Amerika
İktisatçı Michael Roberts: ABD ekonomisindeki ‘mucize’ söylemi verilerle örtüşmüyor

İktisatçı Michael Roberts, ABD Başkanı Trump’ın Davos zirvesinde çizdiği “ekonomik patlama” tablosunu, büyümenin alt kalemlerini ve gelir dağılımındaki adaletsizliği mercek altına alarak analiz etti. Roberts, manşetlere taşınan yüksek büyüme rakamlarının yanıltıcı olduğunu, reel ücretlerin yerinde saydığını ve enflasyonun 2026’da yeniden yüzde 4 seviyelerine çıkabileceğini vurguladı.
ABD Başkanı Donald Trump’ın Davos Zirvesi’nde, Grönland krizinin gölgesinde yaptığı ve Amerikan ekonomisini “dünyanın en gözde ülkesi” ilan ettiği konuşma, ekonomi çevrelerinde tartışma yarattı.
Başkanın “büyüme patlıyor, enflasyon yenildi” şeklindeki iddialı çıkışlarını mercek altına alan ünlü Marksist iktisatçı Michael Roberts, yayımladığı kapsamlı analizde manşet verilerin altındaki kırılgan tabloyu ifşa etti.
Roberts’a göre, Beyaz Saray’ın çizdiği pembe tablo, reel ekonomideki durgunluğu ve derinleşen gelir adaletsizliğini maskeliyor.
Makyajlı büyüme rakamları: Şeytan ayrıntıda gizli
Roberts, Trump’ın “yıllık yüzde 4’ün üzerinde olağanüstü büyüme” iddiasının istatistiksel bir yanılsamaya dayandığına dikkat çekti.
ABD’de 2025’in üçüncü çeyreğinde açıklanan yüzde 4,4’lük Gayrisafi Yurt İçi Hasıla (GSYH) büyümesinin “yıllıklandırılmış” bir veri olduğunu hatırlatan Roberts, gerçek tablonun çok daha mütevazı olduğunu vurguladı.
Analize göre, bir önceki çeyreğe kıyasla gerçek büyüme sadece yüzde 1,1 seviyesinde kaldı. Daha da çarpıcı olanı, ticaret ve hükümet harcamaları denklemden çıkarıldığında, ABD iç piyasasının (özel sektörün) yıllık bazda sadece yüzde 2,6 büyüdüğü gerçeği.
Roberts, manşetlere taşınan yüksek büyüme oranının, üretim artışından değil, Trump’ın gümrük vergisi hamleleri nedeniyle ithalatta yaşanan zorunlu düşüşten kaynaklandığını belirtti.
“Yatırımlar fren yaptı, gelirler eriyor”
Roberts’ın analizinde öne çıkan en kritik bulgulardan biri, yatırımlardaki sert düşüş oldu. Üçüncü çeyrekte işletme yatırımları yüzde 9,5 seviyelerinden yüzde 2,8’e gerilerken, konut yatırımları eksiye düştü.
Ekonomik büyümenin hanehalkına yansımadığını belirten Roberts, şu tespitte bulundu:
“Manşetlerdeki büyüme rakamı yanıltıcı. Ortalama Amerikalının harcanabilir geliri yerinde sayıyor. İşçi ve emekçilerin gelir artışı durma noktasına geldi. Büyüme ‘muazzam’ değil, sadece yüzde 2 bandında ve bu bir rekor olmaktan çok uzak.”
Halkın hissettiği enflasyon resmi verilerden yüksek
Trump’ın “Enflasyon yenildi” tezine de karşı çıkan Roberts, hayat pahalılığının Amerikan halkının bir numaralı gündemi olmaya devam ettiğini vurguladı.
Resmi tüketici enflasyonunun (TÜFE) yüzde 2,7 ile Fed hedefinin üzerinde katılaştığını belirten Roberts, gıda enflasyonunun yüzde 3’ü aştığını ve resmi verilerin sokağın gerçeğini yansıtmadığını savundu.
Peterson Enstitüsü’nün projeksiyonlarına atıfta bulunan Roberts, 2026 yılı için karamsar bir tablo çizdi. Buna göre, Trump’ın gümrük vergilerinin tüketiciye yansıması 2026’nın ilk yarısında hissedilecek ve enflasyon yeniden yüzde 4 seviyelerine tırmanabilecek.
“Trump, gümrük vergilerinin faturasını halka ödetiyor”
Roberts, Trump’ın “Vergileri yabancılar ödüyor” iddiasını “saçmalık” olarak nitelendirdi. 4 trilyon dolarlık ithalat verisini inceleyen bir araştırmaya atıfta bulunan Roberts, vergi yükünün yüzde 96’sının Amerikan şirketleri ve nihayetinde tüketiciler tarafından ödendiğini ortaya koydu.
Analizde, Merkez Bankası (Fed) ile Trump arasındaki gerilime de değinildi. Trump’ın, Fed Başkanı Jay Powell’ı görevden alıp yerine BlackRock yöneticisi Rick Rieder’ı getirme planlarına işaret eden Roberts, “Eğer enflasyon 2026’da yeniden yükselirse, Fed faiz indirmek bir yana, faiz artırmak zorunda kalabilir. Bu da Trump’ın ara seçimler öncesi en büyük kâbusu olur” değerlendirmesinde bulundu.
Göçmen karşıtı politika ters tepti: Mavi yakalılar işsiz kalıyor
Beyaz Saray’ın göçmen karşıtı politikalarının istihdam piyasasında yarattığı tahribat da raporda yer aldı. Trump’ın sınır dışı operasyonlarıyla ABD nüfusunun 2025’te yaklaşık 1 milyon kişi azaldığını belirten Roberts, bu durumun iddia edildiği gibi yerli Amerikalılara iş sağlamadığını verilerle kanıtladı.
Roberts şu ifadeleri kullandı:
“Göçmenlerin gönderilmesi yerli istihdamını artırmadı. Tarım, inşaat ve hizmet sektörlerinde istihdam yatay seyrediyor. Hatta Trump ‘işimizi çalıyorlar’ dese de veriler, yerli doğumlu Amerikalıların işsizlik oranının arttığını, yabancı doğumluların ise işini koruduğunu gösteriyor.”
Verilere göre ABD sanayisi son bir yılda 65 bin kişilik istihdam kaybı yaşadı; özellikle imalat ve taşımacılık sektörlerinde ciddi bir kıyım yaşanıyor.
Zenginleşme tavanda, tabanda kriz: “K” şeklinde büyüme
Analizin en can alıcı noktası, ABD ekonomisindeki yapısal eşitsizliğe dair veriler oldu. Roberts, ekonominin “K şeklinde” büyüdüğünü, yani kazancın sadece en üst yüzde 10’luk kesime aktığını, geri kalan yüzde 90’ın ise fakirleştiğini belirtti.
Çalışma İstatistikleri Bürosu’nun (BLS) verilerine göre, emeğin milli gelirden aldığı pay 1947’den bu yana en düşük seviyeye geriledi. Roberts bu durumu çarpıcı bir istatistikle özetledi: “Eğer alt gelir grubundaki yüzde 90, milli gelirden 1975 yılındaki payını alabiliyor olsaydı, bugün her bir işçinin cebine yılda 28 bin dolar daha fazla para girecekti.”
Roberts analizini, Trump’ın yeni mali paketinin kurumlar vergisini düşürürken, yoksulların sağlık ve gıda yardımlarını keseceği, bunun da gelir uçurumunu daha da derinleştireceği uyarısıyla sonlandırdı.
Amerika
Çin’e 300 milyon dolarlık Nvidia çipi kaçırmakla suçlanan iş insanı gözaltında

ABD’de federal savcılar, Çin’e 300 milyon dolar değerinde yapay zeka çipi içeren sunucu kaçırmakla suçlanan Amerikalı iş insanı Greg Louie’yi gözaltına aldı. Şüphelinin 2023 ve 2024 yıllarında gerekli hükümet lisansını almadan Malezya ile Singapur üzerinden transit sevkiyat yaptığı belirtiliyor.
ABD’de federal savcılar, California’da yaşayan iş insanı Greg Louie’yi Nvidia üretimi yapay zeka çiplerini barındıran 300 milyon dolarlık sunucuları Çin’e yasa dışı yollarla ihraç etmek suçlamasıyla gözaltına aldı.
Bloomberg’ün haberine göre, Earthmade Computer Inc. adlı özel şirketin sahibi olan Louie, iş yerine geldiği sırada yakalandı.
Amerikalı iş insanına İhracat Kontrolü Reform Yasası’nı ihlal etmek amacıyla komplo kurmak, kaçakçılık ve kara para aklamak amacıyla komplo kurmak suçlamaları yöneltildi.
Soruşturma dosyasında, Louie’nin 2023 ile 2024 yılları arasında kimliği henüz tespit edilemeyen kişilerle ortak hareket ederek ileri teknoloji Nvidia çipleriyle donatılmış sunucuları Çinli müşterilere sevk ettiği kaydedildi.
Söz konusu sevkiyatların gerçekleşmesi için ABD hükümetinden özel lisans alınması şartı aranıyordu, ancak şüphelinin resmi makamlara herhangi bir lisans başvurusu yapmadığı tespit edildi.
Donanımların Malezya ve Singapur üzerinden transit geçirildiği, bu ülkelerden de yasa dışı biçimde yeniden ihraç edilerek Çin’e ulaştırıldığı belirlendi.
Washington yönetimi son yıllarda Pekin’in gelişmiş yapay zeka donanımlarına erişimini engellemeye çalışırken, Çin kendi üretim kapasitesini artırma ve yaptırımları aşacak alternatif güzergahlar bulma arayışını sürdürüyor.
ABD hükümeti, 2022 yılında Nvidia ürünlerinin Çin ve Rusya’ya ihracatına lisans zorunluluğu getirmişti. Kısıtlamalar, özellikle yapay zeka operasyonlarında kullanılan A100 ve H100 serisi grafik işlem birimlerini (GPU) hedef alıyor.
Öte yandan Washington yönetimi ocak ayında Nvidia’ya, H200 dahil güçlü yapay zeka çiplerini Çin’e satabilmesi için izin verdi. Şirketin bu satışları gerçekleştirebilmesi için elinde yeterli miktarda ürün tedariki sağladığını belgelemesi gerekiyor.
The Information gazetesi daha önce Pekin yönetiminin, ByteDance ve Alibaba gibi ülkenin önde gelen teknoloji devlerinin belirli Nvidia GPU’larını satın almasına onay vermeyi değerlendirdiğini yazmıştı.
Eylül ayı başında The New York Times gazetesi de ABD’nin yaptırım listesinde yer alan Çin merkezli teknoloji şirketi Inspur’un kısıtlamalara rağmen Nvidia çipleri dahil ileri Amerikan teknolojilerini sattığını öne sürdü.
Gazetenin haberinde, söz konusu ağda Inspur’un ABD’deki iştiraki Aivres şirketinin kilit rol üstlendiği kaydedildi.
Amerika
Mahkemeden 110 milyar dolarlık Paramount ve Warner Bros. birleşmesine onay

ABD federal mahkemesi, Paramount’un Warner Bros.’u 110 milyar dolara devralmasına yönelik uzlaşmayı onaylayarak birleşmenin önünü açtı. Şirket, varılan mutabakat uyarınca beş yıl boyunca yılda en az 30 film vizyona sokacak ve yerli yapımlara yıllık 300 milyon dolar ek yatırım yapacak.
ABD’de federal mahkeme, medya şirketi Paramount’un Warner Bros. Discovery’yi 110 milyar dolara devralmasına onay verdi.
ABD Bölge Yargıcı Araceli Martinez-Olguin, tarihin en büyük medya birleşmelerinden birini engellemek amacıyla Kaliforniya öncülüğündeki 12 eyaletin açtığı davada tarafların 21 Eylül’de vardığı uzlaşmayı onayladı.
Eyaletler, birleşmenin sinema ve televizyon alanında nihai tüketiciler için fiyatları artırabilecek bir tekel yaratacağını savunuyordu.
Yargıç Martinez-Olguin ise uzlaşmayı “makul, fiili ve hukuki bir çözüm” olarak nitelendirdi.
Onaylanan uzlaşma şartlarına göre şirket, beş yıl boyunca ABD sinemalarında her yıl en az 30 film vizyona sokmak ve ülke içindeki yapımlara yılda 300 milyon dolar ek kaynak aktarmak zorunda kalacak.
Şartların yerine getirilmemesi durumunda Paramount, Miramax film stüdyosunu satma yaptırımıyla karşılaşabilecek.
Anlaşma ayrıca kablolu yayın müzakerelerinin iki şirketin kanalları için ayrı ayrı yürütülmesini ve Paramount bünyesindeki CBS News ile Warner Bros.’a ait CNN’i denetleyecek bağımsız bir gazeteciler kurulu oluşturulmasını zorunlu kılıyor.
Kaliforniya Adalet Bakanlığı temsilcisi, varılan uzlaşmanın rekabet konusundaki endişeleri giderdiğini, tüketici tercihlerini güvenceye aldığını ve Kaliforniyalı çalışanların geleceğini gözettiğini açıkladı.
Şirketler ayrıca Amerika Yazarlar Birliği (WGA) ile yürütülen antitröst davasında da anlaşmaya vardı.
Bu kapsamda sendikanın sağlık fonuna 17,5 milyon dolar ödenecek ve CBS News bünyesindeki WGA istihdam seviyesi beş yıl boyunca korunacak.
Paramount, birleşmenin tamamlanmasıyla birlikte oyuncak üreticisi Mattel’in CEO’su Ynon Kreiz’in şirkette Yönetim Kurulu Başkanı ve CEO David Ellison ile ortak CEO görevini üstleneceğini duyurdu. Satın alma sürecinin 6 Ekim Salı günü tamamlanması bekleniyor.
Yaklaşık 110 milyar dolarlık devralma işlemi, Paramount Pictures, CBS, Paramount+, HBO ve CNN gibi dev medya varlıklarını tek çatı altında toplayacak.
Süreç, Paramount’un Netflix ile girdiği rekabeti kazanmasının ardından şekillendi.
Warner Bros. daha önce stüdyo operasyonları, HBO ve HBO Max yayın platformu için Netflix ile 82,7 milyar dolarlık satış üzerinde anlaşmış, ancak Netflix’in teklif artırmaması üzerine Warner Bros. Discovery şubat ayında Paramount’un teklifini kabul etmişti.
Paramount ise süreçte rakibi Netflix’i “yakıp yıkma taktiği” izlemekle suçlamıştı.
Mahkemece onaylanan uzlaşmaya bazı eyalet başsavcıları tepki gösterdi. Süreçte özellikle Massachusetts, New York, Connecticut ve Minnesota eyaletlerinin savcıları uzlaşma şartlarına itiraz etti.
Connecticut Başsavcısı William Tong, ofisinin CNN ile CBS News birimlerinin tamamen elden çıkarılarak yapıdan ayrılmasını talep ettiğini, bağımsız bir denetim kurulu kurulmasının önemine rağmen tam ayrışmayı sağlayamadıklarını belirtti.
Söz konusu birleşme temmuz ayından bu yana federal mahkeme kararıyla askıya alınmış durumdaydı.
Paramount daha sonra yasal süreç tamamlanana veya birleşme anlaşmasının vadesi olan Haziran 2027’ye kadar devralmayı tamamlamamayı taahhüt etmişti.
Amerika
ABD’den gizlenen nükleer testleri yakalamak için yer altında deney

ABD Ulusal Nükleer Güvenlik İdaresi, yer altında gizlenen düşük kapasiteli nükleer patlamaları tespit etmek amacıyla Nevada sahasında kimyasal patlayıcılarla deney gerçekleştirdi. Ölçümlerde sismometreler, sesötesi sensörler ve radyoaktif izleyiciler kullanılırken kurum yönetimi nükleer tespit kapasitesinde geride kalmayacaklarını açıkladı.
ABD Ulusal Nükleer Güvenlik İdaresi (NNSA), düşük kapasiteli nükleer patlamaların tespit edilmesine yönelik bir deneme gerçekleştirdiğini duyurdu.
Kurumun basın servisinden yapılan açıklamaya göre çalışma, Nevada Ulusal Güvenlik Sahası’ndaki P Tüneli’nde kimyasal patlayıcılar ve radyoaktif izleyiciler kullanılarak yapıldı.
Denemeden elde edilen verilerin, ABD’nin nükleer patlamaları tespit etme kapasitesini güçlendirme çalışmaları kapsamında bilimsel modellerin sınanması ve algoritmaların hassaslaştırılması amacıyla kullanılacağı kaydedildi.
NNSA, deneyin özellikle sismik etkisi zayıflatılmış patlamaların tespit edilmesine odaklandığını bildirdi.
Klasik yer altı nükleer denemelerinde patlayıcı düzenek kayayla doğrudan temas edecek biçimde derin kuyulara yerleştiriliyor ve patlama dalgası çevreye tam olarak ulaşıyor.
Öte yandan sismik etkisi azaltılmış yöntemde düzenek geniş bir yer altı odasında patlatılıyor; bu uygulama patlamanın yarattığı sismik izi önemli ölçüde düşürüyor.
Deney sırasındaki ölçümler ivmeölçerler, sismometreler, elektromanyetik ve sesötesi sensörler, radyoaktif izleyici örnekleyicileri ile meteoroloji aygıtlarını kapsayan gelişmiş algılayıcı sistemleriyle yürütüldü.
NNSA Başkanı Brandon Williams, nükleer faaliyetlerin saptanmasının nükleer uzmanlık gerektirdiğini belirterek şu ifadeleri kullandı:
“Bu tür deneyler Amerika’nın tespit kabiliyetinde rakipsiz kalmasını sağlıyor. Başkan Donald Trump yönetimi, Birleşik Devletler’in güç konumundan hareket edeceğini açıkça ortaya koydu. Amerikan inovasyonundan kaçış yok. Bu deneyle net bir mesaj veriyoruz: Bu yönetim döneminde Amerika’nın geride kalmasına asla izin verilmeyecektir.”
Nevada’daki deneme planını mayıs ayı ortasında duyuran Williams, yabancı ülkelerdeki nükleer testleri tespit edecek sensörlerin bu sonbaharda test edileceğini belirtmişti.
Williams o dönemde, hasım ülkelerin Kapsamlı Nükleer Testlerin Yasaklanması Antlaşması’nı (CTBT) arkadan dolanarak yürüttüğü nükleer denemeleri saptamak ve sismik sensörlerin verimini artırmak amacıyla merkezi olmayan testler uyguladıklarını dile getirmişti.
ABD’de nükleer test tartışması, Donald Trump’ın geçen yıl nükleer silah denemelerine “eşit şartlarda” yeniden başlayacaklarını açıklamasının ardından hareketlendi.
ABD’nin deneme yapmayan tek ülke olarak kalmasını istemediğini savunan Trump, Rusya, Çin, Kuzey Kore ve Pakistan’ın nükleer testler gerçekleştirdiğini öne sürdü.
Washington yönetimi şubat ayında da Rusya ve Çin ile eşit şartlar temelinde nükleer denemelere dönmeye hazır olduğunu bildirdi.
Birleşmiş Milletler ise mayıs ayı başında yaptığı değerlendirmede, Rusya ve ABD’nin nükleer testlere yeniden başlamasının dünya genelindeki diğer ülkeleri de aynı yönde adım atmaya sevk edeceği uyarısında bulundu.
Asya2 hafta önceJaponya Merkez Bankası faizleri 1995’ten bu yana en yüksek seviyeye çıkardı, yen değer kaybetti
Asya2 hafta önceGüney Kore lideri Lee, ABD baskısına rağmen Ortadoğu’da savaşa dahil olmayacaklarını söyledi
Diplomasi4 gün önceEast-West Forum İstanbul’da toplandı: Çok kutupluluk geri döndürülemez
Ortadoğu2 hafta önceEnsarullah lideri: Suudi Arabistan’ın Mekke iddiası ‘asrın yalanı’
Asya1 hafta öncePakistan’a Katar’dan ikinci LNG sevkiyatı yapılacak
Diplomasi1 hafta öncePalantir nasıl Ukraynalıları kobay faresine dönüştürdü?
Diplomasi1 hafta önceEast-West Forum İstanbul’da kapılarını açıyor
Asya1 hafta önceSoftBank, OpenAI yatırımı için 11 milyar dolar borçlanacak











