Asya
Güney Kore’de öğrenci hareketi alevleniyor: “Yoon gidene kadar direneceğiz”

Güney Kore’de Cumhurbaşkanı Yoon Seok Yeol ve First Lady Kim Keon-hee’yi protesto eden 4 üniversite öğrencisi gözaltına alındıktan sonra serbest bırakıldı.
Güney Koreli üniversite öğrencilerinden oluşan Kore Üniversitesi Öğrenci İlerleme Birliği (Dae-jin-yeon) üyesi olan ve toplantı talebinde bulunmak üzere Başkanlık Ofisi’ne giden öğrenciler, First Lady Kim Keon-hee’nin ‘yolsuzluk’ skandalını pankartlar ve sloganlarla protesto etti. Yongsan İlçesi Emniyet birimlerinin 4 protestocuya sert müdahalede bulunarak tutuklaması kamuoyu tarafından tepki ile karşılandı.
Raporlara göre Yongsan Karakolu 10 Dae-jin-yeon üyesi için tutuklama emri talep etti ancak mahkeme hepsini reddetti. Polis, bir kişi için aynı ortak binaya izinsiz girme suçundan yeniden tutuklama talebinde bulunurken, diğer üç protestocu için de yeni suçlamalarla tutuklama talebinde bulundu ancak mahkeme hepsini reddetti. Seul Batı Bölge Mahkemesinden Yargıç Lee Ah-young, tutuklama emrinin reddedilmesini, “Şüphelilerin ikametgahlarının sabit olması ve delillerin yok edilmesi veya kaçma riski olmadığı” kararına bağladı.
Dae Jin-yeon basın toplantısında polisle çatışmaların devam ettiği görüldü. Grubun Temsilcisi Ahn Jeong-eun basın açıklamasında, “Dört vatansever üniversite öğrencisinin tamamı serbest bırakıldı. Bizler halkın sesini cesaretle duyurmak için canını feda eden öğrencileriz. Öğrencilere baskı yapan polis değil, Başkan Yoon. Yongsan Karakolunu, vatandaşları ve öğrencileri gözaltına alıp tutuklayan ve tutuklama emri çıkaranları kınıyoruz” dedi.
Serbest bırakılan öğrencilerden biri ise: “Seok-yeol Yoon’un azledilmekten başka seçeneği yok. Kim Keon-hee hapse girene kadar mücadele edeceğiz. Çürümüş bir rejim altında polisin ve savcıların değişmesi gerekiyor. Azil gününe kadar kıyasıya mücadele edeceğim” diye açıklama yaptı.
Güney Kore’de First Lady’e hediye çanta davasında skandal: Savcılar değiştirildi
Kore Üniversitesi Öğrenci İlerleme Birliği “Dae Jin Yeon” kimdir?
DaejinYeon, 21. Yüzyıl Kore Üniversite Öğrenci Birliği’nin dağılmasının ardından 2018 yılında faaliyetlerine başladı. Güney Kore öğrenci hareketinin çoğunluğunu oluşturan NL grubunun çeşitli siyasi fraksiyonları arasından günümüze ulaşmış bir örgütlenme olarak kabul ediliyor. Örgüt, Kuzey ve Güney arasındaki bölünmeyi ve Amerika Birleşik Devletleri’ne bağımlılığı Kore toplumunun temel sorunları olarak görüyor. Güney Kore’de konuşlanmış ABD birliklerinin anti-Amerikan karşıtı hareketler yoluyla geri çekilmesini ve birleşmeye doğru ilerlemek için Kuzey Kore ile işbirliği yapılmasını savunuyorlar. Leninist emperyalizm teorisine ve bağımlılık teorisine dayanan grup, emek sömürüsünün ve ülkedeki yoksulluğun nedeni olarak ABD emperyalist finans sermayesinin ve komprador sermayesinin Güney Kore’yi işgal etmesini gösteriyor.
1980’ler ve 1990’ların sol öğrenci hareketi olan NL (Ulusal Birleşme Hareketi) aşamalı devrim teorisi, ulusal kurtuluş, demokratik birleşik cephe teorisi gibi teorilerden etkilenerek, ülkede bağımsızlık ve demokratikleşme hareketini savunmaktadır. Dae-jin-yeon ve ana örgütlenmelerden biri olan Halkın Egemenliği Dayanışması’nın, hâlâ sadece birleşmeyi tek gündemleri olarak ele alan gruplar olduğu söylenebilir. Baekdu Övgü Komitesi ve Büyük Adam İçin Karşılama Ekibi de burada ortaya çıkmıştır. Siyasi olarak, Demokratik İşçi Partisi’nden bu yana ilerici partilerde faaliyet gösteren diğer NL gruplarından farklı olarak, Kore Demokratik Partisi’ni destekleme eğilimindeler ve bağımsız grubun eleştirel desteğinin merkez duruşunu devralan gruplar olarak biliniyorlar.
ABD Büyükelçiliği baskını ve Kuzey Kore ile barış eylemleri
NL’den gelen eğilim göz önüne alındığında, hala güçlü bir Amerikan karşıtı eğilime sahip olan öğrenci birliği neredeyse her mitingde ABD birliklerinin Güney Kore’den topraklarından çekilmesi gerektiğini söylüyor. 2019 yılında ABD büyükelçiliğine baskın düzenleyip Güney Kore’deki ABD askeri üslerine izinsiz girme eylemleri gerçekleştirdiler. Öte yandan, Kuzey Kore’ye uygulanan yaptırımların kaldırılması çağrısında bulunarak 2019’dan beri her yıl “Kim Jong-un Devlet İşleri Komisyonu Araştırma Grubu” etkinliği düzenlemeleri dikkat çekiyor.
Büyükelçilik baskınında bir ABD Büyükelçiliği sözcüsü, Güney Kore hükümetini ülkedeki tüm diplomatik misyonları korumak için çabalarını artırmaya çağırmıştı. Olayda tutuklanan öğrenciler serbest bırakıldıktan sonra Namdaemun Polis Karakolu’nun ana kapısı önünde bir basın toplantısı düzenleyerek tutumlarını şu şekilde açıklamışlardı:
“Üniversite öğrencileri, ABD’nin savunma maliyeti paylaşımına yönelik utanmaz talebine karşı protesto etmek için ABD Büyükelçiliği’ni ziyaret etti. Şimdiye kadar her seferinde mektup gönderdik, ancak herhangi bir yanıt alamadık, bu yüzden onlarla şahsen görüşmeye gittik.”
ABD Askeri Üssüne Baskın
26 Ağustos 2022’de Dae-jin-yeon üyeleri Yongsan ABD askeri üssünün önünde Güney Kore-ABD ortak Tatbikatını protesto ederken, üsse girmeye çalışan dört kişi polis tarafından gözaltına alındı. Eylemciler pankartlarında ABD ordusunu işgalci ve emperyalist canavar olarak tanımlarken ülkenin güvenliği için yarımadadan gitmeleri gerektiğini savundu.
Ulusal İstihbarat Servisi elemanının darp edilmesi
22 Mart 2024’te, Dae-jin-yeon üyeleri kendilerini takip eden ve filme alan kimliği belirsiz bir adama saldırdı ve telefonuna el koydu. Kişinin Güney Kore istihbaratı ile bağlantılı olması üzerine kriz büyüdü. Asker veya polis üyesi olduğunu iddia eden kişinin telefonun, 5 Mart’tan 22’sinin sabahına kadar Üniversite İlerici Birliği üyelerini takip ederken çekilmiş fotoğraf ve videolarla dolu olduğu ortaya çıktı.
Dae-jin-yeon üyeleri de dahil olmak üzere sivil toplum örgütlerinin üyelerini uzun bir süre takip etiği ve ziyaret ettikleri yerlerin güvenlik kamera görüntülerini elde ederek bunları birtakım gruplara servis ettiği ortaya çıkarılmıştı.
Ulusal İstihbarat Servisi, olay üzerine, “Ulusal İstihbarat Servisi Yasası’nın 4. Maddesi uyarınca güvenliği ihlal eden suç eylemleri nedeniyle Kuzey Kore Kültür Değişim Bürosu ile bağlantılı olduğundan şüphelenilen Bay A’yı takip ediyoruz. Mahkeme tarafından dava için ilgili bir arama emri çıkarıldı. O gün Bay A’nın grubu takip edilirken, bir Ulusal İstihbarat Servisi araştırmacısının yasadışı bir şekilde alıkoyulduğu ve cep telefona el koyulduğu bir süreç yaşanmıştır” açıklaması yapmak zorunda kaldı.
Asya
Japonya, nükleer silah tartışmasını tabu olmaktan çıkarıyor

Japonya Savunma Bakanı Şinciro Koizumi, ülkesinin nükleer silah edinme konusundaki tartışma yasağını kaldırması gerektiğini belirterek güvenlik ortamının kötüleştiğini vurguladı. Kyodo News ajansının aktardığına göre Koizumi, ulusal savunma önlemlerini artıran Finlandiya ve Fransa’yı örnek göstererek Tokyo’nun bazı konuları tabu sayan yaklaşımlarını değiştirmesi gerektiğini kaydetti.
Japonya hükümetinde, ülkenin nükleer silah edinmesine yönelik tartışmalar üzerindeki yasağın kaldırılması yönünde çağrı yapıldı.
Kyodo News ajansının aktardığına göre Japonya Savunma Bakanı Şinciro Koizumi, Tokyo’nun nükleer silah konusunu tartışmaktan “kaçınamayacağını” ifade etti.
Bakan Koizumi, nükleer caydırıcılığı güçlendirmek için adımlar atan Fransa ve Finlandiya’yı örnek gösterdi. Finlandiya parlamentosu, haziran ayı ortasında ulusal savunmayı güvence altına almak amacıyla nükleer silahların ülke topraklarına ithalini, transit geçişini ve depolanmasını engelleyen yasağı kaldıran bir kanunu kabul etmiş, düzenleme daha sonra Cumhurbaşkanı Alexander Stubb tarafından imzalanmıştı.
Koizumi, güvenlik durumunun kötüleştiğini ve Tokyo’nun bazı konuların tartışılmasını tabu haline getiren yaklaşımlarını değiştirmesi gerektiğini belirtti. 1945 yılında ABD’nin atom bombası saldırılarına maruz kalan Japonya, günümüzde Amerikan nükleer şemsiyesinin koruması altında yer alıyor ve topraklarında nükleer silah üretmeme, bulundurmama ve girişine izin vermeme şeklindeki üç temel ilkeye bağlı kalıyor.
Japonya Başbakanı Sanae Takaichi, Kasım 2025’te bu ilkelerin değiştirilmesi konusunu gündeme taşımıştı.
Japon yetkililer, ulusal güvenliğe dair üç temel belgenin güncellenmesi sürecinde bu konuyu ele almaya başladı. Takaichi, özellikle nükleer silahların ülkeye girişine yönelik yasağın kaldırılmasını önermiş, mevcut yasağın ABD’nin caydırıcılık potansiyelini zayıflattığını savunmuştu.
Mevcut yasal çerçevede Washington, Japonya’daki askeri üslerine ve buradaki limanlara yanaşan gemilerine bu tür mühimmatları yerleştiremiyor.
Kyodo News ajansına konuşan ve Takaichi hükümetinin güvenlik politikalarının hazırlanmasında yer alan bir kaynak, aralık ayında yaptığı açıklamada Japonya’nın nükleer silaha sahip olması gerektiğini savunmuştu.
Bu çıkış, muhalefet partilerinin ve bazı ülkelerin tepkisine yol açmıştı.
Avrupa’da da benzer güvenlik tartışmaları sürüyor. Litvanya Cumhurbaşkanı Gitanas Nauseda, temmuz ayı başında yaptığı açıklamada, ülkedeki siyasi güçlerin “kötüleşen jeopolitik durum” gerekçesiyle ülkede nükleer silah ve yabancı askeri üslerin konuşlandırılmasını engelleyen anayasal yasağın kaldırılmasına yönelik bir plan üzerinde uzlaştığını bildirmişti.
Fransa Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron ise mart ayı başında ülkesinin nükleer stratejisinde değişikliğe gidildiğini ve “Fransız caydırıcılığında yeni bir aşamaya” geçildiğini duyurmuştu.
Mevcut durumda yaklaşık 290 savaş başlığına sahip olan Fransa, nükleer kalkanını ortaklarına da genişletmeyi planlıyor.
Macron; Almanya, Polonya, Yunanistan, Hollanda, Belçika, Danimarka ve İsveç ile yapılacak işbirliğinin, nükleer silahların kullanılacağı ortak askeri tatbikatları ve Fransız savaş uçaklarının bu ülkelerde geçici olarak konuşlandırılmasını kapsayacağını açıklamıştı.
Asya
Çin küresel yapay zeka işbirliği için yeni ortaklık kurdu

Çin’in Şanghay kentinde düzenlenen Dünya Yapay Zeka Konferansı kapsamında aralarında Rusya’nın da yer aldığı 29 ülke, yapay zeka alanında yeni bir işbirliği örgütü kurulması için anlaşma imzaladı. Çin Devlet Başkanı Xi Jinping ve yabancı liderlerin katıldığı zirvede, Birleşmiş Milletler merkezli küresel bir yapay zeka yönetişimi ve adil etkileşim mekanizmaları vurgulandı.
Şanghay kentinde düzenlenen kapsamlı Dünya Yapay Zeka Konferansı (WAICO) 20 Temmuz’da tamamlanıyor. Konferansa 2026 yılında ilk kez Çin Halk Cumhuriyeti Devlet Başkanı Xi Jinping’in yanı sıra Kazakistan Cumhurbaşkanı Kasım Cömert Tokayev dahil olmak üzere çok sayıda yabancı lider katılım gösterdi. Zirvenin en önemli pratik adımı ise resmi açılıştan bir gün önce duyuruldu.
Rusya dahil 29 ülkenin temsilcileri, Yapay Zeka Alanında Küresel İşbirliği Örgütünün (WAICO) kurulmasına yönelik bir anlaşmaya imza attı. Kurulan yeni yapının, ülkelerin dijital potansiyellerini artırmak, kendi teknoloji ve çözümlerini geliştirmek amacıyla adil etkileşim mekanizmaları sağlaması hedefleniyor.
Bu organizasyon, yapay zekaya ilişkin küresel tartışmalarda Birleşmiş Milletleri ana mecra olarak kabul edecek.
Rusya adına imza sürecini Dijital Kalkınma, Haberleşme ve Kitle İletişim Bakanı Maksut Şadayev yürütürken, Şanghay’daki Rus delegasyonuna Rusya Devlet Başkanlığı İdaresi Başkan Yardımcısı Maksim Oreşkin liderlik etti.
Çin lideri Xi Jinping, gerçekleştirdiği konuşmaya tarihi bir atıfla başlayarak “yapay zeka” kavramının 70 yıl önce ABD’deki New Hampshire eyaletinde yer alan Dartmouth College’daki bir bilimsel seminerde kabul edildiğini hatırlattı.
Dünyanın hızlı ve köklü değişimlerden geçtiği bu dönemde, yeni bilimsel-teknolojik devrim ve endüstriyel dönüşüm dalgasının yapay zekanın hızlı gelişimiyle doğrudan bağlantılı olduğunu ifade etti.
Bu sürecin yeni fırsatların yanında ciddi sınamaları da beraberinde getirdiğini kaydeden Xi, insanlığın düşünebilen makinelerle nasıl etkileşime gireceği, güvenliğin nasıl garanti altına alınacağı ve etik meselelerin nasıl çözüleceği sorularına ortak yanıtlar vermesi gerektiğini belirtti.
Xi, yapay zekanın olumlu yönde ilerlemesi için dört temel öneri sundu. İlk olarak açık ve karşılıklı faydaya dayalı işbirliğinin desteklenmesini isteyen Xi, benzersiz tarihi fırsatın değerlendirilmesi, açık kaynak kodunun teşvik edilmesi ve yapay zeka teknolojileri ile endüstriyel inovasyonun kapsamlı şekilde desteklenmesi gerektiğini söyledi.
İkinci başlıkta güvenlik konusuna değinen Çin lideri, yapay zekanın yasal çerçevelerle kontrol edilebilir olmasını ve insan denetiminin korunmasını talep etti.
Bununla birlikte, yapay zeka alanında ulusal güvenlik kavramının çok geniş yorumlanmasına karşı çıkılması yönünde çağrıda bulundu. 2023 yılında Çin Siber Alan Yönetimi, üretken yapay zeka modellerinin sosyalizmin temel değerlerini yansıtması gerektiğine dair kararlar almış olsa da Xi, Çin’in kendi içinde gelişme ve güvenliğe eşit derecede önem verdiğini ifade etti.
Xi, üçüncü olarak kapsayıcılığın teşvik edilmesini ve her uygarlığın kendine has güzellikleri olduğu ve birbirini tamamladığı tezinden hareketle medeniyetler arası diyaloğun güçlendirilmesini önerdi.
Yapay zeka değerlerinin ortak insani değerler temelinde şekillenmesi gerektiğini savundu.
Son olarak, BM’nin merkezi bir rol oynadığı küresel yönetişimin iyileştirilmesinde dayanışma ve karşılıklı yardımlaşma çağrısı yaptı. Şi’nin yapay zeka konusundaki bu yaklaşımı, Çin’in benzer alanlardaki dört küresel girişimiyle paralellik gösteriyor.
Konferans kapsamında 18 Temmuz’da Alibaba grubu, pazar dengelerini etkileyebilecek yeni bir hamle gerçekleştirdi.
Şirketin yarı iletken birimi T-Head, Zhenwu serisi yapay zeka çipleri için temel mimari oluşturan SAIL yazılım yığınının açık kaynak kodlu hale getirildiğini duyurdu. Bu adımın, Nvidia’nın pazardaki hakimiyetine yönelik bir hamle olduğu belirtiliyor.
Rus delegasyonu da Şanghay’daki teknoloji fuarında incelemeler yaptı. Rus haber ajansı TASS’ın aktardığına göre, Sberbank Kıdemli Başkan Yardımcısı Andrey Belevtsev’in eşlik ettiği inceleme esnasında bankanın yapay zeka asistanı GigaChat, görsel ve video üretim modelleri Kandinsky ile Kandinsky 3D ve insansı robot Green sergilendi.
Vedomosti gazetesine konuşan Rusya Yüksek Ekonomi Okulu (HSE) Profesörü Sergey Tsıplakov, Çin’de güvenliğin gelişmenin ön koşulu olarak görüldüğünü, son yıllarda hem Çin’de hem de ABD dahil diğer ülkelerde güvenlik faktörünün ön plana çıktığını ifade etti.
Tsıplakov, Çin’in yapay zeka modellerinin kendi koşulları çerçevesinde muhtemelen Küresel Güney ülkelerine yayılacağını, ancak yeni örgütün imzacısı olan ülkeler arasında Hindistan’ın yer almamasının dikkat çekici olduğunu kaydetti.
“BRICS – Rusya” Uzman Konseyi Üyesi Anna Sıtnik ise Çin’deki yapay zeka gelişiminin devlet ile iş dünyası arasındaki bağa dayandığını, hükümetin uzun vadeli hedefler belirleyip altyapı kurduğunu, şirketlerin ise bu stratejiyi ürüne dönüştürdüğünü belirtti.
Sıtnik, Çinli bilim insanlarının makale sayısı bakımından lider olmasının ABD’ye karşı mutlak bir üstünlük anlamına gelmediğini, makale kalitesinin daha belirleyici olduğunu vurguladı.
Çin’in diğer ülkelerdeki yapay zeka gelişimini tekeline alma olasılığına değinen uzman, Pekin’in “Dijital İpek Yolu” programı kapsamında onlarca ülkede telekomünikasyon altyapısına, veri merkezlerine ve akıllı teknolojilere yatırım yaptığını, açık kaynak politikasının da bu sürece katkı sağladığını aktardı.
Sıtnik, Çin’in yapay zeka alanındaki gücünün Rusya’nın teknolojik egemenliği üzerindeki etkisine ilişkin olarak, bu durumun Moskova açısından mevcut durumu değiştirmediğini ifade etti.
Çinli şirketlerle etkileşimin sürdüğünü belirten uzman, Rusya devletinin tek bir ekosisteme bağımlı olmanın getirdiği risklerin farkında olduğunu, bu nedenle Rusya’nın kendi egemen modelleri üzerindeki çalışmalarına devam ettiğini sözlerine ekledi.
Asya
Çinli Moonshot AI yeni modeli Kimi K3’ü tanıttı

Çin merkezli yapay zeka girişimi Moonshot AI, ABD’li rakipleriyle yarışabilecek düzeyde olduğu belirtilen yeni açık kaynaklı modeli Kimi K3’ü piyasaya sürdü. Yaklaşık 2,8 trilyon parametreye sahip olan ve yazılım kodlama alanında UC Berkeley araştırmacılarının Arena platformunda zirveye yerleşen model, teknoloji dünyasında yeni bir DeepSeek etkisi yarattı.
Çinli yapay zeka girişimi Moonshot AI tarafından cuma günü yayımlanan yeni model, ülkenin teknolojik gücüne yönelik ilgiyi yeniden canlandırdı.
Sektör uzmanları, bu yeni modelin ABD’li laboratuvarların sunduğu gelişmiş yapay zeka çözümlerine rakip olabileceğini belirtiyor.
Büyük dil modelleri, devasa boyutlardaki dijital verileri işleme yetenekleriyle sohbet robotlarının ve diğer yapay zeka araçlarının temelini oluşturuyor.
Moonshot AI tarafından geliştirilen “Kimi K3”, daha düşük maliyetleri ve programcılar tarafından özelleştirilebilen kaynak kodları sayesinde küresel düzeyde popülaritesi artan Çin menşeli yapay zeka modelleri arasında yer alıyor.
Kimi K3, lansmanının hemen ardından UC Berkeley araştırmacıları tarafından kurulan Arena platformunun yapay zeka kodlama liderlik tablosunda birinci sıraya yerleşti.
Bu gelişme sektör temsilcileri arasında heyecan yaratırken, bazı uzmanlar bu durumu Çinli DeepSeek firmasının 2025’in başlarında gerçekleştirdiği ve ABD’nin yapay zekadaki hakimiyet algısını sarsan çıkışına benzetti.
— Kimi.ai (@Kimi_Moonshot) July 15, 2026
Pennsylvania Üniversitesi Profesörü ve yapay zeka alanında önde gelen isimlerden Ethan Mollick, X sosyal medya platformunda yaptığı değerlendirmede, “Kimi K3 gerçekten çok iyi görünüyor, şu ana kadar teknoloji sınırına en çok yaklaşan model oldu” ifadesini kullandı.
Mollick, modelin henüz iyi bir cinayet romanı yazamadığını belirterek, “Gerçi bunu başka hiçbir model de yapamıyor. Bu durum yapay zeka gelişiminin en zorlu sınırı olmaya devam ediyor” değerlendirmesinde bulundu.
Teknoloji yazarı ve yatırımcı Kevin Xu ise “Kimi K3’e karşı piyasada DeepSeek anına benzer sert bir reaksiyon hissedildiğini” kaydetti.
Pekin merkezli Moonshot AI, Kimi K3’ün kendi boyutundaki modeller arasında dünyanın ilk açık kaynaklı modeli olduğunu duyurdu.
Bir yapay zeka modelinin sahip olduğu dahili değişkenler, yani parametre sayısı arttıkça karmaşık talepleri yerine getirme kabiliyeti de artış gösteriyor.
Kimi K3 modelinin yaklaşık 2,8 trilyon parametreye sahip olduğu açıklandı. Sektörün ABD’li öncü şirketleri Anthropic ve OpenAI ise en gelişmiş modellerinin parametre sayılarına dair detayları kamuoyuyla paylaşmıyor.
Moonshot AI tarafından yapılan açıklamada, “Kimi K3, değerlendirme testlerimizde sınır seviyesinde bir performans sergiledi ve test edilen diğer modelleri tutarlı bir şekilde geride bıraktı” denildi.
Öte yandan şirket, modelin genel performansının Anthropic ve OpenAI tarafından geliştirilen en güçlü ticari modellerin hala gerisinde kaldığını da kabul etti.
UNSW Canberra bilgisayar bilimleri profesörlerinden Hussein Abbass, Kimi K3’ün kodlama konusunda başarılı göründüğünü aktardı.
AFP’ye konuşan Abbass, “Ancak temel modellerden beklenen tüm görev yelpazesinde ne kadar rekabetçi olabileceği henüz bilinmiyor” dedi.
ABD’li rakiplerin endişelenmesi gerekip gerekmediği yönündeki soruya ise Abbass, “Endişelenmeleri gerektiğini söyleyemem ancak avantajlarını korumak istiyorlarsa yerlerinde de saymamalılar” yanıtını verdi.
Abbass, yapay zeka performansının yalnızca model ile sınırlı olmadığını, modeli çalıştıran donanım, veri merkezleri ve tedarik zincirlerinin de bu süreçte rol oynadığını ekledi.
Arena platformu, Kimi K3 modelini metin sorguları kategorisinde dünya genelinde dokuzuncu sırada konumlandırdı. AFP muhabirlerinin Kimi K3 üzerinde yaptığı denemelerde, modelin teknoloji haberciliği için ürettiği fikirlerin diğer sohbet robotlarının yanıtlarıyla rekabet edebilecek düzeyde olduğu görüldü.
Kimi K3’ün çıkışı, Zhipu AI firmasının GLM-5.2 modeli gibi Çin’de büyük yankı uyandıran diğer yapay zeka modellerinin ardından gerçekleşti.
Lansman, Şanghay’da düzenlenen ve Çin Devlet Başkanı Şi Cinping’in cuma günü yapay zeka yönetişiminde uluslararası işbirliği çağrısı yaptığı büyük bir teknoloji konferansı esnasında yapıldı.
Çin’e yapay zeka eğitimi ve çalıştırılması için gerekli olan güçlü mikroçiplerin ihracatını kısıtlayan ABD, bu yılın başlarında stratejik yapay zeka alanında rakibinin yaklaşık sekiz ay önünde olduğunu açıklamıştı.
Ancak Trump yönetimi yakın zamanda, hackerların çevrimiçi sistemlere sızmasına yardımcı olabileceği endişesiyle Anthropic ve OpenAI’ın en üst düzey modellerinin kamuya açık sürümlerinin yayımlanmasını geciktirdi.
Gelişmeleri yorumlayan Profesör Mollick, “Kimi K3’ün ardından açık kaynaklı modellerin teknoloji sınırına yeniden yaklaşmasıyla birlikte, Anthropic ve OpenAI’ın hükümet tarafından yeni modellerini daha hızlı yayımlamalarına izin verilip verilmeyeceğini merak ediyorum” ifadesini kullandı.
Görüş2 hafta önceAnkara’nın ikinci zirvesi: 22 yılın ardından NATO, kuralları yeniden yazan bir Türkiye’ye dönüyor
Diplomasi2 hafta önceNATO ülkeleri, milyarlarca dolarlık savunma anlaşması açıkladı
Amerika2 hafta önceNATO 3.0’un mucidi: Elbridge Colby
Asya2 hafta önceXi, bilim ve teknoloji inovasyonuyla Çin modernleşmesinin ilerletilmesi çağrısı yaptı
Diplomasi1 hafta önceFT: Çin’e bağımlılığı azaltmanın Batı’ya maliyeti 23 trilyon doları aşabilir
Diplomasi2 hafta önceNATO liderleri Ankara Deklarasyonu’nu kabul etti
Diplomasi2 hafta önceAnkara’daki NATO zirvesinde hangi silah anlaşmaları yapıldı?
Görüş2 hafta önceTahran’da iki kritik isimle konuştum: İran kendisini nasıl görüyor?












