Asya
Hindistan Hava Kuvvetleri Komutanı savunma teknolojisinde Çin’i ‘yakalama’ çağrısı yaptı

Hindistan Hava Kuvvetleri’nin yeni komutanı ülkenin savunma teknolojisi ve teçhizatı konusunda Çin’in gerisinde kaldığı uyarısında bulundu ve “arayı kapatması” gerektiğini söyledi.
Hava Kuvvetleri Komutanı Amar Preet Singh bu açıklamayı cuma günü Yeni Delhi’de düzenlenen bir basın brifinginde, göreve geldikten birkaç gün sonra ve salı günü hava kuvvetlerinin 92. kuruluş yıldönümü öncesinde yaptı.
The Hindu’ya göre Singh, devlete ait Hindustan Aeronautics Limited tarafından inşa edilen süpersonik savaş uçağı siparişinin geciktiğine işaret ederek, bu yıl söz verilen 83 Tejas Mark-1A savaş uçağından hiçbirinin teslim edilmediğini söyledi.
Singh, “İnsani açı söz konusu olduğunda – makinelerin arkasındaki insanlarımız söz konusu olduğunda – [Çin’in] çok ilerisinde olduğumuzdan çok eminim” dedi.
“Bir süre önce teknolojide [Çin’in] önündeydik, ancak geride kaldık ve arayı kapatmamız gerekiyor. Üretim oranları söz konusu olduğunda çok gerideyiz. Bunu yakalamamız gerekiyor. Bu da zaman içinde olacak. Bir gecede gerçekleşemez” diye ekledi.
Sınır anlaşmazlığı
Hindistan ve Çin arasında Fiili Kontrol Hattı olarak bilinen 3,488 km’lik (2,167 mil) sınır konusunda uzun süredir devam eden bir anlaşmazlık var. Himalaya sınır bölgesinde 2020 yılında en az 20 Hintli ve dört Çinli askerin öldüğü bir çatışmanın ardından gerginlik daha da arttı – iki taraf arasında en az 45 yıldır yaşanan ilk ölümcül çatışma.
Bu arada Çin hava kuvvetleri filosunu hızla modernize ediyor. Buna gizli ve süpersonik seyir kabiliyetine sahip beşinci nesil savaş uçağı J-20 de dahil.
Air and Space Forces Magazine’e göre Çin şu anda sadece iç kullanım için her yıl 100’den fazla J-20 üretiyor.
Çin Hava Kuvvetleri’nin hizmetinde 300’den fazla J-20 olduğu söylenirken, son raporlara göre bu savaş uçaklarının bir kısmı Hindistan sınırı yakınlarında, Tibet ve Sincan’da konuşlandırılmış durumda.
Mart ayında Kongre önünde ifade veren ABD Hint-Pasifik Komutanlığı’nın eski başkanı Amiral John Aquilino, Çin’in modernizasyon çabaları nedeniyle yakında dünyanın en büyük hava kuvvetlerine sahip olabileceğini söyledi.
Hindistan da hava kuvvetlerini modernize etmeye çalışıyor ancak büyük ölçüde ithal silah ve ekipmana bağımlı olmaya devam ediyor.
Hint haber dergisi The Week’in cuma günü ismini vermek istemeyen üst düzey bir hava kuvvetleri yetkilisine dayandırdığı haberine göre, şu anda 31 savaş uçağı filosuna sahip olan Hindistan’ın hedefi 42. Bu sayı, ordunun odağını Pakistan’dan Çin’e kaydırması nedeniyle yukarı doğru revize edilebilir.
Singh’in açıklamaları son aylarda hava kuvvetlerinde yaşanan bir dizi olayın ardından geldi. Eylül ayında bir Mikoyan MiG-29 savaş uçağı Rajasthan’da rutin bir gece eğitim görevi sırasında düşmüştü. Üç ay önce de bir Sukhoi Su-30 MKI savaş uçağı Maharashtra’da düşmüştü. Her iki olayda da pilotlar uçağı güvenli bir şekilde fırlatmayı başardı. Nisan ayında Rajasthan’da bir eğitim sortisi sırasında uzaktan kumandalı bir uçak düşmüş, bir önceki ay da Tejas hafif savaş uçağı aynı eyalette bir öğrenci yurdu yerleşkesinde düşmüş, pilot da sağ salim kurtulmuştu.
Asya
Çin Pasifik’e füze denemesi yaptı, bölge ülkelerini alarma geçirdi

Çin ordusunun pazartesi günü nükleer enerjili bir denizaltıdan Pasifik’e füze denemesi yaptığı duyuruldu. Deneme Japonya, Avustralya ve Yeni Zelanda’dan eleştiri ve endişe açıklamalarına yol açtı.
Resmi Xinhua haber ajansının bildirdiğine göre, Çin Halk Kurtuluş Ordusu Donanması’na ait nükleer bir denizaltı, saat 12.01’de (04.01 GMT) Pasifik’teki uluslararası sulara doğru sahte savaş başlığı taşıyan bir füze fırlattı.
Ajans, füzenin “belirlenen sulara” düştüğünü belirtti ancak konuma ilişkin daha fazla ayrıntı vermedi.
Xinhua, fırlatmayı Çin’in yıllık askerî eğitim programının “rutin bir düzenlemesi” olarak tanımladı ve denemenin herhangi bir ülkeye ya da hedefe yönelik olmadığını bildirdi.
Avustralya Dışişleri Bakanı Penny Wong, Çin’in planlanan deneme hakkında Avustralya hükümetini bilgilendirdiğini söyledi ancak fırlatmayı bölge açısından “istikrar bozucu” olarak nitelendirdi.
Wong, Fiji’nin başkenti Suva’da düzenlediği basın toplantısında, denemenin “Çin’in hızlı askerî yığınak yaptığı, ancak bölgenin beklediği şeffaflık ve niyete ilişkin güvenceyi sunmadığı bir bağlamda” gerçekleştiğini savundu.
Füze denemesi, Avustralya ile Fiji’nin pazartesi günü büyük bir savunma ittifakı imzalamasından yalnızca saatler sonra geldi. Anlaşma, taraflardan birinin saldırıya uğraması halinde diğerinin yardıma gelmesini öngörüyor.
Pekin ile başını ABD ve Avustralya’nın çektiği Batılı güçler, stratejik konumdaki ada ülkelerinde nüfuz için yıllardır rekabet ediyor. Çin de Güney Pasifik genelinde ekonomik ve güvenlik alanındaki etkisini artırmaya çalışıyor.
Savunma paktı sorulduğunda Çin Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü Mao Ning, Çin’in ilgili ülkelerden ada devletlerinin bağımsızlığına ve özerkliğine saygı göstermelerini, üçüncü tarafları hedef almaktan ya da onların çıkarlarına zarar vermekten kaçınmalarını umduğunu söyledi.
Deneme, bildirimden saatler sonra yapıldı
Yeni Zelanda Dışişleri Bakanı Winston Peters, ülkesinin denemeden derin endişe duyduğunu açıkladı.
Peters yaptığı yazılı açıklamada, “Bu tür faaliyetlere ilişkin uzun süredir devam eden kaygılarımıza rağmen Çin’in, bizi bilgilendirdikten sadece saatler sonra denemeyi gerçekleştirdiği görülüyor,” dedi.
“Yeni Zelanda bunu istenmeyen ve kaygı verici bir gelişme olarak görüyor. Bizim de diğer Pasifik ülkelerindeki komşularımız gibi Çin’in Güney Pasifik’i füze kabiliyeti için bir test sahası olarak kullanmasına ilgimiz yok,” ifadelerini kullandı.
Japonya hükümeti, füze fırlatması konusunda bilgilendirildiğini ve Çin’e bu kararı yeniden değerlendirme çağrısı yaptığını açıkladı.
Tokyo, “Çin ordusunun artan faaliyetleri konusunda ciddi endişemizi dile getirdik,” açıklamasında bulundu. Japon yetkililer ayrıca Çin makamlarının pazar günü Japonya Sahil Güvenliği’ni, Japonya’nın münhasır ekonomik bölgesine düşebilecek uzay enkazı konusunda bilgilendirdiğini belirtti.
Kyodo haber ajansı, pazartesi günü Japon hükümetinden bir kaynağa dayandırdığı haberinde, füzenin Japonya’nın münhasır ekonomik bölgesinin dışına düştüğünü bildirdi.
Japonya Kabine Başsekreteri Minoru Kihara, düzenlediği basın toplantısında, denemenin Japon hava araçlarına ya da gemilerine zarar verdiğine dair herhangi bir ihbar alınmadığını söyledi.
Bölgeden gelen eleştirilere yanıt veren Mao, fırlatmanın “baştan sona güvenli, standartlara uygun ve profesyonel bir şekilde” gerçekleştirildiğini söyledi.
Pekin’de düzenlediği basın toplantısında Mao, “İlgili ülkelerin meseleyi aşırı yorumlamamasını umuyoruz,” dedi.
Çin’in denize uzun menzilli füze fırlatması nadir görülen bir durum. Çin, kıtalararası balistik füze denemesini en son 2024’te yapmıştı; bu fırlatma ülkenin artan askerî kabiliyetlerini gözler önüne sermişti.
Son deneme, ABD ve müttefiklerinin bölgede Çin’e karşı askeri faaliyetlerini artırdığı bir dönemde gerçekleşti. Bu askeri tatbikatlara yanıt olarak Çin de, Rusya ile ortak tatbikatlar da dahil olmak üzere bölgedeki askeri faaliyetlerini artırıyor.
Asya
Çin bilimsel yayınların yurt dışına çıkışını sınırlamayı planlıyor

Financial Times gazetesinin kaynaklarına dayandırdığı haberine göre Pekin yönetimi, teknoloji sızıntısı endişeleri ve ulusal güvenlik gereksinimleri doğrultusunda Çinli bilim insanlarının yabancı yayın organlarında yer alan çalışmalarını azaltmaya yönelik önlemleri tartışıyor. Ülkede akademik üretkenliğin değerlendirilmesinde uluslararası yayınların rolünün azaltılması ve teşviklerin yerel dergilere kaydırılması planlanıyor.
Pekin yönetiminin, teknoloji sızıntısı endişeleri ve ulusal güvenlik denetimlerinin sıkılaştırılması gerekçesiyle Çinli akademisyenlerin yabancı bilimsel dergilerde yayımlanan makalelerini azaltmaya yönelik adımları tartıştığı bildiriliyor.
Financial Times gazetesinin konuya yakın kaynaklara dayandırdığı haberine göre planlanan tedbirler, akademik kariyer değerlendirmelerinde uluslararası yayınların ağırlığının düşürülmesini içeriyor.
Bunun yerine teşviklerin yerel dergiler ile ulusal akademik değerlendirme sistemine kaydırılması üzerinde duruluyor.
Elde edilen verilere göre Çinli yazarlar, önde gelen uluslararası bilimsel dergileri kapsayan ve akademik üretkenlik ölçümünde temel alınan Science Citation Index (SCI) veri tabanındaki küresel yayınların 2024 yılında yaklaşık üçte birini sağladı. Çin’in bu alandaki payı yirmi yıl önce yüzde 5 seviyesinde yer alıyordu.
Quincy Enstitüsü Kıdemli Uzmanı Denis Simon gelişmeye ilişkin değerlendirmesinde, konunun artık Çin’in sadece bilgi biriktiren bir ülke olmasıyla sınırlı kalmadığına işaret etti.
Simon, sürecin Çin’in kendi bilgisini nasıl yönettiği, ulusal güvenliğini korurken aynı zamanda bilimsel prestijini ve başarılarını nasıl ileriye taşıdığı sorusuyla ilişkili olduğunu ifade etti.
Çin Halk Cumhuriyeti Devlet Güvenliği Bakanlığı, haziran ayında yaptığı bir hatırlatmayla yurt dışındaki yayınların, konferans başvurularının ve ortak yürütülen araştırmaların yabancı yayın organlarında yer almadan önce mutlaka inceleme ve onay sürecinden geçmesi gerektiğini bildirmişti.
Bakanlık daha önce de “önemli teknik ayrıntıların” sızdırıldığı bir vakayı kamuoyuyla paylaşmıştı.
Habere göre Pekin, Ağustos 2023 döneminden bu yana yurt dışı yayınlar üzerindeki kontrolünü aşamalı olarak artırıyor ve çalışmaların Çin menşeli dergilerde yayımlanmasını teşvik ediyor.
ABD’den Çin’e araştırmacı geçişi sürüyor
CNN televizyonunun kendi hesaplamalarına dayandırdığı ve 2025 yılının sonbaharında yayımladığı verilere göre, daha önce ABD’de faaliyet gösteren en az 85 bilim insanı, 2024 yılının başından itibaren Çin’deki araştırma enstitülerinde tam zamanlı olarak çalışmaya başladı.
Bu geçişlerin yarıdan fazlasının 2025 yılı içinde gerçekleştiği kaydediliyor.
Çin’e dönen araştırmacılar arasında Princeton Üniversitesinden bir nükleer fizikçi, NASA bünyesinden bir mühendis, ABD Ulusal Sağlık Enstitülerinde görev yapmış bir nörolog ve yapay zeka alanında uzmanlaşmış ondan fazla bilim insanı bulunuyor.
Uzmanlar, yaşanan bu yönelimi ABD’nin bilim politikasındaki değişimlerin yanı sıra Çin’in araştırma ve geliştirme alanına yönelik artan yatırımlarıyla ilişkilendiriyor.
Ekonomik İşbirliği ve Kalkınma Örgütü (OECD) verilerine göre Çin, 2023 yılında bilimsel araştırma ve geliştirme faaliyetlerine 780 milyar dolardan fazla kaynak ayırdı.
Asya
Tokyo’dan Rusya açılımı

Japonya federal hükümeti, Rusya’ya yönelik G7 yaptırımlarını desteklemeyi sürdürürken, ulusal çıkarları doğrultusunda Moskova ile ikili ilişkileri korumanın gerekli olduğunu açıkladı.
Japonya federal hükümeti, Rusya’ya yönelik uygulanan uluslararası yaptırımlara bağlı kalırken, ulusal çıkarlarını korumak adına Moskova ile ikili ilişkileri sürdürmeyi hedefliyor.
Japonya Kabine Başsekreteri Minoru Kihara, düzenlediği basın toplantısında Tokyo’nun Rusya politikasındaki bu hassas dengeye dikkat çekti. Kihara, konuya ilişkin açıklamasında şu ifadeleri kullandı:
“Rusya’ya yönelik adımlarımız bağlamında, yaptırımların uygulanması hususunda G7 dahil uluslararası toplumla işbirliği içindeyiz. Diğer yandan Rusya komşu bir ülkedir ve ikili ilişkilerin sürdürülmesi önem taşımaktadır. Ülkemizin ulusal çıkarlarına uygun olan esaslar çerçevesinde, dış politikamız doğrultusunda gereken adımları atmaya devam edeceğiz.”
Japonya, Rusya’nın Ukrayna’ya yönelik askeri operasyonunun başlamasının ardından uluslararası yaptırım kararlarına katılım sağlamıştı.
Moskova ise bu yaptırımlara, Tokyo’nun kısıtlamalarının “dostane olmayan niteliğini” gerekçe göstererek Güney Kuril Adaları’na ilişkin barış antlaşması müzakerelerini tek taraflı olarak sonlandırarak yanıt vermişti.
Görüşmelerin geleceğine dair Rusya cephesinden de ihtiyatlı açıklamalar geliyor. Kremlin Sözcüsü Dmitri Peskov, Nisan 2025’te yaptığı açıklamada, Tokyo’nun mevcut tutumu sebebiyle Japonya ile müzakerelerin yürütülmesinin ve bir barış antlaşması imzalanmasının şu aşamada pek olası görünmediğini ifade etmişti.
Şirket varlıklarını koruma çabası
Diplomatik ilişkilerdeki tıkanıklığa rağmen iki ülke arasında teknik düzeydeki temaslar sürüyor. Japon hükümet yetkilileri, Mayıs 2026’da gerçekleştirdikleri Rusya ziyareti kapsamında Rusya Ekonomik Kalkınma Bakanlığı ile Sanayi ve Ticaret Bakanlığı temsilcileriyle bir araya geldi.
Bu resmi ziyaretin amacının, Rusya’da faaliyet gösteren Japon şirketlerinin ticari varlıklarının korunması için Rus makamlarıyla koordinasyon sağlamak olduğu bildirildi.
Japonya’da yayımlanan Sankei Shimbun gazetesi, hükümet heyetinin Moskova’ya gerçekleştirdiği bu ziyaretin hazırlık aşamasında Japon kamuoyunda farklı tepkilere yol açtığını aktardı.
Yükselen eleştiriler üzerine Japonya Ekonomi Bakanlığı tarafından yayımlanan açıklamada, heyet gönderilmesinin Rusya’ya yönelik yaptırım politikasının esnetildiği anlamına gelmediği vurgulandı.
Bakanlık açıklamasında, “Ülkemiz, G7 ile koordinasyon halinde Rusya karşıtı yaptırımları uygulamaya devam etme kararlılığını sürdürmektedir; şu aşamada Rusya ile yeni bir işbirliği geliştirilmesi için uygun koşullar oluşmamıştır” denildi.
Avrupa2 hafta önceKuzey Akım sabotajında ‘porno filmi kılıfı’ iddiası
Rusya1 hafta önce“Planlarımızda Kiev rejimini kurtarmak yok”
Söyleşi1 hafta önce“Kapitalizmin özgürlükçü bir toplumsal düzene ihtiyacı yoktur”
Dünya Basını2 hafta önceVaroufakis: Avrupa Birliği liderleri kesik başlı tavuk gibi
Dünya Basını2 hafta önceProf. Diesen: ABD sadece zaman kazanıyor, İran’ı yok etme hedefi değişmedi
Dünya Basını2 hafta önceCSIS: Ankara Zirvesi ‘NATO 3.0’ın Sahadaki Yansıması
Dünya Basını2 hafta önce‘İran küresel ekonominin boğaz noktalarını silaha dönüştürdü’
Dünya Basını2 hafta önceFT: Müttefikleri ABD’den bağımsızlaşmaya çalışıyor











