Ortadoğu
Hizbullah: Saldırılar sürerse yanıt devam edecek

Hizbullah güçleri, İsrail saldırılarına yanıt olarak kuzeyde hedeflere roket atışı gerçekleştirdiklerini açıkladı. İsrail ise Lübnan’ın farklı bölgelerine hava saldırıları düzenledi. Sağlık Bakanlığı verilerine göre son saldırılarda yüzlerce kişi hayatını kaybetti veya yaralandı.
Direniş güçleri, çarşamba günü İsrail’in gerçekleştirdiği ve yüzlerce kişinin hayatını kaybettiği veya yaralandığı saldırılara yanıt olarak işgal altındaki Filistin’in kuzeyine roket atışı gerçekleştirdi. Açıklamada, saldırıların sivilleri hedef almaya devam ettiği belirtildi.
El-Ahbar gazetesinin aktardığına göre direniş tarafından yapılan açıklamada, “işgal altındaki Menara yerleşiminin roket atışıyla hedef alındığı, bunun Lübnan ve halkını savunmak amacıyla gerçekleştirildiği ve ateşkes anlaşmasının İsrail tarafından ihlal edilmesine karşılık verildiği” ifade edildi. Açıklamada ayrıca direnişin ateşkese bağlı kaldığı, ancak İsrail’in bu yükümlülüğü yerine getirmediği kaydedildi.
Aynı açıklamada, “İsrail ve ABD kaynaklı saldırılar durana kadar bu yanıtın süreceği” bilgisi yer aldı.
Direniş güçleri ayrıca perşembe sabahı yaptıkları açıklamada, unsurlarının “Taybe beldesinde bir askeri aracı güdümlü füze ile hedef aldığını” ve “aynı bölgede bir ev içinde konuşlanan İsrail güçlerinin insansız hava aracıyla vurulduğunu” bildirdi. Açıklamada bu saldırılarda “doğrudan isabet sağlandığı” belirtildi.
Hizbullah tarafından çarşamba gece saatlerinde yapılan ayrı bir açıklamada, “şehitlerin ve yaralıların kanının karşılıksız kalmayacağı” ifade edildi.
Açıklamada, “bugün yaşanan katliamların ve diğer saldırıların, işgale karşı direnme ve saldırılara karşılık verme hakkını teyit ettiği” belirtilerek, bunun direniş ve karşılık verme kararlılığını artırdığı kaydedildi.
İsrail tarafı ise çarşamba gece yarısından perşembe sabahına kadar Beyrut’un güney banliyölerinde yer alan Lileki ve Şiyah bölgelerine hava saldırıları düzenledi. Güney Lübnan’da ise Kunin, Zrariye, Abbasiye, Dveyir, Haruf, Cebşit, Habbuş, Mifdun, Kalile, Kasımiye, Zutr el-Garbiyye, Zutr eş-Şarkiyye, Kefur, Srifa, Ganduriye, Şarkiye ve Şihabiye gibi yerleşimler hedef alındı.
Ayrıca Safed el-Battih, Braşit, Haris ve Kefra beldelerinin de topçu ateşiyle vurulduğu bildirildi.
Zrariye beldesine yönelik saldırıda çok sayıda kişinin hayatını kaybettiği ve yaralandığı, ilk verilere göre 9 kişinin hayatını kaybettiği aktarıldı.
Sağlık Bakanlığı tarafından açıklanan ve kesinleşmemiş verilere göre çarşamba günü düzenlenen saldırılarda 182 kişi hayatını kaybetti, 890 kişi yaralandı.
Bu verilerle birlikte 2 Mart ile 8 Nisan tarihleri arasında toplam can kaybının 1739’a, yaralı sayısının ise 5 bin 873’e yükseldiği bildirildi.
Beyrut’ta ağır yıkım: Yüzlerce ölü ve yaralı
İsrail ordusu, dün öğleden sonra Lübnan’ın başkenti Beyrut’a geniş çaplı hava saldırıları başlattı. Saldırıların, İran’daki savaşı sona erdirmek için duyurulan yeni ateşkesten saatler sonra gerçekleştiği bildirildi.
Arabulucular, Lübnan’ın ateşkese dahil olduğunu ilan etti ve Hizbullah ateşkesi kestiğini açıkladı. Buna karşın İsrail ordusu, ateşkese Lübnan’ın dahil olmadığını açıkladı. Bu açıklamanın ardından kısa süre içinde Beyrut’a yönelik geniş kapsamlı hava saldırıları başladı.
Saldırılarda Ayn el-Tine, Barbur, Ayn el-Mraysse, Korniş el-Mezraa, Bir Hasan ile başkentin merkezi, dış mahalleleri ve banliyölerinde çok sayıda bölge hedef alındı. Başkent genelinden paylaşılan görüntülerde, sivil nüfusun yoğun bulunduğu mahallelerden yükselen yoğun duman bulutları görüldü. Saldırılar sonrasında geniş çaplı yıkım meydana geldi.
Lübnan Kızılhaçı Genel Sekreteri George Kettani, “Yaralı sayısı çok fazla, şehitlerin sayısı yüksek. Durum çok ağır ve insanları kurtarmak için elimizden gelen her şeyi yapıyoruz” dedi. Kettani, hastanelerin kapasitesinin dolduğunu ifade etti.
Hava saldırıları yalnızca Beyrut ile sınırlı kalmadı. Ülkenin güneyinde Sur ve Sayda, doğusunda ise Hermel ve Şmistar da hedef alındı.
Kızılhaç verilerine göre yalnızca Beyrut ve güney banliyölerinde ölü ve yaralı sayısı 300’ü aştı. Çok sayıda kişinin hâlâ enkaz altında bulunduğu bildirildi.
İsrail ordu sözcüsü Avihay Adraee, savaş uçaklarının Beyrut, Bekaa ve Güney Lübnan genelinde yaklaşık 100 noktayı 10 dakika içinde vurduğunu söyledi. Adraee, bunun 28 Şubat’tan bu yana en yoğun bombardıman olduğunu belirtti.
İsrail Genelkurmay Başkanı Eyal Zamir, “Hizbullah terör örgütünü vurmaya ve her fırsatı değerlendirmeye devam edeceğiz. Kuzeydeki sakinlerin güvenliği konusunda taviz vermeyeceğiz. Aralıksız saldırmayı sürdüreceğiz” dedi.
İsrail ordusu ayrıca Lübnan’da “Ebedi Karanlık” adı verilen yeni bir operasyon başlattığını duyurdu.
Açıklamada ayrıca, halktan bu aşamada sabır göstermesi istendi ve güneyde yaşayanların köylerine, kasabalarına, Bekaa’ya ve Beyrut’un güney banliyölerine nihai ateşkes ilan edilmeden dönmemeleri çağrısı yapıldı.
Taraflar arasında yeni müzakere turunun yarın Pakistan’ın başkenti İslamabad’da yapılmasının planlandığı belirtilmişti.
İran’ın sunduğu 10 maddelik planda, ABD’nin saldırmazlık taahhüdü, Hürmüz Boğazı üzerindeki İran kontrolünün kabulü, uranyum zenginleştirmenin tanınması, tüm yaptırımların kaldırılması, İran’a tazminat ödenmesi, ABD muharip güçlerinin bölgeden çekilmesi ve Lübnan dahil tüm cephelerde savaşın sona erdirilmesi yer aldı.
Ortadoğu
BAE, veri merkezi planlarını revize ediyor

Birleşik Arap Emirlikleri, ABD dışında gerçekleştirilecek en büyük projelerden biri olan 5 gigawatt’lık yapay zeka veri merkezi projesinin planlarını sessizce revize ediyor.
BAE, İran savaşı sonrasında kritik altyapının nasıl ve nerede inşa edilmesi gerektiğine dair yeniden değerlendirme sürecine girdi.
Konuya yakın altı kaynağın Reuters’a verdiği bilgiye göre, başlangıçta Abu Dabi’de 26 kilometre kare büyüklüğünde bir kampüs olarak tasarlanan projenin, artık BAE genelinde yayılmış bir veri merkezi ağından oluşması muhtemel.
Kaynaklara göre, proje bu bakımdan yeniden şekillenecek.
Yetkililer, hava savunma sistemleri ve bazı tesislerin yer altına inşa edilmesi dahil olmak üzere, tesisleri insansız hava araçları ve füze saldırılarından daha iyi korumanın yollarını da değerlendirdiklerini belirttiler.
Amerikalı teknoloji şirketleriyle ortaklaşa inşa edilen BAE-ABD Yapay Zeka Kampüsü’ne ilişkin planlar, geçen yıl Başkan Donald Trump’ın zengin Körfez ülkesine yaptığı ziyaret sırasında duyurulmuştu.
Proje, ekonomisini petrolden uzaklaştırmaya çalışan BAE’nin küresel bir yapay zeka gücü olma hedeflerinin merkezinde yer alıyor.
Proje, BAE ulusal güvenlik danışmanı ve cumhurbaşkanının kardeşi Şeyh Tahnun bin Zayed el Nahyan’ın kontrolündeki yapay zeka şirketi G42 tarafından yürütülüyor.
Nvidia yapay zeka çiplerine ve diğer gelişmiş ABD teknolojilerine erişim karşılığında BAE, Çin ile yapay zeka alanındaki bağlarını kesmeyi ve Stargate girişiminin ABD’deki veri merkezlerine yatırım yapmayı kabul etmişti.
Stargate, OpenAI, Oracle ve SoftBank arasında yapay zeka altyapısı kurmak amacıyla kurulan bir ortak girişim.
Reuters, BAE yetkililerinin yeni bir ana planı sonuçlandırmaya ne kadar yaklaştığını veya önerilen değişikliklerin inşaat maliyetlerini ve zaman çizelgelerini ne ölçüde etkileyebileceğini belirleyemedi.
Stargate UAE olarak bilinen, 30 milyar dolarlık ve 1 gigawatt kapasiteli bir hesaplama kümesinden oluşan projenin ilk aşamasının inşaatı geçen yıl başladı.
İlk 200 megawattlık kapasitenin bu yıl devreye girmesi planlanıyor.
Projede G42 ile ortaklık yapan Oracle’ın Yönetim Kurulu Başkanı ve Teknoloji Direktörü Larry Ellison’a göre, proje tamamlandığında BAE’deki tüm devlet kurumlarını ve ticari kuruluşları dünyanın en gelişmiş yapay zeka modellerine bağlayacak yeterli kapasiteye sahip olacak.
Projede olası revizyonlara ilişkin Reuters’ın sorularına yanıt veren G42, yapay zeka kampüsü çalışmalarının planlandığı gibi ilerlediğini belirtti.
Şirket, ayrıntılara girmeden, “Projenin ayrıntıları, bu ölçekteki kritik altyapılardan beklenen güvenlik, dayanıklılık ve operasyonel standartlar doğrultusunda sürekli olarak gözden geçiriliyor,” dedi.
OpenAI, yapay zeka vizyonunu gerçekleştirmek için BAE ile birlikte çalıştığını ve “bunu hayata geçirmek için gerekli altyapı ve benimseme öncelikleri konusunda iyi ilerleme kaydettiğini” belirtti.
Kaynaklar Reuters’a, Tahran’ın İran’a yönelik ABD ve İsrail hava saldırılarına misilleme olarak, Amerikan kuvvetlerini barındıran Körfez komşularına füze ve insansız hava araçları fırlatmaya başlamasının hemen ardından Birleşik Arap Emirlikleri yetkililerinin yapay zeka altyapı planlarını gözden geçirmeye başladığını bildirdi.
Mart ayında gerçekleşen saldırılarda Birleşik Arap Emirlikleri’ndeki iki Amazon Web Services (AWS) veri merkezi ile Bahreyn’deki bir veri merkezi hasar gördü.
Şirketin web sitesindeki son güncellemelere göre, bölgedeki bulut bilişim hizmetleri hâlâ kesintiye uğramış durumda.
Nisan ayında İran silahlı kuvvetleri, Stargate UAE’nin de potansiyel bir hedef olduğu yönünde bir uyarı videosu yayınladı.
Videoda, kompleksin inşa edildiği yeri gösterdiği iddia edilen bir harita yer alıyordu ve altında “Hiçbir şey gözümüzden kaçmaz” yazıyordu.
Konuya aşina iki kaynak, daha önce kamuoyuna açıklanmamış olan Al Dhafra Hava Üssü yakınlarındaki bir şantiyenin konumunu doğruladı.
Abu Dabi’nin dış mahallelerinde bulunan üs, ABD askerlerine ev sahipliği yapıyor ve Şubat ayında başlayan savaş sırasında hedef alınmıştı.
Başkan Joe Biden döneminde ABD Dışişleri Bakanlığı Arap Yarımadası İşlerinden Sorumlu Müsteşar Yardımcısı olarak görev yapan Daniel Benaim, uzun süredir kendilerini güvenli liman olarak pazarlayan Körfez ülkeleri için bu çatışmanın bir “iktisadi deprem” olduğunu söyledi.
Washington merkezli bir düşünce kuruluşu olan Orta Doğu Enstitüsü’nde araştırmacı olan Benaim, “Kritik altyapıyı güçlendirmek için değişiklikler hayati önem taşıyor. Bölgedeki her ülke, riski azaltmak ve uluslararası ortakları ile yatırımcıları güvence altına almak için neler yapabileceğini değerlendirecek,” dedi.
Sektörden bir yönetici ve konuyla ilgili bilgilendirilen bir başka kişiye göre, BAE’deki yapay zeka kampüsünün inşaatının ilk aşamasının, tesisi hava saldırılarından korumak için bazı değişiklikler yapılsa da planlandığı gibi devam etmesi bekleniyor.
Projenin geri kalan kısmının muhtemelen birden fazla lokasyona yayılacağını belirttiler.
İki kaynağa göre, yetkililer yeraltında inşaat yapmanın yanı sıra, ordunun kullandığı veriler gibi en hassas verileri barındıran tesisleri dağların içine yerleştirmeyi de değerlendiriyor.
ABD, Çin ve Avrupa’da veri merkezleri, kullanılmayan madenlerin, Soğuk Savaş döneminden kalma sığınakların veya mağaraların içine inşa ediliyor.
BAE, çoğunlukla düz, çöl arazisinden oluşuyor. Fakat Res’ül Hayme ve Fuceyre emirliklerinin kuzey ve kuzeydoğu bölgelerinde uzanan dağ sıraları bulunuyor.
Üç kaynağın belirttiğine göre, yeniden tasarım sürecine hava savunma sistemleri dahil ediliyor.
Bunlara insansız hava aracı ve füze önleyiciler ile elektronik sinyal bozma ekipmanları da dahil.
Bir başka kaynak ise, diğer olası önlemler arasında patlamaya dayanıklı beton kullanımı ile yedek güç ve soğutma sistemlerinin eklenmesinin yer aldığını belirtti.
Ortadoğu
İran depoladığı parçalarla balistik füze montajını canlandırıyor

İran, İsrail ve ABD’nin aksi yöndeki açıklamalarına karşın yer altı tesislerinde depoladığı parçalarla balistik füze üretimine yeniden geçti. Wall Street Journal gazetesinin eriştiğini iddia ettiği istihbarat raporları, nisan ayındaki ateşkes sürecinde tünel girişleri açılan Hocir gibi merkezlerde hareketliliğin sürdüğünü belgeliyor.
İran, İsrail ve ABD makamlarının bu kapasitenin tamamen ortadan kaldırıldığı yönündeki açıklamalarına karşın yer altı tesislerinde balistik füze üretimine yeniden başladı.
The Wall Street Journal gazetesinin ABD’li ve Ortadoğulu yetkililere dayandırdığı haberine göre Tahran yönetimi, üretim sürecinde önceden depoladığı parçalardan yararlanıyor.
Yetkililer, savaşın başlangıcında füze sahalarına ve sanayi tesislerine düzenlenen saldırılara rağmen İran’ın hem katı hem de sıvı yakıtlı füzelerin montajına devam ettiğini aktarıyor.
İstihbarat verileri, ülkenin güneydoğusundaki Hocir kompleksi de dahil çok sayıda yer altı merkezinde hareketlilik olduğunu ve yeni hava saldırılarından korunmak amacıyla ilave yer altı montaj noktaları oluşturulmaya çalışıldığını gösteriyor.
ABD ve İsrail operasyonlarının bazı tesisleri tahrip etmesi ve deniz ablukasının katı yakıt bileşenleri ile parça ithalatını zorlaştırması nedeniyle, mevcut montaj işlemleri savaş öncesine kıyasla daha düşük hacimlerle sürdürülüyor.
ABD merkezli Füze Savunma İttifakı kıdemli analisti Tal Inbar, sürece ilişkin değerlendirmesinde tesislerin hedef alınmadığı anlarda hasarlı altyapının onarılabileceğini, diğer ülkelerden parça temin edilerek buralarda saklanabileceğini vurguladı.
Inbar, İran’ın füze üretim kapasitesini yeniden inşa etmediğini düşünmenin saflık olacağını kaydetti.
Tesislerin imha edildiğini ve Tahran’ın ciddi biçimde güç kaybettiğini savunan yetkili, İran’ın şu anda hiç olmadığı kadar zayıf bir durumda kaldığını, ABD Başkanı Donald Trump’ın bu ülkenin nükleer silaha ulaşmasına asla müsaade etmeyeceğini söyledi.
Pentagon Sözcüsü Sean Parnell, ABD’nin İran’a ait insansız hava aracı, balistik füze ve donanma sanayi altyapısının yüzde 90’a varan kısmını yok ettiğini, Tahran’ın füze ve İHA fırlatma kabiliyetini büyük ölçüde zayıflattığını dile getirdi.
Bir diğer ABD hükümet yetkilisi, Tahran yönetiminin haziran ortasında Hürmüz Boğazı’nın açılması ve savaşın sonlandırılmasına dair Trump yönetimiyle yürüttüğü ön müzakerelerin ardından üretimi düşük ölçekte de olsa yeniden canlandırmış olabileceğine işaret etti. Yetkili, mevcut stoklarla en az iki yüz füzenin monte edilebilecek durumda olduğunu belirtti.
CNN televizyonunun mayıs sonundaki haberinde, ABD ve İsrail’in maliyetli mühimmatlarla vurduğu yer altı füze sığınaklarının Tahran yönetimi tarafından buldozer ve damperli kamyonlar kullanılarak yeniden açılmaya çalışıldığı aktarılmıştı.
Nisan ayındaki ateşkes kararının ardından kazı faaliyetleri hız kazandı; 18 farklı noktada isabet alan 69 tünel girişinden 50’si yeniden ulaşıma hazır hale getirildi.
Uzmanlar, sadece tünel girişlerini bombalayarak füze gücünü yok etmenin imkansız olduğunu, bunun bombardımanların sınırını ortaya koyduğunu vurguladı.
ABD Savaş Bakanı Pete Hegseth nisan ayında İran’ın füze programını fiilen bitirdiklerini iddia etmişti. Ancak NBC News’ün haberinde, Tahran’ın ateşkes sürecini askeri gücünü toparlamak amacıyla değerlendirdiğine dikkat çekilmişti.
Ortadoğu
Pakistan: Husilere yönelik misillemeyi henüz görüşmedik

Pakistan, Yemen direnişinin Suudi Arabistan’a yönelik saldırılarına yanıt olarak Mekke Anlaşması kapsamında İslamabad’dan gelecek bir askeri tepki konusunda herhangi bir görüşme yapılmadığını belirtti.
Öte yandan Pakistan Dışişleri, “zamanı geldiğinde” Pakistan’ın harekete geçeceğini de ekledi.
Pakistan Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü Saccad Haydar Han, haftalık basın toplantısında, İslamabad’ın Türkiye ve Suudi Arabistan ile imzalanan ortak savunma anlaşması kapsamındaki yükümlülüklerini nasıl yerine getirmeyi planladığına dair bir soruya yanıtladı.
Han, “Şu anda bu konuda herhangi bir görüşme yok… Zamanı geldiğinde anlaşma kapsamında harekete geçeceğiz,” dedi.
Geçen ay imzalanan ortak savunma anlaşması, üç ülkeden herhangi birine yönelik silahlı bir saldırının, üçüne de yönelik bir saldırı olarak kabul edileceğini öngörüyor.
Bu soru, Yemen’deki Husilerin (Ensarullah) bu hafta Suudi şehirlerine ve enerji altyapısına saldırması üzerine gündeme geldi.
Reuters, İslamabad’ın Tahran’ı, “Suudi Arabistan’a yönelik saldırılarını yoğunlaştıran Yemenli Husi müttefiklerini dizginlemesi konusunda uyardığını” bildirdi.
Yine Reuters‘ta yer alan habere göre, Suudi yetkililer ile Pakistan ve Türk ordularından üst düzey temsilciler, Husi saldırılarına verilecek yanıtı koordine etmek üzere Riyad’da bir araya geldi.
Taraflar, birliklerinin Yemen’e girmemesi ve verilecek herhangi bir yanıtın Suudi Arabistan topraklarından başlatılması konusunda anlaştı.
ABD ile İran arasındaki çatışmada arabuluculuk da yapan Pakistan, bu saldırıları kınadı fakat savunma anlaşmasının hükümleri uyarınca nasıl tepki verebileceğine dair ayrıntı vermedi.
Han ayrıca, Washington’un küresel enerji arzını da aksatan bölgesel kargaşayı kontrol altına almakta zorlanırken, Mekke İttifakı’nı genişletmeye yönelik herhangi bir planın bulunmadığını belirtti.
Bu arada Ensarullah, Yemen’in güney batısında, Bab el-Mendeb boğazına yakın sahil kenti Muha’yı ele geçirdi.
Avrupa5 gün önceAvrupa savunma sanayii Ukrayna’ya yetişemiyor
Avrupa4 gün önceKoçbaşı olarak AfD
Görüş2 hafta önceBişkek’te “Yeni Düzen” gerçeğe dönüşüp dönüşemeyeceğini görmek için toplanıyor
Dünya Basını2 hafta önce“Yapay zeka devasa bir aldatmaca”
Avrupa5 gün önceCDU, AfD’yi durdurmak için yeni göç planı hazırlıyor
Asya2 hafta önceHindistan’ın 2047 gelişmiş ekonomi hedefi zora girdi
Asya2 hafta önceABD’nin baskısıyla karşı karşıya kalan Japonya Merkez Bankası kritik bir karar aşamasında
Asya3 gün önceÇin’in HQ-17AE kısa menzilli hava savunma sistemi Pakistan’ın İHA savunmasını güçlendirecek












