Bizi Takip Edin

Diplomasi

İran, 1980 taktiğiyle ABD ara seçimlerini baskı aracına dönüştürmek istiyor

Yayınlanma

Wall Street Journal gazetesinin haberine göre İran yönetimi, ABD’deki ara seçimleri Donald Trump üzerinde baskı kurmak ve çatışmada elini güçlendirmek için bir kaldıraç olarak kullanmayı hedefliyor. Tahran, iç krizler ve kötüleşen ekonomik verilere rağmen 1980 yılındaki Amerikalı rehineler krizine benzer bir stratejiyle tavizleri sınırlamayı planlıyor.

İran yönetimi, ABD Başkanı Donald Trump üzerindeki baskıyı artırmak ve çatışmada daha elverişli koşullar elde etmek amacıyla ABD’deki ara seçimleri koz olarak kullanmayı hedefliyor.

The Wall Street Journal gazetesinin haberine göre Tahran, 1980 yılında Amerikalı rehineler krizinde izlediği stratejiye benzer bir taktiğe yöneliyor.

İran’da 1979 yılındaki İslam Devrimi sürecinde, 4 Kasım günü Tahran’daki ABD Büyükelçiliği işgal edilmiş ve 66 Amerikalı diplomat rehin alınmıştı.

Eylemciler, devrilen Şah Muhammed Rıza Pehlevi’nin iadesini talep etmiş, ABD ordusunun rehineleri kurtarmak için düzenlediği askeri operasyon ise başarısızlıkla sonuçlanmıştı.

Rehineler, 444 gün süren esaretin ardından ancak Ronald Reagan’ın yemin ettiği 20 Ocak 1981 tarihinde serbest bırakıldı. Bu kriz ABD ile İran arasındaki diplomatik bağların kopmasına yol açtı ve Başkan Jimmy Carter’ın 1980 seçimlerini kaybetmesindeki temel etkenler arasında yer aldı.

Yaşananlar, ABD siyasi tarihinde sandık sonuçlarını doğrudan değiştirebilecek son dakika gelişmeleri için kullanılan “ekim sürprizi” kavramının ilk örneklerinden biri sayılıyor.

Tahran yönetimi bugün de benzin fiyatlarındaki artışın etkisiyle Amerikan kamuoyunda savaşa yönelik desteğin düşmesini dikkate alıyor. Avrupa Dış İlişkiler Konseyi bünyesindeki İran uzmanı Ellie Geranmayeh, İran yönetiminin kasım ayındaki ara seçimler öncesinde Trump üzerindeki baskıyı azaltmak istemediğini savunuyor.

Geranmayeh, “Zaman daralırken Tahran’da ‘Trump’ın taviz vermesini sağlamak için üzerindeki baskıyı neden hafifletelim? Ona bu acıyı seçimlerde hissettirelim’ görüşü hakim” değerlendirmesini yapıyor.

Bununla birlikte Tahran’ın stratejik bir yol ayrımına yaklaştığı görülüyor. İranlı yetkililer daha önce ABD ablukasına ekonomi açısından yıkıcı sonuçlar yaşamadan yaklaşık beş ay dayanabileceklerini hesaplıyordu.

ABD Dışişleri Bakanlığı bünyesinde geçmişte İran ile gayriresmi temaslarda görev alan Vali Nasr, Tahran’ın ya taviz vermek ya da gelecekteki olası müzakerelerde geri adımları asgariye indirmek için askeri tırmanışı seçmek zorunda kalacağını belirtiyor.

Nasr, Tahran’ın masaya dönüp taviz vermek zorunda kalsa bile daha fazla askeri baskı kurarak bu tavizleri sınırlı tutmayı hedeflediğini söylüyor.

İran sınırları içinde ise kötüleşen ekonomik şartlar yönetimi zorluyor. Riyal değer kaybederken enflasyon yükseliyor, benzin kıtlığı baş gösteriyor ve Cumhurbaşkanı Mesud Pezeşkiyan ticaret hacminde yüzde 25 ile 35 arasında gerileme kaydedildiğini dile getiriyor.

Pezeşkiyan ile Meclis Başkanı Muhammed Bakır Galibaf dahil sivil yöneticiler, ABD ile müzakerelerin yeniden başlatılmasını istiyor.

Buna karşılık Devrim Muhafızları Ordusu Genel Komutan Danışmanı Tuğgeneral Muhammed Rıza Nakdi, ağustos ayında yaptığı açıklamada ABD ile çatışmanın Trump’ın başkanlık dönemi sonuna kadar uzayabileceğini dile getirdi.

Bu tercihin İran’ın güvenliğini sağlayacağını savunan Nakdi, potansiyel bir düşmanın İran’a saldırmanın bedellerini idrak edeceği bir caydırıcılık düzeyine ulaşmak istediklerini belirtti.

General Nakdi, ticari gemilere yönelik saldırılar ve uluslararası deniz hukukunun ihlali iddialarına ilişkin ise bir savaş halinde ülkenin tehdit gördüğü her türlü ulaşım hattını denetim altına alabileceğini ileri sürerek “Dünyada savaşın sürdüğü her noktada bu kural geçerlidir” dedi.

The Wall Street Journal, Trump’ın daha önce özel sohbetlerinde nükleer anlaşma olmadan da savaşı bitirebileceğini ve Hürmüz Boğazı’nın seyrüsefere açılmasını ABD için bir zafer olarak sunabileceğini dile getirdiğini aktardı.

Cumhuriyetçi lider buna rağmen İran’ın nükleer programının durdurulmasını askeri harekatın temel hedeflerinden biri olarak açıklamıştı.

Trump 2 Eylül günü yaptığı açıklamada İran ile bir barış anlaşmasına varma arayışını noktaladığını ilan etti.

Hürmüz Boğazı üzerinde neredeyse tam denetim sağlamayı ve İran ekonomisini daha da zayıflatmayı yeğlediğini belirten Trump, bu sözlerden kısa süre önce Tahran’ın dış gelirlerini kesmeyi amaçlayan “Ekonomik Parya” operasyonunu devreye soktu. Trump bu adımı “bir ülkeye karşı bugüne kadar yürütülen en yıkıcı ekonomik operasyon” diye tanımladı.

Diplomasi

Ukrayna ve İran’daki savaşlar küresel fuel oil açığını tetikliyor

Yayınlanma

Ukrayna ve İran’daki savaşların rafinerileri vurması, 2026’nın üçüncü çeyreğinde küresel ölçekte ciddi bir fuel oil açığı riskini beraberinde getirdi. Reuters’ın haberine göre günlük açığın 218 bin varile ulaşabileceği öngörülürken, tırmanan yakıt fiyatları deniz taşımacılığı ve enerji santrallerinde maliyetleri hızla artırıyor.

Küresel piyasalar, Ukrayna ve İran’daki savaşların petrol rafinerilerini hedef alması nedeniyle 2026’nın üçüncü çeyreğinde ciddi bir fuel oil açığıyla karşı karşıya kalabilir.

Özellikle deniz taşımacılığı ve elektrik santrallerinde yaygın kullanılan bu yakıt türünde arzın daralması, taşımacılık maliyetlerini ve enerji üretim giderlerini doğrudan yukarı çekiyor.

Reuters ajansının haberine göre, Rusya ve Ortadoğu’daki rafinerilere yönelik saldırılar tesislerin operasyonel dengesini bozdu ve deniz yolu ticaretini sekteye uğrattı.

Rafinerilerin üretim kapasitelerinde motorin ile diğer hafif petrol ürünlerine ağırlık vermesi de fuel oil tedarikindeki düşüşü hızlandırdı. Denizcilik sektöründe yakıt maliyetlerinin tırmanması, küresel navlun piyasasında zincirleme fiyat artışlarına yol açıyor.

Tedarik kesintilerinden en sert darbeyi Asya pazarının alması bekleniyor. Zira bölge, İran’daki savaş yüzünden akışı zaten zedelenen Basra Körfezi sevkiyatlarına yüksek oranda bağımlılık taşıyor.

Piyasa analiz platformu Kpler, dünyanın en büyük gemi yakıt ikmal merkezi konumundaki Singapur’un gereksinim duyduğu yakıtın yarısından fazlasını dışarıdan ithal ettiğini kaydediyor. S&P de Avrupa ve ABD genelindeki rafineri kapasitelerinde daralma öngörüyor.

Danışmanlık kuruluşu Energy Aspects, 2026’nın üçüncü çeyreğinde günlük fuel oil açığının 218 bin varile kadar tırmanabileceğini hesaplıyor.

Küresel piyasada benzer bir arz açığı son olarak 2025’in üçüncü çeyreğinde görülmüş, ancak o dönemdeki açık günlük yalnızca 6 bin varil düzeyinde kalmıştı.

Gemi yakıt ikmalinde sıkça tercih edilen düşük kükürtlü fuel oil fiyatları, denizcilik platformu ZeroNorth verilerine göre, İran’daki savaşın başlangıcından bu yana yüzde 76 artarak varil başına 130 dolara dayandı. Bu ivme, aynı zaman diliminde Brent ham petrolünde kaydedilen fiyat artışını yüzde 40 oranında aştı.

Chevron Üst Yöneticisi Mike Wirth, daha önce yaptığı değerlendirmede, 2026’nın üçüncü çeyreğinde kalorifer yakıtı dahil olmak üzere petrol ürünlerinde yeni fiyat artışları yaşanabileceği uyarısını dile getirmişti.

Wirth, kış mevsimi öncesinde ülkelerin stok tamamlama çabasına girmesiyle birlikte akaryakıt piyasasındaki koşulların daha da zorlaşacağını vurguladı.

Dünya genelindeki tedarik krizinden en büyük ticari avantajı sağlayan aktörlerin başında ise Hindistan ve ABD rafinerileri geliyor.

Reuters ajansı, bu iki ülkenin yakıt ihracatını aralıksız artırdığını, yükselen fiyatlar ve azalan arz sayesinde eskiden Rusya ile Ortadoğu’ya bağımlı olan pazarlara daha fazla ürün sevk ettiğini bildirdi.

Nitekim ABD, 7 Ağustos ile biten haftada motorin ve fuel oil ihracatında günlük 1,9 milyon varile ulaşarak rekor tazeledi.

Okumaya Devam Et

Diplomasi

Ukrayna Maliye Bakanı: Bütçede 2022 yılından beri en zor dönemi yaşıyoruz

Yayınlanma

Ukrayna Maliye Bakanı Serhiy Marçenko, ülkesinin 2022 yılından bu yana en ağır bütçe kriziyle karşı karşıya olduğunu açıkladı. Savaşın 2027 yılına kadar sürebileceği varsayımıyla hazırlanan bütçede finansman açığı 32,6 milyar euroya ulaşırken, Kiev yönetimi açığı kapatmak için AB’ye dondurulan Rus varlıklarını kullanma çağrısı yaptı.

Ukrayna Maliye Bakanı Serhiy Marçenko, Euronews televizyonuna verdiği mülakatta, ülkesinin 2022 yılından bu yana en zorlu bütçe tablosuyla karşı karşıya olduğunu açıkladı.

Sıcak paraya erişimde ciddi sıkıntılar çektiklerini belirten Marçenko, “2022’den bu yana böyle bir durum yaşamamıştık; o dönemde de ciddi likidite açığı çekiyorduk. Şimdi yeniden 2022’deki senaryoya yaklaşıyoruz” dedi.

Gelişmenin dış borç verenleri etkilemeyeceğini taahhüt eden Marçenko, olumsuz sonuçların yerel düzeyde, özellikle de altyapı inşaatlarında doğrudan hissedileceğini vurguladı.

Marçenko, “Likidite sorunlarını şimdiden görüyoruz ve bütçede kaynak açığı bekliyoruz. Bunun sonuçları olacak” ifadelerini kullandı.

Yeni bütçenin, savaşın 2027 yılına kadar süreceği varsayımıyla hazırlandığını aktaran Ukraynalı bakan, finansman açığının 32,6 milyar euroya ulaşacağını hesapladıklarını kaydetti.

Daha önce Kiev’i ziyaret eden Uluslararası Para Fonu (IMF) heyeti de benzer verileri paylaştı.

Marçenko, açığı kapatabilmek adına Avrupa ülkelerine çağrıda bulunarak dondurulan yaklaşık 300 milyar dolarlık Rus varlığının devreye sokulmasını öngören Ukrayna planının ele alınmasını istedi.

Söz konusu tasarı, Belçika makamları ile takas kurumu Euroclear üzerindeki hukuki riskleri hafifletmek amacıyla bu ülkede tutulan kaynakların yönetim biçiminde değişikliğe gidilmesini içeriyor.

Planın detaylarına değinen Bakan Marçenko, “Bunu müzakere etmek istiyoruz. Plan, Rusya ile olası adli ihtilafların sorumluluğunu sadece Belçika’nın değil, 27 AB üyesi ülkenin ortaklaşa üstlendiği yeni koşullar yaratıyor” değerlendirmesinde bulundu.

Savaşın uzaması ve Batılı bağışçılarla yürütülen temaslar sürerken Ukrayna’nın savunma harcamalarındaki finansman açığı giderek büyüyor.

Bloomberg’ün kaynaklara dayandırdığı haberine göre, ülkenin 2027 bütçe açığı önceki tahminlerin üzerine çıkabilir.

IMF, çatışmaların 2026 yılı sonunda biteceği varsayımından hareketle haziran ayında finansman açığının gayrisafi yurt içi hasılanın (GSYİH) yüzde 17,8’ine denk geleceğini öngörmüştü.

Bu projeksiyonun yukarı yönlü revize edilmesi beklenirken, ilave açığın hangi kaynaklardan kapatılacağı henüz netleşmedi.

Ek kaynak arayışı, dondurulan Rus varlıklarının kullanımını bir kez daha gündemin üst sıralarına taşıdı. İspanya, Polonya, Hollanda ve İsveç dışişleri bakanları bu seçeneğe geri dönülmesi çağrısı yaptı.

Avrupa Birliği, Aralık 2025’te Belçika merkezli menkul kıymet takas kurumu Euroclear bünyesindeki 210 milyar euroluk Rus varlığını süresiz dondurdu.

Bunun üzerine Rusya Merkez Bankası, Euroclear aleyhine 18,2 trilyon rublelik dava açtı. Moskova Tahkim Mahkemesi mayıs ayında Rusya Merkez Bankasının taleplerini yerinde buldu, 3 Haziran’da ise icra takibi başlattı.

Varlıklarına yönelik tasarrufları hukuka aykırı gören Moskova yönetimi ise bu adımlara tepkili. Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin, bu kaynaklara el koyma girişimlerinin hırsızlık sayılacağını ve karşılıksız kalmayacağını açıklamıştı.

Ukrayna Maliye Bakanlığı, haziran ayı sonunda yaptığı çalışmayla 2026-2029 döneminde ülkenin ihtiyaç duyacağı toplam dış finansman miktarının 145,9 milyar dolar olduğunu saptadı.

AB, Ukrayna için 90 milyar euroluk kredi paketini onayladı. Bu paketin 30 milyar eurosu doğrudan bütçe desteğine, 60 milyar eurosu ise savunma harcamalarına ayrıldı.

Kiev yönetimi 3,2 milyar euroluk ilk dilimi 25 Haziran’da teslim aldı; askeri harcamalara dönük yaklaşık 6 milyar euronun ise ilerleyen süreçte iletilmesi hedefleniyor.

Ukrayna parlamentosu, 2026 bütçesini yaklaşık 1,9 trilyon grivna (47,5 milyar dolar) açıkla kabul etti.

Kyiv Independent gazetesinin aktardığı veriler, AB kredisi hesaba katılsa dahi Ukrayna ordusunun 19,6 milyar euroluk savunma finansmanı açığıyla yüzleşebileceğini gösteriyor.

Okumaya Devam Et

Diplomasi

Ukrayna’da Başsavcılığı hedef alan “Kartaca” operasyonu başlatıldı

Yayınlanma

Ukrayna Ulusal Yolsuzlukla Mücadele Bürosu ve Özel Yolsuzlukla Mücadele Savcılığı, Başsavcılık yetkilisinin yönettiği bir suç örgütüne yönelik “Kartaca” operasyonunu başlattı. Soruşturma kapsamında Başsavcılık Daire Başkan Yardımcısı Serhiy Kropıva gözaltına alınırken, şebekenin dolandırıcılık amaçlı çağrı merkezlerini koruduğu ve kara para akladığı açıklandı.

Ukrayna Ulusal Yolsuzlukla Mücadele Bürosu (NABU) ve Özel Yolsuzlukla Mücadele Savcılığı (SAP), Ukrayna Başsavcılığı bünyesindeki bir yetkilinin yönettiği suç örgütünü çökertmek amacıyla “Kartaca” adlı özel bir operasyon başlattı.

NABU basın servisinin Telegram kanalından duyurduğu operasyonun, dolandırıcılık amaçlı çağrı merkezleri ağını koruyan ve suç gelirlerini aklayan bir yapıyı hedef aldığı bildirildi.

Ukrayna Parlamentosu Milletvekili Oleksiy Gonçarenko ve Ukrayinska Pravda (UP) gazetesi, operasyon kapsamında Başsavcılık Uluslararası Hukuk Dairesi Başkan Yardımcısı Serhiy Kropıva’nın gözaltına alındığını aktardı.

Başsavcılık ise yasa dışı faaliyetlere karıştığı şüphesiyle hakkında inceleme yürütülen personelin, dava öncesi soruşturma süresince görevden uzaklaştırılacağını açıkladı.

Gonçarenko, NABU ekiplerinin Devlet Başkanlığı Ofisi’nde de arama ve soruşturma işlemleri yürüttüğünü ileri sürdü.

Buna karşılık Milletvekili Yaroslav Jeleznyak, kendi kaynaklarının Devlet Başkanlığı Ofisi’ndeki arama iddialarını doğrulamadığını belirtti.

Zerkalo Nedeli gazetesi de NABU yetkililerine dayandırdığı haberinde Devlet Başkanlığı Ofisi’nde arama yapıldığı iddiasını yalanladı.

Ukrayinska Pravda’nın haberine göre, eski Başsavcı İrına Venediktova 2022 yılında eşinin eski çalışma arkadaşı olan Kropıva’yı herhangi bir yarışma veya liyakat sınavı olmaksızın üst düzey göreve atadı.

Venediktova o dönemde ekonomik suçlar ve devletin siber güvenliğinden sorumlu yeni bir daire kurarak başkanlığına Kropıva’yı getirdi.

Daha önce siber polis teşkilatında Kiev şube müdürlüğü ve birinci başkan yardımcılığı görevlerini yürüten Kropıva, Başsavcılık kadrosuna geçmeden önce Oleg Kiper’in ekibinde Odessa Bölgesi Devlet İdaresi Başkan Yardımcısı olarak görev yapıyordu.

Yolsuzlukla mücadele birimleri daha önce, ağustos ayında da “Forrest Gump” adlı başka bir operasyon yürütmüştü.

Soruşturma verilerine göre görevdeki bir milletvekili ile eski bir parlamenterin yönettiği suç örgütüne yönelik operasyonda; Devlet Başkanlığı Ofisi, Adalet Bakanlığı ve Sense Bank yetkililerinin şebekede yer aldığı öne sürülmüştü.

Bu kapsamda Devlet Başkanı Volodimir Zelenskiy’nin görevden aldığı eski Devlet Başkanlığı Ofisi Başkan Yardımcısı İrına Mudra, 25 Ağustos’ta tutuklandı.

Sense Bank şubelerinde arama yapan NABU ve SAP, Timur Mindiç davası kapsamında mali transferleri incelemeye aldı.

Dava dosyasına ve Jeleznyak’ın paylaştığı bilgilere göre, enerji sektöründeki yolsuzluk soruşturmasında tutuklanan eski Adalet Bakanı German Galuşçenko’nun 150 milyon grivnalık kefalet bedeli bu banka üzerinden aktarıldı.

Geçen sonbaharda dönemin Devlet Başkanlığı Ofisi Başkanı Andriy Yermak’ın konutunda Mindiç davası kapsamında aramalar yapılmış, Yermak bu aramaların ardından istifa ettiğini duyurmuştu.

Soruşturma, Ukrayna’daki nükleer santrallerin işletmecisi Energoatom devlet şirketi çevresinde kurulan yolsuzluk çarkını kapsıyor.

Müfettişler, Mindiç’in yönettiği yapının sözleşme bedelleri üzerinden yüklenicilerden yüzde 10 ila 15 oranında rüşvet talep ettiğini savunuyor.

NABU ve SAP, mayıs ayında Yermak’a 460 milyon grivnadan (10,4 milyon dolardan fazla) fazla kaynağı akladığı şüphesiyle resmi suçlama yöneltti.

Okumaya Devam Et

Çok Okunanlar

English