Ortadoğu
Hürmüz Boğazı’nın kapatılması senaryosu önceden modellenmemiş miydi?

ABD-İsrail’in İran’a saldırmasından ardından Tahran’ın Hürmüz Boğazı’nı kapatması küresel ekonomiye darbe vururken, bu senaryonun daha önce modellenip modellenmediği gündeme geldi.
Axios’ta yer alan değerlendirmeye göre Hürmüz’ün kapatılması bir zamanlar o kadar akıl almaz bir ihtimal olarak görülüyordu ki, enerji uzmanları bunu modellerinde dikkate aldıkları için “odadan gülünç bir şekilde kovuluyorlardı.”
Bu hayati su yolu aylardır fiilen kapalı durumda. Bu durum küresel iktisadi krizi derinleştiriyor ve bundan sonra ne olacağına dair gerçek bir senaryo yok.
Boğaz, küresel enerji sistemindeki en önemli su yolu. Dünyadaki petrol ve sıvılaştırılmış doğalgazın (LNG) yaklaşık beşte birini de içeren çok sayıda ürün için kilit bir iktisadi arter niteliğinde.
Axios’a göre bazı uzmanlar, bir bakıma, boğazın fiilen “iflas edemeyecek kadar büyük” olduğuna inanmış görünüyordu.
Potansiyel petrol kesintilerini değerlendiren en az iki büyük simülasyonda, uzmanlar tam bir kesintiyi ele aldılar ama bunun “anlamlı bir planlama yapmayı imkansız kılacak kadar olasılıksız” ya da çok büyük ölçekli olduğu düşünülerek, sonuçta planlamalarına dahil etmediler.
2007 yılında, bir grup uzman tam bir kesintiyi modellemeyi değerlendirdi ama daha sonra bu fikri reddetti.
Securing America’s Energy Future kuruluşunda bu senaryo üzerine çalışan Sam Ori, yakın zamanda düzenlenen bir etkinlikte şunları söyledi:
“Tartışma şöyleydi: ‘Hadi ama arkadaşlar, bu inandırıcı olmalı. Böyle bir şey asla olamaz.”
Ori’ye göre bunu modellemek, ”iktisadi bir kıyamet senaryosu” ile yüzleşmek anlamına geliyordu.
Şu anda Chicago Üniversitesi İklim ve Sürdürülebilir Büyüme Enstitüsü’nün yönetici direktörü olan Ori, bu fikrin odadaki herkes tarafından gülünç bulunduğunu aktarıyor.
2022 yılında Uluslararası Enerji Ajansına (IEA) üye ülkelerin temsilcileri tarafından yönetilen bir görev gücü de Hürmüz Boğazı’nın tamamen kapatılması seçeneğini gündem dışı bırakmış.
O dönemde ABD Enerji Bakanlığında görev yapan Landon Derentz, kriz durumunda stratejik petrol rezervlerinin en iyi şekilde nasıl tahsis edileceğini değerlendirmek üzere toplanan bir görev gücüne katılmış.
Şu anda Atlantic Council’de görev yapan Derentz’e göre katılımcılar, iki nedenden dolayı bu seçeneği dikkate almamışlar: Birincisi, böyle bir şey daha önce hiç olmamıştı. İkincisi, bunun, IEA’nın gerçekçi olarak koordine edebileceğinin ötesinde küresel bir müdahale gerektirdiği düşünülüyordu.
Derentz şunları söylüyor:
“Kendinizi, belki de bunu uygulamamız gerektiğine ikna etmiş olsanız bile, boğazı kapatmanın sonuçları o kadar ağırdı ki, bunu tek başına bir kurum olarak gerçekten karşılayamazdınız. O noktada, IEA’nın yetki alanının çok ötesine geçen küresel bir tepki ve diplomatik çaba gerekirdi.”
Axios’a göre bu durum, Harvard ekonomisti Martin Weitzman tarafından ortaya atılan “kasvetli teorem”in gerçek hayattaki bir yansıması gibi görünüyor.
Buradaki fikir, olasılığı son derece düşük olan aşırı senaryoların geleneksel analizleri alt üst edebileceği ve normal politika planlamasının kapsamı dışında kalabileceği.
Bazı uzmanlar da bu konuyu, finansal krizde olduğu gibi konut fiyatlarının asla anlamlı bir düşüş göstermeyeceği inancı bağlamında gündeme getiriyor.
TotalEnergies CEO’su Patrick Pouyanné, yakın zamanda Axios’a verdiği röportajda, Hürmüz’ün Süveyş veya Panama gibi bir kanal olmadığı için, kapatılma olasılığının “muhtemelen hafife alındığını” söyledi.
Öte yandan Hürmüz’ün kapatılma ihtimalinin planlamalara hiç dahil edilmediğini söylemek doğru değil. Örneğin bir IEA sözcüsü ve eski bir üst düzey IEA yetkilisi, kurumun acil durum planlamalarında uzun süredir Hürmüz Boğazı’nın kapatılmasıyla ilgili riskleri dikkate aldığına dikkat çekiyor.
2019 yılında Devrim Muhafızları’nın Hürmüz Boğazı’nda İngiltere bayraklı petrol tankeri Stena Impero’ya uluslararası denizcilik kurallarını ihlal ettiği iddiasıyla el koyması ile patlak veren krizin ardından IEA “küresel piyasalara yeterli arzın sağlanması için herhangi bir aksaklık durumunda hızlı ve kararlı bir şekilde harekete geçmeye hazır” olduğunu ilan etmişti.
Derentz, 2022 görev gücünün ayrı bir tatbikat olduğunu ve özellikle ülkelerin mevcut rezervleriyle bir petrol krizine müdahale etme yeteneklerine odaklandığını söylüyor.
Derentz, orduların da boğaz çevresindeki çatışma riskini kapsamlı bir şekilde modellemiş olduğunu ama genellikle enerji planlamacıları ve ekonomistlerden ayrı olarak çalıştıklarını belirtiyor.
Yine 12 Gün Savaşı’nın ardından yayınlanan bir ABD Kongresi raporunda, İran’ın o dönem henüz uygulamaya sokmadığı Hürmüz’ü kapatma tehdininin sonuçlarına ilişkin kısa bir değerlendirme yapılıyor.
“İran Krizi ve Hürmüz Boğazı: Petrol ve Doğalgaz Piyasasına Etkileri” başlıklı raporda, İran’ın tehdidinin uygulanması halinde Hürmüz’ün çoğunlukla “ne tam açık, ne tam kapalı” olacak bir durumda kalacağına işaret ediliyor.
ABD Kongresi’nin Araştırma Servisi’nin hazırladığı rapor, İran’ın Hürmüz’ü kapatabilecek güce sahip olduğu, ABD’nin de buna (askeri olarak) karşı koyabilecek araçlarının bulunduğu ama bu karşı hazırlığın “aylar” sürebileceği vurgulanıyor.
Yakın tarihteki İran bağlantılı olayların petrol fiyatlarını nasıl etkilediğine dair bir tablo da hazırlayan raporun yazarları, bir örüntü olarak, olayın yaşandığı ay petrol fiyatlarının bir önceki aya göre yükseldiğini ama sonraki ayda yine dramatik bir düşüşün sağlandığına dikkat çekiyorlar.
2019’da ABD’li enerji odaklı düşünce kuruluşu CGEP tarafından yayınlanan rapor ise tam tamına Hürmüz’ün geçici de olsa bir süreliğine kapatıldığı bir senaryoyu işliyor. Üçüncü ve pek muhtemel sayılmayan bu senaryoda yazarlar savaşın bir deniz savaşı görünümü alacağı konusunda yanılmış olsalarda da, modellemelerinin gösterdiği petrol fiyatı dalgalanmaları şu nada benzer şekilde ilerliyor.
12 Gün Savaşı sonrasında Suudi yayını El Arabiya’da çıkan bir yazıda ise, boğazın kapatılmasının esas olarak Irak ve Çin için tehlikeli olduğu öne sürülüyor.
Öte yandan bu modellerin geliştirildiği dünya da artık değişti. O tatbikata katılan önde gelen enerji uzmanı Daniel Yergin, 2007’deki senaryonun “insansız hava araçlarının ortaya çıkmasından önce” olduğunu belirtti ve “Artık ucuz bir insansız hava aracı, devasa bir petrol tankerine çok büyük hasar verebilir,” dedi.
Axios’a göre mevcut kriz, aşırı risklerin modellenme şeklinin ardındaki varsayımları ve bu risklere karşı planlamadan kimin sorumlu olduğunu sınıyor.
Ortadoğu
Ukrayna ordusu asker eksikliği nedeniyle kara robotlarına yöneliyor

Ukrayna ordusu, canlı güç eksikliğinin yaşandığı bir dönemde kara tabanlı savaş robotlarının kullanımını artırmaya başladı. Bloomberg’in Ukraynalı yetkililere ve sektör temsilcilerine dayandırdığı haberinde, bu sistemlerin özellikle mayın taşıma ve intihar saldırıları için konuşlandırıldığı belirtiliyor.
Ukrayna ordusu, personel yetersizliği ortamında kara tabanlı savaş robotlarının kullanımını artırmaya başladı.
Bloomberg’in Ukraynalı yetkililere dayandırdığı haberine göre, insansız sistemler cephe hattındaki operasyonlarda daha aktif rol oynuyor.
Ukrayna İnsansız Sistemler Kuvvetleri Komutanı Robert Brovdi, piyade birliklerinin muharebe operasyonlarında kara tabanlı robotik kompleksleri giderek daha sık kullandığını belirtti.
Brovdi, bu araçların özellikle mayın teslimatı yapmak ve “kamikaze” tipi saldırılar gerçekleştirmek amacıyla sahaya sürüldüğünü ifade etti.
Ukraynalı robotik şirketi Ratel Robotics’in Genel Direktörü Taras Ostapçuk ise konuya ilişkin değerlendirmesinde, “Bir piyadeyi tamamen ikame etmek mümkün değil. Burada söz konusu olan piyadeye yardımcı olmaktır” dedi.
Bloomberg, Rusya tarafının da insansız sistem teknolojilerini geliştirdiğini, bu kapsamda vurucu dronların hız ve isabet hassasiyetini artırmak için modernizasyondan geçirildiğini yazdı.
Haberde ayrıca Rus askeri unsurlarının, radyo kanalı yerine fiber optik kablo üzerinden yönetilen FPV dronları Ukrayna tarafından daha önce kitleler halinde kullanmaya başladığı, bu durumun söz konusu dronları elektronik harp sistemlerine karşı daha dayanıklı kıldığı kaydedildi.
Daha önce nisan ayında The Independent gazetesi de Ukrayna birliklerinin kara robotlarının kullanımını artırarak muharebe taktiklerini değiştirmeye başladığını yazmıştı.
En sık kullanılan robotik sistemler arasında Ukraynalı DevDroid firması tarafından üretilen Browning makineli tüfekli TW12.7 modeli yer alıyor.
Şirket, bu aracın Ukrayna ordusuna ortalama maliyetinin 30 bin dolar, Browning makineli tüfekle donatılmış versiyonunun ise 50 bin dolar olduğunu bildirdi.
Rusya Savunma Bakanlığı, 10 Temmuz’da yaptığı açıklamada, Zaporijya bölgesinin Orehov yönünde Ukrayna Silahlı Kuvvetleri’ne ait kara robotik komplekslerinin gerçekleştirmeye çalıştığı bir karşı saldırının engellendiğini duyurdu. Bakanlığın aktardığına göre hava keşif birimleri, hava indirme birliklerinin mevzilerine doğru ilerleyen makineli tüfekli iki kara robotu tespit etti. Operatörler koordinatları vurucu insansız hava araçlarına iletti; dronlar her iki hedefi de mevzilere yaklaşamadan imha etti.
Ukrayna Silahlı Kuvvetleri Eski Başkomutanı Aleksandr Sırski, mart sonunda yaptığı açıklamada, daha önce mühimmat eksikliği olan temel sorunun artık personel yetersizliğine dönüştüğünü söylemişti.
Ukrayna’daki seferberliğin orduyu takviye etmenin ana kaynağı olmayı sürdürdüğünü belirten Sırski, seferberliğin kalitesini “10 üzerinden altı veya yedi” olarak değerlendirmişti.
Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin ise haziran ayı başında St. Petersburg Uluslararası Ekonomi Forumu kapsamında yaptığı konuşmada, Ukrayna ordusu için ana sorunun felaket düzeydeki insan gücü eksikliği olduğunu ifade etmişti.
Putin, “Son dönemde Ukrayna Silahlı Kuvvetleri’nin personel sayısı 100 bin kişi azaldı. Aylık kayıplar yaklaşık 40 bin kişiyi buluyor. Zorunlu seferberlik ayda yaklaşık 15-16 bin kişi sağlıyor. Yaralananlardan yaklaşık 14 bini ise hastanelerden geri dönüyor” ifadelerini kullanmıştı.
Rusya Savunma Bakanı Andrey Belousov da haziran sonunda askeri muhabirlerle gerçekleştirdiği toplantıda, kara robotik komplekslerinin Rus ordusuna entegre edilmesi sürecinden bahsetti.
Belousov, Savunma Bakanlığı’nın, ekipmanların askerlerin ihtiyaçlarına göre uyarlanması amacıyla yedek parça, bileşen ve 3D yazıcı alımı için teknik bakım birimlerinin finansmanını iki kez artırdığını söyledi. Belousov, “Bu tamamen normal bir süreçtir. Kara robotik kompleksleri açısından bakıldığında ise aynı zamanda gereklidir” diye konuştu.
Ortadoğu
Suriye, ABD ile görüşmelerde Rus petrolü alımını azaltmayı kabul etti

Suriye, ABD ile yürüttüğü “terörü destekleyen devletler” listesinden çıkarılma müzakereleri kapsamında Rusya’dan petrol ithalatını azaltmayı kabul etti. Reuters’a konuşan kaynaklar, Şam yönetiminin bu adımı Washington ile ilişkileri yumuşatmak için attığını belirtti. ABD yetkilileri ise kararın süreci kolaylaştıracağını fakat resmi bir ön şart olmadığını bildirdi.
Suriye, ABD ile yürüttüğü “terörü destekleyen devletler” statüsünün kaldırılmasına yönelik müzakereler çerçevesinde Rusya’dan petrol ithalatını azaltmayı kabul etti.
Reuters haber ajansının müzakere sürecine vakıf üç kaynağa dayandırdığı habere göre, üst düzey Suriyeli yetkililer son aylarda ABD’li muhataplarına Rus petrolü alımını düşürmeye hazır olduklarını iletti.
Görüşmelere yakın kaynaklar, Washington’ın söz konusu statünün kaldırılması için petrol alımının azaltılmasını resmi bir ön şart olarak sunmadığını vurguladı.
Bununla birlikte Suriyeli bir kaynak, ABD’li yetkililerin Rus petrolü ithalatının düşürülmesinin “sürecin sorunsuz ve hızlı biçimde tamamlanma şansını artıracağını” ifade ettiklerini aktardı.
ABD Dışişleri Bakanlığı yetkilisi ise Washington’ın Suriye’yi Amerikan şirketleri başta olmak üzere güvenilir kurumsal ortaklarla çalışmaya teşvik ettiğini ve Rusya’ya yönelik yaptırımlara uyulmasını beklediğini söyledi.
Yetkili, terör sponsorluğu statüsünün kaldırılması ile Rus petrolü ithalatının azaltılması arasında doğrudan bir bağ bulunmadığını kaydetti.
Arap Çağdaş Araştırmalar Merkezi’nden Suriyeli analist Navvar Saban, “Rus petrolünün yerini başka kaynakların alması, yakıt sıkıntısı veya Suriye için artan ithalat maliyetleri riski doğurmadan bir gecede gerçekleşemez. Şam üzerindeki uzun vadeli etki, Washington’ın bu baskıya alternatif çözümler sunup sunmayacağına bağlı” değerlendirmesinde bulundu.
Saban, ABD’nin Rusya’nın Suriye’deki mevzilerini kaybettikten sonra etkisini sürdürmesini sağlayan ekonomik ağı giderek daha fazla hedef aldığına dikkat çekti.
Reuters’ın verilerine göre, Rusya’dan Suriye’ye yapılan petrol sevkiyatı 2026 yılında yüzde 75 artarak günlük 60 bin varile ulaştı ve Moskova’yı ülkenin en büyük tedarikçisi konumuna getirdi.
Ajansa konuşan Suriyeli kaynak, “Bugün Suriye, Rus petrolüne tercihten değil, mecburiyetten bağımlı durumda. Suriyeli yetkililer sık sık ‘Terör sponsorluğu statüsünü kaldırın, biz de petrolü başka yerden alalım. Şu an basitçe başka alternatifimiz yok’ yanıtını veriyor” dedi.
Şam yönetiminin yeni tedarikçiler arayışına girdiği belirtildi.
Fransız TotalEnergies şirketinin deniz sahalarında arama faaliyetleri için sözleşme görüşmeleri yürüttüğü, ConocoPhillips ve Novaterra şirketlerinin ise haziran ayında doğalgaz üretimine yeniden başlanması amacıyla anlaşma imzaladığı aktarıldı.
Ortadoğu
BAE ile İsrail arasında 1,3 milyar dolarlık gizli İHA pazarlığı sızdı

İsrailli silah üreticisi Elbit Systems yöneticilerinin kişisel e-posta hesaplarından sızdırılan belgeler, Birleşik Arap Emirlikleri ile yürütülen gizli silah pazarlıklarını gün yüzüne çıkardı. Yemen’deki Ensarullah hareketinin 2022’de Abu Dabi’yi vurmasının ardından hızlanan görüşmelerde, 45 Hermes-900 İHA’sını da içeren 1,3 milyar dolarlık dev bir paket masaya geldi. Sızdırılan arşivler kişisel Gmail hesaplarından ele geçirilirken, satışların tamamlandığını gösteren nihai bir belgeye ulaşılamadı.
İsrail’in en büyük silah üreticisi Elbit Systems’ın Birleşik Arap Emirlikleri’yle (BAE) yürüttüğü gizli silah görüşmelerinin ayrıntıları, şirketin üst düzey yöneticilerine ait kişisel e-posta hesaplarından sızdırıldı.
İlk olarak 22 Temmuz’da Drop Site News tarafından yayımlanan ve ardından Haaretz’in kendi kaynaklarıyla teyit ettiği belgeler; 2021-2023 yılları arasında BAE’ye gözetleme İHA’ları, sinyal istihbaratı, elektronik harp sistemleri ve kamikaze dron satışı için kapsamlı görüşmeler yapıldığını ortaya koydu.
Yazışmaların, Elbit’in İHA İnsansız Hava Araçları Sistemleri Birimi Başkan Yardımcısı Vered Haimovitz’in kişisel Gmail hesabından ele geçirildiği bildirildi. Belgeler, İran istihbaratıyla bağlantılı Hanzala adlı korsan grubu tarafından yayımlandı. Arşivde Haimovitz’in kişisel mesajlarının yanı sıra Elbit yöneticilerinin özel e-posta hesaplarından gönderilen şirket içi yazışmalar, mali teklifler ve BAE ordusuna ait olduğu belirtilen talep listeleri yer alıyor.
Haaretz, en az iki üst düzey Elbit yöneticisinin hassas askeri belgeleri şirketin güvenli e-posta sistemi yerine kişisel hesaplarından paylaştığını tespit etti. Drop Site ise e-posta imzalarını teknik yöntemlerle doğruladığını ve belgelerde yer alan kamuya açık olmayan iletişim bilgilerini kontrol ettiğini açıkladı. Ancak sızdırılan arşivde nihai satın alma emri veya teslimat belgesi bulunmuyor; bu nedenle görüşülen projelerin hangilerinin imzalandığı henüz bilinmiyor.
Husi saldırısı sonrasında acil operasyonel ihtiyaç
Yemen’deki Ensarullah hareketi (Husiler), 17 Ocak 2022’de Abu Dabi’deki petrol tesisleri ve havalimanını füze ve İHA’larla vurdu. Üç kişinin öldüğü ve altı kişinin yaralandığı bu saldırıdan bir hafta sonra BAE, Abu Dabi’yi hedef alan iki balistik füzenin engellendiğini duyurdu.
Saldırılardan yaklaşık iki ay sonra Elbit yazışmalarında BAE’nin İHA talebi “acil operasyonel ihtiyaç” başlığı altında tanımlanmaya başladı. Hazırlanan teklif, BAE sınırları dışındaki hareketliliğin izlenmesini ve ülkeye yönelen füze ile İHA saldırılarının erkenden tespit edilmesini amaçlıyordu.
Haaretz’in aktardığına göre BAE ilk aşamada altı Hermes-900 İHA’sı talep etti. Mart 2022 sonunda hazırlanan ayrıntılı teklifte, her biri üç hava aracından oluşan iki Hermes-900 sistemi yer aldı. Pakette altı gündüz ve gece görüş sensörü, geniş alanları yüksek çözünürlükle izleyebilen SkEye sistemleri, cep telefonu haberleşmesini dinleme donanımları, elektronik harp sistemleri, İHA’ları müdahale ve sinyal karıştırmaya karşı koruyan LightSpear sistemleri ile iki yer kontrol istasyonu bulunuyordu.
SkEye sistemi, on kameradan oluşan yapısıyla geniş bir alanı farklı açılardan gerçek zamanlı olarak kaydedebiliyor. Görüntülerin geriye doğru taranmasına imkan veren bu teknoloji, belirli bir aracın veya kişinin önceki hareketlerinin adım adım takip edilmesini sağlıyor.
Görüşmeler 45 İHA’lık pakete ve 1,3 milyar dolara ulaştı
İki Hermes-900 sisteminden oluşan ilk teklif Haaretz’e göre 180 milyon dolar değerindeydi. Drop Site’ın incelediği belgelerde ise temel paketin 154 milyon dolar, ek donanım ve seçeneklerle birlikte toplam değerin 225 milyon dolar olduğu belirtiliyor.
İlerleyen yazışmalar, BAE’nin projeyi 15 sisteme çıkarmak istediğini gösteriyor. Her sistemde üç hava aracı yer alması halinde paket 45 Hermes-900 İHA’sını kapsayacaktı. Haaretz, bu ölçekteki bir satışın yaklaşık 1,3 milyar dolar değerinde olacağını hesapladı.
Elbit yöneticilerinin Mart 2022’deki yazışmalarında, anlaşmanın birkaç hafta içinde imzalanabileceği ve BAE tarafının yoğun baskı kurduğu ifade ediliyor. Teknik şartnamelerin, mali teklifin ve sözleşme taslağının BAE’ye gönderildiği kaydedilse de belgeler nihai imzanın atıldığını doğrulalamıyor.
İsrail’den kısıtlı ihracat izni
Sızdırılan 2021 tarihli bir tutanak, Elbit yöneticileri ile İsrail Savunma Bakanlığı yetkilileri arasındaki silah satışı görüşmelerini ortaya koyuyor. Haaretz’e göre Elbit’e, BAE’ye saldırı kabiliyeti bulunmayan ve yalnızca istihbarat toplayan sınırlı bir Hermes-900 modeli satması için izin verildi. Oysa İsrail ordusu aynı İHA’yı saldırı görevlerinde de kullanıyor.
Belgelerde ayrıca 60 kilometre menzilli SkyStriker dolaşan mühimmatının satışı da gündeme geldi. Hedef üzerinde dolaştıktan sonra üzerine dalarak patlayan SkyStriker, bir saldırı İHA’sı olarak görev yapıyor. Yazışmalarda sığınakları delmek üzere tasarlanan bir tonluk MPR-2000 bombalarının satışı da yer alıyor.
BAE ordusuna ait “Hava Platformlu Sinyal İstihbaratı İhtiyaç Listesi” başlıklı dosyada ise ikisi insanlı, ikisi insansız dört istihbarat hava aracı talep ediliyor. BAE tarafı cep telefonu ve uydu iletişiminin izlenmesini, siber gözetleme yapılmasını ve lazer ya da yüksek güçlü mikrodalga teknolojileriyle elektronik saldırı düzenlenmesini istedi. İlk teslimatların 42 ay içinde yapılması öngörülürken Elbit’in sunduğu cevap seçeneklerinin satışa dönüşüp dönüşmediği netleşmedi.
Hermes-650 tanıtılmadan BAE’ye sunuldu
Sızıntı, Elbit’in yeni nesil Hermes-650 İHA’sını kamuoyuna tanıtmadan yaklaşık bir yıl önce BAE’ye pazarladığını gösterdi. Mart 2023 tarihli sunumda modelin sinyal istihbaratı ve elektronik harp donanımları taşıyabileceği belirtildi. Elbit bu ürünü ancak bir yıl sonra Singapur’daki savunma fuarında sergiledi.
Sunumda Hermes-650’nin SkyStriker mühimmatı ve Aeronautics şirketinin Orbiter serisi İHA’larıyla birlikte çalışabileceği ifade ediliyor. Haaretz, bu bilginin söz konusu sistemlerin daha önce BAE’ye satılmış olabileceğine işaret ettiğini aktardı. Teklif ayrıca BAE’de motor ve parçaların üretilmesi ile yerel montaj yapılmasını da kapsıyordu.
Elbit’in BAE ile yaptığı ve kamuoyuna açıkladığı tek resmi sözleşme Ocak 2022’deki 53 milyon dolarlık anlaşmaydı. Bu kapsamda Airbus A330 tanker uçaklarına elektronik harp sistemleri sağlandı. Şirket Kasım 2025’te ismi açıklanmayan bir müşteriye 2,3 milyar dolarlık satış yapacağını duyururken, Intelligence Online bu müşterinin BAE olduğunu ileri sürdü ancak taraflar bunu doğrulamadı.
İsrail’in savunma ihracatı 2025’te 19 milyar dolarla rekor kırarken, bunun 3 milyar doları İbrahim Anlaşmaları’nı imzalayan ülkelere yapıldı. 2021’den bu yana bu ülkelere yapılan toplam satış 9 milyar dolara yaklaşırken en büyük alıcılar Fas ve BAE oldu.
2026’daki İran savaşı sırasında İsrail, BAE’ye Demir Kubbe bataryaları ile personel gönderdi. Financial Times İsrail’in BAE’ye lazerli önleme sistemi verdiğini yazarken, BAE uçaklarının da İsrail’e gece uçuşları yaptığı bildirildi. BAE daha önce de İsrail menşeili SPYDER ve Barak hava savunma sistemlerini bünyesine katmıştı.
Elbit Systems, Haaretz ve Drop Site’a yaptığı açıklamada ticari konularda yorum yapmadığını belirterek, belgelerdeki bilgilerin faaliyetlerinin gerçek durumunu yansıtmadığını savundu ancak hangi bilgilerin yanlış olduğunu açıklamadı.
Dünya Basını1 hafta önceGlazyev yazdı: Hibrit dünya savaşının devam etmesinin nedenleri üzerine – 1
Diplomasi6 gün öncePaşinyan’dan Moskova’ya demiryolu resti
Dünya Basını1 hafta önceGlazyev yazdı: Hibrit dünya savaşının devam etmesinin nedenleri üzerine – 2
Dünya Basını1 hafta önceEski NATO yetkilisi Kujat’tan nükleer kış uyarısı
Avrupa1 hafta önce‘Yeraltı ülkesi’ geri geliyor: İsviçre sığınaklarında yeni ‘savaş düzenlemesi’
Asya2 hafta önceDeepSeek kullanıcılarının özel sohbetleri Google’a sızdı
Dünya Basını2 hafta önceProf. Pape: İran savaş öncesinden daha güçlü
Asya1 hafta önceÇin, ileri düzey çip üretimi açısından kritik önemedeki yerli litografi makinelerinin seri üretimine başladı











