan bir dış müdahale olarak algılandı.

Raporda ayrıca, 5 Haziran tarihinde Paşinyan’ın hitabının ardından muhalefetteki Cumhuriyet partisinin Merkezi Seçim Komisyonuna başvurarak, bir diğer muhalif oluşum olan Güçlü Ermenistan partisinin aday listesinden çıkarılmasını talep ettiği bilgisine yer verildi.

Başvuruda, seçmenlerin satın alındığı, seçim kampanyası harcama sınırlarının aşıldığı, parti lideri ile aday listesi başkanının çift uyruklu olduğu ve tescil için sunulan belgelerde sahtecilik yapıldığı öne sürüldü.

Belgede, Merkezi Seçim Komisyonunun bu şikayeti açık oturumda ele aldığı, her iki partiye de sözlü argümanlarını sunma fırsatı tanıdığı ancak belirtilen gerekçelerin hiçbirinin kanıtlanamaması nedeniyle şikayetin oy birliğiyle reddedildiği belirtildi.

Bununla birlikte AGİT misyonu, seçimler öncesinde medya kuruluşlarının faaliyetlerinde de ihlaller tespit etti. Mülkiyeti Ermenistan hükümetine ait olan Ermenistan Kamu Televizyonunun, haber bültenlerinde iktidar partisi lehine belirgin bir taraflılık sergilediği ve ağırlıklı olarak olumlu bir ton kullandığı kaydedildi.

Buna karşılık Güçlü Ermenistan, Ermenistan İttifakı ve Müreffeh Ermenistan partilerine yönelik yayınların ağırlıklı olarak olumsuz bir tonda sunulduğu ifade edildi. Benzer eğilimlerin FreeNews televizyon kanalı ile Armtimes haber portalında da gözlemlendiği aktarıldı.

Teşkilat gözlemcileri, seçim kampanyası sürecine Rusya tarafından uygulanan baskıların da eşlik ettiğini beyan etti.

Ermenistan seçimlerinde Paşinyan zafer ilan etti

Ermenistan’da parlamento seçimleri 7 Haziran tarihinde gerçekleştirilmiş ve Paşinyan’ın liderliğindeki Sivil Sözleşme partisi oyların yüzde 49,81’ini almıştı.

Paşinyan, Merkezi Seçim Komisyonu henüz oyların yüzde 20’sini işlemeden önce partisinin zaferini ilan etmiş ve tek başına hükümet kurma niyetinde olduklarını duyurmuştu.

Güçlü Ermenistan partisinin lideri, iş insanı Samvel Karapetyan ise oy verme işleminin tamamlanmasının ardından yaptığı açıklamada, parti destekçilerinden 100’den fazla kişinin gözaltına alındığını belirtmişti.

Moskova yönetimi ise Ermenistan’daki seçimlerde demokratik usullerin ihlal edildiğini bildirdi.

Rusya Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü Mariya Zaharova konuya ilişkin yaptığı açıklamada, “Mevcut Ermeni yönetiminin tipik tarzını yansıtacak şekilde, kovuşturmaların yalnızca cumhuriyet için hayati önem taşıyan Rusya ile ittifakın güçlendirilmesini savunan siyasi güçlere yönelmiş olması da göstergedir” ifadelerini kullandı.

Diplomasi

FBI Direktörü Kash Patel, Rusya’ya gitmeyi planlıyor

Yayınlanma

FBI Direktörü Kash Patel bu yılın ilerleyen aylarında, muhtemelen ekim ortasında Rusya’yı ziyaret etmeyi planlıyor.

POLITICO’ya göre bir FBI başkanının yapacağı bu ziyaret, alışılmadık ve hassas bir gelişme olacak.

Seyahat planlarına aşina olan bir ABD’li yetkiliye göre, Patel’in 14-15 Ekim tarihlerinde Rusya’yı ziyaret etmesi planlanıyor.

Patel önce Moskova’ya, ardından da St. Petersburg’a uğrayacak. Yetkili, Patel’i muhtemelen Rus güvenlik servisi FSB’nin ağırlayacağını belirtti.

Patel’in Vladimir Putin veya üst düzey siyasi danışmanlarından herhangi biriyle görüşüp görüşmeyeceği belli değil. Gündeminde hangi konuların yer alacağı da belirsiz.

ABD’li yetkililerin bu tür planlarında olduğu gibi, bu planlar da geçici nitelikte ve değişebilir.

Bu planlar, Washington ile Moskova’nın Ukrayna savaşı konusunda anlaşmazlıklarını sürdürdüğü ve ABD’li Kongre üyelerinin Rusya’ya yönelik yeni ve ağır yaptırımların uygulanmasını talep ettiği bir dönemde ortaya çıkıyor.

Patel’in, Başkan Donald Trump’ın ilk dönemine kadar uzanan, Rusya ile ilgili tartışmalı meselelere karıştığı bir geçmişi var.

Bunlar arasında, Trump’ın 2016 seçimlerini kazanmasına yardımcı olmak için Rusya ile gizli anlaşma yapıp yapmadığına dair soruşturmalara şüphe düşürmeye çalışması da yer alıyor, ki Patel bu olayı artık “Russiagate aldatmacası” olarak nitelendiriyor.

Patel ayrıca, FBI’ın başında bulunduğu süre boyunca dikkat çeken geziler gerçekleştirme konusunda bir sicili oluşturuyor ve bu durum Kongre’nin dikkatini çekiyor.

Bir FBI direktörünün Moskova’yı ziyaret etmesinin üzerinden yıllar geçse de, diğer üst düzey istihbarat yetkilileri bu geziyi gerçekleştirmişti.

2018 tarihli bir mektupta, dönemin CIA Direktörü Mike Pompeo, özellikle terörle mücadele gibi karşılıklı çıkar alanlarında açık diyalog kanallarının değerli olduğunu belirtmişti.

Pompeo o dönemde, “Bu görüşmelerde Amerika’yı kararlılıkla savunuyoruz ve hiçbir taviz vermiyoruz,” demişti.

Robert Mueller, 2013 yılında Rusya’yı ziyaret ettiği bilinen son FBI direktörüydü. Mueller daha sonra, 2016 Trump başkanlık kampanyası ile Rusya arasındaki bağları ve ABD seçimlerine müdahale etmeye yönelik daha geniş kapsamlı Rus çabalarını soruşturmak üzere özel danışman olarak atandı.

Seyahat haberleri, aynı zamanda Vekaleten Adalet Bakanı Todd Blanche’ın Senato’dan onay alma çabalarının sürdüğü bir dönemde ortaya çıktı ve milletvekillerinin Adalet Bakanlığı’nın karar alma süreçleri hakkında yeni sorular sormasına yol açabilir.

Ukrayna savaşının başlamasının ardından, ABD’nin Moskova’daki büyükelçiliğini açık tutmasına rağmen, Biden yönetiminin üst düzey yetkilileri Rusya’yı ziyaret etmekten kaçındı.

Okumaya Devam Et

Diplomasi

Barut ham maddesi krizi, NATO’nun silah üretimini çıkmaza sokuyor

Yayınlanma

NATO ülkeleri, Rusya ve Çin’in artan askeri gücüne karşı koymak amacıyla top mermisi barutu üretiminde hayati önem taşıyan nitrosellüloz ham maddesini elde etmek için pamuk üretimini artırma arayışına girdi. Savaş meydanlarındaki mühimmat ihtiyacı dijital teknolojilere rağmen patlayıcı üretimini zorunlu kılarken, pamuk stoklarının sınırlı olması ittifakın üretim kapasitesini artıramamasındaki en büyük engellerden birini oluşturuyor.

NATO üyesi ülkeler, Rusya ve Çin’in artan askeri gücü karşısında savunma kapasitelerini güçlendirmek amacıyla top mermisi yapımında kullanılan barutun ham maddesi nitrosellülozu üretmek için pamuk üretimini artırma yollarını arıyor.

The Wall Street Journal gazetesinin haberine göre, modern askeri teknolojilerdeki tüm dijital gelişmelere rağmen çatışma sahalarında patlayıcı maddelere duyulan ihtiyaç geçerliliğini koruyor.

Piroksilin olarak da adlandırılan nitrosellüloz, asitle işlendiğinde kolayca alev alabilir hale gelerek top mermilerinin 110 kilometreye kadar mesafelere fırlatılması için gereken ani gaz genleşmesini sağlıyor.

Piroksilin ham maddesi, pamuk tohumlarının üzerinde kalan kısa tüylü lifler olan linterlerden elde ediliyor.

Habere göre, sınırlı pamuk stokları NATO ülkelerinin üretim ve işleme alanlarında kendi kendilerine yetebilmelerinin önündeki en ciddi engellerden biri olarak değerlendiriliyor.

ABD, linter ihtiyacının büyük kısmını kendi topraklarında yetiştirerek karşılıyor ve bu lifleri nitrosellüloza dönüştürme kapasitesini artırmak için üretimi artırmaya devam ediyor.

Yüzyıllar önce tarımda pamuğun yerine başka ürünleri tercih eden Avrupa ülkeleri ise uzun süredir bu alanda Çin’e bağımlı durumda bulunuyor.

Avrupa ülkeleri mevcut durumda kendi piroksilin üretimini genişletmeyi planlıyor ve ham madde elde etmek için alternatif malzemeleri değerlendiriyor.

Gazetede yer alan bilgilere göre, Avrupa genelinde nitrosellülozun yanı sıra top mermilerinde kullanılan bir diğer kritik madde olan TNT kıtlığı da yaşanıyor. Günümüzde Avrupa’nın bu bölgesinde aktif olarak faaliyet gösteren tek TNT üretim tesisi Polonya’da yer alıyor.

Czechoslovak Group Yatırımcı İlişkileri Müdürü Peter Russell, konuya ilişkin değerlendirmesinde, istenildiği kadar üretim kapasitesi yatırımı yapılabileceğini ancak günümüzde savunma sanayisi başta olmak üzere pek çok sektör için asıl zorluğun nitrosellüloz ve TNT gibi kritik ham maddelere erişim olduğunu ifade etti.

ABD’nin nitrosellüloz üretimi için büyük oranda Virginia eyaletinde bulunan tek bir fabrikaya bağımlı olduğu belirtilirken, Avrupa genelinde bu türden birkaç tesis yer alıyor.

Savunma şirketi Eurenco’nun Genel Müdürü Thierry Francou, Avrupa’nın askeri mühimmat üretiminde kendi kendine yetebilmesi için kendi kimyasal üretim altyapısını geliştirmesi gerektiğini vurguladı.

Francou, bu tür yeni tesislerin inşasının yürürlükteki yasal mevzuatlar ve bürokratik kısıtlamalar nedeniyle çeşitli zorluklarla karşılaştığını aktardı.

Haberdeki verilere göre, yaşanan bu bürokratik ve lojistik zorluklar sebebiyle tek bir top mermisinin üretim sürecinde yaklaşık altı farklı ülkeden gelen bileşenler bir araya getiriliyor.

Okumaya Devam Et

Diplomasi

AB içinde 21. yaptırım paketi krizde

Yayınlanma

Avrupa Birliği, Rusya’ya yönelik 21. yaptırım paketi müzakerelerinde yaşanan tıkanıklığı aşmak için en az üç alternatif senaryoyu değerlendiriyor. Yunanistan’ın, Avrupalı şirketlerin üçüncü ülkelere Rus sıvılaştırılmış doğalgazı taşımasına sınırlama getirilmesi teklifine karşı çıkması üzerine yaptırım paketi geçen hafta bloke edildi.

Avrupa Birliği (AB), Rusya’ya yönelik hazırlanan 21. yaptırım paketi müzakerelerinde yaşanan tıkanıklığı aşmak amacıyla en az üç farklı senaryo üzerinde duruyor.

Bloomberg’in konuya vakıf kaynaklara dayandırdığı habere göre, geçen hafta Yunanistan’ın Avrupalı firmaların üçüncü ülkelere Rus sıvılaştırılmış doğalgazı (LNG) sevk etmesini kısıtlayan teklife yönelik itirazını yinelemesiyle yaptırım paketi bloke edildi.

Kaynaklar, krizin aşılması için masada olan seçenekler arasında kısıtlamaların yürürlüğe girmesinden önce 24 aylık bir geçiş dönemi uygulanması, LNG tedbirinden tamamen vazgeçilmesi veya hazırlanan yaptırım paketinin bütünüyle geri çekilmesinin yer aldığını aktardı.

Ayrıca halihazırda yürürlükte olan sözleşmelerin ifa edilmesine izin verilmesi şeklinde bir uzlaşı formülü de ele alınıyor.

Kaynaklar, yaptırım paketindeki diğer öneriler üzerinde anlaşma sağlanamasa dahi Rus petrolüne uygulanan tavan fiyat dondurma kararının uzatılabileceğini ekledi.

Üye ülkeler, geçen hafta Rus petrolüne uygulanan tavan fiyat sınırını 23 Temmuz’a kadar geçici olarak varil başına 44,10 dolar seviyesinde tutma konusunda anlaşmıştı.

Normal şartlarda küresel fiyat artışına paralel olarak yükselmesi beklenen bu tavan fiyatın dondurulması, Moskova’nın petrol gelirlerini baskılamak için kullanılan temel araçlardan birinin zayıflamasını önlemeyi amaçlıyordu.

Yunanistan’ın Rusya yaptırımlarına karşı direnci sürüyor

Kararın bir hafta süreyle uzatılmasındaki temel hedefin, taraflara tavan fiyatın daha uzun vadeli dondurulmasını öngören paketin tamamı üzerinde anlaşabilmeleri için ek zaman kazandırmak olduğu ifade edildi.

Bloomberg, AB üyesi ülkelerin kendi ulusal çıkarlarını koruma çabası nedeniyle Moskova’ya yönelik yaptırım müzakerelerinin oldukça gergin geçtiğine işaret etti.

Bu çerçevede, eski Rus askerlerinin AB’ye girişinin yasaklanması planları yumuşatılarak ertelenirken, bazı balık türlerinin ithalatına sınırlama getirilmesi yönündeki öneriler ise doğrudan reddedildi.

Kaynakların verdiği bilgilere göre, üye ülkelerin daimi temsilcileri paket üzerindeki müzakereleri sürdürmek üzere bu hafta bir araya gelecek.

AB, geçen yıl Rus petrolüne yönelik tavan fiyat uygulamasını değişken hale getirme kararı almıştı. Bu sistemde sınırın her altı ayda bir gözden geçirilmesi ve Rus Urals petrolünün ortalama piyasa fiyatının yüzde 15 altında belirlenmesi öngörülüyordu.

Varil başına uygulanan 60 dolarlık ilk limitin Kremlin’in petrol gelirlerini azaltmada yetersiz kalmasının ardından, bu değişken mekanizmanın yaptırımların etkinliğini koruyacağı tahmin ediliyordu.

Ancak İran ile yaşanan ve küresel petrol fiyatlarında keskin yükselişe yol açan gerilim, Avrupa’nın uyguladığı tavan fiyat sınırının da yükselmesine neden olarak Rusya’nın petrol gelirlerini artırma potansiyeli taşıyor.

Okumaya Devam Et

Çok Okunanlar

English