Amerika
Trump, Pentagon’daki mühimmat sızıntılarına öfkeli

The Wall Street Journal’ın aktardığına göre ABD Başkanı Donald Trump, Pentagon’un mühimmat stoklarına ilişkin bilgilerin basına sızdırılması üzerine yeni soruşturmalar başlatılması talimatını verdi. Trump’ın, bu haberlerin İran’a güven verebileceğini ve ABD’nin çatışmadaki konumunu zayıflatabileceğini düşündüğü belirtildi.
The Wall Street Journal’ın yetkililer ve danışmanlara dayandırdığı haberine göre ABD Başkanı Donald Trump, Pentagon’un mühimmat stoklarına ilişkin bilgilerin basına sızdırılması üzerine yeni soruşturmalar başlatılması talimatını verdi.
Gazetenin aktardığına göre Trump, bu haberlerin İran’a güven verebileceğini ve ABD’nin çatışmadaki konumunu zayıflatabileceğini düşünüyor.
Kaynaklara göre Trump, üst düzey yetkililer ve yardımcılarıyla yaptığı özel görüşmelerde mühimmat stoklarının düzeyine ilişkin haberlerden duyduğu rahatsızlığı dile getirdi.
Yetkililer, Beyaz Saray’daki rahatsızlığın haftalardır sürdüğünü aktarırken, kaynaklardan biri olumsuz haber başlıklarının Trump’ı “adeta çileden çıkardığını” söyledi.
WSJ’nin aktardığına göre Trump’ın tepkisi, Pentagon ile Beyaz Saray’ın ulusal güvenlik ekibi arasında ABD’nin silah stoklarına ilişkin yeni görüşmelere yol açtı.
Kaynaklar, Trump’ın ABD Savaş Bakanı Pete Hegseth ve mühimmat üretiminin artırılmasını denetleyen yardımcısı Steve Feinberg ile telefonda görüştüğünü, aynı akşam da mühimmat üretimini hızla artırmanın yollarını değerlendirmek üzere Pentagon’da üst düzey isimlerin katıldığı acil bir toplantı düzenlendiğini söyledi.
Habere göre Hegseth, Feinberg ve Genelkurmay Başkanı Dan Caine de Cumhuriyetçi milletvekilleriyle kapalı toplantılar yaparak ek finansman talebine destek arıyor.
Trump yönetimi, Pentagon için yıllık 1,5 trilyon dolar tutarında, şimdiye kadarki en yüksek bütçe talebini sundu. Bunun 52,9 milyar dolarlık bölümünün mühimmat harcamalarına ayrılması öngörülüyor.
NBC’nin haberine göre de Pentagon’da, Trump’ın “öfkeli telefon görüşmesinin” ardından acil bir toplantı düzenlendi.
Danışmanların aktardığına göre Trump’ın İran’la savaşın gidişatına ilişkin memnuniyetsizliği de artıyor. Kaynaklar, Trump’ın Tahran’ı nükleer anlaşmayı kabul etmeye ve çatışmayı sona erdirmeye zorlayacak etkili bir yöntem göremediğini söyledi.
Beyaz Saray Sözcüsü Karoline Leavitt ise şu açıklamayı yaptı:
“ABD, dünya tarihindeki en güçlü silahlı kuvvetlere sahip ve Başkan’ın emriyle herhangi bir zamanda, herhangi bir yerde herhangi bir operasyonu yürütecek fazlasıyla ateş gücüne sahip.”
Leavitt ayrıca, “Gizli askeri bilgilere erişim yetkisi bulunan ve bunları medyaya sızdıran herkes, kendisine duyulan güveni ve federal yasayı ihlal etmektedir. Bu kişiler yasaların izin verdiği en ağır şekilde hesap vermelidir. Başkan Trump bu kuralları hiçbir istisna olmadan uygulatmakta kararlıdır” dedi.
CNN de Trump’ın mühimmat stoklarının tükendiğine ilişkin haberlerden rahatsız olduğunu ve bunların İran’la yürütülen müzakerelerde ABD’nin elini zayıflattığını düşündüğünü yazdı.
Üst düzey ABD’li yetkililere göre Trump, son günlerde yaptığı özel görüşmelerde bu sızıntıların ülkeyi kritik bir dönemde zayıf gösterdiğini söyledi.
Trump, geçen hafta Camp David’de düzenlenen kabine toplantısında medyanın mühimmat yetersizliğine ilişkin yayınlarını gündeme getirdi.
Haberde, Trump’ın asıl rahatsızlığının mühimmat sorunundan değil, bu bilgilerin ABD’nin güçlü bir konum sergilemeye çalıştığı bir dönemde kamuoyuna yansımasından kaynaklandığı belirtildi.
WSJ’ye göre Trump aynı toplantıda Hegseth’ten de duyduğu rahatsızlığı dile getirdi. Buna karşılık CNN’ye konuşan kaynaklar, Beyaz Saray’daki öfkenin Savaş Bakanı’na yönelmediğini savundu.
Kaynaklardan biri, “Pete’i hiçbir zaman suçlamadı. Sorun tamamen bilgileri sızdıran kişiler” dedi. Trump da Truth Social hesabında, “Pete Hegseth’in çalışmalarından son derece memnunum” ifadelerini kullandı.
Yetkililerin aktardığına göre Trump, Adalet Bakanlığı’na yönetim içinde “hain” olarak nitelendirdiği kişilerin tespit edilmesi talimatını verdi.
Mühimmat stoklarıyla ilgili bir soruya ise “Her zaman daha fazlasına ihtiyacımız var” yanıtını verdi. Trump, buna rağmen ABD’nin “çok iyi durumda” olduğunu ve ülkenin “çok büyük mühimmat stoklarına” sahip bulunduğunu söyledi.
The Washington Post ise Trump’ın Camp David’de Hegseth’ten, hava savunma füzeleri de dahil olmak üzere ABD mühimmat stoklarındaki eksikliklere ilişkin açıklama istediğini yazdı.
Gazetenin kaynaklarına göre Trump, bu konuda kendisinin yanlış yönlendirildiğini düşündü. Haberde, Hegseth’in de kendisini savunurken sorumluluğu yardımcısı Feinberg’e yüklediği öne sürüldü.
Pentagon ise bu iddiaları reddetti. ABD Savaş Bakanlığı Sözcüsü Sean Parnell, “Hegseth, mühimmat stoklarımızın durumu konusunda kimseyi yanıltmadı ve Bakan Yardımcısı Feinberg’i suçlamadı. Tükenen stoklar, kurum içi anlaşmazlıklar ve Bakan’ın İran konusundaki tutumuna ilişkin bu iddiaların tamamı uydurmadır” dedi.
Amerika
Huang: Yapay zekayı sosyal medya gibi düzenlemeyin

Nvidia CEO’su Jensen Huang, yapay zekanın (AI) sosyal medya gibi düzenlenmemesi gerektiğini, çünkü AI’nın bir “ürün” değil, bir “teknoloji” olduğunu savundu.
İskoçya’nın Ayrshire bölgesindeki Dumfries House’da Kral III. Charles’ın düzenlediği bir yapay zeka etkinliğinde konuşan Huang, gazetecilere AI’nın “sosyal medyadan çok farklı” olduğunu ve şu anda AI ile ilgili güvenlik sorunlarının “piyasaya sürülmeye hazır olmayan ürünlerle ilgili” olduğunu belirtti.
Huang’ın bu açıklamaları, dünya çapında hükümetlerin AI’a düzenleyici kısıtlamalar getirip getirmeme konusunu tartıştığı ve Anthropic CEO’su Dario Amodei ile OpenAI CEO’su Sam Altman’ın da aralarında bulunduğu AI yöneticilerinin AI geliştirilmesinin yavaşlatılması çağrısında bulunmasının ardından geldi.
Huang, “Bir ürün olan sosyal medyadan farklı olarak, AI diğer tüm teknolojilerin ve ürünlerin arkasında yatan bir teknolojidir; dolayısıyla ürünler düzenlenmelidir,” dedi.
Yetkililerin, bir yapay zeka uygulamasının “yanlış gittiği” durumları izlemesi ve “yeni yasalar gerektiğinde mevcut yasalara eklemeler yapması” gerektiğini belirten Huang, sağlık, ulaşım ve eğlence gibi yapay zekanın kullanıldığı sektörlerde halihazırda mevcut düzenlemeler olduğuna da dikkat çekti.
Huang, kontrollü test laboratuvarlarında titiz test sistemlerine ihtiyaç olduğunu söyledi.
“Bu mühendislik, eski usul mühendislik. Bundan öte bir şey değil. Bundan daha azı da değil,” diyen CEO, sektörün “bu ürünleri halka sunmadan önce uygun şekilde test etme titizliğini” sağlaması gerektiğini ekledi:
“Bu, bilirsiniz, bir omletin piyasaya sürülmeye hazır olmaması, bir arabanın piyasaya sürülmeye hazır olmaması ya da bir uçak motorunun piyasaya sürülmeye hazır olmaması durumundan farklı değildir. Ürünü uygun şekilde test etmelisiniz.”
Huang, Kral Charles ile OpenAI ve Anthropic temsilcilerinin huzurunda etkinlikte yaptığı resmi konuşmada, piyasaya sürülmesi güvenli hale gelene kadar modelleri bekletme konusundaki görüşünü yineledi.
Nvidia şefi, “Bir ürün yeterince güvenli değilse, onu bekletmeli ve mühendislik çalışmalarına devam etmeliyiz. Bunu her zaman yaptık ve yapmaya devam etmeliyiz,” dedi.
Amerika
Mamdani: Netanyahu’yu protesto etmeyeceğim

New York Belediye Başkanı Zohran Mamdani, İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu’nun BM Genel Kurulu’nda yapacağı konuşmaya karşı düzenlenecek herhangi bir gösteriye katılmayı düşünmediğini söyledi.
Mamdani, İsrail başbakanına yönelik “kamusal ajitasyonu” desteklemediğini de vurguladı.
Jewish Insider’a göre bu, yazın başlarında yaptığı açıklamalara kıyasla açıkça daha ılımlı bir tutum sergilediğini gösteriyor.
Konuyla ilgisi olmayan bir basın toplantısının ardından Mamdani, Netanyahu’nun 23 Eylül’de New York’a gelmesi ve ertesi gün uluslararası zirvede yapacağı konuşmaya karşı beklenen protestolara katılmayacağına dair bilgileri doğruladı.
Ayrıca, İsrail karşıtı solcu müttefiklerini de sokağa çıkmaya çağırmadığını vurguladı.
Mamdani, “BM Genel Kurulu’nda düzenlenecek herhangi bir protesto eylemine katılma niyetim yok. New Yorkluları hiçbir zaman protesto etmeye teşvik etmedim,” dedi.
Bu yorumların üslubu ve ifade biçimi, Temmuz ayında bir muhabirin Netanyahu’nun ziyaretiyle ilgili olarak yerel muhaliflerin duygularını nasıl dile getirebilecekleri konusunda kendisine ısrarla soru sorduğu zamanki açıklamalardan belirgin bir şekilde farklılık gösteriyor.
Mamdani o zaman şöyle konuşmuştu:
“Protestolar, şehrimizin temel taşlarından biridir. Her zaman şunu söylemişimdir: Anayasamıza saygı duyduğumuzda, Birinci Madde’ye de saygı duyarız. Ve burada, New York Şehri’nde, bunu her zaman uygulayabileceğiniz bir yer olacaktır.”
Geçen yıl belediye başkanlığı yarışında İsrail’e yönelik hücumlarıyla dikkat çeken demokratik sosyalist, Uluslararası Ceza Mahkemesi’nin Netanyahu hakkında çıkardığı tutuklama emrinin yerine getirilmesi gerektiğine inandığını söylemişti.
Çarşamba günü, önümüzdeki hafta gerçekleşmesi muhtemel protestolarla ilgili basının tekrar tekrar sorduğu sorulara belediye başkanı, yalnızca “görüşlerim, düşüncelerim ve değerlendirmelerim konusunda çok net olduğumu” söyledi.
Başkan, olası gösterilerle ilgili daha önceki açıklamalarının sadece Birinci Anayasa Maddesine desteğini teyit etmek amaçlı olduğunu belirtti.
Belediye Başkanı, “Odak noktam, şehrimizin dünyanın dört bir yanından gelecek temsilcileri ağırlamaya hazır olmasını ve New Yorkluların güvenliğini sağlamak. Şu anda, bildiğimiz kadarıyla beklenen herhangi bir tehdit yok ve güvenliği ve emniyeti sağlayabileceğimizden emin olmaya devam ediyoruz,” dedi.
Belediye Başkanı ayrıca, iki Modern Ortodoks gündüz okulunun (Manhattan’daki Ramaz Okulu ve Bronx’taki SAR Gündüz Okulu) cuma günü Gracie Mansion’ın önünde düzenlenecek bir dua gösterisine katılacağı haberine de yanıt verdi.
Bazıları bu eylemi, belediye başkanının Siyonizm konusundaki görüşlerine yönelik bir protesto olarak yorumladı.
Mamdani, etkinliğe herhangi bir itirazda bulunmadı ama o saatte resmi konutta olmayacağını belirtti:
“Onları memnuniyetle karşılıyorum. Amacı ne olursa olsun, Gracie Mansion’ın dışında bunu yapmak için yeterli alan ve imkânları var. Sanırım onlar orada oldukları sırada ben muhtemelen şehrin başka bir yerinde olacağım.”
Amerika
Amerikan zenginleri Cumhuriyetçilere bağış yağdırıyor

Amerika’nın büyük bağışçıları, bu yılki Kongre seçimlerinde Donald Trump’ın Cumhuriyetçilerini ezici bir çoğunlukla destekliyor.
Silikon Vadisi’nden Wall Street’e kadar milyarderler, partinin ara seçim kampanyasına finansal destek sağlıyor.
Financial Times’ın (FT) analizine göre, ülkenin en büyük 20 bağışçısından 16’sı Cumhuriyetçi kampanyaya para aktardı. George Soros ise Demokratların en öne çıkan destekçisi.
Diğer büyük bağışçılar ise kripto para birimi ve kumarın düzenlemelerinin kaldırılmasını savunan ya da yapay zekayı destekleyen adaylara para aktardı.
Bu bulgular, sonucu şekillendirmek için devasa meblağların aktarıldığı bir başka ABD seçimi olduğunu ortaya koyuyor.
Aynı zamanda, parti anketlerde Demokratların gerisinde kalmasına rağmen en zengin bağışçıların nasıl Cumhuriyetçilere yöneldiğini de gösteriyor.
Bu durum, Kamala Harris’in Trump’tan önemli ölçüde daha fazla para toplayıp harcadığı ama yine de kaybettiği 2024 başkanlık seçimlerinden bir tersine dönüşü de işaret ediyor.
1980’den beri ABD’li zenginlerin bağışlarını inceleyen Stanford Üniversitesi siyaset bilimci Adam Bonica, “Gördüğünüz şey, beklentilerden hafif bir sapma,” dedi.
En büyük bağışçıların Cumhuriyetçilere yönelmesi olağandışı bir durum değil fakat Bonica’ya göre bu seçimdeki denge “özellikle çarpık.”
Para çeşitli kanallardan akıyor. En büyük bağışçılardan bazıları adayları doğrudan finanse ediyor. Bazıları ise kripto para gibi sektörler etrafında devasa seçim fonları oluşturuyor.
Daha küçük bir milyarder grubu ise Super PAC (Siyasi Eylem Komitesi) ağlarını kullanarak fonları Temsilciler Meclisi ve Senato yarışlarına aktarıyor ve paranın ekstra etkiye sahip olduğu ön seçimlere öncelikle müdahale ediyor.
FT’nin en son beyanlara dayalı analizine göre, mevcut 2025-26 seçim döngüsü için toplanan 2,8 milyar doların üçte birinden fazlası, en büyük 20 mega bağışçıdan geliyor.
30’dan fazla Temsilciler Meclisi ve Senato seçim yarışında, dış kaynaklı harcamaların üçte birinden fazlası, gelirlerinin en az yüzde 80’ini her biri en az 5 milyon dolar bağışlayan kişiler olarak tanımlanan “mega bağışçılardan” alan gruplardan geldi.
Seçim kampanyası harcamalarını izleyen kâr amacı gütmeyen kuruluş OpenSecrets’in araştırma direktörü Brendan Glavin, “Artık bu ultra zengin mega bağışçılara yönelik ve onlara bağımlı bir sisteme sahibiz,” dedi.
Önde gelen Cumhuriyetçi bağışçılar, Trump’ın 2024 başkanlık kampanyasını destekleyen Süper PAC “Maga Inc.”’e de milyonlarca dolarlık bağışta bulundu.
Bu kuruluşun seçim kampanyası bütçesi şu anda 400 milyon dolara ulaşmış durumda.
Özel çıkar grupları da katkıda bulundu. Kripto girişimcileri Cameron ve Tyler Winklevoss yaklaşık 11 milyon dolar bağışladı.
Silikon Vadisi’nin önde gelen isimleri Marc Andreessen ve Ben Horowitz ile eşleri 18 milyon dolar bağışlarken, OpenAI’ın kurucu ortağı Greg Brockman ve eşi ise 25 milyon dolar bağışladı.
Maga Inc, şu ana kadar sadece 10,8 milyon dolar harcayarak Teksas, Tennessee ve Güney Carolina’da Trump’a yakın Cumhuriyetçileri destekledi.
Yeni bir grup olan No Going Back Pac Inc, 1 Eylül’de kurulduğundan bu yana onlarca Temsilciler Meclisi ve Senato yarışında 89 milyon dolardan fazla reklam harcaması yaptı. Bu tutarın en az 10 milyon doları Pazartesi gününden bu yana kullanıldı.
Maga Inc, bu grupla olan bağlarını doğrulamamış olsa da, her ikisi de aynı sayman, adres ve mevduat bankasını paylaşıyor.
Trump’ın 2024 seçim kampanyasına 250 milyon dolardan fazla harcayan Elon Musk, ara seçimlerde Cumhuriyetçilere verdiği desteği de artırıyor.
Dünyanın en zengin adamı, çoğunlukla geçen yıl olmak üzere America Pac’a yaklaşık 50 milyon dolar bağışladı ve grup bu paranın neredeyse tamamını Haziran sonuna kadar harcadı.
Super PAC, Eylül başında 8 milyon doların üzerinde bir reklam kampanyası başlattı. ABD basını, Tesla ve SpaceX patronunun 2026 seçimleri için 100 milyon dolar harcayabileceğini bildirdi.
Kripto sektörü, Trump döneminde artan etkisini kullanarak sektörü destekleyen adayları desteklemek için seçimlerin en büyük siyasi kampanya fonlarından birini oluşturdu.
Kripto para odaklı bir “Super Pac” olan Fairshake, bireysel bağışlar yoluyla 99 milyon dolardan fazla kaynak topladı.
Bu miktarın neredeyse tamamı Coinbase, Ripple ve Andreessen Horowitz gibi bir avuç şirket ve yatırımcıdan geldi.
Columbia Üniversitesi Hukuk Fakültesi profesörü Richard Briffault, bu siyasi harcamaların, Washington’un yapay zeka, büyük teknoloji şirketleri ve dijital para birimleri konusunda hayati kararlar aldığı bir dönemde gerçekleştiğini belirtti.
Fairshake, Illinois’ten Alabama ve Teksas’a kadar uzanan seçim yarışlarında, her iki partiden de adayları destekleyen ve hepsi kripto paraları tanıtmak ve savunmak amacıyla kurulmuş olan Super PAC’lere 65 milyon dolar aktardı.
Bazı milyarderler ayrıca birden fazla Super PAC’i finanse ederek, kendileri ile seçmeye çalıştıkları aday arasına bir katman daha ekledi.
Upper Midwest bölgesinden gelen deniz taşımacılığı devleri Uihlein ailesi, Wisconsin ve Kentucky’deki Cumhuriyetçi ön seçimlere odaklanan iki kampanya grubunu neredeyse tamamen finanse etti.
Illinois’in milyarder Demokrat valisi ve potansiyel 2028 başkan adayı JB Pritzker, Demokrat Juliana Stratton’ın ABD Senatosu adaylığını desteklemek için 9 milyon dolara yakın harcama yapan bir Super Pac’ın topladığı paranın yaklaşık yüzde 80’ini sağladı.
Bir başka Cumhuriyetçi milyarder destekçi olan Citadel CEO’su Ken Griffin, ülke çapındaki seçim yarışlarına müdahale etmek için çeşitli araçlar kullandı.
Griffin, Wyoming ve Tennessee’deki adayları destekleyen “Fighting for Wyoming” ve “American Patriots” gruplarının tek destekçisi.
Ayrıca Alaska’da Cumhuriyetçi senatör Dan Sullivan’a karşı Demokrat rakibine karşı yaklaşık 2,8 milyon dolar harcayan bir grubun topladığı fonların yaklaşık üçte birini sağlamış.
Zengin bağışçıların paralarının yoğunlaşması, parti içi yarışın fiilen kimin Kongre’ye gireceğini belirleyebildiği, Demokratlar ya da Cumhuriyetçilerin kesin olarak kazandığı bölgelerdeki ön seçimlerde özellikle belirgin.
Stanford Üniversitesi’nden Bonica, bağışçıların bu ön seçimlerde erken dönemde yapılan harcamaların genel seçimlere kıyasla daha verimli olabileceğini fark etmiş olabileceğini söyledi.
Pritzker’ın sağladığı fon, Stratton’ın Illinois’ta zafere ulaşmasına yardımcı oldu. Teksas’ta ise, büyük ölçüde teknoloji milyarderi Reid Hoffman tarafından finanse edilen Lone Star Rising PAC, Demokrat Senato adayı James Talarico’yu desteklemek için 15 milyon dolar harcadı.
Bu tutarın 1,5 milyon doları, Hoffman’ın Talarico’nun ön seçim kampanyasına yaptığı katkıydı.
Avrupa1 hafta önceAvrupa savunma sanayii Ukrayna’ya yetişemiyor
Avrupa1 hafta önceKoçbaşı olarak AfD
Avrupa1 hafta önceCDU, AfD’yi durdurmak için yeni göç planı hazırlıyor
Asya1 hafta önceÇin’in HQ-17AE kısa menzilli hava savunma sistemi Pakistan’ın İHA savunmasını güçlendirecek
Ortadoğu1 hafta önceİsrail Deniz Kuvvetleri Komutanı, Türkiye’yi tehdit etti
Amerika2 hafta önceKıyamete beş kala – 3: Kapitalizmin (önlenemeyen) ölümleri
Asya2 gün önceDeepSeek mühendisi: “Gelecek ya komünizm olacak ya Cyberpunk”
Dünya Basını1 hafta önceProf. Hanke: Washington’dan gelen hiçbir açıklamaya güvenemezsiniz











