Diplomasi
Çin ve Hindistan arasında Rus petrolü rekabeti kızışıyor

Çin, Ortadoğu kaynaklı sevkiyatların yerini doldurmak amacıyla Rusya’dan petrol alımını artırarak Hindistan’ı piyasada geride bırakıyor. Kpler verilerinden aktaran Reuters ajansı, Hindistan’ın Rusya’dan yaptığı ithalatın ağustosta gerilemesiyle Asya pazarında benzin ve dizel açığı doğabileceğini bildirdi.
Çin, Ortadoğu’dan yapılan petrol sevkiyatlarının yerini doldurmak amacıyla Rusya’dan ham petrol alımlarını hızlandırdı.
Reuters’ın enerji veri analiz şirketi Kpler’in verilerine dayandırdığı habere göre Çin, Rus petrolü pazarında Hindistan’ı geride bırakıyor.
Hindistan’ın Rusya’nın Avrupa limanlarından gerçekleştirdiği petrol ithalatı ise ağustos ayında yaklaşık yüzde 30 oranında geriledi.
Pekin yönetiminin alımlarını artırması, Hindistan’ın petrol ürünleri ihracatının düşmesine ve bu durumun etkisiyle Asya genelinde dizel ile benzin açığı yaşanmasına yol açabilir.
Çin daha önce Rusya’nın Asya limanlarından sevk edilen ESPO türü petrolü tercih ederken, ülkenin Rusya’nın Avrupa limanlarından yaptığı ve ağırlıklı olarak Urals türünü içeren alımlarının payı yüzde 31 seviyesine çıktı.
Dünyanın en büyük üçüncü petrol ithalatçısı konumundaki Hindistan’ın Rusya’dan yaptığı alımlar ağustosta günlük 1,87 milyon varile geriledi. Bu miktar, temmuz ayında kaydedilen günlük 2,79 milyon varillik seviyenin oldukça altında kaldı.
Asya bölgesi için risk oluşturan bu tabloda Hindistan, bölgenin en büyük dizel ve benzin ihracatçısı konumunda.
Ancak ülkenin ağustos ayındaki toplam ham petrol ithalatı günlük 4,17 milyon varil olarak kaydedildi. Bu veri, Ortadoğu’daki çatışmaların başlangıcından bu yana görülen en düşük seviye oldu.
Hammadde tedarikinde yaşanan daralmanın Hindistan’daki rafinerilerin işleme kapasitelerini korumasını engellemesi halinde, eylül ayından itibaren Asya pazarında işlenmiş petrol ürünlerinde ciddi bir açık meydana gelebilir.
The Times of India gazetesi, Hindistan’ın Rusya’dan gerçekleştirdiği ham petrol ithalatının temmuz ayında 2022 yılından bu yana görülen en yüksek paya ulaştığını yazmıştı.
Söz konusu dönemde Hindistan’ın günlük toplam 5 milyon varili biraz aşan ham petrol ithalatının 2,8 milyon varille yarısından fazlasını Rusya karşılamıştı.
Rusya hükümeti ise temmuz sonunda benzin, dizel ve diğer yakıt türlerinin ihracatına yönelik geçici yasağı 31 Ocak 2027 tarihine kadar uzattı.
Yürürlüğü 1 Ağustos’ta başlayan kısıtlamalardan üreticilerin bizzat ihraç ettiği dizel, denizcilik yakıtı ve gaz yağları 1 Eylül itibarıyla muaf tutulacak.
Bloomberg haziran ayında yayımladığı haberde, Rus Urals petrolünün uluslararası fiyatlara kıyasla iki ayı aşkın bir sürenin ardından Hindistan’da varil başına 3,90 dolar indirimle satılmaya başladığını bildirmişti.
Urals türü petrol, mart ortasından sonra ilk kez 29 Mayıs’ta yeniden iskontolu işlem görmüştü.
The Times of India’nın verilerine göre ise ağustos ayı başına gelindiğinde Rus Urals petrolündeki bu indirim neredeyse tamamen ortadan kalktı.
Diplomasi
Hindistan ve ABD petrol piyasasındaki tedarik krizini fırsata çevirdi

İran ve Ukrayna’daki savaşların küresel sevkiyatta aksamalara yol açmasıyla Hindistan ve ABD rafinerileri yakıt ihracatını rekor seviyelere çıkardı. Reuters’ın haberine göre artan fiyatlar ve arz açığı iki ülkenin pazar payını genişletirken rafinerilere yalnızca Çin rekabet edebiliyor.
Reuters’ın aktardığına göre Hindistan ve ABD’deki petrol rafinerileri, İran ve Ukrayna’daki çatışmaların küresel sevkiyatta yol açtığı aksamalardan azami kazanç sağlıyor. Yakıt ihracatını artıran bu iki ülke, yükselen fiyatlar ve arz açığı sayesinde daha önce Rusya ile Ortadoğu’dan yakıt alan pazarlardaki teslimatlarını büyütüyor.
Danışmanlık şirketi Rystad Energy Başkan Yardımcısı ajansa yaptığı değerlendirmede Hindistan’ın Asya için kilit tedarikçi konumunu koruduğunu söyledi.
ABD hükümet verileri, ülkede dizel ve mazot ihracatının 7 Ağustos ile biten haftada günlük 1,9 milyon varille rekor kırdığını, uçak yakıtı ihracatının ise günlük 443 bin varile ulaştığını gösteriyor.
Uluslararası Enerji Ajansı (IEA) verilerine göre küresel petrol talebi günlük 100 milyon varili aşarken dünyadaki ham petrol işleme hacmi temmuz ayında önceki yıla kıyasla günlük 5 milyon varil azalarak yaklaşık 89 milyon varile geriledi.
Singapur merkezli ve adı açıklanmayan bir emtia tüccarı, Endonezya’nın temmuzda 9-10 milyon varil düzeyinde kalan benzin ithalatının ağustos ayında 11-12 milyon varile yükseldiğini aktardı.
ABD, İran’a karşı Türkiye’nin de dahil olduğu kara ablukasını gündemine aldı
Kpler verileri ise Brezilya’nın temmuzda ABD’den gerçekleştirdiği günlük dizel ithalatının bir önceki aya göre iki kattan fazla artarak 196 bin varile çıktığını ortaya koydu. Bu artış, Rusya’nın yakıt ihracatı yasağını uzatmasının hemen ardından kaydedildi.
Rusya hükümeti temmuz ayı sonunda benzin, dizel ve diğer yakıt türlerinin ihracatına yönelik geçici yasağı 31 Ocak 2027 tarihine kadar uzatmıştı.
1 Ağustos’ta yürürlüğe giren bu kısıtlamalardan üreticilerin doğrudan kendilerinin ihraç ettiği dizel yakıt, gemi yakıtı ve gazyağları 1 Eylül itibarıyla muaf tutulacak.
Petrol arıtımında Hindistan ve ABD ile şu anda yalnızca Çin rekabet edebiliyor. Reuters, Asya’ya yakıt ihracatında tarihsel olarak baskın konumda bulunan Çin’in, ihracat sınırlamalarını gevşetmesinin ardından pazara güçlü döndüğünü belirtti. LSEG Research belgeleri, Çin’in haziranda 240,9 bin ton olan yakıt teslimatının temmuzda 1,1 milyon tona sıçradığını gösteriyor.
Bununla birlikte hem ABD hem de Hindistan iç piyasalarında yakıt tüketiminin zirve yaptığı bir dönemden geçiyor. Bu durum, her iki ülkedeki rafinerilerin ihracatı daha fazla artırma imkanlarını sınırlandırıyor.
Diplomasi
Ukrayna’nın yeni Savunma Bakanı Hmara kimdir?

Ukrayna Parlamentosu, Savunma Bakanlığı görevine 312 milletvekilinin oyuyla Yevgeniy Hmara’nın getirilmesini onayladı. Hmara, Genelkurmay Başkanı Oleksandr Sırskiy ile yaşadığı anlaşmazlık sonucu görevden ayrılan Mihail Fedorov’un yerini aldı. İstihbarat kökenli yeni bakanın atanması ülkede protestolara ve liyakat tartışmalarına yol açtı.
Ukrayna Parlamentosunda (Verhovna Rada) yapılan oylamada 312 milletvekilinin desteğini alan Yevgeniy Hmara, ülkenin yeni savunma bakanı oldu.
Genel kurul oturumu parlamentonun resmi YouTube kanalından canlı yayınlandı. Oylama öncesinde Ukraynalı Milletvekili Yaroslav Jeleznyak, Hmara’nın adaylığının parlamentonun ilgili komisyonu tarafından desteklendiğini duyurmuştu.
Ukrayna istihbarat ve özel kuvvetler bünyesinde görev yapan bir subay olan Hmara, kariyeri boyunca Ukrayna Güvenlik Servisi (SBU) bünyesindeki Özel Harekat Merkezi “A” kadrosunda bulundu.
Hmara’ya 2023 yılında tuğgeneral, 2024 yılında ise SBU tümgenerali rütbesi verildi.
Hmara, 14 Nisan 2023 ile 25 Ağustos 2025 tarihleri arasında SBU’nun Terörle Mücadele, Ceza Muhakemesi Katılımcılarının ve Kolluk Kuvvetleri Çalışanlarının Korunması Özel Harekat Merkezinin başkanlığını yürüttü.
SBU’nun eski başkanı Vasiliy Malyuk’un Ukrayna Devlet Başkanı Vladimir Zelenskiy’nin talebi doğrultusunda istifa etmesinin ardından Hmara, 5 Ocak 2026’da Ukrayna Güvenlik Servisinin başına getirildi.
Hmara, Savunma Bakanlığı görevini Mihail Fedorov’dan devraldı. Savunma yönetimindeki bu kadro değişikliğine, eski bakan Fedorov ile Ukrayna Silahlı Kuvvetleri Başkomutanı Oleksandr Sırskiy arasında patlak veren anlaşmazlık neden oldu.
Ukrayna Devlet Başkanı Zelenskiy yaşanan duruma ilişkin daha önce yaptığı açıklamada şunları söylemişti:
“Fedorov ile Sırskiy arasında birlik olmasını çok isterdim. Taraflar bu uzlaşıyı sağlayamadı. Böyle bir durumda bir tarafı ya da diğerini seçmek zorunda kalırsınız. Çünkü ben olmadan aynı masaya oturmuyorlar.”
Zelenskiy, 16 Temmuz’da Hmara’yı savunma bakanlığı görevine aday göstererek vekaleten bakanlık yönetimine getirdi. Devlet Başkanı, Hmara’ya savunma alanındaki reformları sürdürme ve daha önce üzerinde mutabık kalınan sonuçları Ukrayna adına sağlama talimatı verdi.
Fedorov’un görevden alınması ise Ukrayna kamuoyunda tepkiyle karşılandı. Ülke genelinde “kartonlu protestolar” düzenlenirken Ukrayna Hava Kuvvetleri Komutanının eski yardımcısı Pavel Yelizarov, Fedorov’un görevden uzaklaştırılmasını “ülkenin savunma kabiliyeti açısından büyük bir kötülük” olarak nitelendirdi.
Hmara’nın atanmasına karşı düzenlenen protestolar parlamentodaki oylama gününde de Kiev sokaklarında sürdü.
Avrupa merkezli EUobserver portalı 18 Temmuz tarihli analizinde, Hmara’nın savunma tedariki ve reform yönetim sistemleri konusundaki yetkinliğinin tartışmalı olduğunu yazdı.
Site, yeni bakanın yalnızca Rusya’nın geri hatlarında sabotaj ve operasyon planlamasıyla uğraşmış olması nedeniyle bu alanlarda yeterli tecrübeye sahip bulunmadığına dikkat çekti.
Diplomasi
İngiltere, İsrail’e karşı “hedefli yaptırımlar” planlıyor

İngiltere Dışişleri Bakanı Ed Miliband, hükümetin Gazze ve Batı Şeria’da “yasadışı yerleşim genişlemesine” katılan İsraillilere karşı “yeni ve hedefli yaptırımlar” hazırlayacağını söyledi.
Miliband, çarşamba gecesi (19 Ağustos) yayınlanan bir açıklamada, İsrail hükümetinin Batı Şeria’nın stratejik öneme sahip E1 bölgesinde 1.200 yerleşim evinin inşası için ihale açmasının ardından, Birleşik Krallık’ın “geri çekilip iki devletli çözümün yok edilmesini kabul etmeyeceğini” belirtti.
Miliband, “E1 bölgesi Filistin’in tam kalbinden geçecek ve Batı Şeria’yı Doğu Kudüs’ten ayırma riskini taşıyor; bu da iki devletli çözümün uygulanabilirliğini tehlikeye atacaktır,” diyerek İsrail hükümetinin eylemlerini “kabul edilemez ve yıkıcı” olarak nitelendirdi.
İngiliz bakan, İsrailli mevkidaşı Gideon Sa’ar’dan “E1 planlarını derhal durdurmasını” ve ihaleyi geri çekmesini istedi.
Miliband ayrıca, bu talepleri net bir şekilde iletmek üzere, Birleşik Krallık’taki ülkenin en üst düzey diplomatı olan Maslahatgüzar Daniela Grudsky Ekstein’i Dışişleri Bakanlığı’na çağırdığını da belirtti.
Miliband, Birleşik Krallık’ın önümüzdeki haftalarda “İsrail hükümetinin politikalarına yanıt vermek üzere kapsamlı bir dizi önlem” açıklayacağını söyledi.
Bu önlemler, yeni Başbakan Andy Burnham yönetiminde Benjamin Netanyahu hükümetine karşı Birleşik Krallık’ın daha sert bir tutum sergilediğini vurguluyor.
Bu tutum değişikliği, Burnham resmi olarak başbakan olmadan önce bile belirgindi. Burnham, selefi Keir Starmer döneminde İsrail’in Gazze’deki askeri harekâtına ilişkin İşçi Partisi’nin önceki tutumundan özür dileyerek, partinin “doğru bir yaklaşım sergilemediğini” söylemişti.
Geçen ay, Birleşik Krallık’ın yeni savunma bakanı Wes Streeting, İsrail’in Gazze ve Batı Şeria’da uluslararası standartlara “uymadığını” belirtmişti.
Diğer Avrupalı müttefikler de İsrail’e karşı tutumlarını sertleştirdi. Çarşamba günü erken saatlerde Almanya Başbakanı Friedrich Merz, Gazze’de geceleri suikastlar yapılmasını çağrı yapan Ulusal Güvenlik Bakanı Itamar Ben Gvir’in açıklamalarını şiddetle kınadı.
İsrail ise Londra yönetimine tepki gösterdi. Dışişleri Bakanı Sa’ar, “Yahudi halkı, tıpkı İngilizlerin Londra’da ve Birleşik Krallık’ın her yerinde yaşama hakkına sahip olduğu gibi, İsrail Toprakları’nın her yerinde yaşama hakkına sahiptir,” dedi.
İngilizlerin yayınladığı 1917 Balfour Deklarasyonu’nun “Yahudi halkının İsrail Toprakları’nda –söz konusu bölge de dahil olmak üzere– ulusal vatanlarını yeniden kurma konusundaki tarihi hakkını resmen tanıdığını” ileri süren Bakan, Britanya’nın kendi kıyılarından binlerce kilometre uzaktaki sömürge topraklarını hâlâ kontrol altında tuttuğuna işaret etti.
İngiltere’nin “Yahudi halkına tarihi ve küçücük vatanlarında nerede yaşayabilecekleri konusunda ders vermesi”nin saçma olduğunu savunan Sa’ar, İngiliz Dışişleri Bakanı’nın açıklamasının “Filistin terörüne, kışkırtmalara ve Filistin Yönetimi’nin teröre verdiği sürekli mali desteğe –yani ‘öldürmek için ödeme’ politikasına– göz yumarken İsrail’i kınadığını” söyledi.
Sa’ar açıklamasını şöyle bitirdi:
“Birleşik Krallık Hükümeti’nin Filistinli aşırılıkçılığı görmezden gelerek yalnızca İsrail’i suçlamaya dayalı sistematik politikası, İngiliz Yahudi topluluğuna yönelik muazzam bir antisemitik nefret dalgasına ve saldırılara zaten katkıda bulunmuştur. Bu yolda devam etmek, durumu yalnızca daha da kötüleştirecektir.
İngiltere Hükümeti’nin ülkelerimiz arasındaki ilişkilere zarar verme kararı son derece talihsizdir. Fakat İsrail, bu politikanın pasif bir kurbanı olmayacaktır.
İsrail, haklarını, çıkarlarını ve halkını savunacaktır.”
Ortadoğu1 hafta önceMısır, üçlü pakta neden katılmadı?
Dünya Basını1 hafta önceThe Jerusalem Post: Suudi Arabistan-Türkiye-Pakistan savunma anlaşması İsrail’e tehdit
Görüş2 hafta önceTürkiye ve İsrail ilişkilerinin geleceği
Dünya Basını2 hafta önceYen müdahalesinin asıl mesajı: Doların rezerv para statüsü artık eskisi kadar güçlü değil
Dünya Basını2 hafta önceForeign Affairs: Amerika Ortadoğu’dan Vazgeçmeli
Rusya2 hafta önceRusya’nın buğday ihracatı temmuzda yüzde 17,7 geriledi
Rusya2 hafta önceRusya, yolları insansız hava aracı saldırılarına karşı koruyacak
Diplomasi1 hafta önceUkrayna, Türkiye’den 70 ATACMS ve diğer ABD menşeli silah satın aldı










