Bizi Takip Edin

Amerika

FT: ABD hisse senedi piyasalarındaki balon endişe yaratıyor

Yayınlanma

ABD hisse senetlerinin küresel mali krizden bu yana gösterdiği büyük yükseliş, dünyadaki yatırım yapılabilir piyasanın neredeyse üçte ikisini oluşturması anlamına geliyor ve bu hakimiyetin yatırımcıların portföyleri için çok fazla risk yaratıp yaratmadığı konusunda endişelere yol açıyor.

Financial Times’ta (FT) yer alan habere göre Wall Street, büyük ölçüde teknoloji sektöründeki ve özellikle yapay zeka ile bağlantılı şirketlerdeki  rallinin etkisiyle son on buçuk yılda uluslararası rakiplerinin önüne geçti ve şu anda neredeyse Avrupa’daki tüm hisse senetlerinin toplamı kadar değere sahip.

Fakat teknoloji hisselerindeki son gerileme, küresel yatırımcıların tahsisatlarının giderek daha büyük bir kısmını yutan bir piyasada yükselen değerlemelerle ilgili artan tedirginliğin altını çizdi.

London Business School’da finans profesörü ve son 25 yılını uzun vadeli yatırım getirilerini takip ederek geçiren Paul Marsh, “Eğer küresel bir izleyici tutuyorsanız, tanım gereği bunun üçte ikisi ABD’dir ve bunun büyük bir kısmı özellikle Silikon Vadisi’ndedir. Bu da yapay zekaya yapılan bu büyük bahis karşısında çok savunmasız olduğunuz anlamına geliyor,” dedi.

İstikrarlı getiriler ABD borsasının 2010’dan bu yana balon gibi şişmesine yardımcı oldu ve ülkenin küresel serbest piyasa kapitalizasyonundaki payı küresel mali krizin ardından yüzde 40’lardan 2025’te yüzde 64’ün üzerine çıktı.

ABD geçtiğimiz yüzyılın büyük bir bölümünde dünyanın en büyük borsası unvanını elinde tuttu ve 1900’lerin başında 19. yüzyıl boyunca hakim piyasa olan İngiltere’yi geride bıraktı.

UBS Küresel Yatırım Getirileri Yıllığına göre, 1960’ların sonlarında zirveye ulaşan ABD, küresel yatırım yapılabilir piyasanın yüzde 70’inden fazlasını oluşturuyordu.

Bu zirve noktası, Amerika’nın savaş sonrası gelişen ekonomisinin yanı sıra göreceli rekabet eksikliğinden de kaynaklanıyordu: Bugünün “yükselen piyasalarının” çoğu henüz önemli hisse senedi piyasaları geliştirmemişti.

Fakat 1973-74’teki küresel çöküş ABD’yi özellikle sert vurdu. Brunel Üniversitesi bankacılık ve finans profesörü E Philip Davis’e göre Wall Street hisse senetleri 1960’ların sonundaki zirvesine 20 yıldan fazla bir süre geri dönemedi.

Bu düşüş, kısa bir süre için de olsa yeni bir küresel liderin ortaya çıkmasını sağladı: Japonya geçtiğimiz yüzyılda dünyanın en büyük borsası olarak ABD’yi geride bırakan tek ülke oldu. Bu değişim, 1980’lerin sonunda Japonya’da yaşanan ve daha sonra patlayan varlık fiyatları balonunun zirvesinde ortaya çıktı.

Bu spekülatif çılgınlığın sona ermesi, yabancı ve yerli yatırımcıları Japonya’nın hisse senedi piyasaları konusunda derin bir şüpheye düşürdü ve ekonomisi on yıllar boyunca durgun kaldı. Geçen yıla kadar gösterge Nikkei 225 balon dönemindeki zirvesini aşmamıştı.

Günümüz borsası ile bu tarihi çöküşler arasındaki paralellikler bazı yatırımcıları tedirgin ediyor.

İngiliz fon yöneticisi Schroders’ın stratejik araştırma müdürü Duncan Lamont, “Şu anda bana sorulan bir numaralı soru ABD borsası hakkında ne yapılacağı ile ilgili. Bu yıl yaptığım her konuşmada bu konu gündeme geldi,” dedi.

Bununla birlikte, ABD hisse senedi piyasasının 2008’den bu yana gösterdiği performansın “çarpıcı kalıcılığı”, eğilime karşı çıkmayı zorlaştırıyor, çünkü “hayır diyenler defalarca yanıldı” diye konuştu.

S&P 500 endeksi 2010 yılından bu yana yıllık ortalama yüzde 14 getiri sağlayarak diğer tüm büyük ulusal karşılaştırma ölçütlerini geride bıraktı. Bu performans, yapay zeka heyecanının çip üreticisi Nvidia gibi ABD’de listelenen mega teknoloji hisselerini rekor seviyelere çıkarmasıyla, hem 2023 hem de 2024’te yüzde 20’den fazla kazançla desteklendi.

Nispeten sevilmeyen Avrupa piyasaları arayı kapatmaya çalışırken, 2025’in başlangıcı Wall Street’e nadir görülen bir düşük performans getirdi.

ABD’nin hakimiyeti, özellikle teknoloji sektöründeki yabancı şirketlerin daha yüksek değerleme arayışıyla New York’ta listelenmeyi tercih etmelerinin de bir sonucu.

Bazı yatırımcılar bu eğilimin dünyanın en iyi şirketlerinin çoğunu ABD’ye getirdiğini ve piyasayı ekonomik bir gerilemeye karşı daha dayanıklı hale getireceğini savunuyor.

Fakat diğerlerine göre, ABD piyasasının sadece aşırı büyük rolü değil, aynı zamanda az sayıda hisse senedinde yoğunlaşması da “sinirleri yıpratıyor.” Kuşkucular özellikle, özel sermaye grubu Apollo’nun baş ekonomisti Torsten Sløk’un “gülünç derecede aşırı değerli” hale geldiğini söylediği birçok Silikon Vadisi devinin büyük kazançlarına işaret ediyor.

Dev teknoloji hisselerinden oluşan Muhteşem Yedili grubu (Apple, Alphabet, Amazon, Meta, Microsoft, Nvidia ve Tesla) S&P 500’ün 51,8 milyon dolarlık piyasa değerinin neredeyse üçte birini elinde tutarken, endeksin bir değerleme ölçüsü olan döngüsel olarak ayarlanmış fiyat-kazanç oranı 2000’lerin başından bu yana en yüksek seviyesine yaklaştı.

Yükselen yatırımcılar, Big Tech’in (Büyük Teknoloji) güçlü kazanç artışının ve yapay zekanın üretkenliği teşvik etme potansiyelinin, dünyanın en büyük şirketlerinin çoğunun yüksek değerlemelerini haklı çıkardığını savunuyor. Bu arada düşüş yanlısı yorumcular, günümüz piyasası ile milenyumun başında patlayan “dotcom balonu” arasında karşılaştırmalar yapıyor.

Ocak ayında Çinli DeepSeek’in ABD’li teknoloji gruplarına kıyasla çok daha az bilgi işlem gücü kullanarak elde ettiği anlaşılan yapay zeka gelişmelerini açıklaması ve Muhteşem Yedili şirketlerinin yaptığı büyük sermaye harcamalarına duyulan ihtiyaç konusunda şüphe uyandırması yatırımcı güvenini sarstı.

Bu ay, teknoloji sektörünü yeniden sarsan endişeler ABD piyasasını tüm zamanların en yüksek seviyelerinden biraz geriye çekti.

Bu, bir sektörün Wall Street’i ezip geçtiği ilk olay değil. 1800’lerde demiryolu şirketlerinin yatırım açlığı, ABD borsasının erken gelişiminde merkezi bir rol oynamıştı. Bu şirketler 1900 yılına gelindiğinde piyasa değerinin yüzde 60’ından fazlasını temsil ediyordu.

Baskın bir sektörün göreceli olarak gerilemesi yatırımcılar için mutlaka kötü bir haber değildir. Marsh tarafından 2015 yılında yapılan bir araştırmaya göre, 1900 yılından bu yana demiryolu hisselerini elinde tutan bir yatırımcı, ABD piyasasının genelinden daha iyi performans göstermiş olacaktı. Bu, demiryollarının pazardaki genel payının, çok sayıda başka sektörden şirketlerin katılmasıyla azalmış olmasına rağmen böyle.

Yine de, günümüzün teknoloji ve ABD hakimiyeti birçok yatırımcıyı, geniş bir küresel hisse yelpazesini takip eden bir portföyün bile onları bir sepette çok fazla yumurta bıraktığı konusunda endişelendiriyor.

Amerika

ABD Senatosu, hükümetin kapanmasını engelleyecek bütçe tasarısında anlaştı

Yayınlanma

ABD Senatosu Tahsisat Komisyonu üyeleri, eylül sonunda hükümetin kapanmasını önleyecek ve aralık ayına kadar finansman sağlayacak geçici bütçe tasarısında uzlaştı. Tasarı kapsamında ilk prosedür oylamasının pazartesi gecesi yapılması ve Senato tatile girmeden metnin yasalaşması hedefleniyor.

ABD Senatosu Tahsisat Komisyonu üyesi senatörler, eylül sonunda hükümetin kapanmasını engelleyecek ve hükümeti aralık ayının bir bölümüne kadar finanse edecek bütçe tasarısı üzerinde pazar günü anlaşmaya vardı.

Senato liderleri, tatile girmeden önce tasarıyı kabul etmeyi hedeflerken metne ilişkin ilk prosedür oylamasının pazartesi gecesi yapılması planlanıyor. Tasarının kabul edilmesi halinde hükümetin finansmanı 11 Aralıka kadar güvence altına alınacak.

Hazırlanan tasarı; Kadınlar, Bebekler ve Çocuklar İçin Özel İlave Beslenme Programı (WIC), Afet Yardım Fonu ve çeşitli deniz araçlarını kapsayan gemi yapımı için “gerekli ayarlamaları” içeriyor. Düzenleme aynı zamanda Beyaz Sarayın hibe onay süreçlerinde değişiklik yapmasını geçici olarak engelliyor.

Komisyonun Başkan Yardımcısı Demokrat Senatör Patty Murray yaptığı açıklamada, “Bu kısa vadeli finansman tasarısı, Trump’ın daha fazla federal hibeyi rehin almasına izin verecek yozlaşmış bir politikayı engelliyor ve Temsilciler Meclisindeki Cumhuriyetçilerin diğer kurumlardan fon çekip Sınır Devriyesine aktarmak için kullandığı açık kapıyı kapatıyor” dedi.

Komisyon Başkanı Cumhuriyetçi Senatör Susan Collins ise yaptığı açıklamada, “Partiler üstü bu anlaşmanın, Yönetim ve Bütçe Ofisinin (OMB) federal finansal yardımlara ilişkin önerdiği kuralın yürürlüğe girmesini engellemesinden memnuniyet duyuyorum” ifadelerini kullandı.

Collins açıklamasını şöyle sürdürdü:

“Bu önlem, yıllık hükümet finansmanını yürütmede her zaman güçlü tercihim olan partiler üstü tahsisat tasarıları üzerindeki çalışmalarımıza devam etmemiz için Kongreye ihtiyacımız olan zamanı kazandırıyor. Meslektaşlarımın emeği için müteşekkirim; bu geçici bütçe tasarısı, yalnızca hayati programlara ve federal çalışanlara zarar veren yıkıcı bir kapanmayı önleme yolunda büyük bir adımdır.”

Senato Azınlık Lideri Demokrat Chuck Schumer, X sosyal platformunda yaptığı paylaşımda Murray’nin adını anarak hibe onay sürecinin durdurulmasından dolayı kendisine teşekkür etti.

Schumer, geçici önlemi “Amerikalı ailelerin yararına sonuçlar üreten bir bütçe üzerinde partiler üstü müzakerelerin devam etmesine imkan tanıyan sorumlu bir ilerleme yolu” olarak niteledi.

Schumer, “Demokratlar, çalışkan Amerikalıların ilerlemesine yardımcı olan ve Trump’ın aileleri başarısızlığa uğratan israfçı ve yozlaşmış gündemini engelleyen finansman müzakerelerine bağlı kalmayı sürdürüyor” değerlendirmesini yaptı.

Senato Çoğunluk Lideri Cumhuriyetçi John Thune’un sözcüsü Ryan Wrasse, Politico’ya yaptığı açıklamada tasarının “şimdi kabul edilmesinin sonbaharda maliyetli bir hükümet kapanmasını önleyeceğini” bildirdi.

Thune, perşembe günü yaptığı açıklamada, Senatonun bu hafta oylayabilmesine yetişecek şekilde bir finansman anlaşmasının hazırlanmasını umduğunu söylemişti.

Collins, hibeler üzerindeki nihai onay yetkisine ilişkin düzenlemeyi “son derece kusurlu bir kural” olarak nitelemiş ve geçen ayın başlarında OMB Direktörü Russell Vought’a bir mektup yazarak yapılması gereken değişiklikleri iletmişti.

Collins daha önce The Hill’e yaptığı açıklamada, “Bir senatörden OMB’ye muhalefetimizi ifade eden ilk mektubu ben yazdım. Buna karşı çıkan devasa bir kuruluş grubu var” demişti.

Okumaya Devam Et

Amerika

Kripto sektörü ABD ara seçimlerine 200 milyon dolar yatırdı

Yayınlanma

Kripto sektörü, dijital varlıkların federal gözetimini yeniden şekillendirecek yasaların Kongre’den geçmesi amacıyla kasım ayındaki ara seçimlere yaklaşık 200 milyon dolar aktardı. Washington merkezli gözlem grubu Public Citizen raporuna göre sektör, adaylara doğrudan bağış yapmayan ve bağımsız faaliyetleri fonlayan Fairshake adlı süper PAC üzerinden 189 milyon dolar harcadı.

Kripto sektörü, kasım ayında yapılacak ara seçimlere yaklaşık 200 milyon dolar aktararak dijital varlıkların federal gözetimini yeniden şekillendirecek yasaların geçmesi yönünde Kongre üzerindeki nüfuzunu ortaya koydu.

Sektör temsilcilerinin Senato’nun ağustos tatiline girmesinden önce tasarının yasalaşması için bu hafta kritik bir zaman dilimine girdiği belirtiliyor.

Sektörün bu harcama hamlesi, 2024 seçimlerinde Kongre adaylarını desteklemek için harcanan ve birçoğu yarışları kazanan 170 milyon dolarlık bütçenin devamı niteliğinde değerlendiriliyor.

Bu finansal destek, Kongre’nin geçen yıl dolar endeksli kripto jetonlar olarak bilinen sabit coin’ler için kurallar oluşturan ve bunların kullanımını artırma potansiyeli taşıyan Genius Yasası’nı kabul etmesinde rol oynadı.

Sektör ayrıca, destekçilerinin kripto endüstrisini daha güçlü bir yasal zemine oturtarak kullanımını yaygınlaştıracağını savunduğu daha kapsamlı Clarity Yasası’nın Kongre’den geçmesini talep ediyor.

Senato’da görüşülmeye devam eden tasarının ağustos tatilinden önce yasalaşması için sınırlı bir zaman aralığı bulunuyor.

Washington merkezli gözlem grubu Public Citizen tarafından haziran ayında yayımlanan rapora göre sektör, bu yılki seçimlere 189 milyon dolar harcadı. Bu miktarın büyük bir kısmı, kripto yanlısı adayları desteklemek amacıyla kurulan Fairshake adlı süper siyasi eylem komitesi (PAC) üzerinden aktarıldı.

ABD Federal Seçim Komisyonu (FEC) kayıtları, Fairshake’in fonlarını Demokrat ve Cumhuriyetçi ortaklı iki ayrı süper PAC aracılığıyla adayları destekleyen reklam ve benzeri bağımsız faaliyetlere yönlendirdiğini gösteriyor. Süper PAC’ler doğrudan adaylara bağış yapamıyor.

Reuters’ın haberine göre Fairshake’in seçim sürecinde en fazla harcama yaptığı 10 Kongre adayı ve detayları şu şekilde:

1. Barry Moore (Cumhuriyetçi): 9,43 milyon dolar

Alabama Cumhuriyetçi Temsilcisi ve Senato adayı Barry Moore, Genius Yasası dahil olmak üzere kripto dostu birden fazla düzenlemenin öne çıkması yönünde oy kullandı.

Moore, geçen temmuz ayında Temsilciler Meclisi’ndeki Clarity Yasası metnine de onay verdi. Temsilci Moore, stratejik bir bitcoin rezervi ile Hazine Bakanlığı bünyesinde bir dijital varlık stoku oluşturulmasını resmiyete dökecek bir yasa tasarısı sundu.

ABD Başkanı Donald Trump geçen yıl her iki yapının kurulması için bir başkanlık kararnamesi imzalamıştı. Ancak analizciler, bu kararların onun yönetiminden sonra da kalıcı olabilmesi için yasalaşması gerektiğini vurguluyor.

2. Andy Barr (Cumhuriyetçi): 7,17 milyon dolar

Kentucky’den Senato adaylığı koyan Cumhuriyetçi Temsilci Andy Barr, geçen temmuz ayında Temsilciler Meclisi’nde hem Genius hem de Clarity yasalarına evet oyu verdi. Barr ayrıca, eski Demokrat Başkan Joe Biden dönemindeki bankacılık düzenleyicilerinin kripto şirketlerini hedef aldığı ve haksız yere banka hesabı vermediği yönündeki iddialara destek sundu. Bankalar ve düzenleme kurumları ise bu iddiaları reddediyor.

3. Christian Menefee (Demokrat): 6,47 milyon dolar

Demokrat partili Christian Menefee, yapılan ara seçimin ardından şubat ayından bu yana Teksas Temsilcisi olarak görev yapıyor ve henüz kriptoyla ilgili bir yasa tasarısında oy kullanmadı. Teksas’taki seçim bölgelerinin yeniden düzenlenmesi nedeniyle Menefee, kripto sektörünü “Kongre’yi kontrol etmek için milyonlarca dolar harcamakla” suçlayan uzun süreli Temsilci Al Green’e karşı ön seçimde yarıştı.

Ön seçimi kazanan Menefee, kasım ayındaki seçimlerde yeniden düzenlenen bölge sandalyesi için mücadele edecek.

4. Jasmine Clark (Demokrat): 4,21 milyon dolar

Georgia’da eyalet temsilcisi olan Demokrat Jasmine Clark, Georgia’nın 13. kongre bölgesini temsil etmek üzere adaylığını koydu. Clark, mart ayında Georgia’da sabit coin’ler için eyalet düzeyinde düzenleme ve lisanslama çerçevesi sağlayan yasa tasarısının ilerletilmesi yönünde oy kullandı.

Clark mart ayındaki bir sosyal medya paylaşımında, “Kongre benzer düzenlemeleri değerlendirirken, dijital varlıkların geleceği temsil ettiğini ve bankacılık hizmetlerine erişimi olmayan topluluklar için gecikmiş finansal araçlar sunduğunu unutmamalıdır” ifadesini kullandı.

5. Adrian Boafo (Demokrat): 3,29 milyon dolar

Maryland Eyalet Temsilcisi olan Demokrat Adrian Boafo, Temsilciler Meclisi için yarışıyor. Boafo, mart ayında Maryland Genel Kuruluna eyalet kurumlarının dijital varlıklar üzerindeki belirli kısıtlamalarını yasaklayacak bir tasarı sundu ancak bu tasarı yasalaşmadı.

Boafo ayrıca ocak ayında Maryland’de kripto kullanımına ilişkin tavsiyelerde bulunmak üzere bir Dijital Varlık ve Blokzincir Teknolojisi Görev Gücü kurulmasını öngören yasa tasarısını Genel Kurula sundu. Yasa tasarısı Maryland Valisi Wes Moore tarafından onaylandı.

6. Randy Fine (Cumhuriyetçi): 1,67 milyon dolar

Cumhuriyetçi Temsilci Randy Fine, 2025 yılında Florida’da yapılan ara seçimi kazandı ve yeniden seçilmek için yarışıyor. Fairshake’in Cumhuriyetçi ayağı olan Defend American Jobs, geçen yılki ara seçim sırasında Fine’ı desteklemek için 1,67 milyon dolar harcadı.

Fine, Genius ve Clarity yasalarının ilerletilmesi yönünde oy kullandı.

Ocak 2025’te yaptığı bir sosyal medya paylaşımında, “Floridalılar kripto inovasyonu istiyor” değerlendirmesinde bulunan Fine, “yenilikçi istihdamı Amerika’da tutmak için” çalışacağını ifade etti.

7. James Walkinshaw (Demokrat): 1,01 milyon dolar

Demokrat Temsilci James Walkinshaw, geçen yıl Virginia’da eski Temsilci Gerry Connolly’nin yerine seçilmek üzere yapılan ara seçimi kazandı ve yeniden aday oldu. Fairshake’in Demokrat kolu Protect Progress, ara seçim sürecinde Walkinshaw’u desteklemek amacıyla 1,01 milyon dolar harcadı.

Walkinshaw, Genius ve Clarity yasaları Temsilciler Meclisi’nde görüşülürken Kongre üyesi değildi. Ancak Haziran 2025’te yerel bir gazetede, blokzincir teknolojisinin kendi bölgesindeki ekonomiyi çeşitlendirebileceğini savunan bir makaleyi ortak yazar olarak kaleme aldı.

8. Jessica Hart Steinmann (Cumhuriyetçi): 771 bin 657 dolar

Trump’ın ilk başkanlık döneminde Adalet Bakanlığı’nda görev yapan Cumhuriyetçi Jessica Hart Steinmann, Teksas’ta bir bölgeyi temsil etmek için yarışıyor.

Kripto borsası Coinbase tarafından desteklenen ve adaylar ile seçilmiş yetkililerin kripto pozisyonlarını takip eden Stand With Crypto adlı savunma grubu, Steinmann’ın “dijital varlıkları düzenlemek için net yasal çerçeveleri” desteklediğini belirttiğini aktarıyor.

9. Houston Gaines (Cumhuriyetçi): 708 bin 828 dolar

Cumhuriyetçi Georgia eyalet temsilcisi Houston Gaines, Kongre için adaylığını koydu. Stand With Crypto’nun aktardığına göre Gaines, Genius ve Clarity yasalarını destekliyor.

10. Carlos De La Cruz (Cumhuriyetçi): 615 bin 885 dolar

Carlos De La Cruz, Teksas’taki bir kongre bölgesini temsil etmek üzere aday oldu. Stand With Crypto’nun aktardığı bilgilere göre Cumhuriyetçi aday De La Cruz, inovasyonu teşvik edecek net federal kuralları destekliyor.

Okumaya Devam Et

Amerika

ABD’de Demokrat Parti kasım seçimleri için finansman açığı yaşıyor

Yayınlanma

The Wall Street Journal gazetesi, ABD’de Demokrat Parti’nin önceki seçimlerde destek veren büyük bağışçılarının bu yıl kasım ayındaki seçim kampanyasına katkı sağlamadığını bildirdi. Gazete, bağış hacmindeki düşüşü partinin performansına duyulan memnuniyetsizliğe ve iç politika konularındaki görüş ayrılıklarına bağladı. Buna karşın bazı yerel Demokrat adaylar, bireysel küçük bağışlarla Cumhuriyetçi rakiplerinin önüne geçmeyi başardı.

The Wall Street Journal (WSJ) gazetesi, ABD’de Demokrat Parti’nin önceki seçimlerde partiye mali destek sağlayan büyük bağışçılarının bir kısmının, bu yıl kasım ayında yapılacak seçimler için kampanyaya bağış yapmadığını bildirdi.

Gazeteye göre, bu durum partinin ulusal düzeyde finansman toplama kapasitesinde daralmaya yol açtı.

Finansör George Soros ve oğlu Alex Soros, 2022 yılındaki ara seçimler sırasında Demokrat Parti Ulusal Komitesine (DNC) yaklaşık 1 milyon dolar bağışlamıştı.

Ancak baba ve oğul, 2026 yılında partiye herhangi bir transfer gerçekleştirmedi. LinkedIn’in kurucu ortaklarından Reid Hoffman ve uzun süredir partiye destek veren diğer bazı büyük bağışçılar da bu yıl DNC’ye katkı sağlamadı.

Demokrat Partinin diğer komiteleri de finansman açısından Cumhuriyetçilerin gerisinde kalıyor.

Toplanan fonlar, televizyon reklamlarından saha çalışanlarının maaşlarına kadar adayların tanıtım faaliyetlerine ilişkin giderlerin karşılanması için kullanılıyor.

Gazete, bağış hacmindeki düşüşün nedenlerinden biri olarak partinin performansına yönelik memnuniyetsizliği gösterdi. Birçok bağışçı, 2024 yılındaki başkanlık seçimlerinde Demokratların adayı Kamala Harris’in yenilgisini hatırlatıyor; Harris’in kampanyası için 1 milyar dolardan fazla toplanmıştı.

Bazı bağışçılar ayrıca, Gazze Şeridi’ndeki savaşa yaklaşım ve Demokratik Sosyalistlerin faaliyetleri konusunda parti tabanında yaşanan görüş ayrılıklarına dikkati çekiyor.

Yerel yarışlarda bireysel bağış farkı

WSJ, ulusal tablodaki bu eğilime rağmen yerel düzeyde bazı Demokrat adayların Cumhuriyetçi rakiplerinden daha fazla fon topladığını kaydetti.

Teksas’tan ABD Senatosu’na Demokrat Parti adayı olan James Talarico, kampanyası için yaklaşık 55 milyon dolar toplarken, Cumhuriyetçi rakibi Ken Paxton yalnızca 4 milyon dolar elde edebildi.

Talarico’nun kampanyasına Reid Hoffman da mali destekte bulundu; ancak toplanan fonların büyük bölümünü büyük işletmeler değil, 200 dolar ve altında bağış yapan bireysel bağışçılar oluşturdu.

ABD’de ara seçimler 3 Kasım 2026 Salı günü yapılacak. Seçimlerde, görev süreleri iki yıl olan Temsilciler Meclisinin 435 üyesinin tamamı ile görev süreleri altı yıl olan senatörlerden 33’ü yeniden seçilecek.

Okumaya Devam Et

Çok Okunanlar

English