Bizi Takip Edin

Ortadoğu

İsrail ordusunda intiharlar son 15 yılın zirvesine çıktı

Yayınlanma

İsrail ordusu ve emniyet teşkilatında, Gazze Şeridi’ne yönelik saldırıların başladığı Ekim 2023’ten itibaren artış gösteren intihar vakaları son 15 yılın en yüksek seviyesine ulaştı. Haaretz gazetesinin haberine göre, 2026 yılının başından bu yana çok sayıda aktif görevdeki asker ve yedek personel yaşamına son verdi.

İsrail ordusu ve emniyet teşkilatında, Gazze Şeridi’ne yönelik saldırıların başladığı Ekim 2023 tarihinden bu yana intihar vakalarında ciddi bir artış yaşandığı ve bu verilerin son 15 yılın en yüksek seviyesine ulaştığı bildirildi.

Haaretz gazetesinin yayımladığı verilere göre, güvenlik birimleri içindeki intihar eğilimi savaşın başından bu yana yükseliş eğilimini sürdürüyor.

Verilere göre, 2026 yılının başından itibaren en az 10 aktif görevdeki asker intihar ederek yaşamına son verdi. Bu vakaların 6’sının nisan ayı içinde yaşandığı kaydedildi.

Aynı dönemde, savaş sırasında yedek asker olarak görev yapmış ancak nisan ayında aktif görevde olmayan 3 eski askerin de intihar ettiği belirtildi.

Ayrıca, nisan ayında biri zorunlu askerlik görevini yapan Sınır Polisi mensubu olmak üzere toplam 2 polis memurunun intihar vakası kayıtlara geçti.

Haaretz, söz konusu verilerin İsrail savunma kurumları bünyesinde intihar vakalarının artmaya devam ettiğini kanıtladığını vurguladı.

Gazeteye bilgi veren ordu kaynakları, özellikle psikolojik sıkıntı yaşayan askerlerin tedaviye başvurmadığı senaryolarda, bu vakaları azaltmak adına etkili adımlar atmakta güçlük çektiklerini ifade etti.

Savaşın psikolojik etkileri öngörülenin üzerine çıktı

İsrail ordusu İnsan Gücü Direktörlüğü’nden üst düzey bir yetkili, savaşın başlangıcında durumun kontrol altında olduğuna dair bir algıya sahip olduklarını ancak sürecin beklediklerinden çok daha ağır sonuçlar doğurduğunu dile getirdi.

Yetkili, “Savaşın başında durumu kontrol altında tuttuğumuzu sanıyorduk fakat bu durum yüzümüze patladı” değerlendirmesinde bulundu.

Direktörlük bünyesindeki bazı subaylar, nisan ayında gözlemlenen yüksek intihar sayılarını İsrail’deki Anma Günü etkinlikleri ve buna bağlı gelişen yas atmosferiyle ilişkilendirdi.

Öte yandan ruh sağlığı uzmanları, önceki yılların aynı dönemlerinde bu ölçekte bir artışın yaşanmadığına dikkat çekerek bu açıklamayı yetersiz buldu.

Uzmanlar, uzun süren savaşın sınırlı sayıdaki asker üzerinde biriken ağır yükü daha da artırdığını ve bu tablonun askerlerin ruh sağlığını ciddi şekilde bozarak intiharlara zemin hazırladığını belirtti.

Ruh sağlığı desteği programlarında kısıtlamaya gidildi

Haaretz’e açıklamalarda bulunan ve askerlik kaynaklı psikolojik travmalarla mücadele eden personel ile çalışan aktivistler, ordunun kamuoyuna yansıyan beyanlarının aksine ruh sağlığı desteğinin kapsamını daralttığını öne sürdü.

Haberde paylaşılan bilgilere göre ordu, Şubat 2026 tarihinde yedek askerlerin sivil hayata dönmeden önce katılması planlanan psikolojik değerlendirme ve uyum toplantılarını iptal etti.

İran ile yaşanan savaşın ardından savunma bütçesindeki artışla bu programlar yeniden başlatılsa da uygulamanın tüm birlikleri kapsamadığı aktarıldı.

Gazete, kuzey sınırı ve işgal altındaki Batı Şeria’da görev yapan bazı askerlerin son haftalarda herhangi bir uzman görüşmesi yapmadan terhis edildiğini bildirdi.

Gazeteye konuşan bir asker, “Bizi bu şekilde eve göndermek düpedüz sorumsuzluk. Mühimmata ve hava savunma sistemlerine milyarlar harcanırken, bu alandan mı tasarruf ediliyor?” sözleriyle duruma tepki gösterdi.

Yedek ruh sağlığı subayları ise yeniden başlatılan toplantıların, savaş boyunca yüzlerce gün görev yapmış askerler için yetersiz kaldığını vurguladı. Bir subay, bu süreçlerin çoğu zaman klinik psikologlar tarafından yürütülmediğini belirterek, “Bu bir başlangıç ama gerçekten yeterli değil. Kanayan ana damara yara bandı yapıştırmak gibi” ifadesini kullandı.

Askerlerin travma sonrası süreci ihmal ediliyor

Haaretz, sahadaki ruh sağlığı desteğinin de zayıfladığını rapor etti. Bazı askerlerin, Güney Lübnan’da can kayıplarının yaşandığı olayların ardından hiçbir uzman desteği almadan görevden ayrıldıkları belirtildi.

Ayrıca psikolojik olarak zarar görmüş bazı askerlerin, hizmete uygunlukları değerlendirilmeden yeniden göreve çağrıldığı aktarıldı.

Daha önceki haberlerde ise bazı komutanların, travma sonrası stres bozukluğu yaşayan askerlere göreve dönmeleri için baskı yaptığı ve bu personeli tutuklamayla tehdit ettiği bilgisi yer almıştı.

İsrail ordusunda ruh sağlığı klinik biriminin eski başkanı, mevcut durumun intihar oranlarını ciddi şekilde etkileyebileceğine işaret ederek, bunun artık bir uyarıdan ziyade gerçek bir alarm olduğunu vurguladı.

7 Ekim sonrasında istatistikler keskin bir artış gösterdi

Paylaşılan verilere göre, 7 Ekim 2023 öncesindeki 10 yıllık süreçte İsrail ordusunda yıllık ortalama intihar sayısı 12 olarak kaydediliyordu.

Savaşın başlamasıyla birlikte bu rakamlar hızla yükseldi. 7 Ekim 2023’ten yıl sonuna kadar aktif görevdeki 7 asker, 2024 yılında 21 asker ve 2025 yılında 22 asker yaşamına son verdi. 2025 yılı verisi, son 15 yılın en yüksek seviyesi olarak kayıtlara geçti.

Gazete, resmi verilerin yalnızca aktif görevdeki askerleri kapsadığını, terhis edildikten sonra intihar edenlerin bu istatistiklere dahil edilmediğini hatırlattı.

Ordunun 2025 sonunda yaptığı incelemede bu tür 15 vaka tespit ettiği, Haaretz’in ise o tarihten bu yana 3’ü nisan ayında olmak üzere en az 4 vaka daha belirlediği ifade edildi.

Savaş deneyimiyle doğrudan bağlantılı vakalar

Ordunun bazı intihar vakalarında savaş deneyimiyle doğrudan bağlantı tespit ettiği aktarıldı. Bu vakalar arasında Gazze Şeridi’nde aylarca görev yaptıktan sonra travma sonrası stres bozukluğu tanısı alan yedek buldozer operatörü Eliran Mizrahi’nin yanı sıra, Nova festival alanında yaralılara müdahale eden bir yedek paramedik ve iki İHA operatörü de bulunuyor.

İHA operatörlerinden birinin çevresine “savaşın dehşetine artık dayanamadığını” söylediği, diğerinin ise bir İHA’nın düşmesinden kısa süre sonra yaşamına son verdiği bildirildi.

Nisan ayında intihar edenler arasında seçkin Şaldag komando birliğinden bir yedek asker, Kfir Tugayı’ndan bir muharip asker, zırhlı birliklerde görevli 23 yaşındaki bir kariyer askeri ve 646. Tugay’dan bir yedek sağlık görevlisi yer alıyor.

Aktif görevde değilken yaşamına son verenler arasında ise Carmeli Tugayı’nda görev yapmış 38 yaşındaki Yohanan Eliyahu Fredj ve aynı tugaydan başka bir muharip asker ile Hava Kuvvetleri İstihbarat Direktörlüğü’nde görev yapmış bir yedek asker bulunuyor.

İsrail ordusu ise Haaretz’e yaptığı açıklamada, personelin ruh sağlığını operasyonel hazırlığın bir parçası olarak gördüğünü savundu.

Açıklamada, savaşın başından bu yana ruh sağlığı sisteminin genişletildiği, yüzlerce uzmanın farklı bölgelerde görevlendirildiği ve on binlerce askere destek sağlandığı iddia edildi. Ordu ayrıca her intihar vakasının titizlikle incelendiğini kaydetti.

Ortadoğu

BAE, veri merkezi planlarını revize ediyor

Yayınlanma

Birleşik Arap Emirlikleri, ABD dışında gerçekleştirilecek en büyük projelerden biri olan 5 gigawatt’lık yapay zeka veri merkezi projesinin planlarını sessizce revize ediyor.

BAE, İran savaşı sonrasında kritik altyapının nasıl ve nerede inşa edilmesi gerektiğine dair yeniden değerlendirme sürecine girdi.

Konuya yakın altı kaynağın Reuters’a verdiği bilgiye göre, başlangıçta Abu Dabi’de 26 kilometre kare büyüklüğünde bir kampüs olarak tasarlanan projenin, artık BAE genelinde yayılmış bir veri merkezi ağından oluşması muhtemel.

Kaynaklara göre, proje bu bakımdan yeniden şekillenecek.

Yetkililer, hava savunma sistemleri ve bazı tesislerin yer altına inşa edilmesi dahil olmak üzere, tesisleri insansız hava araçları ve füze saldırılarından daha iyi korumanın yollarını da değerlendirdiklerini belirttiler.

Amerikalı teknoloji şirketleriyle ortaklaşa inşa edilen BAE-ABD Yapay Zeka Kampüsü’ne ilişkin planlar, geçen yıl Başkan Donald Trump’ın zengin Körfez ülkesine yaptığı ziyaret sırasında duyurulmuştu.

Proje, ekonomisini petrolden uzaklaştırmaya çalışan BAE’nin küresel bir yapay zeka gücü olma hedeflerinin merkezinde yer alıyor.

Proje, BAE ulusal güvenlik danışmanı ve cumhurbaşkanının kardeşi Şeyh Tahnun bin Zayed el Nahyan’ın kontrolündeki yapay zeka şirketi G42 tarafından yürütülüyor.

Nvidia yapay zeka çiplerine ve diğer gelişmiş ABD teknolojilerine erişim karşılığında BAE, Çin ile yapay zeka alanındaki bağlarını kesmeyi ve Stargate girişiminin ABD’deki veri merkezlerine yatırım yapmayı kabul etmişti.

Stargate, OpenAI, Oracle ve SoftBank arasında yapay zeka altyapısı kurmak amacıyla kurulan bir ortak girişim.

Reuters, BAE yetkililerinin yeni bir ana planı sonuçlandırmaya ne kadar yaklaştığını veya önerilen değişikliklerin inşaat maliyetlerini ve zaman çizelgelerini ne ölçüde etkileyebileceğini belirleyemedi.

Stargate UAE olarak bilinen, 30 milyar dolarlık ve 1 gigawatt kapasiteli bir hesaplama kümesinden oluşan projenin ilk aşamasının inşaatı geçen yıl başladı.

İlk 200 megawattlık kapasitenin bu yıl devreye girmesi planlanıyor.

Projede G42 ile ortaklık yapan Oracle’ın Yönetim Kurulu Başkanı ve Teknoloji Direktörü Larry Ellison’a göre, proje tamamlandığında BAE’deki tüm devlet kurumlarını ve ticari kuruluşları dünyanın en gelişmiş yapay zeka modellerine bağlayacak yeterli kapasiteye sahip olacak. 

Projede olası revizyonlara ilişkin Reuters’ın sorularına yanıt veren G42, yapay zeka kampüsü çalışmalarının planlandığı gibi ilerlediğini belirtti.

Şirket, ayrıntılara girmeden, “Projenin ayrıntıları, bu ölçekteki kritik altyapılardan beklenen güvenlik, dayanıklılık ve operasyonel standartlar doğrultusunda sürekli olarak gözden geçiriliyor,” dedi.

OpenAI, yapay zeka vizyonunu gerçekleştirmek için BAE ile birlikte çalıştığını ve “bunu hayata geçirmek için gerekli altyapı ve benimseme öncelikleri konusunda iyi ilerleme kaydettiğini” belirtti.

Kaynaklar Reuters’a, Tahran’ın İran’a yönelik ABD ve İsrail hava saldırılarına misilleme olarak, Amerikan kuvvetlerini barındıran Körfez komşularına füze ve insansız hava araçları fırlatmaya başlamasının hemen ardından Birleşik Arap Emirlikleri yetkililerinin yapay zeka altyapı planlarını gözden geçirmeye başladığını bildirdi.

Mart ayında gerçekleşen saldırılarda Birleşik Arap Emirlikleri’ndeki iki Amazon Web Services (AWS) veri merkezi ile Bahreyn’deki bir veri merkezi hasar gördü.

Şirketin web sitesindeki son güncellemelere göre, bölgedeki bulut bilişim hizmetleri hâlâ kesintiye uğramış durumda.

Nisan ayında İran silahlı kuvvetleri, Stargate UAE’nin de potansiyel bir hedef olduğu yönünde bir uyarı videosu yayınladı.

Videoda, kompleksin inşa edildiği yeri gösterdiği iddia edilen bir harita yer alıyordu ve altında “Hiçbir şey gözümüzden kaçmaz” yazıyordu.

Konuya aşina iki kaynak, daha önce kamuoyuna açıklanmamış olan Al ⁠Dhafra Hava Üssü yakınlarındaki bir şantiyenin konumunu doğruladı.

Abu Dabi’nin dış mahallelerinde bulunan üs, ABD askerlerine ev sahipliği yapıyor ve Şubat ayında başlayan savaş sırasında hedef alınmıştı.

Başkan Joe Biden döneminde ABD Dışişleri Bakanlığı Arap Yarımadası İşlerinden Sorumlu Müsteşar Yardımcısı olarak görev yapan Daniel Benaim, uzun süredir kendilerini güvenli liman olarak pazarlayan Körfez ülkeleri için bu çatışmanın bir “iktisadi deprem” olduğunu söyledi.

Washington merkezli bir düşünce kuruluşu olan Orta Doğu Enstitüsü’nde araştırmacı olan Benaim, “Kritik altyapıyı güçlendirmek için değişiklikler hayati önem taşıyor. Bölgedeki her ülke, riski azaltmak ve uluslararası ortakları ile yatırımcıları güvence altına almak için neler yapabileceğini değerlendirecek,” dedi.

Sektörden bir yönetici ve konuyla ilgili bilgilendirilen bir başka kişiye göre, BAE’deki yapay zeka kampüsünün inşaatının ilk aşamasının, tesisi hava saldırılarından korumak için bazı değişiklikler yapılsa da planlandığı gibi devam etmesi bekleniyor.

Projenin geri kalan kısmının muhtemelen birden fazla lokasyona yayılacağını belirttiler.

İki kaynağa göre, yetkililer yeraltında inşaat yapmanın yanı sıra, ordunun kullandığı veriler gibi en hassas verileri barındıran tesisleri dağların içine yerleştirmeyi de değerlendiriyor.

ABD, Çin ve Avrupa’da veri merkezleri, kullanılmayan madenlerin, Soğuk Savaş döneminden kalma sığınakların veya mağaraların içine inşa ediliyor.

BAE, çoğunlukla düz, çöl arazisinden oluşuyor. Fakat Res’ül Hayme ve Fuceyre emirliklerinin kuzey ve kuzeydoğu bölgelerinde uzanan dağ sıraları bulunuyor.

Üç kaynağın belirttiğine göre, yeniden tasarım sürecine hava savunma sistemleri dahil ediliyor.

Bunlara insansız hava aracı ve füze önleyiciler ile elektronik sinyal bozma ekipmanları da dahil.

Bir başka kaynak ise, diğer olası önlemler arasında patlamaya dayanıklı beton kullanımı ile yedek güç ve soğutma sistemlerinin eklenmesinin yer aldığını belirtti.

Okumaya Devam Et

Ortadoğu

İran depoladığı parçalarla balistik füze montajını canlandırıyor

Yayınlanma

İran, İsrail ve ABD’nin aksi yöndeki açıklamalarına karşın yer altı tesislerinde depoladığı parçalarla balistik füze üretimine yeniden geçti. Wall Street Journal gazetesinin eriştiğini iddia ettiği istihbarat raporları, nisan ayındaki ateşkes sürecinde tünel girişleri açılan Hocir gibi merkezlerde hareketliliğin sürdüğünü belgeliyor.

İran, İsrail ve ABD makamlarının bu kapasitenin tamamen ortadan kaldırıldığı yönündeki açıklamalarına karşın yer altı tesislerinde balistik füze üretimine yeniden başladı.

The Wall Street Journal gazetesinin ABD’li ve Ortadoğulu yetkililere dayandırdığı haberine göre Tahran yönetimi, üretim sürecinde önceden depoladığı parçalardan yararlanıyor.

Yetkililer, savaşın başlangıcında füze sahalarına ve sanayi tesislerine düzenlenen saldırılara rağmen İran’ın hem katı hem de sıvı yakıtlı füzelerin montajına devam ettiğini aktarıyor.

İstihbarat verileri, ülkenin güneydoğusundaki Hocir kompleksi de dahil çok sayıda yer altı merkezinde hareketlilik olduğunu ve yeni hava saldırılarından korunmak amacıyla ilave yer altı montaj noktaları oluşturulmaya çalışıldığını gösteriyor.

ABD ve İsrail operasyonlarının bazı tesisleri tahrip etmesi ve deniz ablukasının katı yakıt bileşenleri ile parça ithalatını zorlaştırması nedeniyle, mevcut montaj işlemleri savaş öncesine kıyasla daha düşük hacimlerle sürdürülüyor.

ABD merkezli Füze Savunma İttifakı kıdemli analisti Tal Inbar, sürece ilişkin değerlendirmesinde tesislerin hedef alınmadığı anlarda hasarlı altyapının onarılabileceğini, diğer ülkelerden parça temin edilerek buralarda saklanabileceğini vurguladı.

Inbar, İran’ın füze üretim kapasitesini yeniden inşa etmediğini düşünmenin saflık olacağını kaydetti.

Tesislerin imha edildiğini ve Tahran’ın ciddi biçimde güç kaybettiğini savunan yetkili, İran’ın şu anda hiç olmadığı kadar zayıf bir durumda kaldığını, ABD Başkanı Donald Trump’ın bu ülkenin nükleer silaha ulaşmasına asla müsaade etmeyeceğini söyledi.

Pentagon Sözcüsü Sean Parnell, ABD’nin İran’a ait insansız hava aracı, balistik füze ve donanma sanayi altyapısının yüzde 90’a varan kısmını yok ettiğini, Tahran’ın füze ve İHA fırlatma kabiliyetini büyük ölçüde zayıflattığını dile getirdi.

Bir diğer ABD hükümet yetkilisi, Tahran yönetiminin haziran ortasında Hürmüz Boğazı’nın açılması ve savaşın sonlandırılmasına dair Trump yönetimiyle yürüttüğü ön müzakerelerin ardından üretimi düşük ölçekte de olsa yeniden canlandırmış olabileceğine işaret etti. Yetkili, mevcut stoklarla en az iki yüz füzenin monte edilebilecek durumda olduğunu belirtti.

CNN televizyonunun mayıs sonundaki haberinde, ABD ve İsrail’in maliyetli mühimmatlarla vurduğu yer altı füze sığınaklarının Tahran yönetimi tarafından buldozer ve damperli kamyonlar kullanılarak yeniden açılmaya çalışıldığı aktarılmıştı.

Nisan ayındaki ateşkes kararının ardından kazı faaliyetleri hız kazandı; 18 farklı noktada isabet alan 69 tünel girişinden 50’si yeniden ulaşıma hazır hale getirildi.

Uzmanlar, sadece tünel girişlerini bombalayarak füze gücünü yok etmenin imkansız olduğunu, bunun bombardımanların sınırını ortaya koyduğunu vurguladı.

ABD Savaş Bakanı Pete Hegseth nisan ayında İran’ın füze programını fiilen bitirdiklerini iddia etmişti. Ancak NBC News’ün haberinde, Tahran’ın ateşkes sürecini askeri gücünü toparlamak amacıyla değerlendirdiğine dikkat çekilmişti.

Okumaya Devam Et

Ortadoğu

Pakistan: Husilere yönelik misillemeyi henüz görüşmedik

Yayınlanma

Pakistan, Yemen direnişinin Suudi Arabistan’a yönelik saldırılarına yanıt olarak Mekke Anlaşması kapsamında İslamabad’dan gelecek bir askeri tepki konusunda herhangi bir görüşme yapılmadığını belirtti.

Öte yandan Pakistan Dışişleri, “zamanı geldiğinde” Pakistan’ın harekete geçeceğini de ekledi.

Pakistan Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü Saccad Haydar Han, haftalık basın toplantısında, İslamabad’ın Türkiye ve Suudi Arabistan ile imzalanan ortak savunma anlaşması kapsamındaki yükümlülüklerini nasıl yerine getirmeyi planladığına dair bir soruya yanıtladı.

Han, “Şu anda bu konuda herhangi bir görüşme yok… Zamanı geldiğinde anlaşma kapsamında harekete geçeceğiz,” dedi.

Geçen ay imzalanan ortak savunma anlaşması, üç ülkeden herhangi birine yönelik silahlı bir saldırının, üçüne de yönelik bir saldırı olarak kabul edileceğini öngörüyor.

Bu soru, Yemen’deki Husilerin (Ensarullah) bu hafta Suudi şehirlerine ve enerji ⁠altyapısına saldırması üzerine gündeme geldi.

Reuters, İslamabad’ın Tahran’ı, “Suudi Arabistan’a yönelik saldırılarını yoğunlaştıran Yemenli Husi müttefiklerini dizginlemesi konusunda uyardığını” bildirdi.

Yine Reuters‘ta yer alan habere göre, ​Suudi yetkililer ile Pakistan ve Türk ordularından üst düzey temsilciler, Husi saldırılarına verilecek yanıtı koordine etmek üzere Riyad’da bir araya geldi.

Taraflar, birliklerinin Yemen’e girmemesi ve verilecek herhangi bir yanıtın Suudi Arabistan topraklarından başlatılması konusunda anlaştı.

ABD ile İran arasındaki çatışmada arabuluculuk da yapan Pakistan, bu saldırıları kınadı fakat savunma anlaşmasının hükümleri uyarınca nasıl tepki verebileceğine dair ayrıntı vermedi.

Han ayrıca, Washington’un küresel enerji arzını da aksatan bölgesel kargaşayı kontrol altına almakta zorlanırken, Mekke İttifakı’nı genişletmeye yönelik herhangi bir planın bulunmadığını belirtti.

Bu arada Ensarullah, Yemen’in güney batısında, Bab el-Mendeb boğazına yakın sahil kenti Muha’yı ele geçirdi.

Okumaya Devam Et

Çok Okunanlar

English