Diplomasi
Haaretz: Suriye ve Türkiye, İsrail ile gerilimi artırmak istemiyor

Suriye ve Türkiye, İsrail’in ülkede gerçekleştirdiği son hava saldırılarına rağmen, İsrail ile daha geniş çaplı bir çatışmaya girmek istemiyor.
Haaretz’e göre İsrail, Şam ile Ankara arasındaki güvenlik koordinasyonunun sınırlarını zorlarken, her iki ülke de gerginliğin tırmanmasını engellemeye çalışıyor.
Suriye, İsrail’e harekatı genişletmesi için bir bahane vermemek amacıyla itidal gösterirken, bölgede diplomatik baskı uygulayan Ankara ise Washington’dan İsrail’i dizginlemesini bekliyor.
Şam’daki cumhurbaşkanlığı sarayı ve Dışişleri Bakanlığı’na yakın bir Suriyeli kaynağa göre, Suriyeli yetkililer, Binyamin Netanyahu’nun Suriye cephesinde kazanım elde etmek amacıyla Şam’ı hazırlıklı olmadığı bir çatışmaya sürüklemeye çalıştığına inanıyor.
Kaynak, bu hamlenin aynı zamanda dikkatleri İsrail’in iç krizlerinden başka yöne çekmeyi amaçladığını da ekledi.
Aynı kaynak, Şam’ın İsrail’in hamlelerini yakından izlediğini, ABD ve Fransa ile düzenli temas halinde olduğunu ve her iki ülkeye de gelişmeler hakkında bilgi verdiğini söyledi.
Kaynak, Suriye’nin ülkenin güneyindeki aktif olmayan Hizbullah ve IŞİD hücrelerine karşı çabalarını artırdığını vurguladı ve İsrail ile yeni bir güvenlik anlaşması imzalamaya ya da 1974 tarihli Kuvvetlerin Ayrılması Anlaşması’ndan bu yana yürürlükte olan mevcut düzenlemeleri revize etmeye istekli olduğunu ifade etti.
İsrailli büyükelçi Leiter: Türkiye ile savaş istemiyoruz ama kırmızı çizgi aşıldı
Kaynağa göre, Suriye, on yılı aşkın süren yıkıcı savaşın yaralarını sarmaya hâlâ çabaladığı için ne İsrail’i tehdit etme niyetinde ne de bu tür emelleri gerçekleştirecek kaynaklara sahip.
Aynı zamanda kaynak, Suriye’nin yeni yönetiminin, Türkiye ile savunma, güvenlik ve askeri işbirliği anlaşmalarını ilerletmesi yönünde artan bir baskı ile karşı karşıya olduğunu belirtti.
Şam, İsrail’in bu tür bir işbirliğini provokasyon olarak algılayacağından ve bunun daha da tırmanmaya yol açabileceğinden endişe ediyor.
Kaynağın değerlendirmesine göre, bu hafta İdlib’deki Ebu Zuhur üssüne yönelik İsrail saldırısının amaçlarından biri ortaya çıkan Suriye-Türkiye işbirliğinin ne kadar ciddi olduğunu test etmekti.
Ayrıca Suriye’deki bir Türk varlığının Ankara’dan doğrudan bir tepkiyi tetikleyip tetiklemeyeceği ve çatışmanın seyrini değiştirip değiştirmeyeceği de değerlendirilmek isteniyordu.
Öte yandan, bir Türk kaynak Haaretz’e verdiği demeçte, Ankara’nın Suriye’ye siyasi ve savunma alanında destek vermeye devam etme niyetinde olduğunu ve bu gerginliğin tırmanışını İsrail karşısında siyasi veya medyatik puan kazanmak için bir fırsat olarak görmediğini belirtti.
Kaynağa göre Ankara, Suriye konusunda iki başkent arasındaki yazışmalar sürerken Washington’un İsrail’in askeri faaliyetlerini dizginlemesini bekliyor.
Kaynak, Suriye özel temsilcisi ve ABD’nin Türkiye Büyükelçisi Tom Barrack’ın salı günü yaptığı açıklamalara dikkat çekti.
Barrack, İsrail ve Türkiye’nin doğrudan bir askeri çatışma riskiyle karşı karşıya olduğunu ve Washington’un iki ülke arasındaki anlaşmazlıkları çözmek için bir mekanizma oluşturmaya çalıştığını belirtmişti.
Fakat Türkiye, önerilen mekanizma konusunda henüz resmi bir tutum sergilemedi ve kaynağa göre, bu konu ülkede kamuoyunda pek ilgi görmedi.
Kaynak, bu çekingen tavrın, Ankara’nın ABD kanalları aracılığıyla hareket etmeyi tercih ettiğini gösterebileceğini belirtti.
Haaretz’e göre Türk yetkililer, İsrail’de ekim ayında yapılacak seçimleri ve Tel Aviv’de liderlik değişikliği olasılığını da göz önünde bulunduruyor olabilir.
Ankara, saldırıların ardından sert bir resmi kınama yayınlasa da anlaşmazlığı doğrudan bir çatışmaya dönüştürecek bir tepki vermekten kaçındı.
Barrack: İsrail’in ez-Zuhur’a yaptığı saldırı nedeniyle endişeliyiz
Savunma Bakanlığı Sözcüsü Zeki Aktürk, İsrail saldırılarının “Suriye’deki istikrara ciddi zarar verdiğini” belirterek, “bu saldırıların kabul edilemez olduğunu” ve Suriye’nin egemenliğini ve toprak bütünlüğünü ihlal ettiğini ekledi.
Aktürk ayrıca, saldırı sırasında veya öncesinde Ebu Zuhur’da hiçbir Türk askeri heyetinin bulunmadığını belirtti.
Ankara’nın, Suriye’nin askeri kapasitesini geliştirme çabalarını desteklemek de dahil olmak üzere, istikrarlı ve güvenli bir altyapı kurmasına yardım etmeye devam edeceğini de sözlerine ekledi.
Aktürk, İsrail’in “komşu ülkelerdeki askeri müdahalelerinin hiçbir koşulda normalleşmesine veya kabul edilmesine izin verilmemesi gerektiğini” vurguladı. Bakanlığa göre, “uluslararası toplumun İsrail’in eylemlerine karşı daha somut ve etkili adımlar atması hayati önem taşıyor.”
Haaretz’e göre bu açıklamalar bir araya geldiğinde tek bir net sonuca işaret ediyor: “Suriye de Türkiye de İsrail ile olan çatışmalarının geri dönüşü olmayan bir noktaya tırmanmasından yana değil.”
Diplomasi
Ukrayna’dan Moskova’daki uçuşları durduracak yapay zekalı İHA planı

Ukrayna’nın yapay zekaya sahip bin adet otonom insansız hava aracıyla Moskova’daki havalimanlarını hedef alacak kapsamlı bir saldırı planı hazırladığı ortaya çıktı. The Atlantic dergisine konuşan kaynaklar, operasyonla uluslararası hava yolu şirketlerinin Rusya uçuşlarını durdurmasının ve Moskova yönetiminin müzakere masasına çekilmesinin hedeflendiğini aktardı.
Ukrayna, yapay zeka destekli otonom insansız hava araçlarından oluşan bir sürüyle Moskova havalimanlarına yönelik kapsamlı bir saldırı planı hazırladı.
The Atlantic dergisine konuşan konuya vakıf iki kaynak, hazırlanan harekat planının ayrıntılarını paylaştı.
“M&Ms” kod adını taşıyan operasyon, eski Savunma Bakanı Mihail Fedorov tarafından geliştirildi. Plan kapsamında, tek bir gecede küçük ve düşük maliyetli yaklaşık 1000 insansız hava aracının fırlatılması öngörülüyordu.
Saldırının temel amacı Rus hava savunma sistemlerini aşırı yük altında bırakmak ve Moskova havalimanlarını uzun süreliğine işlemez hale getirmekti.
Böylece Türk Hava Yolları (THY) ve Emirates dahil uluslararası hava yolu şirketlerinin Rusya’nın başkentine yönelik uçuşlarını durdurması ve Ukrayna’nın bu yolla Vladimir Putin’i savaşın sona erdirilmesine ilişkin müzakerelere dönmeye zorlaması hedefleniyordu.
Operasyonda kullanılması öngörülen İHA’ların tamamen bağımsız hareket etmesi planlandı. Bu doğrultuda araçların yerleşik bilgisayarlarına ayrıntılı rota haritaları ve hedef görüntüleri yüklendi.
Sistem, İHA kameralarından gelen anlık arazi görüntülerini hafızasındaki verilerle karşılaştıracak biçimde tasarlandı.
İnsansız hava aracının hedeflenen nesneyi tespit etmesi halinde, operatör onayına gerek duymaksızın doğrudan hedefe dalış yaparak infilak etmesi kararlaştırıldı.
Kaynakların aktardığına göre söz konusu plan, 2026 yılının başında Ukrayna Devlet Başkanı Volodimir Zelenskiy’e sunuldu.
Zelenskiy sivil uçaklar, yolcular ve havalimanı çalışanlarının zarar görme riskinden ötürü endişelerini dile getirdi.
Buna karşın Ukrayna lideri, Rus makamları ve yurt dışına çıkış imkanları daralacak olan Rus elitleri üzerinde bir baskı unsuru elde etmek amacıyla operasyon hazırlıklarının sürdürülmesine izin verdi.
Kaynaklardan biri, planı hazırlayan ekibin Zelenskiy’e ek bir öneri sunduğunu da belirtti.
Buna göre Ukrayna İHA sürüsü hedefe ulaşmadan önce sivil hava yolu şirketlerinin uyarılması, Moskova havalimanlarından kaçınmalarının ve uçaklarını bölgeden tahliye etmelerinin istenmesi teklif edildi.
Habere konuşan kaynak, “Eğer bu şirketler ‘Bu durum artık çok riskli bir hal alıyor, oraya uçmaya neden devam edelim ki?’ derse, bu durum Rus elitleri üzerinde şimdiden ciddi bir etki oluşturur. Çünkü bu uçuşlar onların dış dünyayla olan temel bağlantısıdır” değerlendirmesinde bulundu.
Operasyon hazırlıkları, Fedorov’un görevden ayrılmasının ardından temmuz ayında durduruldu.
Kaynaklar, Fedorov’un yılın büyük bölümünde bu proje üzerinde çalıştığını, yapay zeka tabanlı navigasyon sistemini kurmak üzere bir yazılımcı ekibi oluşturduğunu ve otonom İHA’ların üretimi için Ukrayna’nın Avrupalı müttefiklerinden finansman sağladığını kaydetti.
Dergiye konuşan kaynaklardan biri projenin yeni ekip tarafından yeniden canlandırılabileceğini belirterek, “Bunu deneyeceğiz. Teknik olarak bu mümkün ve yaklaşık üç aylık bir süre gerektirir” dedi.
Ukrayna Devlet Başkanlığı Ofisi’nden bir yetkili ise söz konusu planın varlığını yalanladı.
Temsilci, “Bu tamamen saçmalık. Havalimanlarına karşı tek bir operasyonumuz oldu, o da Rusları sürekli olarak ‘Kovyor’ (Halı) planı ilan etmek zorunda bırakmaktı” açıklamasını yaptı.
Yetkili, Ukrayna’nın Rus havalimanlarının uzun süreli veya tamamen kapatılmasını gerçekten istediğini, ancak siviller açısından aşırı risk oluşturmadan bu hedefleri vurabilecek düzeyde hassas ve güvenilir uzun menzilli silahlara sahip olmadığını ifade etti.
Rusya’daki havalimanları, Ukrayna’nın gerçekleştirdiği saldırılar nedeniyle defalarca faaliyetlerini durdurmak zorunda kaldı. Rusya Federal Hava Taşımacılığı Ajansı’nın (Rosaviatsiya) verilerine göre yalnızca 28 Haziran ile 28 Temmuz tarihleri arasında bu tür kısıtlama tedbirleri 114 kez uygulandı.
Moskova’daki dört ana havalimanı olan Domodedovo, Şeremetyevo, Vnukovo ve Jukovskiy’de en az 17 geçici kapatma kararı alındı. Bu yılın ilk çeyreğinde ise Rusya genelinde 290’dan fazla benzer vaka kayıtlara geçti.
Diplomasi
Trump Ukrayna’nın Starlink talebine destek vermedi

ABD Başkanı Donald Trump, Ukrayna’nın Rusya topraklarının derinliklerine yönelik saldırılarda Starlink uydu internetini kullanma talebine destek vermedi. Ukrayna Devlet Başkanı Volodimir Zelenskiy, temmuz ayı sonunda Beyaz Saray’da yapılan görüşmede Trump’tan SpaceX’in sahibi Elon Musk ile konuşmasını talep etti.
ABD Başkanı Donald Trump, Ukrayna’ya Rusya topraklarının derinliklerine yönelik uzun menzilli saldırılar için Starlink uydu interneti erişimi sağlanması fikrini desteklemedi.
Financial Times’a (FT) konuşan konuya vakıf kaynaklar, Ukrayna Devlet Başkanı Volodimir Zelenskiy’nin bu konuyu temmuz ayı sonunda Beyaz Saray’da Trump ile gerçekleştirdiği görüşmede gündeme getirdiğini aktardı.
Zelenskiy görüşmede ABD Başkanı’ndan, Ukrayna insansız hava araçlarının Rus askeri hedeflerine yönelik saldırılarda uydu internetini kullanabilmesine izin vermesi için SpaceX’in sahibi Elon Musk ile konuşmasını istedi.
Söz konusu talep, temel olarak Ukrayna sınırlarından 200 kilometreye kadar olan mesafedeki balistik füze fırlatma altyapısına saldırı düzenleme imkanını kapsıyor.
Görüşmeye ilişkin bilgi veren kaynaklar, Trump’ın bu konuda herhangi bir taahhütte bulunmadığını kaydetti. Kaynaklar ayrıca Musk’ın da Kiev’in bu talebini kabul etme ihtimalinin düşük olduğunu belirtti.
Milyarder iş insanı, daha önce nükleer gerilimin tırmanmasından endişe ettiği gerekçesiyle Ukrayna’nın Rusya topraklarının derinliklerine saldırı düzenlemek amacıyla Starlink’i kullanmasına izin vermemişti.
Kiev yönetimi ise saldırı menzilinin sınırlandırılmasının Musk’ın bu kararını değiştirebileceğini düşünüyordu.
FT, uydu internetiyle donatılmış insansız hava araçları sayesinde Ukrayna’nın Rus askeri tesislerini daha isabetli vurma ve Patriot hava savunma sistemlerine ait önleme füzelerinin yetersizliği nedeniyle sorun haline gelen füze saldırılarını azaltma imkanına kavuşabileceğini vurguladı.
The Atlantic’e konuşan kaynaklar da Ukrayna’nın Rusya topraklarına yönelik saldırılarda Starlink’i kullanmak istediğini daha önce aktarmıştı.
Bu kaynaklara göre, yılın başında Rus ordusunun Starlink erişiminin engellenmesi konusunda Musk ile anlaşmaya varan Ukrayna’nın eski Savunma Bakanı Mihail Fedorov da söz konusu mesele için iş insanına başvuruda bulundu.
The Atlantic’e konuşan kaynaklar, konuya ilişkin “olumlu bir karar bulunmadığını” belirterek Musk’ın Kiev ile Moskova arasında bir barış anlaşması imzalanması gerektiği konusunda ısrarcı olduğunu dile getirdi.
Milyarder iş insanı daha önce The Economist’e verdiği mülakatta, Rusya’nın Ukrayna’dan askerlerini çekmeyeceğini ve savaşın ancak Moskova’ya verilecek tavizlerin ardından durdurulabileceğini ifade etmişti.
Patriot füzelerindeki kıtlık Ukrayna’yı Rusya’nın balistik füze saldırıları karşısında neredeyse savunmasız bıraktı.
Bu gelişmelerin ardından Kiev, Rus ordusu tarafından fırlatılan füze sayılarına ilişkin verileri yayımlamayı durdurdu.
Diplomasi
Trump, Kim Jong Un ile yeni bir görüşme istiyor Kuzey Kore ise acele etmiyor

ABD Başkanı Donald Trump, Kuzey Kore (Kore Demokratik Halk Cumhuriyeti) lideri Kim Jong Un ile bu yılın ilerleyen dönemlerinde görüşmek istediğini söyledi. Ancak Trump’ın girişimleri Pyongyang’dan soğuk bir karşılık aldı. Bu durum, Kuzey Kore’nin böyle bir görüşme için çeşitli koşullar öne süreceğine işaret ediyor.
Trump bu haftanın başında, Kuzey Kore’ye karşı “düşmanca” olduklarını söyleyerek ABD’nin Güney Kore ile ortak askeri tatbikatlarını beklenmedik şekilde küçülttü. Çarşamba günü ise Kim ile bu yılın ilerleyen dönemlerinde görüşmeyi beklediğini söyledi.
ABD ve Güney Koreli yetkililer arasındaki görüşmeler hakkında bilgilendirilen bir kaynağın Reuters’a aktardığına göre Trump, Kuzey Kore lideri Kim Jong Un ile müzakereleri yeniden başlatmaya ve uluslararası arenada bir başarı elde etmeye istekli.
İran’da yaklaşık altı aydır devam eden savaşın sona ermesine ilişkin yakın vadede herhangi bir beklenti bulunmuyor. Trump’ın Kuzey Kore’ye yönelik açılımı ise Pyongyang’ın Ukrayna savaşında Rusya’yı desteklemek üzere asker ve füze dahil askeri teçhizat göndermesine rağmen geliyor.
Kaynak, Güney Kore’nin özel görüşmelerde Trump’ın stratejisine olumlu yaklaştığını, ancak Seul’deki yetkililerin ABD ile ortak askeri tatbikatların azaltılması konusunda hâlâ bazı şüpheleri bulunduğunu söyledi.
Trump’ın bu yılın ilerleyen dönemlerinde Shenzhen’de düzenlenecek Asya-Pasifik Ekonomik İşbirliği (APEC) zirvesine katılması ihtimali bulunuyor. Kaynağa göre bu durum, Kuzey Kore’nin yeniden angajmana açık olması halinde bölgede bir görüşme yapılması için fırsat yaratabilir.
ABD Dışişleri Bakanlığı sözcüsü, “ABD, Kuzey Kore ile ön koşulsuz diyaloğa açık olmaya devam ediyor” dedi. Sözcü, “Başkan ve Kim Jong Un uygun zamanda yeniden görüşecektir” ifadelerini kullandı.
Beyaz Saray yorum yapmayı reddetti. Güney Kore Devlet Başkanlığı da yorum talebine yanıt vermedi ancak Dışişleri Bakanlığı, Trump’ın açıklamalarının Pyongyang ile anlamlı bir diyaloğa yol açmasını umduklarını belirten daha önceki açıklamasına atıfta bulundu.
Ancak Kyungnam Üniversitesi Uzak Doğu Araştırmaları Enstitüsü profesörlerinden Lim Eul-chul’a göre Kuzey Kore’nin şimdiye kadarki yanıtı, Pyongyang’ın Trump ile Kim arasındaki kişisel yakınlığı ABD ile herhangi bir angajmandan ayrı tuttuğunu açıkça ortaya koyuyor.
Lim, “Kişisel ilişkilerin ulusal güvenlik çıkarlarını veya askeri kabiliyetleri güçlendirme çabalarını tehlikeye atmasına asla izin verilmeyecek” dedi.
“Başka bir deyişle Pyongyang, kişisel diplomasinin sınırları olduğunu ve bunun stratejik önceliklerin önüne geçmeyeceğini işaret ediyor” diye ekledi.
Kim’in etkili kız kardeşi Kim Yo Jong, Ulchi Freedom Shield tatbikatının küçültülmesini önemsemeyerek tatbikatın sürdürülmesinin hâlâ saldırgan bir tutum olduğunu ve ABD’nin Kuzey Kore’ye yönelik politikasının düşmanca niteliğini koruduğunu söyledi. Kim Yo Jong ayrıca Trump ile Kim arasında herhangi bir temas gerçekleştiğini reddetti ancak iki lider arasındaki kişisel ilişkiyi “mükemmel” olarak nitelendirdi.
Güney Kore ordusunun açıklamasına göre Kuzey Kore perşembe günü doğu kıyılarından yaklaşık 10 balistik füze fırlattı. Analistler, bunun devam eden ABD-Güney Kore tatbikatlarını protesto etmeyi amaçlayan bir hareket olabileceğini söyledi.
Kim Yo Jong, devlet haber ajansı KCNA’nın aktardığı açıklamasında, “ABD tarafı bu kez attığı adımları bir tür ‘iyi niyet jesti’ olarak sunmaya çalışırsa, arzu ettiği yanıtı alamayacaktır” dedi.
Washington merkezli Stimson Center’ın kıdemli araştırmacısı Jenny Town’a göre Kuzey Kore, bir görüşmeyi cazip hale getirecek koşulların neler olduğunu açıkça ortaya koymuş durumda ve bunlar ABD açısından karşılanması son derece güç şartlar.
Town, bu koşulların ABD’nin Kuzey Kore’ye yönelik politikasında Pyongyang’ın düşmanca olarak gördüğü unsurları ortadan kaldıracak kapsamlı değişiklikler yapılmasını, Kuzey Kore’nin nükleer statüsünün kabul edilmesini veya en azından nükleer silahlardan arındırmanın artık Washington’ın hedefi olmadığının ilan edilmesini içereceğini söyledi.
Town, “Trump’ın şimdi belirlediği zaman dilimi içerisinde bu görüşmeyi gerçekleştirebilmek için söz konusu koşulları karşılamaya ne ölçüde istekli olacağı açık bir soru” dedi.
ABD Dışişleri Bakanlığı sözcüsü ise Washington’ın “Kuzey Kore’nin tamamen nükleer silahlardan arındırılmasına bağlılığını sürdürdüğünü” söyledi.
Trump, 2018 ve 2019 yıllarında Kim Jong Un ile benzeri görülmemiş bir dizi zirve gerçekleştirmişti. Ancak diplomatik girişimler, ABD’nin Kuzey Kore’den nükleer silahlarından vazgeçmesini istemesi üzerine sonuçsuz kalmıştı.
Trump o tarihten bu yana Kuzey Kore’den defalarca “nükleer güç” olarak söz etti. Buna karşın yönetimi, ülkenin nükleer silahlardan arındırılması çağrısını sürdürdü ve Kuzey Kore’yi resmen nükleer silaha sahip bir devlet olarak tanımıyor.
Kim’in de Trump’ın ilk başkanlık dönemine kıyasla bir görüşmeyi kabul etmek için daha az nedeni bulunuyor. O dönemde Kim, yaptırımların hafifletilmesini istiyordu. Kuzey Kore o zamandan bu yana Çin ve Rusya ile daha yakın ilişkiler geliştirdi ve bu ülkelerle artan ticaret, ekonomisinin büyümesine katkıda bulundu.
Town, “Kuzey Kore’nin seçenekleri var ve hiçbir fedakârlık talep etmeyen, yalnızca karşılıklı kazanca dayalı ilişkiler sunduğu devletlerle bağlarını geliştiriyor” dedi.
“Kim’in, kendisinden herhangi bir konuda taviz vermesinin beklendiği, hele ki ülkenin savunması açısından hayati gördüğü bir konuda geri adım atmasının istendiği müzakerelere yeniden koşarak dönmesi için çok az teşvik var” diye ekledi.
Bununla birlikte Kore Ulusal Birleşme Enstitüsü kıdemli araştırmacısı Hong Min, Kim Yo Jong’un açıklamasına atıfta bulunarak Kuzey Kore’nin yanıtının diplomasi olasılığını açık bırakacak şekilde dikkatle ayarlandığını söyledi.
Hong, “Temel amaç, ABD’yi daha uzlaşmacı bir tutum benimsemeye teşvik etmek gibi görünüyor” dedi.
“Kim Yo Jong’un açıklaması, diyaloğu reddetmekten ziyade Trump’ın algısını yönetme, Kuzey Kore’ye ilişkin anlayışını şekillendirme ve gelecekteki olası ABD-Kuzey Kore görüşmelerinin zeminini hazırlama çabası gibi görünüyor” değerlendirmesini yaptı.
Açıklamada ayrıca, askeri kapasitesini artıran ve ABD ve Güney Kore’yle güvenlik bağlarını güçlendiren PJaponya’ya yönelik özellikle sert eleştiriler yer aldı.
Hong’a göre Pyongyang, Güney Kore’yi marjinalleştiren ve Japonya’yı öncelikle askeri bir hasım olarak ele alan bir ABD-Kuzey Kore ilişkileri çerçevesi öneriyor.
Hong, “ABD-Kuzey Kore ilişkileri karşılıklı yoklama ve sinyal verme aşamasına giriyor olabilir” dedi.
Ortadoğu2 hafta önceMısır, üçlü pakta neden katılmadı?
Dünya Basını1 hafta önceThe Jerusalem Post: Suudi Arabistan-Türkiye-Pakistan savunma anlaşması İsrail’e tehdit
Görüş2 hafta önceTürkiye ve İsrail ilişkilerinin geleceği
Dünya Basını2 hafta önceForeign Affairs: Amerika Ortadoğu’dan Vazgeçmeli
Diplomasi1 hafta önce‘İslami NATO’ mu? Yeni savunma paktı Hindistan’ı neden tedirgin ediyor?
Diplomasi2 hafta önceUkrayna, Türkiye’den 70 ATACMS ve diğer ABD menşeli silah satın aldı
Rusya2 hafta önceRusya, yolları insansız hava aracı saldırılarına karşı koruyacak
Rusya4 gün önceDört AB ülkesi daha Rus pasaportlarına kısıtlama getiriyor










