Bizi Takip Edin

Avrupa

Handelsblatt: Çek silah şirketi Ukrayna’ya tedarik ettiği top mermilerinden fahiş kârlar elde etti

Yayınlanma

Ukrayna savaşında Kiev’in ihtiyaç duyduğu top mermilerini tedarik etmek için kurulan ve Çekya’nın önderlik ettiği bir grubun, piyasa değerinin üstünde satın alımlarla bir silah şirketini zengin ettiği iddia ediliyor.

Alman ekonomi gazetesi Handelsblatt’ta yer alan habere göre, yüksek satın alma maliyetleri Çek silah endüstrisinin dünya çapında mühimmat tedarik eden aracıları tarafından tahsil ediliyor.

Handelsblatt gazetesi, iç belgelere dayanarak, Çek aracılardan biri olan Excalibur Army’nin top mermilerinden orantısız bir kâr elde ettiğini öne sürdü.

Silah şirketi mühimmat fiyatlarının mevcut piyasa fiyatlarına tekabül ettiğini savunurken, Çekya Başbakanı Petr Fiala da Çek silah üreticilerini savunarak, mühimmat girişiminin “saldırıların ve değer düşürme girişimlerinin” hedefi haline geldiğini ileri sürdü ve bunu yapmaya çalışanların sadece Rusya’ya yardım ettiklerini iddia etti.

Türk şirket de tedarikçiler arasında

Habere göre 20 kadar yabancı ortağın yer aldığı mühimmat girişiminden, işadamı Michal Strnad’a ait Czechoslovak Group’un (CSG) bir parçası olan Šternberg’deki silah fabrikası Excalibur Army’nin yararlandığı belirtiliyor. 

Gazeteye göre, silah fabrikası top mermilerinin fiyatlarını önemli ölçüde şişirdi. İddiaya göre şirket, bir top mermisini Türk ortağından yaklaşık 62.000 Çek Kronuna (yaklaşık 2.753 dolar) satın aldı ve daha sonra bunu girişime yaklaşık 80.000 Çek Kronuna (yaklaşık 3.553 dolar) sattı. 

Gazeteye göre, Çek tarafının tedarik etmeyi vaat ettiği 800.000 adetten yaklaşık 90.000 adeti bu şekilde Türk şirketten alınıp satılan mermiler. 

Gerçek rakamlar söz konusu olduğunda, Çek şirketinin sadece bu alımdan elde ettiği kar, diğer maliyetler hariç, 1,5 milyar Çek Kronunu (yaklaşık 66.631.515 dolar) aşacaktı.

Pentagon şubat ayı sonunda General Dynamics Ordnance and Tactical Systems ile Teksas’ta üç adet 155mm’lik mermi metal parça hattı inşa etmek üzere sözleşme imzaladığını açıkladı. Şirket, tesisin haziran ayında üretime geçmesinin planlandığını söyledi.

Türk savunma firması Repkon’un üretim hatlarının, 2025 yılına kadar ABD yapımı 155 mm top mermilerinin yaklaşık %30’unu üretmesinin beklendiği belirtildi. Ayrıca Savunma Bakanlığı bu yıl teslim edilmek üzere Türk şirketi Arca Savunma’dan 116.000 adet savaşa hazır mühimmat satın aldı ve önümüzdeki yıl teslim edilmek üzere yeni alımların yapılması bekleniyor.

Berlin’e göre Çek silah şirketinin kârları “kabul edilebilir sınırlar içinde”

Çek komisyoncularının mühimmat bulma, edinme ve bazen de modifiye etme konusunda kendi genel giderlerinin olması anlaşılabilir bir durum. Öte yandan, marjlarının makul olup olmadığını sormak da meşru sayılıyor. Handelsblatt bunun “hassas bir konu” olduğunu kabul ediyor. Aktörler ve ortaklar arasında Ukrayna’ya yardımın birinci öncelik olduğu konusunda bir fikir birliği var fakat gazete, bu fiyat artışları nedeniyle Kiev’in parasızlık nedeniyle bazı mermileri alamadığını söylüyor.

Alman Savunma Bakanlığı, fiyatın belirlenmesinde belirleyici faktörün, şu anda arzın çok üzerinde olan talep olduğu yorumunda bulundu. Buna rağmen Alman Savunma Bakanlığı’nın görüşüne göre Çek satıcıların marjları “kabul edilebilir sınırlar içinde.”

Çekya liderinden habere tepki

Çekya medyasından Echo24’e konuşan şirket sözcüsü Andrej Čírtek, şirketin topçu mermisi hazırlarken katlandığı ek maliyetleri hesaba kattığını söyledi.

Sözcü, “Projeyi koordine eden Çek Savunma Bakanlığı ile şeffafız. Güvenlik nedeniyle bireysel işlemlerin ayrıntılarını açıklamıyoruz. Mühimmat fiyatlarının mevcut piyasa fiyatlarına tekabül ettiğini ve bazı durumlarda kullanıma hazır bir ürün teslim etmek için gerekli lojistik veya üretim işlemlerini yansıttığını vurgulamak isterim,” dedi.

Salı akşamı Çek Başbakanı Petr Fiala da yayınlanan bilgilere tepki gösterdi. Başbakan, Çek Cumhuriyeti’nin girişime 865 milyon Çek Kronu (yaklaşık 38,5 milyon dolar) katkıda bulunacağının doğru olduğunu ve hiçbir şeyin değişmediğini söyledi.

Fiala daha sonra Çek silah üreticilerinin AB üyesi olmayan ülkelerden yaptıkları alımların yüksek fiyatlı olduğu iddiasını yalanladı. X’te yayınlanan bir videoda Fiala, “Mühimmat, girişim kapsamında uluslararası piyasadaki cari fiyatlarla satılıyor ve tedarik ediliyor ve arz ve talebe göre belirleniyor. Başka hiç kimse bunlara müdahale etmiyor,” dedi.

Mühimmat girişiminin son zamanlarda saldırıların ve itibarsızlaştırma girişimlerinin hedefi haline geldiğini ileri süren Fiala, “Bunu yapmaya çalışanlar doğruyu söylemiyorlar, manipülasyon yapıyorlar ve maalesef sadece Rusya’ya yardım ediyorlar,” iddiasında bulundu.

Alman gazetesi, Çek senatörün iddialarını doğruluyor

Handelsblatt’ın iddiaları, Çekya Korsan Partisi Senatörü Lukáš Wagenknecht’in birkaç hafta önce ortaya attığı bilgilerle örtüşüyor.

Ağustos ayı ortasında Senato’nun kamu fonlarını denetleme komitesinin bir toplantısında Wagenknecht, mühimmatın 1,4 milyar Çek Kronu fazla fiyatlandırıldığını ve bu nedenle yaklaşık 20.000 adet daha az satın alındığını ileri sürmüştü.

Nihayetinde Senato komitesi, konunun gizli olarak tartışılması gerektiğini söyleyerek iddiaları değerlendirmeyi reddetmişti. Fakat bilgileri Ukrayna savunma bakanlığı ve parlamentosuyla kontrol ettiğini söyleyen Wagenknecht, “Mühimmat sektöründe 1,4 milyarlık savurgan harcamadan bahsediyoruz,” demişti.

Senatörler için hazırladığı materyalde ayrıca, 80.000 adetlik mühimmat tedarikinin ikinci kısmının fiyatının 505 milyon CZK fazla gösterilmesi tehdidi ile karşı karşıya kalındığını söylemişti.

Çek Savunma Bakanı Jana Černochová, Wagenknecht’in iddialarına sert bir şekilde itiraz ederek senatörün açıklamalarını asılsız ve “Çek Cumhuriyeti’ne zarar verici” olarak nitelendirdi.

Savunma Bakanlığı, “Bu marjlar piyasanın gerçeklerine uygundur ve kesinlikle yerleşik uygulamadan sapmamaktadır. Önceki teslimatların yaklaşık 1,4 milyar fazla fiyatlandırılmış olması tamamen yanlış bir bilgidir,” demişti.

Çekya, donör ülkelerin “denetimine” açık

Çek Cumhuriyeti daha önce donör ülkelere süreci doğrudan Çek Cumhuriyeti’nde denetlemesi için bir kişi göndermeyi teklif etmişti. Örneğin Danimarka bu fırsattan yararlanarak denetçi göndermişti.

Bakanlık, “Mühimmat Girişimine katılan ülkeler, uygulama sürecini ‘denetlemek’ için çeşitli katılım biçimleri kullanmaktadır. Bu işbirliği, bağışçı ülkelerin Savunma Bakanlığı temsilcilerinin Çek Cumhuriyeti’ne gönderilmesiyle, VTC konferansları çerçevesinde ya da güvenli bir bağlantı aracılığıyla bireysel istişarelerle gerçekleştirilmektedir,” dedi.

Prag, girişim kapsamında AB ülkelerinden 1,6 milyar avro topladı

Echo24 daha önce mühimmatın bir kısmının Fas ve Endonezya’dan da geleceğini söylemiş, ayrıca AB üyesi olmayan diğer ülkelerde de el bombalarının tedarik edildiğini belirtmişti.

Mühimmat tedarik planı geçen şubat ayı ortasında Münih Güvenlik Konferansında Devlet Başkanı Petr Pavel tarafından sunulmuştu. Çek Cumhuriyeti’nin AB üyesi olmayan ülkelerde standart NATO kalibresinde (155 mm) 500.000 adet ve Sovyet kalibresinde (122 mm) 300.000 adet topçu mühimmatı bulduğunu söylemişti.

Yaklaşık 18 ülke kademeli olarak bu girişime katıldı ve Çekya bu girişim kapsamında AB ülkelerinden 1,6 milyar avro topladığını açıklamıştı.

Avrupa

Almanya’dan İsveç ve İspanya’ya savaş uçağı ortaklığı teklifi

Yayınlanma

Almanya Savunma Bakanlığı yetkilileri, Berlin yönetimine İngiltere öncülüğündeki GCAP konsorsiyumuna dahil olmak yerine İsveç ve İspanya ile yeni bir savaş uçağı ortaklığı kurmasını tavsiye etti. Hazırlanan değerlendirme notunda, Fransa ile yürütülen FCAS girişiminin haziran ayında çökmesinin ardından BAE Systems ile geçmişte yaşanan sanayi pürüzlerine ve eşit ortaklık riskine dikkat çekildi.

Almanya Savunma Bakanlığı yetkilileri, Berlin yönetimine İngiltere’nin içinde yer aldığı mevcut savaş uçağı konsorsiyumuna katılmak yerine İsveç ve İspanya ile yeni bir ortaklık kurmasını tavsiye etti.

Politico‘nun ulaştığı bakanlık içi değerlendirme notlarında, Almanya, İsveç ve İspanya arasında kurulacak üçlü bir yapının, İngiltere, İtalya ve Japonya’nın yürüttüğü Küresel Muharebe Havacılık Programı’na (GCAP) dahil olmaktan “daha avantajlı ve umut verici” bir yaklaşım olduğu kaydedildi.

Belgedeki bu öneri henüz nihai bir hükümet kararını yansıtmadığı gibi, Almanya Savunma Bakanı Boris Pistorius’un tavsiyeyi onayladığına dair bir bilgi de içermiyor.

Tavsiye, Almanya’nın Fransa ile yeni nesil savaş uçağı üretmek amacıyla yürüttüğü amiral gemisi projenin, yıllar süren sanayi çekişmeleri sonucu haziran ayında çökmesinin ardından hazırlandı.

Temeli 2017’de atılan ve daha sonra İspanya’nın da katıldığı Geleceğin Muharebe Hava Sistemi (FCAS), Avrupa savunma işbirliğinin vitrin projesi olarak tasarlanmıştı. Ortaklığın hedefi, 2040 yılından itibaren Almanya’nın Eurofighter filosunun yerini alacak bir uçak geliştirmekti.

Ancak girişim, Fransa merkezli Dassault ile Almanya merkezli Airbus Defence and Space arasında kontrol ve iş paylaşımı konularında yaşanan anlaşmazlıklara takıldı. Siyasi düzeydeki kurtarma girişimleri sonuç vermeyince Berlin yönetimi bu yıl ortak savaş uçağı projesinden çekildi.

İngiltere Başbakanı Andy Burnham, 8 Ekim’de Berlin’de Friedrich Merz ile yaptığı görüşmede Almanya’nın GCAP projesine katılımı ihtimalini gündeme getirdi. İki lider, yetkililerin müzakereleri sürdürmesi konusunda mutabık kaldı.

Berlin için yapılacak seçim, hava kuvvetlerinin uçuracağı modelin ötesinde bir anlam taşıyor. Alınacak karar, geleceğin askeri teknolojisini kimin kontrol edeceğini, hangi ülkelerin üretim sözleşmelerini alacağını ve yeni bir Avrupa ortaklığının FCAS’ı dağıtan gerilimlerden kaçınıp kaçınamayacağını belirleyecek.

Bakanlık değerlendirmesi İngiliz ortaklığındaki GCAP projesine mesafeli duruyor

Bakanlık değerlendirmesinde GCAP projesine dair çeşitli çekinceler sıralandı. Raporda, mevcut programın Almanya’nın yetenek gereksinimlerinin dışındaki operasyonlara odaklandığı, Berlin’in ise kıta Avrupası üzerindeki görevlere daha uygun bir uçağa ihtiyaç duyduğu savunuldu.

Ayrıca halihazırda kurulmuş bir ortaklıkta Alman üreticilerin geliştirme ve üretim süreçlerinden kayda değer bir pay almasının zor olacağı kaydedildi.

Belgede, 1990’larda geliştirilen ve 2000’lerin başında hizmete giren Eurofighter programındaki deneyimler hatırlatılarak doğrudan İngiliz savunma şirketi BAE Systems hedef alındı.

Almanya Savunma Bakanlığı değerlendirmesinde BAE Systems, ihracatı Almanya ve İtalya’nın geliştirme çıkarlarının önüne koymakla suçlandı; İngiliz hakimiyetinin eşitler arası bir ortaklıkla bağdaşmayacağı uyarısı yapıldı.

Buna karşılık belgede Almanya, İsveç ve İspanya’nın askeri gereksinimlerinin birbiriyle örtüştüğü ve başlangıç pozisyonlarının dengeli olduğu aktarıldı.

Değerlendirmede havacılık devi Airbus ile İsveçli Saab arasında bir sanayi ortaklığı kurulması önerilirken yeni uçak geliştirilene kadar Saab üretimi Gripen E savaş uçağının teknolojik bir basamak olarak kullanılması tavsiye edildi.

Almanya Savunma Bakanlığı konuya ilişkin açıklama yapmayı reddetti. Bakanlığa ait ayrı bir notta ise İngiltere’nin Almanya’yı GCAP bünyesine gözlemci veya katılımcı olarak dahil etme çabaları kayda geçirildi ve Alman yetkililerden olası sanayi rollerini ve askeri gereksinimleri incelemeleri istendi.

Bir Airbus sözcüsü, Alman ve İspanyol sanayisinin geliştirme, üretim ve operasyon süreçlerinde “esaslı ve eşit bir rol” üstlenmesi şartıyla şirketin “işbirliğine genel olarak açık olduğunu” açıkladı.

Sözcü, “Sanayi temeli olmayan salt siyasi kararlar yetersiz kalır” diyerek Berlin ve Madrid yönetimlerine izlenecek yolu hızla netleştirme çağrısında bulundu.

Airbus savunma birimi yöneticisi Michael Schöllhorn, Handelsblatt gazetesinde pazartesi günü yayımlanan mülakatında Saab ile ilişkilere işaret ederek iki şirketin her zaman iyi çalıştığını söyledi.

Bir Saab sözcüsü de şirketin savaş uçakları dahil savunma alanındaki geniş işbirliklerine açık olduğunu belirtti.

Büyük ölçekli işbirliği projelerinin siyasi düzeyde ele alındığını ve katılım kararlarının ilgili hükümetler tarafından verildiğini hatırlatan sözcü, “İsveç’in olası katılımına ilişkin tüm sorular İsveç hükümetine yöneltilmelidir. Saab, her zaman olduğu gibi İsveç’in gelecekteki savaş uçağı ihtiyaçlarını desteklemeye hazırdır” dedi.

Okumaya Devam Et

Avrupa

AB, Booking.com hakkında sahte ilan ve dolandırıcılık soruşturması açtı

Yayınlanma

Avrupa Komisyonu, Booking.com hakkında sahte konaklama ilanları, oltalama girişimleri ve gizli reklamlar nedeniyle resmi soruşturma başlattı. Hollanda kayıtlarına göre platformdaki şikayetler 2026’nın ilk yarısında on kat artarken kuralları ihlal ettiği belirlenirse şirkete küresel cirosunun yüzde 6’sına kadar ceza verilebilecek.

Avrupa Komisyonu, çevrim içi rezervasyon platformu Booking.com hakkında Dijital Hizmetler Yasası’nı (DSA) ihlal ettiği şüphesiyle resmi soruşturma başlattı.

Düzenleyici kurum, platformun kullanıcıları sahte ilanlardan ve oltalama (kimlik avı) girişimlerinden korumak için yeterli adımları atıp atmadığını inceleyecek.

Komisyonun yayımladığı basın bültenine göre inceleme üç ana başlıkta toplanıyor.

Soruşturmanın ilk ayağını gerçekte var olmayan konaklama yerlerine ait ilanlar, kendisini mülk sahibi gibi tanıtan kişilerin teklifleri ve kurallara uymayan diğer konaklama seçenekleri oluşturuyor. Avrupa Komisyonu, Booking.com‘un bu tür riskleri doğru tespit edip etmediğini ve ilanların sistemden kaldırılması da dahil olmak üzere etkili önlemler alıp almadığını değerlendirecek.

İkinci odak noktası, misafir ve rezervasyon verilerinin dolandırıcılık yöntemlerinde kullanılması iddialarını kapsıyor. Komisyon, platformun bilgileri mülk sahiplerine nasıl aktardığını ve kendi mesajlaşma sisteminin nasıl çalıştığını mercek altına alacak.

Düzenleyici kurum, bu verilerin oltalama saldırıları ile kullanıcılardan dolandırıcılara para göndermesini isteyen taleplerde kullanılmasına karşı sistemin yeterli koruma sağlayıp sağlamadığını netleştirmeyi hedefliyor.

Üçüncü başlık altında ise konaklama tesislerinin ücretli tanıtımları yer alıyor. Mülk sahipleri Booking.com‘a daha yüksek komisyon ödeyerek arama sonuçlarındaki görünürlüklerini artırabiliyor.

Avrupa Komisyonu, kullanıcıların bu tür sonuçların reklam niteliği taşıdığını açıkça anlaması gerektiğinin altını çiziyor. Komisyon ayrıca müşterilerin reklamı kimin verdiğini ve ödediğini, bu tanıtımın kendilerine neden gösterildiğini ve ilgili ayarları nasıl değiştirebileceklerini kolayca öğrenip öğrenemediklerini inceleyecek.

Düzenleyici kurum, bu şeffaflık sağlanmadığında kullanıcıların kendi arama kriterlerine uyan bir tesis ile ödeme yapılarak üst sıralara çıkarılan bir tesisi birbirinden ayıramadığını belirtiyor.

Avrupa Komisyonunun teknolojik egemenlik, güvenlik ve demokrasiden sorumlu İcra Kıdemli Başkan Yardımcısı Henna Virkkunen, “Avrupalılar, dolandırıcıların kurbanı olma korkusu yaşamadan tatil rezervasyonu yapabilmelidir” dedi. Virkkunen, Dijital Hizmetler Yasası’nın bu tür risklere karşı platformlara açık yükümlülükler getirdiğini hatırlattı.

RTÉ tarafından aktarılan ve AB yetkililerine dayandırılan bilgilere göre, Hollanda’daki tüketici şikayetleri raporu 2026 yılının ilk yarısında Booking.com üzerinden 1072 dolandırıcılık bildirimi kaydedildiğini ortaya koydu. Uğranılan maddi zararın yaklaşık 82 bin avro olduğu hesaplanırken yetkililer, şikayet sayısının 2025 yılına kıyasla on kat arttığını dile getirdi.

Booking.com cephesinden ise Avrupa Komisyonu ile tam bir işbirliği yürütüldüğü mesajı geldi. Şirket temsilcisi RTÉ‘ye yaptığı açıklamada, “Güvenlik, güven ve kişisel bilgilerin korunması Booking.com‘un temel öncelikleridir” ifadesini kullandı.

Platform yetkilileri, siber suçlar ve çevrim içi dolandırıcılıkla mücadele amacıyla resmi makamlar, düzenleyici kurumlar ve kolluk kuvvetleriyle temas halinde kalmayı sürdüreceklerini bildirdi.

Avrupa Komisyonu, soruşturmanın başlatılmış olmasının peşinen bir ihlal kararı anlamına gelmediğini vurguladı. Euronews, ihlallerin doğrulanması halinde Booking.com‘un küresel yıllık cirosunun yüzde 6’sına varan bir para cezasıyla karşı karşıya kalabileceğine dikkat çekiyor.

Avrupa ve Rusya’daki rekabet cezaları gündeme geldi

Otel, daire ve ev gibi konaklama birimlerinin rezervasyonuna aracılık eden ve gelirini bu işlemlerden aldığı komisyonla sağlayan Booking.com, 1996 yılında Amsterdam’da kuruldu. Platform, ABD merkezli Booking Holdings bünyesinde faaliyet gösteriyor.

Şirket, Ukrayna’daki askeri operasyonun ardından Mart 2022’den bu yana Rusya pazarında resmi bir operasyon yürütmüyor.

Avrupalı düzenleyiciler şirketin uygulamalarını daha önce de incelemeye almıştı. Avrupa Komisyonu ile ulusal tüketici koruma makamları, 2019 yılı başında Booking.com‘daki tekliflerin şeffaflığını artırmak için ortak bir süreç yürüttü.

Komisyon, Aralık 2020’de şirketin fiyat, indirim ve reklam gösterim biçimlerinde değişikliğe gittiğini duyurdu. Platform bu adımla birlikte mülk sahiplerinin yaptığı ödemelerin arama sıralamasına etkisini, konaklamanın toplam maliyetini ve kalan oda sayılarını daha net göstermeye başladı.

İspanya Ulusal Pazarlar ve Rekabet Komisyonu ise Temmuz 2024’te hâkim durumun kötüye kullanıldığı gerekçesiyle Booking.com‘a 413,24 milyon avro idari para cezası kesti. İspanyol düzenleyici, şirketin otellere kendi internet sitelerinde Booking.com‘dan daha düşük fiyat sunmalarını engelleyen ve rakip platformlarla rekabeti kısıtlayan dezavantajlı koşullar dayattığını tespit etti.

Benzer bir rekabet soruşturması Rusya’da da yürütülmüştü. Rusya Federal Rekabet Kurumu, otellere başka satış kanallarında daha avantajlı koşullar sunmalarını yasaklayan fiyat eşitliği şartı dayattığı için Ağustos 2021’de Booking.com‘a 1,3 milyar ruble ceza verdi.

Şirket bu karara karşı hukuki yollara başvurdu ancak mahkeme düzenleyici kurumu haklı buldu. Booking.com söz konusu cezayı Nisan 2022’de ödedi.

Okumaya Devam Et

Avrupa

AB, Ukrayna için Putin ile görüşecek müzakereci arayışına geri döndü

Yayınlanma

Avrupa Birliği, ABD Özel Temsilcisi Steve Witkoff’un Rusya ziyareti ve üçlü zirve teklifinin ardından Vladimir Putin ile görüşecek bir müzakereci belirleme fikrine geri döndü. Politico’nun haberine göre kulislerde Ursula von der Leyen, António Costa, Kaja Kallas ve Finlandiya Cumhurbaşkanı Alexander Stubb’ın isimleri tartışılıyor.

Avrupa Birliği (AB), Ukrayna konusunda Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin ile görüşecek bir müzakereci atama fikrine geri döndü.

Konu hakkında bilgi sahibi kaynakların Politico‘ya verdiği bilgiye göre bu arayış, ABD Başkanı’nın Özel Temsilcisi Steve Witkoff’un Rusya ziyaretiyle yeniden hız kazandı.

Witkoff ziyaretinde Putin’e Rusya, ABD ve Ukrayna arasında üçlü bir görüşme yapılmasını teklif etti.

Avrupa ülkeleri ise kendilerinin yer almadığı müzakerelerde Washington’ın Kiev açısından elverişsiz koşulları kabul edebileceğinden endişe duyuyor.

Politico‘ya konuşan kaynaklara göre müzakereci rolü için Avrupa Komisyonu Başkanı Ursula von der Leyen, AB Konseyi Başkanı António Costa ve AB Dış İlişkiler ve Güvenlik Politikası Yüksek Temsilcisi Kaja Kallas’ın isimleri tartışılıyor.

Bazı Avrupalı diplomatlar ise bu göreve en uygun ismin Finlandiya Cumhurbaşkanı Alexander Stubb olabileceğini düşünüyor.

Stubb’ın Trump ile iyi ilişkileri ve Finlandiya’nın Rusya’yla ilişkilerdeki tecrübesi kendisini öne çıkaran etkenler arasında sayılıyor.

Adı açıklanmayan bir AB diplomatı, Stubb’ı şu ana kadar üst düzey liderlik sergileyen tek Avrupalı siyasetçi olarak tanımladı.

Diplomatların bir kısmı ise müzakereleri Costa’nın yürütmesini savunuyor. Geçen hafta Brüksel’de düzenlenen AB zirvesinde Avrupalı liderler Costa’ya Putin ile konuşma zamanının gelip gelmediğini sordu.

Politico‘nun kaynağı o diyaloğu, “Costa hayır yanıtını verdi, şu anda Putin ile konuşmayacağını söyledi. Ancak müzakerelerde bir rol oynamak istiyorsak Costa’nın yine de Putin ile diyaloğu başlatması gerekiyor” sözleriyle aktardı.

Başka bir kaynağın değerlendirmesine göre ise AB Konseyi Başkanı, Ukrayna’yı desteklemeye fazla odaklı görülen von der Leyen veya Kallas’a kıyasla daha tarafsız bir arabulucu olabilir.

Yayına konuşan kaynaklardan biri, “Oraya üç veya dört kişi gidip her birimiz Avrupa Birliği adına konuşamayız. Sonuçta AB’yi kimin temsil edeceğine dair seçim, kişisel iktidar mücadelesine veya birilerinin narsist hırslarına değil, azami verimliliğe dayanmalıdır” değerlendirmesini yaptı.

Politico, AB’de Ukrayna müzakereleri için özel temsilci atanmasının düşünüldüğünü ocak ayında da yazmıştı. Girişim o dönemde Fransa Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron ve İtalya Başbakanı Giorgia Meloni dahil bir dizi Avrupalı liderden destek görmüştü.

Putin ise Avrupa ülkeleriyle müzakereye hazır olduğunu söylemiş, ancak Avrupa’nın “barış gündemi olmadığını” ve “savaşın tarafında” yer aldığını ileri sürmüştü.

Rusya lideri ayrıca Avrupa’dan Moskova’nın tercih edeceği müzakereci olarak eski Almanya Başbakanı Gerhard Schröder’in adını vermişti.

Kallas ise Schröder’in “Rus devlet şirketlerinin lobicisi” olduğunu ve “müzakere masasının her iki tarafında” oturacağını belirterek bu göreve atanmasının imkansız olduğunu kaydetmişti.

Stubb müzakerelerin önündeki engelleri ve Oslo trafiğini anlattı

Finlandiya Cumhurbaşkanı Alexander Stubb, Rusya ile Ukrayna arasındaki savaşın sona ermesinin önündeki ana engelin toprak meselesi olduğunu söyledi.

Stubb, daha sonra Vladimir Putin ile görüşmek üzere Sankt-Peterburg’a giden Amerikalı temsilci Steve Witkoff ile Oslo’da yapılan görüşmelere katılmıştı.

Helsingin Sanomat gazetesinin aktardığına göre Stubb, barış sürecinin ilerlemesi için ya Rusya ile Ukrayna arasında ikili müzakerelerin ya da ABD’nin katılımıyla üçlü görüşmelerin gerekli olduğunu belirtti.

Finlandiya Cumhurbaşkanı çözüm kapsamında tartışılacak diğer önemli başlıkları ABD’nin Ukrayna’ya vereceği güvenlik garantileri ve savaş bittikten sonra yeni Avrupa güvenlik mimarisinin oluşturulması şeklinde sıraladı.

Stubb doğrudan söylemese de bu çerçevedeki temel meselenin Ukrayna’nın NATO üyeliği olduğunu ima etti. Finlandiya lideri ateşkesin izlenmesi, temas hattının belirlenmesi, enerji ve gıda güvenliğinin sağlanması ile esir takasını ise pratik görevler arasında saydı.

Stubb ayrıca 20 Ekim’de Oslo’da Witkoff, Ukrayna Devlet Başkanı Volodimir Zelenskiy ve Norveç Başbakanı Jonas Gahr Støre’nin katılımıyla yapılan müzakereleri anlattı.

Farklı formatlarda yaklaşık sekiz saat süren görüşmenin üç amacı vardı: Kamuoyundaki tartışmalarda gerilimi düşürmek, Rusya ziyareti öncesinde Amerikalı temsilciye Avrupa ülkeleri ile Ukrayna’nın tekliflerini iletmek ve barışçıl çözüm yolundaki sonraki adımları belirlemek. Stubb bu hedeflere ulaşıldığını açıkladı.

Moskova kasım ayında üçlü görüşmelere yeniden başlamaya hazır

Witkoff çarşamba günü Sankt-Peterburg’da Putin ile bir araya geldi.

Görüşmenin ardından Rusya Devlet Başkanı Yardımcısı Yuriy Uşakov, Moskova’nın kasım ayının ilk yarısında ABD ve Ukrayna ile üçlü müzakerelere yeniden başlamaya hazır olduğunu duyurdu.

Uşakov ayrıca AB ve NATO’nun Kremlin’in Ukrayna konusundaki tekliflerine “daha ciddi yaklaşmaya” başladığını ve “işin” çatışmanın sona ermesine doğru gittiğini söyledi.

Witkoff ise görüşmeyi “yapıcı” olarak nitelendirdi.

Bloomberg‘in kaynakları, eylül ayında Putin’in Donetsk bölgesinin tamamen Rus kontrolüne geçmesi gerektiğinde ısrar etmeyi sürdürdüğünü ve bölgenin önümüzdeki altı ay içinde ele geçirileceğinden emin olduğunu aktarmıştı.

Putin daha önce savaşın sona ermesi için Ukrayna’nın NATO’ya katılmaktan vazgeçmesini, nükleer silahlardan arındırılmış tarafsız statüde kalmasını ve Rusya karşıtı yaptırımların kaldırılmasını şart koşmuştu.

Okumaya Devam Et

Çok Okunanlar

English