Avrupa
Fransa, “Made in Europe” konusunda Almanya’ya boyun eğdi

Almanya, Avrupa’nın zor durumdaki endüstrilerini en iyi şekilde nasıl koruyacakları konusunda uzun süredir devam eden çekişmede Fransa’ya karşı geçici bir zafer kazandı.
Belçika kırsalında düzenlenen gayriresmi AB zirvesi, bloğun en büyük iki ekonomisinin liderleri olan Fransa Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron ve Almanya Şansölyesi Friedrich Merz’in “Made in Europe” konusundaki anlaşmazlıklarının gölgesinde gerçekleşti.
Fransa, AB’nin zor durumdaki sektörleri kamu fonları aktararak korumak istiyor; Almanya ise endüstrilerin kendi başlarının çaresine bakmaları ve küresel pazarda başarılı olmayı öğrenmeleri gerektiğine inanıyor.
Perşembe günü, Avrupa’nın en büyük iki ülkesi, “Made in Europe” tartışmasında siyasi bir ateşkes ilan ettiler. Bu ateşkes, Berlin’in daha piyasa odaklı planlarının teyidi niteliğinde.
Çarşamba günü, yerli sanayiyi yabancı rakiplerden korumakta başarısız olduğu için Avrupa’nın “naifliğini” eleştiren Macron, AB şirketlerinin yalnızca “özellikle tehdit altındaki belirli kritik sektörlerde” ayrıcalıklı muamele görmesi gerektiğini kabul etti.
Fransız mevkidaşının yanında duran Merz, “Emmanuel Macron ve ben, neredeyse her zaman olduğu gibi, bu konularda hemfikir olduğumuz için memnunum,” dedi.
Macron’un “korumacılık” önerisi stratejik sektörlere geriledi
Macron, mart ayında yapılacak resmi AB zirvesinde, ulusal hükümetlerin tercihli muamele uygulayacağı belirli sektörlerin “belirleneceğini” ekledi.
Bu, Paris’in önceki önerisinden, çelikten uydu üreticilerine kadar neredeyse tüm AB endüstrilerinin ABD gümrük vergilerinden ve haksız sübvansiyon alan Çinli rakiplerden korunmayı hak ettiği yönündeki önerisinden açıkça geri adım atılması anlamına geliyor.
Merz, zirvenin ardından “Mesele tam olarak, kendimizi genel olarak rekabetten korumaya çalışmamamız gerektiği,” dedi.
Şansölye, Avrupa’nın “stratejik sektörlere ve aşırı kapasite ve yüksek sübvansiyonlu ihracat gibi somut örneklere odaklanması” gerektiğini ekledi ve Çin’in devlet tarafından yoğun bir şekilde sübvansiyonlanan üreticilerine üstü kapalı bir şekilde atıfta bulundu.
Avrupa Konseyi Başkanı António Costa ise liderlerin görüşmelerinde, “seçilmiş stratejik sektörler” için “orantılı ve hedefli” bir Avrupa tercih ilkesine duyulan ihtiyaç konusunda “geniş bir mutabakat” olduğunu belirtti ama ayrıntılara girmedi.
Aciliyet duygusu: Tek pazarı güçlendirmek
Aynı zamanda Brüksel, yerli sanayiyi canlandırma konusundaki kendi hedeflerini de azaltıyor.
Euractiv’in gördüğü bir taslağa göre, yakında yürürlüğe girecek olan “Sanayi Hızlandırıcı Yasası” (IAA), AB ekonomisinde imalatın payını bugünkü %14’lük seviyeden 2035 yılına kadar %20’ye çıkarmayı hedefliyor.
Bu hafta başında Avrupa tercih ilkesi konusunda ihtiyatlı bir tavır sergileyerek bunun ince bir çizgi olduğunu belirten Ursula von der Leyen, IAA’nın önümüzdeki ay yapılacak resmi AB zirvesi öncesinde “stratejik sektörler için sağlam iktisadi analizlere dayalı” tercihli muamele önerisinde bulunacağını söyledi.
Avrupa Komisyonu Başkanı ayrıca, AB liderlerinin mart ayında bir araya gelmeden önce, bloğun parçalanmış tek pazarını entegre etmek için bir “yol haritası” açıklayacağına söz verdi; bu yol haritasında belirli “zaman çizelgeleri” ve “hedefler” yer alacağını söyledi.
Von der Leyen, “Baskı ve aciliyet duygusu çok büyük ve bu, dağları yerinden oynatabilir,” dedi.
Meloni’den ortak borçlanmaya “prensipte” destek
İtalya Başbakanı Giorgia Meloni, AB ekonomisine yatırımı artırmak için ortak Avrupa borcu çıkarılmasına prensipte destek verdiğini açıkladı.
Alden Biesen’de düzenlenen Avrupa zirvesi öncesinde gazetecilere konuşan Meloni, kişisel olarak bu fikri desteklediğini söyledi.
Meloni, ortak borç veya eurobondların AB üye ülkeleri arasında tartışmalı bir konu olmaya devam ettiğini kabul etti.
Fransa Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron bu hafta başında bu konsepti desteklediğini yinelemiş ama Almanya buna hemen karşı çıkmıştı.
Kamu finansmanı konusu, Alden Biesen’deki zirvenin resmi gündeminde yer almadı. Almanya Başbakanı Friedrich Merz, bu tür tartışmaların mart ayında yapılacağını açıkladı.
Fransa veya İtalya’ya kıyasla daha düşük bir ulusal borca sahip olan Almanya, geleneksel olarak Avrupa düzeyinde ortak borca karşı çıkıyor.
Berlin, dönemin Şansölyesi Angela Merkel’in liderliğinde pandemi sırasında bir istisna yapsa da, Merkel bunun tek seferlik bir önlem olduğunu vurgulamıştı.
Bundesbank şefinin ortak borçlanma çıkışı tepki yarattı
Öte yandan, Avrupa’nın ortak borcu konusundaki tartışmalar Almanya’da da devam ediyor.
Bundesbank Başkanı Joachim Nagel, geçtiğimiz günlerde bu fikre şartlı destek verdiğini açıklayarak, sıkı kriterlerin Avrupa’yı dış yatırımcılar için daha cazip hale getirebileceğini belirtti.
Nagel, güvenli Avrupa varlıkları için likit bir piyasanın yatırım cazibesini artıracağını savundu.
Nagel’in yorumları Bundesbank’ın içinden hemen tepki geldi.
Alman haber ajansı dpa, Nagel’in açıklamalarının yalnızca kişisel görüşünü yansıttığını ve merkez bankası yönetim kurulu ile koordine edilmediğini bildirdi.
Merkez bankası bu konuda yeni bir tutum benimsemedi.
“Rekabet gücünün dostları”
Avrupa liderleri, Avrupa ekonomisini ve rekabet gücünü desteklemek için harekete geçme ihtiyacının aciliyetini paylaşıyorlar.
Birçoğu, perşembe günü düzenlenen gayri resmi toplantıya vardıklarında bu görüşlerini dile getirdiler.
Avrupa Komisyonu’ndan, bu yıl sonuna kadar uygulanacak somut öneriler talep etmeyi planlıyorlar.
Belçika Başbakanı Bart De Wever, ABD ve Çin’den gelen artan baskı ve jeopolitik gerilimler nedeniyle zayıflayan Avrupa’nın rekabet gücü temalı 27 devlet ve hükümet başkanının katıldığı bu “gayri resmi toplantı”nın arkasında olmaktan gurur duyduğunu söyledi.
Gün, 19 ülke arasında yapılan hazırlık toplantısıyla başladı. De Wever, “Bu kulübün adı ‘rekabet gücünün dostları’, bu her şeyi açıklıyor,” dedi.
“Çekirdek Avrupa” fikri güç kazanıyor
Zirvede Fransa, Almanya, İtalya ve diğer ülkelerin liderleri, önümüzdeki ay Avrupa Konseyi’nde ayrıntıları netleştirecekleri, daha küçük gruplar halinde inisiyatifler başlatma ve bunlara katılma planlarını desteklediler.
Hükümetler, Avrupa’nın rekabet gücünün, birçok fikrinin kararsızlık ve uyuşmazlık içinde boğulması nedeniyle kaybolmakta olduğu için aciliyet hissine kapıldıklarını söylediler.
Fransa Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron, “Hızlı hareket etmeliyiz,” derken, Avrupa Konseyi Başkanı António Costa’ya göre zirve, “refahımızı artırmak, yüksek kaliteli işler yaratmak ve satın alınabilirliği sağlamak” için nasıl bir yol izleneceği konusunda “stratejik beyin fırtınası” yapılmasına vesile oldu.
Costa, “Bugünkü tartışma, bu hedefe yönelik yeni bir enerji ve ortak bir aciliyet duygusu getirdi,” dedi.
Gelecek ay Brüksel’de yapılacak resmi zirvede, Ursula von der Leyen, idari yüklerin azaltılması ve Avrupa’daki startup’ların büyümesine yardımcı olmak için özel ve kamu sermayesinin serbest bırakılması gibi alanlarda reformları belirleyen, “Tek Avrupa, Tek Pazar Yol Haritası ve Eylem Planı” olarak adlandırdığı planı sunacak.
Liderler, yaz öncesi tekrar bir araya geldiklerinde planı oylayacaklar.
27 ülkenin tamamı bazı konularda anlaşmaya varamazsa, AB “gelişmiş işbirliği” olarak adlandırdığı yöntemi kullanacak.
Bu yöntem, politika önerileri konusunda daha hızlı hareket eden daha küçük üye ülke gruplarını kapsıyor.
Bu yöntem, bazı liderler tarafından daha önce savunulmuş olsa da, büyük ölçüde kaçınılmış ve bölücü olarak nitelendirilmişti.
POLITICO’ya konuşan bir AB diplomatı, “Gelişmiş işbirliği konusundaki tartışmalar, üye ülkeleri ikna etmek için bir motivasyon faktörü olabilir,” dedi.
Diplomat, bazı ülkelerin bu politikaların belirli yönleri hakkında endişeleri olsa bile, refahı artıracak önlemlerde geride kalma riskini göze almak istemeyeceklerini açıkladı.
Avrupa
Fransa’da liseli eylemleri sürüyor: Yüzlerce okul kapandı

Fransa’da lise protestoları sürerken 560’tan fazla okulda eğitim aksadı; eylemlerin başından bu yana 2 bin öğrenci gözaltına alındı.
Le Figaro’nun öğlen saatlerindeki verilerden aktardığına göre, lise protestoları devam ederken sürmekte olan kargaşadan dolayı 564 okul ve eğitim kurumunda eğitim aksadı ve bugün şu ana kadar yaklaşık 600 kişi gözaltına alındı.
The Guardian muhabirine konuşan 17 yaşındaki Sophia, Paris’teki Voltaire Lisesi’nin önünde kurulan barikatın en ön saflarında yer alıyordu.
Gerçek adının yayınlanmasını istemeyen öğrenci, “Bunun devasa bir gençlik protesto hareketine dönüşmesini umuyoruz,” dedi.
Yüzlerce kişiyle birlikte okul girişini kapatmanın ikinci gününde olan Sophia, tüm derslerin iptal edilmesini sağlamış.
Fransız öğrenci, “Sadece hükümetin bizi dinlemesini istiyoruz. Kötü koşullarda ders çalışmak zorunda kalmaktansa burada durup bunu yapmayı tercih ederiz. Sesimizi duyurmanın tek yolu bu,” dedi.
“Okul bir haktır, ayrıcalık değil,” yazan bir karton pankartın önünde Sophia, Fransa genelindeki gençlerin şikayetlerini sıraladı: Eğitime yönelik devlet yatırımlarının yetersizliği, yıkılmak üzere olan binalarda 40 çocuğa kadar çıkan aşırı kalabalık sınıflar, öğretmenlerin düşük maaşları, personel devamsızlıkları ve başarıyı sosyal kökenin belirlediği eşitsiz bir sistem.
Protestonun diğer nedenleri arasında, üniversite başvuruları için kullanılan şeffaf olmayan ve kullanımı zor çevrimiçi sistemin yanı sıra, Mayıs ve Haziran aylarındaki sıcak dalgaları sırasında sınıflarda yaşanan dayanılmaz sıcaklıklar da yer alıyordu.
Sanat eğitimi almak ve animasyon alanında çalışmak isteyen Sophia, “Eğitim bütçesi paramparça edilirken, orduya çok fazla ek fon aktarılıyor,” dedi.
Öğrenci, gösterilerin ve barikatların önümüzdeki haftaya da devam etmesini umduğunu belirtti. Birkaç öğretmen de destek vermek amacıyla barikatların yanında durdu.
Gazetecilere “Jean” takma adıyla tanıtan bir öğrenci ise Paris’te lisenin son sınıfında okuyor.
17 yaşındaki öğrenci, kendisinin ve sınıf arkadaşlarının okulların yakılmasını istemediklerini, sadece eğitimin “daha iyi” olmasını istediklerini söylüyor.
BBC’ye konuşan genç, “Bence Fransa, eğitim konusunda Avrupa’nın en kötü ülkelerinden biri. Artık yeter diye karar verdik,” diyor.
Hasar verenlerin “kendileri ile hiçbir ilgisi olmadığını” ve öğrencilerin talep ettiği değişimin gerçekleşmesine “katkıda bulunmadıklarını” belirtiyor.
Öğrenci, “Buraya nazik davranmak için gelmedik ama kaos da istemiyoruz. Sadece sesimizin hükümet tarafından duyulmasını istiyoruz,” dedi.
Öte yandan ülke genelinde eylemlere yönelik polis şiddeti haberleri de gelmeye devam ediyor.
Fransız yetkililer, olaylar sırasında en az 65 personelin ve 305 polis memurunun yaralandığını, yaklaşık 2.000 kişinin ise gözaltına alındığını bildirdi.
Eğitim Bakanı Édouard Geffray, öğrencilere önerilen bir danışma platformunun ayrıntılarını açıkladı.
Cuma sabahı öğretmen sendikalarıyla yapılan bir toplantıda Geffray, danışma platformunun önümüzdeki pazartesi günü faaliyete geçeceğini belirtti.
Bu kapsamda iki soru sorulacak:
- Hangi zorluklarla karşılaşıyorsunuz?
- Beklentileriniz nelerdir?
Öğrencilerin, Azizler Günü tatili sonrasında başlayacak analiz ve tartışma aşamasına kadar yanıt vermek için üç haftaları olacak.
Bu geri bildirim aşaması, Ulusal Meclis’teki bütçe tartışmalarıyla eş zamanlı olarak gerçekleşecek.
Avrupa
Jaecoo 7 Britanya’da en çok satan araç oldu

Çinli markaların Avrupalı rakiplerini geride bırakmasıyla, Jaecoo 7 Eylül ayında Birleşik Krallık’ta en çok satan yeni otomobil oldu.
Bazı internet kullanıcılarının “Temu’dan aldığım Range Rover” dedikleri bu SUV, daha önce Mart ayında da sıralamanın zirvesinde yer almıştı; bu da, yeni otomobil pazarı için yılın en önemli iki ayında ülkenin en popüler modeli olduğu anlamına geliyor.
Mart ve Eylül, tarihsel olarak satışların en yüksek olduğu aylar çünkü bu aylarda plakalardaki yıl kodları değişir ve bu da alıcıları, plakalarından anlaşıldığı üzere yollardaki en yeni otomobilleri tercih etmeye teşvik eder.
Sektör kuruluşu Motor Üreticileri ve Tüccarları Derneği (SMMT) tarafından açıklanan ön verilere göre, geçen ay 7 modelinden 10.813 adet tescil edildi.
Tesla Model 3, 9.929 tescil ile ikinci sırada yer alırken, onu Ford Puma (6.958) izledi.
İlk 10’da yer alan tek diğer Çinli otomobil, sekizinci sırada yer alan MG HS oldu (5.444).
Yüksek satış rakamlarına sahip tek tek model sayısı az olmasına rağmen, Çinli üreticiler geçen ay Birleşik Krallık pazarının %23’ünü oluşturdu.
BYD, 20.140 kayıtla en çok satan ikinci marka oldu ve 18.399 kayıt kaydeden Kia’nın önüne geçti.
Volkswagen ise 25.972 kayıtla birinci sırada yer aldı.
Öte yandan, Eylül ayında köklü birkaç marka önemli düşüşler yaşadı. Hyundai’nin 10.002 kayıt rakamı, bir önceki yıla göre %31,9’luk bir düşüşe karşılık gelirken, Renault’nun 6.721 araçlık sonucu %29,7 oranında geriledi.
Omoda-Jaecoo genel müdürü Victor Zhang, ikiz markaların Birleşik Krallık’taki benzeri görülmemiş yükselişinin ardından “burada kalıcı olduklarını” söyledi.
Zhang, artık hedeflerinin “en hızlı büyüyen markadan, sağlam bir konuma sahip bir markaya” dönüşmek olduğunu da sözlerine ekledi.
Omoda-Jaecoo’nun ana şirketi Chery, araçlarını Birleşik Krallık pazarına daha iyi uyarlayabilmek amacıyla, sürücü destek sistemleri ve şasinin ayarlanmasına odaklanarak, Bedfordshire’daki UTAC Millbrook test pistinde kısa süre önce bir Ar-Ge merkezi açtı.
Chery ayrıca, Japon firmanın Sunderland’daki fabrikasında araçlarını üretme olasılığı konusunda Nissan ile bir mutabakat zaptı imzaladı; bu araçlar arasında Jaecoo 7 de yer alabilir.
Eylül ayı, genel olarak yeni otomobil pazarı için güçlü bir ay oldu. Toplam kayıt sayısı, bir önceki yıla göre %12,7 artışla 350.518’e ulaştı.
Avrupa
AB Komiseri Kos: Ukrayna’nın 2027’de üyeliği imkansız

AB Genişleme Komiseri Marta Kos, Ukrayna’nın 1 Ocak 2027’de birliğe üye olmasının imkansız olduğunu ve sürecin liyakat esasına dayandığını açıkladı. Adaylara ayrıcalık tanınamayacağını vurgulayan Kos, mevcut prosedürlerin değiştirilmesi çağrısında bulundu.
Avrupa Birliği’nin (AB) genişlemeden sorumlu komiseri Marta Kos, İtalyan gazetesi Corriere della Sera’ya verdiği mülakatta, Ukrayna’nın 2027 yılının başında birliğe katılımının mümkün olmadığını söyledi.
Sürecin liyakat esasına dayandığını vurgulayan Kos, “1 Ocak 2027 tarihi Ukrayna Devlet Başkanı Volodimir Zelenskiy tarafından dile getirilmişti. Katılım liyakat esasına dayanıyor; bu tarihin imkansız olduğu açıktır” ifadesini kullandı.
Jeopolitik koşulların değişmesiyle birlikte AB üyeliğinin yalnızca Ukrayna için değil birçok ülke açısından öncelik haline geldiğini belirten Kos, üyelik sürecinde hiçbir adayın ayrıcalığı olmadığını kaydetti.
Fakat Ukrayna’nın içinde olduğu şartların gözetilmesi gerektiğini ifade eden Kos, “Tam da bu nedenle ona yardım etmekle yükümlüyüz” dedi. Genişleme Komiseri, bu yılın sonuna kadar Ukrayna ile katılım müzakerelerinde mümkün olduğunca fazla fasıl kümesinin açılmasını umduğunu dile getirdi.
Ukrayna Devlet Başkanı Zelenskiy, yılın başında yaptığı açıklamada AB üyeliğinin hem ülkesi hem de Avrupa için temel güvenlik garantilerinden biri olduğunu savunmuş ve katılım tarihi olarak 2027’yi işaret etmişti.
Almanya Başbakanı Friedrich Merz de bu tarihin imkansız olduğunu belirterek “Bu süreçler genellikle birkaç yıl sürer” değerlendirmesinde bulunmuştu.
Mevcut prosedürler nedeniyle Ukrayna’nın 1 Ocak 2027’de katılımını olanaksız gören Kos ise AB’ye giriş sürecinde değişikliğe gidilmesi çağrısı yaptı.
Kos, haziran ayında yaptığı açıklamada AB’nin Ukrayna’nın üyeliği konusunda iki senaryo üzerinde durduğunu aktarmıştı. İlk senaryonun tam üyelik gerçekleştikten sonra ülkelerin entegre olduğu standart model olduğunu belirten Kos, ikinci seçeneğin ise adayın gerekli şartları karşıladıkça belirli alanlarda AB politikalarına dahil olduğu sektörel entegrasyonu kapsadığını kaydetmişti. Kos, o dönemde birlik yetkilileri ile Ukrayna’nın bu ikinci seçenek üzerinde çalıştığını ifade etmişti.
Ukrayna, 2022 yılında resmi olarak AB’ye aday ülke statüsü aldı; katılım müzakerelerinin ilk bölümü ise Haziran 2026’da başladı.
Asya2 hafta önceJaponya Merkez Bankası faizleri 1995’ten bu yana en yüksek seviyeye çıkardı, yen değer kaybetti
Asya2 hafta önceGüney Kore lideri Lee, ABD baskısına rağmen Ortadoğu’da savaşa dahil olmayacaklarını söyledi
Diplomasi5 gün önceEast-West Forum İstanbul’da toplandı: Çok kutupluluk geri döndürülemez
Ortadoğu2 hafta önceEnsarullah lideri: Suudi Arabistan’ın Mekke iddiası ‘asrın yalanı’
Asya2 hafta öncePakistan’a Katar’dan ikinci LNG sevkiyatı yapılacak
Diplomasi1 hafta öncePalantir nasıl Ukraynalıları kobay faresine dönüştürdü?
Diplomasi1 hafta önceEast-West Forum İstanbul’da kapılarını açıyor
Asya2 hafta önceSoftBank, OpenAI yatırımı için 11 milyar dolar borçlanacak











