Diplomasi
COP28 Dubai’de başlıyor: Hangi tartışmalar gündemde?

Birleşmiş Milletler’in İklim Değişikliği Konferansı COP28, 30 Kasım-12 Aralık tarihleri arasında Birleşik Arap Emirlikleri’nin ev sahipliğinde Dubai’de gerçekleştirilecek.
Dünya birçok iklim rekorunun kırıldığı bir yılın sonuna yaklaşırken, yaklaşık 200 ülkeden liderler ve temsilciler, fosil yakıtların temiz enerjiyle değiştirilmesine yönelik bir anlaşmayı, Küresel Güney için yeni bir iklim “kayıp ve zarar” fonunu ve iklimle ilgili sağlık ve iyileşmeyi tartışmaya hazırlanıyor.
Ancak bu yılki BM toplantısının ana odağı, 2015’te imzalanan Paris İklim Anlaşması’na yönelik ilerlemelerin gözden geçirilmesi. Küresel ortalama sıcaklık artışını sanayi öncesi seviyelerin, 2 santigrat derecenin altında tutma hedefine ulaşmaya yönelik siyasi yaklaşımı yeniden ayarlamayı amaçlayan dünya çapında bir sıcaklık kontrolü olan ilk Küresel Durum Değerlendirmesi (GST) yapılacak. Değerlendirmenin 5 yılda bir yapılması hedefleniyor.
BM raporuna göre atmosferdeki sera gazları 2022 yılında rekor seviyeye ulaştı. Rapora göre, 2030 yılına kadar küresel karbon emisyonları 2019 seviyelerine kıyasla sadece yüzde 2 oranında azalacak. Küresel ısınmayı Sanayi Devrimi öncesi seviyeye göre 1,5 santigrat derece ile sınırlamak için gereken oran ise yüzde 43. 1,5 santigrat derece hedefi 2015 Paris Anlaşması ile bağlayıcı hale gelmiş olsa da, ilk kez COP16’da kabul edilmişti.
Küresel çabaların gecikmesi nedeniyle ülkeler bu “küresel durum değerlendirmesi” sırasında, CO2 emisyonlarının azaltılması ya da yeşil teknoloji yatırımlarının artırılmasına yönelik acil adımlar da dahil olmak üzere, dünyayı iklim hedeflerine ulaşma yolunda ilerletecek bir plan üzerinde anlaşmaya çalışacak.
Sorumluluk tartışması
COP28 görüşmeleri başlarken ülkeler, bu çalışmanın tüm ülkelere aynı sorumluluğu yüklemesi gerektiği mi yoksa tarihsel olarak gezegeni en çok ısıtan emisyonları saldıkları için dünyanın en zengin ülkelerine daha fazlasını mı yüklemesi gerektiği konusunda anlaşmazlık yaşıyor.
Bazı ülkeler, en çok sera gazı üreten büyük ekonomilerin geçmiş emisyonları için ödeme yapmasını istiyor. Bu kapsamda yoksul ülkeler için bir fon oluşturuldu, ama zengin ülkelerin ne kadar ödeyeceği belirsizliğini koruyor.
ABD’nin iklim elçisi John Kerry, temmuz ayında, iklim değişikliğinin yol açtığı felaketlerden etkilenen gelişmekte olan ülkelere ‘hiçbir koşulda’ tazminat ödemeyeceklerini söylemişti.
Geçen yıl Mısır’da düzenlenen COP27 konferansında 200’den fazla ülke, paranın özellikle hassas ülkelere dağıtılmasından önce esas olarak gelişmiş ülkeler tarafından finanse edilecek bir kayıp ve zarar fonu oluşturmayı kabul etmişti.
Yoksul ve gelişmekte olan ülkeler yaklaşık 30 yıldır bu fonu ve ödeme takvimi çıkarılmasını talep ederken, küresel ve tarihsel sera gazı emisyonlarında tek başına en fazla sorumluluğa sahip ABD ve Avrupa Birliği (AB) üyeleri gibi zengin ülkeler bu konuyu ağırdan alarak fon oluşturulması gündemine ayak diriyordu.
Son toplantıda zengin ülkeler bu konuya daha fazla kaynak aktarılması gerektiğini kabul etse de ödemelerin tazminat olarak çerçevelendirilmesi tartışmalı bir konu olmaya devam ediyor. Gelişmekte olan ülkeler ise iklim değişikliği sorununa yönelik finansman hedeflerinin çok düşük olduğunu savunuyor.
Ayrıca Avrupa Birliği ve ABD, iklim fonunun patronunun Dünya Bankası olmasında ısrar ederken, gelişmekte olan ülkeler bunu reddediyor.
Gelişmekte olan ülkeler, zengin güçlerin bir aracı olarak uzun bir geçmişi olduğunu gerekçe göstererek Dünya Bankası aracılığını istemiyor.
‘İklim fonu’ müzakereleri AB ile ABD’nin Dünya Bankası ısrarı yüzünden durdu
Fosil yakıtlar tartışması
Öte yandan ülkelerin ulusal emisyon azaltma hedeflerini ve planlarını 2025 yılına kadar güncellemeleri bekleniyor.
COP28’deki en zorlu görüşmelerden biri fosil yakıtların gelecekteki rolü ve ülkelerin CO2 yayan kömür, petrol ve gaz kullanımını aşamalı olarak durdurmaya başlamaları gerekip gerekmediği üzerine odaklanabilir.
Ülkeler COP26’da kömür kullanımını aşamalı olarak azaltma konusunda anlaştılar, ancak gezegeni ısıtan emisyonların ana kaynağı olan tüm fosil yakıtları bırakma konusunda hiçbir zaman anlaşamadılar.
Amerika Birleşik Devletleri, Avrupa Birliği ülkelerin fosil yakıtları aşamalı olarak terk etmelerini taahhüt eden nihai bir COP28 anlaşmasında ısrar ediyor. Ancak G20 grubu temmuz ayındaki zirvede bu konuda anlaşmaya varamadı. Bazı gelişmekte olan ekonomiler ise fosil yakıtların tamamen kullanımdan kaldırılmasına karşı çıkacaklarını açıkladılar.
BAE ve ekonomileri fosil yakıtlara bağımlı olan diğer ülkeler, COP28’in CO2 emisyonlarını yakalamak ve yeraltında depolamak için tasarlanan yeni teknolojilere odaklanmasını istiyor.
Uluslararası Enerji Ajansı bu emisyon azaltma teknolojilerinin küresel iklim hedeflerine ulaşılması için çok önemli olduğunu söylese de bu teknolojiler aynı zamanda pahalı ve şu anda büyük ölçekte kullanılmıyor.
Yenilenebilir enerji projelerinin ardındaki kara para şebekesi
BAE ve petrol şirketleri tartışması
Öte yandan BAE’nin yeni COP28 Başkanı Sultan el-Cabir fosil yakıtların aşamalı olarak azaltılmasının “kaçınılmaz” olduğunu söylese de, BAE’nin devlete ait petrol ve gaz şirketi ADNOC’un başkanı ve iklim müzakerelerinin gelecek dönem başkanı olarak üstlendiği ikili rol nedeniyle eleştirilere maruz kaldı.
El Cabir’in yönettiği şirket, dünyanın en büyük petrol üreticilerinden biri. Mayıs ayında El Cabir, fosil yakıtları aşamalı olarak ortadan kaldırmak yerine fosil yakıt emisyonlarını aşamalı olarak ortadan kaldırmayı önerdiği için eleştirilmişti.
Ancak Batı’daki eleştirilere maruz kalan tek ismin BAE’li bakan olması dikkat çekti.
İngiltere Başbakanı Rishi Sunak kısa bir süre önce İngiltere’nin yeni benzinli ve dizel araçları aşamalı olarak kullanımdan kaldırma planlarını erteledi ve hükümet, önceki COP’larda fosil yakıt emisyonlarını durdurmaya yönelik ciddi adımlar atma taahhüdüne rağmen Kuzey Denizi’nde yeni petrol ve gaz lisansları vermeye devam ediyor.
Öte yandan bir önceki COP27 ile ilgili en öne çıkan eleştirilerden biri de fosil yakıt lobicilerinin zirveye yoğun katılım göstermesi olmuştu. Güçlü fosil yakıt şirketleri zirvede yoğun bir şekilde varlık gösterirken, petrol ve gaz endüstrisiyle bağlantılı 636 kişinin zirveye katıldığı bildirilmişti.
Her yıl yaklaşık 120 milyar atık plastik şişe üreten ve bunu yaparken de fosil yakıt kullanan Coca-Cola’nın COP27’ye sponsor olması sosyal medyada alay konusu olmuştu.
Temı̇z enerjı̇ kapası̇tesı̇nı̇n artırılması
Ülkeler, Avrupa Birliği, ABD ve BAE’nin COP28 başkanlığı tarafından yapılan bir öneri olan 2030 yılına kadar yenilenebilir enerji kapasitesini üç katına çıkarma ve enerji tasarrufunu iki katına çıkarma hedeflerini değerlendirecek.
Çin’in de aralarında bulunduğu G20’nin büyük ekonomilerinin yenilenebilir enerji hedefini desteklemesiyle bu öneri geniş bir destek bulacak gibi görünüyor. Ancak AB ülkeleri, yenilenebilir enerji kaynaklarının artırılmasına yönelik bu taahhüdün fosil yakıtların aşamalı olarak kullanımdan kaldırılmasıyla eşleştirilmesinde ısrar ederek bir çatışma ortamı yaratıyor.
Şirket anlaşmaları
BM’nin resmi müzakereleri dışında, hükümetler ve şirketler kendi duyurularını yapacaklar.
Birleşik Arap Emirlikleri, fosil yakıt endüstrisini iklim mücadelesine dahil etmek amacıyla petrol ve gaz şirketlerinden emisyonları azaltmaya yönelik gönüllü bir taahhüt başlatmayı planladığını açıkladı.
COP28 kapsamında duyurulacak diğer girişimler arasında sera gazı metan emisyonlarının azaltılması, iklimlendirme kaynaklı emisyonların sınırlandırılması ve kömür santralleri için özel finansmanın kısıtlanmasına yönelik taahhütler yer alıyor.
Zirveye katılan ve katılmayan liderler
140’tan fazla devlet başkanı ve hükümet lideriyle birlikte en az 70 binden fazla katılımcının beklendiğini zirvede Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan da yer alacak.
ABD Başkanı Joe Biden ise, zirveye katılmayacak. ABD’yi temsilen iklim elçisi John Kerry, Dubai’de olacak.
Çin Devlet Başkanı Xi Jinping de zirveye katılmayacak liderlerden biri. Pekin adına Özel Temsilcisi Ding Xuexiang zirvede yer alacak.
Vladimir Putin de geçtiğimiz yıl olduğu gibi bu yıl da zirvede yer almayacak. Rusya’yı, Putin’in iklim danışmanı Ruslan Edelgeriyev temsil edecek.
Kral III. Charles’ın konuşma yapacak olması aktivistlerin tepkisini çekti
Birleşik Krallık Kralı Üçüncü Charles’ın ise zirvede konuşma yapacak olması dikkat çekti.
İklim aktivistleri, en yıkıcı petrol operasyonları yürüten Krallığın temsilcisinin zirvede konuşma yapacak olmasına tepki gösterdi.
Aktivistlerin toplantı sırasında dışarıda protesto düzenlemesi bekleniyor. BAE’li bakan, ‘barışçıl olduğu sürece gösterilere izin vereceklerini’ söyledi.
Diplomasi
Five Eyes, gelişmiş yapay zeka için acil önlem çağrısı yaptı

ABD, Birleşik Krallık, Kanada, Avustralya ve Yeni Zelanda’dan oluşan Five Eyes istihbarat ittifakı, hükümetlerin ve şirketlerin savunmalarını aşabilecek yapay zeka modellerinin yıllar değil, aylar içinde ortaya çıkabileceği uyarısında bulundu. İttifak, hükümetler ile şirket yöneticilerini “hemen harekete geçmeye” çağırdı.
ABD, Birleşik Krallık, Kanada, Avustralya ve Yeni Zelanda’nın oluşturduğu Five Eyes (FVEY) istihbarat ittifakı, geniş ölçekli siber saldırılar gerçekleştirebilen ve hükümetler ile şirketlerin savunmalarını aşabilen yapay zeka modellerinin yıllar içinde değil, birkaç ay içinde ortaya çıkmasının beklendiğini açıkladı.
İttifakın ortak açıklamasında, hükümetler ve şirket yöneticileri “hemen harekete geçmeye” çağrılırken, “Gelişmiş yapay zeka modellerinin mevcut sektör beklentilerini aşması bekleniyor. Bu sürecin zaman çizelgesi yıllar değil, aylardır” ifadelerine yer verildi.
ABD yönetimi haziran ayının başında, ulusal güvenliğe yönelik olası tehditler nedeniyle Anthropic tarafından geliştirilen Mythos modeline yabancı ülke vatandaşlarının erişiminin durdurulmasını istemişti.
ABD makamlarının talebinin ardından şirket, en güçlü yapay zeka modelleri olarak tanımlanan Mythos 5 ve Fable 5’i tüm kullanıcılar için devre dışı bıraktı.
The New York Post’un haberine göre Anthropic, ABD makamlarıyla işbirliği yapmayı kabul etti.
ABD Senatosu İstihbarat Komisyonu Başkan Yardımcısı Mark Warner da haziran ayında yaptığı açıklamada, Mythos’un ABD Ulusal Güvenlik Ajansının (NSA) gizli sistemlerinin neredeyse tamamını “haftalar içinde değil, saatler içinde” aştığını söyledi.
Daha önce Financial Times, kaynaklarına dayandırdığı haberinde NSA’nın siber operasyonlarda Claude Mythos’u kullanabileceğini yazmıştı.
Gazeteye konuşan kaynaklardan biri, bu teknolojinin Çin ve İran gibi ülkelerin ağlarına sızmak için kullanılabileceğini belirtmişti.
OpenAI ise mayıs ayında, yapay zekanın yönetimi ve düzenlenmesi için ABD liderliğinde, Çin’in de katılımıyla küresel bir yapı oluşturulmasını savundu.
Şirket, söz konusu yapının işleyiş ve amaç bakımından, nükleer silahların yayılmasını önlemek amacıyla küresel güvenlik standartları belirleyen Uluslararası Atom Enerjisi Ajansına (UAEA) benzer şekilde tasarlanabileceğini ifade etmişti.
Diplomasi
NATO yeni bir ‘Baltık Muharebesi’ne hazırlanıyor

The Telegraph, ABD ve NATO ülkelerinin Baltık bölgesinde olası bir Rusya çatışmasına karşı lojistik hazırlıklarını yoğunlaştırdığını yazdı. Gazeteye göre BALTOPS tatbikatı kapsamında ABD birlikleri hızlı üs konuşlandırma ve ikmal altyapısı kurma kabiliyetlerini test etti.
The Telegraph gazetesi, ABD ve diğer NATO ülkelerinin Baltık bölgesinde olası bir çatışmaya yönelik lojistik hazırlıklar yürüttüğünü ve bölgenin Rusya ile yaşanabilecek yeni bir küresel karşılaşmanın merkezlerinden biri olarak değerlendirildiğini yazdı.
Gazetenin aktardığına göre, 4-19 Haziran tarihleri arasında düzenlenen BALTOPS tatbikatı kapsamında ABD Deniz Kuvvetleri’nin mühendis birlikleri Seabees, Baltık kıyısında tekne rampaları ve çeşitli yapılar inşa ederek üslerin hızlı şekilde konuşlandırılmasına yönelik çalışmalar gerçekleştirdi.
ABD’li Teğmen Cody Robertson, “Belirlenen bir bölgeye ulaşma, kamp kurma ve bu merkezi savaş gücümüzü yansıtabileceğimiz bir nokta olarak kullanma kabiliyetimizi test ediyoruz” dedi.
The Telegraph, 1942 yılında kurulan Seabees birliğinin, eski ABD Başkanı ve General Dwight Eisenhower’ın “Muharebeler, harekatlar ve hatta savaşlar öncelikle lojistik nedeniyle kazanıldı ya da kaybedildi” sözüyle özetlenen anlayış doğrultusunda faaliyet gösterdiğini belirtti.
Haberde, Baltık Denizi’nin sekiz NATO ülkesi ile Rusya tarafından çevrelendiği ve İsveç’e bağlı Gotland ile Danimarka’ya bağlı Bornholm gibi stratejik öneme sahip adalarla çevrili olduğu kaydedildi.
Gazeteye göre NATO, bu adaları olası bir saldırının püskürtülmesinde ve karşı harekatlar için ileri üs olarak kullanmayı planlıyor.
Baltık’ın doğu kıyısında ise Rusya Baltık Filosu’nun konuşlu bulunduğu Kaliningrad bölgesi yer alıyor.
The Telegraph, Finlandiya ve İsveç’in 2023 ve 2024 yıllarında NATO’ya katılmasının ardından bölgenin kolektif savunmasının daha da öncelikli hale geldiğini yazdı.
Robertson da gazeteye yaptığı açıklamada, “Finlandiya ve İsveç’in NATO’ya katılması, buradaki koşulları iyi tanımamızı daha da önemli hale getiriyor” ifadelerini kullandı.
Bununla birlikte gazetenin aktardığına göre, Letonya Güvenlik Kurumu’nun (SAB) eski başkanı Janis Kazocins, Rusya ile NATO arasında tam ölçekli bir çatışma yaşanma ihtimaline kuşkuyla yaklaştı.
Kazocins, Rusya’nın Ukrayna’daki savaşının henüz sona ermediğine işaret etti ancak Baltık ülkelerinin enerji altyapısına yönelik olası sabotajlara karşı kırılgan olmaya devam ettiği uyarısında bulundu.
Baltık Denizi’nde Kasım 2024 ile Şubat 2026 arasında bir dizi denizaltı kablosu arızası ve hasarı meydana geldi. Finlandiya ile Almanya arasındaki C-Lion1 kablosu Kasım 2024, Aralık 2024 ve Şubat 2026’da olmak üzere üç kez koptu. EstLink 2 enerji kablosu Ocak ve Aralık 2025’te devre dışı kaldı.
Litvanya ile İsveç arasındaki BCS East-West Interlink Kasım 2024’te, Letonya ile İsveç arasındaki fiber optik kablo Ocak 2025’te ve Rusya’ya ait Baltika kablosu ise Şubat 2026’da zarar gördü. Avrupa’daki bazı yetkililer bu olaylarda Rusya’dan şüphelendiklerini açıklamıştı.
Rus yetkililer ise kablo kopmaları ve NATO ülkelerindeki diğer sabotaj eylemleriyle bağlantılı oldukları yönündeki tüm suçlamaları reddediyor. Kremlin, Rusya’nın başka ülkelerin iç işlerine müdahale etmediğini belirtiyor.
Washington Post, 19 Ocak’ta yayımladığı haberinde ABD ve bazı Avrupa ülkelerinin istihbarat servislerinin, Moskova’nın söz konusu olaylarla bağlantılı olmadığı yönündeki değerlendirmeye eğilim gösterdiğini yazmıştı.
Letonya Dışişleri Bakanı Bayba Braze de gazeteye yaptığı açıklamada, Baltık’taki tatbikatların ABD’nin müttefiklerine bağlılığını ortaya koyduğunu belirterek, “BALTOPS-26’nın ölçeği her şeyi anlatıyor. Güçlü transatlantik işbirliği NATO’nun kolektif savunmasının temelini oluşturuyor ve mevcut güvenlik ortamında her zamankinden daha önemli” dedi.
Daha önce The Economist de Baltık Denizi’nin Rusya ile NATO arasında yaşanabilecek olası bir karşılaşmanın kilit alanlarından biri haline geldiğini yazmış, denizaltı altyapısının kırılganlığına ve bunun korunmasının ittifak açısından yarattığı zorluklara dikkat çekmişti.
Politico ise İsveç’in Gotland Adası’nı güçlendirerek adayı bir savunma merkezine dönüştürmeye çalıştığını aktarmıştı.
Rusya Devlet Başkanı Yardımcısı ve Denizcilik Kurulu Başkanı Nikolay Patruşev, Baltık bölgesinde çok uluslu NATO grubunun ortaya çıkmasının ardından bölgede “karmaşık bir durum” oluştuğunu söylemişti.
Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin ise birçok kez Rusya’nın NATO ile savaşmak için herhangi bir nedeni ya da çıkarı bulunmadığını ifade etti.
Putin, “Rusya’nın NATO’ya saldırmak istediğini uydurdular. Aklınızı mı kaçırdınız? Şu masa kadar bile akıllı değil misiniz?” sözlerini kullanmıştı.
Diplomasi
Hindistan, Rusya’dan petrol alımında rekor kırdı

Kpler verilerine göre Hindistan’ın Rusya’dan petrol ve kömür ithalatı, Ortadoğu’daki savaş ve sevkiyat aksaklıkları nedeniyle haziran ayında rekor seviyelere ulaştı. Rusya’dan yapılan günlük petrol sevkiyatının haziranda 2,55 milyon varile çıkması beklenirken, Moskova Avustralya’yı geride bırakarak Hindistan’ın ikinci en büyük kömür tedarikçisi konumuna yükseliyor.
Hindistan, İran’da yaşanan gerilim nedeniyle tedarik zincirinde meydana gelen aksamalar ve yükselen fiyatlar karşısında Rusya’dan petrol ve kömür ithalatını artırıyor.
Reuters haber ajansının uluslararası analiz şirketi Kpler verilerine dayandırdığı habere göre, Rusya’dan Hindistan’a yapılan sevkiyatlar haziran ayında rekor düzeylere ulaştı.
Kpler tahminlerine göre, Rusya’nın Hindistan’a petrol sevkiyatı haziran ayında günlük 2,55 milyon varille rekor düzeye yükselecek.
Bu miktar, mayıs ayındaki günlük 2,13 milyon varillik sevkiyatı ve Mayıs 2023’teki günlük 2,16 milyon varillik düzeyi geride bırakıyor.
Rusya’nın Hindistan’ın haziran ayındaki toplam ithalatı içindeki payı ise yüzde 50’nin hemen altında gerçekleşecek. Bu oran, Ortadoğu’daki çatışmanın başladığı 28 Şubat öncesindeki üç aylık dönemde ortalama yüzde 23 seviyesindeydi.
Hindistan’ın Rus petrolüne yönelmesi, İran’ın Hürmüz Boğazı’nı fiilen kapatmasının ardından piyasadaki arzı artırmak amacıyla ABD Başkanı Donald Trump yönetiminin alımlara yönelik yaptırımları geçici olarak kaldırmasını izledi.
Ancak yaptırımlardan muafiyet süresi 17 Haziran’da sona erdi ve ABD Hazine Bakanlığı tarafından uzatılmadı.
Reuters, bu durumun Rus petrolü alımlarında azalmaya yol açabileceğini, ancak sürecin gidişatının Hindistan rafinerilerinin ve yetkililerinin Ortadoğu ülkelerinden sevkiyatlara dönme konusundaki istekliliğine bağlı olacağını belirtiyor.
Kpler öngörülerine göre, Suudi Arabistan’dan yapılan ithalatın haziran ayında günlük 349 bin varil seviyesinde kalması bekleniyor. Bu miktar, savaş öncesindeki üç aylık dönemde günlük ortalama 832 bin varil düzeyindeydi.
İthalat artışı Rus kömüründe de gözleniyor. Haziran ayında tüm kalitelerde Rus kömürü ithalatının, mayıs ayındaki 3,27 milyon tona kıyasla 3,16 milyon ton olarak gerçekleşmesi bekleniyor.
Her iki ay da geçen yılın mayıs ayında kaydedilen 3,76 milyon tonluk zirvenin ardından sırasıyla tarihin en yüksek ikinci ve üçüncü değerleri olarak kayda geçecek.
Rusya’nın haziran ayında Avustralya’yı geride bırakarak, Çin’den sonra dünyanın en büyük ikinci kömür ithalatçısı olan Hindistan’a en çok kömür sağlayan ikinci ülke konumuna geleceği tahmin ediliyor.
Ajansın değerlendirmesine göre Rusya, Hindistan’ın temel kömür tedarikçisi olma rolünü korumaya devam edecek; ancak Rus petrolünün gelecekteki alımları, ABD’nin Moskova’ya yönelik yaptırım politikasını olası sıkılaştırma adımlarına bağlı olacak.
Yeni Delhi petrol sevkiyatının yaptırımlardan etkilenmeyeceğini açıkladı
Hindistan Dışişleri Bakanı Subrahmanyam Jaishankar, haziran ayı ortasında yaptığı açıklamada, ülkesinin 2022 yılından bu yana küresel fiyatları dizginlemek amacıyla ABD’nin talebi doğrultusunda Rus petrolü alımlarını artırdığını belirtmişti.
Jaishankar, Rus hammaddesine yönelik Amerikan kısıtlamalarını eleştirerek, bu önlemlere büyük ilkeler süsü verilmemesi çağrısında bulunmuştu.
Hindistan Petrol ve Doğalgaz Bakanlığı Temsilcisi Sujata Sharma da mayıs ayında yaptığı açıklamada, Rusya’dan sevkiyatların devam ettiğini ve ABD’nin yaptırım muafiyetlerine ilişkin kararlarından bağımsız olarak süreceğini kaydetmişti.
Hindistan rafinerileri, 2025 yılında ABD baskısı ve Hindistan mallarına yönelik yüzde 25’lik gümrük tarifesi tehdidi nedeniyle Rusya’dan yaptıkları ithalatı azaltarak Suudi Arabistan ve Irak’a yönelmişti.
Ancak Reuters’ın verilerine göre, Ortadoğu’daki savaşın ve Hürmüz Boğazı’ndaki ablukanın ardından Hindistan firmaları mart ayı başında Rus petrolü alımlarını yeniden artırdı.
Rusya’nın Yeni Delhi Büyükelçisi Denis Alipov nisan ayı sonunda yaptığı açıklamada, Hindistan’ın kabul etmeye hazır olduğu miktarda hammaddeyi tedarik etmeye hazır olduklarını duyurmuştu.
Rusya Dışişleri Bakanı Sergey Lavrov da daha sonra yaptığı açıklamada, Moskova’nın Hindistan’a enerji taşıyıcıları sevkiyatına ilişkin anlaşmalara bağlı kaldığını doğrulamıştı.
Amerika6 gün öncePeter Thiel’in gizli cemiyeti: “Dialog”
Görüş2 hafta önceYeni Delhi’den Yükselen Ses: BRICS’in Yeni Dünya Düzeni Manifestosu
Asya1 hafta önceÇKP, ‘Xi Jinping’in Parti İnşası Üzerine Düşüncesi’ni resmi doktrin ilan etti
Dünya Basını2 hafta önceİran’ın Yeni Büyük Stratejisi
Görüş1 hafta önceSavaşın kısa tarihi ve senaryolar – 5
Ortadoğu1 hafta önceİran, ABD ile varılan anlaşmanın detaylarını açıkladı
Asya2 hafta önceGüney Kore’de askeri istihbarat teşkilatına tarihi darbe
Görüş2 hafta önceSavaşın kısa tarihi ve senaryolar – 4












