Bizi Takip Edin

Amerika

ABD’de Cumhuriyetçi Parti, California’daki oy sayımına tepkili

Yayınlanma

California’daki seçimlerde posta yoluyla gelen oyların sayılmasıyla Cumhuriyetçi adayların geriye düşmesi parti içinde tepkilere yol açtı. Donald Trump “hile” iddialarını yinelerken, Cumhuriyetçi Parti liderleri süreci “liyakatsizlik” olarak nitelendirerek doğrudan hile suçlamasından kaçınıyor.

ABD’de Cumhuriyetçi Partili siyasiler, ilerici Demokrat aday Nithya Raman’ın Los Angeles belediye başkanlığı yarışındaki dikkat çekici geri dönüşüne tepki gösteriyor.

2 Haziran’da sandıklar kapandığında Cumhuriyetçi aday Spencer Pratt ikinci sırada görünürken, Raman üzerindeki sekiz puanlık avantajının posta oylarının sayılmasıyla erimesine şahit oldu.

Cumhuriyetçi Parti liderleri, Başkan Trump’ın California Demokratlarının seçim sonuçlarına hile karıştırdığı yönündeki iddialarına ise mesafeli yaklaşıyor.

Trump, Joe Biden’ın 2020 başkanlık seçimlerini yaygın hile sayesinde kazandığına dair kanıtlanmamış iddialarını bu süreçte de sürdürüyor.

Kongre’deki Cumhuriyetçiler, California’da Demokrat adayları öne çıkaran bir hafta süren posta oyu sayım sürecinin kötü bir görüntü verdiğini, ancak bunu komplo yerine “liyakatsizlik” olarak değerlendirdiklerini belirtiyor.

Senato Çoğunluk Lideri John Thune, California’nın seçim sürecinin hiçbir kısmını savunmayacağını ifade ederek, “Oyların sayılmasının bu kadar uzun sürmesini çılgınlık olarak görüyorum, gerçekten öyle” dedi.

Thune, hilenin ciddi bir suçlama olduğunu ve bir seçimin meşruiyetini sorgulamadan önce bunun kanıtlanması gerektiği konusunda uyarıda bulundu.

Thune, “Hile, açıkçası kanıtlamanız gereken bir şeydir. Ben California’nın seçimler dahil pek çok işleyiş biçimini liyakatsizlik olarak nitelendiririm. Bunun California’da pek çok düzeyde açıkça görüldüğünü düşünüyorum” değerlendirmesinde bulundu.

Suçlamalar hile ile liyakatsizlik arasında bölündü

Temsilciler Meclisi Başkanı Mike Johnson, California ön seçim sonuçlarının “fena halde koktuğunu” ifade etti ancak Trump’ın Demokratların hile yaptığı veya sonuçları manipüle ettiği yönündeki suçlamasına destek vermedi.

Kongre binasında konuşan Johnson, “Seçimden haftalar sonra bile oy sayıyorlar. Hileli olduğunu söylemiyorum; fena halde koktuğunu söylüyorum ve bunu herkes biliyor” dedi. Cumhuriyetçi Ulusal Komite tarafından işletilen bir çevrimiçi takip sistemine göre, Johnson bu açıklamaları yaptığında California yaklaşık beş gün 16 saattir oy sayıyordu.

Cumhuriyetçi stratejist Brian Darling, artan bu tartışmanın Kasım ayında Demokratların geniş çaplı zaferler kazanması ve Trump ile müttefiklerinin hileden şüphelenmesi durumunda yaşanacakların bir ön izlemesi olabileceğini kaydetti.

Darling, “Eğer seçimler kapandıktan bir veya iki hafta sonra oyların sayıldığı bir dizi seçim yaşarsak, bunun bir sorun olacağını düşünüyorum. Los Angeles belediye başkanlığı yarışında yaşananların ülke genelinde tekrarlanması, seçim sistemimizin bozuk olduğu fikrini besleyecektir” dedi.

California seçimlerinin ardından yaşanan karmaşa, ülke genelindeki Cumhuriyetçiler arasında öfkeye yol açtı.

Trump bu durumu, “bir numaralı yasama önceliği” olarak adlandırdığı Amerikalı Seçmen Uygunluğunu Koruma Yasası (SAVE America Act) adlı kapsamlı seçim reformu paketini zorlamak için kullanıyor.

California’daki gelişmeler, Cumhuriyetçi senatörler üzerinde, seçmen kaydı sırasında vatandaşlık belgesi ve oy verme sırasında fotoğraflı kimlik ibrazını zorunlu kılan bu tasarıyı yasalaştırmaları için baskıyı artırıyor.

Los Angeles Belediye Başkanı Karen Bass kasım ayındaki ikinci tura kaldı

SAVE America Act için baskı artıyor

Trump, Demokratların engellemesi nedeniyle duraksayan tasarının önünü açmak için Thune’dan Senato parlamento danışmanını “derhal” görevden almasını talep etti.

Trump, Truth Social üzerinden yaptığı paylaşımda, danışmanın Cumhuriyetçilere ve savundukları her şeye kötü davrandığını belirterek, onun SAVE America Act’in yasalaşmasının önünde bir engel olduğunu ifade etti.

Trump, “Onu değiştirme hakkımız var ve bunu derhal yapmalıyız. O orada olduğu sürece, şiddetle ihtiyaç duyulan yasamız onaylanmayacak ve yürürlüğe girmeyecektir” diye yazdı.

Thune, seçim reformu tasarısını bu yılın başlarında haftalarca Senato gündeminde tutmuş ancak Demokrat muhalefetini aşmayı başaramamıştı.

Parlamento danışmanı geçen hafta, SAVE America Act’in bütçe uzlaştırma paketine eklenmesinin, basit çoğunlukla hangi yasaların geçebileceğini düzenleyen Byrd Kuralı’nı ihlal edeceğine karar vererek muhafazakârlar için bir engel teşkil etti.

Trump’ın müttefikleri, Thune’un gündeminde başka öncelikler olsa da seçim reformu konusuna geri dönme çağrısını destekliyor. Trump’ın yakın müttefiki olan Senatör Mike Lee, Cumhuriyetçi liderleri tasarıyı yeniden gündeme getirmeye ve “yasalaşana kadar başka hiçbir şeye odaklanmamaya” çağırdı.

Trump ayrıca geçen hafta Senato’daki müttefiklerine, bütçe paketine ilişkin oylama maratonu sırasında SAVE America Act için bir oylama zorlamaları çağrısında bulunarak, hangi Cumhuriyetçilerin buna destek vermediğini tespit etmek istedi.

Susan Collins, Mitch McConnell, Lisa Murkowski ve Thom Tillis olmak üzere dört Cumhuriyetçi senatör, seçim reformu tasarısının pakete dahil edilmesi için bütçe kurallarından feragat edilmesine karşı oy kullandı.

Kasım seçimleri için bir ön izleme niteliği taşıyor

Trump ayrıca Cumhuriyetçi kanun yapıcılara posta yoluyla oy kullanılmasının kısıtlanması çağrısında bulundu. Bu talep, Cumhuriyetçi aday Pratt’in posta oylarıyla saf dışı kalmasının ardından parti gruplarında daha fazla destek bulmaya başladı.

Eyalet valilik yarışında ise 2 Haziran’da sandıklar kapandığında üçüncü sırada olan ilerici milyarder aktivist Tom Steyer, yetkililer posta oylarını saydıkça Cumhuriyetçi aday Steve Hilton’ın liderliğini eritmeye devam ediyor.

Hilton yüzde 25,9 oya sahipken Steyer’ın yüzde 21,5’e ulaşmasıyla yarış, sonuç ilan edilemeyecek kadar yakın seyrediyor.

Cumhuriyetçi senatörler ve Temsilciler Meclisi üyeleri, Trump’ın Kasım ayında Demokratları hile yapmakla suçlaması durumunda ona destek verme konusunda yoğun baskı altında kalacak.

Trump, hafta sonu NBC News kanalında katıldığı programda, “Seçimde hile yapıyorlar” ifadesini kullandı. Sunucu Kristen Welker’ın bu iddiayı destekleyecek kanıt sorması üzerine Trump, “Tek yapmam gereken bakmak ve dinlemek” yanıtını verdi. Trump, gazeteciyi “yozlaşmış” olmakla suçlayarak mülakatı aniden sonlandırdı.

Diğer Cumhuriyetçiler de California’daki uzayan oy sayım süreçlerinin yarattığı görüntüye dair sorular soruyor. Senatör Ted Cruz, kendi podcast yayınında, “Görünüşe göre California’da oy sayımı, sanırım Demokratlar istedikleri sonucu alana kadar devam ediyor. Bu iş bozulmuş durumda” dedi.

Rutgers Üniversitesi’nden siyaset bilimi profesörü Ross K. Baker, Demokratların Temsilciler Meclisi’ni ve muhtemelen Senato’yu kazanması durumunda Trump’ın hile ilan etmesinin beklendiğini ifade etti.

Baker, “Bunun öngörülebilir olduğunu düşünüyorum ve tepkisinin gücü Demokratların galibiyetiyle doğru orantılı olacaktır. Adalet Bakanlığı tarafından soruşturmalar ve büyük bir dava dalgası göreceğimizi tahmin ediyorum” dedi.

Amerika

ABD’de Rus dizeli krizi: Demokratlar sevkiyatın yasa dışı olduğunu savunuyor

Yayınlanma

ABD’nin doğu kıyısındaki en büyük petrol ürünleri dağıtım merkezine ev sahipliği yapan New Jersey’nin Valisi Mikie Sherrill, Rusya’dan gelen dizel yakıtın limanlara girişini engelleme tehdidinde bulundu. ABD Hazine Bakanlığının verdiği geçici lisansla 140 bin tonluk ilk yakıt sevkiyatı yola çıkarken, üç tankerin ara seçimlerden sonra ülkeye ulaşması bekleniyor.

ABD’nin doğu kıyısındaki en büyük petrol ürünleri dağıtım ve ithalat merkezine ev sahipliği yapan New Jersey eyaletinin Valisi Mikie Sherrill, Rusya’dan yapılan dizel yakıt ithalatını engelleme tehdidinde bulundu.

Financial Times gazetesine konuşan Sherrill, Rusya ile varılan dizel anlaşmasını yasa dışı olarak nitelendirdi.

Sherrill, “ABD Başkanı Donald Trump benzin, dizel yakıt fiyatlarını veya maliyetleri düşürmek için hiçbir adım atmıyor. Şu anda dizelin New Jersey limanına ulaşmasını nasıl engelleyebileceğimize dair seçenekleri değerlendiriyorum” dedi.

New York ve New Jersey Limanı, ABD’nin doğu kıyısında petrol ürünlerinin ithalatı, depolanması ve dağıtımı açısından ana merkez konumunda.

Altyapının büyük kısmı ise New Jersey eyaleti sınırlarında yer alıyor. Boru hatları ve dağıtım ağının yanı sıra Bayonne ve Linden’deki büyük yakıt depolama terminalleri başlıca tesisleri oluşturuyor.

Gazetenin aktardığına göre dizel taşıyan tankerler yüklerini genellikle Bayonne, Linden, Carteret, Perth Amboy, Port Reading ve Sewaren’deki özel petrol terminallerine boşaltıyor.

Financial Times, üç tankerin ara seçimlerin ardından ABD’ye ulaşmasının beklendiğini yazdı. 140 bin tonluk bu yakıt sevkiyatı, ABD makamlarının anlaşma kapsamında izin verdiği ilk parti oldu.

Buna karşın Demokratlar ve bazı Cumhuriyetçiler, Trump’a anlaşmayı iptal etme çağrısı yaptı.

ABD Hazine Bakanlığı, Rus yakıtıyla işlem yapılmasına geçici izin veren genel bir lisans yayımlamıştı.

Demokratlar ise Kongre’nin 2022 yılında Rus petrolü ithalatını sonlandıran ve Rus enerji kaynaklarının ülkeye girişine tam yasak getiren yasayı kabul ettiğini hatırlatarak, bakanlığın verdiği belgenin hukuki geçerliliği olmadığını savunuyor.

Demokrat Temsilciler Meclisi üyesi Jamie Raskin, bu hafta petrol şirketlerini Rus dizel yakıtı ithal etmeleri halinde 1 milyon dolara varan para cezaları ve 20 yıla kadar hapis dahil çeşitli yaptırımlarla tehdit etti.

Rusya’ya yönelik ağır yaptırım tasarılarının ortak hazırlayıcılarından Demokrat Senatör Richard Blumenthal ise deniz taşımacılığı şirketlerinden Rus dizeli taşıyan tankerleri geri çağırmalarını talep etti.

Cumhuriyetçi Senatör Thom Tillis’in “Rusların Başkan Trump’ı istedikleri gibi yönlendirdiği” yönündeki sözlerine ise Başkan Yardımcısı JD Vance yanıt verdi.

Vance, “Sizi temin ederim ki hiç kimse ABD Başkanı’nı istediği gibi yönlendiremez. Kendisi durumu son derece gerçekçi biçimde değerlendiriyor” ifadelerini kullandı.

Kremlin geçen hafta Washington ile varılan mutabakat kapsamındaki sevkiyatların başladığını ve süreceğini duyurmuştu.

Rusya Başbakan Yardımcısı Aleksandr Novak da ülkesinin ihracata ayrılan dizel yakıttan ABD’ye istenilen her miktarda sevkiyat yapmaya hazır olduğunu belirtmişti.

Novak, 27 Ekim’de üç dizel tankerinin Rus limanlarından ayrıldığını, dördüncü tankerin ise 28 Ekim’de yola çıkmasının beklendiğini açıkladı.

Okumaya Devam Et

Amerika

ABD ekonomisinde beklenmedik büyüme

Yayınlanma

Yatırımlardaki patlama ve dayanıklı tüketici harcamaları sayesinde ABD ekonomisi, üçüncü çeyrekte yıllık bazda %3,4 oranında büyüdü.

İktisadi büyüme, analistlerin beklentilerinin üzerinde gerçekleşti ve önceki iki çeyrekteki %2,5 ve %2,2’lik büyüme oranlarına kıyasla keskin bir ivme kazandı.

Tüketici harcamalarındaki yıllık büyüme, geçen çeyrekte %3,8’e ulaşarak 2024’ten bu yana en hızlı artışını kaydetti.

İşletme yatırımları %12,7 oranında sıçradı ve GSYİH artışının yarısından fazlasını oluşturdu.

Yapay zeka yatırımları, GSYİH’yi iten başlıca faktörlerden biri oldu: Ekipman alımları, yapay zeka alanında faaliyet gösteren hiper ölçekli şirketlerin veri merkezi teknolojisine yaptığı büyük harcamalar da dahil olmak üzere, %20,9 gibi muazzam bir oranda yükseldi.

Paradoksal olarak, yapay zeka altyapısının geliştirilmesi de bunlardan biriydi. Bunun nedeni, bilgisayar çipleri gibi birçok yapay zeka donanımı alımının yurtdışında gerçekleştirilmiş olmasıydı.

Bu durum, ABD’nin ticaret dengesini ithalata doğru kaydırarak (ithalat, GSYİH’dan düşülür) büyümeyi yavaşlattı.

Ayrıca, artan mortgage faiz oranları konut inşaatını da olumsuz etkiledi.

İşsizlik oranı düşük seviyelerde seyretse de, geçen ay enflasyon gelir artışlarını geride bıraktı.

Federal Rezerv’in tercih ettiği enflasyon göstergesine göre, Eylül ayında fiyat artışları hem aylık hem de yıllık bazda hızlandı.

Bu artış, merkez bankasının %2’lik yıllık enflasyon hedefinin oldukça üzerinde seyretti ve faiz oranlarının yükseltilmesi yönündeki görüşleri güçlendirdi.

Yüksek fiyatların Amerikan hane halkı bütçelerini zorlayabileceğine işaret eden bir gelişme olarak, vergi sonrası tasarruf oranı geçen ay %3,8’e geriledi. Bu, 2022’den bu yana kaydedilen en düşük seviye.

Ayrıca otomobil, mobilya ve elektronik eşya gibi ürünlerin satışlarında durgunluk yaşandı.

Birçok iktisatçı, hisse senedi portföylerindeki kazançlardan (ki bunlar büyük ölçüde yapay zeka patlamasına bağlı) cesaret alan daha varlıklı Amerikalıların tüketimi ayakta tuttuğunu düşünüyor.

Okumaya Devam Et

Amerika

Venezuela’nın yeni Dışişleri Bakanı, eski muhalif Oliver Blanco oldu

Yayınlanma

Venezuela’nın geçici Devlet Başkanı Delcy Rodríguez, muhalefetin eski danışmanlarından Oliver Blanco’yu dışişleri bakanı olarak atadı.

Blanco, devlet başkanlığı uluslararası ilişkiler direktörlüğüne atanan Félix Plasencia’nın yerine geçecek. Görev süresi sona eren Plasencia, Birleşik Krallık’ta tutulan Venezuela’ya ait altınların geri alınması için yürütülecek görevi yönetecek.

Rodríguez, “Oliver Blanco’yu Bolivarcı Venezuela Cumhuriyeti Dışişleri Bakanı olarak atamaya karar verdim. Bu güçlendirilmiş ekibin, tüm ülkelerle işbirliği ve dostluk alanlarında Venezuela’nın değişim sürecinde ve jeopolitik toparlanmasında ilerlemeye devam etmesini umuyorum,” dedi.

Geçici Devlet Başkanı, Blanco’nun “Venezuela’ya hizmet etmek üzere bu önemli sorumluluğu üstlenebilecek hazırlığına, kararlılığına ve yeteneğine güvendiğini” söyledi.

Yeni Dışişleri Bakanı Blanco, Venezuela Merkez Üniversitesi’nden Uluslararası İlişkiler lisans derecesine ve Metropolitan Üniversitesi’nden Siyaset ve Kamu Yönetimi alanında yüksek lisans derecesine sahip.

Daha önceki görevinde Avrupa ve Kuzey Amerika’dan sorumluydu; bu görev alanı, Venezuela’nın son dönemdeki dış ilişkilerini şekillendiren yaptırımlar ve varlık anlaşmazlıklarında en aktif rol oynayan bazı hükümetleri de kapsamaktaydı.

Rodríguez, Dışişleri Bakanlığı ve Başsavcılıktan, İngiltere Merkez Bankası’nda tutulan Venezuela altınlarını geri almak için resmi prosedürleri başlatmalarını istedi.

Bu değerli metal, Venezuela’nın meşru hükümeti konusunda rakip iddiaların yer aldığı bir hukuki mücadelenin merkezinde yer alıyor.

Londra mahkemeleri, rezervleri hangi otoritenin kontrol ettiği konusunda karar vermeye çalışıyor.

Öte yandan kabinedeki değişiklikler bundan ibaret değil. Marynna Saatdjian, Blanco’nun bıraktığı görevi devralarak Avrupa ve Kuzey Amerika’dan Sorumlu Bakan Yardımcısı olarak atandı.

Şimdiye kadar Ekonomi ve Maliye Bakanlığı’nda Bakan Yardımcısı olarak görev yapan Saúl Ameliach ise Uluslararası Ticaret Bakan Yardımcısı olarak atandı.

Rodriguez, bu atamaları Venezuela’nın diplomatik kadrosunu güçlendirmeye yönelik daha geniş çaplı bir çabanın parçası olarak değerlendirdi.

Geçici Başkan, hükümetin ulusal egemenliği savunurken tüm ülkelerle işbirliği ve dostluğu sürdürmeye devam edeceğini vurguladı.

Altın anlaşmazlığı göz önüne alındığında, bu diplomatik değişiklik özel bir önem taşıyor. Venezuela, varlıkların Venezuela halkına ait olduğunu ve sosyal programlar ile ekonomik toparlanma için gerekli olduğunu savunarak, yıllardır Londra’da tutulan rezervlerinin serbest bırakılmasını talep ediyor.

Plasencia’yı doğrudan Birleşik Krallık’a göndererek hükümet, bu konuyu daha da yoğun bir şekilde gündeme getirme niyetinde olduğunu gösteriyor.

Şu anda yaklaşık 4 milyar ABD doları değerinde olan altın rezervlerine uygulanan dondurma kararı, Birleşik Krallık’ın Nicolás Maduro’nun 2018’deki yeniden seçilmesini tanımayı reddetmesine dayanıyor.

Bir yıl sonra, muhalefet lideri Juan Guaidó, İngiliz yetkililerden Venezuela hükümetinin bu altına erişmesini engellemelerini resmen talep etti.

Çarşamba günü yapılan kabine toplantısında Rodríguez, devam eden dondurma kararını “hırsızlık” olarak nitelendirdi:

“Bu bir alay konusu, ancak amacın Venezuela’nın altın rezervlerini gayrimeşru bir şekilde ele geçirmek olduğu ortada. Artık mazeret istemiyoruz. Muhalefet grupları tarafından açılan mantıksız dava bile, onu açanların kendisi tarafından geri çekildi.”

Rodríguez, bu talebinden “vazgeçmeyeceğini” ekledi ve altının iadesini sağlamak için “Venezuela’nın siyasi kesimleri arasında bir mutabakat olduğunu” hatırlattı.

Venezuela hükümeti ile feshedilmiş 2015 Ulusal Meclisi’ni temsil eden bir muhalefet kesimi, ABD destekli bir diyalog süreci yürütüyor.

21 Ekim’de heyetler, Londra ile görüşmek ve rezervlerin iadesini talep etmek üzere bir ortak komisyon kurulması konusunda anlaştı.

Taraflar, fonların deprem sonrası yeniden inşa çalışmalarına ayrılacağını duyurdu; ancak Rodríguez, bu fonları kamu hizmetlerini ve elektrik şebekesini güçlendirmek için de kullanacağına söz verdi.

Geçici lider, daha önce Kral III. Charles’a bir mektup yazarak altının serbest bırakılmasını talep etmişti. Eylül ayında Londra ve Karakas da benzer şekilde diplomatik bir yakınlaşma sürecine girmiş ve her iki tarafın da kendi misyonlarına büyükelçiler atama planlarını açıklamıştı.

Okumaya Devam Et

Çok Okunanlar

English