Diplomasi
Henry Kissinger: Çin’de rejim değişikliği hedeflememeliyiz

The Economist, 27 Mayıs’ta 100 yaşını bitirecek eski ABD Dışişleri Bakanı ve Ulusal Güvenlik Danışmanı Henry Kissinger ile bir mülakat yaptı.
Devlet görevlerinin yanı sıra birçok başkana ve devlet başkanına ‘danışmanlık’ yapan Kissinger, dünyanın ABD ile Çin’in öznesi olduğu bir büyük güç hesaplaşmasına doğru gittiğini ileri sürüyor.
Her iki tarafın da birbirini ‘stratejik tehdit’ olarak gördüğünün altını çizen Kissinger, Çin ve Amerika’nın teknolojik ve ekonomik üstünlük için yoğunlaşan rekabetinden endişe duyuyor.
Yapay zekanın bu rekabeti güçlendirmesinden korkan Kissinger, “Birinci Dünya Savaşı öncesindeki klasik durumdayız,” diyor ve ekliyor: “İki tarafın da fazla siyasi taviz marjının olmadığı ve dengenin herhangi bir şekilde bozulmasının feci sonuçlara yol açabileceği bir durumdayız.”
The Economist, Vietnam savaşındaki rolü nedeniyle eski bakanın ‘savaş kışkırtıcısı’ olarak görüldüğünü hatırlatıyor ama dergiye göre Kissinger, “büyük güçler arasındaki çatışmaların önlenmesini hayatının odak noktası olarak görüyor.” Ona göre insanlığın kaderi ABD ve Çin’in iyi geçinip geçinemeyeceğine bağlı ve özellikle yapay zekanın hızlı ilerlemesinin, onlara bir yol bulmak için sadece beş ila on yıl bıraktığına inanıyor.
Çin’i anlamak
Kissinger’a göre savaştan kaçınmak için başlangıç noktası Çin’in artan huzursuzluğunu analiz etmek. Pekin’e karşı ‘uzlaşmacı’ bir tavır sergilemesiyle bilinmesine rağmen, birçok Çinli düşünürün ABD’nin inişte olduğuna ve ‘bu nedenle, tarihi bir evrimin sonucu olarak, eninde sonunda ABD’nin yerini alacaklarına’ inandıklarını kabul ediyor.
Kissinger Çin liderliğinin, Batılı politika yapıcıların küresel kurallara dayalı bir düzenden bahsetmelerine, gerçekte kastettikleri Amerika’nın kuralları ve Amerika’nın düzeni olduğu için, kızdığına inanıyor.
Çin’in yöneticileri, Batı tarafından önerilen, Çin’in ‘uslu durması halinde ona ayrıcalıklar tanınması’ şeklindeki küçümseyici pazarlıktan rahatsız. Çin’de bazıları ABD’nin kendilerine eşit davranacağını düşünmenin aptallık olduğundan şüpheleniyor.
Çin, ‘Hitlervari’ bir dünya egemenliği peşinde değil
Bununla birlikte Kissinger, ‘Çin’in hırslarının yanlış yorumlanmaması’ konusunda da uyarıyor. Washington’da, Çin’in dünya hakimiyeti istediğini düşünenler olduğunu belirten eski bakan, “Hitlervari bir anlamda dünya hakimiyeti peşinde değiller. Dünya düzenini bu şekilde düşünmüyorlar ya da hiç düşünmediler,” diyor.
“Nazi Almanyası’nda savaş kaçınılmazdı çünkü Adolf Hitler’in buna ihtiyacı vardı,” diyen Kissinger, Çin’in farklı olduğuna inanıyor. Mao Zedong’dan başlayarak pek çok Çinli liderle görüşen Kissinger, bu liderlerin ideolojik bağlılıklarından şüphe duymasa da, bu bağlılığın her zaman ‘ülkelerinin çıkarları ve yetenekleri konusunda keskin bir anlayışla birleştiği’ni kabul ediyor.
‘ABD ve Çin bir arada yaşayabilir’
Çin’in sistemini Marksist olmaktan çok Konfüçyüsçü olarak gören Kissinger,
bu sistemin Çinli liderlere ülkelerinin ulaşabileceği maksimum güce ulaşmayı ve başarılarından dolayı saygı görmeyi öğrettiğini savunuyor. Ona göre Çinli liderler uluslararası sistemde kendi çıkarlarının nihai hakimi olarak tanınmak istiyorlar: “Eğer gerçekten kullanılabilecek bir üstünlük elde etselerdi, bunu Çin kültürünü dayatma noktasına kadar götürürler miydi? Bilemiyorum. İçgüdülerim hayır diyor…[Ama] diplomasi ve güç kombinasyonuyla böyle bir durumun ortaya çıkmasını engellemenin bizim kapasitemiz dahilinde olduğuna inanıyorum.”
Kissinger, “Çin ve ABD’nin birbirleriyle topyekûn savaş tehdidi olmadan bir arada yaşamaları mümkün mü? Ben bunun mümkün olduğunu düşündüm ve hâlâ da düşünüyorum,” diyor ama başarının garanti olmadığını da kabul ediyor. Kissinger bu nedenle, başarısızlığı sürdürebilmek için askeri açıdan güçlü olmak gerektiğini düşünüyor.
Tayvan meselesinde karşılık geri adım ihtiyacı
Donald Trump’ın ticaret konusunda Çin’den taviz kopararak ‘sert imajını şişirmek’ istediğini düşünen Kissinger, Biden yönetiminin politikada ‘liberal bir söylemle’ Trump’ın izinden gittiğini belirtiyor.
Eski bakan, Tayvan konusunda bu yolu seçmeyeceğini çünkü orada Ukrayna tarzı bir savaşın adayı yok ederek dünya ekonomisini harap edeceğini söylüyor. Ona göre savaş aynı zamanda Çin’i içeride de geriletebilir ve liderlerin en büyük korkusu içerideki karışıklıklardır.
Eski bakana göre her iki tarafın da taviz verecek fazla alanı yok ve her Çinli lider ülkesinin Tayvan’a olan bağlılığını dile getirmiştir. Fakat aynı zamanda, “işlerin şu anda aldığı şekle bakılırsa, ABD’nin başka yerlerdeki pozisyonunu zayıflatmadan Tayvan’ı terk etmesi kolay bir mesele değil.”
Kissinger, her iki tarafın da bu konuda itidalli davranması gerektiğini ve bunu Tayvan konusundaki tutumlarını değiştirmeden de yapabileceklerini savunuyor. Bu açıdan Tayvan, ‘süper güçlerin ortak bir zemin bulabilecekleri ve böylece küresel istikrarı teşvik edebilecekleri birkaç alandan ilki’ olabilir.
Kissinger ‘rejim değişikliği’ne karşı
Çin ile ticaret söz konusu olduğunda ABD yönetimini ‘şahinlerin’ ele geçirdiğini kaydeden Kissinger, ya hep ya hiç tavrının daha geniş kapsamlı yumuşama arayışları için tehdit oluşturduğunu vurguluyor. Ona göre eğer Amerika Çin ile birlikte yaşamanın bir yolunu bulmak istiyorsa, rejim değişikliğini hedeflememelidir.
Bazı Amerikalılar yenilmiş bir Çin’in ‘demokratik ve barışçıl’ olacağına inansa da Kissinger Çin’de komünizmin çökmesinin ideolojik çatışmaya dönüşen bir iç savaşa yol açmasının ve küresel istikrarsızlığı arttırmasının daha muhtemel olduğunu düşünüyor ve ekliyor: “Çin’i çözülmeye sürüklemek bizim çıkarımıza değil.” Bu durumda ABD, kendi kuyusunu kazmak yerine Çin’in de çıkarları olduğunu kabul etmek zorunda kalacaktır.
Kissinger, Ukrayna’nın bu konuda iyi bir örnek olduğunu düşünüyor.
Çin’in Ukrayna diplomasisine şans tanınmalı
Kimilerinin, Çin lideri Şi Cinping’in Ukrayna lideri Volodimir Zelenski’yi telefonla aramasını ‘boş bir jest’ olarak görmesine karşı çıkan Kissinger bunu, savaşı çevreleyen diplomasiyi karmaşıklaştıracak, ama aynı zamanda süper güçlerin karşılıklı güvenini inşa etmek için fırsat yaratabilecek ciddi bir niyet beyanı olarak görüyor.
Ukrayna savaşı nedeniyle ilk başta Rusya lideri Vladimir Putin’i suçlayan ve ‘feci bir muhakeme hatası’ yaptığını öne süren Kissinger, dikkat çekici bir biçimde Batı’nın da suçsuz olmadığını hatırlatıyor: “Ukrayna’nın NATO üyeliğini… ucu açık bırakma kararının çok yanlış olduğunu düşünüyorum.” Ona göre bu karar istikrarsızlaştırıcıydı, çünkü NATO koruması vaadinin, bunu gerçekleştirecek bir plan olmaksızın askıya alınması, bir yandan Ukrayna’yı savunmasız bırakırken, diğer yanda sadece Putin’i değil, birçok Rus’u da öfkelendirmeyi garantiledi.
Barışın toprak düzenlemeleri ile kurulma ihtimali
Kissinger, Rusya’nın 2014’te Ukrayna’dan kopardığı toprakların mümkün olduğunca çoğundan vazgeçmesini istediğini söylüyor, fakat herhangi bir ateşkeste Rusya’nın en azından Sivastopol’u elinde tutmasınun muhtemel olduğunu da kabul ediyor. Bu durumda, Rusya’nın bazı kazanımlarını kaybedip diğerlerini elinde tuttuğu böyle bir çözüm, hem memnuniyetsiz bir Rusya hem de memnuniyetsiz bir Ukrayna bırakabilir.
Bunun, gelecekteki çatışmalar için bir reçete olduğunu düşünüyor ve şöyle diyor: “Avrupalıların şu anda söyledikleri bana göre son derece tehlikeli. Çünkü Avrupalılar şöyle diyor: ‘Onları NATO’da istemiyoruz, çünkü çok riskliler. Bu nedenle onları silahlandıracağız ve onlara en gelişmiş silahları vereceğiz.’ Ukrayna’yı öyle bir noktaya kadar silahlandırdık ki, Avrupa’nın en iyi silahlanmış ve stratejik açıdan en az deneyimli liderliğine sahip ülkesi olacak.”
Kissinger’a göre Avrupa’da kalıcı bir barış tesis etmek için Batı’nın iki ‘hayal gücü sıçraması’ yapması gerekiyor. Birincisi, Ukrayna’nın NATO’ya katılması ve böylece hem Rusya’yı dizginlemesi hem de koruması. İkincisi ise Avrupa’nın istikrarlı bir doğu sınırı yaratmanın bir yolu olarak Rusya ile yakınlaşmayı tasarlaması.
Çin ile Rusya ‘doğal müttefik’ değil
Şi’nin Zelenski’yi aramasının ardından Kissinger, Çin’in Rusya ve Ukrayna arasında arabuluculuk yapmak üzere konumlanabileceğine inanıyor. ABD ve Çin’i Sovyetler Birliği ile karşı karşıya getiren politikanın mimarlarından biri olarak, Çin ve Rusya’nın birlikte iyi çalışabileceğinden şüphe duyuyor. Bu iki devletin birbirlerine karşı ‘içgüdüsel bir güvensizlik’ duyduklarını öne süren Kissinger, “Çin hakkında iyi bir şey söyleyen bir Rus liderle hiç karşılaşmadım. Ben de Rusya hakkında iyi bir şey söyleyen bir Çinli liderle hiç karşılaşmadım,” diyor ve bu iki ülkenin ‘doğal müttefik’ olmadığını savunuyor.
Çin’in Ukrayna diplomasisine ulusal çıkarlarının gereği olarak girdiğini belirten Kissinger, Rusya’nın yok edilmesine karşı çıksa da Ukrayna’nın bağımsız bir ülke olarak kalması gerektiğini kabul ettiğini söylüyor. “Hatta Ukrayna’nın NATO’ya katılma isteğini bile kabul edebilirler,” iddiasında bulunan eski bakan, Pekin’in bunu kısmet Washington ile çatışmak istemediği için yaptığını, yapabildikleri ölçüde de kendi dünya düzenlerini yarattıklarını belirtiyor.
Yapay zeka tehdidine vurgu
Kissinger’a göre Çin ve ABD’nin konuşması gereken ikinci alan ise yapay zeka. Kissinger yapay zekanın beş yıl içinde güvenlikte kilit bir faktör haline geleceğine inanıyor. Onun yıkıcı potansiyelini, matbaanın icadıyla karşılaştırıyor.
Kissinger ‘eşi benzeri görülmemiş bir yıkıcılık dünyasında yaşıyoruz’ diye uyarıyor ve ekliyor: “Askeri tarihe bakarsanız, coğrafya ve kesinlik sınırlamaları nedeniyle tüm rakiplerinizi yok etmenin hiçbir zaman mümkün olmadığını söyleyebilirsiniz. Şimdi ise hiçbir sınırlama yok. Her düşman %100 savunmasızdır.”
Kissinger, bu konuda ABD ve Çin’in birbiriyle görüşmesi ve kabiliyetleri hakkında kontrol edilebilir malzemeler temin ederek silah kontrolüne gidilebileceğini düşünüyor.
ABD için model ülke: Hindistan
Kissinger, tüm bu hedeflerin iç politika ile de birleştirilmesi gerektiğini savunuyor. Amerika için bu, ‘nasıl daha pragmatik olunacağını öğrenmeyi, liderlik niteliklerine odaklanmayı ve hepsinden önemlisi ülkenin siyasi kültürünü yenilemeyi’ içeriyor.
Kissinger, pragmatik düşünme modeli olarak Hindistan’a işaret ediyor. Eski bir Hintli üst düzey yöneticinin, dış politikanın bir ülkeyi büyük çok taraflı yapılara bağlamak yerine, sorunlara yönelik kalıcı olmayan ittifaklara dayanması gerektiğini söylediğini hatırlıyor.
Ünlü diplomat, ‘Diplomasi’ başlıklı eserinde ABD’nin tüm dış siyaset tarihinin dünyayı kendi imajında yeniden inşa etme faaliyeti olarak tanımlamıştı. Bu nedenle Kissinger’a göre Hintli yöneticinin yaklaşımı ABD’lilere ‘doğal’ gelemeyecektir. Kissinger için sorun, ahlaki ilkelerin, arzu edilen bir değişim yaratmayacak olsalar bile, çoğu zaman çıkarların önüne geçmesi. Eski bakan ‘insan hakları’nın önemli olduğunu kabul ediyor ama bunları siyasetin merkezine koymaya katılmıyor. “Sudan’da [bunları dayatmayı] denedik. Şimdi Sudan’a bakın,” diyor.
Doğru olanı yapma konusundaki aceleci ısrarın, politikanın sonuçlarını düşünememek için bir bahane haline gelebileceğini söylüyor. Kissinger, bugün dünyayı değiştirmek için güç kullanmak isteyenlerin genellikle idealistler olduğunu ve realistlerin de içgüdüsel olarak onlara katıldığını savunuyor.
Hindistan ve Japonya’nın, ABD’nin pragmatizmini geliştirme yönünde bir test olacağını düşünen Kissinger, Tokyo yönetiminin 5 yıl içerisinde nükleer silah elde etmesi durumunda ilişkilerin gerginleşeceğine inanıyor.
ABD’nin iç meselesi: Uzun erimli stratejik düşünmeden yoksunluk
ABD’nin uzun erimli stratejik düşünmeye ihtiyacı olduğunu savunan Kissinger, ülkede bir siyasi kültür, eğitim ve liderlik sorunu olduğunu düşünüyor. “Stratejik bir görüş elde etmek için ülkenize inancınızın olması gerekir,” diyen Kissinger, birçok Cumhuriyetçi gibi Amerikan eğitiminin ülkenin ‘en karanlık anlarına’ odaklanmasından endişe duyuyor ve Amerika’nın değerine ilişkin ortak algının yitirildiğine inanıyor.
Kissinger, uzun erimli stratejik düşünme sorunu çözülemezse ABD’nin başarısız olduğuna yönelik tahminlerin doğru çıkacağı uyarısında bulunuyor ve ekliyor: “Hepimiz yeni bir dünyada olduğumuzu kabul etmek zorundayız.”
Diplomasi
Polonya askerlik çağındaki Ukraynalıları zorla iade etmeyecek

Polonya Özel Hizmetler Bakanı Tomasz Siemoniak, ülkede bulunan ve Ukrayna’da seferberlik kapsamına giren erkeklerin yakalanarak zorla geri gönderilmeyeceğini açıkladı. Varşova yönetiminin Ukraynalıları ülkelerine dönmeye teşvik edecek çeşitli önlemleri değerlendirebileceğini belirten Siemoniak, sürecin zor kullanarak yürütülmesine karşı olduğunu vurguladı.
Polonya Özel Hizmetler Bakanı Tomasz Siemoniak, Radio Zet kanalının yayınında yaptığı açıklamada, Polonya’da bulunan ve Ukrayna’da seferberlik kapsamına giren Ukrayna vatandaşlarının gözaltına alınmayacağını ve zorla Ukrayna’ya gönderilmeyeceğini bildirdi.
Siemoniak, Polonya İçişleri Bakanlığının askeri çağdaki Ukraynalılara otomatik olarak koruma sağlanması konusunu Avrupa Birliğinin 15 Temmuz’daki kararından önce de defalarca ele aldığını belirtti.
Varşova yönetiminin, Ukraynalıların “vatanlarına karşı görevlerini yerine getirmelerini” teşvik etmek amacıyla çeşitli önlemleri değerlendirebileceğini kaydeden Siemoniak, “Bunu güç kullanarak yapmamız gerektiğini düşünmüyorum” ifadesini kullandı.
Avrupa Birliği ülkeleri 15 Temmuz’da Ukraynalı mültecilere yönelik geçici koruma mekanizmasının süresini Mart 2028’e kadar uzatma kararı almış, ancak askerlik yükümlülüğü bulunan kişileri bu kapsamın dışında tutmuştu.
Söz konusu yeni kuralın yalnızca yeni başvuruda bulunacak kişiler için geçerli olacağı, Avrupa Birliği ülkelerinde halihazırda geçici koruma statüsünden yararlanan Ukraynalıları etkilemeyeceği belirtilmişti.
Ukraynalı yetkililerle asker tedariki konusunu defalarca görüştüğünü aktaran Siemoniak, “Bu çok büyük bir eksiklik. Ukrayna için bir numaralı eksiklik durumunda. Bu nedenle bu tür kişilerin Ukrayna’ya dönmesiyle kesinlikle ilgileniyorlar” dedi.
Ukrayna’da 2022 yılında başlayan askeri harekatın ardından 27 ile 60 yaş arasındaki erkekler askere çağrılmıştı. Seferberlik yaşı 2024 yılında 25’e düşürüldü.
Ukrayna Devlet Başkanlığı Ofisi Başkan Yardımcısı Pavel Palisa, seferberlik yaşının daha da düşürülmesinin şimdilik planlanmadığını açıkladı.
Ukrayna Devlet Başkanı Vladimir Zelenskiy, nisan ayında Almanya Şansölyesi Friedrich Merz ile düzenlediği ortak basın toplantısında, Ukraynalı erkeklere cephedeki rotasyonun sağlanması amacıyla ülkeye dönmeleri çağrısında bulunmuştu.
Zelenskiy, 4 Ağustos’ta şartlı tahliye edilen belirli eski hükümlü kategorilerinin yalnızca muharip birliklerde değil, Bölgesel Asker Alma Merkezleri (TÇK) ve yardımcı birimlerde de sözleşmeli olarak görev yapmalarına imkan tanıyan yasayı imzaladı.
Diplomasi
FBI Direktörü Patel Çin ve Rusya ile ortaklık kurduklarını açıkladı

ABD Federal Soruşturma Bürosu (FBI) Direktörü Kash Patel, Çin ve Rusya ile sınır ötesi suçlar, siber dolandırıcılık ve çocuklara yönelik suçlarla mücadelede ortaklık ilişkileri kurduklarını duyurdu. Patel, geleneksel olmayan bu ortaklarla yürütülen girişimlerin seçici ve belirli suç türleriyle sınırlı olduğunu, personel değişimleri ve ortak operasyonları içerdiğini belirtti.
ABD Federal Soruşturma Bürosu (FBI) Direktörü Kash Patel, sınır ötesi suçlar, siber dolandırıcılık ve çocuklara yönelik suçlarla mücadele kapsamında Çin ve Rusya ile ortaklık ilişkileri kurduklarını bildirdi.
Patel, söz konusu ortaklığın karşılıklı personel ziyaretlerini kapsadığını belirtti. Bu süreç dahlinde Çinli kolluk kuvvetleri ABD’yi ziyaret ederken, FBI ajanları da ortak çalışma yürütmek ve istihbarat paylaşımında bulunmak amacıyla Çin’e gitti. Taraflar ayrıca ortak baskınlar ve tutuklamalar da gerçekleştirdi.
FBI Direktörü, “geleneksel olmayan ortaklar” ile yürütülen bu girişimleri seçici olarak nitelendirdi ve bunların belirli sınır ötesi suç türleriyle sınırlandırıldığını vurguladı. Bu suç kategorilerinin arasında siber dolandırıcılık ve çocuklara karşı işlenen suçlar yer alıyor.
Reuters’ın aktardığına göre, ABD’li yetkililer uzun süredir Rusya ve Çin’i suçla mücadelede olası müttefikler olarak değil, aksine suçun ihracatçıları olarak tanımlıyordu. Patel ise bu tür risklerin kontrol altına alınabileceğini savundu.
Patel konuya ilişkin şu ifadeleri kullandı:
“Bu yeni ve dinamik bir şekilde gelişen bir ilişki ve onların birçok konudaki düşmanca yaklaşımına karşı son derece dikkatliyiz. Durmaya niyetleri yok, ancak Amerika için zaferler elde edebileceksek diyalog kurmalıyız.”
Rusya ile 15 aydır süren temaslar
Patel, ABD kolluk kuvvetlerinin şiddet içeren suçlara müdahale etmeksizin aylardır Rusya ile işbirliği yaptığını açıkladı. Sürecin zaman aldığını belirten Patel, “Bu durum bir gecede gerçekleşmiyor. Bunun üzerinde zaten 15 aydır çalışıyoruz” dedi.
FBI, geçtiğimiz haziran ayında Çin kolluk kuvvetleriyle ortaklaşa hareket ederek çocuk pornografisi yayan uluslararası bir ağı çökertti. Yürütülen operasyon kapsamında 16 şüpheli gözaltına alındı.
Patel, Çin ve Rusya ile yürütülen çalışmalarda uygulanan metodolojinin diğer ülkelere de uyarlanabileceğini ifade etti. Patel, “Herkesin ‘bunu yapmayın’ ve ‘bunu yapamazsınız’ dediği bir dönemde bunu Çin ile başarmış olmamız, neredeyse herkesle neler yapabileceğimizi gösteriyor” değerlendirmesinde bulundu.
Pekin ziyareti tamamlandı, sıra Moskova’da
Reuters’ın yine FBI çalışanlarına dayandırdığı bilgilere göre Patel, temmuz ayı sonlarında gerçekleştirdiği Pekin gezisinden döndü. Direktörün Rusya ziyaretinin ise ön hazırlıklar kapsamında ekim ayı için planlandığı kaydedildi.
Diğer yandan Politico dergisi, bir kaynağa dayandırdığı temmuz tarihli haberinde, Patel’in yıl sonunda Rusya’yı ziyaret etmeyi planladığını duyurmuştu. Ancak FBI Direktörü’nün Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin ile görüşüp görüşmeyeceği belirsizliğini koruyor.
Kremlin Sözcüsü Dmitriy Peskov ise yaptığı açıklamada Patel’in Rusya ziyareti hakkında bilgi sahibi olmadığını belirtti.
FBI düzeyinde Rusya’ya yapılan son ziyaret 2013 yılında gerçekleşmişti. O dönemki FBI Direktörü Robert Mueller, Boston Maratonu bombalı saldırılarına ilişkin soruşturma çerçevesinde Moskova’ya gelmişti.
Diplomasi
Infantino, FIFA personelini acil toplantıya çağırdı

Gianni Infantino, üzerindeki baskıların artmasıyla birlikte çarşamba günü (5 Ağustos) Fas’ın Rabat kentinde FIFA personeli için acil bir toplantı çağrısında bulundu.
PA’nın edindiği bilgilere göre, toplantı hafta sonu sonrasında çağrıldı ve toplantıya genel sekreter Mattias Grafstrom ile birlikte, organizasyonun genel sekreter yardımcısı Daniel O’Toole, hukuk başkanı Emilio Garcia Silvero, üye federasyonlar başkanı Elkhan Mammadov, insan kaynakları başkanı Kimberly Morris, medya direktörü Bryan Swanson ve iletişim direktörü David Farrelly’nin de yer aldığı FIFA yönetim kurulu da katılacak.
Eski Arsenal teknik direktörü Arsene Wenger, FIFA’nın küresel futbol geliştirme başkanı olarak, salı günü yaptığı açıklamada, Dünya Kupası’nı düzenleyecek bir şirkete özel yatırım çekme planında “yer almadığını” belirtti. Fakat bu planın geri çekilme kararının “kesinlikle gerekli ve tartışmasız” olduğunu vurguladı.
Infantino’dan sonra organizasyondaki en kıdemli ikinci isim olan Grafstrom’un da, geçen hafta yaşanan ve “neyse ki projenin kalıcı olarak rafa kaldırılmasıyla sonuçlanan” “üzücü ve kınanması gereken olaylar dizisi”ne değinerek FIFA personeli ile iletişime geçtiği anlaşılıyor.
FIFA turnuvalarının ticari ve operasyonel yönlerini yönetecek bir şirket olan FIFA Forward Enterprise’ın (FFE) kurulmasına yönelik plan geçen hafta gündeme gelmişti.
En tartışmalı husus, FFE’nin %20’sinin özel yatırımcılara satılması fikriydi.
FIFA, Dünya Kupası’nın ticari haklarını özel yatırımcılara satmayı planlıyor
Plan, Avrupa futbolunun yönetim organı UEFA’nın yanı sıra Kuzey ve Orta Amerika ile Karayipler’deki ülkeleri temsil eden CONCACAF ve Asya Futbol Konfederasyonu (AFC) tarafından kesin bir dille reddedildi.
UEFA ayrıca, plan iptal edilene kadar Dünya Kupası dahil olmak üzere FIFA turnuvalarını boykot etmekle tehdit etti.
UEFA, planın iptal edildiğinin açıklanmasına rağmen Infantino’ya olan “güvenini yitirdiğini” belirtti ve İngiltere ve Galler’inkiler de dahil olmak üzere bir dizi üye federasyon o günden bu yana Infantino’ya verdikleri desteği resmen geri çekti.
İskoçya Futbol Federasyonu’nun da UEFA’nın tutumuna katıldığı anlaşılıyor.
FIFA Konseyi üyeleri arasında, Infantino’yu bu planlar ve Folarin Balogun davasını ele alış biçimi konusunda hesap vermesi için bir toplantı talep etmek üzere 19 kişilik çoğunluğu sağlamak amacıyla çalışmaların sürdüğü bildiriliyor.
PA’nın edindiği bilgilere göre, çoğunluk sağlanamazsa veya Infantino bu talebi reddederse, ona karşı çıkan konsey üyeleri bir “yönetim boykotu” düzenlemeyi ve FIFA’yı fiilen işlevsiz hale getirmeyi planlıyor.
Wenger, son günlerde FFE planları konusundaki sessizliği nedeniyle eleştirilere maruz kalmıştı ancak salı günü yaptığı açıklamada projenin geri çekilmesini memnuniyetle karşıladığını belirterek, “Oyuna bağlılık, şeffaflık ve dürüstlükle hizmet eden bağımsız bir FIFA’ya sarsılmaz bir inancım var,” dedi.
Grafstrom’un, Dünya Kupası sırasındaki çabaları için FIFA personeline teşekkür eden bir e-posta gönderdiği ancak onların şu anda “anlaşılması ve kabul edilmesi zor bir kargaşanın ortasına atıldıklarını” kabul ettiği belirtiliyor.
UEFA, FIFA’nın özelleştirilmesi halinde Dünya Kupası’nı boykot edecek
Grafstrom, personelin “şu anda yaşadığımız siyasi ortamdan korunacağını ve kollanacağını” vaat etti ve şu anlamlı sözleri ekledi:
“Bireyler, istikrarsız anlar ve talihsiz olaylar gelir geçer. Kurum, misyonu ve dünya futboluna karşı sorumluluğu ise devam eder.”
Bu açıklamalar, geçen hafta Infantino’nun kıdemli danışmanı Carlos Cordeiro’nun istifasının ve FIFA operasyon müdürü Kevin Lamour’un Associated Press’e yaptığı, kuruluşun personelinin Infantino tarafından “aldatıldığını” söylediği sert açıklamanın ardından geldi.
Afrika, Güney Amerika ve Okyanusya’nın büyük ölçüde Infantino’ya destek vereceği öngörülürken, Asya federasyonları onun geleceğinin anahtarını elinde tutabilir.
Aralarında Katar, Birleşik Arap Emirlikleri, Sri Lanka ve Lübnan’ın da bulunduğu bazı federasyonlar Infantino’ya destek verdiklerini açıkladı.
Fakat Ürdün, tam tersi bir tutum sergiledi. Ürdün Futbol Federasyonu Başkanı Prens Ali Bin el-Hüseyin, FIFA’yı şantajla suçladı.
X’te paylaştığı bir gönderide, Prens Ali, FIFA’nın Dünya Kupası sırasında kendisine, Infantino’ya oy vermesi halinde federasyona ödenmesi gereken parayı alacağını söylediğini iddia etti.
FIFA, Prens Ali’nin açıklamalarından haberdar ancak şu ana kadar yanıt vermekten kaçındı.
UEFA da Infantino’ya, FFE planı konusunda hukuki işlem başlatmayı “aktif olarak değerlendirdiğini” bildirdi ve Avrupa futbolu organı adına hareket eden avukatlar, Infantino ile diğer FIFA çalışanlarına projeyle ilgili tüm belgeleri tespit etmelerini, yerlerini belirlemelerini ve muhafaza etmelerini emretti.
Dünya Basını1 hafta önceGlazyev yazdı: Hibrit dünya savaşının devam etmesinin nedenleri üzerine – 1
Diplomasi6 gün öncePaşinyan’dan Moskova’ya demiryolu resti
Dünya Basını1 hafta önceGlazyev yazdı: Hibrit dünya savaşının devam etmesinin nedenleri üzerine – 2
Dünya Basını1 hafta önceEski NATO yetkilisi Kujat’tan nükleer kış uyarısı
Avrupa1 hafta önce‘Yeraltı ülkesi’ geri geliyor: İsviçre sığınaklarında yeni ‘savaş düzenlemesi’
Asya2 hafta önceDeepSeek kullanıcılarının özel sohbetleri Google’a sızdı
Dünya Basını2 hafta önceProf. Pape: İran savaş öncesinden daha güçlü
Asya1 hafta önceÇin, ileri düzey çip üretimi açısından kritik önemedeki yerli litografi makinelerinin seri üretimine başladı










