Bizi Takip Edin

Diplomasi

Azak Denizi’ndeki saldırıda iki denizcinin daha naaşı bulundu

Yayınlanma

Azak Denizi’nde yük gemilerine düzenlenen insansız hava aracı saldırısında hayatını kaybeden Azerbaycan vatandaşı denizcilerin naaşlarına ulaşılırken, 19 mürettebatın tahliye süreci tamamlandı. Azerbaycan Dışişleri, saldırıda ölen dört vatandaşının kimliklerinin belirlendiğini ve cenazelerin kısa süre içinde ülkeye gönderileceğini duyurdu.

Azak Denizi’nde sivil gemilere yönelik düzenlenen saldırının ardından, hayatını kaybeden Azerbaycan vatandaşı iki denizcinin daha naaşına ulaşıldı.

Azerbaycan Dışişleri Bakanlığı’ndan yapılan açıklamada, son bulgularla birlikte saldırıda yaşamını yitiren dört Azerbaycan vatandaşının tamamının naaşlarının bulunduğu bildirildi.

Bakanlık, kimlikleri tespit edilen denizcilerin 1969 doğumlu Gismet Aliyev ve 1981 doğumlu Fuad Orujov olduğunu açıkladı.

Hayatını kaybedenlerin naaşlarının, gerekli resmi prosedürlerin tamamlanmasının ardından önümüzdeki günlerde Azerbaycan’a nakledileceği belirtildi.

Cenazelere, nakil sürecinde Yeysk şehrine gelen iki refakatçinin eşlik edeceği kaydedildi.

Saldırıdan kurtulan diğer Azerbaycan vatandaşlarının durumuyla ilgili de bilgi paylaşan bakanlık, 19 vatandaşın halihazırda yola çıktığını duyurdu.

Tahliye edilen bu grubun 9 Haziran günü öğle saatlerinde Azerbaycan’a varması bekleniyor.

Saldırıya uğrayan gemilerde 25 Azerbaycan vatandaşı vardı

Azerbaycan Dışişleri Bakanlığı’nın daha önce paylaştığı verilere göre, 5 Haziran gecesi Azak Denizi’nde Taganrog yakınlarında seyreden Natra ve Zircon adlı yabancı bandıralı iki kargo gemisi insansız hava araçlarının hedefi oldu. Saldırı sırasında gemilerde toplam 25 Azerbaycan vatandaşının görev yaptığı açıklandı.

Rusya makamlarından Azerbaycan’a iletilen ilk bilgilerde, saldırı sonucunda beş kişinin hayatını kaybettiği ve üç kişinin yaralandığı belirtilmişti.

Yaralanan denizcilerin Yeysk şehir hastanesinde tedavi altına alındığı ifade edildi. Azerbaycan tarafı, daha sonra yaptığı güncellemede hayatını kaybeden beş denizciden birinin Rusya vatandaşı olduğunun tespit edildiğini bildirdi.

Rusya Dışişleri Bakanlığı, hayatını kaybeden Azerbaycanlı denizcilerin ailelerine ve yakınlarına taziye dileklerini iletti.

Rusya Dışişleri Bakan Yardımcısı Mihail Galuzin, konuya ilişkin yaptığı açıklamada, Moskova’nın Karadeniz ve Akdeniz havzalarında sivil gemilere yönelik hava ve deniz dronlarıyla düzenlenen saldırıların arkasında kimlerin olduğuna dair bilgi sahibi olduğunu ifade etti.

Diplomasi

Avrupa savunmada ABD olmadan yol almaya hazırlanıyor

Yayınlanma

Donald Trump’ın Beyaz Saray’a dönüşü Avrupa ülkelerini kendi güvenlik mimarilerini yeniden şekillendirmeye yönlendirirken, askeri harcamalarda ve yerli savunma sanayisinde kapsamlı bir dönüşümü beraberinde getiriyor. Kamuoyu araştırmaları, Avrupa genelinde Washington’a olan güvenin çarpıcı biçimde gerilediğini ve askeri harcamaların artırılmasına yönelik desteğin yükseldiğini ortaya koyuyor.

Donald Trump’ın Beyaz Saray’a dönüşü, Avrupa ülkelerini kendi güvenlik politikalarını köklü bir biçimde gözden geçirmeye sevk ederken, kıta genelindeki silahlanma ve savunma hazırlıklarına ivme kazandırdı.

Amerikan düşünce kuruluşu Dış İlişkiler Konseyi’nin (CFR) yayını Foreign Affairs dergisinde yayımlanan analiz, Avrupa’nın olası bir tehdit anında ABD’nin askeri desteğine bütünüyle güvenemeyeceği yönündeki endişelerin derinleştiğini ortaya koyuyor.

Bu çerçevede Avrupa Birliği (AB) üyesi ülkeler savunma bütçelerini artırırken, kendi askeri-endüstriyel altyapılarını güçlendiriyor ve Amerikan silah sistemlerine olan bağımlılıklarını kademeli olarak azaltıyor.

Yapılan kamuoyu araştırmaları, AB ülkelerinde yaşayanların yüzde 77’sinin Ukrayna’daki savaşı doğrudan Avrupa’nın güvenliğine yönelik bir tehdit olarak algıladığını gösteriyor.

Buna karşın, incelenen 15 Avrupa ülkesindeki katılımcıların yalnızca yüzde 11’i ABD’yi güvenilir bir müttefik olarak nitelendiriyor.

Katılımcıların büyük çoğunluğu, silahlı bir çatışma çıkması durumunda Washington’ın Avrupa’nın yardımına koşacağı konusunda şüphe taşıyor.

Bu toplumsal algı paralelinde, birçok Avrupa ülkesinde askeri harcamaların artırılması, yerli savunma sanayisinin geliştirilmesi ve Amerikan teçhizatı yerine Avrupa yapımı askeri donanımların tercih edilmesi yönündeki eğilim güç kazanıyor.

Bazı üye ülkelerde zorunlu askerlik hizmetine geri dönülmesi fikri de kamuoyunda zemin buluyor.

Analizde, Avrupa’nın yeniden silahlanma sürecindeki en önemli lokomotiflerden birinin Almanya olduğu belirtiliyor.

Berlin yönetimi, askeri harcamalarını 2022 yılına kıyasla yaklaşık üç katına çıkarmayı planlarken, Avrupalı savunma şirketleri insansız hava araçları, zırhlı araçlar, tanklar ve diğer mühimmatların üretim kapasitesini genişletiyor.

Uzmanlar, ABD’de gelecekte yönetim değişse bile Washington ile Avrupa arasındaki ilişkilerin eski seyrine dönmeyeceğini öngörüyor.

ABD’nin stratejik odağının her halükarda Çin ile rekabete kayacağı, bu nedenle Avrupa ülkelerinin kendi güvenliklerinin sorumluluğunu üstlenmek zorunda kalacağı belirtiliyor.

Trump’ın yeniden seçilmesiyle birlikte Washington ile Avrupalı müttefikleri arasındaki ilişkiler daha karmaşık bir evreye girdi.

Beyaz Saray, Avrupalı ortaklarından savunma harcamalarını kararlılıkla artırmalarını talep ediyor.

Trump, geçmiş dönemlerinde de NATO müttefiklerini yeterli yük paylaşımı yapmamakla eleştirmiş ve ABD’nin ittifaktaki rolünü gözden geçirebileceği yönünde işaretler vermişti.

Bu gelişmelerin ışığında, Avrupa’da kendi savunma kapasitesini güçlendirme ve Washington’a olan bağımlılığı azaltma arayışları daha yüksek sesle dile getiriliyor.

AB Güvenlik Çalışmaları Enstitüsü tarafından hazırlanan “Avrupa’yı Savunmak, Rusya’yı Caydırmak” başlıklı raporda da Avrupa ülkelerine NATO bünyesinde daha fazla sorumluluk üstlenme, askeri harcamaları artırma, ortak tedarik mekanizmalarını genişletme ve yerli savunma sanayisini geliştirme çağrısı yapıldı.

Raporda, Avrupa’nın artık ABD’den gelecek askeri desteğe eski düzeyde bel bağlayamayacağı vurgulandı.

Estonya Başbakanı Kristen Mihal de konuya ilişkin değerlendirmesinde, Avrupa’nın geçmişte silahsız bir barış projesi olarak tasarlandığını, ancak mevcut konjonktürde silahlı bir barış projesine dönüşmesi gerektiğini ifade etti.

Mihal, savunma alanındaki işbirliğinin geliştirilmesinin ve askeri kapasitenin artırılmasının, Avrupa ülkelerinin küresel sahnedeki nüfuzunu korumasının tek yolu olduğunu belirtti.

Okumaya Devam Et

Diplomasi

Çin, Venezuela’ya deprem yardımı için 14,7 milyon dolar ek destek sözü verdi

Yayınlanma

Çin, geçen hafta meydana gelen iki depremin en az 1.450 kişinin ölümüne yol açmasının ardından Venezuela’ya 100 milyon yuan, yani 14,7 milyon ABD doları değerinde ek yardım malzemesi sağlayacak. Ölenler arasında sekiz Çin vatandaşı da bulunuyor.

Çin Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü Guo Jiakun pazartesi günü yaptığı açıklamada, Pekin’in ülkeye daha önce sağlanan nakit yardıma ek olarak söz konusu yardım malzemelerini gönderme kararı aldığını söyledi.

Guo, Çin’in Venezuela’nın yardım operasyonlarını desteklemek amacıyla etkilenen bölgelerin uydu görüntülerini de sağladığını belirtti. Venezuela’daki Çinli şirketlerin ve denizaşırı Çinli toplulukların acil ihtiyaç duyulan mühendislik makineleri ve tıbbi malzemeler temin ettiğini, ayrıca arama-kurtarma çalışmalarına aktif biçimde katılmak üzere kurtarma ekipleri oluşturduğunu kaydetti.

Guo, “Çin, afet durumunun değişen ihtiyaçlarına göre Venezuela’ya daha fazla destek sağlamaya hazırdır,” dedi.

Nakit yardım, Çin Uluslararası Kalkınma İşbirliği Ajansı tarafından cuma günü duyurulmuştu. Ancak yardımın miktarı belirtilmemişti.

Yine cuma günü Çin Devlet Başkanı Xi Jinping, Venezuela’nın geçici lideri Delcy Rodríguez’e bir taziye mesajı gönderdi.

Yerel saatle çarşamba akşamı, 39 saniye arayla meydana gelen 7,2 ve 7,5 büyüklüğündeki depremler, Güney Amerika ülkesini son yüzyılı aşkın sürede vuran en güçlü depremler oldu.

Rodríguez ülke genelinde olağanüstü hal ilan etti ve kıyı eyaleti La Guaira’yı afet bölgesi olarak belirledi.

Birleşmiş Milletler raporuna göre, pazar günü itibarıyla 27 ülkeden 2.245 uzman personel ve 140 köpekten oluşan 44 arama-kurtarma ekibi bölgeye konuşlandırıldı. Ekipler, yıkılan yapılarda hayatta kalanları kurtarma ve acil tıbbi yardım sağlama çalışmaları yürütüyor.

Uluslararası Göç Örgütü’nün (IOM) cumartesi günü yayımladığı ön değerlendirmeye göre, afetten 2 milyona yakını başkent Caracas’ta olmak üzere 6,76 milyona kadar kişi etkilenmiş olabilir.

IOM, evlerini kaybeden ailelerin acil olarak geçici barınağa, güvenli içme suyuna, sanitasyon ve halk sağlığı hizmetlerine, tıbbi bakıma, koruma desteğine ve temel ev eşyalarına ihtiyaç duyduğunu bildirdi.

Çin’in Venezuela Büyükelçiliği, ülkedeki Çin vatandaşlarına yerel deprem uyarılarını yakından takip etmeleri, kıyı bölgelerinden uzaklaşmaları ve güvenli bölgelere geçmeleri yönünde uyarıda bulundu.

Büyükelçilik ayrıca, yerel Çinli şirketler ve Çin derneklerinin afet yardımı için mühendislik makineleri ve tıbbi malzemeler sağlamasına ve kurtarma ekipleri oluşturmasına rehberlik ettiğini cumartesi günü devlet haber ajansı Xinhua’ya bildirdi.

Xinhua’nın haberine göre, cumartesi öğleden sonra itibarıyla Venezuela’daki Çin dernekleri ve Çin toplumu; şişelenmiş su, bisküvi, bebek bezi, süt, pirinç, şeker ve et dahil olmak üzere 500 tondan fazla yardım malzemesi bağışladı.

Okumaya Devam Et

Diplomasi

AB, Çin ithalatına karşı korumacı önlemleri hızlandırıyor

Yayınlanma

Avrupa Birliği, genişleyen ikili ticaret açığı ve Avrupalı sanayicilerin maruz kaldığı yoğun rekabet karşısında Çin’e yönelik yeni ticari önlemler hazırlıyor. Brüksel, bir yandan yerli üreticiyi koruyacak adımları hızlandırırken diğer yandan Pekin ile diyalog kanallarını açık tutmayı hedefliyor.

Avrupa Birliği (AB), Çin’den gelen artan ithalat dalgasına karşı Avrupa sanayisini korumak amacıyla yeni ticari önlemlerin hazırlığını hızlandırıyor.

South China Morning Post (SCMP) gazetesinin Avrupalı yetkililere dayandırdığı haberine göre Brüksel, bu süreçte Pekin ile doğrudan diyalog zeminini de muhafaza etmek istiyor.

Geçtiğimiz hafta bir araya gelen AB ülke liderleri, Avrupa Komisyonuna Çin’in ihracat artışından kaynaklanan ekonomik etkilerle mücadele çalışmalarını yoğunlaştırma talimatı verdi.

Bu gelişmenin ardından AB Komisyonunun ticaretten sorumlu üyesi Maros Sefcovic, Çin Ticaret Bakanı Wang Wentao ile görüşerek ticaret ve yatırım konularında istişarelerde bulunmak üzere yeni bir ortak platform kurulması hususunda mutabakata vardı.

Kapsamlı bir anlaşma beklenmiyor

SCMP’ye konuşan Brüksel kaynakları, AB ile Çin arasında geniş kapsamlı bir ticaret anlaşmasına varılmasına ihtimal vermiyor.

Avrupalı bir yetkili, mevcut duruma ilişkin gerçekçi olunması gerektiğini belirterek “Çin’in aşırı üretim kapasitesine dayalı ekonomik modelinin değişmeyeceğini kabul etmek zorundayız. Bu gerçekle yaşamak ve kendimizi buna göre dönüştürmek durumundayız” ifadelerini kullandı.

Çin gümrük verileri üzerinden yapılan hesaplamalar, AB’nin Çin ile olan ticaret açığının mayıs ayında yıllık bazda yüzde 15 arttığını, Almanya’nın bu ülkeye karşı verdiği dış ticaret açığının ise yüzde 31,6 yükseldiğini ortaya koyuyor.

Gazete, Çinli üreticilerin baskısı altındaki Alman otomotiv üreticisi Volkswagen’in, artan rekabet koşulları nedeniyle yaklaşık 100 bin çalışanın istihdamını azaltmayı değerlendirdiğine dikkat çekiyor.

Brüksel’deki karar mercileri, tek bir tedarikçiye olan bağımlılığı azaltacak yeni mekanizmalar üzerinde çalışırken Çin’in olası misilleme adımlarına maruz kalabilecek Avrupalı şirketler için de telafi edici destek yapıları geliştiriyor.

Avrupa Komisyonu ise atılan adımların doğrudan Çin’i hedef almadığını, yalnızca Avrupa ekonomisinin güvenliğini sağlamayı amaçladığını vurguluyor.

Çin, AB ile yapılacak iki toplantıyı son anda iptal etti

Pekin’den adil rekabet savunması

Pekin yönetimi ise Avrupa kanadından yöneltilen haksız rekabet suçlamalarını reddediyor.

Çin Başbakanı Li Qiang, Çin teknolojisinin ve ürünlerinin küresel pazar için bir tehdit değil, aksine bir gelişim kaynağı ve fırsat teşkil ettiğini belirtti.

Çin’in AB Nezdindeki Büyükelçisi Cai Run ise Brüksel’in “risk azaltma” gerekçesiyle kısıtlayıcı önlemler uygulamaya devam etmesi halinde Çin’in gerekli karşı adımları atacağı uyarısında bulundu.

İki taraf arasındaki ticari ilişkiler, AB’nin korumacı politikalarını artırmasıyla birlikte daha karmaşık bir hal alıyor.

Brüksel’in, Çinli firmaların Avrupa pazarına erişim sağlayabilmesi için özellikle otomotiv ve batarya üretimi gibi stratejik sektörlerde teknoloji transferini zorunlu kılacak düzenlemeleri gündemine aldığı belirtiliyor.

Çin Ticaret Bakanlığı, bu tür girişimlerin serbest ve adil rekabet ilkelerine aykırı olduğunu, küresel tedarik zincirlerinin istikrarını tehlikeye attığını duyurdu.

Ayrıca AB’nin yerli üretimi teşvik etmeyi amaçlayan yasa tasarılarının, kamu finansmanından yararlanmak isteyen yabancı ortaklı firmalara yerli parça kullanım zorunluluğu getirmesi de Pekin ile Brüksel arasındaki ticari anlaşmazlığı derinleştiren unsurlar arasında yer alıyor.

Alman otomotivinde Çin kaynaklı büyük daralma başladı

Okumaya Devam Et

Çok Okunanlar

English