Diplomasi
Ermenistan seçimlerinde Paşinyan zafer ilan etti

Ermenistan’da yapılan parlamento seçimlerinde Başbakan Nikol Paşinyan’ın liderliğindeki Sivil Sözleşme Partisi yüzde 49,81 oranında oy alarak sandıktan birinci çıktı. Muhalefet liderleri Paşinyan’ın erken zafer açıklamasını iktidarı gasp etme girişimi olarak nitelendirirken, seçim gününde muhalif ittifaktan onlarca kişinin gözaltına alındığı bildirildi.
Ermenistan’da 7 Haziran günü Ulusal Meclis seçimleri gerçekleştirildi. Sandıkların tamamının açılmasının ardından açıklanan verilere göre, Başbakan Nikol Paşinyan’ın liderliğindeki iktidardaki Sivil Sözleşme Partisi yüzde 49,81 oranında oy aldı.
Paşinyan, oyların henüz tamamı sayılmadan partisinin seçimleri kazandığını ilan ederken, eski Cumhurbaşkanı Robert Koçaryan bu açıklamayı iktidarı gasp etme girişimi olarak nitelendirdi.
Hükümet başkanının parlamento çoğunluğu tarafından belirlendiği ve başbakanın kabineyi kurduğu Ermenistan, parlamenter cumhuriyet rejimiyle yönetiliyor.
Tek kamaralı meclis olan Ulusal Meclis için seçimler, beş yılda bir nispi temsil sistemiyle düzenleniyor. Siyasi partilerin meclise girebilmesi için en az yüzde 4 oranında oy alması gerekiyor. Bu baraj iki partiden oluşan bloklar için yüzde 8, ikiden fazla partinin yer aldığı ittifaklar için ise yüzde 10 olarak uygulanıyor.
Ermenistan Seçim Kanunu uyarınca, bir siyasi gücün tek başına hükümet kurabilmesi için parlamentodaki sandalyelerin en az yüzde 52’sine sahip olması şartı aranıyor.
Seçimler, ülkenin dış politika çizgisindeki değişimlerin yaşandığı bir dönemde yapıldı. Başbakan Nikol Paşinyan, Ermenistan’ın Avrupa Birliği’ne (AB) katılımını hedeflerken, ülkede bir yıl önce “Ermenistan Cumhuriyeti’nin Avrupa Birliği’ne Katılım Sürecinin Başlatılması Hakkında” yasa kabul edilmişti.
Seçimlerde toplam 18 siyasi güç yarıştı. Bu güçler arasında iktidardaki Sivil Sözleşme Partisi’nin yanı sıra Robert Koçaryan liderliğindeki Ermenistan İttifakı yer aldı.
Taşnaksutyun ile Yeniden Doğan Ermenistan partileri bu blok içinde bulunuyor. Mecliste sandalye kazanma iddiası taşıyan diğer iki güç ise aynı adı taşıyan parti ile Yeni Dönem ve Birleşik Ermeniler partilerini bir araya getiren Güçlü Ermenistan İttifakı ile iş insanı ve milyarder Gagik Tsarukyan liderliğindeki Müreffeh Ermenistan Partisi oldu. Güçlü Ermenistan Partisi’nin liderliğini ise Ermeni ve Rus iş insanı, Rusya merkezli Taşir Şirketler Grubu Başkanı Samvel Karapetyan yürütüyor.
Ermenistan Merkezi Seçim Komisyonunun ön seçim verilerine dayandırılan News.am haberine göre, tüm oy pusulalarının işlenmesinin ardından Sivil Sözleşme Partisi 727 bin 160 oy alarak yüzde 49,81 ile ilk sırada yer aldı.
Güçlü Ermenistan İttifakı 340 bin 62 oyla yüzde 23,29 alarak ikinci, Ermenistan İttifakı 145 bin 97 oyla yüzde 9,94 alarak üçüncü, Müreffeh Ermenistan Partisi ise 58 bin 368 oyla yüzde 4 alarak dördüncü sırada seçimi tamamladı.
Mevcut Başbakan Nikol Paşinyan, oyların henüz yüzde 20’sinden azı sayılmışken partisinin zafer kazandığını ilan etti. Paşinyan, Sivil Sözleşme Partisi’nin hükümeti tek başına kuracağını ifade etti.
Partisinin, 2021 yılındaki seçimlere kıyasla bu kez daha fazla Ermenistan vatandaşının oyunu aldığını belirten Paşinyan, düzenlediği basın toplantısında muhalefet liderleri Karapetyan, Koçaryan ve Tsarukyan’ın cezai sorumluluğa çekilmesi gerektiğini dile getirdi.
Armenpress’in aktardığına göre Paşinyan, bu isimleri “kriminal oligarşik sistemin temsilcileri” ve kökü kazınması gereken “üç başlı casus savaş partisi” olarak nitelendirdi.
Paşinyan ayrıca, Ermenistan’ın AB’ye katılım yönündeki rotasını sürdürme niyetinde olduğunu, ancak bununla birlikte Avrasya Ekonomik Birliği’ndeki (AEB) katılım ve üyeliğini koruyacağını, Rusya ile ilişkileri geliştirmeye de devam edeceğini sözlerine ekledi.
Eski Cumhurbaşkanı Robert Koçaryan ise seçim sonuçları henüz netleşmeden Paşinyan’ın zafer ilan etmesini, Merkezi Seçim Komisyonuna baskı kurma ve iktidarı gasp etme adımları olarak değerlendirdi.
Koçaryan konuya ilişkin açıklamasında, “Mevcut rejim, kesin sonuçlar açıklanmadan yargı sistemine ve devlet kurumlarına talimatlar verip onları tehdit etmek yerine, bu süre zarfında kaydedilen tüm seçim ihlalleri, idari kaynakların kaba kullanımı ve vatandaşların iradesi üzerinde kurulan baskılar nedeniyle hukuki sorumluluk taşımalıdır” ifadelerini kullandı.
Güçlü Ermenistan İttifakı lideri Samvel Karapetyan da mevcut yetkililerin istedikleri zaferi elde edemeyeceklerini belirtti.
Paşinyan’ın oyların yüzde 30’u sayıldığı sırada zafer ilan ettiğine dikkat çeken Karapetyan, bu oranların kırsal bölgelere ait veriler olduğunu, şehirlerdeki sayım ilerledikçe Sivil Sözleşme Partisi’nin oy oranının düşmeye başlayacağını ifade etti.
Karapetyan ayrıca, hükümetin Güçlü Ermenistan İttifakı’na yönelik “özel operasyonlar” yürüttüğünü belirterek, sadece seçim gününde ittifak üyesi 75 kişinin gözaltına alındığını kaydetti.
Diplomasi
FBI Direktörü Kash Patel, Rusya’ya gitmeyi planlıyor

FBI Direktörü Kash Patel bu yılın ilerleyen aylarında, muhtemelen ekim ortasında Rusya’yı ziyaret etmeyi planlıyor.
POLITICO’ya göre bir FBI başkanının yapacağı bu ziyaret, alışılmadık ve hassas bir gelişme olacak.
Seyahat planlarına aşina olan bir ABD’li yetkiliye göre, Patel’in 14-15 Ekim tarihlerinde Rusya’yı ziyaret etmesi planlanıyor.
Patel önce Moskova’ya, ardından da St. Petersburg’a uğrayacak. Yetkili, Patel’i muhtemelen Rus güvenlik servisi FSB’nin ağırlayacağını belirtti.
Patel’in Vladimir Putin veya üst düzey siyasi danışmanlarından herhangi biriyle görüşüp görüşmeyeceği belli değil. Gündeminde hangi konuların yer alacağı da belirsiz.
ABD’li yetkililerin bu tür planlarında olduğu gibi, bu planlar da geçici nitelikte ve değişebilir.
Bu planlar, Washington ile Moskova’nın Ukrayna savaşı konusunda anlaşmazlıklarını sürdürdüğü ve ABD’li Kongre üyelerinin Rusya’ya yönelik yeni ve ağır yaptırımların uygulanmasını talep ettiği bir dönemde ortaya çıkıyor.
Patel’in, Başkan Donald Trump’ın ilk dönemine kadar uzanan, Rusya ile ilgili tartışmalı meselelere karıştığı bir geçmişi var.
Bunlar arasında, Trump’ın 2016 seçimlerini kazanmasına yardımcı olmak için Rusya ile gizli anlaşma yapıp yapmadığına dair soruşturmalara şüphe düşürmeye çalışması da yer alıyor, ki Patel bu olayı artık “Russiagate aldatmacası” olarak nitelendiriyor.
Patel ayrıca, FBI’ın başında bulunduğu süre boyunca dikkat çeken geziler gerçekleştirme konusunda bir sicili oluşturuyor ve bu durum Kongre’nin dikkatini çekiyor.
Bir FBI direktörünün Moskova’yı ziyaret etmesinin üzerinden yıllar geçse de, diğer üst düzey istihbarat yetkilileri bu geziyi gerçekleştirmişti.
2018 tarihli bir mektupta, dönemin CIA Direktörü Mike Pompeo, özellikle terörle mücadele gibi karşılıklı çıkar alanlarında açık diyalog kanallarının değerli olduğunu belirtmişti.
Pompeo o dönemde, “Bu görüşmelerde Amerika’yı kararlılıkla savunuyoruz ve hiçbir taviz vermiyoruz,” demişti.
Robert Mueller, 2013 yılında Rusya’yı ziyaret ettiği bilinen son FBI direktörüydü. Mueller daha sonra, 2016 Trump başkanlık kampanyası ile Rusya arasındaki bağları ve ABD seçimlerine müdahale etmeye yönelik daha geniş kapsamlı Rus çabalarını soruşturmak üzere özel danışman olarak atandı.
Seyahat haberleri, aynı zamanda Vekaleten Adalet Bakanı Todd Blanche’ın Senato’dan onay alma çabalarının sürdüğü bir dönemde ortaya çıktı ve milletvekillerinin Adalet Bakanlığı’nın karar alma süreçleri hakkında yeni sorular sormasına yol açabilir.
Ukrayna savaşının başlamasının ardından, ABD’nin Moskova’daki büyükelçiliğini açık tutmasına rağmen, Biden yönetiminin üst düzey yetkilileri Rusya’yı ziyaret etmekten kaçındı.
Diplomasi
Barut ham maddesi krizi, NATO’nun silah üretimini çıkmaza sokuyor

NATO ülkeleri, Rusya ve Çin’in artan askeri gücüne karşı koymak amacıyla top mermisi barutu üretiminde hayati önem taşıyan nitrosellüloz ham maddesini elde etmek için pamuk üretimini artırma arayışına girdi. Savaş meydanlarındaki mühimmat ihtiyacı dijital teknolojilere rağmen patlayıcı üretimini zorunlu kılarken, pamuk stoklarının sınırlı olması ittifakın üretim kapasitesini artıramamasındaki en büyük engellerden birini oluşturuyor.
NATO üyesi ülkeler, Rusya ve Çin’in artan askeri gücü karşısında savunma kapasitelerini güçlendirmek amacıyla top mermisi yapımında kullanılan barutun ham maddesi nitrosellülozu üretmek için pamuk üretimini artırma yollarını arıyor.
The Wall Street Journal gazetesinin haberine göre, modern askeri teknolojilerdeki tüm dijital gelişmelere rağmen çatışma sahalarında patlayıcı maddelere duyulan ihtiyaç geçerliliğini koruyor.
Piroksilin olarak da adlandırılan nitrosellüloz, asitle işlendiğinde kolayca alev alabilir hale gelerek top mermilerinin 110 kilometreye kadar mesafelere fırlatılması için gereken ani gaz genleşmesini sağlıyor.
Piroksilin ham maddesi, pamuk tohumlarının üzerinde kalan kısa tüylü lifler olan linterlerden elde ediliyor.
Habere göre, sınırlı pamuk stokları NATO ülkelerinin üretim ve işleme alanlarında kendi kendilerine yetebilmelerinin önündeki en ciddi engellerden biri olarak değerlendiriliyor.
ABD, linter ihtiyacının büyük kısmını kendi topraklarında yetiştirerek karşılıyor ve bu lifleri nitrosellüloza dönüştürme kapasitesini artırmak için üretimi artırmaya devam ediyor.
Yüzyıllar önce tarımda pamuğun yerine başka ürünleri tercih eden Avrupa ülkeleri ise uzun süredir bu alanda Çin’e bağımlı durumda bulunuyor.
Avrupa ülkeleri mevcut durumda kendi piroksilin üretimini genişletmeyi planlıyor ve ham madde elde etmek için alternatif malzemeleri değerlendiriyor.
Gazetede yer alan bilgilere göre, Avrupa genelinde nitrosellülozun yanı sıra top mermilerinde kullanılan bir diğer kritik madde olan TNT kıtlığı da yaşanıyor. Günümüzde Avrupa’nın bu bölgesinde aktif olarak faaliyet gösteren tek TNT üretim tesisi Polonya’da yer alıyor.
Czechoslovak Group Yatırımcı İlişkileri Müdürü Peter Russell, konuya ilişkin değerlendirmesinde, istenildiği kadar üretim kapasitesi yatırımı yapılabileceğini ancak günümüzde savunma sanayisi başta olmak üzere pek çok sektör için asıl zorluğun nitrosellüloz ve TNT gibi kritik ham maddelere erişim olduğunu ifade etti.
ABD’nin nitrosellüloz üretimi için büyük oranda Virginia eyaletinde bulunan tek bir fabrikaya bağımlı olduğu belirtilirken, Avrupa genelinde bu türden birkaç tesis yer alıyor.
Savunma şirketi Eurenco’nun Genel Müdürü Thierry Francou, Avrupa’nın askeri mühimmat üretiminde kendi kendine yetebilmesi için kendi kimyasal üretim altyapısını geliştirmesi gerektiğini vurguladı.
Francou, bu tür yeni tesislerin inşasının yürürlükteki yasal mevzuatlar ve bürokratik kısıtlamalar nedeniyle çeşitli zorluklarla karşılaştığını aktardı.
Haberdeki verilere göre, yaşanan bu bürokratik ve lojistik zorluklar sebebiyle tek bir top mermisinin üretim sürecinde yaklaşık altı farklı ülkeden gelen bileşenler bir araya getiriliyor.
Diplomasi
AB içinde 21. yaptırım paketi krizde

Avrupa Birliği, Rusya’ya yönelik 21. yaptırım paketi müzakerelerinde yaşanan tıkanıklığı aşmak için en az üç alternatif senaryoyu değerlendiriyor. Yunanistan’ın, Avrupalı şirketlerin üçüncü ülkelere Rus sıvılaştırılmış doğalgazı taşımasına sınırlama getirilmesi teklifine karşı çıkması üzerine yaptırım paketi geçen hafta bloke edildi.
Avrupa Birliği (AB), Rusya’ya yönelik hazırlanan 21. yaptırım paketi müzakerelerinde yaşanan tıkanıklığı aşmak amacıyla en az üç farklı senaryo üzerinde duruyor.
Bloomberg’in konuya vakıf kaynaklara dayandırdığı habere göre, geçen hafta Yunanistan’ın Avrupalı firmaların üçüncü ülkelere Rus sıvılaştırılmış doğalgazı (LNG) sevk etmesini kısıtlayan teklife yönelik itirazını yinelemesiyle yaptırım paketi bloke edildi.
Kaynaklar, krizin aşılması için masada olan seçenekler arasında kısıtlamaların yürürlüğe girmesinden önce 24 aylık bir geçiş dönemi uygulanması, LNG tedbirinden tamamen vazgeçilmesi veya hazırlanan yaptırım paketinin bütünüyle geri çekilmesinin yer aldığını aktardı.
Ayrıca halihazırda yürürlükte olan sözleşmelerin ifa edilmesine izin verilmesi şeklinde bir uzlaşı formülü de ele alınıyor.
Kaynaklar, yaptırım paketindeki diğer öneriler üzerinde anlaşma sağlanamasa dahi Rus petrolüne uygulanan tavan fiyat dondurma kararının uzatılabileceğini ekledi.
Üye ülkeler, geçen hafta Rus petrolüne uygulanan tavan fiyat sınırını 23 Temmuz’a kadar geçici olarak varil başına 44,10 dolar seviyesinde tutma konusunda anlaşmıştı.
Normal şartlarda küresel fiyat artışına paralel olarak yükselmesi beklenen bu tavan fiyatın dondurulması, Moskova’nın petrol gelirlerini baskılamak için kullanılan temel araçlardan birinin zayıflamasını önlemeyi amaçlıyordu.
Kararın bir hafta süreyle uzatılmasındaki temel hedefin, taraflara tavan fiyatın daha uzun vadeli dondurulmasını öngören paketin tamamı üzerinde anlaşabilmeleri için ek zaman kazandırmak olduğu ifade edildi.
Bloomberg, AB üyesi ülkelerin kendi ulusal çıkarlarını koruma çabası nedeniyle Moskova’ya yönelik yaptırım müzakerelerinin oldukça gergin geçtiğine işaret etti.
Bu çerçevede, eski Rus askerlerinin AB’ye girişinin yasaklanması planları yumuşatılarak ertelenirken, bazı balık türlerinin ithalatına sınırlama getirilmesi yönündeki öneriler ise doğrudan reddedildi.
Kaynakların verdiği bilgilere göre, üye ülkelerin daimi temsilcileri paket üzerindeki müzakereleri sürdürmek üzere bu hafta bir araya gelecek.
AB, geçen yıl Rus petrolüne yönelik tavan fiyat uygulamasını değişken hale getirme kararı almıştı. Bu sistemde sınırın her altı ayda bir gözden geçirilmesi ve Rus Urals petrolünün ortalama piyasa fiyatının yüzde 15 altında belirlenmesi öngörülüyordu.
Varil başına uygulanan 60 dolarlık ilk limitin Kremlin’in petrol gelirlerini azaltmada yetersiz kalmasının ardından, bu değişken mekanizmanın yaptırımların etkinliğini koruyacağı tahmin ediliyordu.
Ancak İran ile yaşanan ve küresel petrol fiyatlarında keskin yükselişe yol açan gerilim, Avrupa’nın uyguladığı tavan fiyat sınırının da yükselmesine neden olarak Rusya’nın petrol gelirlerini artırma potansiyeli taşıyor.
Görüş2 hafta önceAnkara’nın ikinci zirvesi: 22 yılın ardından NATO, kuralları yeniden yazan bir Türkiye’ye dönüyor
Diplomasi2 hafta önceNATO ülkeleri, milyarlarca dolarlık savunma anlaşması açıkladı
Amerika2 hafta önceNATO 3.0’un mucidi: Elbridge Colby
Dünya Basını2 hafta önceABD, Venezuela’daki depremi fırsata çeviriyor
Asya2 hafta önceXi, bilim ve teknoloji inovasyonuyla Çin modernleşmesinin ilerletilmesi çağrısı yaptı
Diplomasi1 hafta önceFT: Çin’e bağımlılığı azaltmanın Batı’ya maliyeti 23 trilyon doları aşabilir
Diplomasi2 hafta önceNATO liderleri Ankara Deklarasyonu’nu kabul etti
Diplomasi2 hafta önceAnkara’daki NATO zirvesinde hangi silah anlaşmaları yapıldı?












