Amerika
Wall Street’te AI çılgınlığı

Büyük Teknoloji şirketlerinin yapay zeka (AI) harcamalarında gaza basmasıyla birlikte finans devleri de kesenin ağzını açmış görünüyor.
Wall Street Journal’da (WSJ) yer alan habere göre süregiden “AI çılgınlığı” listesinde “on bir haneli meblağlar” toplayan yatırım turları ve halka arzlar; üç kıtayı kapsayan devasa tahvil satışları ve 85 milyar dolarlık sermaye artırımı haberinin sıradan bir şekilde duyurulması da yer alıyor.
Yapay zeka altyapısının kurulmaya başladığı bu dönemde Wall Street da acele ediyor. Teknoloji şirketleri veri merkezlerine yatırım yapmak için nakit paraya ihtiyaç duyarken, yatırımcılar ise dünyanın her yerinden mümkün olan her yolla bu parayı sağlıyor.
WSJ’ye göre bu fon toplama telaşı, piyasaların tüm bunları sindirme kapasitesini sınarken, teknolojik ilerlemelere güç vererek piyasaları büyük ölçüde destekledi.
Alphabet’in 85 milyar dolarlık sermaye artırımı yapacağı yönündeki açıklaması, bunun en son örneğiydi.
SpaceX, Anthropic ve OpenAI halka arzlara hazırlanıyor ve bu durum, bu yılı halka arz yoluyla toplanan fonlar açısından şimdiye kadarki en büyük yıl haline getirebilir.
Dealogic’e göre, AI hiper ölçekli şirketleri sayılan Alphabet, Amazon, Meta, Microsoft ve Oracle, bu yıl küresel olarak 159 milyar dolarlık tahvil ihraç etti.
Bu rakam, geçen yılın tamamında 108 milyar dolarken ve 2024’te sadece 17 milyar dolardı.
Veri merkezi geliştiricileri, yüksek getirili tahvil piyasasında milyarlarca dolar daha toplarken, yeni kurulan AI bulut şirketleri, çip alımlarını finanse etmek için bankalardan ve özel kredi şirketlerinden borç alıyor.
Hâlâ pek çok yatırımcı, yapay zeka yatırımlarının karmaşık bir hal alabileceğini, şirketlerin aşırı harcama yapabileceğini ve Wall Street’in eninde sonunda başarısız olanları eleyebileceğini düşünüyor.
Bu arada, hisse senedi ihracındaki artış, hissedarların paylarını sulandırarak hisse senetleri üzerinde baskı yaratabilir ve bu durum, geçen haftaki teknoloji hisselerindeki satış dalgasının ardındaki olası faktörlerden biri olabilir.
Yine de, yatırımcıların talebi şu ana kadar genel olarak şüphecileri haksız çıkarmış görünüyor. Yatırımcıların ultra güvenli Hazine tahvillerinin yerine ABD şirketlerinin tahvillerini elinde tutarak elde ettikleri ekstra getiri, son birkaç on yılın en düşük seviyelerine yakın seyrediyor.
S&P 500’deki teknoloji hisseleri bu çeyrekte %31 artışını koruyor. Pek çok kişi, şirketlerin yapay zeka araçlarına yönelik artan harcamaları ve Anthropic’in beklentilerin üzerinde çeyreklik kâr elde edeceği yönündeki son haberler gibi cesaret verici temel göstergeleri gerekçe gösteriyor.
UBS Global Wealth Management’ın ABD hisse senetleri başkanı David Lefkowitz, “AI altyapısının geliştirilmesi konusunda daha olumlu hale gelen birkaç sinyal olduğunu düşünüyorum. Bu, yatırımcıların yatırımın getiri beklentilerine daha fazla güven duymasına yardımcı oldu,” dedi.
Teknoloji hisseleri Pazartesi günü toparlanarak Nasdaq bileşik endeksini %0,9 artışa taşıdı. S&P 500 %0,3 değer kazanırken, Dow Jones Endüstriyel Ortalaması %0,2 veya 81 puan geriledi.
Sadece dört büyük teknoloji şirketinin bu yıl veri merkezleri ve diğer yapay zeka altyapısına yapacağı harcamaların toplamının 670 milyar doları aşması bekleniyor.
Bu, ekonominin payı olarak 1850’lerdeki demiryolu genişlemesinden bile daha büyük bir yatırım.
Bu ölçek, Wall Street’in bir balon şişiriyor olabileceğine dair endişeleri artırdı. Özellikle endişe verici olan, yatırım patlamasının merkezinde yer alan ChatGPT, Gemini ve Claude gibi ürünleri sürdürmenin ne kadar kârlı olduğu konusundaki sorular.
Çoğu yatırımcı, uzun zamandır AI modellerinin sonunda paraya dönüştürülebileceğine inanıyordu.
Fakat bu iyimserlik, işletmeler için abonelik tabanlı kodlama araçlarına odaklanan Anthropic’in yükselişiyle bu yıl daha da arttı.
Wall Street Journal’ın haberine göre, şirket ikinci çeyrekte gelirini ikiye katlayarak 10,9 milyar dolara çıkarmaya hazırlanıyor ve bu, en azından geçici olarak modellerini eğitme ve çalıştırmanın yüksek maliyetini aşacak.
OpenAI ve Anthropic, her biri 100 milyar dolardan fazla risk sermayesi finansmanı topladı. Alphabet ve Amazon gibi köklü teknoloji devleri, yapay zeka yatırımlarının çoğunu başlangıçta eski işlerinden elde ettikleri nakit akışıyla finanse etti.
Fakat bu devasa harcamalar, geçen yıl Microsoft hariç tüm hiper ölçekli şirketleri tahvil piyasasına itti.
Bu yıl ise uluslararası alana açıldılar. Alphabet, sadece ABD doları cinsinden değil, aynı zamanda Kanada doları, Japon yeni, avro, İsviçre frangı ve İngiliz sterlini cinsinden de tahvil ihraç etti. Nadir görülen 100 yıllık bir tahvili ihraç ettiği para birimi de sterlindi.
Geçen hafta sunulan ön prospektüse göre, şirket ayrıca Kaliforniya belediye tahvili piyasasında enerji finansmanı için 1 milyar dolarlık borçlanmaya hazırlanıyor.
Amazon, yılın başlarında ABD doları, avro ve İsviçre frangı cinsinden tahvil ihraç ettikten sonra, pazartesi günü Kanada doları cinsinden tahvil ihraç etmeye hazırlanıyordu.
Büyük teknoloji şirketlerinin borçlanma çılgınlığı, daha önce çöken kredi patlamalarıyla karşılaştırmalara yol açsa da, önemli bir fark, şu anda bu süreçte yer alan şirketlerin çoğunun son derece kârlı olması.
Bu gücü yansıtan bir şekilde, yatırımcıların 10 yıllık Alphabet, Amazon ve Microsoft tahvillerini ABD Hazine tahvillerine tercih etmek için talep ettikleri ekstra getiri (spread), hâlâ ortalama yatırım notu kurumsal tahvillerin seviyesinin altında. Meta tahvillerindeki spread ise bu ortalamanın biraz üzerinde.
Bazı istisnalar da var. Geçen eylül ayından bu yana 43 milyar dolarlık tahvil ihraç eden Oracle’ın, önde gelen bir yazılım şirketinden bulut bilişim devine dönüşmeye çalışırken önümüzdeki birkaç yıl içinde on milyarlarca dolar harcayacağı tahmin ediliyor.
Şirket, gelişmiş bilgisayar çiplerinden oluşan devasa kümeleri OpenAI ve diğer şirketlere kiralayacak. Yatırım notuna sahip olmasına rağmen, tahvillerinin ticareti spekülatif notlu borçların en üst kademesiyle daha uyumlu seyrediyor.
Araştırma şirketi CreditSights’ın kıdemli analisti Jordan Chalfin, “Aşırı yatırım riski ortadan kalkmıyor,” dedi ve bu riskin genellikle hiper ölçekli şirketlerin tahvil spreadlerine yansıdığını belirtti.
Yine de Oracle’ın tahvilleri, genel yatırım notu piyasasıyla birlikte son zamanlarda değer kazandı.
En az 20 milyar dolarlık yeni hisse ihraç etme planlarına rağmen, şirketin hisseleri de bu yıl %8,7 değer kazandı.
Eskiden bir bitcoin madencisi olan ve günümüzde önde gelen bir yapay zeka bulut bilişim sağlayıcısına dönüşen spekülatif derecelendirmeli CoreWeave için yatırımcı güveni çok daha belirgin bir şekilde iyileşti.
Geçen yılın bir döneminde, veri merkezi inşaatında gecikmeler yaşadığına dair haberlerin ardından hisse ve tahvillerinde yaşanan keskin satış dalgası nedeniyle şirketin tahvil piyasasından borçlanma kabiliyeti sorgulanır hale gelmişti.
Fakat bu yıl, CoreWeave’in hisseleri %43 değer kazandı ve tahvillerindeki spreadler yaklaşık 4 puan daraldı.
Bu da şirketin 2026’da hisse ve borç satışları yoluyla 20 milyar dolardan fazla kaynak yaratmasını sağladı.
Bu noktada, bazı şüpheci yatırımcılar bile, yapay zeka patlamasının daha yeni başladığı göründüğü için buna karşı bahis yapmanın pek bir anlamı olmadığını söylüyor.
Varlık yönetimi şirketi Wealth Enhancement’ın kıdemli yatırım stratejisti Ayako Yoshioka, sonunda şirketlerin çok fazla AI altyapısı kuracakları ve hisse senedi fiyatlarının düşeceği ihtimalinin yüksek olduğunu söyledi.
Fakat şu anda, “yatırım yapmak için hâlâ zaman var çünkü bu genişleme, ölçeği açısından çok büyük.”
Amerika
ABD sağında veri merkezi ve yapay zeka çatlağı büyüyor

ABD’de veri merkezlerinin inşasına yönelik direnç sağ siyasi kulvarda ve Başkan Donald Trump’ı seçen koalisyonda bölünmelere yol açarken, teknoloji odaklı muhafazakarlar ile yerel toplulukları korumak isteyen popülist kesim karşı karşıya geliyor. Trump yönetiminde etkili olan teknoloji yatırımcıları yapay zeka yarışında geri kalmamak için kısıtlamaların kaldırılmasını talep ederken, muhafazakar kanaat önderleri tesislerin çevreye ve kaynaklara etkilerine yönelik endişeleri dile getiriyor.
Veri merkezlerinin inşasına yönelik direnç uzun süredir ağırlıklı olarak sol kesimden gelirken, bu durum son dönemde sağ siyaseti ve Başkan Donald Trump’ın seçilmesini sağlayan koalisyonu bölen bir konu haline geliyor.
Trump yönetiminde nüfuz sahibi olan teknoloji odaklı muhafazakarlar, ABD’nin yapay zeka alanında hakimiyet kurmak için elinden gelen her şeyi yapması gerektiğini, aksi takdirde yabancı rakiplerine karşı zemin kaybedeceğini savunuyor.
Trump’ın Bilim ve Teknoloji Danışmanları Konseyi Eş Başkanı ve teknoloji yatırımcısı David Sacks, Çin’in yeni yapay zeka modelinin etkinliğine dikkat çekerek bu argümanı öne sürdü.
Daha önce Trump’ın yapay zeka koordinatörü olarak da bilinen Sacks, sosyal medya üzerinden yaptığı paylaşımda, “Bu sırada Amerika kendi kendini kısıtlıyor: Siyasetçiler ve bürokratlar yeni veri merkezlerini yasaklıyor, eyalet düzenlemelerini artırıyor ve yeni sınır modelleri önceden onaylayacak yeni federal kurumlar kurulması için baskı yapıyor. Yapay zeka yarışı böyle kaybedilir. Kendimizi çıkmaza sokarsak dünyanın geri kalanı bizim kurallarımızla oynamayacaktır” ifadelerini kullandı.
Diğer taraftan, yerel topluluklar üzerindeki etkilerden endişe duyanlar ile mahremiyet savunucularının sesleri, halkın veri merkezlerine yönelik tepkileriyle paralel olarak daha gür çıkmaya başlıyor.
Heritage Foundation Başkanı Kevin Roberts, Shenandoah Nehri kıyılarına kurulması planlanan veri merkezlerine işaret etti.
Roberts, Fox Business kanalında yaptığı açıklamada, “Oradaki insanlar kendilerinden bir şeylerin alındığını hissediyor. Serbest piyasa karşıtı değiller. Sadece burada bir uzlaşı sağlanıp sağlanamayacağını veya bu durumun getireceği kayıpların değerlendirilip değerlendirilemeyeceğini soruyorlar” dedi.
Roberts ayrıca, şüpheyle yaklaşan ancak bu teknolojinin faydalarından yararlanmaya devam edebilmek için ortak bir çözüm bulunmasını isteyen insanlarla aynı safra yer aldığını ekledi.
Trump’ın eski danışmanı Steve Bannon da uzun süredir teknoloji sektörünün Trump yönetimi üzerindeki etkisine ve yapay zeka politikasını şekillendirme biçimine karşı çıkan popülist sağın seslerinden biri olarak biliniyor.
Sunucu Tucker Carlson ise Trump’ın ülke genelinde Amerikalıların daha fazla gözetlenmesine ve izlenmesine zemin hazırlayan veri merkezlerini desteklediğini savundu.
Kamuoyu araştırmaları, Amerikalıların çoğunluğunun bölgelerinde bir veri merkezi kurulmasını istemediğini gösteriyor.
Demokratların yerel veri merkezlerine “kesinlikle karşı çıkma” eğilimi Cumhuriyetçilere kıyasla daha yüksek seyrediyor. Demokrat seçmenler şüphelerinin gerekçesi olarak kaynak kullanımı ve çevre üzerindeki etkileri gösteriyor.
Tepkiler tamamen parti sınırlarıyla sınırlı kalmıyor. Gallup’un mayıs ayında gerçekleştirdiği araştırma, Demokratların yüzde 56’sının, Cumhuriyetçilerin ise yüzde 39’unun yakınlarında bir veri merkezi kurulmasına “kesinlikle karşı olduğunu” ortaya koyuyor.
Trump yönetimine yakın üst düzey isimler, veri merkezlerine ve yapay zekaya yönelik şüpheleri tamamen benimsemeden, bu tesislerin beraberinde getirdiği politika sorunlarını kamuoyu önünde kabul ediyor.
Beyaz Saray Genel Sekreter Yardımcısı James Blair, Roberts’ın televizyon programındaki açıklamalarına doğrudan yanıt vererek, asıl sorunun veri merkezleri değil enerji sağlayıcıları olduğunu savundu.
Blair, X sosyal platformunda yaptığı paylaşımda, “Sorun, Kevin’ın bölgesine elektrik üretimi sağlaması gereken kesimlerden kaynaklanıyor. Elektrik talebi yüksek ancak tedarikçiler üretim yapma konusunda yetersiz kalıyor” diye yazdı.
Popülist-muhafazakar eğilimli Bull Moose Project Başkanı Aiden Buzzetti, enerji konularının bu düzeyde tartışılmasının, veri merkezlerine yönelik tepkiler büyürken yapay zeka ve veri merkezi savunucularının da mevcut siyasi koşullara uyum sağlamak zorunda kaldıklarını gösterdiğini ifade etti.
Buzzetti, “Bu başlıklar bir yıl önce standart konuşma konuları değildi. Bu tesislerin inşasını savunabilmenin tek yolu bu olduğu için bu söylemler hızla yaygınlaşıyor” değerlendirmesini yaptı.
Bull Moose Project, geçen hafta bu bölünmede ortak bir zemin bulmayı amaçlayan bir yasa önerisi sundu. Öneri, teknoloji şirketlerinin veri merkezleri için gereken enerji kaynağını kendilerinin inşa etmesi veya satın alması yönündeki Trump yönetiminin tüketici koruma taahhüdünü yasal güvenceye kavuşturmayı hedefliyor.
Cumhuriyetçi Temsilci Gabe Evans tarafından sunulan benzer bir tasarıdan farklı olarak, Bull Moose önerisi bir zorunluluk getirmiyor, bunun yerine Enerji Bakanlığına şirketlerin gönüllü olarak imzaladığı anlaşmaları uygulama yetkisi veriyor.
Buna rağmen, veri merkezlerine ve yapay zekaya yönelik tabandan gelen direncin boyutu konusundaki tartışmalar devam ediyor.
Eski Çay Partisi (Tea Party) lideri Amy Kremer tarafından kurulan yapay zeka karşıtı “Humans First” grubu, cumartesi günü yerel, eyalet düzeyindeki ve federal siyasetçilere yapay zeka veri merkezlerine karşı çıkmaları için baskı yapmak amacıyla ülke genelinde protestolar düzenledi.
Reuters’ın aktardığına göre, 42 eyalette hem Cumhuriyetçi hem Demokrat eğilimli bölgelerde toplam 142 protesto gerçekleştirilmesine rağmen katılım beklenenin altında kaldı.
Kremer ve diğer organizatörler, veri merkezlerinin tamamen durdurulmasını desteklemediklerini, kararı yerel toplulukların vermesini istediklerini belirtti.
Kremer, veri merkezlerine karşı oluşan bu ivmeyi 2010’lardaki Çay Partisi hareketine benzetse de, eyaletlerdeki protestoları düzenleyenlerin farklı siyasi partilere mensup olduğu bildirildi.
Birçok muhafazakar yorumcu ise protestoları ve düzenleyen grubu eleştirerek, Humans First grubunun Silikon Vadisi tarafından finanse edilen ve ilericilerle bağlantılı bir “sol operasyonu” olduğunu öne sürdü ve katılımın düşük olduğu protestoların fotoğraflarını paylaştı.
Amerika
Trump yanlısı “Maga Inc” ara seçimler için 400 milyon dolarlık bir fon oluşturdu

Donald Trump’ın en büyük bağışçı grubu Maga Inc, Kongre ara seçimler için 400 milyon dolardan fazla bir seçim fonu biriktirdi.
Pazartesi günü yayınlanan federal belgelere göre, bu Süper PAC (Siyasi Eylem Komitesi) haziran ayında 19 milyon dolar topladı.
Bu tutarın 10 milyon doları, bağışlarını karşılamak için bitcoinlerini nakde çeviren milyarderler Tyler ve Cameron Winklevoss’tan geldi.
Maga Inc, başkanlık seçimi yapılmayan bir yılda diğer tüm PAC’lerden daha fazla fon topladı.
2018 ve 2022 ara seçimleri öncesinde, Trump ve eski başkan Joe Biden’ı destekleyen PAC’lerin biriktirdiği fon, Maga Inc’in mevcut nakit rezervinin yüzde 5’inden azdı.
Bu grup, kasım ayındaki ara kongre seçimleri öncesinde Cumhuriyetçilerin Demokratlardan daha fazla bağış toplama çabalarını güçlendirdi.
Fakat bazı Demokrat Temsilciler Meclisi ve Senato adayları, Cumhuriyetçi rakiplerinden çok daha fazla bağış toplamış durumda.
Maga Inc’in elindeki nakit, Cumhuriyetçi Ulusal Komite’nin elindeki 129 milyon doların üç katından ve Demokratik Ulusal Komite’nin seçim fonundan neredeyse 25 kat daha fazla.
Geçen ay Maga Inc’e en az 1 milyon dolar bağışta bulunan diğer isimler arasında NASA yöneticisi Jared Isaacman, iş adamı ve Georgia eyalet valiliği adayı Rick Jackson, Trump’ın Kennedy Center yönetim kuruluna atadığı hayırsever Patricia Duggan, yatırımcı Konstantin Sokolov ve Trump’ın danışmanı David Sacks tarafından kurulan bir PAC yer alıyor.
Trump’ın son seçim kampanyasını destekleyen diğer PAC’ler de para toplamaya devam etti. Never Surrender Inc, 2026’nın ilk çeyreğinde çoğunlukla küçük meblağlı bağışlar yoluyla 5,5 milyon dolar topladı. Grubun elinde yaklaşık 60 milyon dolar bulunuyor.
Öte yandan Maga Inc, hâlâ benzersiz bir güç olmaya devam ediyor. En son açıklanan verilere göre, Temsilciler Meclisi ve Senato’daki Cumhuriyetçi liderlik kadrosuyla uyumlu dört siyasi grup (Senato Liderlik Fonu – SLF, Kongre Liderlik Fonu – CLF, Ulusal Cumhuriyetçi Kongre Komitesi ve Ulusal Cumhuriyetçi Senato Komitesi) toplam 529 milyon dolarlık nakit kaynağa sahip.
2026’da Kongre’nin kontrolünü ele geçirmeye odaklanan Demokratik PAC’ler ise 336 milyon dolara sahip.
Milyarderler, bu seçim döngüsünde ABD siyasi sistemini etkilemek için yine bol miktarda para akıttı.
2026 Kongre seçimlerinin en büyük iki ABD’li bağışçısı, Susquehanna ticaret şirketinin kurucu ortağı Jeff Yass ile Trump’ın müttefiki ve İsrail destekçisi olan, aynı zamanda merhum kumarhane devi Sheldon Adelson’ın eşi Miriam Adelson.
Miriam Adelson, bu yıl Maga Inc, SLF ve CLF’ye en az 65 milyon dolar bağışladı.
Yass, çeşitli muhafazakâr gruplara 87 milyon dolardan fazla bağışta bulundu. Bu tutarın 20 milyon doları, Ohio’da Vivek Ramaswamy’nin valilik kampanyasını destekleyen bir Super PAC’a aktarıldı.
Bu PAC ayrıca Elon Musk’tan 5 milyon dolar ve hedge fon yöneticisi Bill Ackman’dan 1 milyon dolar bağış aldı.
Wall Street’ten Citadel kurucusu Ken Griffin ve Blackstone CEO’su Stephen Schwarzman, sırasıyla Cumhuriyetçi kongre seçim kampanyası gruplarına 15 milyon dolar ve 13 milyon dolar bağışladı.
Schwarzman ve Griffin, Maine’de Cumhuriyetçi senatör Susan Collins’i destekleyen bir Super PAC olan Pine Tree Results’a da sırasıyla 10 milyon dolar ve 2,5 milyon dolar daha bağışladı.
ABD yasaları, Super PAC’lerin siyasi kampanyalar için sınırsız fon toplamasına izin veriyor.
Kripto ve yapay zeka sektörleri de ABD siyasi sistemine nakit akışını sürdürdü. Kripto yanlısı bir Super Pac olan Fairshake, haziran sonu itibarıyla 127 milyon dolar biriktirirken, daha esnek düzenlemeleri destekleyen yapay zeka yanlısı bir Super Pac olan Leading the Future’ın kasasında ise 31 milyon dolar bulunuyor.
OpenAI başkanı Greg Brockman ve eşi Anna, aralık ayında Maga Inc ve Leading the Future’a toplam 50 milyon dolar bağışladı.
Milyarder Marc Andreessen, Leading the Future, Maga Inc ve Fairshake’e yaklaşık 43 milyon dolar bağışladı.
Mayıs ayında, Anthropic CEO’su Dario Amodei, daha fazla yapay zeka güvenlik düzenlemesi yanlısı bir Super PAC olan Public First’e, ilk önemli federal bağışı olarak 1 milyon dolar bağışladı. Fakat bu PAC’ın kasasında yarım milyon dolardan az para bulunuyor.
Partinin ulusal düzeyde bağış toplama performansı Cumhuriyetçi Parti’nin gerisinde kalsa da, bazı öne çıkan Demokrat adaylar Cumhuriyetçi rakiplerinden daha fazla bağış topladı.
Teksas Senatosu adayı Demokrat James Talarico, Haziran ayı sonunda Cumhuriyetçi rakibi Ken Paxton’dan yaklaşık 20 milyon dolar daha fazla nakit kaynağa sahipti.
Talarico’yu destekleyen bir Super PAC olan Lone Star Rising PAC, LinkedIn’in kurucu ortağı Reid Hoffman’ın 10 milyon dolarlık bağışıyla güçlendi.
Amerika
ABD Dışişleri Bakanlığından Küba hakkında 100 sayfalık rapor

ABD Dışişleri Bakanlığı yayımladığı yeni raporda, Küba yönetimini 2020 yılındaki George Floyd protestoları dahil olmak üzere ülkedeki birçok gösteriyle ilişkilendirdi. Pazartesi günü kamuoyuna açıklanan 100 sayfalık belgede, Havana yönetiminin 1960’lardan itibaren ABD karşıtı radikal hareketleri ve sol grupları kapsayan geniş bir ağ kurduğu iddia edildi.
ABD Dışişleri Bakanlığı tarafından pazartesi günü yayımlanan 100 sayfalık yeni raporda, Küba’nın 2020 yılında George Floyd’un öldürülmesinin ardından düzenlenen gösteriler de dahil olmak üzere ABD’deki bir dizi protestoyla bağı olduğu öne sürüldü.
Belgede, Küba yönetiminin 1960’lı yıllardan itibaren “ABD’ye ve daha geniş anlamda Batı’ya yönelik her şeyin üzerinde tutulan bir hınç ve köklü bir nefret etrafında şekillenen, yeni ve farklı bir Marksizm türünün atan kalbi olarak hizmet ettiği” iddia edildi.
Raporda, Küba makamlarının kendilerini bu amaca yönelik küresel bir aktivist, entelektüel ve siyasi grup koalisyonu devşirmeye, yetiştirmeye ve harekete geçirmeye adadığı savunuldu. Bu faaliyetlerle Black Panthers ve Weather Underground’dan Antifa’ya kadar Amerika’nın en bilinen ve etkili aşırılıkçı hareketlerinin orantısız bir kısmını şekillendiren, yaygın bir devrimci ağ kurulduğu ileri sürüldü.
Söz konusu rapor, Havana yönetimi ile ABD genelindeki güçlü solcu kar amacı gütmeyen kuruluşlar, ABD Göçmenlik ve Gümrük Muhafaza Bürosu (ICE) karşıtı gruplar, sosyalist oluşumlar ve Marksist örgütler arasında da bağlar kurdu.
Küba’nın George Floyd protestolarına büyük bir memnuniyetle destek verdiği savunulan raporda, ülkenin devlet medyasının ve hükümet yetkililerinin, gösteriler sırasında ABD’yi “Küba’nın insan hakları sicilini eleştirmeye ahlaki açıdan uygun olmayan, sistemsel olarak ırkçı bir ülke” şeklinde tasvir ettiği kaydedildi.
Diğer yandan, ABD’nin Birleşmiş Milletler (BM) Daimi Temsilcisi Mike Waltz bu ayın başlarında Küba’yı bir ulusal güvenlik tehdidi olarak nitelendirdi. Waltz ayrıca Çin ve Rusya’yı, Küba’da bulunan ABD askeri üslerinin çevresinden bilgi toplamakla suçladı.
Mayıs ayında ise CIA Direktörü John Ratcliffe, Başkan Donald Trump’ın adaya yönelik olası bir işgal veya askeri yanıt konusundaki uyarısını yinelemek üzere Kübalı yetkililerle bir araya gelmişti.
Görüş2 hafta önceAnkara’nın ikinci zirvesi: 22 yılın ardından NATO, kuralları yeniden yazan bir Türkiye’ye dönüyor
Diplomasi2 hafta önceNATO ülkeleri, milyarlarca dolarlık savunma anlaşması açıkladı
Amerika2 hafta önceNATO 3.0’un mucidi: Elbridge Colby
Asya2 hafta önceXi, bilim ve teknoloji inovasyonuyla Çin modernleşmesinin ilerletilmesi çağrısı yaptı
Diplomasi1 hafta önceFT: Çin’e bağımlılığı azaltmanın Batı’ya maliyeti 23 trilyon doları aşabilir
Diplomasi2 hafta önceNATO liderleri Ankara Deklarasyonu’nu kabul etti
Diplomasi2 hafta önceAnkara’daki NATO zirvesinde hangi silah anlaşmaları yapıldı?
Görüş1 hafta önceTahran’da iki kritik isimle konuştum: İran kendisini nasıl görüyor?











