Bizi Takip Edin

Asya

Hindistan Rus petrolünü ABD’nin talebiyle aldığını açıkladı

Yayınlanma

Hindistan Dışişleri Bakanı Subrahmanyam Jaishankar, ülkesinin 2022 yılından bu yana küresel piyasalarda fiyatları düşük tutmak isteyen ABD’nin talebi doğrultusunda Rus petrolü satın aldığını açıkladı. Jaishankar, Washington yönetiminin Rus petrolüne yönelik kısıtlayıcı tedbirlerini ikiyüzlülük olarak nitelendirerek eleştirdi.

Hindistan Dışişleri Bakanı Subrahmanyam Jaishankar, ülkesinin 2022 yılından itibaren ABD makamlarının talebi üzerine aktif olarak Rus petrolü satın aldığını bildirdi.

Jaishankar, Washington’ın bu taleple dünya petrol piyasasındaki fiyatları düşük seviyede tutmayı amaçladığını belirtti.

O dönemde ABD’nin petrol piyasasını istikrara kavuşturmak için Hindistan’dan özel olarak Rus petrolü almasını istediğini kaydeden Jaishankar, petrolü maliyet ve kullanılabilirlik durumuna göre satın aldığını ifade etti.

Bakan Jaishankar, bu bağlamda Washington yönetiminin Rus petrolüne yönelik uyguladığı kısıtlayıcı tedbirleri eleştirerek, “Burada büyük ilkelerin söz konusu olduğunu iddia etmeyelim. Bunu bir ikiyüzlülüğe dönüştürmenin alemi yok” dedi.

Hindistan Petrol ve Doğalgaz Bakanlığı Temsilcisi Sujata Sharma da 18 Mayıs’ta yaptığı açıklamada, Rusya’dan Hindistan’a yapılan sevkiyatların, ABD yönetiminin Rusya karşıtı yaptırım rejimine yönelik istisna getirme veya kaldırma kararlarından bağımsız olarak yürütüldüğünü ve yürütülmeye devam edeceğini belirtmişti.

Bloomberg’in 8 Haziran tarihli haberine göre, Rus Ural petrolü iki ayı aşkın süredir ilk kez Hindistan’da uluslararası fiyatlara kıyasla iskontolu işlem görmeye başladı.

Verilere göre, Rusya’dan tankerlerle Hindistan’a ulaştırılan Ural petrolü, geçen haftanın sonu itibarıyla gösterge Brent Dated markasına göre varil başına 3,90 dolar indirimle satıldı. Petrol, mart ortasından bu yana ilk kez 29 Mayıs’ta yeniden iskontolu fiyata geçti.

İran’daki savaşın, petrol ithalatında dünyada üçüncü sırada yer alan Hindistan dahil birçok ülkeye Basra Körfezi’nden yapılan petrol sevkiyatını kesintiye uğratması üzerine ABD, küresel piyasadaki baskıyı azaltmak amacıyla mart ayında Hindistan’a Rus petrolü alımı için özel izin vermişti.

ABD, 18 Nisan’da Yeni Delhi’nin Rus petrolü almasına izin veren lisans süresini 16 Mayıs’ta dolacak şekilde uzattı. ABD Hazine Bakanı Scott Bessent, 22 Nisan’da yaptığı açıklamada 10’dan fazla ülkenin lisansın uzatılmasını talep ettiğini bildirmişti. Bloomberg ise 14 Mayıs’taki haberinde, Hindistan’ın Rus petrolüne yönelik yaptırımları hafifleten lisansın uzatılmasını ABD’den talep ettiğini ve lisansın 16 Mayıs olan son geçerlilik tarihinden önce rekor miktarda Rus petrolü satın aldığını aktarmıştı.

Analitik şirketi Kpler’in verilerine göre, ABD’nin verdiği izin sayesinde halihazırda sevk edilmiş Rus petrolünün ithal edilebilmesiyle Hindistan’a günlük petrol akışı mayıs ayında 2,3 milyon varil seviyesine ulaştı.

Analistler, ay sonu itibarıyla bu akışın günlük ortalama 1,9 milyon varil olarak gerçekleşebileceğini tahmin ediyor.

Hindistan merkezli petrol rafinaj şirketleri, ABD’nin baskısı ve Hindistan mallarına yüzde 25 oranında gümrük vergisi uygulanması tehditleri nedeniyle geçen yıl Rus petrolü ithalatını azaltmıştı.

Suudi Arabistan ve Irak gibi tedarikçilere yönelinmesi sonucunda şubat ayında Rusya’dan yapılan günlük ithalat, 2025 yılının ortalarındaki seviyenin yarısına inerek 1,1 milyon varile gerilemişti.

Ancak Orta Doğu’daki askeri çatışma ve Hürmüz Boğazı’nın bloke edilmesi durumu değiştirdi. Reuters’ın aktardığına göre Hindistan firmaları, mart ayı başında acil koduyla milyonlarca varil Rus petrolü satın almaya başladı.

The Hindu gazetesi, Hindistan’ın bir enerji krizi tehdidiyle karşı karşıya kaldığını yazdı. Ülkedeki ham petrol rezervlerinin yalnızca 25 günlük tüketimi karşılayabilecek durumda olması, Rusya’dan petrol alımının yeniden başlatılmasını bir ulusal güvenlik meselesi haline getirdi.

Rusya’nın Yeni Delhi Büyükelçisi Denis Alipov, nisan ayı sonunda yaptığı açıklamada, Rusya’nın Hindistan’ın kabul etmeye hazır olduğu miktarda ham maddeyi tedarik etmeye hazır olduğunu söylemişti.

Büyükelçi Alipov ayrıca, Rusya ve Yeni Delhi arasındaki ilişkilerin büyük jeopolitik sarsıntılara rağmen istikrarlı kaldığını vurgulamıştı.

Rusya Dışişleri Bakanı Sergey Lavrov ise 13 Mayıs’ta yaptığı değerlendirmede, Moskova’nın diğer devletlerin baskılarına rağmen enerji kaynakları sevkiyatı konusunda Yeni Delhi ile olan anlaşmalara uyulacağını garanti ettiğini belirtmişti.

Lavrov, Rusya’nın güvenilir bir tedarikçi olma itibarına değer verdiğini ve bu alandaki yükümlülüklerini her zaman yerine getirdiğini de sözlerine eklemişti.

Asya

Pakistan Yüksek Mahkemesi, İmran Han’ın cezaevinden hastaneye sevk edilmesine karar verdi

Yayınlanma

Pakistan Yüksek Mahkemesi, eski Başbakan İmran Han’ın cezaevinden hastaneye sevk edilmesine karar verdi.

Pakistan Adalet Hareketi (PTI), Pakistan Yüksek Mahkemesi’nin salı günü eski Başbakan İmran Han’ın cezaevinden hastaneye sevk edilmesine karar verdiğini açıkladı. Karar, İmran Han’ın sağlık durumuna ilişkin endişelerini dile getiren partisi ve ailesinin uzun süredir devam eden talebini karşılamış oldu.

Kriketçiyken siyasete atılan 73 yaşındaki Han, 2022’de görevden uzaklaştırılmasının ardından siyasi saiklerle açıldığını söylediği bir dizi davada mahkûm edilerek Ağustos 2023’ten bu yana cezaevinde bulunuyor.

Oğulları geçen yıl İmran Han’ın kötüleşen sağlık durumuyla ilgili defalarca endişelerini dile getirirken, avukatları da cezaevinde bulunduğu süre içinde sağ gözündeki görme yetisini önemli ölçüde kaybettiğini söylemişti.

PTI Sözcüsü Zülfikar Buhari, “Bu son derece memnuniyet verici bir karar. Keşke daha önce alınsaydı da gözü ve genel sağlık durumu bu kadar kötüleşmeseydi,” dedi.

Buhari, “Tüm doktorlar tatmin olana kadar hastanede kalmalı,” diye ekledi.

Han’ın sözcüsü Naeem Haider Panjutha, X üzerinden yaptığı açıklamada, mahkemenin Han’ın 48 saat içinde Shifa International Hospital’a nakledilmesine ve 16 Eylül’e kadar burada kalmasına karar verdiğini bildirdi.

Han, güvensizlik oylamasıyla iktidardan uzaklaştırılmasından bu yana, devlet hediyeleri ve hukuka aykırı evlilik de dahil olmak üzere çok sayıda davayla karşı karşıya kaldı. Bazı mahkûmiyet kararları askıya alınırken veya bozulurken, bazılarına ilişkin temyiz süreçleri devam ediyor. Han, hakkındaki suçlamaları reddediyor.

Aralarında sınırın diğer tarafındaki Hindistan’dan isimlerin de bulunduğu dünyanın dört bir yanından kriketin önde gelen isimleri, şubat ayında Han’ın cezaevi koşullarına ilişkin “derin endişelerini” dile getirerek kendisine daha iyi muamele edilmesini talep etmişti.

PTI, 2018’de iktidara geldi ve kilit eyaletlerde geniş bir destek tabanını koruyor. Ancak parti, 2024 seçimleri öncesinde seçim sembolünden mahrum bırakılmış, bu nedenle adayları bağımsız olarak seçime girmek zorunda kalmıştı.

Okumaya Devam Et

Asya

Güney Kore: Trump’ın itirazlarına rağmen ortak tatbikatlar devam ediyor

Yayınlanma

ABD Başkanı Trump’ın Güney Kore ile tatbikatların kapsamını daraltma kararı, Seul’e ticaret konusunda baskı olarak yorumlanıyor.

Güney Kore, ABD Başkanı Donald Trump’ın ortak askeri tatbikatların kapsamını daraltma kararına temkinli bir yanıt verdi. Analistler bu adımı, Lee Jae Myung hükümetine ilave ticari tavizler vermesi için baskıyı artırma girişimi olarak değerlendiriyor.

Trump, pazar günü sosyal medyada yaptığı paylaşımda, yıllık tatbikatların “maliyetli” olduğunu belirterek kararı buna bağladı ve tatbikatların Kuzey Kore’ye “tamamen uygunsuz ve düşmanca” bir mesaj gönderdiğini söyledi. Trump ayrıca Güney Kore’nin, “İran İslam Cumhuriyeti’nin nükleer silahlardan arındırılması” konusunda ABD’ye katılmayı reddetmesini de gerekçe gösterdi.

Ulchi Freedom Shield tatbikatları pazartesi günü başladı. Güney Kore Savunma Bakanlığı, tatbikatların planlandığı şekilde sürdüğünü ve 27 Ağustos’a kadar devam edeceğini açıkladı. Dışişleri Bakanlığı yorum talebine yanıt vermezken, Devlet Başkanlığı Sarayı da Trump’ın mesajına ilişkin henüz herhangi bir açıklama yayımlamadı. Pazartesi günü Güney Kore’de resmi tatil.

Asan Politika Çalışmaları Enstitüsü Başkan Yardımcısı Cha Du-hyeogn, ABD Başkanı’nın paylaşımının “Güney Kore’ye karşı bir baskı aracı işlevi gördüğünü, aynı zamanda Kuzey Kore üzerinde baskı kurmanın da bir yolu olduğunu” söyledi.

Nikkei Asia’ya konuşan Cha, “Mesaj şu: Aşırı saldırgan adımlar atmaktan kaçınır ve beklerseniz, önünüze bir fırsat çıkabilir” dedi.

“Gerçekte Trump’ın mesajı Lee Jae Myung yönetimine baskı yapmayı amaçlıyor. Bu güvenlik garantileri olmadan gerçekten dayanabilir misiniz? Sonuçta bu, ‘İster ticarette ister başka alanlarda olsun, bize daha fazlasını verin’ demenin başka bir yolu.”

Güney Kore Devlet Başkanı Lee Jae Myung, cumartesi günü yaptığı Kurtuluş Günü konuşmasında Kuzey Kore konusunda çok taraflı görüşmeler önerdi. Konuşma, İkinci Dünya Savaşı’nın sonunda Kore Yarımadası’nın Japon sömürge yönetiminden kurtuluşunun 81. yıldönümü dolayısıyla yapıldı.

Lee, “çok eski bir savaşı” sona erdirmek ve Kuzey Kore’nin nükleer silah kapasitesini geliştirmesini durdurmak için “ilgili taraflar” arasında görüşmeler başlatmayı teklif etti. Kore Savaşı’ndaki aktif çatışmalar 1953’te bir barış anlaşmasıyla değil, ateşkesle sona ermişti. Bu nedenle iki Kore teknik olarak hâlâ savaş halinde bulunuyor.

Kuzey Kore, Trump’ın mesajına henüz yorum yapmadı. Kuzey Kore Dışişleri Bakanlığı cuma günü ABD-Güney Kore ortak tatbikatını “saldırgan bir savaşın provası” olarak nitelendirmişti.

Seul’deki Ewha Üniversitesi’nden Profesör Leif-Eric Easley, “ABD-Güney Kore ortak savunma tatbikatları, askeri güçlerin görevlerini yerine getirmeye hazır ve yetkin olması açısından hayati öneme sahip” dedi.

“Tatbikatların kapsamını daraltmak, ittifak içi koordinasyona zarar verebilir, Güney Kore’nin kendi savunmasında daha fazla sorumluluk üstlenmesi sürecini yavaşlatabilir ve Asya’daki olası çatışmalara karşı caydırıcılığı zayıflatabilir” diye ekledi.

Ticaret cephesinde Seul ve Washington, ABD’nin Güney Kore’den ithal edilen ürünlere uyguladığı yüzde 12,5’lik gümrük tarifeleri ve Güney Kore’nin ABD’de gerçekleştireceği 350 milyar dolarlık yatırımın nasıl tahsis edileceği konusunda görüşmeler yürütüyor.

Trump pazar günü yaptığı paylaşımda, tatbikatları iptal etmek için “çok geç” olduğu gerekçesiyle ABD ordusunun ortak tatbikatların kapsamını “önemli ölçüde azaltacağını” yazdı. Trump ayrıca Kim Jong Un ile “çok iyi bir ilişkisi” olduğunu ve Kuzey Kore’nin “tehditkâr olmayan ve saygılı” bir tutum sergilediğini ifade etti.

Trump ile Kim’in son görüşmesi 2019 yılında Panmunjom’da gerçekleşmişti. Trump cumartesi günü sosyal medyada iki liderin birlikte çekilmiş bir fotoğrafını paylaşarak, “Kim Jong Un ile ÇOK İYİ anlaşıyoruz!” diye yazdı.

Ukrayna Devlet Başkanı Volodimir Zelenskiy ise bu ay yaptığı açıklamada, 50 bine kadar Kuzey Kore askerinin ülkesine karşı konuşlandırıldığını söyledi ve Güney Kore’den Ukrayna’nın hava savunmasına destek vermesini istedi.

Okumaya Devam Et

Asya

Japonya’nın 10 yıllık tahvil faizi 30 yılın zirvesine çıktı

Yayınlanma

Japonya’nın 10 yıllık devlet tahvil faizi, zayıf yenin enflasyon kaygılarını artırması ve yatırımcıların gelecek ay faiz artırımı yapılacağına yönelik beklentilerini güçlendirmesiyle son 30 yılın en yüksek seviyesine çıktı ve yakından izlenen yüzde 3 seviyesine yaklaştı.

Gösterge niteliğindeki 10 yıllık devlet tahvil faizi pazartesi günü yüzde 2,93’e kadar yükselerek 1996’dan bu yana en yüksek seviyesine ulaştı. Tahvil faizleri fiyatlarla ters yönde hareket ediyor.

Traderlar ve analistler, faizdeki yükselişin, zayıf yen ve İran’daki savaş nedeniyle yüksek seyreden petrol fiyatlarının enflasyonu hızlandıracağı yönündeki yatırımcı beklentilerini yansıttığını söyledi. Yatırımcılar ayrıca Japonya Merkez Bankası’nın (BoJ) eylül ayında faiz artıracağı varsayımını da fiyatlıyor.

Deutsche Bank analisti Shoki Omori, yüzde 3 seviyesinin “mali güvenilirlik açısından kritik bir savunma hattı” olduğunu söyledi. Bunun nedeni, hükümet bütçesinde varsayılan faiz oranının bu seviyede bulunması.

Financial Times’a kobuşan Omori, yüzde 3 seviyesine ulaşılmasının “hükümetin öngörmediği bir faiz artışına işaret edeceğini” belirtti.

SMBC Nikko Başekonomisti Junichi Makino ise, “Enflasyon beklentilerindeki [yüzde 2’ye yakın seviyeye] yükseliş, yenin son dönemdeki zayıflığını yansıtıyor gibi görünüyor” dedi.

Makino, enflasyon beklentilerinin BoJ’un yaklaşık yüzde 1,2 olarak tahmin ettiği temel enflasyon seviyesine doğru gerilemesi halinde tahvil faizinin yeniden yüzde 2 bandına düşebileceğini ekledi.

Yen, geçen ayın sonunda ABD ve Japonya tarafından gerçekleştirilen eşgüdümlü müdahalelere rağmen değer kaybetmeye devam etti ve bu müdahaleler sonrasında elde ettiği kazanımların yarısını geri verdi.

Dolar karşısında 40 yılın en düşük seviyesi olan 164 yenden yaklaşık 155 yene kadar hızla değer kazanan Japon para birimi, yeniden zayıflayarak yaklaşık 159 yen seviyesinden işlem görmeye başladı.

10 yıllık tahvil faizi yükselişi, Japonya ekonomisinin haziran sonuna kadarki üç aylık dönemde beklenmedik şekilde yavaşlamasıyla aynı zamana denk geldi. Bu durum, BoJ’un yaklaşan faiz kararını daha da karmaşık hale getirebilir.

Pazartesi günü açıklanan verilere göre reel GSYH, ikinci çeyrekte yıllıklandırılmış bazda yüzde 1,1 büyüdü. Bu oran, ekonomistlerin beklediği yüzde 2’lik büyümenin oldukça altında kaldı.

Goldman Sachs analistleri, “Özel tüketim ve sermaye harcamaları geriledi; bu da özel sektör kaynaklı iç talebin zayıflığını ortaya koyuyor” değerlendirmesinde bulundu.

LSEG verilerine göre yatırımcıların çoğunluğu hâlâ BoJ’un eylül ayında politika faizini yüzde 1,25’e yükseltmesini bekliyor. Ayrıca yatırımcılar, merkez bankasının faiz artışlarının hızını artıracağı ihtimaline giderek daha fazla oynuyor.

Nikkei Asia: ABD-Japonya yen müdahalesi Tokyo için bir başka yenilgi

Okumaya Devam Et

Çok Okunanlar

English