Bizi Takip Edin

Amerika

Demokratların Senato çoğunluğu hedefi Maine ve Michigan’da zora girdi

Yayınlanma

ABD’de Demokrat Parti’nin Senato’da çoğunluğu geri alma şansı, Maine ve Michigan eyaletlerinde yaşanan son gelişmelerle ciddi bir darbe aldı. Maine’deki adaylık krizi ve Michigan’daki parti içi bölünme, kasım ayındaki seçimlerde kritik önem taşıyan dört koltukluk net artış hedefini zora soktu.

Demokrat Parti’nin Senato’da kontrolü yeniden ele geçirme şansı, Maine ve Michigan eyaletlerinde yaşanan son gelişmelerle darbe aldı. Bu durum, partinin iki kritik mücadele alanında kazanma ihtimalini karmaşıklaştırıyor.

Maine eyaletinde Graham Platner’ın seçim kampanyasının çökmesi, Demokratları seçim gününe dört aydan az bir süre kala Cumhuriyetçi Senatör Susan Collins’e rakip olacak bir aday bulmak için acele arayışa itti.

Bazı Demokrat stratejistler Platner’ın yarıştan çekilmesinin parti için daha iyi olduğunu düşünse de kampanyanın çarpıcı bir şekilde çökmesi ve yerine kimin geleceği konusunda parti içinde bir uzlaşının bulunmaması, Demokratlar için gereksiz siyasi zorluklar yaratıyor.

Bazı uzmanlar, Maine’de yaşanan bu karmaşa nedeniyle Demokratların çoğunluğu geri kazanma olasılığının düştüğünü belirtiyor.

Arizona Eyalet Üniversitesi’nde Senato seçimlerini takip eden siyaset bilimi profesörü Steven S. Smith gelişmeleri şöyle değerlendirdi:

“Genel olarak bu durum Demokratlar için iyi bir haber değil. Pek çok önde gelen Demokratın adaylıktan çekilen kişiyi desteklemiş olması ve önümüzdeki birkaç gün içinde çıkacak haberlere nasıl yanıt verecekleri konusundaki belirsizlik iyiye işaret değil. Bu, parti için sadece kötü bir haber.”

Demokratların Senato’yu geri kazanma ihtimalinin daha önce yüzde 50 civarında seyrettiğini belirten Smith, bu gelişmelerin ardından şansın yüzde 50’nin altına gerilediğini ifade etti.

Smith, Demokratlar adına olumlu sayılabilecek tek noktanın zamanlama olduğunu ekleyerek şu ifadeleri kullandı:

“Yine de Demokratlar için iyi haber, henüz yaz ortasında olmamız ve siyasetle ilgilenen insan sayısının azlığı nedeniyle vaktin nispeten erken olmasıdır. En önemli husus bir sonraki adayın kim olacağıdır; eğer bu süreç iyi bir halkla ilişkiler çalışmasıyla yönetilirse Demokratlar durumu tersine çevirebilir.”

Demokratların kasım ayında Senato çoğunluğunu elde edebilmesi için net olarak dört yeni koltuk kazanması gerekiyor.

Birçok siyasi analist Demokratların Temsilciler Meclisi’nde kontrolü sağlama ihtimalini daha yüksek görse de Demokratik Senatör Kampanya Komitesi (DSCC) sözcüsü, başka bir adayla Collins’i mağlup etmek için hâlâ mükemmel bir şansa sahip olduklarını savundu.

DSCC sözcüsü yaptığı açıklamada, “Susan Collins hiç bu kadar kırılgan olmamıştı. Maine halkı, Trump ile yüzde 96 oranında aynı doğrultuda oy kullanan, Roe v. Wade kararını iptal eden yargıçların atanmasını onaylayan ve Washington’da geçirdiği yaklaşık 30 yılı özel çıkarlara hizmet ederek harcayan Collins’i görevden göndermek için sabırsızlanıyor” dedi.

Diğer taraftan adaylıktan çekilen Platner, çarşamba gecesi Demokrat liderleri hedef alarak, 2021 yılında birlikte olduğu bir kadına tecavüz ettiği yönündeki suçlamaya karşı kendisini savunma fırsatı bulamadan partinin kendisini yarışın dışına ittiğini belirtti.

Suçlamayı kesin bir dille reddeden Platner, “iktidardakiler tarafından altımızdaki mekanizmaların çekip alınması nedeniyle” adaylıktan çekildiğini açıkladı.

Destekçilerine yönelik yayımladığı video mesajında Platner, “kurumsal medya sistemi ve siyasi elitlerin hem hakim hem jüri hem de infazcı gibi davrandığını” söyledi.

Suffolk Üniversitesi Siyasi Araştırmalar Merkezi Direktörü David Paleologos, Platner ile Demokrat parti yönetimi arasındaki bu gerginliğin, sonbahar seçimleri öncesinde partiyi birleştirmeyi zorlaştırabileceğine dikkat çekti. Paleologos, şu değerlendirmede bulundu:

“Platner, Maine seçmeninin ilgisini çekmişti; bu seçmenlerin bir kısmı kasım ayında ‘Platner yoksa oy da yok’ diyerek sandığa gitmeyebilir. Diğer bir kısım ise yeni adaya yönelecektir.”

Paleologos, Platner’ın “iktidardakiler” ve “siyasi elitler” hakkındaki açıklamalarının seçmenleri yeni aday etrafında birleştirmenin aksine bir sonuç doğuracağını belirterek şunları ekledi:

“İlerici bir aktivistseniz, zihninizde bir Cumhuriyetçi ile kurumsal bir Demokrat arasında çok az fark vardır. Her ikisi de sistemin içine yerleşmiş parti figürleri olarak görülür.”

Michigan’daki adaylık yarışı

Michigan’da ise Senatör Bernie Sanders tarafından desteklenen ilerici aday Abdul El-Sayed, anketlerde Senato Demokrat Lideri Chuck Schumer’ın desteklediği ve Washington’daki parti liderleri tarafından genel seçimler için daha uygun görülen Temsilciler Meclisi Üyesi Haley Stevens’ın önüne geçti.

Platner’ın Maine’deki adaylığının çöküşü, ilerici bağışçıların kaynaklarını demokratik sosyalist hareketle ilişkili en belirgin Senato adayı konumuna gelen El-Sayed’e yönlendirmesine yol açabilir.

El-Sayed, seçim kampanyasında Platner ve New York Belediye Başkanı Zohran Mamdani ile aynı siyasi strateji firması olan Fight Agency ile çalışıyor.

Eski bir halk sağlığı direktörü olan El-Sayed, her iki partiye karşı da mücadele ettiğini belirtiyor. Rakibi Stevens’ın kendisini eleştirmesinin ardından El-Sayed, Platner’a Maine’deki yarıştan çekilme çağrısında bulunmuştu.

Washington’daki Demokrat liderler ve Senatör Schumer, El-Sayed’in 2024 yılındaki Senato yarışında Demokrat Senatör Elissa Slotkin’e kıl payı kaybeden eski Cumhuriyetçi Temsilci Mike Rogers karşısındaki seçilebilirliği konusunda endişe taşıyor.

Bu gerekçeyle eski Senatör Debbie Stabenow ve eski Michigan Demokrat Parti Başkanı Lon Johnson gibi isimler Haley Stevens’ı destekliyor.

Johnson, geçen ay The Washington Post gazetesine verdiği demeçte, “Abdul’un Rogers’ı yenemeyeceği ve bu durumun Senato’daki çoğunluk ihtimalimizi kaybettirebileceği yönünde gerçek bir endişe var” ifadelerini kullandı.

Diğer eyaletlerdeki olumlu sinyaller

Demokratların Maine ve Michigan’da karşılaştığı bu zorluklar, Cumhuriyetçi eğilimli üç eyalet olan Ohio, Iowa ve Texas’ta gösterilen ilerlemeyle dengeleniyor.

Geçtiğimiz hafta yayımlanan Fox News anketi, Iowa’da Demokrat Senato adayı Josh Turek’in, Cumhuriyetçi rakibi Ashley Hinson’ın 4 puan önünde (yüzde 50’ye karşı yüzde 46) olduğunu gösterdi.

Aynı anket, Iowa seçmeninin Donald Trump’a yönelik yüzde 42 olumlu ve yüzde 55 olumsuz görüş bildirerek kendisini 13 puan negatif değerlendirdiğini ortaya koydu.

Geçen ay yayımlanan bir diğer Fox News anketi ise Ohio’da mevcut Demokrat Senatör adayı Sherrod Brown’ın, Cumhuriyetçi rakibi Jon Husted’ın 8 puan önünde (yüzde 53’e karşı yüzde 45) olduğunu gösterdi.

Texas’ta ise 19-27 Haziran tarihleri arasında 656 muhtemel seçmenle gerçekleştirilen New York Times/Siena anketi, Demokrat eyalet temsilcisi James Talarico ile Cumhuriyetçi eyalet Başsavcısı Ken Paxton’ın başa baş olduğunu ortaya koydu.

Cumhuriyetçi Senatör Ted Cruz, konuk sunucu olarak katıldığı The Sean Hannity Show’da Talarico’nun Paxton’ı yenmek için gerçek bir şansı olduğunu söyledi. Cruz, Vali Greg Abbott’a hitaben, “Bunun gerçek bir yarış olduğunu düşünüyorum. Yakın geçecek. Kazanacağımızı ve Texas’ı kırmızı tutacağımızı düşünüyorum ancak mevcut anketler bunun 1 veya 2 puanlık bir yarış olduğunu gösteriyor” dedi.

Yüksek Mahkeme’nin kampanya finansmanı kararı

Demokratlar geçen hafta, Yüksek Mahkeme’nin bireysel adayların ulusal siyasi partilerle ortak harcama yapma sınırlarını iptal etmesiyle bir başka darbe daha aldı.

Bu karar, Demokrat adayların Georgia ve Kuzey Carolina gibi kritik eyaletlerdeki küçük bağışçı üstünlüğünün etkisini azaltabilir.

Kuzey Carolina Demokrat Senatör adayı eski Vali Roy Cooper, MS Now programında Chris Hayes’e verdiği demeçte, mahkemenin kararının kendi yarışı üzerinde belirgin bir etkisi olacağını söyledi.

Cooper, “Bu karar siyasi partileri ve zenginleri güçlendirdiği için muhtemelen benim yarışımı diğerlerinden daha fazla etkileyecek” dedi ve rakibi Michael Whatley’nin Cumhuriyetçi Ulusal Komite Başkanı olması sebebiyle bu kaynaklara doğrudan erişimi bulunduğunu ekledi.

Cooper, bu kararın Demokrat adayların son yıllarda elde ettiği küçük bütçeli bağış avantajını ortadan kaldırabileceği konusunda şu uyarıyı yaptı:

“Bu kararın, Citizens United davasından bu yana kampanya finansmanı konusundaki en kötü karar olduğunu düşünüyorum. Çünkü kurulan ortak komiteler aracılığıyla paranın partiler üzerinden aktarılmasına ve neredeyse sınırsız harcama yapılmasına izin veriyor. Bu durum, küçük bağışçıların gücünü ellerinden alıyor.”

Amerika

Vance MAHA zirvesinde sahneye çıktı: 2028 rekabeti su yüzüne çıkıyor

Yayınlanma

ABD Başkan Yardımcısı JD Vance, Washington’daki MAHA hareketinin yıllık zirvesine katılarak Sağlık Bakanı Robert F. Kennedy Jr. ile ortak gündem mesajı verdi. Kamuoyu yoklamaları Amerikan halkının üçte birinden fazlasının desteklediği hareket tabanının yaklaşık üçte ikisinin Cumhuriyetçilere eğilimli olduğunu gösteriyor.

ABD Başkan Yardımcısı JD Vance, başkent Washington’da düzenlenen “Amerika’yı Yeniden Sağlıklı Yap” (MAHA) hareketinin yıllık zirvesine üst üste ikinci kez ana konuşmacı olarak katıldı.

Zirve kapsamındaki sohbet toplantısının sonunda Sağlık ve Sosyal Hizmetler Bakanı Robert F. Kennedy Jr., Dışişleri Bakanı ve Ulusal Güvenlik Danışmanı Marco Rubio’nun internette neden Vance’ten daha fazla popüler içerikle öne çıktığına değinerek bir soru yöneltti.

Kennedy, salondaki alkışlar eşliğinde, “MAHA gündemi için Beyaz Saray’dan muazzam bir destek alıyoruz; ancak hiçbir yerden Başkan Yardımcılığı makamı kadar güçlü bir destek görmüyoruz. Ülkemize ve çocuklarımıza bağlılığınızdan ötürü size teşekkür ederim” dedi.

Bu diyalog, ne Vance ne de Rubio Beyaz Saray hedeflerini resmi olarak ilan etmemiş olsa dahi, Başkan Donald Trump’ın yakın ekibi arasında 2028 başkanlık yarışı için arka planda süren rekabete yönelik üstü kapalı bir gönderme niteliği taşıyor.

Temaslar aynı zamanda Kennedy’nin öncülük ettiği MAHA hareketinin, Trump’ın 2024’te zafere ulaşmasını sağlayan taban ittifakını pekiştirme çabalarındaki belirleyici rolünü ortaya koyuyor.

Sohbet sırasında Vance, Kennedy’nin tavsiyesiyle et ağırlıklı beslenmeye geçtiğini aktardı.

Alkol ve şekerli gıdalardan uzak durup et ile lahana turşusu gibi fermente yiyeceklere dayanan bu beslenme biçimini yönetimden başka isimlerin de benimsediği biliniyor.

Vance, süreci şu sözlerle anlattı:

“Bobby’yi aradım ve ‘Büyük Perhiz vesilesiyle şekeri bırakmayı düşünüyorum, bunun sağlığa yararları nelerdir?’ diye sordum. O da bana ‘Hayır, hayır, hayır, sana göre harika bir önerim var’ dedi. O gün Şişman Salı’ydı ve Bobby Kennedy sayesinde Şişman Çarşamba hiç gelmedi.”

MAHA tabanı, Kennedy’nin Joe Biden’a karşı yürüttüğü Demokrat Parti başkanlık adaylığı yarışından çekilmesinin ardından Trump saflarına yöneldi.

Kennedy, bağımsız yürüttüğü kampanyayı da sonlandırarak Cumhuriyetçi Parti lehine etkili bir figür haline geldi.

Trump, MAHA hareketinin kendi MAGA (Amerika’yı Yeniden Harika Yap) hareketine güç kattığını ve seçim zaferinde pay sahibi olduğunu vurguladı.

Aşı karşıtı açıklamalarıyla bilinen Kennedy, kabinede Sağlık ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı göreviyle ödüllendirildi.

Kennedy göreve gelmesinin ardından çocuklara yönelik aşı tavsiyelerinin daraltılması gibi kendi önceliklerini hayata geçirmeye başladı.

Ancak Trump yönetiminin tehlikeli bir tarım ilacının üretimini artırma adımı, iki kesim arasındaki ittifakta pürüzlere yol açtı.

MAHA temsilcileri, hareketin seçmen tabanına verilen destek güçlendirilmezse Cumhuriyetçi Parti’nin bu alandaki ağırlığını kaybedebileceği uyarısını dile getiriyor. Demokratlar ise söz konusu gerilimden faydalanmak istiyor.

Kimya endüstrisini eleştiren Demokratlar, MAHA ile ortak zemin arayışına girdi.

Başkan Trump’ın tartışmalı yabani ot ilacı Roundup’ın ana maddesi glifosatın ülke içindeki üretimini önceleyen başkanlık kararnamesinin ardından Demokratlar, Kongre oturumlarında Kennedy’yi doğrudan hedef aldı.

CBS News’in haberine göre Michigan’dan Demokrat senatör adayı Abdul El-Sayed, çevre kirliliğine yol açanlardan hesap sorulmasını ve tarım ilacı üreticilerine ürünlerinin verdiği zararlar nedeniyle dava açılmasını öngören yasal düzenlemeleri destekleyen “Daha Sağlıklı Bir Amerika Politikası Gündemi” adlı yeni bir sağlık platformu başlattı.

Bahar aylarında yapılan anketler, Amerikan kamuoyunun üçte birinden fazlasının kendini MAHA destekçisi olarak tanımladığını, bu kitlenin yaklaşık üçte ikisinin de Cumhuriyetçilere eğilimli olduğunu gösteriyor.

Buna karşılık bazı Demokratlar, MAHA tabanının oy tercihinin çantada keklik olmadığını savunuyor.

El-Sayed, CBS’e yaptığı açıklamada, “Çoğu zaman yanlış tarafta duran gıda, tarım ve ilaç şirketlerine boyun eğenlerin aksine, insanların daha sağlıklı olmasını savunan tarafın her zaman biz olduğumuzu seçmene hatırlatma fırsatına sahibiz” dedi.

Zirvede Vance ile Kennedy, yönetimin MAHA ile örtüştüğü ortak başlıklara dikkat çekti.

İkili, tıp uzmanlarının görüşlerine karşı yapay zekanın kullanılması ve Vance’in öncelikleri arasında yer alan sağlık ile sosyal güvenlik sistemlerindeki usulsüzlüklerle mücadele konularında eşgüdüm mesajı verdi.

Okumaya Devam Et

Amerika

ABD Küba’ya dönük yaptırımları sıkılaştırdı, muafiyetler kaldırıldı

Yayınlanma

ABD Hazine Bakanlığı, Küba’ya yönelik finansal kısıtlamaları genişleterek ada özel sektörüne sağlanan bankacılık kolaylıklarını ve konferans seyahati izinlerini iptal etti. 30 Eylül itibarıyla yürürlüğe giren kararla Küba ordusunun denetimindeki kuruluşlarla dolaylı işlemler yasaklanırken transit para transferleri durduruldu.

ABD, Küba’ya yönelik yaptırım rejimini 30 Eylül itibarıyla sıkılaştırarak finansal işlemlere yeni kısıtlamalar getirdi; bankacılık ve seyahat alanındaki bazı muafiyetleri yürürlükten kaldırdı.

ABD Hazine Bakanlığına bağlı Yabancı Varlıklar Kontrol Ofisi (OFAC), ABD Dışişleri Bakanlığının hazırladığı “Kısıtlı Küba Kuruluşları Listesi”nde (Cuba Restricted List) yer alan yapılarla dolaylı finansal işlem yapma yasağının kapsamını genişletti.

Bu liste; Küba ordusu, istihbaratı ve güvenlik birimlerinin denetimindeki kurumları da kapsıyor.

Yeni düzenlemeyle Amerikan bankalarının, Küba bağlantılı transit para transferlerini ABD finans sistemi üzerinden yürütme izni iptal edildi.

Söz konusu kısıtlama, transferin ABD sınırları dışında başlayıp yine ABD dışında sonuçlandığı durumları da içeriyor.

OFAC ayrıca Küba’daki bağımsız özel sektör girişimcileri adına hesap açılmasına ve bu hesapların işletilmesine imkan tanıyan özel izni geri çekti. İlgili hesaplardaki bloke edilen varlıkların serbest bırakılması için artık kurumdan özel lisans alınması şartı aranıyor.

Söz konusu kolaylıklar, Küba özel sektörünü destekleme adımları kapsamında 2024 yılında yürürlüğe girmişti. Son kararla, o dönem sağlanan esnekliklerin bir kısmı kaldırılmış oldu.

OFAC, adaya yönelik eğitim amaçlı seyahat kurallarını da zorlaştırdı; Küba’da düzenlenen mesleki toplantı ve konferanslara katılımı sağlayan genel izni sonlandırdı.

Önceden planlanmış seyahatlerin bir bölümü için ise geçiş sürecine özgü istisnalar tanındı.

ABD Başkanı Donald Trump’ın Beyaz Saray’a dönmesinin ardından Washington yönetimi Havana üzerindeki ekonomik baskıyı artırdı.

ABD, Küba’yı yeniden “teröre destek veren ülkeler” listesine aldı; ardından adaya doğrudan ya da dolaylı petrol sevkiyatı yapan ülkelere ve şirketlere ek gümrük vergisi uygulanmasını öngören mekanizmayı devreye soktu.

ABD Hazine Bakanlığı, Küba Devlet Başkanı Miguel Díaz-Canel ile kendisiyle bağlantılı çok sayıda kişi ve kuruluşa yaptırım uyguladı. Yaptırım listesine Küba Silahlı Kuvvetleri ile Devrimi Savunma Komiteleri dahil edildi.

ABD’nin Küba’ya yönelik ticaret ambargosu 1962 yılından bu yana yürürlükte kalmayı sürdürüyor.

Trump’ın süresini 14 Eylül 2027’ye kadar uzattığı ambargo, iki ülke arasındaki ticareti ve mali operasyonları sınırlandırıyor; Amerikan vatandaşları ve şirketlerinin özel lisans olmaksızın Küba ile işlem yapmasını yasaklıyor.

Okumaya Devam Et

Amerika

ABD’de seçmenlerin yüzde 51’i meclis kontrolünü Demokratlara vermek istiyor

Yayınlanma

Quinnipiac Üniversitesi anketi, ABD Kongre seçimleri öncesinde Demokratların Temsilciler Meclisi yarışında Cumhuriyetçilere 12 puan fark attığını ortaya koydu. Katılımcıların yüzde 51’i meclis çoğunluğunun Demokratlara geçmesini isterken, ABD Başkanı Donald Trump’ın performansını onaylamayanların oranı yüzde 61 ile rekor düzeye ulaştı.

ABD’de Kongre ara seçimleri öncesinde kamuoyu tercihlerini inceleyen yeni araştırma, Temsilciler Meclisi yarışında Demokrat Parti’nin Cumhuriyetçilerin 12 puan önünde yer aldığını ortaya koydu.

Quinnipiac Üniversitesi anketine göre seçmenlerin yüzde 51’i meclis çoğunluğunu Demokratların kazanmasını isterken, bu tercihi Cumhuriyetçilerden yana kullananların oranı yüzde 39 seviyesinde kaldı.

Araştırmaya katılanların yüzde 9’u ise tercihi konusunda kararsız olduğunu belirtti.

Quinnipiac Üniversitesi’nin 10 Eylül tarihli bir önceki yoklamasında Demokratların çoğunluğu almasını isteyenler yüzde 49, Cumhuriyetçileri destekleyenler yüzde 38 olarak ölçülmüş, kararsızların oranı ise yüzde 13 olarak kayıtlara geçmişti. Son veriler, sandık gününe beş hafta kala Demokratların meclis denetimindeki farkı koruduğuna işaret ediyor.

Araştırma, seçmenlerin Kongre’deki her iki partinin mevcut performansına da mesafeli yaklaştığını gösteriyor.

Ankete katılanların yalnızca yüzde 26’sı Cumhuriyetçilerin Kongre’deki icraatını onaylarken, yüzde 67’si olumsuz görüş bildirdi.

Demokratların meclisteki faaliyetlerini onaylayanların oranı yüzde 22’de kalırken, hoşnutsuzluk belirtenlerin oranı yüzde 69’a ulaştı.

Anket, ABD Başkanı Donald Trump’a yönelik kamuoyu desteğindeki erimeyi de ortaya koydu.

Seçmenlerin yüzde 34’ü Trump’ın başkanlık performansını onayladığını belirtirken, onaylamayanların oranı yüzde 61 oldu.

Bu veri, Quinnipiac Üniversitesi anketleri tarihindeki en yüksek hoşnutsuzluk oranı olarak kaydedildi. Üniversitenin 18 Ocak 2021 tarihli araştırmasında da aynı düzeyde olumsuz değerlendirme ölçülmüştü.

Trump daha önce yaptığı bir değerlendirmede, Cumhuriyetçilerin çoğunluğu kaybetmesi halinde Demokratların azil sürecini başlatabileceğini dile getirmişti.

ABD’de ara seçimler 3 Kasım 2026 tarihinde düzenlenecek. Sandıkta Temsilciler Meclisi’nin 435 sandalyesinin tamamı ve Senato’nun yaklaşık üçte biri yenilenecek.

Seçim sonuçları, Kongre’nin iki kanadını önümüzdeki iki yıl boyunca hangi siyasi partinin denetleyeceğini belirleyecek.

Okumaya Devam Et

Çok Okunanlar

English