Bizi Takip Edin

Amerika

Cumhuriyetçi Parti’de ara seçim öncesi ‘işlevsizlik’ krizi

Yayınlanma

ABD Senatosu’ndaki Cumhuriyetçi Parti üyeleri, Temsilciler Meclisi’ndeki yönetimsel karmaşanın Kasım ayındaki ara seçimler öncesinde parti için ciddi bir siyasi yüke dönüştüğünü vurguladı. Senatörler, yasama süreçlerindeki tıkanıklığın aşılamaması durumunda adayların sandıkta ağır bir bedel ödeyeceği uyarısında bulunurken; Meclis Başkanı Mike Johnson’ın kendi grubu üzerindeki kontrolünü kaybettiği yönündeki endişeler artıyor.

ABD Senatosu’ndaki Cumhuriyetçi Parti üyeleri, Temsilciler Meclisi’nde yaşanan işlevsizliğin bu yıl yapılacak ara seçimler öncesinde Cumhuriyetçi Parti markası için bir yüke dönüştüğünü belirtti.

Cumhuriyetçi senatörler, Kongre’nin yasama tıkanıklığını aşamaması durumunda partinin adaylarının Kasım ayında ağır bir siyasi bedel ödeyeceği uyarısında bulundu.

Cumhuriyetçi senatörler, Temsilciler Meclisi’ndeki üyelerin, Başkan Trump’ın mutabık kalmasına rağmen Ulaştırma Güvenlik İdaresi (TSA) gibi kritik kurumları fonlayan İç Güvenlik Bakanlığı tahsisat tasarısını geçirmeyi reddetmesini şaşkınlıkla karşıladı. Temsilciler Meclisi, İç Güvenlik Bakanlığı’nın (DHS) büyük bölümünü fonlayan söz konusu tasarıyı ancak geçen hafta onaylayabildi.

Senato Cumhuriyetçileri şimdi de Senato Çoğunluk Lideri John Thune ile Temsilciler Meclisi Başkanı Mike Johnson arasında yeni bir gerilim bekliyor.

Bu anlaşmazlığın odağında, Yabancı İstihbarat Gözetim Yasası’nın (FISA) genişletilmiş izleme yetkilerinin süresinin uzatılması ve tarım tasarısı gibi Cumhuriyetçi Parti ajandasında yer alan iki kritik madde bulunuyor.

Siyasi yelpazenin farklı kanatlarından Cumhuriyetçi senatörler, Meclis Başkanı’nın kendi grubundaki kontrolünü kaybettiğinden endişe ettiklerini dile getirdi.

Birçok senatör, seçim gününden önce daha fazla icraat ortaya koymanın önemine inanmasına rağmen, ara seçimlerden önce yasama faaliyetlerini sürdürmenin son derece zor olacağını kaydetti.

Kuzey Dakota Senatörü Kevin Cramer, Temsilciler Meclisi’ndeki Cumhuriyetçi Parti içi çekişmelerin partinin imajına zarar verdiği uyarısında bulundu.

Cramer’ın bu görüşleri, Demokratların Temsilciler Meclisi’nde kontrolü geri kazanacağını ve Senato’yu da devralabileceğini öngören diğer Cumhuriyetçi senatörlerin endişeleriyle paralellik gösterdi.

Cramer, Senato’nun süreci kolaylaştırmasına rağmen Meclis’in yönetme fırsatını değerlendiremediğini belirterek, “Temsilciler Meclisi çok gürültülü” ifadesini kullandı.

Muhafazakar kanadın, Sınır Devriye birimlerine yönelik fon kısıtlamaları gerekçesiyle İç Güvenlik Bakanlığı tasarısına gösterdiği haftalar süren itiraz, Perşembe günü sözlü oylama ile son buldu.

Bu durum, Cumhuriyetçi senatörlerin Temsilciler Meclisi’ndeki bir aylık protesto sürecinin nedenini sorgulamasına yol açtı.

Kuzey Karolina Senatörü Thom Tillis, muhafazakar Özgürlük Grubu (Freedom Caucus) üyelerinin siyasi gösteri yaptığını ima ederek, seçmenlere yönetme kabiliyetini kanıtlamaları gerektiğini vurguladı.

Tillis, takım oyunu oynamayan üyelerin Kasım ayında pişmanlık yaşayabileceğini dile getirdi.

Reuters/Ipsos tarafından 24-27 Nisan tarihlerinde gerçekleştirilen anket, kayıtlı seçmenlerin yüzde 41’inin Demokratların, yüzde 37’sinin ise Cumhuriyetçilerin Kongre kontrolünü tercih ettiğini ortaya koydu.

Temsilciler Meclisi haftayı yoğun bir yasama mesaisiyle kapatarak İç Güvenlik tasarısının yanı sıra FISA ve tarım tasarısını da onayladı. Ancak John Thune, Cumhuriyetçilerin Merkez Bankası dijital para birimi yasağını tasarıya eklemesi nedeniyle FISA uzatmasının Senato’da “ölü doğduğunu” ilan etti.

Senato ve Temsilciler Meclisi, yetkilerin sona ermesine saatler kala FISA’nın 702. maddesi için 45 günlük bir uzatma üzerinde güçlükle mutabık kalabildi.

Cumhuriyetçi senatörler, Temsilciler Meclisi’ndeki iç çekişmeler nedeniyle hafta boyunca belirsizlik içinde bırakıldıklarını ifade etti. İsminin açıklanmasını istemeyen bir senatör, Meclis Başkanı ile muhafazakarlar arasındaki çatışmaları “orada bir enkaz var” sözleriyle nitelendirdi.

Senatörler, işlevsiz gördükleri Temsilciler Meclisi ile yılın geri kalanında nasıl başa çıkacaklarına dair stratejileri tartışıyor. Bu planlardan biri, Demokratlarla iş birliği yaparak iki partili tasarıları geçirmek ve Mike Johnson üzerinde oylama baskısı kurmak.

Öte yandan Temsilciler Meclisi’ndeki gerilim, Muhafazakar Milletvekili Chip Roy’un Meclis Başkanı ile yaptığı görüşmeden bağırarak çıkmasıyla bir kez daha su yüzüne çıktı. Roy, Senato Cumhuriyetçilerini 60 oy eşiğine (filibuster) bağlı kalmakla suçlayarak, bu durumun muhafazakar ajandayı engellediğini savundu.

Tarım tasarısı da bazı milletvekillerinin etanollü benzin (E15) satışına dair hükümler eklemesi nedeniyle Temsilciler Meclisi’nde zorlu bir süreçten geçti.

Senato Tarım Komisyonu Başkanı John Boozman, rafinerilerin korunmadığı gerekçesiyle bu hükmün Senato’da sorun yaratacağı uyarısında bulundu. Daha sonra Cumhuriyetçi üyeler, bu maddeyi tasarıdan ayırma konusunda anlaştı.

Yaşanan bu gerilimler, Cumhuriyetçi Parti’nin askeri harcamaların artırılması veya vergi indirimleri gibi Trump ajandasının diğer önemli maddelerini yasalaştırma kabiliyetine dair karamsarlığı artırdı.

İsmini paylaşmayan bir senatör, The Hill gazetesine verdiği demeçte, “Temsilciler Meclisi bozulmuş durumda. Asıl öfke Johnson’a yönelik” değerlendirmesinde bulundu.

Senatörler, Meclis Başkanı’nın önce “üstünkörü yazılmış” diyerek eleştirdiği İç Güvenlik tasarısını daha sonra onaylamasının yarattığı kafa karışıklığını da kayda geçirdi.

Amerika

Microsoft’un veri merkezi yatırımı New York’un elektrik talebini aşacak

Yayınlanma

Microsoft, bulut ve yapay zeka hizmetlerindeki sunucu açığını kapatmak amacıyla veri merkezlerinin kapasitesini 2032’ye kadar üçe katlayıp 38 gigavatın üzerine çıkarmayı hedefliyor. Planlanan bu enerji miktarı, New York eyaletinin zirve dönemdeki elektrik tüketimini aşıyor.

Amerikan teknoloji şirketi Microsoft, veri merkezlerinin kapasitesini 2032 yılına kadar üç kattan fazla artırarak 38 gigavatın üzerine çıkarmayı planlıyor.

Bloomberg’in konuya aşina kaynaklara dayandırdığı haberine göre, hedeflenen bu kapasite, New York eyaletinin en yüksek tüketim dönemlerindeki elektrik ihtiyacını geride bırakıyor.

Kapasite artışı, Microsoft’un bulut hizmetleri ve yapay zeka operasyonlarında yaşadığı işlem gücü yetersizliğini aşmasını amaçlıyor.

Şirketin dünya genelindeki veri merkezi ağının mevcut elektrik kapasitesi yaklaşık 12 gigavat seviyesinde seyrediyor.

Gelecekteki kapasitenin yaklaşık üçte birinin yapay zeka donanımlarına ayrılması hedefleniyor. Bu alandaki güncel tüketim ise 2 gigavat civarında kalıyor.

Sunucu kapasitesindeki yetersizlik, Microsoft’u ABD ve Avrupa’daki bazı merkezlerinde yeni bulut aboneliklerini sınırlandırmak zorunda bıraktı. Bu durum nedeniyle müşterilerin bir bölümü rakiplerle sözleşme imzaladı.

Tesis inşasını hızlandıran şirket, Atlanta bölgesi dahil yeni merkezler kuruyor. Son mali yılda sermaye harcamaları 145 milyar dolara ulaşan şirketin harcamalarında, analistlerin değerlendirmelerine göre yükseliş sürecek.

Tesislerin inşasının yıllar alması, talep ve teknolojideki değişimlerin sürmesi sebebiyle mevcut planlar revizyona uğrayabilir.

Microsoft, programın ayrıntılarına dair henüz açıklama yapmadı.

Daha önce şirket içi değerlendirmelerde, yapay zeka merkezleri inşasının elektrik, su tüketimi ve karbon emisyonları nedeniyle çalışanlar arasında kaygı yarattığı kabul edilmişti.

Microsoft, su verimliliğini artırdığını ve yenilenebilir enerji kaynaklarını güçlendirdiğini savunuyor.

Veri merkezi krizi

Okumaya Devam Et

Amerika

“Teknoloji devleri gençlerin tepki odağında petrolün yerini aldı”

Yayınlanma

ABD’li kayaç petrolü üreticisi Diamondback Energy şirketinin yöneticisi Kaes Van’t Hof, teknoloji devlerinin petrol şirketlerinin yerini alarak kamuoyunun bir numaralı hedefi haline geldiğini söyledi. Van’t Hof, yüksek gelir ve kariyer arayışındaki gençlerin enerji sektörüne ilgisinin arttığını savundu. Bloomberg verileri ise sektörde üretimin rekor kırmasına karşın son on yılda 250 bin kişilik istihdam kaybı yaşandığını gösteriyor.

ABD merkezli kayaç petrolü üreticisi Diamondback Energy şirketinin tepe yöneticisi Kaes Van’t Hof, teknoloji devlerinin kamuoyu nezdinde petrol şirketlerinin yerini alarak “bir numaralı halk düşmanı” haline geldiğini söyledi.

Financial Times gazetesine konuşan Van’t Hof, iyi gelir ve güçlü kariyer fırsatları arayan gençlerin artık petrol sektörünü dışlanan bir alan olarak görmediğini vurguladı.

Teknoloji şirketlerinin, özellikle veri merkezlerinin inşası nedeniyle yoğun bir toplumsal baskıyla karşı karşıya kaldığını belirten Van’t Hof, enerji sektörüne yönelik yaklaşımın ise dönüştüğünü savundu.

The New York Times gazetesinin daha önce yer verdiği haberde, veri merkezlerine yönelik endişelerin çevreye dönük tehditler ve sohbet robotlarına olan bağımlılıkla bağlantılı olduğu aktarılmıştı.

Van’t Hof, toplumun enerjinin gündelik hayattaki vazgeçilmez rolünü artık çok daha iyi kavradığına dikkat çekti.

Gelişmeleri değerlendiren Diamondback yöneticisi, şu ifadeleri kullandı:

“Birkaç yıl öncesine kadar neredeyse her gün petrol sektörünün öldüğüne dair makaleler çıkıyordu. Ancak bugün insanların bunun saygın, iyi ödeme yapan, ayrıca yapay zeka ile enerjinin kesiştiği bir alan olduğunu anladığını düşünüyorum.”

Söz konusu dönüşümün istihdam piyasasına da yansıdığını kaydeden Van’t Hof, sektöre genç yetenek akışı yaşandığını ve staj başvurularında artış görüldüğünü dile getirdi.

Van’t Hof, değerlendirmesini şu sözlerle sürdürdü: “Enerji sektörü havalı olabilir mi? Evet, sanırım öyle. Artık asıl bilişimciler kötü adam olarak görülüyor.”

Teksas merkezli olan ve kayaç petrolü çıkaran Diamondback, 56 milyar dolarlık ciroya sahip. Şirket, ABD’nin güneyindeki geniş petrol ve doğalgaz bölgesi Permian Havzası’nın en büyük bağımsız petrol üreticisi konumunu elinde tutuyor.

Öte yandan Bloomberg, Temmuz ayında geçtiği haberde ABD petrol ve doğalgaz sektörünün son on yılda istihdamını yaklaşık yüzde 40 oranında azalttığını duyurmuştu.

Bu oran 250 bin kişilik iş kaybına denk gelirken, söz konusu pozisyonların büyük kısmının geri dönmeyeceği kaydedildi.

İstihdamdaki bu sert düşüşe rağmen, aynı dönemde ham petrol üretimi yüzde 50 artış kaydetti.

Bloomberg’in aktardığına göre 2014 yılındaki fiyat çöküşünün ardından yatırımcılar şirketlerden daha yüksek verimlilik ve kâr talep etmeye başladı.

Bu baskı; işten çıkarmaları, şirket birleşmelerini, ileri teknolojilerin kullanımını, otomasyonu ve robotik sistemleri beraberinde getirdi.

Ajansın hesaplamalarına göre sektörde 2023 yılının başından bu yana gerçekleşen birleşme ve devralma işlemlerinin toplam hacmi 500 milyar doları aştı ve önceki üç yıllık dönemin toplamını yüzde 20’den fazla geride bıraktı.

Güncel verilerle ABD’deki ham petrol üretimi günlük 13,8 milyon varille rekor seviyeye ulaşsa da sektördeki istihdam son üç yılın en düşük seviyesinde seyrediyor.

Ülkedeki enerji şirketleri, 2014 yılında çalışan sondaj kulelerinin üçte birinden daha azıyla faaliyet gösteriyor; ancak sahadaki her bir kule artık o döneme kıyasla yaklaşık dört kat daha fazla petrol üretiyor.

Okumaya Devam Et

Amerika

ABD, ismi açıklanmayan “büyük” bir bankaya yaptırım uygulayacak

Yayınlanma

ABD Hazine Bakanı Scott Bessent, Trump yönetiminin önümüzdeki hafta büyük bir bankaya yaptırım uygulayacağını söyledi.

Yeni yaptırım, yine İran’a karşı iktisadi abluka kapsamında ilan edilecek.

“Real America’s Voice” programına konuk olduğu sırada ne finans kurumunun adını ne de bulunduğu ülkeyi belirten Bessent, bu adımın pazartesi günü (14 Eylül) atılacağını ifade etti.

Bessent, bu adımın başlangıçta cuma günü gerçekleştirilmesinin planlandığını fakat 11 Eylül 2001 saldırılarının 25. yıldönümü anma törenleri nedeniyle ertelendiğini belirtti.

Bessent şöyle konuştu:

“Herkes bu rejimle ilişkisini kesene kadar bu sürece devam edeceğiz. Bunu o kadar kârsız hale getireceğiz ki, şirketinizin ya da kendinizin, kişisel mali durumunuzun yok olma tehlikesiyle karşı karşıya kalmasını göze almak istiyorsanız, buyurun deneyin. ⁠Ama peşinize düşeceğiz.”

ABD, Türkiye’deki bir bankaya “İran bağlantılı” olduğu iddiasıyla yaptırım uyguladı

ABD, Şubat ayında çatışmanın başlamasından bu yana İran’a karşı petrol ihracatı, nakliye ağları, silah tedarik kanalları, finansal aracılar, dijital varlık borsaları ve havacılık bağlantılarını hedef alan bir dizi ekonomik önlem uyguladı.

Trump yönetimi, geçen ay Bessent’in “Ekonomik Dışlama Operasyonu” olarak adlandırdığı girişimle kampanyasını tırmandırdı.

ABD, yaklaşık 60 kuruluş, kişi ve gemiye yaptırımlar uyguladı ve deniz taşımacılığı, havacılık, teknoloji, altın ve dijital varlıklar gibi sektörlerde İran’la iş yapanlara yönelik ikincil yaptırımların kapsamını genişletti.

Beyaz Saray geçen hafta İstanbul merkezli Golden Global Bank’ı, Çin’in İran petrolü karşılığında ödediği büyük meblağları Devrim Muhafızları’na aktardığı gerekçesiyle yaptırım kapsamına almıştı.

İran üzerindeki baskı giderek artmasına rağmen, ABD Başkanı Donald ​Trump savaşın Kasım ayındaki ABD ara seçimlerinden sonraya kadar sona ermeyeceğini öngördü.

Okumaya Devam Et

Çok Okunanlar

English