Bizi Takip Edin

Amerika

Ghislaine Maxwell: Trump’ı hiçbir uygunsuz ortamda görmedim

Yayınlanma

Seks kaçakçılığı suçundan hüküm giymiş Ghislaine Maxwell, geçen ay Adalet Bakanlığı’nın üst düzey yetkililerine verdiği ifadede, Donald Trump’ın Jeffrey Epstein tarafından tanıştırılan kızlarla “hiçbir uygunsuz ortamda” birlikte olduğunu görmediğini söyledi.

Epstein’ın suç ortağı olan ve 20 yıl federal hapis cezasına çarptırılan Maxwell, Adalet Bakanlığının cuma günü yayınladığı konuşma metinlerine göre, Trump’ı devamlı överken görülüyor.

Maxwell, Trump’ın “masaj” aldığını “asla” görmediğini söylüyor. Savcılar, Epstein ve Maxwell’in, işe aldıkları kızlar ve genç kadınlarla cinsel ilişkiye girdiklerini ifade etmek için bu terimi şifre olarak kullandıklarını belirtmişti.

Geçen ay Florida’da iki gün süren ve aceleyle ayarlanan ifadesinde Maxwell, “Aslında başkanın hiçbir tür masaj ortamında olduğunu görmedim. Başkanı hiçbir şekilde uygunsuz bir ortamda görmedim. Başkan kimseye karşı uygunsuz davranmadı. Onunla birlikte olduğum süre boyunca her bakımdan bir beyefendi gibi davrandı,” dedi.

Adalet Bakanlığı, Epstein dosyaları olarak adlandırılan bir dizi belgeyi Kongre’ye teslim ederken, röportaj materyallerini de aynı zamanda yayınladı. Bu dosyalardaki bilgiler henüz kamuoyuna açıklanmadı.

Bu hamleler, Trump’ın MAGA (Amerika’yı Yeniden Büyük Yap) tabanının, yönetimin Epstein dosyalarına ilişkin tutumuna yönelik tepkisini yatıştırmak için bakanlığın sürdürdüğü çabaların bir parçası.

Transkriptler, onlarca yıldır ceza ve hukuk davalarında titizlikle belgelenen Epstein olayına ilişkin yeni ayrıntılar içermiyor. Maxwell, Trump’ın Epstein ile ilişkisine dair yeni ortaya çıkan bilgiler hakkında sorguya çekildiğinde ayrıntıları hatırlamadığını söyledi.

MAGA tabanından Trump’a Epstein salvoları

Maxwell, Epstein’in 50. yaş günü için yapılan kitaba katkıda bulunanların isimlerini hatırlaması istendiğinde, “Çok uzun zaman oldu. Söylemek isterdim, ama hatırlamıyorum,” cevabını verdi.

Başsavcı Yardımcısı Todd Blanche, Maxwell ile röportaj yaptı ve odaya, başsavcı yardımcısı vekili Diego Pestana, bir FBI özel ajanı, bir ABD federal şerif yardımcısı ve Maxwell’in üç avukatı da katıldı.

Şubat ayında, Adalet Bakanlığı, başkanın bazı destekçilerinin takıntısı haline gelen Epstein soruşturmasıyla ilgili belgelerin “ilk aşaması” olarak adlandırdığı belgeleri yayınladı. 

Fakat sağcı influencer’lara açıklanan sınırlı belgeler, ölen cinsel istismar suçlusu ile ilgili daha fazla belge yayınlanması için yönetimi baskı altına alan Epstein komplo teorisyenlerini daha da öfkelendirdi.

Trump’ın, diğer önde gelen isimlerle birlikte Epstein ile ilişkisi olduğu ve onunla ilgili mahkeme davalarında belgelerde adı geçtiği uzun süredir kamuoyunun malumuydu. Trump, Epstein ile bağlantılı herhangi bir suçla itham edilmedi.

Maxwell ayrıca Epstein’ın kadınlara olan ilgisinin zamanla değiştiğini, daha genç kadınlara ve hatta genç kızlara yöneldiğini kabul etti.

Maxwell’in uygunsuz davranışları hakkındaki inkârları Trump’ın ötesine de geçti. Bakanlık yetkililerine verdiği ifadelerde, Epstein’i ziyaret eden veya onunla seyahat eden hiçbir erkeğin uygunsuz davranışına tanık olmadığını ileri sürdü.

Bu ifade, Adalet Bakanlığı yetkililerinin vardığı sonuçlarla ve ceza davasında ve çok sayıda hukuk davasında sunulan çok sayıda kanıtla çelişiyor.

Maxwell, Epstein ile reşit olmayanlar arasında herhangi bir cinsel temas veya başka türden “rızaya dayalı olmayan” cinsel faaliyetlerden haberi olmadığını da ısrarla savunmuştu fakat şimdi, bu tür olayların “kendi huzurunda gerçekleşmemiş” olabileceğini kabul ettiğini söyledi.

Epstein çatlağı büyüyor: Cumhuriyetçiler, Trump’a karşı

Maxwell, “Bay Epstein’in bu tür şeyler yapmadığını söylemiyorum. Şu anda bildiğim gerçekleri göz önüne alındığında, bunu bugün söylemekten rahatsızlık duyuyorum. Bu yüzden onu savunmak için burada değilim. Ama söyleyebileceğim şey, bu faaliyetlere katılmadığımdır,” dedi.

Maxwell, Epstein’in “ilgisinin” daha sonra 18 yaşında veya daha genç görünen kadınlara kaydığını, ama bunun suç teşkil eden bir davranış olacağını hiç düşünmediğini öne sürdü.

Herhangi bir suç faaliyetinin sorumluluğunu üstlenmeyen Maxwell, kendisinin ve Epstein’e yakın diğer kişilerin, masaj ve genç kadınlarla ilgili takıntılı eğilimlerini kabul ettiklerini söyledi.

Maxwell, ifadelerinde, Epstein’in ilişkilerinin süresince kendisine 30 milyon dolar gibi muazzam miktarda para ödediği yönündeki savcıların iddialarını reddetti.

Savcılar, duruşma sırasında bu cömertliğin, Maxwell’in Epstein ile cinsel ilişkiye girmeleri için reşit olmayan kızları işe almasıyla ilgili rolünü gizli tutması için yapıldığını öne sürmüşlerdi ama Maxwell bunu reddetti.

Maxwell, paranın bir kısmının yatırım ve iş anlaşmalarına aktarıldığını, diğer ödemelerin ise kendisine ait hesaplara aktarıldığını, fakat aslında Epstein için alışveriş yapmak için kullanıldığını söyledi.

Maxwell, “Benim inancım, bu paranın örneğin benim hiç sahip olmadığım ve hiç benim olmayan bir helikopter için de kullanıldığıdır,” dedi.

Transkriptlerde siyaset ve iş dünyasından birçok önemli isme atıfta bulunuluyor, fakat Maxwell birçok durumda Epstein ile tanışmadıklarını veya Epstein’i tanımadıklarını ileri sürdü.

Maxwell, eski Dışişleri Bakanı Hillary Clinton ile arkadaş olduğunu ve eski Başkan Bill Clinton ile Epstein’ın uçaklarından birinde en az bir kez olmak üzere birçok seyahate çıktığını söylüyor. 

Fakat Epstein’in o seyahatte olmadığını ileri sürdü ve ayrıca Bill Clinton’ın Epstein’in Karayipler’de sahip olduğu Little Saint James Island adlı özel adada zaman geçirdiği yönündeki söylentileri de yalanladı.

‘Epstein ve Trump 15 yıl boyunca en iyi dosttu’

Maxwell ayrıca Bill Clinton’ın Epstein ile özel bir kişisel ilişkisi olduğunu hissetmediğini de söyledi ve “Başkan Clinton’ın Epstein ile ilgilendiğini görmedim. O sadece uçağı olan zengin bir adamdı,” dedi.

Maxwell, Epstein ile birlikte, reşit olmadığı sırada Prens Andrew’a sattığını iddia ederek Prense dava açan Virginia Roberts Giuffre ile hiç tanışmadığını da iddia ediyor.

Prens Andrew ve bu yılın başlarında hayatını kaybeden Giuffre, 2022’de davayı uzlaşma ile sonuçlandırdı. Prens Andrew, kendisine yöneltilen iddiaları reddediyor.

Ayrıca, Giuffre’nin Maxwell’in Londra’daki evinin banyosunda Prens Andrew ile cinsel ilişkiye girdiğine dair ifadesini de yalanlayarak, banyonun fiziksel olarak bunun için çok küçük olduğunu savundu.

Maxwell, “İki kişinin küvette yaptıklarıyla ilgili açıklamaları mantıklı değil. Banyo o kadar küçük ki, yerde düz olarak uzanmak bile imkansız,” dedi.

Maxwell, Epstein’in şu anki Trump kabinesinin bir üyesini tanıdığını doğruladı: Sağlık ve İnsan Hizmetleri Bakanı Robert F. Kennedy Jr. Maxwell, birkaç on yıl önce Epstein ve Kennedy ile Dakota’ya “dinozor kemikleri avına” çıktığını söyledi.

Maxwell, Kennedy’nin seyahat sırasında Epstein’in masözlerinden herhangi birinden masaj alıp almadığını bilmediğini ama hiçbir uygunsuz davranışa tanık olmadığını savundu.

Amerika

Pentagon bilgi sızdıranlara karşı ortak birim kurdu

Yayınlanma

ABD Savaş Bakanı Pete Hegseth, hassas bilgilerin dışarıya sızdırılmasını engellemek amacıyla Adalet Bakanlığı ile ortak bir çalışma grubu kurulduğunu açıkladı. Yeni yapılanmaya göre Pentagon’un Hukuk Müşavirliği, medya sızıntısı soruşturmalarına dair tüm bilgi ve kayıtlara erişebilecek.

ABD Savaş Bakanı Pete Hegseth, Pazartesi günü yaptığı açıklamada, hassas bilgilerin kamuoyuna açıklanmasını engellemeye yönelik çabalar kapsamında Pentagon ve Adalet Bakanlığının ortak bir çalışma grubu kurduğunu duyurdu.

Hegseth, Savaş Bakanlığı Hukuk Müşavirliğinin (OGC), medya sızıntısı soruşturmalarına ilişkin Pentagon genelindeki tüm bilgi, destek ve kayıtları talep etme ve teslim alma yetkisine sahip olacağını belirtti.

Savaş Bakanı, bakanlığın tüm birimlerinin ve personelinin bu taleplere öncelik vereceğini, OGC tarafından bu yetki çerçevesinde verilen her türlü talimata, talebin sunulmasından itibaren iki gün içinde eksiksiz ve tam bir yanıt verilmesinin zorunlu olduğunu kaydetti.

Hegseth, X sosyal medya platformunda yayımlanan yaklaşık iki buçuk dakikalık video mesajında, “Sızdırılan bilgiler hayatları riske atıyor. Bu yeni araçlar ve süreçler, ortak gücümüzü korumamıza büyük ölçüde yardımcı olacak. Ulusumuzun güvenliği, anlık manşetler peşinde koşanlar için bir pazarlık kozu olamaz” dedi.

Hegseth ayrıca, “Gizli ve mahrem bilgilere erişim kutsal bir emanettir ve bu emanete ihanet edenler yasaların tüm gücüyle karşılaşacaktır” ifadesini kullandı.

New York Times muhabirlerine mahkeme celbi

Söz konusu çalışma grubunun duyurulması, Adalet Bakanlığının dört New York Times muhabirine mahkeme celbi göndermesinden birkaç gün sonra gerçekleşti. Federal büyük jüri önünde ifade vermeye çağrılan gazeteciler, Başkan Donald Trump’ın NATO zirvesi için Türkiye’ye uçtuğu ve Katar tarafından bağışlanan uçağına ilişkin güvenlik endişelerini haberleştirmişti.

Mahkeme celpleri, New York Times gazetesi ve basın özgürlüğü savunucuları tarafından tepkiyle karşılandı. Muhalifler, hükümetin haber kuruluşlarını gözdağı yoluyla sindirmeye çalıştığını savunuyor.

New York Times avukatı David McCraw yaptığı açıklamada, “Gazetecilerimiz gerçekleri rapor etmekte ve Amerikan kamuoyunun, hükümetlerinin nasıl çalıştığını ve vergi mükelleflerinin paralarının nasıl kullanıldığını bilme hakkını savunmaktadır. Bu küstahça eylem, gazetecileri işlerini yapmaktan alıkoyarak kamuoyunun ülkede neler olup bittiğini öğrenmesini engelleme girişiminden başka bir şey değildir” dedi.

Bakanlık bünyesindeki ihraçlar

Hegseth, Pentagon’daki görevinin başından bu yana basına sızıntı yapılmasını engellemeye yönelik adımlar atıyor. Bakanlık geçen yıl basına gizli bilgi sızdırdığı iddia edilen personele yönelik soruşturmalar başlatmış ve yalan makinesi testleri uygulama tehdidinde bulunmuştu.

Sızıntı iddiaları geçen yıl Hegseth’in bazı danışmanlarına da yöneltilmişti. Eski kıdemli danışman Dan Caldwell ve eski özel kalem müdür yardımcısı Darin Selnick bu isimler arasında yer alıyor. Caldwell, Selnick ve Savaş Bakan Yardımcısı Stephen A. Feinberg’in eski özel kalem müdürü Colin Carroll, bakanlıktaki sızıntı soruşturması kapsamında önce açığa alınmış, ardından Pentagon’dan uzaklaştırılarak işlerine son verilmişti.

Bir hükümet yetkilisi, Mart ayı ortasında The Hill gazetesine yaptığı açıklamada, bu yılın başlarında Ulusal İstihbarat Direktörlüğü Ofisinde (ODNI) işe başlayan Caldwell’in Pentagon’dan bilgi sızdırdığına dair hiçbir kanıt bulunmadığını belirtti.

Savaş Bakanı Hegseth, hassas bilgileri paylaştığı gerekçesiyle daha önce kendisi de eleştirilerin hedefi olmuştu. Hegseth, geçen yıl ABD’nin Yemen’deki Husilere yönelik planlanan saldırılarını, The Atlantic dergisi editörünün de yanlışlıkla eklendiği bir Signal grup sohbetinde tartışmıştı. Pentagon Genel Müfettişliği Ofisi tarafından Aralık ayında yayımlanan raporda, Hegseth’in kişisel cep telefonunda Signal uygulamasını kullanarak askeri güvenliği tehlikeye attığı ve bakanlık politikasını ihlal ettiği saptanmıştı.

Eski Pentagon Sözcüsü John Ullyot, “Hegseth’in kendisi geçen yıl Signal üzerinden eşiyle hassas ulusal savunma bilgilerini paylaşıp hiçbir sonuçla karşılaşmamışken, şimdi bu bilgileri koruma ihtiyacından bahsetmesi oldukça ironiktir. 2012 yılında CIA Direktörü David Petraeus, benzer bir durumu kız arkadaşıyla yaşadığı için görevinden istifa etmiş, federal mahkemede iki yıl denetimli serbestlik ve 10 bin dolar para cezasına çarptırılmıştı” değerlendirmesinde bulundu.

Trump’ın ilk döneminde Ulusal Güvenlik Konseyi sözcülüğü de yapan Ullyot, Pazartesi günü The Hill’e verdiği demeçte, “Başkan, ulusal güvenlik yöneticilerinden daha iyisini hak ediyor. Hegseth başkalarından hesap sormadan önce kendisinden hesap sormaya başlamalıdır” dedi.

Basın mensuplarının erişimi kısıtlandı

Hegseth’in tesislerin çoğuna erişimi iptal etmesi nedeniyle muhabirlerin Pentagon’a girişi büyük ölçüde engellenmiş durumda. Pentagon muhabirleri, yetkisiz materyalleri talep etmeyeceklerine dair taahhüt içeren yeni medya politikasını imzalamayı reddederek Ekim ayında basın kartlarını iade etmişti.

Hegseth ve destekçileri, bu politikanın gizli bilgilerin sızmasını önleyerek ulusal güvenliği koruyacağını savunuyor. Basın özgürlüğü grupları ve eleştirmenler ise bu uygulamayı gazetecilerin anayasal haklarının ihlali olarak nitelendiriyor.

Bakanlık son olarak, Pentagon binasını gizli alan ilan ederek gazetecilerin içeri girmesini yasakladı ve basının erişimini daha da daralttı.

Pazartesi günü yaptığı açıklamada tarihi referanslar veren Hegseth, “Hassas ulusal savunma bilgilerini ve sırlarını sızdırmak, ülkemizin üniformasını giyen kadın ve erkeklere ihanet etmektir. Bu, savaş tarihi kadar eski bir ilkedir ve Amerika Birleşik Devletleri’nde cumhuriyetimizin kuruluşuna kadar uzanır. George Washington’ın kendisi de sızıntılarla, içerideki tehditlerle ve casuslukla mücadele etmiştir” dedi.

Okumaya Devam Et

Amerika

Rubio’dan UCM’yi tasfiye etme vaadi: Adım adım yıkacağız

Yayınlanma

ABD Dışişleri Bakanı Marco Rubio, Uluslararası Ceza Mahkemesini tasfiye etmek amacıyla diplomatik bir kampanya başlatacaklarını açıkladı. Rubio, mahkemenin üç yargıcının New York’ta ABD yaptırımlarına karşı açtığı davanın ardından yayımladığı mesajlarda küreselciliğe karşı egemen devletlerin savunulacağını vurguladı. ABD Dışişleri Bakanlığından bir yetkili, bu süreçte seyahat yasakları, vize iptalleri, artırılmış yaptırımlar ve müttefiklere yönelik diplomatik baskıların devreye sokulacağını bildirdi.

ABD Dışişleri Bakanı Marco Rubio pazartesi günü yaptığı açıklamada, ABD ile Uluslararası Ceza Mahkemesi (UCM) arasında tırmanan gerilimde yeni bir aşamaya geçildiğini belirterek Trump yönetiminin küresel mahkemeyi tasfiye etmek için diplomatik bir girişim başlatacağını duyurdu.

Rubio, konuya ilişkin çağrısını The Wall Street Journal gazetesinde yayımlanan makalesi ve sosyal medyada paylaştığı bir video mesaj aracılığıyla kamuoyuna iletti.

Dışişleri Bakanının açıklaması, UCM bünyesinde görev yapan üç yargıcın geçen ay New York’ta Trump yönetimine karşı dava açmasının ardından geldi.

Söz konusu davada yargıçlar, kendilerine yönelik uygulanan ABD yaptırımlarının hukuka aykırı olduğunu savunuyor.

Rubio, kaleme aldığı makalede, “ABD, ‘küreselciliğe karşı egemen devletler’ şeklinde basit bir mesaj içeren diplomatik bir kampanya başlatıyor” ifadesine yer verdi.

Bakan Rubio, makalesinde şu değerlendirmeyi yaptı:

“Hükümetimizin elindeki tüm araçları kullanarak, ortak bir amaç doğrultusunda hareket edebileceğimiz her müttefikle yan yana çalışarak, UCM’yi gerekirse tuğla tuğla söküp tasfiye edeceğiz.”

Reuters haber ajansına konuşan bir ABD Dışişleri Bakanlığı yetkilisi, kullanılacak diplomatik araçlar arasında seyahat yasakları, vize iptalleri, UCM ve bağlı kuruluşlarına yönelik yaptırımların artırılması ile diğer ülkelerin UCM’den çekilmesi yönünde uygulanacak diplomatik baskıların yer aldığını aktardı.

Uluslararası Ceza Mahkemesi, soykırım, savaş suçları ve insanlığa karşı işlenen suçları yargılamak amacıyla 2002 yılında kuruldu.

Mahkemenin kurucu anlaşması niteliğindeki Roma Statüsü’nü bugüne kadar imzalayan ve onaylayan 125 ülke bulunuyor.

Rubio paylaştığı video mesajda, UCM’yi “yetkilerinin neredeyse sınırsız olduğunu iddia eden, seçilmemiş küreselci bürokratların görev yaptığı küresel bir mahkeme” olmakla suçladı.

Makalesinde de eleştirilerini sürdüren Rubio, mahkemenin “ABD’ye karşı düşmanlıklarında birleşmiş solcu sivil toplum kuruluşları, kibirli küreselciler ve düşman Üçüncü Dünya hükümetlerinden oluşan güçlü bir ağ tarafından desteklendiğini ve yönetildiğini” öne sürdü.

ABD, kurulduğu günden bu yana Roma Statüsü’ne taraf olmadığı için UCM ile inişli çıkışlı bir ilişki yürütüyor. Demokrat yönetimler mahkeme ile daha fazla işbirliği yapma eğilimi gösterirken Cumhuriyetçi yönetimler daha mesafeli ve sert bir tutum takınıyor.

Eski Başkan Barack Obama yönetimi, Kenya’da seçim sonrası yaşanan şiddet olaylarını soruşturan mahkemenin çalışmalarını desteklemişti.

Eski Başkan Joe Biden yönetimi ise Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin ve üst düzey bir Rus yetkili hakkında, Ukraynalı çocukların kaçırılmasıyla ilgili suçlamalar kapsamında tutuklama kararı çıkaran UCM ile istihbarat paylaşımında bulunmuştu.

Biden yönetiminin 2021 yılındaki bu işbirliğinin, mahkemenin Afgan hükümeti ve Taliban güçlerinin işlediği iddia edilen suçlara odaklanmasına yol açtığı ve bu süreçte ABD askeri personeline yönelik soruşturmaları geri plana ittiği bildirilmişti.

Buna karşın, eski başkanlar George W. Bush ve Donald Trump dönemindeki yönetimler, mahkemenin Afganistan’daki ABD askerlerinin faaliyetleri ile İsrail’in Filistinlilere yönelik eylemlerini soruşturma girişimlerine karşı çıkmıştı.

ABD’de 2002 yılında partiler üstü yoğun destekle kabul edilen Amerikan Hizmet Üyelerini Koruma Yasası, başkana, UCM adına gözaltına alınan veya tutuklanan ABD personelini savunmak için her türlü yetkiyi tanıyor.

Okumaya Devam Et

Amerika

Apple, eski çalışanları üzerinden OpenAI şirketine dava açtı

Yayınlanma

Apple, yapay zeka alanındaki rakibi OpenAI şirketine, yeni bir donanım ürünü piyasaya sürmeden önce ticari sırları yasa dışı kullandığı iddiasıyla dava açtı. Şirket, OpenAI yöneticisi olan eski başkan yardımcısı Tang Tan’ı işe alım süreçlerinde Apple cihazlarının gizli detaylarını sızdırmakla suçluyor.

ABD merkezli teknoloji şirketi Apple, yapay zeka alanında faaliyet gösteren OpenAI şirketine, bu şirketin kendi yapay zeka cihazını piyasaya sürmesinden önce dava açtı.

The Wall Street Journal gazetesinin yayımladığı analizde, Apple’ın bu hamleyle pazardaki konumunu doğrudan tehdit eden yeni rakibine karşı zaman kazanmaya çalıştığı belirtildi.

Analizde; Google, Samsung, Meta, Microsoft ve Amazon gibi devlerin daha önce iPhone üreticisinin pazardaki payını sarsmayı denediği ancak başarılı olamadığı, OpenAI şirketinin ise Apple için yeni ve ciddi bir tehdit haline geldiği kaydedildi.

Apple tarafından açılan davanın dilekçesinde, OpenAI kadrosuna katılan eski Apple çalışanlarının, şirkete ait ticari sırları yasa dışı şekilde kullandığı öne sürülüyor.

Apple, eski ürün geliştirme başkan yardımcısı olan ve şu anda OpenAI bünyesinde çalışan Tang Tan’ı, işe alım mülakatlarında adaylardan Apple cihazlarına ait gizli bilgileri ve fiziksel parçaları getirmelerini talep etmekle suçluyor.

OpenAI ise söz konusu iddiaları kesin bir dille reddetti. Şirket sözcüsü, gazete aracılığıyla yaptığı açıklamada, ChatGPT geliştiricisinin başka şirketlerin ticari sırlarıyla ilgilenmediğini ve tamamen kendi teknolojilerini üretmeye odaklandığını ifade etti.

Silikon Vadisi devlerinin gizli yazışmaları mahkemeye düştü

The Wall Street Journal haberinde, Apple’ın karşı karşıya olduğu bu durumdaki ironiye de dikkat çekildi. Apple, uzun yıllar boyunca diğer geliştiricilerin fikirlerini ve ürün özelliklerini kopyalamakla suçlanmıştı.

Teknoloji sektöründe, Apple’ın başka geliştiricilere ait özellikleri kendi ürünlerine entegre etmesini tanımlamak için “sherlocking” terimi kullanılıyor.

Haberde ayrıca, Apple’ın açtığı bu dava “termonükleer” olarak nitelendirildi. Bu ifadeyle, Apple kurucu ortağı Steve Jobs’ın 2010 yılında Google’ın Android işletim sistemine karşı başlattığı mücadele için kullandığı “termonükleer savaş” nitelendirmesine atıfta bulunuldu.

Jobs, o dönemde Google’ı iPhone tasarımını kopyalamakla suçlamış ve rakibiyle mücadele etmek için her türlü kaynağı kullanacağını açıklamıştı.

Dava süreci, iki şirket arasındaki işbirliği döneminin hemen ardından geldi. Apple ve OpenAI, 2024 yılında ChatGPT teknolojisinin iPhone ve diğer Apple cihazlarına entegre edilmesi amacıyla bir anlaşma imzalamıştı.

Bu anlaşma öncesinde Apple CEO’su Tim Cook, kendisinin de ChatGPT kullandığını, bu aracın sunduğu benzersiz kabiliyetleri hayranlıkla karşıladığını ve bu teknolojiyi kendi cihazlarına entegre etme olanaklarını incelediklerini duyurmuştu.

Okumaya Devam Et

Çok Okunanlar

English