Bizi Takip Edin

Avrupa

İngiltere, bütçe açığı nedeniyle F-35A planından vazgeçebilir

Yayınlanma

İngiltere hükümetinin, bütçe yetersizliği sebebiyle taktik termonükleer B61-12 bombaları taşıma kapasitesine sahip Amerikan F-35A savaş uçaklarının alımından vazgeçmeyi planladığı belirtildi. Askeri yetkililerin satın alma sürecini devam ettirmek için baskı yaptığı aktarılırken, Savunma Bakanlığı ile Maliye Bakanlığı arasında bütçe krizi yaşandığı bildirildi.

İngiliz hükümetinin, bütçe kaynaklarının yetersizliği nedeniyle taktik termonükleer B61-12 hava bombalarını taşıyabilen Amerikan üretimi F-35A savaş uçaklarının satın alma planından vazgeçmeyi değerlendirdiği bildirildi.

The Telegraph gazetesinin askeri kaynaklara dayandırdığı haberine göre, bütçe kısıtlamaları nedeniyle gündeme gelen bu tasarıya askeri kanat karşı çıkıyor.

Söz konusu uçakların, İngiltere’nin iki uçak gemisi olan HMS Queen Elizabeth ve HMS Prince of Wales’ten kalkış yapmak üzere tasarlanan ve tedariki önceden planlanan 138 adet F-35B tipi uçak gemisi tabanlı savaş uçağına ek olarak satın alınması öngörülüyordu.

F-35’lerin uçak gemilerine uygun olarak geliştirilen bu modifikasyonu nükleer bomba taşıma kapasitesine sahip bulunmuyor.

Gazeteye konuşan askeri kaynaklardan biri, askeri liderlerin F-35A uçaklarının tedarikini sağlamak için ellerinden gelen her şeyi yaptığını ve farklı seçenekler sunduğunu ifade etti.

Aynı kaynak, durumun artık askeri bir konu olmaktan çıkıp siyasi bir meseleye dönüştüğünü dile getirdi.

The Telegraph’ın aktardığı bilgilere göre, İngiltere Savunma Bakanı John Healey ile Maliye Bakanı Rachel Reeves arasında bu konuda aktif tartışmalar yürütülüyor ve iki bakan arasında bir görüş ayrılığı yaşanıyor.

Gazetenin kaynakları, Savunma Bakanlığının önümüzdeki dört yıl içinde 28 milyar sterlinlik bir finansman açığıyla karşı karşıya kalabileceğini belirtiyor.

Bu bütçe açığının bir kısmını telafi edebilmek amacıyla Ulaştırma Bakanlığı ile Enerji Bakanlığı bütçeleri başta olmak üzere diğer bakanlıkların harcama programlarında kesintiye gidildi.

Haberde, İngiliz hükümetinin tamamen vazgeçmek yerine yeni savaş uçaklarının satın alma sürecini ileri bir tarihe ertelemeyi içeren alternatif bir formülü de değerlendirdiği bilgisine yer verildi.

Konuya ilişkin kesin kararın, savunma yatırım planı yayınlanmadan önce verilmesi bekleniyor.

Beşinci nesil F-35A savaş uçakları ABD tarafından üretiliyor. Bu uçakların taşıma kapasitesine sahip olduğu B61 nükleer bombalarının tedarik ve kontrolü de yine ABD’nin yetki alanında bulunuyor.

Londra, 2025 yılında yaptığı açıklamada bu uçaklardan 12 adet satın alacağını duyurmuştu. İlk teslimatların ise 2020’li yılların sonuna doğru yapılması planlanmıştı.

Eylül ayında Estonya, İngiltere’ye ait nükleer mühimmat taşıyan F-35 savaş uçaklarını kendi topraklarında konuşlandırmayı kabul ettiğini açıklamıştı.

Avrupa

AB, savunma politikaları için yeni grup kuruyor

Yayınlanma

AB’nin baş diplomatı Kaja Kallas, değişen ABD varlığı karşısında bloğun kendini nasıl savunabileceğini değerlendirecek, eski siyasi ve askeri liderlerden oluşan üst düzey bir grubun kurulacağını duyurdu.

İrlanda’da düzenlenen gayri resmi savunma bakanları toplantısının açılışında yaptığı açıklamada, önümüzdeki hafta faaliyete geçecek olan bu yeni yapının, Avrupa Birliği’nin yanı sıra Birleşik Krallık ve Ukrayna’dan da önde gelen isimleri içereceğini belirtti.

Kallas şöyle konuştu:

“Elbette NATO, Avrupa güvenliğimizin temel taşı olmaya devam ediyor. Aynı zamanda ABD de Avrupalı müttefiklerden kendi savunmamız konusunda daha fazla sorumluluk üstlenmelerini istiyor. Neden bu siyasi ve askeri liderler? Çünkü onlar, kurumlar olarak bizim söyleyemeyeceğimiz şeyleri de söyleyebilirler.”

Kallas’ın sözcüsü, gruba kimlerin katılacağı konusunda ayrıntı vermedi.

Eski Estonya başbakanı, grubun amacının ABD’nin savunma kapasitesini taklit etmek değil, “benzersiz güçleri” kullanarak Avrupa topraklarını savunmaya odaklanmak ve aynı zamanda “Ukrayna’nın kapsamlı operasyonel deneyimini” kullanarak “geleneksel düşünceye meydan okumak” olduğunu da sözlerine ekledi.

Okumaya Devam Et

Avrupa

Letonya’da 12 bin NATO askerinin katıldığı Namejs tatbikatı başladı

Yayınlanma

Letonya’da 12 bin askerin katıldığı kapsamlı devlet savunma tatbikatı Namejs başladı. NATO müttefiklerinin yer aldığı ve 8 Ekim’e kadar sürecek manevralarda “Ukrayna’daki savaştan çıkarılan dersler” ile insansız hava araçlarına karşı savunma faaliyetleri ön plana çıkıyor.

Letonya’da 2 Eylül itibarıyla başlayan “Namejs” adlı kapsamlı devlet savunma tatbikatı 8 Ekim’e kadar devam edecek.

Delfi portalının haberine göre manevralarda Letonya’nın yanı sıra Kanada, ABD, Estonya ve Litvanya dahil olmak üzere diğer NATO üyesi ülkelerden toplam 12 bin asker görev alıyor.

Tatbikat, NATO’nun Çok Uluslu Kuzey Tümeni Karargahı ile müşterek olarak icra ediliyor. Manevraların planlama aşamasında güncel silahlı çatışmalardan ve Ukrayna’daki muharebelerden elde edilen tecrübeler ile dersler dikkate alındı.

Bu kapsamda özellikle insansız hava aracı sistemlerinin kullanımı ile insansız hava araçlarına karşı savunma kapasitesinin geliştirilmesine ağırlık verilecek.

Letonya’nın sınır bölgelerini de kapsayan doğu kesiminde yoğun insansız hava aracı uçuşları planlanırken, askeri unsurlar bu araçların tespiti, teşhisi ve etkisiz hale getirilmesi üzerine eğitim icra edecek.

Manevralarda Devlet Savunma Hizmeti personeli ve yedek askerler de dahil olmak üzere tüm birliklerden unsurlar görev alıyor. Askeri personel tatbikat boyunca sivil kurumlar, devlet güvenlik organları, yerel yönetimler ve işletmelerle koordinasyon ve işbirliği süreçlerini de uygulayacak.

Letonya Devlet Güvenlik Hizmeti, geçtiğimiz Temmuz ayında Ventspils kentinde yaklaşık 600 kişinin katılımıyla tarihinin en büyük terörle mücadele tatbikatı olan “Vindau 2026″yı düzenlemişti.

Söz konusu tatbikatta, senaryo gereği limana ve bir yolcu feribotuna saldıran silahlı teröristlere müdahale edilmişti.

Letonya’nın Omega ve Sigma birimleri ile Finlandiya Ulusal Ordusu’nun özel harekat taburunun yer aldığı tatbikata Estonya, Letonya, Kanada, Ukrayna ve Polonya’dan temsilciler katılmıştı.

Okumaya Devam Et

Avrupa

Deutsche Bank CEO’sundan “popülizm” uyarısı

Yayınlanma

Deutsche Bank CEO’su Christian Sewing, AfD’nin kazanmaya çok yakın olduğu Saksonya-Anhalt seçimleri öncesinde “popülizm” uyarısında bulundu.

Sewing, Frankfurt’ta Handelsblatt’ın ev sahipliğinde düzenlenen bir konferansta, Almanya için Alternatif’in (AfD) adını anmadan, “Popülist partiler basit çözümleri varmış gibi davranıyorlar. Gerçekte ise, başarılarımızın temelini oluşturan değerlerle çelişen kavramları yayıyorlar: açıklık, çeşitlilik, güçlü bir Avrupa, güvenilir kurumlar ve uluslararası işbirliği,” dedi.

Almanya’nın en büyük kredi kuruluşunun CEO’su, “aşırıcı” partilerin politika belirleme sürecinde söz sahibi olması halinde ortaya çıkacak olumsuz iktisadi sonuçlar konusunda daha önce de uyarıda bulunan şirket liderleri arasında yer alıyor.

Anketlerde önde giden AfD, ortak para birimi olarak avrodan vazgeçilmesini ve göçün sıkı bir şekilde engellenmesini savunuyor.

Sewing’in yorumları, Infineon Technologies CEO’su Jochen Hanebeck’in birkaç gün önce LinkedIn’de yayınladığı bir gönderide “sahte tartışmalar, sembolik siyaset ve popülizm” konusunda uyarıda bulunmasının ardından geldi.

Bundesbank Başkanı Joachim Nagel de Le Monde’a verdiği röportajda, avronun ortadan kaldırılması çağrısının “sorumsuzca ve son derece tehlikeli” olduğunu söyledi.

Nagel, “Almanya, tıpkı Fransa ve para birliği genelinde olduğu gibi, tek para birimi sayesinde muazzam bir refah elde etti,” dedi.

Kamu yayıncısı ARD tarafından yaptırılan en son Infratest Dimap anketine göre, 6 Eylül’deki seçimler öncesinde AfD, Saksonya-Anhalt eyaletinde %42 civarında oy alıyor.

Bu, Temmuz ayındaki ankete kıyasla bir puanlık artışa karşılık gelirken, iktidardaki Hıristiyan Demokrat Birliği’nin (CDU) desteği ise 2 puan düşüşle %22’ye geriledi.

Sol Parti (Die Linke), SPD ve Yeşiller, sırasıyla %11, %8 ve %6 oranlarıyla eyalet parlamentosuna girmek için yeterli oy oranına sahip olacak.

Büyük çaplı sınır dışı etmeleri savunan AfD’nin ezici bir zaferi, ülkenin İkinci Dünya Savaşı sonrası siyasi düzeniyle bir kopuşu işaret edecek.

Bu durum, halkın desteğini kazanmak için zorluklar yaşayan Şansölye Friedrich Merz’in Berlin’deki federal hükümetine özellikle ağır bir darbe vuracak.

Sewing Çarşamba günü yaptığı açıklamada şöyle devam etti:

“Böyle bir gidişatın nereye varacağını açıkça ortaya koymalıyız. İzolasyonizm, milliyetçilik ve güvensizliğin körüklenmesi sorunlarımızın hiçbirini çözmeyecek. Aksine, tüm bunlar Almanya’yı bir iş merkezi olarak zayıflatır, yatırımları ve vasıflı işçileri caydırır ve büyümeyi tehlikeye atar.”

Birkaç partinin Saksonya-Anhalt eyalet parlamentosuna girmek için gerekli %5 barajını aşamaması nedeniyle, AfD %50’nin altında bir oy oranıyla bile sandalye çoğunluğunu elde edebilir.

Eğer bu hedefe az da olsa ulaşamazsa, AfD ile işbirliği yapmayı reddeden diğer partilerin oylarına da güvenmeye çalışabilir.

Okumaya Devam Et

Çok Okunanlar

English