Avrupa
Eski NATO-Rusya Konseyi Başkanı Kujat: Avrupa jeopolitik önemsizliğe sürükleniyor

NATO-Rusya Konseyi eski Başkanı ve Alman Silahlı Kuvvetleri (Bundeswehr) eski Genelkurmay Başkanı Harald Kujat, Neutrality Studies yayınında yaptığı kapsamlı değerlendirmede, Ukrayna’daki savaşın diplomatik çözüm zeminini kaybetme riski taşıdığını ve Washington’ın Grönland üzerindeki taleplerinin NATO içindeki bütünlüğü sarstığını belirtti.
NATO-Rusya Konseyi eski Başkanı ve emekli Tümgeneral Harald Kujat, uluslararası ilişkiler uzmanı Pascal Lottaz’ın Neutrality Studies yayınına verdiği mülakatta, Ukrayna savaşının gidişatı, Washington yönetiminin Avrupa üzerindeki baskısı ve son dönemde tırmanan Grönland krizi hakkında açıklamalarda bulundu.
Kujat, mevcut konjonktürde Avrupa’nın “jeopolitik önemsizliğe” sürüklendiğini belirterek, NATO’nun kurucu ilkelerine ve diplomasi kanallarına dönülmesi çağrısında bulundu.
Mülakatta, Ukrayna’daki savaşın diplomatik yollarla sonlandırılmasına yönelik girişimleri değerlendiren Kujat, Ağustos 2023’te bir grup uzmanla birlikte hazırladıkları barış önerisinin sahadaki askeri değişimler nedeniyle geçerliliğini yitirdiğini ifade etti.
ABD Başkanı Donald Trump’ın açıkladığı 28 maddelik taslağa atıfta bulunan Kujat, bu girişimin nihai bir sonuçtan ziyade müzakerelerin başlaması için bir zemin teşkil ettiğini belirtti.
Kujat, mevcut durumda taraflar arasında bir kilitlenme yaşandığını vurgulayarak şu ifadeleri kullandı:
“Başkanın 28 maddelik önerisi bir barış müzakeresi sonucu değil, müzakerelerin başlaması için bir temel niteliğindedir. Avrupalı müttefikler bu sürece etkide bulunmaya çalıştı. Ukrayna ve Rusya hükümetleri ile koordinasyon halinde değişiklikler yapıldı. Ancak nihai önerinin neye benzediği henüz kamuoyuna tam olarak yansımadı.”
Savaşın uzamasının Ukrayna’nın egemen bir devlet olarak varlığını tehdit ettiğini belirten Kujat, “Ölümler sona ermeli. Ukrayna bağımsız, tarafsız ve güvenli bir devlet olarak varlığını sürdürebilmelidir. Savaş askeri olarak uzadıkça, bu hedefe ulaşma riski artıyor ve savaşın müzakere masasında değil, savaş meydanında sonuçlanması tehlikesi doğuyor” uyarısında bulundu.
“Ukrayna’nın NATO üyeliği meselesi Rusya için her zaman bir ‘olmazsa olmaz’ teşkil etti”
Emekli General, olası bir barış anlaşmasının önünde çözülmesi gereken dört ana zorluk bulunduğunu sıraladı: Toprak bütünlüğü sorunu, Ukrayna’nın NATO üyeliği talebi, Ukrayna Silahlı Kuvvetleri’nin gelecekteki büyüklüğü ve güvenlik garantileri.
Rusya’nın NATO üyeliği konusundaki tutumunun net olduğunu hatırlatan Kujat, “NATO üyeliği meselesi başından beri rol oynadı ve Rusya için her zaman bir ‘olmazsa olmaz’ (no-go) teşkil etti. Bunu çok net ifade etmek gerekiyor” değerlendirmesinde bulundu.
Güvenlik garantileri konusunun en karmaşık başlık olduğunu vurgulayan Kujat, İstanbul sürecinde (Nisan 2022) masaya gelen taslağa atıfta bulundu.
Rusya’nın da aralarında bulunduğu BM Güvenlik Konseyi daimi üyelerinin garantörlüğünün öngörüldüğünü hatırlatan Kujat, o dönemde Ukrayna’nın garantör devletlerin bağımsız müdahale hakkını savunduğunu, Rusya’nın ise garantörler arasında koordinasyon talep ettiğini belirtti.
Kujat, “Ukrayna bunu bir veto yetkisi, yani yardımı engelleme girişimi olarak gördü. Ancak bu konu devlet başkanları düzeyinde çözülecekti, ne yazık ki müzakereler devam etmedi” dedi.
“NATO’nun yaptığı en büyük hata Rusya ile iletişim kanallarını kapatmasıydı”
Kujat, NATO ile Rusya arasındaki geçmiş işbirliği mekanizmalarının, özellikle kriz anlarında hayati önem taşıyan iletişim kanallarının kapatılmasını “büyük bir hata” olarak nitelendirdi.
1997 NATO-Rusya Kurucu Senedi ve NATO-Rusya Konseyi’nin işlevselliğine dikkat çeken Kujat, kendisinin de NATO-Rusya Genelkurmay Başkanları Konseyi’ne başkanlık ettiği dönemde, Rus mevkidaşlarıyla düzenli olarak bir araya geldiklerini hatırlattı.
Kujat, ittifakın stratejik hatasını şu sözlerle açıkladı:
“NATO’nun yaptığı en büyük hata, barışı korumak ve savaşı önlemek için tasarlanmış, neredeyse dostane ilişki döneminde kurulan düzenlemeyi, tam da ihtiyaç duyulduğu anda, yani 2008’den itibaren askıya almasıydı. Kriz yönetimi veya çatışma önleme konusunda bilgi sahibi olan herkes bilir ki, iletişim tam da potansiyel bir çatışmanın erken aşamalarında hayati önem taşır.”
Emekli General, Kursk denizaltı kazası sonrası yapılan ortak kurtarma tatbikatları ve Rus askerlerinin NATO komutası altında Kosova’da görev yapması gibi geçmişteki somut işbirliği örneklerini hatırlatarak, mevcut gerilimin kaçınılmaz olmadığını ima etti.
NATO’dan Rusya sınırına ‘dijital kalkan’: İnsansız savunma hattı kuruluyor
“Grönland sırf ABD ile AB arasında değil, doğrudan bir NATO meselesi”
Mülakatın en dikkat çekici bölümlerinden biri, ABD yönetiminin Grönland üzerindeki hak iddiaları ve bu durumun NATO içindeki yansımaları üzerineydi.
Kujat, Washington’ın Grönland’ı satın alma veya askeri güçle kontrol etme yönündeki söylemlerinin, Danimarka ile ABD arasındaki ikili bir sorundan ziyade, doğrudan bir NATO meselesi olduğunu savundu.
Bu konunun Davos gibi platformlarda değil, NATO zirvelerinde ele alınması gerektiğini vurgulayan Kujat, şu hukuki ve stratejik analizi yaptı:
“Bu, ABD ile AB arasında bir mesele değil. Bu bir güvenlik politikası sorunu, stratejik bir çıkar çatışmasıdır. Dolayısıyla bu bir NATO meselesidir. Danimarka ile ABD arasında 1951 tarihli, 2004’te güncellenen bir savunma anlaşması var ve bu anlaşma NATO bağlantısına atıfta bulunur. Eğer Grönland’ın güvenliğiyle ilgili sorunlar varsa, bu Avrupalıları da ilgilendirir. NATO içinde farklı güvenlik bölgeleri olamaz; her müttefikin güvenliği eşittir.”
Kujat ayrıca, müttefiklere yönelik gümrük tarifesi artışlarının da NATO Antlaşması’nın ekonomik işbirliğini düzenleyen 2. maddesine aykırı olduğunu belirterek, “Avrupalı müttefiklere gümrük vergilerini artırmak NATO Antlaşması’nın ihlalidir” dedi.
Dünya düzeninin ABD, Çin ve Rusya ekseninde çok kutuplu bir yapıya evrildiğini belirten Kujat, Washington’ın bu geçişi engellemeye veya kendi lehine şekillendirmeye çalıştığını kaydetti. ABD Başkanı Trump’ın Batı yarım küre odaklı düşündüğünü ve Monroe Doktrini’ni canlandırdığını ifade eden Kujat, Avrupa’nın bu denklemde etkisiz kaldığını vurguladı.
Avrupa’nın kendi çıkarlarını savunabilmesi için NATO içinde daha güçlü bir sütun oluşturması gerektiğini savunan Kujat, Avrupa Birliği’nin (AB) savunma konusunda yetersiz olduğunu dile getirdi.
Kujat, “AB bu bağlamda tamamen uygunsuzdur. Bu iş NATO içinde, İngiltere, Fransa, Almanya ve İtalya gibi büyük Avrupa ülkelerinin liderliğinde yapılmalıdır” değerlendirmesinde bulundu.
NATO: Çin, Avrupa’nın enerji güvenliği için Rusya kadar tehlikeli
“Almanya’daki nükleer silahlanma tartışmaları duyduğum en çılgınca şey”
Almanya’nın 2011’de yaptığı reformla Bundeswehr’i (Alman Ordusu) ulusal savunma ve ittifak savunması kapasitesinden uzaklaştırarak sadece dış misyonlara odaklı hale getirdiğini eleştiren Kujat, bu hatanın düzeltilmesinin zaman alacağını belirtti. Almanya’da son dönemde gündeme gelen nükleer silahlanma tartışmalarını ise sert bir dille reddetti:
“Almanya için nükleer silahlanma tartışmalarının yeniden gündeme geldiğini duyduğumda, bunun şu an tartışılan en çılgınca şey olduğunu söyleyebilirim. Tamamen absürt ve ulusal güvenlik çıkarlarımıza aykırıdır.”
“Sadece caydırıcılık üzerine kurulu düşünce yapısı diğer bileşeni tamamen yok sayıyor”
Kujat, mülakatın sonunda NATO’nun 1967 tarihli Harmel Raporu’ndaki stratejisine dönmesi gerektiğini vurguladı. Güvenliğin sadece caydırıcılıkla sağlanamayacağını, bunun yanı sıra siyasi istikrar ve diyalog gerektiğini belirten Kujat, sözlerini şöyle tamamladı:
“Sadece caydırıcılık üzerine kurulu düşünce yapısı diğer bileşeni tamamen yok sayıyor. Dengenin siyasi olarak istikrara kavuşturulması gerekir. Bu da karşı tarafın çıkarlarını, hedeflerini ve yeteneklerini anlayarak, silahsızlanma ve güven artırıcı önlemlerle sağlanır. Tıpkı bir teğmenin durum muhakemesi yaparken hem kendi durumunu hem de düşmanın durumunu bilmesi gerektiği gibi. Ancak politikacılar bunu öğrenmiyor.”
Avrupa
Almanya, Rusya’ya karşı binlerce yeni füze almaya hazırlanıyor

Bloomberg’ün haberine göre Almanya, Tomahawk sevkiyatında yaşanan gecikmeler üzerine savunma cephaneliğini binlerce hassas vuruş füzesiyle takviye etmeyi planlıyor. Berlin, Amerikan girişimi Covenant’tan 1,12 milyar doları aşan Anthem füzeleri almanın yanı sıra Ukrayna, Hollanda ve İngiltere ortaklı projeleri değerlendiriyor.
Almanya, savunma cephaneliğini genişletmek amacıyla binlerce hassas vuruş füzesi satın almayı planlıyor.
Almanya ordusunun envanterinde şu anda yalnızca havadan fırlatılan ve yaklaşık 500 kilometre gibi görece kısa bir menzile sahip olan Taurus seyir füzeleri yer alıyor.
Bloomberg’ün konuya aşina kaynaklara dayandırdığı haberinde, Berlin’in Amerikan Raytheon üretimi BGM-109 Tomahawk füzeleri ile Typhon fırlatma sistemlerini tedarik etme planının ise gecikmelerle karşılaştığı belirtildi.
Bu tablonun ardından Almanya Savunma Bakanlığı, çok sayıda üreticiyle binlerce hassas vuruş füzesi almak üzere görüşmelere başladı.
Berlin’in benimsediği strateji, görece düşük maliyetli füzeleri yüksek adetlerle temin ederek nicelik üstünlüğü kurmayı ve olası bir hasmın hava savunma sistemlerini doygunluğa ulaştırarak felce uğratmayı amaçlıyor.
Görüşme yürütülen taraflardan birini Amerikan savunma girişimi Covenant oluşturuyor.
Almanya, bu şirketten 1,12 milyar doları aşan bir maliyetle karadan fırlatılan binlerce Anthem seyir füzesi almayı değerlendiriyor.
Covenant şirketi ABD kökenli olmasına karşın projenin Avrupa ile doğrudan bağı sürüyor. Girişim, bu yıl Almanya’nın Leipzig kentinde bir fabrika açtı.
Fabrikadaki ilk füzelerin 2027 yılının başında üretim bandından çıkması hedefleniyor.
Gelecek yılın sonuna kadar bin adet üretmeyi planlayan şirket, bağımsız Avrupa tedarik zincirlerinden faydalanarak 2028 yılına gelindiğinde yıllık 5 bin füzelik azami kapasiteye ulaşmayı amaçlıyor.
Berlin tek bir tedarikçiye bağlı kalmamak için alternatifleri inceliyor
Berlin yönetimi tek bir şirkete bağımlı kalmaktan kaçınmak için farklı seçenekleri de gündemde tutuyor.
Bu kapsamda Ukrayna ile Bars seyir füzelerinin ortak üretimi ve satın alınması yönünde temaslar yürütülüyor.
Hollanda merkezli Destinus SA şirketinin geliştirdiği Ruta füzeleri de incelenen seçenekler arasında yer alıyor.
Almanya ve İngiltere ortak girişimi olan Hypersonica ile de yüksek hızlı HS1 füzelerinin geliştirilmesi konusu ele alınıyor.
Avrupa ülkeleri, Ukrayna’daki çatışmaların başlamasının ardından geniş kapsamlı bir yeniden silahlanma sürecine girdi.
Rusya’nın Berlin Büyükelçisi Sergey Neçayev ise mayıs ayında yaptığı açıklamada Almanya’nın Rusya ile askeri bir karşı karşıya gelişe hazırlandığını öne sürmüştü.
Neçayev, Almanya’nın Ukrayna’daki çatışmalara taraf olmama yönündeki resmi beyanlarına rağmen askeri harcamalarını artırdığını, ordu mevcudunu büyüttüğünü ve silahlanma adımlarını hızlandırdığını savundu.
Avrupa
Avusturya, dört Rus diplomatı sınır dışı etti

Avusturya, üçü büyükelçilikte biri AGİT temsilciliğinde görevli dört Rus diplomatı casusluk şüphesiyle sınır dışı etti. Karara tepki gösteren Rusya Dışişleri Bakanlığı misillemenin kaçınılmaz olduğunu duyururken Viyana’nın 2022’den bu yana sınır dışı ettiği Rus görevli sayısı en az 18’e ulaştı.
Avusturya, dört Rus diplomatı “istenmeyen kişi” ilan ederek sınır dışı etti. Diplomatlardan üçü Viyana’daki Rusya Büyükelçiliğinde görev yaparken biri ülkenin Avrupa Güvenlik ve İşbirliği Teşkilatı (AGİT) Daimi Temsilciliğinde yer alıyordu.
Gelişmeyi cuma günü ilk olarak Avusturya dergisi Profil duyurdu; kamu yayıncısı ORF ve Die Presse gazetesi de Dışişleri Bakanlığına dayandırdıkları haberlerle bilgiyi teyit etti.
Bakanlık açıklamasında kararın güvenlik birimlerinden gelen veriler doğrultusunda alındığı belirtildi. Açıklamada, dört Rus görevlinin diplomatik statüleriyle bağdaşmayan faaliyetler yürüttüğü kaydedildi.
Moskova ise karara gecikmeden karşılık verileceğini duyurdu. Rusya Dışişleri Bakanlığı, Avusturya’nın bu adımına yönelik tepkinin “kaçınılmaz olarak geleceğini” açıkladı.
Avusturya Dışişleri Bakanlığı verilerine göre Viyana’daki Rusya Büyükelçiliğinde toplam 48 diplomat görev yapıyor. 23 Rus vatandaşı da ülkenin AGİT Daimi Temsilciliğinde yer alıyor.
Profil: Rus diplomatlar casuslukla suçlanıyor
Profil dergisi, sınır dışı edilen dört Rus diplomatın casusluk şüphesiyle hedef alındığını aktardı.
Bu isimlerin, araştırmacı yayın organı Agentstvo’nun ağustos başında yayımladığı ve istihbarat servisleriyle bağlantılı olabileceği öne sürülen 21 kişilik diplomat listesinde yer alıp almadığı ise henüz netleşmedi.
Profil, Avusturya Savunma Bakanlığının ağustos ayı ortasında askerlere olası Rus ajan devşirme girişimlerine karşı uyarı yazısı gönderdiğini ve şüpheli temasların bildirilmesini istediğini kaydetti.
Avusturya makamlarının gündemine giren bir diğer başlık ise Viyana sakinlerinin Rusya Büyükelçiliği çatısından gelen seslere yönelik şikayetleri oldu.
İngiliz The Financial Times gazetesi mart ayında kaynaklarına dayandırdığı haberinde, çatıdaki “anten ormanı” aracılığıyla NATO ve diğer uluslararası kuruluşların haberleşmelerinin dinlendiğini öne sürmüştü. Viyana yönetimi bu iddialar üzerine mayıs ayında üç Rus diplomatı sınır dışı etmişti.
Avusturya Dışişleri Bakanlığı eylül ayı ortasında yerel haber ajansı APA’ya yaptığı açıklamada, Rusya Büyükelçiliği temsilcilerinin çatıdaki havalandırma pervanelerinin arızalandığını savunarak gürültü için özür dilediğini bildirmişti.
Şubat 2022’de Ukrayna’da başlayan savaştan bu yana Avusturya, son kararla birlikte Rus temsilciliklerindeki en az 18 personeli sınır dışı etmiş oldu.
Avrupa
Sırbistan’da öğrenci mitinginde yüzbinlerce kişi bir araya geldi

Sırbistan’da öğrencilerin öncülüğündeki hareketin son mitingi için perşembe günü yüz binlerce kişi Belgrad’ın merkezinde bir araya geldi.
25 Ekim’de yapılacak erken parlamento seçimleri öncesinde yapılan mitingin organizatörleri, mitinge en az 200.000 kişinin katıldığını belirtti.
Hareket, Aleksandar Vučić ve Sırp İlerleme Partisi’nin (SNS) 14 yıllık iktidarını sona erdirmeyi ve yaklaşık iki yıldır süren hükümet karşıtı protestoları bir seçim zaferine dönüştürmeyi hedefliyor.
Protesto hareketi, Kasım 2024’te kuzeydeki Novi Sad kentinde bir tren istasyonu kanopisinin çökmesi sonucu 16 kişinin hayatını kaybetmesi ve bunun ülke genelinde öğrenciler öncülüğünde kitlesel yolsuzluk karşıtı protestolara yol açmasının ardından ortaya çıktı.
Göstericiler, felaketin sorumlusu olarak hükümetin yolsuzluğunu gösterdi fakat henüz kimse cezai olarak sorumlu tutulmadı.
Öğrenci Listesi’nden birçok aday kalabalığa hitap etti. Aralarında, yargı ve savcılığın siyasi baskı ve kişisel çıkarların etkisinden arındırılması çağrısında bulunan tanınmış Sırp aktör Tihomir Stanić de vardı.
Stanić, “Hepimiz kanun önünde eşit olmamaktan bıktık. Sırbistan özgürlüğü, adaleti ve hesap verebilirliği hak ediyor,” dedi.
Miting, son iki yıldır öğrenci hareketinin harekete geçirdiği çok sayıda genç de dahil olmak üzere her yaştan insanı bir araya getirdi.
Belgrad’dan 26 yaşındaki Nađa, başından beri öğrencileri desteklediğini ve adalet ve daha iyi bir gelecek için mücadele eden insanların yanında yer almaktan gurur duyduğunu söyledi.
Rapporteur’e verdiği demeçte, “Öğrenci Listesi’nin seçimi kazanmasını bekliyorum fakat iktidar yetkililerinin sonuçları sorgulamak ve itibarsızlaştırmak için ellerinden gelen her şeyi yapacaklarına inanıyorum,” dedi.
Mitinge, siyasi değişim ve çocukları için daha iyi bir gelecek umduğunu belirten daha yaşlı destekçiler de katıldı.
61 yaşındaki Dragana, Rapporteur’e, “Umarım yeni hükümet, çocuklarımızın Sırbistan’ı terk etmek zorunda kalmadan geleceklerini kurabilecekleri bir ülke yaratır,” dedi.
Seçimler, Vučić’in iktidar partisinin yıllarca kendisiyle kıyaslanabilecek kadar güçlü bir seçim rakibiyle karşılaşmadığı 2012’de SNS’nin iktidara gelmesinden bu yana Sırbistan’da görülen en belirsiz seçimler olarak değerlendiriliyor.
Seçim kampanyası neredeyse bir referandum havasına büründü. Oylama, genel olarak SNS’nin iktidarının devamı ile siyasi değişim umudu arasında bir seçim olarak görülüyor.
Anketler, iktidar koalisyonu ile Öğrenci Listesi arasında başa baş bir yarışa işaret ediyor. Salı günü yayınlanan son ankete göre, kararını vermiş seçmenler arasında SNS liderliğindeki koalisyon %42,9, Öğrenci Listesi ise %42 oy oranına sahip.
Avrupa Parlamentosu heyeti de dahil olmak üzere uluslararası gözlemciler, seçimleri izleyecek.
Seçimlerin nasıl yürütüleceği, seçim koşulları, demokratik standartlar ve hukukun üstünlüğü konusundaki süregelen endişeler nedeniyle, uzun süredir durma noktasına gelen Sırbistan’ın AB üyelik süreci üzerinde önemli etkiler yaratabilir.
Amerika5 gün önceSenatör Sanders: Silikon Vadisi zenginleri “korkunç bir plan” üzerinde çalışıyor
Dünya Basını2 hafta önceİngiliz diplomat Crooke: Suudi Arabistan’da asıl çöküş içeriden gelecek
Dünya Basını2 hafta önceBrezilya’da Bolsonaro rüzgarı ve Lulismonun sınırları
Dünya Basını2 hafta önceRay Dalio: ABD için 3 yıl içinde borç krizi görüyorum
Rusya2 hafta önceRusya, Trump ile varılan mutabakatla dizel ihracatını kısmen serbest bıraktı
Avrupa2 hafta önceBerlin’de Sol Parti, SPD-Yeşiller koalisyonu için “İsrail’in var olma hakkı”nın altını çizdi
Avrupa2 hafta önceBurnham: Brexit oylamasında Rus müdahalesi var
Avrupa2 hafta önceLe Pen ve Mélenchon farkı açıyor








